Aylık arşivler: Nisan 2020

Yöneticiniz “Ali Cengiz Oyunu” yapıyorsa

Bazen yöneticiler, çeşitli oyunlar oynarlar. Bu oyunlar projeleri ya da kişilerin kariyerini sabote etmek için olabilirler. Bu tip bir durumdan nasıl kurtulursunuz?

Belki televizyonda seyretmişsinizdir belki de kendiniz oynamışsınızdır. Bir piknik oyunu vardır: Önce çift olursunuz, sonra ayaklarınızı birbirine bağlarsınız ve koşma yarışı yaparsınız. Oldukça komik görüntüler çıkar ortaya.

Buna benzer yarışmalar pikniklerde eğlenceli ama iş ortamlarında tehlikelidir.  Birlikte hata yapma olasılığı yüksek bir çift, kasıtlı olarak bir araya getirilmiştir. Örneğin eski bir çatışmayı tekrar su yüzüne çıkarmak, kimin yetkili olduğunu özellikle belirsiz bırakmak, organizasyonel tansiyonu yükseltmek, prim için çekişme yaratmak vb. sayılabilir. Yönetici, elindeki gücü akıllıca kullanarak ya projeyi sabote etmeye çalışır ya da bu kişilerin kariyerini.

Bu tip yarışlarda genellikle başarıdan tüm yarışmacılar sorumlu tutulurlar. Böylelikle çatışarak zorla başarıya ulaşılması beklenir. 

Bundan yıllar önce, hiç hoşlanmadığım ve başarısız olduğunu bildiğim bir kişi zorla ekibime verilmiş ve işbirliği yapmam istenmişti. O kişiyi benim ekibime atayan üst yöneticinin bakış açısı şuydu: “Eğer sevmediğim kişilerle çalışmak zorunda bırakılıyorsam, başkalarını aynı durumda görmekten memnun olurum”. Özellikle başarınız yöneticinizin başarısını gölgelemeye yetecek ölçüdeyse daha tetikleyici bir ortam oluşuyor.

Diyelim ki böyle bir duruma düştünüz ne yapacaksınız?

Diğer yarışmacı ile durumu değerlendirin

Zor durumu birlikte yaşamak zorunda kaldığınız kişi ile bu durumu masaya yatırmalı ve konuşmalısınız. Eğer sizleri zor durumda bırakmak için, birileri sizi bir araya getirmişse bunu tersine çevirebilirsiniz.

Durumunuz ile ilgili hem fikir olun

Sizi bu şekilde bir araya getiren kasıtlı yaptıysa ya işinizi bozmak ya da kariyerinizde yara açmak istiyordur. Eğer bilerek yapmadıysa bu durumu nasıl lehinize çevirebileceğinize ortaklaşa karar verin. Önemli olan gerçekte neyin olup bittiği konusunda karşılıklı hem fikir olmanızdır.

Yardım isteyin

Eğer siz çözemiyorsanız yardım isteyin. Sizi bu duruma getiren yöneticinizin üzerindeki bir yönetici ya da etkili başka biri size yardım edebilir. Kasıtlı olarak kötü duruma düşürüldüğünüzü hissettiğinizde bir başka yöneticiden destek istemek gayri ahlaki değildir.

Diğer olasılıkları değerlendirin

Eğer bir şeylerde anlaşmıyor ve olumlu bir gelişme sağlayamıyorsanız profesyonel olun. Sizin yaptığınız işin kasıtlı sabote edilmesi ya da kariyerinizin kasıtlı olarak zarar görmesi yerine iş değişikliği daha iyi bir çözüm olabilir. Pes edin demiyorum ama başarısız olmaktansa başarılı olacağınız başka bir departmana geçmek ya da iş değiştirmek alternatifi iyi bir çözüm olabilir.

Özellikle büyük organizasyonlarda, yaşı geçkin yöneticiler pozisyonlarını koruyabilmek için tecrübelerine ve zekalarına dayanarak bu tipte taktikler geliştirebiliyorlar. “Herkes kendince haklıdır” a inanmıyorum ve “Ali Cengiz oyunlarının” bir sonuç vermeyeceğini düşünüyorum.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Bilişim Projelerinde Maliyetleri Düşürmek

Bilişim projelerinde gerçek maliyetleri görmek ve hesaplamak kolay değildir. Maliyet kalemlerini ve harcama stratejisini belirlemek gerekir. 

