2011 Marka Konferansı Notları

  1.gun

MARKA KONFERANS NOTLARI

15-16 ARALIK 2011 Swiss Otel-İSTANBUL

Hazırlayan: Belgin USANMAZ

(belginusanmaz@gmail.com)

Konferansın Konu Başlıkları

-Moda -Perakende

-Endüstriyel Tasarım-Lifestyle

-Online Marketing-Sosyal mecralar

-Sürdürülebilir marka olmak-Değişen marka yönetim dinamikleri

Konferanstan Kısa Kısa…

  • Marka Konferansı, dünyadaki değişimi aynı hızla takip etmekle beraber,yükselen Türkiye markalarının artan bölgesel gücü ve sorumluluklarına gore tasarlanmış, gelecekteki rekabet gücünü maksimize edecek altyapıyı sunan bir platform hedefini koyarak her geçen yıl devrim yaratacak nitelikte yeniliklere imza attı.
  • Konferansın bu yıl iki ayrı teması vardı:

Birincisi “ Avrupa Birliği Türkiye ilişkileri”, ikincisi ise “ Green Brand Leadership(Yeşil marka liderliği)”

Konferans bu yılda gerek konuları gerekse konukları , misyonu, iş dünyasına en güncel marka yönetim bilgilerini, en çok ilham verecek yöntemlerle , kalıcı şekilde sunarak markaların ve marka ekiplerinin geleceğini şekillendirdi.

  • Gerek konuları gerek konukları gerekse misyonu ile  iş dünyasına en güncel marka yönetim bilgilerini, en çok ilham verecek yöntemlerle , kalıcı şekilde sunarak markaların ve marka ekiplerinin geleceğini şekillendirmeyi yine başardı.

Konuşmacilar’dan bazıları…

Egemen BAĞIŞ               Alex HUNTER

Ayse-Ece EGE                 Tony CHAMBERS

Berna ERBİLEK               Jeremy GILLEY

Saffet KARPAT                Dr. Hans-Ulrich MAYER

Salih MEMECAN             Amana MACKENZIE

Aytül ÖZKAN                   Dr.Kım WINSER OBE

Devrim ÇÖMEK                Robert BRUNNER

Robert BRUNNER

Önemin Var mı? Tasarım Odaklı Marka Yönetimi ve Ürün Tasarımı Değil, Fikir Tasarımıyla Müşteriyi Markaya Aşık Etmek,

Uzun yıllar Apple tasarım direktörlüğünü yürüttükten sonra , dünyanın en etkili tasarım şirketlerinden Pentagram’a ortak olan BRUNNER, insanların objelerle iletişim kurduğunu düşündüğünü belirterek sunumuna başladı. Bu iletişimin temelinde yatanın ise” inanç ve duygular” olduğunu belirten ünlü tasarımcı,tasarım ile insanlara birşey hissetirmenin önemini örneklerle anlatmaya çalıştı. Markanın insanın içinde yaşatığı “his ve kalpte yer” almasının sağlaması için markaların yeni fikirler üretmesi gerektiği ve her ürettikleri/tasarladıkları objelerde de markanın mutlak bir duyguya hitap etmesi gerektiğinin altını çizdi.

It’s not what you say it is. İt’s what they say it is!.Onların söylediği önemli sizin değil!, Yani neyi neden söylediklerinin altında yatan hissi yaratanlar bunu en iyi fikir olarak ön plana çıkaranların tercih edildiği bir dünyada yaşandığını ele aldı. Tasarım dünyasında bu yaklaşımları ile sözü geçen konuşmacı, kendi felsefesinin daima fikirler üstüne inşa ederek kullanıcılar için vazgeçilmez ürünşer/duygular yaratmayı sürdürdüğünü belirtti.

No one believes your stories anymore! Artık çok bilgi var elimizde kimse hikayelere inanmaz oldu, burada önemli olan deneyim, yaratıcılık, verilen mesajın yarattığı etkidir diyen ünlü tasarımcı, designer= storyteller şeklinde bir özetleme yapmayı uygun buldu.

Bir ürün için daha önceleri kullanışlı(usable),faydalı(useful) yeterliyken artık günümüzde bir de çekici(desirable) olmasının beklendiğinin altını çizdi.

İdeas are more important than objects! Fikirlerin objelerden önemli olduğunu örneklerle(diet coke,fresh shrimp ) anlatan  ünlü tasarımcı,burada hitap edilen kesim ile birlikte çalışılması o markanın gerçek kullanıcılarını belirlemek adına önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Tasarım odaklı marka yönetiminin ne demek olduğunu anlatan  büyük yıldız, tasarımın” bir ürün geliştirme süreci değil bir fikir yaratma süreci “olduğunu belirtti ve bir çok örnek içinde bunu göstermiş oldu.

 

Egemen BAĞIŞ

Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri Markaların Geleceğine Etkileri

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış , Marka konferansı’nda markaların geleceğini yakından ilgilendiren Türkiye markasının değişim sürecinin AB’ye etkileri ve AB ilişkilerimize nasıl yansıdığına yönelik görüş ve düşüncelerini aktaracağı sunumuna” Marka zihinin işlek caddelerinde yer tutmak, kiralamaktan  öte, orada yer kazanmaktır” şeklinde bir tanımla başladı. İstanbul’un son yıllarda Türkiye markasının önüne geçmeye başladığını vurgulayan BAĞIŞ, bu potansiyeli iyi kullanmalı ve bunu mutlak kazanca çevrilmesine yönelik bağlantılar yapıldığının  altını çizdi. Görevimiz; Türkiye’nin küresel marka değerini arttırmaktır diyen AB Baknı, Bu noktada Atatürk’ün “ Millete efendilik olmaz, millet hizmetkarlık olur” sözünü beğenerek bu sözü AB sürecindeki siyasal, kültürel ve sanatta Türkiye’nin standartını yükselterek, bölgedeki ülkelere ilham kaynağı olmaya başlanıldığını vurguladı. İlham kaynağı olmasının sebebinin altında yatan gerçeğin “demokrasi ve şeffaflık” olduğunu belirten konuşmacı, AB Türkiye’nin diyetisyenidir sözüyle katılımcıların dikkatlerini çekmeyi başardı. AB giriş sürecinin iki ayağı olduğunu vurgulayan BAĞIŞ, bunlardan ilki “Müzakere”, ikincisinin ise “Reform” sürecidir diyerek sözlerine devam etti. BAĞIŞ, bu alanda yapılan araştırmalarda,  Türkiye AB üye olsun mu?%60 Hayır derken bir başka soruda Sizce Türkiye AB üye olacak mı? sorusuna da %60 Evet yanıtının alındığını , bu sonuçlara yansıyanın ise aslında, “Türk halkının  mutlu olmak ve hayat standartının yükselmesi isteğinin altını çizdi. Hükümet olarak bunu sağlamakla görevli olduklarını belirten Bakan, AB sürecinde “yolculuğun kendisi” hedeften daha önemli gördüklerini   belirtti.

