Coşku Ateşi ve Kişisel Karizma!…

Karizma, kişinin dikkati kendi üzerine çekmesi ve dikkatin kendi üzerinde kalmasını sağlamasıdır! Karizmatik bir kişilik, başarıya programlanmış ve başarılı düşünce tarzını bir alışkanlık haline getirmiştir! Karizma, ışık saçıp insanları ardından sürükleyebilen ve onları büyüleme sanatına hakim olan bir kişilikten başka bir şey değildir!

Liderimiz ile birlikteyken kendimizi huzurlu hisseder, onu dikkatle dinler, ondan etkilenip içimizde tatlı bir heyecan ve coşku seli duyar, arzuladığımız ve aradığımız şeyi onda bulursak, liderimiz bizim için karizmatiktir! İnsanlar karizmatik bir kişiliği farklı derecelerde hissederler! Duygusal düzeyde onunla ne kadar çok örtüşülmüşse, ilgili kişinin karizması da o derece yoğun olarak ortaya çıkar! Bir insan duygularımıza hitap edebiliyorsa, kendimizi ona kolayca açarız! Ve böylelikle onun etki alanına girer, coşku duymaya başlar ve onun tarafından yönlendirilmeye hazır hale geliriz! O insanda özel bir şey buluruz ve kalabalığın içinden onunla birlikte adeta yükseldiğimizi hissederiz! Bu sebeple onun tarafından yönlendirilmeyi de seve seve kabulleniriz! Ancak duygularımız bu duruma eşlik etmiyorlarsa, bu kişiden o kadar fazla oranda etkilenmeyerek, daha akılcı davranırız! Onun öne sürdüğü delilleri titizlikle irdeler ve önerdiği planları da kuşkuyla karşılarız!

Karizmatik güç, güçlü bir var oluştan, özden doğar! Karizmatik güç, tüm kapıları kendiliğinden açar, diğer insanlarla kolayca bağlantıya geçerek gerçek ilişkiler yaratır ve akıcı bir iletişim sağlar! İkna ve motivasyon gücüne sahip, kuvvetli, güven verici, coşkulu bir kişilik, insan ruhunun derin yüzeylerine etki eder! Her birimizin, kendimize has bir karizması vardır ya da bugünden sonra olabilir! Öğrencilerini pozitif olarak etkileyen, dikkati kendi üzerine yoğunlaştıran, saygı uyandıran ve genç insanların yüreklerine girebilmeyi becerip motivasyonuyla onları teşvik edebilen bir öğretmenin karizması olduğu kesindir! Bunu herkes hissedip, görebilir! Böyle bir öğretmen, öğrencilerinin dikkatini üzerine çekmek için sesini yükseltmek zorunda kalmaz! O, daha sınıfa adımını atar atmaz, öğrenciler ona doğru yönelir, tavsiyelerini alır ve onun yanında kendilerini iyi hissederler! Böyle bir öğretmen öğrencilerini doğal bir otoriteyle, yani kişiliğinden yansıyan   ışıkla etkilemektedir!

Karizmadan etkilenen bir insan,  onu büyüleyen şeyden o kadar emindir ki, onu başka bir şeyle karşılaştırmaya gerek bile duymaz! Aslında karizma, coşku ve hayranlık olgusunun tam kendisidir; bir fikre coşkuyla bağlanmak ya da bir göreve coşkuyla sarılmaktadır! Eğer herhangi bir eylemin içindeki anlamı görürsek, o işten coşku duyarız!

Önemli olan, ne yaptığımız ve bir işin üstesinden nasıl geldiğimiz değildir! O işe ne kadar bağlı olduğumuz ve görevi üstlenmeye ne kadar istekli olduğumuz çok büyük önem taşır! Bir görevi coşkuyla yerine getirmekle, bir işi zorunluluk olduğu için yapmak, iki farklı şeydir! Görevine nasıl başlayacağı, kişinin kendisine kalmıştır! Ya işini istemeyerek ve önemsemeyerek yapar ya da görevini coşku duyarak ve tüm performansını kullanarak yerine getirir!

Özellikle lider konumundaki kişilerin bu konuyu iyice kavramaları ve önemsemeleri şarttır! Başarıya ulaşmak için, çalışanlarla iletişime geçmek, onlarla konuşabilmek ve bunun için de önce, içinde bulundukları pasif tutumlarından çıkarmak için  rehberlik etmek ve onların içindeki ateşi yakmak gerekir! İsteksiz bir biçimde  çalışanlar titiz bir rehberliğe ve coşkuya ihtiyaç duyarlar! Bunun yanı sıra onların geleceğe dair bir perspektif oluşturmalarını sağlamak, ortak bir amaç doğrultusunda birleştirmek gerekir! İşte ancak o zaman, çalışanların içinde yavaş yavaş bir coşku uyanmaya başlayacaktır!

