Aylık arşivler: Aralık 2008

Atatürk, Mark Rothko ve Google

Bazen yaptığımız planlar, ürünler ve süreçler kullanışsız, hantal yada karmaşık olurlar. Bir şeyler ya eksik yada fazladır. Ve biz ancak içimize sindiğinde bir şeyleri iyi yaptığımıza inanırız.

Peki neden bir çok şeyi karmaşıklaştırıyoruz yada zorlaştırıyoruz?

Hande bir sonraki slayta geçince Rüçhan daldığı hayallerden sıyrıldı, küçük bir esneme ile toplantıya geri döndü. Stratejilerini gözden geçiriyorlardı. Strateji dokümanı titizlikle hazırlanmış, çok iyi araştırılmış, olabildiğince karmaşık ve anlaşılmazdı. Rüçhan, emin olmadığı halde neden bu maddeleri onayladığını geçirdi içinden. “Ne farkeder” dedi. “Nasılsa 3 ay sonra anlaşılmaz strateji dokümanının yeni versiyonunu gözden geçireceğiz.”

Proje toplantılarında buna benzer şeyler yaşanıyordu. Yöneticiler yerine mühendisler, strateji planı yerine proje planı, yine aynı karmaşa ve anlaşmazlık ve 3 ay sonra tekrar üzerinden geçilecek olan gerçekleştirilemez bir proje planı.

Bazen yaptığımız planlar, ürünler ve süreçler onları yapanlar tarafından bile anlaşılmayacak karmaşıklıkta olabiliyor. Gereksiz karmaşıklık birçok şirketin içine sinmiştir. Hatta bu alışkanlık kişisel programlara ve işlere kadar yansır. Gönderdiğimiz epostalar karşımızdakinin okumayacağı kadar uzun, anlamayacağı kadar karmaşık ve zor olabilir.

Efektif planlar, kullanışlı ürünler ve uygulanabilir süreçler basit ve zariftir. Ancak bazen kaliteyi kompleks olma ile, tam olmayı da detaycılıkla karıştırırız.

Benim basit ve şıklıkla ilgili olarak nitelendirdiğim birkaç örnek var:

Atatürk’ün Gençliğe Hitabı – Sadece bir sayfa ile bu kadar çok anlaşılır mesajın verilmesi gerçekten muazzam

Mark Rothko’nun resimleri güzellik ve basitlik paradigmalarını anlatır.

Google– sitenin tasarımına göz atın ve şirketinizin web sitesi ile karşılaştırın. Dünyanın en çok ziyaret edilen sitesindeki tasarımın basitliği ve şıklığını düşünün.

Bazıları az bir şeyle çok şey başarırken bizler neden işlerimizi, hayatımızı karmaşıklaştırıyoruz?

Karmaşa alışkanlığımız

Bazıları Ürün Geliştirme veya Stratejik Planlama departlarında çalışırlar. Özellikle bu birimlerde çalışanlar problem çözmeyi severler ve problemler yeterince zor değilse keyif almazlar.

Yanlış problemi çözme

Müşterilerimiz mutsuz olduğunda HEMEN ya ürünlerimize yeni özellikler ekleriz yada yeni ürünler çıkartırız. Halbuki müşteri hizmetleri servisinde küçük bir düzeltme bu problemleri giderebilecektir belkide. Gerçek problemi çözmemiz lazım.

Liderlik Eksiği

Bazen sadece üst yönetciler kızmasınlar yada kızgınlıkları geçsin diye bir şeyler yaparız. Ve hatta yaşanan problem çoğu zaman onların suçları olmakla beraber onların liderlik zaaflarını karmaşık işlerle örtbas etmeye çalışırız.

Basitlik, şıklık ve etkinlik sizinle başlar. Çevrenizdeki basit ve şık şeylere artık daha fazla dikkat edin ve sizde doğru dalgayı yakalayın.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Neden ilk önce Yıldız Oyuncular kaçar?

Businessman with binoculars spying on competitors.

Sanki saatin akrebinin tekrar aynı yere gelmesi gibi her yıl şirket içindeki “yıldız oyuncular” artık gitme vakti geldiğini düşünürler.

Çalıştığım oldukça büyük bir firmada hem pazarlama tarafı hem de teknik taraf neredeyse aynı zamanlarda bu psikolojiye girerlerdi. Aslında yapılan araştırmalar çok hoş olmasada bir şirketin genel kazancını toplam çalışanın %20’sinin kazandırdığını göstermekteydi. Diğer %80 yine çok önemli olmakla beraber daha çok destekleyici ve tamamlayıcı çalışanlardan oluşur. %20’lik grup genellikle “yıldız oyunculardan” oluşur, bu çalışanların yerine adam bulmakta zordur, yaptıkları işi yapmakta.