Projenin maliyetlerini tahmin etmek savaşın yarısıdır, diğer yarısı proje süresince onaylanmış bütçeyi aşmamaktır.

Öncelikle maliyetleri planlamanız ve gerçekleşenler ile kıyaslamanız gerekir. Olası sapmaları erken görmeye, oluşan sapmaların sebeplerine odaklanmalısınız. 

Bilişim departmanlarında temel maliyetler, işlerin yürümesi için gereken maliyettir. Genellikle ortalama bir şirkette tüm bilişim harcamalarının %70’ine denk gelir. Dış kaynak kullanımı ile ilgili sözleşmeler, servis seviye anlaşmaları, eldeki mevcut değerleri yönetmek, sunucuları konsolide etmek, eski uygulamalardan kurtulmak,  altyapıyı iyileştirmek vb. sayılabilir. Tüm bu operasyonların maliyetleri iyi bir proje ve kaynak yönetimi ile kontrol edilebilir.

Eğer temel maliyetlere ayrılan bilişim bütçesinin oranı düşürülebilirse yeni projeler için kaynak yaratmak mümkün olur. 

Gizli Bilişim Harcamaları

Gartner firmasının yaptığı bir araştırmaya göre kurumsal teknoloji harcamalarının %10’u Bilgi Sistemleri birimlerinin kontrolü dışında yapılmaktadır. Harcamaların başkaları tarafından yönetilmesi ve gizli bilişim harcamalarının ortaya çıkmasının bazı nedenleri var:

  • Yatay organizasyonel yapılar kontrolü zorlaştırıyor. 
  • Çabuk ve hızlı hareket gereken durumlarda politika ve prosedürler vakit kaybettirici olarak algılanarak dikkate alınmıyor.
  • İş birimleri yöneticileri yapılan bilişim harcamalarının sorumluluğunu üzerlerine alıyorlar.
  • Dış kaynak seçimini yaparken iş birimlerinin sadece amaçlarına odaklanmaları ve kurumun genel teknolojik altyapısını dikkate almamaları

Gizli bilişim harcamaları proje maliyet kontrollerini ve hesaplamalarını zorlaştırır. Kültürel eğilimler, iş birimlerinin, şirketin stratejik hedefleri ile çatışma yaşanmasına, kontrolsüz harcamalara yol açmaktadır.

Uzun vadeli uygulama maliyetlerini anlamak

Genel bir kural olarak, kullanılan bir uygulamanın yıllık maliyeti, geliştirme maliyetinin %40-60’ı civarındadır. Çok mu geldi? Bu maliyetler destek, bakım, operasyon, lisans, altyapı, varsa müşteri hizmetleri ve operasyonel personeli içerir. Temel maliyetler gibi işin devam etmesini sağlayıcı maliyetlerdir. Geçmişte gerçekleştirilen projelerinizde geliştirme için harcanan ile sistemi yaşatmak için harcanan bedelleri analiz edin, dediğimin doğruluğunu göreceksiniz.

Bilişim maliyet tahmini gerçekleri

Ne kadar iyi proje maliyeti tahmini yapabiliyorsunuz? Maalesef bilişim projelerinde kristal küresine bakıp maliyeti tutturan ben henüz görmedim çünkü bilişim projelerinde hata oranı çok yüksektir. Örneğin sadece başlangıç öngörüleriniz bile %100 sapabilir.

Sizin yapabileceğiniz tek şey kendi konularında tahmin yapanların bu tahminlerini somut olarak nelere dayandırdıklarını anlamaktır.

Mevcut Sistem Yatırımlarından Faydalanma

Uygulamalar, yazılımlar, ağlar, altyapı ve her türlü bilişim yatırımı düzenli olarak gözden geçirilmeli, maksimum fayda alınmaya çalışılmalı ve kendisine yapılan yatırımı kurtarıp kurtarmadığı(ROI), hedeflenen faydayı sağlayıp sağlamadığı, izlenmelidir.

Kısa vadeli maliyet kısma ölçütleri oluşturun

Bazen maliyetleri taktiksel çözümlerle düşürebilirsiniz. İstanbul’dan Tokyo uzun bir yoldur ama havaalanına nasıl gideceğimizden başlayarak maliyetlerimizi düşürmeyi deneyebiliriz.

