Yazar arşivleri: savassakar

Projelerde Yeni ve Eski Jenerasyonlar

Yılların tecrübesi yaşlılarda birikmiş durumda ama etraflarında farklı bir bakış açısı ve hayatı olan gençler var. Ve bu genç insanlarla yenilenmek şart.

Society for Human Resource Management’ın bir araştırmasına göre yaşlı yöneticiler iş etiği konusunda zayıflıkları, resmiyetten uzak ve otoriteye az saygı duymaları konusunda gençleri eleştiriyor. Gençlerde yaşlıların değişime direndiklerini, ödüllendirme ve takdirde cimri olduklarını ve mikro yönetim yaptıklarını idda ediyorlar.

Öneri

  • Her iki tarafın güçlü taraflarının birleştirilmesi ve geçmişten çıkarılan derslerin paylaşılması çok önemli.
  • Tecrübelerin aktarılabileceği ve gençlerin erişebileceği bir sistem yaratılmalı.
  • Yaşlı ve gençlerin bir arada kendiliğinden işbirliğine gitmeleri beklemektense bu konuda bir şeyler yapılması gerekiyor.

Aradaki uyumsuzluğun en önemli ve kötü etkisi projelerin başında ve planlama safhasında kendisini gösteriyor.

Gerek proje bazlı gerekse kurumsal olarak temel çalışma kuralları belirlenmeli ve taraflarca benimsenmelidir.

Öneri;

  • Her iki tarafın ortak planlama ve problem çözme toplantıları yapması
  • Raporlama süreçlerinin netleştirilmesi
  • Karşılıklı iletişim konusunda resmi-formal yolların belirlenmesi. Birileri yüz yüze konuşurken, diğerlerinin eposta ile haberleşmesi vb. standart olmayan uygulamalardan kaçınmak

Demografiyi dikkate almamak bir tercih olabilir ama World Factbook’a göre yaş ortalamaları Hindistanda 26, Brezilya 29, Güney Afrika 25, İngiltere 40, Japonya 45.

Jenerasyonlar arasındaki farkı gözetmemek başarısızlık getiriyor.

Gençler önerileri dikkate alınmadığında, yaşlılar dedikleri yapılmadığında rahatsız oluyorlar. Eğer gençlerin davranışlarına değilde işlerine odaklanılırsa daha başarılı iş çıkarıyorlar.

Öneri;

  • Kurum içinde hangi jenerasyonun nasıl motive olduğunu belirleyin, süreçleri gözden gerçirin, onlar için fırsatlar yaratın
  • Gençlerin iş-özel yaşamları çervesinde dengelerini kurabilmelerini sağlayın ve esnek davranın
  • Genç proje yöneticilerine kılavuzluk edin, yardımcı olun.

Kapsam, zaman, bütçe ve kalite gibi başarı kriterleri yeni dönemin projeleri için yeterli olmayacak. İletişim, liderlik ve güven verme proje başarısında kritik rol oynayacak.

Yeni jenerasyonlar emir-demir ilişkisi yerine veri analizi-ikna olma gibi yaklaşımlar sergileyecekler.

Öneri;

  • Liderlik programları düzenleyin.

Yeni jenerasyon için imkansız kavramı yok ama her şeyin yapılabilirliğinin sonunda bir ödüllendirme ve takdir boyutu arıyorlar.

Yeni jenerasyon için uzun mesailer ve sabır gerektiren işlerden çok yeni fırsatlar ve kendilerini gösterebilecekleri işler ilgi çekici. Özellikle değer katan bir şeyin parçası olmak istiyorlar. Kendi fikirlerinin dikkate alınarak karar alınan bir proje, ortam beklentisindeler.

Paylaşın:

Benimle Çalışma Kılavuzu

Kurumlarda herkes kendisine saygı duyulmasını ve karşısındakilerin bu konuda hassasiyetini bekler. Ancak bizimle ilgili yeterli bilgiye (beklentilerimiz, çekincelerimiz vb.) sahip olmadıklarında yanlış yapmaları kolaylaşır. Bizimle nasıl çalışılacağı konusunda ilke prensiplerimizi belirler, paylaşır ve anlaşılmasını sağlarsak hayatımız kolaylaşır;