Üstelik şirketlerde yukarıda bahsettiğim hareketlenme genellikle bu %20’ye girenler arasında olur. Neden yer değiştiriyorlar derseniz birkaç sebep söylenebilir;

  • Para
  • Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması
  • İşin çok heyecanlı ve riskli olması
  • Firmanın kötüye gidişi

Biraz bu nedenleri açıklamaya çalışayım ama bu maddelere daha onlarcasını ekleyebilirsiniz. Sadece ben kendi tecrübelerime dayanarak 4 madde ile sınırlıyorum yazımı.

Para

İyi adamlar daha fazla para kazanabileceklerinin de farkındadırlar. Özellikle enflasyonist bir ülkede para en önemli belirleyicilerden biridir. Bu yüzden aynı şirkette kalıp enflasyon oranında bir artış yerine ünvan, fayda ve ücret artışını yakalamayı isterler. Ayrıca şirketler arasında ücret standartı gibi bir uygulama olmadığından özellikle uluslararası firmalarda yöneticilik yüksek ücret anlamına gelmektedir.

Şirketler bir hata yaparlar, ödeyebilecekleri minimum maaş bütçesi üzerinden ve yapacakları zam(enflasyon oranı) üzerinden plan yaparlar. Aslında ödeme potansiyellerine ilişkin bir fonu her zaman yedekte tutmakta fayda vardır. Çünkü sektördeki ücret artışı enflasyon yada ekonominin genel gisişinden bağımsız daha yüksek olabilir.

“Yıldız oyuncular” değerlerini bildikleri için tatmin olmazlarsa başka yere kayarlar.

Yapacak bir şeyinin kalmaması, heyecanının azalması

Monotonluk insanı tüketir. Sürekli ve uzun süre aynı işi yapan biri bir süre sonra sıkılıp başka şeyler peşine düşecektir. Aslında uzun süre ve sürekli yapmaktan dolayı işi ile ilgili “yıldız oyuncu” olmuştur. Ama o öyle düşünmemektedir.

Bu tipteki çalışanlar tünelin sonundaki ışığın üzerine gelen trenini ışığı olduğunu düşünmeye başlarlar giderek.

Eğer yöneticiler özellikle bu tipteki çalışanlarının hedeflerini, nasıl motive olduklarını ve huylarını ve özellikle ne düşündüklerini bilmiyorlarsa onları kaybetme eşiğindedirler. Bunun yolu; konuşmak, arkadaş gibi yaklaşmaktır. Ona farklı sorumluluklar vererek hayatını renklendirmek ve belki hedeflere yönlendirmek iyi bir çözüm olabilir.

İşin çok heyecanlı ve riskli olması

Burada bahsettiğim insanlar tembel olmayan insanlar. Üstelik bürokrasiden, işbirliğinin olmamasından, dedikodudan, belirsiz hedeflerden vb. sıkılmış insanlardır. Bu insanlara sadece “yap” diyerek iş bitirtmek zordur, gerekli malzemeyi, yetki ve sorumluluğu vereceksiniz. Hadi bunları vermediniz çalışan bir savaşır, iki savaşır, üç? Uçar gider çünkü onun hayatını çok riskli bir hale getirmişsiniz demektir.

Çalışanlar çoğu zaman sıkıntılarını dile getirmezler. Biriktirirler ve bir noktada patlarlar. Ama akıllıca açık kapı politikası izler ve birazda onlara yakın durursanız “tek taşla iki kuş vurma” şansınızı artırırsınız. Ayrıca kendilerine ilişkin çözüm önerilerini yine onlara sorabilirsiniz. İnsanları kaybetmek gerçekten çok kolay ama kazanmak zordur unutmayın.

Firmanın kötüye gidişi

Eğer firmanın üst yönetimi firmanın hedeflerine ulaşmasını sağlayamıyor, firmanın zarar etmesine sebep oluyorlarsa problem var demektir. Her ne kadar herkes enflasyonist ortamda para ile motive olur diye düşünsekte kazın ayağı her zaman öyle olmuyor. Çalıştığım bir danışmanlık firması çağırdığı konuşmacıları, biraz konuları çok az değiştirdiği için popülaritesini giderek kaybediyordu. Danışmanlık ve eğitim işinde de sizin günü yakalamanız geliştirmeniz ve şirketin sektör liderleri içerisindeki yerini korumasını sağlamanız gerekir.