Proje başladıktan sonra büyük resim netleştikçe belirli yatırımlara karar verin;

  • Proje kapsamını kontrol altında tutun. “Zaten lazım olur” ya da “muhtemelen lazım olacak” şeklindeki öngörülerle yatırım yapmayın.
  • Projenin kapsamını netleştirecek sözleşmeyi bir an önce tüm taraflarla yapmaya çalışın.
  • Eğer iyi bir değişim yönetimi sistemi kurarsanız “bişey daha vardı” toplantılarını ve sonuçlarını iyi yönetebilir hale gelirsiniz.
  • Sadece bilgi eksikliğinde ve kaynak eksikliğinde danışmana başvurun. İnsan kaynakları harcamaları en büyük harcamalarınızdır.

Uzun vadeli maliyet kısma ölçütleri oluşturun

  • Stratejik düşünmeyi asla bırakmayın.
  • Büyük resmi görerek ilerlemeye çalışın.
  • Çifte kullanımdaki kaynakları azaltın, gereksiz kaynak ve maliyetlerden kurtulun.
  • Önceliklerinizi tekrar organize edin.

Fiyatlama ve sorumluluk mekanizmaları kurun

Eğer iş birimlerini daha sorumlu kılarsanız teknoloji yatırımları ve talepleri konusunda daha dikkatli davranırlar. Gerçekten ne istenildiğinin tam anlaşılması durumunda doğru harcamaların yapılacağının iş birimlerine anlatılması gerekir. Sürekli değişiklik taleplerinin faturasının sorumluluğunu almalarını sağlayın.

Bilişim Yatırım Kararlarını Doğru Yönetmek

Bir çok kurum, bilgi sistemleri ve iş birimleri arasında iyi bir diyalog olmadığı için kör uçuşu yaparlar. Bazen de aynı gemide olduklarını unuturlar.

Organizasyonlar bilgi sistemleri birimlerinin değer katan stratejik bir ortak olduğunu anlamalıdırlar. Ve bu iki birim arasındaki sinerjinin tüm paydaşlara fayda sağlayacağı açıktır.

Eğer işbirliği sağlanırsa böylece kurumsal stratejiler, politikalar, öncelikler ve bütçeler konuşulabilir.

Bilişim Yatırımlarının değer/kazanç değerlemesi

Neden yapıyoruz ve ne yapıyoruz? Bilgi Sistemleri departmanları, kurumların stratejik hedeflerine ulaşmasına destek olan değerleri üreten yapılardır. Bu yüzden yapılan işe harcanacak efor ile kuruma katacağı değerin sorgulanması çok önemlidir. Katacağı değer oranında verilecek önem belirlenebilecektir.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Köpekler Kadar Anlaşılır olmak

Köpekler insanlar gibi konuşamasalar bile hangi modda olduklarını anlamak çok kolaydır. Halbuki insanlar konuşabilmelerine rağmen hangi modda olduklarını anlamak o kadar kolay değildir.

Herkes silahını tekrar doldurmadan toplantı tamamlanmıştı. Dorca A.Ş. temsilcileri çıktıktan sonra Gaye ve Bülent içeride kalmışlardı. “Halloldu değil mi?” diye sordu Gaye.

Bülent, Gaye’nin soruş tipinden dürüst yanıt vermesi gerektiğini düşündü. “Bir bakımdan evet. Ama bir çok konuyu muğlak bıraktılar.” dedi.

Bu cevap Gaye’nin ilgisini çekmişti “Biraz açar mısın?”

Bülent açıkladı, “Aslında olay farklı. Eğer biz onların işin dışında kalmaktan bu kadar alınacaklarını bilseydik, yada rahatsız olduklarını bize söyleselerdi, daha farklı davranacaktık muhtemelen. Aslında sessiz kalmaları işleri daha kötüleştirdi.”

Bülent, özellikle gergin durumlarda ne hissettiğinizi karşı tarafın anlamasının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Bazen görünürde mutlu olabiliriz ama içeride kırılmış, üzülmüş ve kızmışızdır.

Biz kendimizi duygularımızla yönlendirirken, çevremizdeki insanlar onlara yönelik tavırlarımızla yol alır. Biz duygularımızı saklar isek karşı tarafın doğru davranması için gerekli olan bilgiyi vermemiş oluruz. İçimiz ve dışımız ne kadar farklıysa tehlike o kadar yakın demektir.

