Ofis politikaları ile yaşamak

Önemli olan bir şirkette iyi yer tutmaktır. Bunun yolu ise şirket içi politikaları iyi analiz edip algılayabilmekten geçer. Eğer bunu yaparsanız doğru davranış şekillerini ve stratejilerini geliştirebilirsiniz.

Bir çok işyerinde çevrenizdeki insanlarla iletişim içinde ve onlarla beraber çalışmak zorundasınızdır. Eğer birlikte çalıştığınız insanlarla ilişkilerinizi ne kadar iyi kurarsanız o kadar iyi bir şey yapmış olursunuz. Şirket içi Red Kit’ler(yalnız kovboylar) yine Red Kit’teki gibi sürekli bir yerde kalamazlar ve diyar diyar gezmek zorunda kalırlar.

Hele bir şirket içindeki herkes diğerlerine yüzünü döner ve aynı iletişim kaygısı doğrultusunda elinden gelen gayreti gösterirse işte gerçek mutlu şirket ortamı budur diyebiliriz.

Ama bazen yaptığı işi çok iyi yapmasına rağmen şirket içi ilişkilerinde zorlanan kişiler görebilirsiniz. Ve bazen gerçekten işinizi yapmaktan daha zordur diğerleriyle iletişim kurmak. Bunun sebeplerinden birisi kişilerin farklı sadakat seviyeleridir. Şirkete duydukları sadakat birbirine yakın insanlar arasında iletişim daha güçlüdür çünkü duygu ve düşünce paylaşımı daha fazladır.

Öte yandan aynı muameleye tabi tutulduğunu düşünenler arasında iletişim güçlüdür. Kayırıldığı düşünülen yada yönetime fazladan yakın olanlarla diğerleri arasındaki iletişimde samimiyet açısından sıkıntılar gözlemlenir. (Bu yazımı okuyan bazıları bunu çok iyi bilirler:)

Bazen kişisel egolar sebebi ile şirket içinde asalet tabakaları oluşabilir, eğer yönetim bu hiyerarşiyi yataylaştıracak gayreti göstermezse asil ve köle grubu(pazarlama ve operasyon) diye gruplaşmalar iletişimi ikiye ayırabilir.

Yine bu şekilde üst yönetim ile astlar arasında olması gerekenden fazla uzaklk ya da samimiyet ki buna laubalilik diyebiliriz doğru iletişime engel olacaktır.

Bilmeniz gereken şudur;

Biz buna “durumu okumak” deriz. Yani mevcut durumu iyice anlamak. Şirket içinde yaşanılan şeylerin hangilerinin politik hangilerinin olmadığını öncelikle çözmeniz gerekir. Bazı şirketlerde ağlamayana meme vermezler(ciddi örneklerini gördüm:) ve bu sebeple siz sürekli yükselme talebinizi yaparsınız ve sonunda pes ederler, bazılarında ise bu tamamen patronun inisiyatifindedir, bazılarında ise tamamen kurallara bağlanmıştır.

Eğer durumu doğru olarak algılasanız zaten ona göre doğru pozisyonu rahatlıkla alabilirsiniz. Bazı çalışanlar yalnız bazıları ise birlikte çalışarak daha faydalı oluyorlarsa bunu ayırt edebilmeli ve ona göre görevlendirmeler yapabilmelisiniz.

Bazen sizinle bir şeyler yapmalarındansa başkaları ile daha iyi yapabilecekleri işlerde kişileri doğru kişi ile bir araya getirmekte bir meziyet olacaktır. Çalışanlarınızın kariyer hedefini destekleyici başka birime tranfer olmalarını desteklemeniz buna örnek verilebilir.

Bazen kendinizi dışlanmış hissedebilirsiniz ama bu hayatın kendisidir aslında. Siz duruma uygun hareket etmeye devam etmelisiniz. Şirket içi grupların parçası olmayı işinizi doğru yapmanın önüne geçirmemelisiniz.

Bazende şirketlerde politika yapmak iş yapmanın gerçekten önüne geçer. Sizin için öenmli olan kendinizi en iyi ifade edebileceğiniz, işiniz ve konunuzda doğru olanları yapabileceğiniz alanları kendinize yaratabilmenizdir. Bunun yolu çoğunlukla ilgili kişilerle doğrudan konuşmalara dayanır. Yani politik bir durumda ilgili kişilerle konuşmak işe yaramıyorsa amirlerinizle ya da diğer yöneticilerle konuşmalı, onalara durumu anlatmalısınız.

Politik durumlarda sizden daha tecrübelilerle nasıl davranacağınızı paylaşmanız yerinde olacaktır.

Kadınlar için işler biraz daha zor. Çünkü yılardır oluşturulan yapılar ve edinilen alışkanlıklar “erkek egemen yapılar” oluşturmuş durumda.Maalesef bunun sıkıntısını hepimiz yaşamakla beraber parmak şıklatma ile düzelebilecek bir durum değil maalesef. Bu geçiş dönemi sancılı olacak ama daha dengeli bir hale geleceği muhakkak.

Şirket içi politik durumların en zorlarından birisi olan cinsiyet çatışmalarına kısaca değinmek istiyorum. Malesef uzun bir süre erkek egemen şirketlerde bayanların varolabilmeleri için “erkekleşme” ya da “erkek gibi davranma” moda idi. Saçların kısa kesilmesi, pantalon giyimini artması vb. buna örnek verilebilir. Bence en anlamlısı bayanların başarıları ve iş bitirmeleri ile sessizce kendilerine duyulan güveni artırdıkları ve yükseldiklerini gördüğüm tecrübelerim oldu.

Aslında yazacak çok şey geliyor aklıma çok uzun olmaması için burada kesiyorum. Ama devam edeceğim…

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 + 10 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.