Türkiye de yaş ortalaması 28, Avrupa da 43, bu yönden bakıldığında her yönden engellemelere, kaprislere  rağmen AB bizden vazgeçmesi mümkün görünmüyor diyen başmüzakereci,AB’nin iktisadi, siyasi bir club olarak görülmemesi gerektiğini,orada temsil edilen fikirlerin olduğu, bir  “Barış Projesi” olarak değerlendirilmesi ve  “Ortak bir Akıl” ile hareket edilmesinin önemli gördüklerini  vurguladı.

BAĞIŞ, Başmüzakereci olarak 74 milyon’un arzu/hayallerini temsil ettiğini, her geçen yıl AB ülke ekonomilerinin küçüldüğü yönündeki açıklamalar karşısında Türkiye’nin büyümesi yönündeki kararlılıkla dikkatleri üzerine çektiği bir durumda ülke genelinde bazı engellere ve zaman kaybettirildiği düşünülen süreçlere takılnılmasının  gerektiği belirtti. Avrupa’da yaşayan Türklerin ekonomik değer olarak AB’ye ne ifade ediyor? diye bakıldığında, Çok şey diyen başmüzakereci, Avrupa’daki Türkler üreten,çalışan,vergi veren,prim veren , iyi vatandaş olmaya çalışan Türklerdir. Bunun tadir group görmediği ayrı bir meseledir diyerek, bu noktada yapılan tartışmalar için, “Bir tartışmaya girdiğinizde öncelikle neden tartışacağını bileceksin”, “Acı yoksa kazanç yok”, “Ödevini iyi çalışacaksın” şeklinde yol aldıklarını belirten konuşmacı, burada “Hazırlıklı olmak,  Elindeki argümanları iyi tanıyıp bilmek ve dayanıklılığın yeterli düzeyde control altında tutulması” gerektiği yönündeki mevcut  ülke durumu hakkında bilgilendirmelerde bulundu. “Hiç bir kriz sonsuza kadar sürmez” ve “Bazı krizler aşılması içindir” şeklinde düşünüldüğünde bu dönemin Türkiye için avantaja çevrilecek bir dönem olduğunun görülmesi gerektiği konusundaki düşüncelerini aktaran BAĞIŞ, BJ’nin Avrupa reformlarını destekleyen bir Türk müsünüz? yoksa Türk reformlarını destekleyen bir Avrupalı mısınız? Sorusuna Avrupa reformlarını destekleyen bir Türk’üm yorumunu yaparak kendisine ayrılan süreyi tamamladı.

 

Dr.Kım WINSER OBE

Perakende Müşterisi için Markaların Önemi: Başarılı Lider Şirketlerden Gerçek Yaşam Deneyimleri; Üst Sınıf Orta-Pazar ve Küresel Lüks Sektör Örnekleri

Bugüne kadar Marks&Spencer ,Pringle,Acquascutum gibi birçok markanın yöneticiliğini yapmış ,perakende sektöründeki benzersiz deneyimlere sahip Dr.Kim WINSER, 20 yıl süren başarılı kariyer öyküsüne “Elinizde doğru bir marka varsa başarılı olmak için yolunuz açık ! ben tüm iş yaşamım boyunca bunu göz önünde bulundurarak ilerlemeyi amaç edindim diyerek başladı. Marks& Spencer da 20 yıl bir çok farklı görevde bulunan ünlü marka yöneticisi , gerek İngiliz triko şirketi Pringle’ye geçiş gerekse  Acquascutum markasının yöneticiliği yaparken ;”önce yönetim sonra pazarlamaya önem verdiklerini “vurgulayarak , her marka yönetimindeki adımlarda;

What was there!

Küçük bir şirket yapısı, geliri az, nakit kaybı çok,sadece İngilizlere satış yapılıyordu,ürün çeşidi  şirket yapısına göre çoktu.

What we decided to do!

Tasarıma önem verildi, Kaliteli ürün , yeni tedarikçiler bulundu, daha zengin , varlıklı müşteri ,ekip sayısı arttı.

What  I found?

Firmanın mirası kuvvetliydi, gerçek bir İskoç markasıydı,otantikti

What I saw?

Uluslararası alanda hızlı ilerlenebilirdi,yeni yapılanmaya gidildi

What we did?

Bir kaç ünlü ile çalışıldı,defile yapıldı,basında yer alındı,mağaza açıldı, sosyal sorumluluk kampanyaları yapıldı.

Sorularına cevap arayarak ilerlediklerinden bahsettiği ve Pringle örneği üzerinde ilerledi.

Wall Street Journal Europe’un iş dünyasındaki en başarılı kadınlar listesine üçüncü sıradan giren WINSER, ayrıca bir şirketin başına geçtiğinde ilk iş, üst yönetim takımını kurmak , peşinden o markaya özel , sağlam bir pazarlama stratejisi yaratmak ve küresel bir iletişim kampanyasıyla desteklemenin vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.

WINSER, iş hayatındaki başarıda, “heves ve tutkunun” da önemini vurgulayarak, Türkiye’deki hazır giyim sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz ? sorusuna, Jeopolitik konjektör adına Türkiye’nin müthiş sansı olduğunu ,çalışkan ve hızlı hareket etmedeki başarı ile en kısa zamanda bazı önemli markaların Avrupa’daki moda markaların yerini alabileceği düşüncesinde olduğu yönünde cevaplandırma yaparak kendisine ayrılan süreyi tamamladı.