Ben sadece 3-4 örnek verebildim, sizlerinde “yıldız oyuncuların” kaçmasına ilişkin görüşleriniz varsa buraya yorum olarak gelsin, hoş gelsin, sefa gelsin.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Korkularla yüzleşmek – Yetişkinin okula dönüşü

Son dönemde verdiğim eğitimlere orta yaş üstü, eski yönetici kişiler katılmaya başladılar. Bu kişilerin neden eğitim aldıkları konusunu biraz eşelediğimde geçmiş tecrübenin kişide daha fazla bilgilenmek ve kendini yetiştirmek konusunda hiçbir zaman geç kalınmadığı düşüncesine sahip olmayı getirdiğini görüyorum. Bazıları geçmiş dönemdeki bilgilerini güncellemek, biz eskiden böyle yapıyorduk bakalım şimdi nasıl yapılıyor diye yaklaşıyorlar. Bende çok yeni olmadığım için hem onların geçmişlerinden ki benim acemilik dönemlerim oluyor, örnekler verebiliyorum hem de güncel teknikleri ve yöntemleri konuşuyoruz.

Bazılarında yeni kuşakla boğuşmanın verdiği yorgunluk ve her geçen gün zorlaşan mücadele ile nasıl baş edeceği korkusunu görüyorum. Eğitim esnasında gençlerde olduğu için hem onları dinliyorlar hem de kendi işlerinde gençlerin yüzlerine söyleyemedikleri şeyleri açık açık konuşuyorlar.

Aslında tecrübeleri ve bilgileri açısından bakıldığında emsalsiz hazineler ama maalesef bizim kültürümüz ya da yaşantı tarzımız başarılarımızı ya da başarısızlıklarımızı açık açık söylemeye, başkalarının bunlardan ders çıkarmasına yönelik organize bir bilgi üretmeye yönelik olmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Biz gündelik toplantılarımıza bile hazırlıksız gitmeye, toplantıda çalışmaya çok alışmış durumdayız.

Bu yüzden eğitimlerin esnasında bu yetişkinlerin tecrübelerini onların ağzından alabilmek ve diğer katılımcıların faydalanmasını sağlayabilmek için onlarca örnek doğaçlamaya ve örnek olaylar bulmaya çalışıyorum. Eğer ilgili konuyu tetikleyebilirseniz çoğunlukla tecrübe+ego işbirliği ile kelimeler ağızlardan dökülüveriyor.

Sizlere önerim şu olacak;

Şu andan itibaren yaşadığınız her şey sizin yaşam ve iş tecrübenizdir ve bunların birilerine faydasının dokunmasını istiyorsanız, bu bilgilerinizin bazı hataların yaşanmasına engel olacağını düşünüyorsanız ihmal etmeyin ve kısa notlar alın. Blog ya da wiki yapın demiyorum ama bir tane küçük deftere fark ettiklerinizi, aldığınız dersleri vb. birkaç kelime ile not almanızın uzun vadede ne kadar çok işe yarayacağını göreceksiniz.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Kriz dönemlerinde projeler

Kriz dönemlerinde bazı projeleri kötü gittiği ya da gitme olasılığı olduğu için iptal ediyor olabilirsiniz.  Fakat iptal edene kadar da tüm cesaretinizle kurtarmak için elinizden geleni yaptığınızı düşünüyor musunuz? Bazen bir projeyi iptal etmek kolayken bazen değildir.

Burada 3. bir tercih gündeme gelir hem devam etmesi gerekliliği hemde iptal edilmesi durumu. İşte o zaman yeniden başlarız.

Bazen projeler takılıp kalırlar. Ne ileri nede geri giderler. Eğer yapabiliyorsak iptal ederiz ama bazende hala umut var diyerek devam ederiz. Her zaman projede problem yaratan tüm bileşenleri bilemeyiz, gecikmeye yada yavaşlamaya en çok sebep olanlar üzerinde dururuz, ve bu sebeplede proje ya hüsranlıkla yada hatalarla biter.

Bazen bir projede ısrar etmek yada iptal etmek yerine üçüncü tercih “tekrar başlatmak” olmaktadır. Yeniden başlatmak öncelikle elimizde ne olduğuna bakmak, yeniden organize etme ve atamaları gerçekleştirmek, sorumlulukları tekrar dağıtmak ve planlamayı tekrar yapmaktır. Yeni bir enerji ve hareket getirmesine rağmen aynı zamanda da acı vericidir.

Yeniden başladığınızda herşeyi masaya yatırın. Yeni bir vizyonla, yeni bir liderlik, yeni ekip yapısı, yeni planları sunun. Yeniden başlatılan proje turbülans yaratır. Buda aslında neden işe yaradığının göstergesidir. Bunu öğrenmek için Kuzey Atlantik’e bakmamız gerekir.

Kutuplar körfez akıntıları doğrultusunda yer alırlar. Körfez akıntıları geçtikçe bölgeyi ısıtacak dev anaforlar oluşur.

Doğada yaşayan sistemler türbülans ile gelişirler.

Projenin yeniden başlatılması türbülansa yol açacaktır. Yeniden başlatılacak olan proje olmanın şartları:

• Sürekli program gecikmeleri ve bütçe aşımları.