Çevrenizdeki insanlar nasıl olduğunuzu bilmelidir

Köpekler mutlu olduklarında kuyruklarını sallayarak, korktuklarında kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırarak duygularını belli ederler. Eğer duygularınızı saklarsanız, kızacağınız ya da üzüleceğiniz bir şey yapmalarına imkan tanımış olursunuz.

Duygu sözlüğünüzü genişletin

Köpekler duygularını çok rahat ifade ederler. Hızlı kuyruk sallama, kuyruğu saklama, tüylerini dikme vb. sayabilirsiniz. Sizin kaç türlü gülümsemeniz var? Üzüntülü ya da kızgın olduğunuzda bunu çevrenizdekilere nasıl anlatıyorsunuz hiç düşündünüz mü?

Tutarlı mesajlar verin

Köpekler dikkat kesildiklerinde kulakları dikleşir, bir kedi gördüklerinde bedenlerinin duruşu değişir vb. verdikleri mesaj her zaman nettir. Mutluysa mutlu, kızgınsa kızgındır.

Çevremizdekilere doğruyu söylemiyorsak, onları üzmemek adına olsa bile onları red ediyoruz demektir. Bir köpek bile duygularını bu kadar kolay ifade edebiliyorsa,  insanları hayvanlardan ayıran en önemli özelliğimizi duygularımızı ifade etmekte kullanmayı öneriyorum.

Özellikle çevrenizdekiler dostlarınızsa, sizin duygularınızdaki samimiyet sizleri birbirinize bağlayan en önemli unsur olacaktır.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Maliyetleri Düşüreceğim Derken Hata Yapmayın!

Kriz, ekonominin kötü gidişatı vb. sebeplerle işler biraz kötüye gittiğinde en büyüğünden küçüğüne tüm şirketlerde maliyet düşürme çalışmaları başlar. Özellikle Türkiye’de ekonominin iyi olduğu dönemlerde “lale devri” yaşayan firmalar ekonomik kriz ile birlikte “sinekten yağ çıkarmaya” başlarlar. Özellikle büyük firmalarda tüm maliyet kalemleri masaya yatırılır ve her birinde neler yapılabileceği üzerinde çeşitli komiteler kurulur, projeler başlatılır.

Başından beri en ekonomik şekilde yürütülmesi gereken işler, krizde masaya yatırılır. Şirket içinde en çok maliyet düşürenin ödüllendirilmesi veya takdir görecek olması “kraldan kralcı” yöneticilerinde su üstüne çıkmasını sağlar. Zamanında binleri/milyonları önemsemeyen şirket, kuruş hesabı yapmaya başlar. 

Öncelikle danışmanlık ve eğitim giderleri kesilir. Daha sonra en büyük gider kalemi olan insan kaynaklarına sıra gelir ve işten çıkarmalar, daha ucuz eleman almalar ve dış kaynak kullanımı yapılır.

İşler bu noktadan sonra zorlaşır. Çünkü yapılacak maliyet indirimlerinin anlamlı bir yüzde olabilmesi için gereken büyük lokmalar yutulmuştur. Şimdi ufak tefek işlere yönelinilir. Müşterilere kağıt olarak gönderilen evrakların eposta ile gönderilmesi, daha önce masrafsız olan işlemlerden masraf alınması (Bankalar), şirket arabalarına konulan benzine sınırlama, seyahatlerde kısıtlama, uçak yerine otobüs kullanımı, makam arabalarında daha ucuz modele geçiş, prim-temettü dağıtılmaması, dağıtım aracının zaman sabit kalmak kaydı ile daha çok yere uğraması vb. onlarca örnek sayılabilir.

Bu tip durumlarda, genellikle çalışan morali 2. plana atılır. Çalışan morali, kazançları artırma ve maliyetleri düşürme konusunda en önemli faktörlerden birisidir.

