Sessiz Devrim

Sanayi devrimi tüm hayatımızı değiştirdi. Değişen disiplinler, mantık ve bilim son dönemde çip üretiminden gen konusundaki çalışmalara kadar bir çok alandaki problemlere çözüm olurken yeni açılımları karşımıza getirmeye başladı. Tüm bu gelişmeler karşısındada iş dünyasının “sessiz bir devrime” doğru gittiğide bir gerçektir.

Artık makine seslerini duymuyoruz. Artık pencereden dışarıya, uzaklara bakarak çocuklarımızın geleceğini, kendimizi, ve belkide gündelik hayatımızı nasıl değiştreceğimiz yönünde ekstra bir şeyler aramıyoruz. Sessiz devrim insan değeri üzerinde yükseliyor. Bu tamamen insanların bilgi, beceri, yetenek ve işbirliği becerileri üzerinde yükselen bir değer.

Ve sessiz devrim çok yakında. Her yönetim seviyesini etkileyecek. Bu yeni dünya sandığımızdan çok daha yatay bir dünya olacak(ast-üst ilişkisinin azlığını kastediyorum). Eğer bilgi size milisaniyelerle geliyorsa mesafe önemli değildir. Bu yüzden hem mesafe hemde zaman kavramını yeni yaşamımızda daha farklı değerlendirmek zorundayız.

Aslında birçok firma bu değişime ayak uydurmaya başladılar. Öncelikle yönetimsel anlamda değer zincirinin başından sonuna elden geçirmek gerekiyor

Yönetim demek eskiden şirket içi katmanların kontrol ve yönetimiydi. Artık değer zincirini birebir etkileyen bilgi-zengin yöneticiler anlamına geliyor.

Mal-ürün, arz ve talep ile belirlenen bir fiyat ile satılanlar anlamındaydı. Artık bu sözü kimse sevmiyor ve hatta aşağılayıcı buluyor. Değiştirilemez ve yerine koyulmaz bir şeylerin ortaya çıkarılması ve bu süreçte yer almak anlamlı.

Aracılar ise üretenden ürünün alınıp tüketiciye ulaştırılmasını sağlayanlar idi. Şimdi ise çift yönlü olarak hem üünü ulaştırma hemde müşteri geri beslemelerini ve deneyimleri üreticiye geri döndürme misyonu var.

Stratejinin amacı rakiplerinden pazar payını kapmak ve onları yenmekti. Şimdi ise yeni fırsatları tanımlayabilmek, büyüme ve gelişme imkanlarını bulmak, müşteirbazında kontrolü ele almak oldu.

Üst yönetimin rolü bugüne kadar pastadaki payını en yüksek tutmaya çalışmaktı. Şimdi ise hem iç hemde dış motivasyonu koruyarak büyümeyi sağlayacak yeni işbirlikleri kurmak.

Bu konudaki ne önemli düşünürlerden biri olan Peter Drucker, pastadaki payı büyütmektense boş alanlarda yeni pastalar yaratmanın öneminin altını çiziyordu.

Özetlemek gerekirse “başarılı uygulama demek, boş bir alanda yer almak için uygun kaynakları bir araya getirerek, yatırım yapmak ve sonuçları sürekli ölçümleyip yönetmektir. “ demiş Peter Drucker.

Eğer Sessiz Devrim bir şeyleri değiştiriyorsa acilen ve belirli aralıklarla kendinize sormanız gereken bazı sorular vardır;

  • Müşterilerimin beklentileri ile uyuşmayan noktalar var mı? Bu beklentileri nasıl karşılayabilirim ve ne sonuçlar beklemeliyim?
  • Bu ihtiyaçları karşılamak için nasıl yatırımlar yapmalıyım? Gelecek için hangi kaynaklarıma nasıl yatırımlar yapmalıyım?
  • Firmamın beni değerli kılan yapabilirleri nelerdir? Bunu nasıl geliştirebilirim? Doğru insan, ofis, araçlar vb.
  • Müşteriye en iyi hizmeti götürebilmek için değer zincirimdeki zayıf halkaları güçlendirebilirim?
  • Şirket içi doğru kararları anında alabilmek ve diğer karar mekanizmalarınında hızlı işlemesini nasıl sağlayabilirim?

Güven en kritik şeydir ve size güven duyulmasını sağlamak için gayret sarfetmeniz gerekir.

 

 

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

10 − two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.