 

Dr.Hans-Ulrıch MAYER

Devrim ÇÖMEK

Perakende Müşterisi için Markaların Önemi: Başarılı Lider Şirketlerden Gerçek Yaşam Deneyimleri; Üst Sınıf Orta-Pazar ve Küresel Lüks Sektör Örnekleri

Artık şirketler, geleneksel kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının ötesine geçme gerekliliğini hissediyor bunu fark eden Nestle, kurumsal vatandaşlık anlayışını “Paylaşılan Değer Yaratmak”olarak tanımlıyor diyerek sunumuna başlayan Nestle Türkiye CEO’su  MAYER, markaların sosyal sorumluluk projelerine ya zorunluluk, ya hayır işi,ya itibar ya da vatandaşlık görevini yerine getirmek amacıyla girişim gösterdiklerini belirtti. Kurumsal sosyal sorumluluk projelerine tüm dünyada 650 milyon dolar harcadıklarını belirten Netsle Türkiye CEO’su Hans Ulrich Mayer, “Nestle olarak kurumsal sosyal sorumluluk projelerinde çığır açtık. 10 yıldır sosyal sorumluluk konusunu benzer modele sürdürüyoruz. Çünkü bugüne kadar şirketler genelde sosyal sorumluluk projelerine itibar açısından bakıyordu. Bizim amacımız ise sosyal sorumluluk projelerinde daha başarılı vatandaşlar olarak görevimizi yapmak” diye konuştu.

Bu projelerin topluma yardım bağışla eşleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan konuşmacı,yapılan tüm projelerde toplum  aile hayatını iyileştirmek, yaşam standartını yükseltmek ve marka hissedarlarını  uzun sürede memnun etmek  olduğunu belirtti. Nestle’nin dünyada kakao ve kahve alanında çiftçilere ileri düzeyde verim sağlayacak birçok önerilerde sunduğunu da hatırlattı, Nestle’nin Fıstığınız Bol Olsun projesini de işte bu noktadan hareketle çıktığını anlatmaya başladı. MAYER “Örneğin Türkiye’de de fıstık üreticilerine projeler yürütüyoruz. Dünyada 100’ün üzerinde kurum ve kuruluşla  STK, devlet ve hükümetlerle elele vermiş durumdayız. Biz elele verdikçe dünyanın yaşadığı sıkıntıları çözeceğine inanıyoruz” dedi.

MAYER, Nestleninde bu proje sayesınde  %5-6 büyümesinin  desteklendiğini  , geleneksel marka gücünü zenginleştirecek bir projeye imza attıklarını belirterek , sözünü Nestle Türkiye Çikolata ve Şekerleme Grubu Genel Müdürü Devrim CÖBEK’e bıraktı.

CÖBEK, dünyanın lider beslenme, sağlık ve iyi yaşam şirketi Nestlenin Fıstığımız Bol Olsun,Paylaşılan Değer Yaratmak yaklaşımı doğrultusunda , faailyet gösterdiği tüm ülkelerde yüzlerce proje yürüttüğünden bahsetti. Türk fıstığı yoksa Damak da yok. Bizim için hayati. İki yıl önce kalite problemi yaşamaya başlamıştık. Saha araştırması yapınca Türkiye’nin fıstıkta ana vatan olmasına rağmen ağaç başına 3 kg ürün elde edildiğini gördük. Bu iran ve ABD ile kıyaslanınca çok küçük rakamlar. Bunu daha yukarılara çıkarmak için başladığımız proje ile bölge halkına da mevcut ağaçlarla ek 300 milyon dolarlık bir gelir yaratmayı hedefliyoruz. Projeyi TEMA ile birlikte yapıyoruz ve 8 yıl sürecek.” Dedi ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk projesi geliştirecek  olan markaların çok zengin olması gerekmediğini belirten CÖBEK, “çap ne olursa olsun çekirdek özelliklere odaklanıp, nasıl katkı sağlayacağımızı saptarsak” toplumsal sorumluluklarımızı yerine getiririz diyerek sözlerini tamamladı.

 

Ayse EGE-Ece EGE

DICE KAYEK

Her Marka’nın bir rüyası Vardır!ve Olmalı!

Dice Kayek markasının yaratıcıları Ayşe-Ece Ege Kardeşler, markalarının 20’nci yılını Marka Konferansı’nda kutladı. 20 yıl önce Türkiye’den dünya markası olmak üzere yola çıkan Ayşe-Ece Ege kardeşler, kendilerine inandıkları ve pes etmedikleri için bugün başarılı olduklarını söyledi. 20 yıl önce marka olmak üzere yola çıktıklarında ülkedeki tekstil sektörünün buna hazır olmadığını belirten Ayşe Ece, “Küresel anlamda da diğer markalarla eşit değildik. Ama biz kendimize inandık. Tabiki çalkantılar yaşadık. Ece ile bunun kavgasını çok verdik. Farklılaşmak gerektiğini gördük. Pes etmek üzereydik ama yavaş yavaş bunu yapabileceğimizi gördük ve başarılı olduk” dedi. Dünyada çok sayıda marka olduğunu ve lüks ürünlerde ise bir kaos yaşandığını belirten Ayşe Ege, şöyle konuştu: “Bu alanda büyük bir piramit var. Bu piramitin bir üst birde alt kademesi var.  Bizim gibi markaların bu piramitte yer bulması çok çor. Ciddi finansal destek gerekiyor. Ama yeni de bir niş alan vardı dünya piyasalarında. Özellikle lüks hazır giyimde kaliteli kumaşlar kullanıldığında, başarılı tasarımlar yapıldığında ve bunlar tüketiciye makul fiyatla sunulduğunda  başarı arkasından geliyor.  Çünkü markaların çoğu aynı koleksiyonları sunuyor. Günümüz tüketicisi ise farklı şeyler arıyor .

Moda sektöründeki kalıcı başarılarının formülünü ; Değerli olma hissi-makul fiyat-Selectif olma-kaliteli tasarım-estetik olma  olarak belirlediklerini söyleyen ikili, önümüzdeki dönemde bu formül niş alanlarda kullanılması yönündeki görüşlerini belirttiler. Niş alanlar demesinin sebebinin hızlı tüketim mallarındaki taklitten kaynaklandığını söylen konuşmacılar, içinde bulundukları  sector ve segmentte  fark yaratmanın ancak “kaliteli kumaş ve tasarım farklılığı “ ile mümkün olabileceğinin altını çizerek  “ Birşey  hakkında karar vermeden once gökyüzüne bakın  bu noktada kalbinizde hissettiğiniz çok önemli” sözleriyle noktalandı.