  • Beni, mevcut yetkilerimle aşağıdaki konularda sorumlu tutabilirsiniz ya da mevcut yetkilerimle yapabileceklerim aşağıdaki gibidir;
  • Aşağıdaki konularda işime kendimi tam olarak verebiliyorum;
  • Aşağıdaki gibi durumlarda sizlerle hemfikir olmuyorum;
  • Bazen yapmam gerekenleri yetiştirememiş ya da yapamamış olabilirim. Bu tip durumlarda bana aşağıdaki gibi yaklaşılmasını bekliyorum;
  • Benimle hemfikir olmadığınız konularda aşağıdaki gibi yaklaşmanızı bekliyorum;
  • Benim birine güvenebilmem için gerekenler aşağıdadır;
  • Güvenimi aşağıdaki gibi durumlarda kaybediyorum;
  • Güvenimin geri kazanılması için aşağıdakilerin yapılmasını bekliyorum;
  • Hassas olduğum ve aleyhinde konuşulmasından rahatsızlık duyduğum konular ve hareketler aşağıdaki gibidir;
Paylaşın:

İşe Yeni Başlamış Kişilerin Proje Ortamına Alınması

İşe yeni başlamış kişiler, herhangi bir oryantasyon veya adaptasyon sürecine sokulmadan hemen projelere atanabiliyorlar. Böyle aceleci yaklaşımlar yarardan çok zarar getiriyor. Yeni işe başlayanların kurumun bir parçası olmaları ve projeleri başarıyla yönetmeleri için birkaç öneri;

1. İş ortamı

  • Proje ile ilgili rahatlacı ve güven verici mesajlar vermemiz gerekir.
  • Projenin ilgilerini çekecek kısımlarını ve fırsatlarını aktarmalıyız.
  • İş dışı konuların yapılmamasının daha önemli olduğunun altının çizilmeli (politika yapmak, gereksiz şeylerle vakit kaybetmek vb. nin onları sıkıntıya sokacağını açıklamalıyız.)

2. Araçlar

  • Kullanacakları araçları (ms project vb.) ve mevcut sistemleri-metodolojiyi onlara göstermeli ve anlatmalıyız.
  • Geçmiş kayıtlara (varsa:) bakarak öğrenmelerine sağlamalıyız – İşe yeni başlayanların öğrenme verimleri çok yüksek, öğrenme süreleri diğer aşamalara göre %30 daha kısadır.

3. Destek

  • Yöneticilerin ve deneyimli personelin iş başlangıcında destekleri çok önemlidir. Bunu orta vadeli kazancı olan bir yatırım gibi düşünebiliriz.
  • Çalışanları destekleyen departmanların işe yeni başlayanlara yönelik verecekleri bilgi ve desteğin çok önemli olacağını unutmamalıyız.

4. Mentorluk

  • İşe yeni başlayanlara neyi nasıl öğreneceklerini öğretmeliyiz.
  • Yeni başlayanlara bir süreliğine mentorluk yapmamız işleri kolaylaştıracaktır.

5. Proje

  • Yeni personeli basit ve küçük projelerle başlatmakta fayda vardır. Başarılı küçük projelerin motivasyonu onları daha zor projelere hazırlayacaktır.
Paylaşın:

Proje Bütçeniz Kısıldıya

Projeler ya kısıtlı bütçelerle başlarlar ya da projenin başında belirlenen bütçe çeşitli sebeplerle kısılabilir. Projenizin bütçesi kısıldıya Proje Yöneticisi olarak dikkat etmeniz gerekenler aşağıdadır;