Türkiye’yi eleştirirken dünyada da maliyet düşürme konusundaki çalışmaların çok farklı olmadığını gördüm. Bazı yurtdışı örnekler vermek istiyorum;

– Renkli yazıcı-kartuş kullanımından vazgeçmek (Credit Suisse – Citigroup)
– Temsil – ikram vb. misafirleri yemeğe götürmenin kesilmesi (Credit Suisse)
– Akşamları güvenlik görevlisinin gezerek açık monitörleri kapaması(Intel)
– Yıllık izinlerin resmi tatiller ile aynı günlere denk getirilmesi (Yahoo)
– Tatilleri ücretsiz yapma (Microsoft)
– Personel jimnastik salonlarını kapama(J.P. Morgan Chase)
– Personele verilen cep telefonlarını kapatma(J.P. Morgan Chase)

Önemli olan bir diğer nokta, yapılan maliyet düşürücü çalışmanın kazanç getirici etki yaratabilmesidir. Sadece maliyet düşürüyorsanız bir noktada sınıra gelip dayanacaksınız. Bu kesintiyi kazanç getirici bir aksiyon ile tamamlarsanız örneğin kağıt yerine e-posta gönderiminde e-posta içine reklam satın alma vb. anlamlı olacaktır.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Hiç Birimiz İstemiyoruz Ama Hepimiz Yapıyoruz

Bu dönemde şirketler krizden çıkmak, az hasar almak ve yoluna devam edebilmek için çeşitli kararlar alacak. Bazen hiç kimsenin yeterince ikna olmadığı, uygulama konusunda çekincelerin olduğu ama karşı çıkarak kimsenin sivrilmek istemediği kararlar alınabilir. 

İşte buna Amerikalılar Abilen’e Yolculuk diğer adıyla Abilene Paradoksu adını vermişler. Kısaca hikayesini anlatayım size: Teksaslı bir aile akşam yemeği için Abilene’e (53 mil) gitmeye karar verir. Fakat çok zor ve sıkıcı bir yolculuktan sonra Abilene’de çok kötü yemeklerle karşılaşır ve 4 saat sonra eve geri dönerler. Sonra  anne, babaya dürüst olmayan bir şekilde “Ben siz mutlu olun diye gittim”, baba, anneye “Ben siz istiyorsunuz diye gittim yoksa bu sıcakta yolculuk delilik” gibisinden yorumlar yapılır. Aslında hiçbirinin istemediği bir şey yapılmıştır.

Metin ve Pınar, Akme projesinin sponsoru ile tanıştıklarında projeyi yönetmekte neden zorlandıklarını çok iyi anladılar. Kısa bir konuşma sonrasında Metin devam etti: “Bizce Akme projesindeki en büyük sorun çok dağılmış olmamız. Amerika ve Avrupa’da bir çok farklı zaman dilimlerinde iş yapmaya çalışıyoruz. Bu yüzden aynı anda hiç kimseyi bir araya getiremiyoruz. Mutlaka birilerinin uyku saati oluyor.”

“Hiç şaşırmadım,” dedi Emel. “Başından beri bundan korkuyordum.”

Bu yorum Pınar’ın dikkatini çekmişti. “Bir dakika, yerel eleman almamızı sen özellikle istemiştin diye hatırlıyorum. Buradan bir çok şeye zamanında müdahale edemeyiz, oradaki insanları kullanalım demiştin.”

“Evet doğru. Sizi uyarmıştım. Sadece karar vermede zorlanacağımızı ve yine sadece deneme olarak yapabileceğimizi söylemiştim.”

Metin tüm olayları kafasından geçiriyordu. “Aslında yerel takımlar olmasını önermiştin ama sırf biz istedik diye mi onayladın?”

“Aşağı yukarı doğru.”

Pınar anlamaya başlamıştı. “Biz, senin istediğinizi düşünerek yapmıştık.”

Metin ekledi, “Şaka gibi”

“Abilene yolculuk yapmışız meğerse” dedi Pınar.

Pınar, Abilene Paradoksuna vurgu yapmıştı. Yani, grupta hiç kimsenin istememesine rağmen yapılan şey. Bu tip durumlarda kimse duygularına göre davranmaz, grubun tercihi olarak algılar, sorgulamaz ve katılır.

Abilene Yolculuk başladıysa kime ne söyleyeceksiniz? Ve bununla ilgili ne yapılabilir?

  • Çekincelerinizi zamanında paylaşın.
  • Sizi zora sokabilecek ya da istemediğiniz noktaları belirtin. Grup kararlarına katılımınızı değerlendirin az mı, ortamı yoksa çok mu?
  • Rahatsızsanız sorgulayın.
  • Eğer bu karardan yana sıkıntılarınız var ise hem şüphelerinizi dile getirmeli hem de spesifik sorularınızı sormalısınız. Emel şöyle diyebilirdi “Bu fikri beğenmedim. Uzaktan bu insanları nasıl doğru yöneteceğiz?” Bazen bu tipteki karşı çıkmalar negatif ve köstekleyici gibi görünse bile genellikle sağlıklı ve yardımcı olmaktadırlar.
  • Abilene yolculuk programınızı gözden geçirin.
  • Herhangi bir grup kararı alındığında, grubun görüşlerinden emin olmakta fayda vardır. Onlara sorun: “Gerçekten istiyor musun? İçinize yattı mı?”