Modacı kardeşler, Türkiye’de bir moda markası yaratmak üzerine kurulu bu rüyanın gerçekleşmesine yönelik yapılanları bir film seridi gibi katılımcıların gözlerinin önünden geçmesini sağladıkları sunumlarına “Rüyalara ve hayallere sadık kalınması”, pes edilmemesi ve çok çalışmanın evrenin desteğini de yanına alarak bugunlere nasıl geldiklerini anlatmış oldular.

 

Hakkı MISIRLIOGLU-Berna ERBİLEK

Reklam Filminde Yaratıcı Sürece Hızlı Zoom-VitrA Her Gün Yeni Doğmak!

Banyo dünyasına, banyo kültürünü sahiplenen bir felsefeyle liderlik eden VitrA, konforu ve teknolojiyi bir arada kullanarak banyo mekanlarını yaşam alanlarına dönüştüren bir marka.  Sektörde dünya devleri, arasına grime yolunda ilerleyen bir markanın yeni reklam filminde  markanın bir çok özelliği ve yaşattığı duyguyu nasıl bir görsellik ve anlamda müşterilerle buluşturulduğunun anlatılacağı sunun UltraRPM kurucu ortağı MISIRLIOĞLU’nun anlatımıyla başladı.

Dünya bir değişim sürecinden geçiyor, batıdan doğuya kayış, genelden kitleye hatta özele bir geçiş var. Global dünya, hız çağı, ticarette eksen kayması başlattı, bu durumlar karşısında marka sahipleri “ müşteri beni neden seçsin?” sorusuna gerek reklam gerek marka /ürün özellikleri gerekse müşteriye yaşatılan deneyimle cevap aramaya başladı diyen MISIRLIOĞLU, birde bunun üzerine sürdürebilirlik, inovasyon eklenince pazarlama modellerinde bir değişiklik istenir beklenir olduğunu  belirtti.

VitraA bugün dünyaca ünlü tasarımcılar, mimarlar tarafından tanınan ve tercih edilen bir tasarım markası, yeni bir lansmanda iletişim stratejisini kurgularken her adımını global bir marka olma stratejis çerçevesinde planlı  dikkatlice atması için kendileri ile  irtibata geçtiklerinde  pazarlama ve reklam ekiplerinin bir araya gelip  markaya neler katabileceğini belirlemeye çalıştıklarından bahsetti.

VitrA pazarlama direktörü ERBİLEK, reklam ajansı ile çalışmaya başlamadan once 1650 kişi üzerinde bir Pazar araştırması yaptıklarını ve çıkan sonuçlarda “Kişisellik-Dönüştürücülük” gibi iki kavramın ön plana çıktığını gördüklerini söyledi.  Pazarlama ve reklam ekipleri bir araya gelip,  marka güçlendirme kampanyasında bu iki kavram üzerinde çalışmaya başladıklarında;

1-İyi ki bu markayı kullanıyorum

2-Olacaksa bu marka olsun

TÜKETİCİYE MARKARYI TERCİH EDİLEBİLİR KIL!

3-Özgün müziği olsun

YAŞANILAN COGRAFYAYA(ORJİNE) UYGUN OLSUN!BANYO DENEYİMİNİ GÜÇLENDİRSİN!

Şeklinde çıkan sonuçlarla reklamın TASARIM-SÜRDÜREBİLİRLİK-İNOVASYON alanında yapılacak olanların belirlenmiş olduğunun gördüklerini anlattılar.

Bundan sonra hızlı bir süreç başladı diyen MISIRLIOĞLU, bu süreçte yaşananları video çekimi ile katılımcılarla paylaştı.Konferans katılımcıları, lansman aşamasındaki çok özel reklam filminin yaratıcı sürecini ilk kez ve tüm detayları ile  MISIRLIOĞLU’nun renkli anlatımı ve ERBİLEK’in değerli katkıları eşliğinde Izleme fırsatı yakalamış oldu.

 

Amanda  MACKENZIE

Marka’yı Oluşturan, Marka Olarak Yaptıklarıdır.

Tüketiciler markaları ne söyledikleriyle değil, ne yaptıklarıyla değerlendirirler. Bir şirketin “reklamıyla ve marka faaliyetleriyle yarattığı beklentiler müşteriler için bir temas noktasında gerçeğe dönüşmeli”diyerek sunumuna başlayan Aviva Pazarlama ve İletişim Başkanı, 28 ülkede, 36 bin çalışanla,45 milyon müşterisi,300 yıllık geçmişi olan bir marka’nın (Commercial Unioun) isim değişikliğine nasıl gidildiği süreçteki yapılanları paylaşarak sunumuna başladı.

İsim değişikliği yaparken burada sadece isim değişikliği süreçlerinin yaşanmadığını anlatan MACKENZIE, bazen bu süreçte “olmak istediğinizi ilan edebilirsiniz ve kimlik değişiminizden kaynaklanan vurguları yapabilecek fırsatlar yakalayabilirsiniz” dedi. Burada kaybedilen müşteri sayısını azaltmak gerekiyor ki bu pazarlama zincirini daha sağlamlaşsın diyen konuşmacı,Aviva bütünsel bir yaklaşım benimseyerek, marka vaadinin özünü tutarak ve bunu şirketler grubunun her kademesinde uygulayacak “You are the Big Picture”sloganlı küresel bir kampanya başlattığınu belirtti. Bu kampanyada gerçek müşteriler ve çalışanlar birinci ağızdan Aviva deneyimlerini anlatıyorlar, bu noktada sahadan, amatörlerden bilgi edinme ve tafsiye almayı çok önemli gördüklerinin altını çizerek artık günümüz pazarlama anlayışında profesyonellerden bilgi almanın yeterli olmadığından bahsetti.

Bu kampanyada müşterilere markamızdan ne istediklerini soruyoruz?ayrıca Neyi iyi yaptığımızı soruyoruz? Burada elde edilen bilgiler doğrultusunda bir proje ve her proje için bir aksiyon planı hazırlanıyor.  İş’te bu noktada markanın taahhütünün ne olduğu ve müşteri deneyiminde ne elde edeceği konusunda titiz davranılması gerekiyor diyen iletişim başkanı, hangi proje etkili oldu ise o  projede hem müşteri hem çalışanlar ödüllendiriliyor diyerek mevcut proje uygulamalarından ve müşteri deneyimlerinden örnekler sundu.