  • Panik yapmayın. Biz panik yaparsak ekibimiz de yapar.
  • Bütçenin neden kesildiğini anlamaya çalışmamız gerekir. Sebep, önceliklerin değişmesi ise projemizin önemini tekrar anlatarak bütçe alma şansımız olabilir.
  • Proje kapsamını gözden geçirmemiz ve bir sonraki faza öteleyebileceğimiz ya da kapsamdan çıkarabileceğiniz işlere göz atmalıyız. Proje Müşterisi ile proje kapsamını gözden geçirebilir, planlarımızı güncellemeye çalışabiliriz.
  • Proje hedeflerini ve buna bağlı olarak hazırladığımız proje yönetim planını gözden geçirmeliyiz. Proje hedeflerine ulaşmamızı sağlayacak alternatif yollar olup olmadığını belirlemeliyiz. Önemli değişiklik durumunda sponsorumuzun desteğini ve onayını istemeliyiz.
  • İletişime daha fazla önem vermeye başlamalıyız. İletişim, işleri hızlandırır, verimi artırır. Daha fazla iletişim ile olası dedikodu vb. olumsuz görüşlerinde yayılmasını engelleyebiliriz.
  • Gereksinimleri gözden geçirmeli, önceliklendirmeli, müşteri ile “yapılması şart” olmayanları çıkarma konusunu görüşmeler yapmalıyız. Maliyetli ve önceliği düşük gereksinimleri kapsamımızdan çıkarmalıyız.
  • Paydaşlarla görüşmeler, toplantılar yaparak mevcut kısıntının olumsuz etkilerini giderme konusunda görüşlerini almalıyız.
  • Proje bütçesindeki büyük maliyet kalemlerine odaklanmalı, ekibimizle neler yapabileceğimizi değerlendirmeliyiz.
  • Ekibimizle birlikte zayıf ve güçlü yönlerinizi değerlendirmeli, zayıf taraflarımızı nasıl geliştirebileceğinizi, güçlü taraflarımız ile ilgili fırsatları nasıl değerlendirebileceğimizi belirlememiz gerekir.
  • Kaliteyi düşürmemek kaydıyla daha ucuz kaynakları araştırmalıyız.
  • Bütçe kısıntısının olumsuz sonuçlarını yazılı bir şekilde yönetim ile paylaşmalıyız.
  • Bütçe kontrollerini sıklaştırmalı ve detaylandırmalıyız.
  • Yürütme sürecinde fark edilecek fırsatların hızla hayata geçirilebilmesi için sistem geliştirmeliyiz.
  • Maliyet düşürücü önerileri ödüllendirmeliyiz.
Paylaşın:

Projedeki rolünüzü iyi anlayın

Projelerde yer alan kişilerin kendi rolleri hakkında sorması gerekenler aşağıdaki gibidir;

  • Sence yanlış problemlerle mi uğraşılıyor? Ya da o problem için yanlış kişi mi seçiliyor?
  • Diğerleri projenin hedefi dışında çalışıyor mu? Ya da gerçek hedeften sapmış durumdalar mı?
  • Projenin gerçek hedefini anlamadıkları için mi sizin önceliklerinizi iyi değerlendiremiyorlar?
  • Size biçilen görev doğru mu?
  • Size verilen güç ve yetki yeterli mi?
  • Size verilen öncelik yeterli mi?
  • Projeyi bir kitap gibi düşünün. Sizce herkes aynı sayfada mı?
  • Yanlış yere odaklananlar var mı?
  • Size verilen sorumluluk ile yetki-öncelik arasında bir uyumsuzluk var mıdır?
  • Sizi strese sokan veya diğerleri ile çatışmanıza yol açan şeyler nelerdir?
Paylaşın:

Proje Paydaşlarını Anlamak ve Yönetmek

Projelerde birlikte çalıştığınız kişi ve kurumları anlamak, onlarla beraber başarıya yürümek için zorunludur. Onları anlamak için bir kaç sorunun yanıtını vermeniz gerekir;

  • Projenin çıktısı ile ilgili finansal ya da duygusal düşünceleri nedir? Pozitif midir yoksa negatif midir?
  • Onları ne motive eder?
  • Sizden istedikleri destek ya da bilgi nedir?
  • Sizden nasıl bilgi alacaklar ve bunun en iyi yolu nedir?
  • Mevcut durum ile ilgili düşünceleri nedir? Bu düşünceleri haklı sebeplere dayanıyor mu?
  • Onların düşüncelerini kim veya ne etkileyebilir? Sizinkini? Etki bırakan kilit paydaşlar sizin safınızda mı?
  • Eğer düşünceleri negatif ise sizin tarafınıza geçip pozitif düşünmelerini sağlamak için ne yapılması gerekiyor?
  • Eğer kendi tarafınıza geçmezlerse bu durumda onları nasıl yöneteceksiniz?
  • Onlar kimleri nasıl etkileyebilir? Siz bundan nasıl etkilenir ve durumu nasıl yönetirsiniz?
Paylaşın:

Proje Ofisi Kurmak Yetmez

1994’den beri içinde olduğum Proje Yönetimi, çalışanlar ve yönetimler tarafından  istenilen ve uygulanmaya çalışılan bir konu oldu. Geriye dönüp baktığımda Proje Yönetimi olmadan buraya kadar gelmiş isek böyle devam edebiliriz düşüncesi çok yaygındı. Artık ayağı yere basanların sayısı çoğaldı.