Maalesef bu yolculuğun en büyük dezavantajı iadesinin olmaması. O yüzden bu yolculuğa çıkıp çıkmama konusunu baştan kesinleştirmekte fayda var.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Kaos’ta ne yapacağız?

İnsanlar ve sistemler değişime nasıl yanıt verirler? Pandemi, Suriye’ye asker gönderiyor olmak, ekonomik ortam vb. gibi sürekli hayatımızda bir şeyler değişiyor ve her defasında bu yeni duruma ayak uydurmamız gerekiyor.

Virüs geldiğinde sağlığımızın, işsiz kaldığımızda çalışmanın öneminin farkına varıyoruz. Aslında her değişim bizim buna verdiğimiz tepkiye göre hayatımızı farklı bir şekilde etkiliyor. Örneğin 11 Eylül faciasını yaşayan bir Amerikalı’nın tekrar uçağa binmesi zaman alıyor, ülkeye kabul ettiği yabancılara uyguladığı kontroller ağırlaşıyor.

Proje Yönetimi konusunda uzun süre eğitimler verdiğim için “Değişim Yönetimi” dediğimiz konunun gerek şirketler gerekse hayatımıza yansıyan kısmı ile ilgili de araştırmalarım oldu, hala devam ediyorum.

Özetlemek gerekirse; değişime ayak uydurabilmek için temel 6 başlığın ele alınması gerekiyor;

  1. Eski durum – Sistemin değişim başlamadan önceki, baştaki durumu
  2. Yabancı BileşenEskiyi değiştiren şey, olay, kişi.
  3. Kaos – Yabancı bileşenden kaynaklanan karmaşa ve bölünmeler.
  4. Fikrin Dönüşmesi – Kaos’tan bizi yeni bir yola doğru çeviren konsept. Aslında yeni durumun olağan kabul edilmesi ve buna göre yeni tavrın oturmaya başlaması.
  5. Entegrasyon ve Pratik – Dönüşen fikrin yerleşmesi ve operasyonel anlamda hayatın içine girmesi
  6. Yeni Statüko – Yeni bir sistemin oturması

Literatürde bu konuda çok fazla teori, çok fazla öneri var. Özellikle 11 Eylül sonrası Amerika’da oldukça benimsenen ve benimde sıcak bulduğum Star Değişim Yöntemi (Jay Galbraith) bu türde değişimi yönetebilmek için en ideal yöntemlerden birisi. Ne önerdiğine gelince:

Kaosta herkesi haberdar edin

Bir kaos’ta olduğunuzun farkında olarak herkesin stres altında olduğunu bilin. Yorgunluk ve düzensiz/dağınık çalışmaları izleyin, insanlara dinlenme ve kaygılarını paylaşma ortamı yaratın. 

Eski statükoya yönelimin farkında olun

Kaos’ta herkes rahatsızdır. Bu yüzden insanlar eski alıştıkları duruma dönmek istemektedirler. Değişimin kabul edilmesi gerektiğini geri dönüşün olmadığını anlatmalısınız.

Kaos’larda çok önemli ve büyük kararlar almayın, sözler vermeyin

Karar alıyorsanız uzun vadeli olmamasına özen gösterin. Örneğin 11 Eylül sonrasında uçak yolculuğu gerektiren projeleri yapmamak gibi.

Dönüşen Fikrleri İzleyin

İnsanların bir çok konuda fikri değişmiş olabilir. Bu kişisel ve organizasyonel anlamda her yerde olabilir. Kaloriferci, ateşten korkmaya başlamışsa üşüyeceksiniz demektir, önleminizi alın.

Kaos kötü bir şey değildir, bir şekilde oluşabilir. Önemli olan ortaya çıktıktan sonra onunla yaşayabilmek ve onu yönetebilmektir.

Oz Büyücü’sünde Oz ülkesine girdiğinde Doroty şöyle der: Artık Kansas’ta olmadığımızdan eminim.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Gerçeği Söylemekten Korkmak

Bazen bir şeyleri söylerken isteyerek ya da istemeyerek bazı detayları ya söylemeyiz ya da başka şekilde söyleriz.