Her şirketin pazarlama yetkinliklerinin geliştirilmesi gerektiğinden bahseden konuşmacı, gelecekteki ekonomik, siyasi gelişmeleri sector adına öngörüyor olmanın şirket yatırımlarında ne kadar büyük önem taşıdığını daha once yapmış oldukları çalışmalara bakarak gördüklerini dile getirerek kendisine ayrılmış süreyi tamamladı.

 

MARKA KONFERANS NOTLARI 16 ARALIK 2011 Swiss Otel-İSTANBUL(2.gun)

Alex HUNTER

Seni Neden Seveyim ki? Marka ve Sadakatin Yeni Dünyası

Melek yatırımcı ve Virgin Group Online eski başkanı Alex HUNTER, firmalara internette cemaatlerini bilip tanımaları tavsiyesinde bulunarak sunumuna başladı. Hem internet şirketlerinin arttığına hem de şirketlerin online faaliyetlerini artırdığına değinen HUNTER, “Kullanıcılarınızı bilin, tanıyın. Onlar sizin Tanrılarınız. Tanrılarınızın emrinden çıkmayın. Eğer bir şey yaratacaksanız bu her bir unsuruyla, en ufacık ayrıntısıyla bile insanlara ‘wow’ dedirtmeli. Apple bunun en iyi örneğidir. Birçok şirket fikri eline alır, evirir çevirir; sonra da üfler. Uçarsa başarıyı yakalar. Uçmazsa vazgeçer. Apple uçmayan fikirleri tamir edebildiği için Apple!” örneğini vererek etkileyici sunumuna devam etti.

HUNTER, dünya tarihinde insanlara en çok hata yaptıran şeyleri ‘tekila, silah ve bilgisayar’ olarak sıraladı. “Önce hata sonra başarı” klişesini eleştirdi.Bu yaklaşım, “ olsa olsa bir savunma mekanizmasıdır diyerek,  Başarıya giden yol hatalardan geçmek zorunda değil. Başarısızlık bir seçenek değil.(You know who says sholud failers) Hata yapmaktan korkmayın! (Do not be afraid to fail !), bunu bir şart gibi de görmeyin. Hata sadece bir araçtır”. Hatalardan ders almak insani yönleri geliştirmek için önemlidir!yani önce başarısız sonra başarılı olabilirsiniz! dİyerek kendi iş hayatında yaşamış olduğu deneyimleri anlatmaya başladı.Şirketlerin sözcülerini seçerken CEO ve genel müdür yardımcılarının dışına çıkması gerektiğini vurgulayan HUNTER, şunları anlattı: “Bu konuyu bir rock yıldızı yaratmak gibi düşünmek lazım. Perde arkasındaki çalışanlarınıza markanızın hikayesini anlattırın. Çünkü markanız sadece logonuz ya da markanızın adı değildir. Onun arkasında gerçek insanlar olduğunu gösterin. Çok başarılı sonuçlara ulaşacaksınız. İnternette herşey çok kolay. İnternette bir pislik ya da negatif olmak çok kolay. Fakat siz pozitif kalmaya bakın.” diyerek silikon  vadisinin başarısında, “fikre değil, fikiri savunanlara yatırım yapılması, tutkuların ne olduğuna ve ne kadar pozitif olduğuna bakılarak hareket edildiğini vurguladı.Popüler pazarlama yöntemlerinden viral pazarlamanın işe yaramaz olduğunu belirten marka danışmanı, “Viral pazarlamayı bırakın. Viral ürünler çıkartın. Ürününüz bulaşıcı olsun! İnsanlara birsey hissettirebiliyorsan satarsın. Matthew Weiner’in You feeling something.That’s what sells!  sözünü paylaşarak duygusal bağ kurmak yeterli değil, hissettirmek önemli dedi. HUNTER, son olarak “Work hard,Stay Positive, We change world “(Çok çalış-Pozitif ol , böylece Dünya Değişebilir)sözleriyle sunumunu tamamladı.

BJ CUNNİNGHAM

Marka Konferansı’nın 12’nci kez moderatörü olan İngiliz BJ Cunningham ünlü tasarımcı Kelly Hoppen’in hastalanıp Londra’dan gelememesi üzerine sürpriz bir sunum yaptı.

BJ kendi mesleki kariyerinden yola çıkarak “Death Cigarettes” markası  yönetiminde rol aldığı süreçteki  , marka yönetim deneyimlerinden çıkan  sonuçları katılımcılarla paylaştı.

En dikkat çekici sonuçlar       :

-Deneyimlerde gerçekleri yansıtın ne olacaksa onu belirtin

– Marka Yönetim sürecinde:“Sorumluluk-Özgürlük-Hissetmek” bu kazanımları sağlarken önemli tahminlerde bulunun.

-Bilgiyi mutlaka verin insanlar tercihlerini ona göre yapsın

-Marka Yönetiminde “Esnek olun, hersey değişebilir”, esnek olmazsanız hayatta kalamazsınız

-Şaşırtıcı etki yaratan şeyler yapın ya da yapmayı deneyin.

-Birşey yapmaya değiyorsa kötü de olsa yapın.

-Ürününüzü Ilk kullanıcılar ne diyecek bunu  çok önemli görün.

-Pazarlama sloganı değil , bırakın ürününüz konuşsun.

-Müşterilerinizin  yarattığınız ürüne olan inançlarını bulun.

-Nerede bir sorun varsa o sorunun bir cevabı mutlaka vardır ve her sorun bir değişim fırsatıdır.

– Marka insanların akıllarındaki imaja uygun olduğu noktada başarıyı yakalar. Marka ne kadar çok insanın aklına girer ve yüreğine hitap ederse, o kadar başarılı olur.

 

Green Brand Leadership: Sürdürebilirlik,Markalar ve Geleceğimiz

Konuk: Saffet KARPAT(P&G Türkiye İsrail, Orta Asya ve Kafkasya Yönetim Kurulu Bşk)

Konuk:Galya Frayman MOLİNAS(Coca-Cola Türkiye Bşk)

Konuk:Aytül ÖZKAN(Oglivy-Reklamcılar Derneği Bşk)

Moderatör:Oksan Atilla SANÖN(TÜSİAD Sürdürebilirlik Kalkına Görev Gücü Başkanı)

Söyleşiden alıntılar:

Birçok marka ekibinin bugüne kadar bir ütopya mesafesinde durdukları” yeşil marka olma” felsefesi çok yakında pazarlama dünyasını ele geçirecek, çünkü hızla artan nüfus ve tükenen kaynaklarbir göktaşı gibi düşüşe geçmiş durumda , bu kritik süreçte birlikte marka yönetiminin ve pazarlamanın tüm kuralları, ezberleri ve dinamikleri değişiyor diyerek söze başlayan moderator, 2013 yılında 6.9 milyar, 2050 yılında 9.2 milyar nufus (Türkiye 2050 yılında 100 milyon)ile %33 oranında artışla karşı karşıya kalınacağını, bu oranın %85 ekonomik gelişmekte olan, %15 ise ekonomik gelişmiş olan ülkelerden oluşacağını öngördüklerini söylerek sunumuna başladı. SANÖN, Türkiye yıllık tüketim kapasitesini 9 ayda doldurduğunu , tüketimde önümüzdeki seneden pay almaya başlayarak  yeni yıla girdiğini belirtti.

TÜSİAD’ın bir çok araştırma yaptığını ve yeşil ürün tercihlerine yönelik tüketici sonuçlarına bakıldığında ; %40 yeşil ürün tercih ederken, bu tercihlerin %4 satışlara yansıdığını ,%58 çevre dostu ürünleri pahallı bulduğunu,%3 ürünlerin yeterince işlevsel , yaratıcı olmadığı yönünde görüş bildirdiklerinin kayıtlara geçtiğini  belirtti. Geleneksel Tüketim Modeli ile Sürdürülebilir Tüketim Modeli üzerinde duran moderator, sözü ilk konuşmacı Saffet KARPAT’a bıraktı.

KARPAT,P&G’nin 5 yılda yeşil ürün cirosunun 40 milyar $ ulaştığını, üretim nasıl yapılır?Tüketici P&G ne bekliyor? Bugün ve gelecek nesillere daha iyi nasıl hizmet yaparım? konularında sürekli çalıştıklarını belirterek, TOPLAM cirosu 80 milyar dolar olan P&G’nin, cirosunun yüzde 40’ı sürdürülebilir ürünlerden geliyor ,her yıl % 25 değişime hedef koyuyoruz dedi. Yenilenebilir enerji kullanımı, nakliye, ambalajda operasyonel bir çok alanda yeniliğe gittiklerinden bahsetti. Ariel ürünü örneklerdi. Çöpe gidecek atıklardan üretim tesislerinde yenilebilir enerji konularına kadar hepsine odaklandıklarının altını çizen Karpat, şöyle konuştu: “Büyük hedefler koyduk. Örneğin tüketicilerimizin soğuk suda yıkama oranını yüzde 70’e çıkartacağız. Ariel kampanyasından sonra bu oranı İngiltere’de yüzde 23. çıkartmıştık. Eğer ABD’de bütün haneler çamaşırları 30 derecede yıkasa yılda 33 milyon megawatt tasarruf sağlanır. Üretim tesislerimizin yüzde 30’unu yenilenebilir enerjiden kullanır hale getirmeyi hedefliyoruz. Üretimdeki atığı ise binde 5’e düşürmek istiyoruz. Global tüketicilerin yüzde 15’i ürün alırken ‘Ne olursa olsun yeşil istiyorum’ diyor. 5 yılda cironun 500 milyon doları sürdürülebilir ürünlerden gelecek.”

Yeni dünyada yeşil ürünlerin rekabet gücü olarak sürdürülenilir için karşımıza çıkacak , önümüdeki 10 yılın “ergenlik çatışmalarının yaşanacağı bir süre “ olarak yorumlayan KARPAT,bu süre tüm markaları bu alanda bir noktaya getirecek diyerek görüş ve düşüncelerini örnekler üzerinden katılımcılarla paylaştı. KARPAT, Yeşil ürün ve hizmeti sürdürülebilir bir rekabet avantajı olarak alırsak 3  şey üzerinde durulması gerekir  diyerek sözlerini tamamladı.

1-Inovasyon(yeni iş modellerini hayata geçirilmesi)

2-Tüketici tercihleri(Öncüler-Keyif düşkünleri-Anaçlar-Takipçiler gruplanması)

3-Yeni rekabet modeline geçiş.(Coopetition: taraflar biraraya gelerek farklı kurumsal hedefleri olsa da tek bir hedef tarafsız bir alanda çalışıyor olacaklar)

“Ürünle yetinmeyip system tasarlayalım, küçük hareketler dünyayı değiştirebilir” diyerek sözlerine başlayan Coca Cola Türkiye Başkanı MOLINAS, sürdürebilirlik yarının değil bugünün konusudur, bunu öngörenler ciddi başarılara imza atacaklar dedi. Pazarlamacıların genel tavrının ürüne bakmak ve ürün tasarlamak olduğunu ifade eden MOLİNAS, bunun yeterli olmadığını, “Bu dönem ürünlerin değil, sistemlerin dizayn edilmesinin gerektiği bir dönem konuya bir bütün olarak bakmak lazım, sistemsel işbirliklerinin çok ciddi avantajlar yaratacağına  inandığını belirtti.

Reklamcılar Derneği Başkanı Aytül ÖZKAN ise, genel araştırmalara göre , tüketicilerde Kaynakları daha iyi kullanmak için iyi niyet olduğunu ifade ederek sunumuna başladı. Bu iyi niyet henüz davranış biçimlerine ya da evdeki tüketime yansımıyor , İletişim endüstrisi için en önemli konulardan biri markaların bu mesajları işleyebilmesini sağlamak diyen Özkan Markaların iletişim ile ortak  bugün ki çalışma düzeyini belirleyen 5 trend olduğunun altını çizdi:

1-Sürdürülebilir iş modeline geçiş

2-Yükselen “kurumsal marka” değeri

3-Sürdürülebilir Tüketim yaygınlaşmakta

4-Davranışta değişim

5-Katılımcı çalışanın artan önemi

Avusturyanın sürdürebilir iş modellerinde Unılever’i örnek gösteren ÖZKAN, çalışanların “Sürdürebilirlik kartviziti” bile çalışıdığını belirtti .Sürdürebilirlik Tüketim Modelinde kullanılan doğal kaynak en az seviyeye indirilir, kullanım ömrü ve ürün fiyat ilişkisi yeniden yapılandırılabilinir diyerek bu alanda yaygınlaşmaya gidilecektir diyerek sunumunu tamamladı.

 

Ali ÜLKER

Marka 2011 Konferansı’nın bu yılkı ödülü Ülker’e verildi.