Geçmişte, Proje Yönetimi’ne ilişkin birçok girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Şirketlerde Proje Ofisleri ya da Proje yönetimi ile ilgilenenler genellikle mühendislerdi. Her işte olduğu gibi başarıyı tek bir branşın işi gibi görür ve sahiplenmesine bırakırsanız başarısız olması çok doğaldır.

Başarısız olan Proje Ofisleri özellikle kurulum ve şirket içinde yapılanma aşamasında bazı hatalar yapıyorlar(dı). Örneğin kurulma amaçları proje koordinasyonu iken iş takipçiliğine, projeleri sadece izlemekten ve üst yönetime raporlamaktan sorumlu ara birimlere dönüşebiliyorlar(dı).

Proje ofisleri, şirketlerin stratejik planlarının hayata geçirilmesinde rol oynayacak şekilde profesyonel ve yetkin olmalıdırlar. Profesyonel proje yöneticilerinin birleşme noktası, bilgi ve birikimin şirketin geleceği için toplandığı merkezler olmalıdır.

Proje Yönetimini öğrendikten sonra Proje Ofisini kurmak daha doğru olmasına rağmen kurulduktan sonra eğitimler alınmaktaydı ve hala devam ediyor. Eğitimler, nasıl bir proje ofisi olmalı sorusunun yanıtını bulmakta kritik öneme sahiptirler.

Proje ve programlarda sıkıntılar yaşanıyor, bir bütün halinde yönetilmek ve izlenmek isteniyorsa değişim ve dönüşüm çalışmaları hemen başlamalıdır. Şirket vizyon ve misyonunda proje yönetimine yer vermeli, Proje Ofisi yerine “Proje Başarı Merkezi” vb. gibi bir isimle ilk adım atılmalıdır.

Eğer projeler giderek artmakta, zaman ve maliyet aşımları yaşanmakta ise bir süre sonra proje ofisi işlerin düzene girmesi açısından bir zaruriyet haline gelmektedir. Fakat Proje Ofislerinin “sihirli bir değnek” değil ona inanan çalışanlarca yürütülen bir gemi olduğu unutulmamalıdır. Özellikle üst yönetimin içten desteklemesi, sorumluluk-yetki dengesini proje ofisinin profesyonel yapısına göre dengelemesi ve özellikle şirket çalışanlarının proje ofisinin varlığına inanmaları, verecekleri destek açısından çok önemli olmaktadır.

Proje Ofisleri, projelere üst yönetimin gözüyle bakar, şirketin stratejik hedeflerine uygunluğu sağlarlar. Proje Ofisi, kendi varlığı ile birlikte şirket içerisinde belirli bir dönemde nelerin değiştiğini veya değişeceğini açıklayabilmelidir.

Proje Ofisi, şirket vizyonunu destekleyecek ve gerçekleştirecek şekilde yapılandırılmalıdır. Şirketin proje koordinasyonu sıkıntılarına çare olmalı, önceki döneme göre daha iyi gelişmelerin olmasını sağlıyor olması gerekir.

Paylaşın:

Görüşmelerde Dikkat Edilmesi Gerekenler

İyi bir görüşmeci olmanın birinci şartı cevap vermeden önceki kısa duraklamadır. Birkaç saniyelik kısa bir duraklama bize büyük bir avantaj sağlar. Düşünerek cevap veriyor olmamız karşımızdakinin söylediklerini dinlediğimiz, aceleyle yanlış bir fikre kapılmadığımızı gösterir. Kısa bir duraklama daha iyi anlamamızı, doğru ve uygun yanıt vermemizi sağlar.

Eğer söyleneler üzerinden bir şeyleri varsayıyor ya da geri kalanı kendiliğimizden tamamlıyorsaki yanılma olasılığımız yüksektir. Karşımızdakinin ne demek istediğini açık açık sormamız daha iyi sonuçlar verir. “Ne demek istediniz? Ne istiyorsunuz?” sorularına birinin yanıtsız kalması, demek istediğini detaylandırmaması çok olası değildir. Açık uçlu sorular ile görüşmeyi uzatabilirsiniz.

Karşınızdaki kişinin söylediklerini tekrar ederek anladığımızı gösterebiliriz. Sürekli kafa sallanması anlaşıldığı anlamına gelmez. “Bakalım doğru anlamış mıyım?” diyerek bir açıklama yapabiliriz.