• İptal yada hatanın organizasyonu korkuttuğu durumlarda.

• Başarı için tam ve kesin bir birliktelik olmadığında.

Başarılı yeniden başlamanın 3 anahtarı;

  1. Başlamadan deneyin
  2. Otobanda trafiğin en yoğun olduğu zaman direksiyon çalışmak tehlikelidir.
  3. Kendinizi suçlamayın

Bazıları o işten uzak tutulduklarında problemin kendilerinde olduklarını düşünürler. Genellikle değildirler. Bazen yeni yüzler türbulansı başarmak için bir tercih olabilir. Problemlerin sistematik ve kişisel olarak algılanmadan görüşülmesi gerekir.

Yardım isteyin

Daha öğrenilecek çok şey olduğunu unutmayın ve gerekiyorsa yardım isteyin.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Çapraz Ateşte Kalmak

Diyelim ki bir şirketi, ekibi ya da departmanı yönetiyorsunuz. Sizinle çalışan 2 kişi birbirleri ile çatışma içindeler. Gelen raporlar birbirlerini suçlar nitelikte. Ne yaparsınız? Onlarla dövüşür müsünüz? Onları durdurur musunuz? Her ikisine de ateş açar mısınız?

Mehmet, Elvan’dan gelen mektubu aldığında biraz yüzü asılmıştı. Zarfta “Gizlidir” ibaresi vardı. “Yine mi?“ dedi içinden. “Selim ile Elvan arasında sürüp giden çatışmaya ilişkin bir not daha” diye düşündü. Okuması gerektiğini ama ciddi zaman kaybı olacağını düşünüyordu. Derken telefon çaldı ve kimin aradığına bakmadan telefonu kaldırdı “Merhaba, ben Mehmet”

Arayan Selim’di. “Gördünüz mü? Bu gerçekten çok fazla oldu. İnanamıyorum…”

Mehmet, Selim’i durdurdu. “Biliyorum, tekrar etme. Ne e-posta ne de yazı göndermenizi istemiyorum. Şimdi çık ve güzel bir yürüyüş yap. Yarın her ikinizle beraber bir toplantı yapacağım ve bu çocukça çekişmeyi geride bırakacağız.” dedi.

Mehmet, iki yöneticisi olan Elvan ile Selim arasında kalmıştı. Şu aşamada Mehmet 2 tane doğru şey yapmıştı: Barış yapılmasına ilişkin niyetini göstermiş, Selim’in karşı ateş açmasını engellemişti.

Şimdi hem elemanlarını kaybetmemeli hem de işlerin yürümesini sağlamalıydı. Ne yapılabilirdi;

Harekete geçin

Çatışmanın devam etmesine müsaade etmeyin. Siz harekete geçmezseniz çatışmayı teşvik etmiş olursunuz. Çatışmayı neyin ortadan kaldırabileceğine odaklanın.

Ateşkes ilan edin

Öylelikle durumu daha karmaşık hale getirmekten kurtulursunuz.

Kendi rolününüzü değerlendirin

Eğer iki kişi kişisel bir çatışma içindeyse ve siz bu çatışmanın parçası olarak kendinizi görmüyorsanız, parçası değilsinizdir. Ama tek çözüm noktasıysanız kaçarınız yok demektir.

Kolaylaştırıcıları devreye alın

Bazen danışmanlık firmaları ya da diğer departmanlar tarafsız göz olarak bazı olayları ele alıp, çözüm getirebilirler. Kendiniz denemeyin. Bunu bir diş hekiminin diğer diş hekimine gidişi olarak düşünün.

İlk toplantıyı açıklayıcı yapın

İlk toplantıda çözüme gitmeyi hedeflemeyin. Önce ne olup bittiğini iyice masaya yatırılmasına gayret edin. Büyük olasılıkla her iki çalışan da kendi haklı bakış açılarını dile getireceklerdir. Bakış açılarını objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışın.

İki kişinin çatışması diğerlerine örnek olabilir. Yaşanan çatışmanın sebep ve çözümünün şirket içerisinde emsal kabul edileceği anlamına gelebilir. Bu yüzden çözümlerin kalıcı ve doğru olması çok önemlidir.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Uyanık Süpermarketlerin Kurnaz Taktikleri

supermarketSüpermarketlerin bize alışveriş yaptırmak için uyguladıkları taktikleri biliyor musunuz?

Zaruri ihtiyaç maddeleri (özellikle ekmek) marketin en uzak köşesine konuyor ki onu almaya gidene kadar
yolda diğer ürünleri görebilin.

Marketlerde doğal olarak sağ taraftan gezmeye başlarsınız.(Çoğunluk sağ elini kullanan insanlardan oluşuyor.) Bunu değerlendiren market sahipleri en pahalı ürünleri en sağa koyarak sola doğru en ucuz ürünleri koyarlar. Böylece alışveriş kararlarınızı maksimum düzeyde tutarlar. Ayrıca ürün promosyon ve tanıtımları ürünlerin sağ tarafına konan etiketlerle daha hızlı gösterilebilir.

