Annemi babamı özlemişim

Bu haftasonu Türkiye’nin en büyük tekstil firmalarından birine eğitim vermeye gidiyorum, doğduğum şehre, denizi olmayan ama kumsalı olan şehre gidiyorum, Eskişehir’e gidiyorum. Eskişehir, çok gidememekle beraber anne ve babamın mezarlarının olduğu, hayatımın ilk 17 yılını geçirdiğim yer olarak benim için çok önemli. Bu gittiğimde de fırsat bulursam mezar ziyareti yapacağım.

Bizim çocukluğumuz annelerimizin, babalarımızın gençliği demekti. Annem çocukluğumda nasıl çiçek dikilir, nasıl ütü yapılır, patates nasıl soyulur gibi çok temel şeyleri fırsat buldukça öğretirdi.

Sonradan anladım ne kadar önemli bir şey yaptıklarını. Onların yaptığı beni hayata hazırlamaktı. Yarın birgün ölecekler, biricik oğulları yalnız kalacaktı ve işte o zaman bazı şeyleri yapabiliyor olmalıydım.

Bir yandan da sürekli tavsiye ve öğütlerle bana geleceğimle ilgili ipuçları verirlerdi.

Şimdi 38, 2 ay sonra 39 yaşındayım ve onların bana söylediği bazı şeyleri yeni yeni anlıyorum. Çoğu zaman anlam veremediğim bir çok şeyi meğerse hep geleceğe dönük konuşmuş.

Babam devlet memuru, annem ev kadını olduğu için kısıtlı gelirimizle annem evi çekip çevirmeye çalışırdı. (Ben beyaz peyniri çok severdim ve annem “çok yeme kurt yapar” derdi. Ve ben buna gerçekten inanıp 25 yaşıma kadar hiç fazla peynir yemedim. 25 yaşımda ağabeyim “kadın ne yapsın bir kalıp peyniri sana haftanın 7 günü yedirmek için bunu söylerdi” dediğinde jeton düştü bende. Sen ne büyük kadınmışsın.)

Şimdi bana öğrettikleri fakat benim öğretmenimi çok geç farkettiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kazandığından daha azını harca – Annem her harçlık verdiğinde bunun bir kısmını saklarsam, o zamanlar bizim çok sevdiğimiz “kumbara”larımız vardı, istediğim bir şeyi alabileceğimi söylerdi. Şimdiki hayatımızdada bu geçerli değil mi?

Önemli işlere öncelik ver – Hayatınızın ilk önceliği temel ihtiyaçlarınızi giderecek okuma-yazma, temel yemek pişirme, sökük dikme, nezaket vb. olmalıdır. Önce önemli işleri yap sonra oynamak için sokağa çıkarsın. Eğer bu temel ihtiyaçlarınla baş edebilirsen senin başının çaresine bakabileceğin düşünülür ve buda çok önemli şeydir.

Alacaklı ol borçlu kalma – Kimsenin ahını almamak önemlidir. Annem hiç kimseye en yakın arkadaşına bile 1 kuruş bile borçlu kalmazdı. Ben biraz acımasız yaklaşıp ne alacağım olsun nede borcum felsefesi ile yaşamaya çalışıyorum.

Günlerce çeyizim için dantel örerdi ve ben “ne gerek var ben bunları hayatta kullanmam” derdim. Peşin ve büyük konuşmamak lazımmış. Benim ve eşimin çeyizlerimizdeki dantelleri kim görse böylesi bir el emeğinin ne kadar güzel olduğunu söylüyorlar ve ben geçmişteki eleştirilerimden hiç bahsetmiyorum.

Kendin yap sağlıklı olsun derdi. Bende bakkaldaki süslü ambalajların peşine düşerdim. Peynir, sucuk, kuru sebze, reçel vb. aklınıza gelen her şeyi evde kendisi yapardı bana da yaptırırdı. Şimdi organik bir şeyler almak için yüksek bedeller ödüyoruz, ekmeği evde yapmak için makine alıyoruz.

Babamı kaybedeli 27, annemi kaybedeli 21 yıl olmuş ama hala söyledikleri kulaklarımda.(her ne kadar hepsini anlamamış olsamda) Mekanları cennet olsun.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Annemi babamı özlemişim” hakkında 2 yorum

  1. tuncay tuncer

    Duygularınızı bizlerle paylaşmanız çok güzel.. Yazıyı okurken, kendi ailem geldi gözümün önüne… Geçmişim, şimdiki hayatım, ilerisi için düşüncelerim canlandı zihnimde..

    Ben annem ve babama, bana olan tüm katkıları için her fırsatta teşekkür etmeyi ihmal etmemek için çok uğraşıyorum. Biliyorum, gün gelecek ve onlar da beni bırakıp, hayatlarını sonlandıracaklar.. İşte o zaman pişman olmamak için bana olan katkılarına duyduğum minneti sürekli paylaşmak istiyorum..

    Ben de bu yazıya şu şekilde katılmak isterim,

    7 yaşından itibaren, babam elime bir kaç kağıt parçası ve bir miktar para tutuşturup, “hadi şunları şu adreslere götür, oradaki amcalara kağıtları ve paraları ver. Onların sana vereceği kağıtları da alıp gel” demeye başladı. Çok sıkılırdım ilk başta bu görevden. ben bir sene boyunca o yaptığım işin, yani fatura ödeme işinin, evimiz için ne kadar önemli olduğunu kestirememeiştim. Dahası, benim için ne kadar önemli olduğunu da.. Bir gün babama dönüp, “neden bunu bana yaptırdığını” sordum. Çünkü arkadaşlarımın babaları, onlara öyle bir şey yaptırmıyordu. Hem annemde bu duruma karşıydı. Babam, bana bunun evimiz için önemini anlattı ve dedi ki; “ileride sen de baba olacaksın. evine bakacaksın. Paranı kazanıp, bir aile geçindireceksin. Yani önce kendi ayakların üzerinde durup bir yuva kuracak sonra da o yuvaya bakacaksın.. Bunları öğrenmen gerekiyor.” O zamandan bu yana, hayatım boyunca yapmak zorunda olacağım bu eylem, benim için eziyetten çok, arkadaşlarım arasında dahi farklılaşmamı sağlayacak bir eyleme dönüşmüştü. Çok iyi hatırlıyorum, üniversitede bile, hiç evine ait bir faturayı ödememiş arkadaşlarım oldu benim…

    Şimdi halen sağ olan annem ve babam, blogumdaki yazıları okuyorlar.. Yüz yüze onlara olan minnetlerimi paylaşıyorum ama blogumdaki yazılarımda da sıkça onlardan bahsetmekten keyif duyuyorum. Çünkü ben, tüm temellerimi onlara borçluyum…

    Savaş Hocam, bu yazı için tekrar teşekkürler. Anneniz ve babanızın nur içinde yatmalarını temenni ediyorum..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fourteen − 10 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.