Anladığımızı gösterse bile anlamaya çalışma gayretimizi ve ciddiyetimizi hareketlerimizle göstermemiz gerekir. Aktif dinleyici olmamız görüşmenin başarısını artıracaktır. Ayrıca aynı kişiler bizimle görüşme yapmak konusunda istekli ve rahat olacaklardır.

Dinlemenin büyüsü yaratacağı güvende gizlidir. Eğer karşımızdakileri ne kadar çok dinlersek bize o kadar çok güvenir ve inanırlar. Dinlemek bizim de özgüvenimizi geliştirir.

Dinlemek, dinleyenin kendini disipline etme becerisini geliştirir. Beynimiz dakikada 500-600 kelimeyi işleyebilirken sadece 150 kelime konuşabiliyoruz. Dinlemeyi beceremediğimizde yüzlerce kelime, bilgi ile kafamızı karmakarışık ediyoruz.

Paylaşın:

Başka Projelere Destek Vermemek

resisting_changeÇoğu zaman projelerimize kaynak (personel, ekipman vb.) bulmakta zorlanırız. Ya zaten işleri başlarından aşkındır ya da yöneticilerinin sizinle çalışacak olan tüm potansiyel çalışanlara verecekleri ek işleri vardır.

Zamanla üstlendiğimiz projelere diğer departmanların yeterince destek vermediklerini ya da doğru kaynakları atamadıklarını, atasalar bile o çalışanların bizim projemize gereken önceliği vermeyeceğini düşünmeye başlarız. Fakat mevcut kaynaklarla elimizdeki projeyi başarıyla tamamlamak için uğraşırız.

Yukarıdaki paragrafı hem verdiğim eğitimlerde defalarca tekrarladım hem de duydum. Proje yöneticilerinde, kurum içinde bir çok işine uygun gizli kaynak olduğuna fakat görünmeyen bir gücün ya da kişinin bu kaynakları kendisinden uzaklaştırdığına ilişkin paranoyak bir düşünceye dönüştüğüne şahit oldum. Proje yöneticisi şirket içinde bir kumpasta kaldığını düşünmeye ve komplo teorilerine kendini inandırmaya başlıyor.

Projeye gerekli kaynağı ayırmayan departmanlar genellikle “kaynak oburluğu” yaparak kendi işlerine (gereksiz bile olsa) kaynaklarını ayırmayı tercih ederler. Diğer proje yöneticileri aynı şekilde ellerindeki kaynakları tutmaya ve paylaşmamaya çalışırlar.

Eğer organizasyonda, projelerde kaynak kullanımı konusunda politika, prosedür ya da portföy yönetimi yaklaşımı yoksa proje yöneticisi el yordamıyla çözüm bulmak zorunda kalır.

Projeleri başarıyla tamamlamanın en önemli koşullarından birisi kaynak paylaşımı yapabilmektir. Her çalışan çok kıymetli ve önemlidir. Her yönetici elindeki sınırlı çalışanlarla hedeflerini gerçekleştirmeye çalışır. Kaynak paylaşımının, kullanımının ve yönetiminin çok önemli olduğunun bilincinde olmamız gerekir.

Kaynaklar, organizasyonun değerleridir. Kaynak oburluğu, kurumun değerlerinin israfı ve zarar etmesi anlamına gelir.

Ne yapacağız?

Proje yöneticisi olarak elimizdeki kaynakları en etkin ve verimli şekilde kullanma konusunda bilinçli olmamız gerekir. Proje ekip üyelerinin rol ve sorumluluklarını, hangi işi nerede ve ne zaman yapacakları konusunda birlikte planlama yapmalı, plana uygun davranmalıyız.

Proje Portföy Yönetimi (Kapasite ve Yeterlilik Yönetimi vb.) ve Kaynak Yönetimi (Sorumluluk Atama Matrisi vb.) teknikleri çatışmaları azaltmak için kullanmalıyız.  Kapasite ve Yeterlilikleri izlemek, çalışanların oburların elinde kalmasını engelleyecektir.

Proje yöneticileri olarak fonksiyonel yöneticilerle kuracağımız iletişimin çok önemli olduğunu unutmamalıyız. Aynı gemideki iki yöneticinin birbirine yakınlığı ve kaynak paylaşımı konusundaki becerileri çok önemlidir.

Paylaşın:

Bütün Aksilikler Hep Sizin Başınıza Geliyorsa

Hep işleriniz ters mi gidiyor? Nereye elinizi atsanız problem mi oluyor? İş yerinde sıkıntılı bir hafta geçirmiş, trafikte saatlerce vakit kaybetmiş olabilirsiniz. Şanssızlığımızı kırmanın yolu var mı?