Gerçekçi olmayan fiyatlamalar. 10 YTL yerine 9.90 YTL gibi. Amaç bu sayıyı yukarıya yuvarlayarak düşünme süremizi artırmak. Hemen karar vermememizi sağlamak. Yapılan bazı araştırmalarda kararı ilk basamaktaki sayının belirlediği de saptanmış.

Ne alırsan 1 YTL manmtığı ise marketlerde büyük bir kafes şeklinde bir yerde karmakarışık ürünlerin atılması ile yapılır. Amaç karışık bir yerde ürün arayanların diğer müşterilerinde dikkatini çekmesini sağlamaktır.

Eğer müşterileri yavaşlatmak istiyorsanız ayna kullanırsınız. Özellikle tekstil bölümlerinde müşterilerin ürünleri üzerlerinde denemeleri ve vakit geçirmeleri istenir.

Koridorlar – Özellikle erkekler sadece almak istedikleri ürünlere yönelirler sonrada aynı şekilde geri dönerler. Satış literatüründe buna “bumerang etkisi” deniyor. Süpermarketler bu şekilde tüketilen ürünleri genellikle ürün koridorlarının en ortasına koyarak maksimum ürün göstermeye çalışırlar.

Avrupa’da bazı marketler bebek-çocuk bölümünde bebek kolonyası yada pudrasını havalandırmanın orada açarak gelenlere yeni doğumu çağrıştırıp rahatlamalarını sağlamaktalar.

Sepet birden fazla şeyin alışverişinin yapılabilmesini teşvik ettiği için hemen giriş kapısının yanında tutuluyor.

Sabahları taze ekmek kokusu tüm gün taze ekmek olacağı ve diğer saqtılan ürünlerinde tazae olduğu öngörüsü yaratıyor.

Hiçbir koridorunun sonunda ürünsüz bir yer olmaz. Müşteri ile ürünler arasında sürekli göz kontağı sağlanıyor.

Avrupa ve Amerika’da koridorların sonunda sağ tarafa çeşitli ürünler hakkında bilgi veren monitörler yerleştirilmeye başlanmış.

Yürüyen merdivenler katlı mağazalarda katlar arası geçişi kolaylaştırıyor. Çıkış ve inişlerde sizi mutlaka mağazaların yada standların önünden geçirecek şekilde dolaştırıyorlar.

Yerlerde anti statik madde kullanılarak müşterilerin elektriklenip sinirlenmemeleri sağlanıyor.

Bazı marketler özellikle Amerika’da bir köşeye çocuklar için oyun alanı yaratıyor ve anne-babanın rahat alışverişi yapmasını sağlıyor.

Bazı restaurantlar yermek kokusunu sokağa vererek insanların canını çektirmeye çalışırlar. Marketlerdeki kozmetik bölümleride bedava makyaj yada parfüm denemeleri yaptırarak bu tarafımızı tetiklemeye çalışırlar.

Göz hizanıza koyulan ürünler için satıcı firmalardan ekstra prim, iskonto ve ücretler alıp fiyatları daha düşük tutabilirler. Ayrıca merdiven, kasa önü gibi insan gözünün değdiği her alanı değerlendirirler.

Sezon kapanışı, tadilat vb. bahanelerle müşterilerin ucuz zaafları tetiklenir.

Ödeme yaptığınız anda size çeşitli broşürler ve özellikle kendi broşürlerini vererek sonraki alışverişinizi ayarlamaya çalışırlar.

Marketlerin tam girişinde çok güçlü ve büyük bir poster yada ürün satışı görebilirsiniz. Bunun amacı sizi ilk girişte biraz olsun durdurmaktır.

Açık mor renk insanlara para harcattıran renk olarak kullanılır.

Popüler ve çok satılan ürünlere daha kolay erişiminiz sağlanır. Popüler ve talep edilen ürünlerin yaklaşık tüketim süreleri düşünülerek müşterinin bir sonraki gelişinde neyi talep edeceği kestirilmeye çalışılarak mağaza düzenleri dinamik olarak değiştirilir.

Tekrarlayan sloganlarla sizdeki imajlarını sürekli güncel tutmaya çalışırlar. Dikkat edin kapı girişlerinde yada promosyon duyurularında aynı dil hakimdir.

Büyük alışveriş merkezlerinde tuvalet, mescit ve dinlenmek için oturaklar kullanılır ki müşteri hem başka ihtiyaçlarını karşılayabileceğini bilsin, gerektiğinde dinlenebilsin hem de alışveriş konsantrasyonunu dışarı çıkarak kaybetmesin.