Ülker, törende yaptığı konuşmada, 1944 yılından bu yana 3 nesli Ülker ürünleri ile mutlu ettiklerini belirterek, “Dünyanın neresinde olursa olsun her çocuğun mutlu çocukluk yaşamaya  hakkı var. Biz de sağlıklı ve mutlu nesiller için çalışıyoruz. Ülker’in 67’nci yılında bu derece rağbet görmesinin altında önemli faktörler var. Bu güven, kalite ve istikrarın sonucunda oluştu. Ülker dünyada küresel bir oyuncu olmaya devam edecek” dedi. Ali Ülker, çocukken dedesinin her akşam eve götürdüğü çikolata ve bisküvilerle kendisini mutlu ettiğini de belirterek, “Bir zamanlar ‘Unutma, akşama Ülker getir’ diye seslendiğim dedem Sabri Ülker’e bu akşam bu ödülü götüreceğim ve ‘Dedeciğim, unutmadım, bak bu defa ben de sana bir hediye getirdim’ diyeceğim” diyerek teşekkürlerini sundu.

 

Tony CHAMBERS

Yeni yayıncılık Devrimine Ayak Uydurmak ve Dijitalleşmek

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki herkes tasarım dünyasının farkında.Öncelikle günümüzde genelde insanlar tasarımla ilgili daha iyi eğitim alıyorlar.Bir de tasarıma para harcamaya çok daha fazla hevesliler. Böyle bir zevk bir kez geliştikten sonra tasarım çok baştan çıkarıcı olabiliyor diyerek sözlerine başlayan Wallpaper genel yayın  yönetmeni, okurlarımızın büyük bir kısmı uluslarası profilde , üstelik beklentisi çok yüksek ,bir dergiden çok bir marka özelliğini taşıyor bazı alanlarda birşeyi tanımlarken insanlar “çok wallpaper” olmuş gibi tanımlar yapabiliyor diyerek sunumuna devam etti.

Wallpaper markasının çok başarılı bir websitesiyle büyümesini ve etki alanının artmasını sağlayarak, sergiler,etkinlikler,şehirleri anlatan cep kitapları gibi yayınlarla vazgeçilmesi zor bir dünyanın yaratıcısı olduklarından örnekler sunan CHAMBERS, dijital yayını büyütürken yazılı basını öldürmeyecek uygulamalar başlattıklarını örneklerle anlattı bu örneklerden bazıları:

–         Özel dergi kapakları hazırlandı.Toplumda alanınında uzman ve lider kişilere yer verildi.

–         Yanar döner , hareket eden kapaklar yayınlandı

–         Konuk editörler kullanıldı, farklı alanlarda 3 konuk(moda/ürün tasarımı/guzel sanatlar)20 sh bu kişilere ayrıldı, istediği konuları anlattılar ve kapak tasarladılar

–         Gizemli konular , gizli dünyalara yer verildi

–         30 olaganüstü kadına yer verildi. “Kadın Gücü” ele alındı.

–         Bric ülkeler Brasil, Russia, India, China kendi içinde incelendi

–         Geliştirilmiş gerçeklik ele alındı.

–         Teknoloji ve elsanatları birleştirildi.Çağdaşlaşmak çok önemli diye düşünüldü ve 5-6 farklı tasarımcı çizimini kendi kapaklarını yapması sağlandı.29 bin özel kapak adrese teslim edildi.

CHAMBERS ayrıca, artık tasarımcılardan sadece ürün tasarlamaları beklenmiyor. Tasarımcıların karakter özelliklerini, kişiliğini anlamak onun tasarladığı ürünü de daha iyi anlamayı çabuklaştırıyor diyerek, İtalya’daki örneklerden bahsetti ve Wallpaper gibi ikonlaşmış bir tasarım mecrasının dijiyalleşme akımına karşı nasıl bir duruş aldığını, nasıl harekete geçtiğini, arkasındaki düşünce sistematiğiyle , yaşanılan tüm ikilemleri ve iç tartışmaları da yansıtarak canlı  ve güncel örnekler sunarak kendisine ayrılan süreyi tamamladı.

 

Seyhan ÖZDEMİR-Sefer ÇAĞLAR

Deneyim Tasarlamak

Deneyim Tasarlamak konulu sunum, ÖZDEMİR’in mekan tanımıyla başladı. Mekanlar, markaların  kendi hikayelerini kullanıcı ile buluşturduğu fiziksel ortamlardır, Tasarımcılar ise yeni fikirler üreten, sürekli beslenen kişilerdir. Biz ise markaların tüketici buluştuğu mekanları markalıyoruz ve bunun bir stratejisi diyen tsarımcı, Sefer Çağlar ile birlikte kurdukları  Autoban tasarım firmasının, mimari, iç mimari ve mobilya tasarım şirketi olduğundan bahsederek  Coca Cola, Turkcell, Vakko gibi markalara da  mimari yüzler tasarladıklarından örnekler sunarak sunumuna devam etti.

Özgün tasarımlarla günlük hayatta yeni mekan deneyimleri sunuyoruz diyerek söz alan ÇAĞLAR, bu deneyimle markaların müşterilerinin farklı noktalara bakmasını, kendilerini başka bir dünya içinde görmelerini deneyimlenmesi için çalışmalar yaptıklarını anlatmaya çalıştı.

Havaalanı içinde bekleme salonunda Türkiye markası ile ilgili bir mekan tasarımı üzerinde örnekler veren tasarımcılar,  Çağdaş Türkiye Deneyimi yaratmak için misafirperverlik, çini vb. Özellikleri/objeleri kullanarak  o alanda bulunanların mekanın bir parçası haline gelmelerini hissetmelerine yönelik gerek mimari gerekse mobilya tasarımlarında bulunduklarında bahsettiler. İnsan obje ilişkisini tanımlarken ise, ortamla ilişki kurabilecek her bir nesneye ayrı bir anlam yüklemeye özen gösterdiklerini dile getiren ünlü tasarımcılar, bazı projelerde farklı kimlikleri birarada bulundurarak, kendi hikayelerini koruyup yeni bri deneyim yaratmaya çalıştıklarından bahsettiler.

Gündelik mekanları doğal nesneler entegre ederek daha yaşanabilir ve özel kılmak yönünde bir çok preojeye imza attıklarını anlatan ÖZDEMİR, 2011 yılında Autoban olarak 300’den fazla proje ile 15 ulusal ödül, 35 kitap ve 500 üzerinde basılı yayında yer aldıklarından bahsettiler ve katılımcılara bu tasarım ve mekanlara özel bakış açılarından örneklendirmeler sundular.