Biz, bize söylenenlerin doğruluğunu bilmek isteriz, karşımızdakilerde onlara söylenenlerin doğruluğunu bilmek isterler. Yalan söylemek bazen kolaydır ve “yalancıların hafızaları çok güçlüdür” klişesine ek olarak Mark Twain’in çok güzel bir sözü var “Gerçeği söylersen hiç bir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın” diye.

Şimdi ya aşağıdaki yazıyı yazıcıdan çıkarıp masanıza koyun ya da sadece şöyle bir göz atın. Gerçeği söylemekten korktuğunuzda bunları düşünün;

– Gerçeği söylemek daha az yaratıcılık gerektirir.
– Gerçeği söylemek kan basıncınızı normal bir seviyede tutarak doktor maliyetlerinizi düşürür.
– Gerçeği söylemek bu konuda gelecekte söyleyeceğiniz şeylerle tutarlı kalmanızı gerektirmez.
– Gerçeği söylerseniz muhtemelen kimse sizi suçlamayacaktır.
– Gerçeği söylerseniz geçmişte kime ne söylediğinizi hatırlamak zorunda kalmazsınız.
– Gerçeği söylediğiniz için çoğu zaman kendinizi suçlu hissedebilirsiniz.
– Gerçeği söylediğinizde işe yarayıp yaramadığını kontrol etmeniz gerekmez.
– Gerçeği söylerseniz yakalandığınızda ne söyleyeceğinizi planlamanız gerekmez.
– Gerçeği söyleyecekseniz süslü ve karmaşık cümlelere, kelimelere ihtiyacınız olmaz.
– Basit gerçek diğer her şeyden kısadır.
– Gerçeği söylemenin çok zor olduğu durumlarda pratik yapın.
– Eğer siz gerçeği söylerseniz (kesin olmamakla beraber) diğerleride gerçeği söylerler.
– Gerçeği söylerseniz burnunuz uzamaz.
– Gerçeğin dedikodusunu yapmak zordur. (En iyiside budur)
– Gerçeği söylüyorsanız mimiklerinizi ayarlamanıza gerek kalmaz.
– Gerçeği söylerseniz sebeplerini açıklamak zorunda kalmazsınız.
– Gerçeği söylerseniz o konuda hala yapılabilecek bir şeyler varsa yapılır.
– Gerçeği söylerseniz daha rahat uyursunuz.
– Doğrucu olduğunuz bilinirse yalan istekleri azalır.
– Eğer genellikle gerçeği söyleyen biriyseniz insanların inandığı-güvendiği biri olabilirsiniz.

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Odaklanmanın gücünü farkedin!

Sadece TEK bir şeye odaklanabilmek için yapacağınız her şey kendinize yapacağınız en önemli yatırım olacaktır.

Her ne kadar tek bir şey ile uğraşmak kolay gibi görünsede aslında oldukça zor bir iştir. Bence odaklanmayı zorlaştıran, gerçekten yapmak istediklerimizle yapmak zorunda olduğumuz şeyler arasında kalmamız.

Bu yüzden doğru şeye odaklanmamız için bize en çok severek yapacağımız ve fayda sağlayacak olan konuları belirlememiz gerekiyor. Ör., Kendi işimizi açmak, hobimizden para kazanmak, kitap yazmak vb.

Kendimize en büyük faydayı sağlayacağına inanarak yaptığımız şeylerin başkaları açısından da önemli olup olmadığına, aynı yoldan geçenlerin başarı ve başarısızlık hikayelerine bakarız. 

Başarı hikayelerinde en çok dikkatimi çeken şey, kişilerin tek bir konuya odaklanmaları ve o konuda en iyi olma gayretleri olmuştur. Kurumlarda, en iyi olma gayretlerini seçtikleri kulvarda sergilerler. (Ör., google arama motoru)

Tek bir konuya odaklanmak bizi başarıya götürecek merdiveni oluşturuyor. 

Peki nasıl?

Tek bir konu seçtiğimizi düşünelim. Bu konuda ilgili kitapları ve internet makalelerini okuruz. Gerekiyorsa denemeler yapar, pratiğimizi artırırız. Bilgi birikimimiz ve tecrübemiz artmaya başlar. İlk basamak tamam.