Pahalı bölümlerde küçük yer karoları kararın hızlı verilmesini sağlarken büyük yer karoları yavaşlatmaktadır.

Fast food firmalarındaki hızlı müziğin aksine içeride çok kalınması istendiği için ya çok yavaş yada hiç müzik çalınmamaktadır. Çalınan müzik müşterinin rahat düşünebilmesi için söz içermez.

Erkek ürünleri üst katta olur. Bayan ürünleri katından geçerek erkek katına çıkılır ve geri dönerken yine oradan geçilir. Amaç erkeklerin bayan arkadaşlarına ya da eşlerine de bir şeyler alabilmelerini sağlamaktır.

Bazı mağazalar yere çizdikleri yönlendirmeler ile yada mağaza içi dizayn ile sizi mağazanın tamamını gezdirirler.

Sizi dış dünyadan koparmak için asla pencere konulmaz.

Ya işte böyle, şimdi marketlere gittiğinizde biraz daha dikkat edin bakalım dediklerimi yakalayabilecek misiniz?

Paylaşın:
“5onlineegitim”

İşten ayrılanların unutmaması gerekenler

Zor bir dönem geçiriyoruz ve siz herhangi bir sebeple işinizden ayrılıyor olabilirsiniz. İşten ayrılırken “acaba bir şey unuttum mu?” korkusuna karşı aşağıdaki kontrol listesine göz atabilirsiniz;

  • Muhasebeden alacaklarınızı hesaplatın.(Maaş, tatil parası, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı vb.)
  • Temettü, prim vb. konuklarda şirketiniz sizin hakkınızı zamanı geldiğinde ödeyecekse hesap numaralarınızı ilgili kişiye bırakın
  • Eğer sağlık sigortanız var ise bireysel olarak devam ettirip ettirmeyeceğinizi öğrenin. Kalan sürede sağlık sigortanızı kullanıp kullanamayacağınızı öğrenin.
  • Şirketten ayrılma belgeleriniz alın. Diğer şirkette işe gireceğiniz zaman size lazım olacak.
  • Üzerinize zimmetli olan şeyler varsa teslim edin.
  • İletişim bilgilerinizdeki değişikliği ve varsa yeni iletişim bilgilerinizi ilgili kişilere iletin. Üye olduğunuz internet sitelerindeki eposta adresinizi değiştirin.
  • Bilgisayarınızdaki eposta arşivinizi ve kendinize ait şahsi dosyalarınızı almayı unutmayın.
  • İşte nayrılma kararı aldığınızandan itibaren yapmanız gerekenleri bir yerlere not edin.
  • Veda mektubu yazın (veya yazmayın)
  • Bu işinizde referans verebileceğiniz kişiler var ise bunu onlarla paylaşın onaylarını alın.
  • Özel ve şahsi eşyalarınızı toparlayın. Kullanmayacağınız ve götürmeyeceğiniz eşyaları dağıtın.
  • İşten ayrılmanıza ilişkin uygun zamanlamayı İK departmanı ile birlikte yapın. İmzalamanız ve imzalatmanız gereken dokümanlar hakkında bilgi isteyin.
  • Devretmeniz gereken işlerin bir listesini yapın ve nasıl devredeceğinizi, anlatıp göstereceğinizi planlayın.
  • Vedalaşma ziyaretlerinizi planlayın.
  • Yeni bir iş arayacaksanız kariyer sitelerine başvurunuzu bırakın, teklifleri inceleyin.
  • Tüm yukarıdaki işler ZAMAN ister iyi planlayın.

Yukarıdaki maddeler dışında profesyonellik dışı ve etik olmayan hiç bir şeyi LÜTFEN yapmayın. Benim unuttuklarımıda bu yazıya yorum olarak gönderirseniz daha iyi bir liste oluşturmuş oluruz.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Hata yapmaktan korkmayın!

Yaşadığımız sürece hatalar yapacağız bu kaçınılmaz. Hata yapmak insan olmanın bir sonucu.

Bundan altı yıl önce şöyle bir hata yapmıştım;

Türkiye’de yerleşik oldukça büyük bir bilişim şirketi(BE) benim e-ticaret direktörü olduğum bankaya gelmiş ve “Biz cep telefonları için logo-melodi ürettik ve satmak istiyoruz” demişlerdi. Bende “Böyle bir şeyi kim alır?” demiştim. Fakat firma çok ısrarlı olunca onlara sanal pos vermiş ve satış başladıktan sonraki ilk ay neredeyse sistemimiz kitlenir duruma gelecek kadar çok satış olmuştu. Yanılmıştım fakat iyiki yanılmıştım. En azından böyle “niş” bir ürünün aslında herkesin tercih edebileceği “genel” bir ürün olabileceğini öğrenmiştim.