Ünlü ikili, mobilya tasarımlarında ise mekanlar için kimlik yaratacak ürünler tasarlayıp onlara çeşitli roller vererek mekan içinde kimlik kazanmalarına yönelik projeler geliştirdiklerini söylerek sunumlarını tamamladılar.

 

Salih MEMECAN

Nasıl Karikatürist Olunur? Sizinkiler-10 yıllık Marka Serüveni

Her çocuk kabiliyeti ile doğuyor, bazıları onu bırakmıyor, karikatürist olabilmek için, “çizebilmek lazım-komik olmak(farklı bakmak), bilgili-kültürlü” olmak lazım diyerek sunumuna başlayan MEMECAN,hergün 2 milyon kişiye birşey anlatıyor olabilmek ve bundan bir anlam çıkarılabiliniyor olması kolay değil. Hele ki siyasi karikatörlük yapmak oldukça ciddi bir iş diyen ünlü karikatürist , Sizinkiler’in 10 yıl öncesinden bugüne gelişiyle ilgili adımları anlatmaya başladı.

2 civciv çizdim , neden civciv? Kanatlı, iki ayaklı, insane benziyor, aile hayvanı, evleri var: kümes, ailesi var :piliç/tavuk, karekterler güçlü,tutarlı, insanla özleştirilebilecek bazı özellikler mevcut.  Rol modellere uygun herkesin bir ailesi var ve inanılmaz aynı özellikte davranışlar, ilişkiler sergileniyor. Kadın erkek  ve aile yaşantısındaki ilişkilerde dünyanın neresinde olursa olsun değişmeyen temalar var ve hep aynı özellik taşıyor: “ilgi ihtiyacı-sevgi açlığı-cocuk yetiştirmek”.

Ayrıca her çocuğu rahatsız eden birşeyler var, ev, eşya, mekanlar hep aynı. Burada evrensel konular , yaklaşım tarzlarının benzerliği ve markanın sürekliliği, takip edilebilir olmasını arttırdığını belirten konuşmacı,katılımcılara sunum esnasında yarattığı diğer karekterlerden örneklendirmeler çizerek sunumuna devam etti.

10 yıllık süreçte bir gün bile çizimi bırakmadığını belirten MEMECAN, hergün çizeceksin bir gün bile sektirmeyeceksin, etrafına farklı gözlerle bakacaksın, gündemi yakından takip edeceksin, rol modellerin topluma bir mesaj vermesi gerektiği noktada duyarlı olacaksın, yeniliklerin hayatımıza kattığı değerleri iyi anlayacak ve bunları iyi tanımlayacaksın diyerek web sitesi olan, bilgisayar oyunları geliştiren, tiyatrosu ile 100 bin cocuğa ulaşan Sizinkiler markası için çok çalıştığını ve kalıcı marka olması için  lisans almak, markanın geniş kitlelere ulaşması için pazarlama yapılması, yabancı dile çevrilmesi vb.gibi  bir çok konuda ekibiyle  çalışmalar ve bağlantılar yaptıklarından bahsetti.

Markalama konusunda ülke genelinde bazı kuralların yetersiz kaldığını , bu uygulamaalrın  anlaşılabilir olması için daha çok yol alınması gerektiğini vurgulayarak Zeytin&Limon ‘un kısa bir sunumunu katılımcılarla paylaşacak kendisine ayrılan süreyi tamamladı.

 

Jeremy GILLEY

Dünya Barışı için Marka Gücü-Peace One DAY!

Oyunculuk ve film endüstrisinde başarılı bir kariyere imza attıktan sonra , 1999 yılında kar amacı gütmeyen bir film projesi olarak Peace One Day’i başlatan GILLEY,  ülke içinde Tek bir gün Barış günü olamaz !  Dünya için Barış günü olmalı bu nasıl sağlanabilir? diye düşünerek Afrika başta olmak üzere tüm devlet başkanlarına gönderilecek bir mektup hazırladığını  söyleyerek sunumuna başladı. Bir şey Kabul görmesi için politikacıların, devlet yönetiminin ve halkın mutlaka bir bütünlük halinde Kabul etmesi gerektiğinden bahseden ünlü oyuncu ve yönetmen, bu kabulu sağlamak için inanç ve çabası haricinde parası olmadığı için projesini destekleyecek olan  British Airway,Kodak firmalarının üst düzey yöneticilerin kapısını çaldığından bahsetti. GILLEY, Dünyayı daha güzel yaşanır bir hale getirmek için 900 saatlik bir çekim yaptığından bahsetti ve bu çekimlerden video ve fotolarını katılımcılarla paylaştı. Ve siyaset, din, futbol dışında çocukları, gençleri  bir arada bir amaç için toplatacak  bir gün olmalı (peace one day-21 September)diyerek ,Birleşmiş Milletlerde Ateşkes Sözleşmesi imzalanıncaya kadar ki süreçleri anlatmaya devam etti.

Eleştirmenler tarafından bu ne işe yarar/fark yaratılmaz/1 gun uygulanacak birşey kayıda alınmaz şeklinde çok olumsuz geri bildirim alınmasına rağmen inançlarından, yolculuğundan vazgeçmeyen GILLEY, Barış günü yaratılmış oldu Peace One Day-21 September  aDünya Barış Günü olarak 2001 yılında Birleşmiş Milletlerde oybirliği ile Kabul edildi , ancak sonra daha zor bir süreç içine girdiğinden bahsetti. Basının konuya ilgisi çok önemli , basın toplantısı yapıldı ve hiçkimse gelmedi, bu çok olumsuz bir deneyimdi diyen konuşmacı, basını toplamak için  önemli insanları yanına alması gerektiğini fark ederek Jude JAW’den destek almaya gittiğini ve projeyi ona anlatarak ilgisi beklediğini söylediğinde JAW’dan aldığı destekle hızla insanların ilgilenmeye başladıklarını anlattı.

Peace One Day hareketinin  artık Dünya Barış günü için küresel farkindaliği arttırmak ve etkisini daha geniş çerceveye yaymak için çalışıyor diyen GILLEY,Bireysel çaba ve inancın,markalaşmış bir Barış hareketine nasıl dönüşebileceğini ve milyonlarca hayata dokunmanın nasıl mümkün olduğunu katılımcılara göstermiş oldu.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.