Her şey öncelikle içimizde, kendimizde başlar! Kendi yaptığımız işten, önce biz  zevk alıp, coşku duymuyorsak, bu konuda başkalarının coşku duymalarını nasıl sağlayabiliriz! İçimizdeki coşku ateşini yakalım! Önce kendi içimizdeki  alevi tutuşturalım, sonra da diğer insanların içindekini!

Coşku dünyada var olan en güzel sözcüktür! Çünkü hedeflerinden coşku duyan bir insanın önünde hiçbir engel duramaz! Böyle bir kişi yaptığı işten emindir ve kendini başkalarıyla ölçüp karşılaştırmaz! Ne istediğini bilir, çünkü isteği kalbinin derinliklerinden gelir! Coşkunun fiziksel dengelerde de değişiklik oluşturduğunu biliyor muyuz? Coşku, bedendeki hormonları dengeler, kan basıncı ve kan dolaşımı üzerinde ahenk sağlar ve genel vücut sağlığına olumlu katkılarda bulunur’! Bu nedenle hayatından coşku duyan ve coşkulu yaşayan bir insanın, aktif ve sağlıklı olmasına şaşırmamak gerekir!

Birlikte olduğumuz kişilere bizim gerçekten ulaşmamızı sağlayan tek şey, kişisel karizmamız ve güçlü kişiliğimizdir! Şayet biz yaptığımız işten eminsek ve onu yaparken coşku duyuyorsak, hiç kimse kendisini bize karşı kapayamaz ve bize itiraz edemez! Kişisel karizmamız dayanılmazdır, çünkü, sözcüklere karşı bir savunma yapılabilir, ama kişisel karizmaya karşı durmak mümkün değildir!

İçimizde alevlenen coşku ateşini başkalarının içinde de tutuşturabiliriz! Kim bilir kaç tane insan uyandırılmayı bekliyor ve hayatlarına anlam ya da neşe saçacak bir göreve sahip olmak istiyordur! Etrafımıza bir bakalım! Ne kadar çok insan hayatını boş yere tüketerek günlerini heyecansız bir şekilde geçiriyor! Ve biz, içimizde duyduğumuz o coşkuyla onlara yol gösterebilir, onları motive edip, ardımızdan sürükleyebiliriz! Bu insanlara bir görev verelim! Verelim ki, artık derin uyku halinden çıksınlar, monotonluklarından kurtulup iş hayatının günlük saçmalıklarından sıyrılsınlar! Hedefler gösterelim, vizyonlar oluşturalım ve bunları, ikna kabiliyetimizi de kullanarak birbirine bağlayalım: “Başaracağız! Birlikte güçlüyüz!” sözcüklerini kullanalım! İşte biz, böylesine değişikler oluşturabilecek bir insan, karizmatik güce sahip bir lider olabiliriz!

Her şeye karışalım! Biz, çalıştığımız bölümü ve firmamızı başarı rotasına çekecek kişiyiz! Kazanç, sadece hedef belirlemekle, ısrarlı ve zorlayıcı yönetim politikaları gütmekle ve de her şeyden tasarruf etmekle sağlanmaz! En önemli şey, insan faktörü yani, çalışan elemanlardır! Eğer biz vizyonumuzdan eminsek, sürekli olarak projemizle ilgileniyorsak ve yepyeni fikirlerle doluysak, coşku kendiliğinden gelip bizi bulacaktır! Düşüncemiz kesinleştikçe, coşkumuz da giderek artar ve çevremize de bunun parlaklığını yaymaya başlarız! Bu duruma geldiğimizde, dileğimizin bir rüya olarak kalmasını istemez, onu gerçekleştirmek üzere karar alırız! Vizyonumuzla dolup taşar, coşkumuzu dışa vururuz! Gözlerimiz parlamaya, ses tonumuz kendinden emin ve çok ikna edici olmaya başlar! Beden dilimiz berrak ve net olarak şunları gösterir hale gelir: Biz enerji doluyuz, planlarımız var, kendimizden eminiz, başkaları tarafından hissediliyoruz ve heyecan duyuyoruz!

Coşku duymayı, bir virüse benzetmek yerinde olur! Virüs bir kere içimize girdi mi, yayılmaya başlayacaktır! Coşkumuz bizden çalışanlarımıza geçer, sonra da onlar bu coşkuyu müşterilerimize bulaştırırlar! Peki bizim coşkumuz ne kadar bulaşıcı? Kişisel çekiciliğimiz karizmamız ne  kadar güçlü?

Adem Altay

kisiselmukemmellik@yahoo.com

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.