Eğer kendinizi mükemmel veya bir süper kahraman olarak görüyorsanız muhtemelen bir iki gün içerisinde yapacağınız bir hata ile bu düşüncenizin doğru olmadığını görecek ve hatta üzülebileceksiniz. Hata yapmak üzülesi olmaktan çok insanlığınızın bir kanıtıdır oysa. Asıl problem “hata yapmadığınızı düşünmenizdir.”

Alın size bir hatamı daha anlatayım: Yine aynı bankadayım ve beyaz eşya sektöründe kendi tabirleriyle lider bir firma ile bir proje yürütüyoruz. Bazı sıkıntılar var ve ben banka içerisindeki ilgili kişilere bu konuda detaylı bilgi içeren ve bu arada eğer firma ile bir araya gelinirse “şunu söylememiz lazım” gibisinden bilgileri yazdım. Aslında içerikte hiç bir sıkıntı yoktu ama yinede bankaya hitaben yazmıştım. Peki ne yaptım? Bu mesajı o firmadan gelen bir mesajı reply to all (hepsine geri yolla) seçeneği ile gönderdim. Yani o firmayada gitti. Tam bir rezalet ama bir daha asla “kime gönderdiğime bakmadan” bir mesajı göndermemem gerektiğini anladım.

Eğer hatanızın farkına varıyor ve bu yönde kendinizi düzeltecek bir şeyler yapıyorsanız iyi yoldasınız demektir.

Birde bizi hatalarsan koruyan daha küçükken anne ve babamızdan öğrendiğimiz şeyler vardır. Bence en önemli nokta bu. “Odanı düzenli tut” “Temizliği ihmal etme” “Kontrol etmeden açma” vb. uyarılar daha küçükken bize öğretilir ve ben bunlara “hayat kurtarıcı kurallar” diyorum.

Ben askerliğimi asteğmen olarak 1994 yılında Güneydoğu’da hareketli bir ortamda tim komutanı olarak yapmıştım. Öyle bir ortamda hata yaparsanız ölebilirsiniz. Şaka yapmıyorum gerçekten “ölebilirsiniz” Rahmetli annemin bu hayat kurtarıcı kuralları benim çok işime yaramıştı. Ruhu şad olsun.

Birde şu var “bir daha asla aynı hatayı yapmayacağım” kandırmacası. Ben arabamın farlarını kaç kere açık unutup aküyü bitirdiğimi hatırlamıyorum bile. Yok böyle bir şey. Üstelik böyle düşünürseniz hata yaptığınızda hem üzülüyor hemde kendinize çok kızıyorsunuz.

Bence söylenmesi gereken şu “ hata yapmamak için elimden gelenin en iyisini yapacağım”.

Eğer hata yaparsanız;

Hayatın sonunun gelmediğini düşünün..
Kendimizi geliştirmek ve düzeltmek için bir fırsat olduğunu düşünün.
Siz hatalarınızı ne kadar erken farkeder ve düzeltirseniz çevrenizede o kadar faydalı olacağınızı düşünün.
Buradaki özellikle bir yazım bazı okuyucuları rahatsız etti ve içtenlikle bana görüşlerini ilettiler. Gerçekten çok teşekkür ediyorum. Bu amatör yazma maratonunda daha dikkatli ve titiz olma konusunda bana yol göstermiş oldular.

Bu yazımı “Hatasız kul olmaz, sulçi lisan etti isem affola” diyerek kapatıyorum.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Toplantıları Doğru Yapabilme Sanatı

effective-meetingsBazı toplantıların sonuna doğru masanın bir diğer ucunda kendine has başka bir toplantının başladığını görürüz.

Cem uğraşıyordu ama bir toplantı daha kontrolünden çıkıyordu. Rica etmesine, hafif yüksek sesle uyarmasına rağmen yan yana konuşmalar devam ediyordu. Neden bu işi ve bu şirkette çalışmayı kabul ettiğini düşünüyordu.

Bir çoğumuz bu problemi kendi becerilerimizle halletmeye çalışırız. Ama önemli ve zor olan toplantıyı kendi içeriğinde tutmaktır ve bu sebeplede gündem aslında en önemli anahtardır.

Vietnam barış görüşmeleri başlamadan önce aylarca masanın şekli tartışılmış. Birçok araştırmacıya göre bu durum bir çözülemezliği ve çıkmazı ifade ederken halbuki politik açıdan çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü özellikle iş ortamlarında masada oturma şekli itibari ile pozisyonlar ve toplantıyı etkileyebilme ve akışında tutma birbiri ile yakın ilişkilidir.

Geleneksel konfigürasyonda uzun dikdörtgen masa ve toplantı başkanı masanın ucunda oturmaktadır. Masanın sağ ve sol tarafında da yukarıdan aşağıya kurmaylar otururlar ve sadece istisnai durumlarda alt rütbeliler yöneticiye yakın otururlar. Bu konfigürasyon problem yaratığında terk edilmelidir. Öncelikle ilgili işe ve ihtiyaçlara uygun esneklikte uygun bir oda seçilmelidir.

Dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır;

  • Küçük toplantılar için yuvarlak masalı odayı tercih edin. Büyük ve yanlış şekil kişilerin toplantıya katılımını etkileyebilir.
  • Büyük toplantılarda toplantı lideri en başa oturmamalıdır. Bunun yerine herkese hakim olabileceği orta noktayı seçmelidir. Başa yada sona oturmak toplantıya katılan diğerlerine olan mesafeyi ve iletişimi zorlaştıracaktır. Ortaya oturduğunuzda ise hem siz herkese hemde herkes size kolaylıkla erişebilecektir.
  • Herhangi bir toplantı için dar ve uzun toplantı masaları uygun değildir. Özellikle iki uca oturan kişilerin iletişimini olumsuz etkilerler. Eğer iki toplantı lideri masanın iki tarafındaki merkeze konumlanırsa toplantı çok daha verimli geçecektir.
  • Ara verilecek toplantılarda iki liderli toplantı gerekmektedir.(elipsin ortasındaki düz çizgideki simetrik iki nokta olarak düşünelim) Eğer ikram olacaksa bu ayrı bir masada olmalı ve ikram sonrasında toplantının tekrar herkesin odaklanacağı bir şekle girmesi için kaldırılmalıdır.
  • Diğer toplantılar, (ör. beyin fırtınası vb.) masa gerektirmez. Masasız ya da birini odasında onun masası etrafında yapılabilirler.
  • Toplantıyı düzenleyen olarak ihtiyacınız her ne ise ona göre doğru odayı ve masayı ayarlayın.
Paylaşın:
“5onlineegitim”

Cevap yazarken sakin olun

Yazışırken veya konuşurken karşımızdakilerin neyi nasıl yorumlayacaklarını bazen kontrol edemeyiz. Yanlışlıkla yapılmış saldırılar kaçınılmazdır ve e posta gönderimleri buna en güzel örneklerden biridir.

Bir e posta grubunun üyesiyken ortaya çıkan problemlerde ne yapmalıyız?

Bir çoğunuz gibi bende bir çok eposta tartışma / yazışma grubuna üyeyim. Bunlardan bir tanesi neredeyse 7-8 yıldır üye olduğum br grup. Bazen bu gruba atılan mesajların bir kısmı çok kişisel ve kırıcı olabiliyor.

Eposta ile bu kadar uzun süredir uğraşan bir grup nasıl olurda hata yapardı?

İletişimlerimizde karşımızdakilerin neyi nasıl yorumlayacaklarını kontrol edemeyiz. İstediğimizi göndeririz, karşımızdaki bu mesajı alır ama gönderdiğimiz mesaj ile anlaşılanın aynı olma garantisi yoktur. Bundan ne gönderen nede mesajı alan tam olarak sorumlu değildir.

Eposta özellikle bu duruma çok müsaittir. Hızlı yazar ve hızlı okuruz. Çoğumuz çok iyi okuyucu olabiliriz ama iyi yazıcı olduğumuz söylenemez. Aslında okumayan iyi yazamaz ve biz Türkler okumayı sevmediğimiz için çoğu zaman iyi yazamayız. Tüm bu sebeplerle kazalar kaçınılmaz olur.

İşin kötüsü bu konuda verilecek çok fazla nasihat yada yapılabilecek bir şey neredeyse yok. Sadece birkaç şey var söylenebilecek;

Etki altında yazmaktan kaçınmak

Adrenalin en tehlikeli silahlardan biridir. Özellikle kızdığınızda ve adrenalin tüm vücudunuza yayıldığında klavyeden uzaklaşın. Eposta yazmayın ve göndermeyin. Biraz dolaşın, derin nefes alın ve hormonlarınızı eski haline döndürün.

Bazı mesajlara yanıt vermenin gerekli olmadığını farkında olun

Bazı mesajlar kasten bazı mesajlarsa yanlışlıkla üzerler. Özellikle kışkırtıcı mesajlara yanıt vermemeye çalışın. Bazen sessizliğinizde kulaklarını sağır edebilir unutmayın.

“Çık Dışarı” kuralı

Kovboy filmlerinde atışan adamlar birbirlerini düelloya davet ederler ve bunu bardan çıkıp dışarıda yaparlar. Yani bulundukları topluma zarar gelmemesini problemi sadece kendi aralarında çözerler. Özelikle eposta gruplarında iki kişini atışması hiç hoş olmayan bir şeydir. Eğer bir atışma ve tatışma varsa bu grup dışında özel epostalar üzerinden yapılmalıdır.

Paylaşın:
“5onlineegitim”