Doğuştan dijitaller ve yeni dijitaller

Child Computer and Internet Safety

Image by l0ckergn0me via Flickr

Tüm dünyada –ki eğitmenler daha iyi biliyor ve izliyorlardır, öğrencilerdeki değişim oldukça radikal. Şimdiki öğrenciler eğitim sistemimizin eğitmek için öngördüğü insanlar değiller.

Öğrenciler her zaman değiştiler ama şimdi olduğu kadar fazla yani konuşmaları, elbiseleri, duruş ve düşünüş tarzları tamamıyle değişmemişti. Özellikle “sürekliliğin kalmaması” yerleşmiş durumda yani herşey değişiyor ama “çok hızlı” değişiyor. Hiçbir şeyin sürekliliği yok.

Aslında buna kabaca geri dönüşü olmayan ana değişiklikler tanımı altında “singularity” terimi kullanılıyor. Singularity özellikle 20. yy’da dijital teknolojinin hızlı benimsenip yayılması üzerine atılmış bir kavram.

Şimdiki üniversite öğrencileri bu yeni teknolojinin ile büyüyen ilk jenerasyon. Onlar hayatlarını bilgisayarlarla, bilgisayar oyunları ile mp3 playerlar, cep telefonları, video kameralala geçiriyorlar. Yeni hayatlarında 5000 saat daha az okuyor, 10.000 saat fazla bilgisayar oyunu oynuyorlar. Internet, cep telefonları hayatlarının vazgeçilmez bir parçası.

Şimdi buradan hareketle şunu söyleyebiliriz: Bu jenerasyon kendinden önceki jenerasyondan çok daha farklı düşünüyor ve bilgiyi farklı olarak değerlendiriyor. Yani “farklı deneyimler farklı beyin yapılarını ortaya çıkarıyor.” Özellikle yetişme tarzları açısından beyin yapıları yani düşünme tarzları değişmiş durumda.

Biz bunlara “doğuştan dijitaller” diyoruz.

Onlar için bilgisayar terimleri konuşma dillerinin bir parçası. Peki dijital dünyada doğmayanlar ne olacak?

Doğuştan Dijital olanların ebeveynleri ya da onlardan önce doğmuş olanlara diyoruz “Dijital Göçmenler” diye.

Dijitalleşme onlar için yeni öğrenmeye başladıkları bir dil ve eğer belirli bir yaştan sonra dil öğreniyorsanız bu beyninizin farklı bir tarafına gidiyor.

Onların dijital maceraları enteresan oluyor. Örneğin emaillerini sekretere yazdıranlar, okukmak ya da düzeltmek için mutlaka yazıcı çıktısı alan, bir web sitesini göstermek için diğerlerini yanına çağıran…

Bu örneklere “Email’imi aldın mı?” diye telefon ile aramayı da eklediğimizde aslında kendilerinin bile güldüğü durumlar ile karşılaştıklarını görüyoruz.

Aslında en ciddi problem öğretmenin eski bir dilde anlatıyor öğrencinin ise yeni bir dilde konuşuyor olması. Dijital Göçmenler gençlerin TV seyrederek ya da müzik dinleyerek öğrenebileceklerine inanmazlar, çünkü kendilerinin böyle bir tecrübesi olmadığı gibi öğrenmenin eğlenceli olabileceğini düşünmezler. (Çünkü onlar çocukluklarını Susam Sokağı ile geçirmediler.)

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.