Her basamağa çıktığımızda bir basamaktan çok daha farklı bir manzara görürüz. Artık bazı şeyleri farklı bir bakış açısı ve yorumla değerlendirebilir hale geliriz. Şimdi daha yukarıdaki biri olarak daha önce erişemediğimiz yerlere erişebilir hale geliriz.

Her basamakta, diğer basamağa odaklanarak, tek tek yukarı çıkarız. Her defasında bir öncekinden daha hızlı basamakları çıkabildiğimizi fark ederiz. Bu, her geçen gün daha farklı fırsatları görebilmemizi sağlar. 

Tüm bunları yaparken, acele ederek ve sabırsız davranarak bir basamağı tamamlamamışken başkasına atlamaya çalışmamalıyız.

Tek bir konuya odaklandığımızda, deneyimlerimizi, tecrübelerimizi ve bilgimizi “değere” dönüştürmeye çalışmalı, bizimle aynı bilgi ve beceriye sahip olmayan insanlara destek olmalıyız.

Basit bir örnek vermek gerekirse; Kamil tenis oynamayı seviyor. Her gün antrenman yapıyor, ders alıyor, bu konuda kitaplar okuyor, profesyonelleri seyrediyor, turnuvalara katılıyor.

İyi bir seviyeye geldiğinde çocuklara ders vermeye başlıyor, bir spor dergisine tenis konusunda yazılar gönderiyor, tenis hakkında bir kitap yazıyor, eğitim videoları çekip satıyor.

İşte odaklanmanın gücü bu…

Paylaşın:
“5onlineegitim”

Bu kadar işle nasıl uğraşılır?

Kafanızda sürekli aynı düşüncelerin dolanıp dolaştığı, kendinizi bir fare tekerleğinde hissettiğiniz olur mu? Koşarsınız ama bir yere gidemezsiniz!

Kafanızda sürekli aynı düşünceleri geçirirseniz, bir yere varamazsınız. E-posta yaz, rapor hazırla, yeni proje için Ahmet’i ara, diğer proje için toplantı organize et, araba vergisi öde, gazetelere bak, yeni gelen elemanla tanış vb. sürekli ve bitmeyen yapılacaklar listesi sürekli kafanızda döner, bir çoğunu sürekli erteler, gerçekleştirmeyiz. Sürekli bir şeyleri unutur, tekrar hatırlarız. Yani var gücümüzle kendi tekerleğimizde koşarız.

İlk önce bunun kişisel maliyetini düşünmek gerekiyor. Sevdiğimiz insanlar ve işler için yeterince hazır olamıyor, istediklerimizi yapamıyoruz demektir. Tekerlekte koşmak bizi yapmanız gereken işlere odaklanmaktan alıkoyar.

Her zaman yanınızda bir kağıt ve kalem bulundurun. Bu tip bir durumla karşılaştığınızda hemen not alın. Neleri düşündüğünüzü ve ne zaman yapabileceğinizi yazmaya çalışın.

Bu tekerlekte daha az zaman geçirmek istiyorsanız kafanızda sürekli düşündüğünüz şeylerin üzerine gitmeniz gerekir. Peki nasıl?

Tekerlekteki basamakların kataloğunu yapın

Eğer bir tekerlekte olduğunuzu farkettiyseniz hatırladığınız her şeyi yazın. Kafanızı meşgul eden şeylerin ne olduğunu bilirseniz ancak onlarla savaşabilirsiniz.

Kaytarmanın Gizli Maliyeti

Eğer ufak tefek işleri ötelersek yarın bir gün karşımıza büyük işler olarak çıkarlar. Kaytarmak gücünüzü azaltır, görüşünüzü zayıflatır. Bir dahaki sefere bir işi ertelerken dönen tekerleği hatırlayın.

Bilinçli Tercihler Yapın

Kafanızı nelerin meşgul ettiğini bulduktan sonra bunları tek tek değerlendirin ve gerçekten gerekli olanın üzerine gidin, basamak olarak kalmasını istediklerinizi bırakın. Şu anda bir şey yapmıyorsanız bile mutlaka bir zaman belirleyin. Bir süre sonra tekerlekte tutmaktansa hemen üzerine gitmeyi seçer, olacaksınız.

Bir süre sonra artık tekerlekte geçirdiğiniz sürenin çok azaldığını göreceksiniz. İşte o zaman kendinizi kutlayabilirsiniz.

Paylaşın:
“5onlineegitim”