İş dilinde konuşmamak

Burak sabah koşusunu yaparken aklına internet üzerinden satışları artıracak iyi bir fikir gelmişti. Bu fikrin bir maliyetinin olacağını ve bu harcamayı onaylayacak bazılarının bu fikre karşı çıkacağını biliyordu

“Üstesinden gelebilirim” diye düşündü “Üstelik markamız ve imajımız açısındanda çok işe yaracak bir şey”

Bir hafta sonra ilgili yönetcilere fikrini anlatan bir sunum yaptı. Önerdiği değişiklikleri açık ve net bir şekilde anlattı. İyi bir analiz ile kendi markalarının rakip markalarla olan durumunu irdeledi.

Herkes nazikçe dinlemiş, azda olsa ilgilerini gösterir birkaç soru sormuşlardı. Finans Direktörü Füsun ona gelecek hafta döneceklerini söyledi.

Heyecanlı bekleyiş sonrasında Füsun bu öneriye bütçe ayıramayacaklarını belirtti.

“Şu anda internetten satışlarımızı artırmak birinci önceliğimiz değil” dedi.

Burak çok bilinen bir hata yapmıştı: Yöneticilerinin istediği dilde konuşmamış onların değer verdiği şeylere odaklanmamıştı.

Burak eğer iş dilinde konuşsaydı başarma olasılığı daha yüksek olacaktı. Örneğin “Internet sitemizin yapısı sebebi ile gelen müşterilerimizin %30’u hiç bir şey almadan siteden çıkmaktadırlar. Bunun anlamı kişi başı 100 YTL’den her ay 100.000 YTL kayıp anlamına gelmektedir.” Eğer bu şekilde satış kaybını sunumunun merkezine koysaydı tüm ilgiyi yakalayabilirdi.

Ne yapmak lazım?

Yapacağınız pazarlama aktivitelerinden çok sonuca odaklanmak. Eğer pazarlama odaklı kişilerle konuşmayacaksanız pazarlama materyallerinede ihtiyacınız yoktur. Yapacağınız her işin sonuçlarını sunacak şekilde hazırlanmanız gerekir. Örneğin öneriniz yeni bir tip broşür ise bunu talep ederken bu broşürü satışları artıracağı, satış artışının nakit girişini hızlandıracağını ve böylece firmanın yıl sonunda hissedarlarına söz verdiği gibi %3 büyüyeceğini belirtmeniz gerekir.

Pazarlama aktivitelerinizi önceliklendirmenizde çok önemli. En büyük katkı sağlayacak olanları öne çekmeniz lazım. Elinizdeki kısıtlı kaynakları doğru kullanmanız çok önemli.

Doğru yerde doğru kararı alıp almadığınızı test edin. İddia etiğiniz sonuçlara ulaşıp ulaşmadığınızı neden ulaşamadığınızı mutlaka izlemelisiniz. “Doğru öngörü” iş dilinde konuşmanın anahtarıdır. Sakın iş dilinde konuşmak “kafadan atmaktır” diye yanılmayın.

Diyelimki bir gazete içi ilan vermek istiyorsunuz. Şöyle diyebilirsiniz ama doğru olmaz: “Gazete içi ek için 50.000 YTL harcayacağız”. Bunun yerine aynı şeyi söyle söyleyebilirsiniz: “ Gazete içi ek’e yapacağımız 50.000 YTL yatırım ile %10’luk bir geri dönüş sağlamayı planlıyoruz.”

Burada bitmiyor tabiki. Her şey birbirine bağlı. Borsacılar ise analizleri, raporları okurlar sizin pazarlama aktivitelerinizi izlerler ve bunu finansal bir dile dönüştürürler. Örneğin “Agro firması yeni çıkardığı X markası ile pazarda %3’lük bir pay hedefliyor. Bu aynı zamanda yeni reklam kampanyasına başlamış olan Y firmasının hisselerinde de hissedilir bir düşüş yaşanacağı mesajını veriyor” gibi.

Eğer iş dilini doğru kullanırsanız sizden başlayıp diğer kurumlara kadar giden doğru bir dalga yaratma şansınız yüksek olur.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.