Bence var. Öncelikle istememiz lazım. Ya kendimizi tekmeleriz ya da sırtımızı sıvazlarsınız. Öncelikle akıllı ve mantıklı bir şekilde yaşadıklarımızı ele almak zorundayız;

1 – Problemi anlamalıyız. Problem nedir? Neyin yanlış olduğunun farkında mıyız? Yapılan en büyük hata aksiliği kendimiz ile bütünleştirmektir. “Benim yüzümden” ile başlayan cümleler kuruyoruz. Öncelikle problemi kendimizden, başka şahıslardan ayırmamız gerekiyor. Örneğin yemeği yaktıysanız problem sizin yemeği yakmanız değil yemeğin yanmış olmasıdır. Problemi başkalarına yıkmak mazeretine saklanabiliriz ama bir çözüm getirmez. Problemin sebebin bulmaya odaklanmalı ve köklerine inmeye çalışmalıyız. İşte bu noktada beynimiz “zavallı ben, mağdur ben, hep benim başıma gelir ya da onların hatası” şeklinde düşünmeye çalışacak ama biz gerçekçi düşünmeliyiz. Şu soruları sormakta fayda var;

  • Gerçek problem nedir?
  • O konuda yeterince düşünmüş müydüm ve planlı hareket etmiş miydim?
  • Acaba başka sıkıntılarımı başka yerlere taşıyor muyum?
  • Hastalığım ya da arabamdaki bozukluk beni negatif düşündürtüyor olabilir mi?
  • Sigara, alkol gibi enerjimi tüketen şeylerin etkisi var mı?
  • Sakin, normal ve sağlıklı düşünebilmem için ne gerekiyor?
  • Nasıl sürekli sakin ve mantıklı kalabilirim?

2- Enerjimizi doğru şekilde kullanalım. Üzüntü, öfke gibi güçlü duyguları yaşadığımızda ortaya çıkan enerjiyi pozitif bir şekilde nasıl dışarıya çıkarabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Güçlü enerjinin doğru ve mantıklı bir şekilde dışarı aktarılması başarımız için bir adım olacaktır. Bizi yargılamadan dinleyecek pozitif bir insan ya da bize pozitif bakış açısıyla görüşlerini söyleyebilecek, kör noktalarımıza dokunabilecek birilerini bulabiliriz. Ben yazmayı tercih ediyorum. Yazarak kızabilir, ağlayabilir, küfredebilirsiniz.

3 – Çözüme ulaşma – Kendi durumumuzu değiştirmekten ya da kaçınmaktansa sorunu çözmeye odaklanmamız gerekiyor. Eğer yanlış düşüncelerimizden kendimizi sıyırabilirsek kendi hayatımızın kontrolünü ele alabiliriz.

Çalıştığımız yerde bizi negatif düşündürtecek kasıtlı veya kasıtsız söylemlerle karşılaşabiliyoruz;

  • “Duydun mu Ahmet’i müdür yapıyorlarmış, halbuki hiç hak etmiyor”
  • “Ayşe’ye şirket arabası vereceklermiş, halbuki ne yaptı bugüne kadar?”

Bizim kendi önümüze bakmamız, hedef ve isteklerimize odaklanmamız gerekiyor. Başkaları ile vakit kaybetmemeli, önümüze bakmalıyız. Sadece bizi rahatsız eden konulara enerjimizi harcadığımız sürece kendi isteklerimize yaklaşamayacağız. Biz ne istediğimize ve nasıl ulaşabileceğimize odaklanalım;

  • Benim için bugün ve geleceğim ile ilgili önemli olan nedir?
  • Benim için en öncelikli şeyler nelerdir?

Yardıma ihtiyacımız olduğunu düşünüyorsak, istemekten çekinmemeliyiz.

4 – Durup, düşünmek – İlerlediğiniz yolda sıkıntı, çıkmaz yol ihtimali varsa alternatif yollar bulabilmeliyiz. Kısa bir süre ara verip, kafamızı toparlayıp, alternatifler bulabiliriz. Listemizdeki diğer konulardan birini yapmaya geçebiliriz. Ama bir şeyleri yapabilmek için illaki motive olmayı beklememeliyiz, motivasyon yolda gelir. Biz adımlarımızı attıkça yol önümüzde açılacak ve her yeni adımımızda önümüzü daha net görebileceğiz.

Paylaşın: