Etiket arşivi: anne

Anne ve Babalar için İpuçları

Hani bazı yazılar gelir epostanıza, bunu mutlaka paylaşmam gerekir deyip adres defterinizdeki herkese yönlendirirsiniz. İşte öyle bir yazı geldi bana. Tam eposta ile birkaç kişiye gönderecekken sizlerle paylaşmalıyım, bunları tüm anne-babalarla, anne-baba adayları okumalı diye düşündüm.

Bebek beklerken 20’ye yakın kitap alıp(ama aşağıda alıntıların yapıldığı kitabı almamışız), okuduk, internetten dünyada bu konudaki son gelişmeleri incelemeye, babalığa kendimi hazırlamaya çalıştım. Ve sağa sola çeşitli küçük notlar aldım. Aşağıdaki yazı benim aldığım notların neredeyse tamamını içeriyor.

  • Çocuklarınızın yapmasını istediğiniz şeyler, sizin de yapmak istediğiniz şeylerdir.
  • Saygı görmeyen bir çocuktan saygı, sevgi görmeyen bir çocuktan sevgi beklemeyin.
  • Merakı, girişimciliği ve birey olma güdüsünü engellemeyin. Merak bilginin, girişimcilik canlılığın bireysellik ise bilgeliğin kaynağıdır.
  • Çocuğu bir şeyler öğretmek için olduğu kadar, ondan bir şey öğrenmek içinde zaman harcayın.
  • İçten bir sarılma, sevgiyi tüm kelimelerden daha iyi anlatır.
  • Hemen hiçbir şey, göründüğü kadar önemli değildir. Kızmadan önce bir kere daha düşünün.
  • Dövmek mi ? Asla yapmayın!
  • Bir çocuğu asla yemek için zorlamayın, açlık bu işi sizden daha iyi yapar.
  • Bir anne-babayı akıllı yapan, söyledikleri değil söylemedikleridir.
  • Kurallarınız varsa, nedenleriniz de olmalı. Bu nedenleri bilmek çocuğunuzun hakkıdır.
  • Çocuğunuzun arkadaşlarını, kendi arkadaşlarınız gibi sıcak karşılayın.
  • Çocuğunuz, hayallerinden ya da sırlarından birisini paylaşmak istiyorsa, size ne kadar değer verdiğini anlayın ve onu dinleyin.
  • Hatanızı çocuğunuza itiraf edemiyorsanız, zamanla güvenirliliğinizi kaybedersiniz.
  • Kucaklar çocukların oturması için yaratılmıştır. Çocukların büyük olması kuralları değiştirmez.
  • Çocuklarınıza verdiğiniz sözü mutlaka yerine getirin.
  • Bir çocuğun yaşamındaki tüm riskleri kaldırırsanız, o çocuğun yaşamındaki tüm canlılığı da kaldırmış olursunuz.
  • Soru sorduğunuzda cevabını mutlaka bekleyin
  • Konuşan bir çocuğun sözlerini tamamlamaya çalışmayın
  • Çocuğunuzla birlikte oynamak, onun için olduğu kadar sizin içinde önemlidir.
  • Her gün çocuğunuza övgüye değer bir şeyler bulun.
  • Çocuğunuzun dişlerini fırçalamasını istiyorsanız, dişlerinizi fırçalayın.
  • Çocuğunuzun anlattıkları ile dalga geçmeyin.
  • Çocuğunuza diğer yetişkinlerle ve diğer çocuklarla birlikte olmaya özendirin.
  • Büyükanneler ve büyükbabalar, çocukları şımartmak için yaratılmıştır, bırakın şımartsınlar.
  • Kimi zaman çocuğunuz için çok şey yapmaya çalışmak, az şey yapmaktan daha yıkıcıdır.
  • Çocuğunuza değer verdiğinizi, onunla birlikte olmayı tercih ettiğinizden daha güzel bir şey anlatamaz.
  • Çocuğunuz ile içten bir konuşma yapmak istiyorsanız, gözlerinizi gözlerinden ayırmayın.
  • Çocuklarınızı başkalarının yanında küçük düşürmeyin.
  • Sınırsız sevgiyi, sınırsız ihtimamla karıştırmayın. Kimi zaman çocukları yalnız bırakmak, daha olumlu sonuçlar doğurur.
  • Çocuklara özgü saldırganlığı soğuk kanlı karşılayın.
  • TV den uzak durun
  • Rahat anne-babaların yetiştirdiği çocuklar, büyük olasılıkla rahat olacaktır.
  • Her gece çocuğunuza iyi geceler öpücüğü verin.
  • Bir çocuğun bir işe katılmasını sağlamanın en basit yolu, ondan yardım istemektir.
  • Çocuğunuz size duyduğu öfke, sevginize duyduğu güvenin bir ifadesidir.
  • Kaba sözler, çocuğunuzun kalbini kırmakla kalmaz, ona kaba olmayı da öğretir.
  • Eğer ona bir şeyin, “onun için iyi” olduğunu söylüyorsanız, ondan hoşlanmayacağından emin olabilirsiniz.
  • Çocuklarınızın evi dağıtmasına izin verin, işleri bittiğinde toplamalarını sağlayın.
  • Güneşin batışını , gökkuşağını ve diğer doğa olaylarını birlikte izleyin.
  • Eşinizle tartıştığınızı yalanlamayın ancak çocuğunuza aranızdaki sorunu çözdüğünüzü gösterin.
  • Yersiz övgüler, gerçek övgülerin değerini azaltır.
  • Çocuğunuzun büyümesini beklemeyin. Yetişkin olmanın bir avantajı yok.
  • Bir ağacın varoluş nedenlerinden birisi de, insanların ona tırmana bilmesidir.
  • Çocuğunuz okumayı sökse de, siz ona yüksek sesle kitap okumaya devam edin.
  • Çocuklarınıza nasıl öğrenebileceklerini öğrettiyseniz, onlara hemen her şeyi öğretmişsiniz demektir.
  • Çocuklarınıza, siz olmadan nasıl ayakta durabileceklerini öğrettiyseniz, onları hayata hazırlamışsınız demektir.

Kaynak: Anne – Babaların Küçük El Kitabı Okumaları, Hatırlamaları ve Paylaşmaları İçin; Öneriler, Gözlemler ve Andaçlar – Buck Tilton

Paylaşın:

Hadi tekrar çocuk olalım!

cocukolÇocukken büyüklere hayranlık duyarken şimdi herşey tersine döndü. Çocukları hayranlıkla seyrediyorum ve eğer şansım olsaydı tekrar çocuk olurdum diyorum. Şimdi düşünün çocukluğunuzda yaptıklarınızı ve benimle geçmişe kısa bir seyahat yapın. Hala yapabileceklerimiz var;

1. Bir tekerlek içi bulup onu çevirerek koşmaya çalışabiliriz, yada tornet yapıp binebiliriz.

2. Saç fırçasını mikrofon yapıp ayna karşısında şarkılar söyleebiliriz.

3. Çimenlerde çıplak ayak gezebiliriz.

4. Yüksek sesle, bağıra bağıra şarkı söyleyebiliriz.

5. Yazdığımız yazıları gülen suratlarla süsleyebilir, renkli kalem ve kağıt, kokulu silgi kullanabiliriz.

6. Komik kitaplar okuyabiliriz.

7. Bisküvit’i çaya banarak yiyebiliriz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim

Tüm Babaların, Babalar Günü kutlu olsun!
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici  hep, hep acele işi!
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a,
Bi helallaşmak ister elbet, diğ ‘ mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.


Can Yücel
Paylaşın:

Uyku deyip geçmeyin

Yeni doğmuş bir bebek anne-babasına ilk yılında 400-750 saatlik uykuya malolur.

Derin uyku(REM) toplamda yaklaşık 2 saat sürüp uyuduktan 90 dakika sonra başlar.

Rüyalar hem derin hemde normal uyku esnasında görülüyor. Aslında hiç rüya görmeden geçen bir süre olmadığı iddia ediliyor.

17 saatlik yorgunluk ile düşen performans kandaki alkol oranının %5 seviyesinde olmasına eşit.

Doğal alarm saati mekanizması stres hormonu olan adrenocorticotropin’i tetikliyor ve kişi ya uyuyamıyor yada sürekli uykulu oluyor.(Bende sürekli uyku hali olur.)

5 gün düzensiz uyku uyumak, 3 bardak içkinin etkisini düzenli uyumuş birinin 6 bardakta göreceği etkiye eşitliyor.

Horlayanların yüzde onu solunum bozukluğu yaşıyorlar ve yaklaşık her gece 300 kez nefes alamıyorlar ve kalp spazmı-krizi riski taşıyorlar.

Gençlerde çocuklar gibi günde 10 saat uykuya ihtiyaç duyarken, 65 yaş üstüne 6 saat yetebiliyor. 25-55 yaş grubu 8 saatlik standart uyku ile optiali yakalayabiliyorlar.

Bazı çalışmalar kadınların erkeklerden daha çok uykuya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor ama tam olarak bir dayanağı yok.

Paylaşın:

Çocuklara ölümü anlatmak

Şehitler, cinayetler, savaşlar, hastalıklar artık her gün bize ölümü hatırlatmak için sıraya girmiş gibiler. Böyle bir durumda birisi öldüğünde, çocuğunuza bununla başa çıkması konusunda yardım etmek ve anlamasını sağlamak oldukça zor bir iştir.

Çocuklar yaşları, deneyimleri ve kişisel özellikler elverdiğince anlarlar. Fakat “ölüm-vefat” gibi hassas bir konuda bazı şeyleri doğru anlatmak gerekiyor.

Çocuğunuza karşı öncelikle dürüst olmalı ve soru sorması konusunda cesaretlendirmelisiniz. Çok fazla vereceğiniz cevap olmadığından bunu yapmanızın kolay olmayacağını biliyorum. Fakat çocuğun kendini rahat ve ona karçı açık olduğunuz bir ortamda olduğunu hissetmesi önemlidir. Ayrıca dini inancınıza göre “ölümün” ne anlama geldiğini anlatabilirsiniz.

Çocuklara kendi dillerinde ölümü anlatmak

Çocuğunuzun yaşı, ölümü anlaması konusundaki kapasitesini ve sizin ona nasıl yaklaşacağınızın belirleyicisidir. Her çocuğun kendina has özellikleri olduğunu unutmayın.

Çocukların hayatı , 5-6 yaşına kadar çok sadedir. Bu yaşa kadar basit ve somut olarak ölümü anlatmak kolaydır. Örneğin çok yaşlı yada hasta biri varsa, artık bu kişinin vücudunun daha fazla çalışmayacağını, doktorlarında bu durumu düzeltemeyeceği şeklinde bir açıklama getirebilirsiniz. Eğer bu kişi aniden ölürse, o kişinin vücudunun çalışmasının durduğunu söyleyebilirsiniz. Bu durumda “ölmek” yada “ölü” artık vücudun çalışmaması anlamına gelecektir.

Bu yaştaki çocuklar için zor olan yaşayan bir şeylerin ölmesini ve bir daha geri gelmeyecek olmalarını anlamaktır. Eğer yukarıdaki gibi bir açıklama yaparsanız size bir süre sonra nerede olduğunu sormaya başlayabilecektir. Bu noktada sizin sabırlı ve sakin bir şekilde o kişinin geri gelmeyeceğini ve onu tekrar göremeyeceğini açıklamanız gerekmektedir.

Sakın üstü kapalı cümleler kurmayın. Ör. “uzağa gitti”, “uyumaya gitti” “onu kaybettik” vb. Bu tipteki örtmece sözler o yaştaki çocukların basit algılarıyla uykuirinin evden gittiğinde geri gelmeyeceğini, kaybolacağını düşünmelerine yol açabilir.

Ayrıca çocuğunuz bu konuda giderek derinleşen sorular sormaya başlayabilir. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk öldükten sonra nereye gittiklerini yada ölümden sonra hayat olup olmadığını sorabilir. Öncelikle onun mezarlıkta olduğunu söylemelisiniz. Sonrada dini inançlarınız gereği ölüm ve sonrasına ilişkin inançlarınızı anlatabilirsiniz.

6-10 yaşlarındaki çocuklar her canlının bir gün öleceğini kavrayabilirler. Örneğin 9 yaşında bir çocuk dedesi ölmesin diye bir dilek tutabilir yada dua edebilir. Bu yaştaki çocuklar ölümü “kötü adam” “iskelet” “kurukafa” gibi algılarlar. Ve onların ölümü anlamalarının tek yolu kesin, basit, net ve dürüst açıklamalar yapmaktır.

Gençliğe adım atan çocuklar artık tüm canlıların dilek, dua ve isteğe bağlı olmasızın bir gün mutlaka öleceklerini kavramışlardır. Gençler kendi ölümlülüklerini ve bu konuda ne kadar güvende olup olmadıklarını sorgulamaya başlarlar. Örneğin trafik azasında ölen 16 yaşında birini duyduklarında arabanın ön tarafında oturmak istemeyebilirler. Burada sizin yapabileceğiniz en doğru şey empati yaparak onun korkusunu ve üzüntüsünü anlamaya çalışmak olacaktır. Tam bu nokta da güvenli ve sağlıklı araba sürüşü konusunda yani araba kullanılacaksa alkol alınmaması gerektiği yada emniyet kemeri bağlanması gerekliliği anlatılabilir.

Ayrıca gençler kendilerine yakın arkadaşları ilede “ölümün” anlamı konusunda bilgi alışverişinde bulunurlar. Eğer ölüme ilişkin doğru dürüst tanımlar alamazlarsa hayatın anlamını sorgulamaya başlarlar. Bazen birinci dereceyakını ölen çocuklar suça yönelebilirler. Bunun sebebi üzüntüleridir ve yapılması gereken onların üzüntüsünü anladığınızı göstermektir.

Yas tutmak

Çocukları cenazelere götürmek doğru mudur? Bu size ve çocuğunuza bağlıdır. Türkiye’de özellikle birinci dereceyakını ölen çocukların, o kişinin geri gelmeyeceğine ikna olmaları için mezara sokulurlar ve cenazeyi tutmaları istenir. (Ben annemde yaşadım) Cenaze öncesinde çocuğa katılmayı isteyip istemediğini sormak, neler olacağını anlatmak gerekir.

Cenaze ile ilgili ne anlatacaksınız? Ölen kişinin bir gün süre ile kendi evinde kalacağını, sabah camiye götürüleceğini ve yıkanacağını, daha sonra kefen diye temiz beyaz bir beze sarılacağını ve tabuta konulacağını, cenaze namazı kılındıktan sonra evinin önüne getirilerek “hakkını helal edip etmediğini” sorulacağını vb. dini ritüellerimizi anlatabilirsiniz. Ayrıca cenazeye katılacak insanların üzgün oldukları için ağlayacaklarını vb. de söylemelisiniz.

Eğer siz çocuğunuza yukarıda bahsettiğim şekilde sakin bir açıklama ve destek veremeyecek kadar üzgün olursanız bir yakınınızdan bunu istemelisiniz. Ama güveneceğiniz biri olmalı.

Çocuğunuzdan duygularınızı saklamayın. Acınız gereği ağlıyorsanız ağlayın. Bu sayede çocuğunuzda sizinle duygularını dürüstçe paylaşmayı öğrenecektir.

Çocuklar kendilerince ölümle baş edebilirler, belki biraz yalnız kalmak isteyebilirler, önemli olan kendilerince yas tutmalarına yada üzülmelerine izin vermeniz, sabırlı olmanızdır.

Aklınızdan çıkarmamanız gereken olanların yetişkinler gibi davranmayacakları olmalı. Ağlamayabilirler ama hiper aktivite gösterebilirler. İçlerine kapanabilirler yada birden bire başkalarının yanında rahatsız olmaya yada sizin evden gitmenize karşı aşırı tepki göstermeye başlayabilirler. Sakın bu davranışları kişisel olarak algılamayın ve çocuğu yargılamayın. Sabırlı olun.

Bundan 39 yıl önce dün(16 Kasım) 1967’de Merkezi ABD’de bulunan Uluslararası Şiir Forumu Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı yaşayan en büyük Türk şairi seçti. Şimdi onun bir çocuk şiiri ile yazımı bitirmek istiyorum;

RAHATLIK

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine çiçekler açacak dallarda.

Dallarda açan çiçekler gibi,

Yine çocuklar uyuyacak masallarda.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine uykular havuzda dibe gidecek.

Havuzlarda kaybolan uykular gibi,

Yine çocuklar mektebe gidecek.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine göklerden mavi gölgeler inecek yere.

Toprağı nurlandıran mavi gölgeler gibi,

Yine çocuklar gülümseyecek, askerlere.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine meltemler geçecek denizlerden.

Denizlerden geçen meltemler gibi,

Yine çocuklar olacak, rahatlık veren.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Paylaşın:

Bebeğinizin ilk yılı

zeynoBizim kız neredeyse 2,5 yaşına geldi.(Yandaki resim) Bizde onunla büyüdük, okuduklarımızı ve önerilenleri uygulamaya çalıştık, kısmen başardık kısmen başaramadık bazı şeyleri. Ama çocuğunuzun ilk yılı çok önemli. Örneğin bu dönemde bebeğinizle oynamak onun tüm duyularıyla etkileşime geçmeniz demektir. Gözleri, burnu, elleri ve ağzı onun araçlarıdır. Büyüdükçe bu araçları kullanarak keşfetmeyi öğrenecek.

Bebeklerin bu dönemine ilişkin iyi bir bilgi birikime sahip durumdayım. Kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum;

9 aylık olduğunda etki ve tepki, sebep – sonuç ilişkilerini anlamaya başlayacak. (Bu düğmeye basarsam müzik çalar vb.) Göremediği şeyleri istemeye başlayacak,(siz odadan çıktığınızda ağlama vb.) Özellikle 1 yaşına geldiğinde iyi bir iletişimci, el-kol hareketlerini kullanarak mesajlar veren ve belkide birkaç anlamlı-anlamsız kelime kullanan küçük bir insan olacak karşınızda. (Küçük bir öneri: Çocuğunuzun her gelişim aşamasında bir önceki dönemi unutma olasılığınız artacak. Konuşmadığı dönemi konuşmaya başladığında çok hatırlamayacaksınız. Fotoğraf ve hatta fotoğrafların yanına o günü anlatan kısa bir not ile geçmişi kayıt altına almalısınız.)

Bir oyun önerisi: Bir oyuncağı uçuyor diyerek havaya kaldırın ve gözleri ile takip edebileceği hızda havada dolaştırın. Daha sonra onu ellerine tutturmaya çalışın. Bu oyuncak özellikle sallandığında ses çıkaran bir şey olursa daha da iyi. Daha çok küçük olduğu için sadece tuttuğu bir şey olduğunu ve bunun yumuşak olduğunu hissedecek fakat hemen sıkılacak ve kafasını başka yöne çevirecektir.

Bu oyunda bebek anne-babasının ses tonunu dinlemekte ve öğrenmektedir.

Anne-baba ile bir oyuncak çerçevesinde iletişim kurulmuştur.

Anne-babasına onunla oynadıkları için memnuniyetini göstermektedir.

Anne-babanın yaptığı bir şeye oda kaşılık vermiştir. Gözlerini çevirerek yada eliyle tutarak.

Göz koordinasyonu ile el hissiyatı gelişmektedir.

Sesleri ve belki renkleri hissetmesi sağlanmıştır.

Onlarla konuşun ve oynayın

Onu karşınıza alın ve konuşun. Hatta siz konuştuktan sonra size yanıt vermeye çalışıp çalışmadığını gözlemleyin. Sizi kopyalaması için cesaretlendirin. Düğmeye bastığında müzik çıktığını yada eliyle ittiğinde kitabın sayfasını çevirebildiğini gösterin.

Saklan – Görün

Ellerinizle yüzünüzü kapayın ve “cee” diye yüzünüzü çıkarın. Amerikalılar buna “pee-ka-boo” diyorlar. Eğer gülümserse bacaklarına yada ellerine hafifçe dokunarak sizinde bu yanıttan mutlu olduğunuzu belirtin. 9 aydan sonra kafasının sağına ve soluna götüreceğiniz oyuncakları bulmaya çalışmasını sağlayabilirsiniz.

Şarkı ve Dans

İster kucağınızda farklı müzikler eşliğinde dans edin isterseniz ona şarkılar söyleyin. Sesinizin kötülüğünden yana korkmayın o sizi duymak istiyor unutmayın.

Top Oynayın

Farklı renk ve desenlerde toplar alın. Bebeğinizin onlara dokunarak hissetmesini sağlayın. Özellikle yaptığı şeyi görmesini sağlamaya çalışın. Ona yuvarlamasını ve bir kutuya atmasını ve çıkarmasını öğretmeye çalışın.

Paylaşın:

Yeni baba olanlar: Hazır mısınız ?

“ Tebrikler! Oğlunuz doğdu! ” yada “ Sağlıklı bir kız çocuğunuz oldu! ” diye başlayan hayatınızın o en mükemmel gününde hayatınız değişmeye başlıyor.

Aslında sadece bir çocuk doğmuyor birde baba doğuyor. Artık dünya eskisi gibi gözükmüyor insanın gözüne.

Bunu açıklamak çok zor ama o küçük, konuşamayan, korumasız insan daha önce bir çok yetişkinin başaramadığı bir şeyi başarıyor ve sizin hayatınızı değiştiriyor.

Artık babasınız. Şöyle bir durup düşünmeniz gerekiyor. Kendinizi daha olgun, daha yaşlı ve daha güçlü hissediyorsunuz. Ve şöyle bir karar veriyorsunuz “ Baba olmayı hayatımın önemli önceliklerinden biri yapacağım.”

Çocuğu olana kadar sadece çocuk olmayı biliyor insan. Birden ikinci bir şapkayı kafanıza takıyorsunuz, ve artık hem çocuk hemde baba oluyorsunuz.

Eğer sizin babanızla geçmişinizde hoşlanmadığınız, acı veren şeyler var ise artık bunları babalığınıza taşımamanız gerekiyor. Onların yeri çocukluğunuz, bırakın orada kalsınlar.

Erkekler olarak çoğunlukla duygularımız önceliklerini başka şeyler karşısında yitirirler. Biz mantık ve aksiyon ekseninden hayatın duygusal taraflarını tadımlamaya çocuklarımızla başlayabiliriz. Çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışarak başlayabiliriz.

Sonra bazı şeyler yaşamaya başlıyorsunuz ama şaşırmamnız gerekiyor;

Anneler, hamilelikleri döneminde çocukları ile bizim anlayamayacağımız derinlikte bir iletişim içerisine giriyorlar. Bu yüzden annenin tüm ilgi ve alakasını kendi üzerlerine çekiyorlar. Çocuğunuz, eşinizin bu ilgi ve enerjisini tamamen kendisine çekiyor olduğu için bebeğinizi kıskanabilirsiniz, bu çok doğal.

Bebek bakmayı bilmiyorsunuz ve buda çok normal. Bebek bakımı doğuştan bilinmiyor. Moralinizi bozmayın. Ayrıca Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışarak cesaretinizi zayıflatmaktansa zaten baba olmuş tecrübeliler ile iletişime geçerek tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.

Diyelimki çocuğunuzla yalnızsınız ve ağlamaya başladı. Mantıken, ağlamasına sebep olan şeylere göre yapmanız gerekenleri yaptınız ama hala ağlıyor. Bu sizde düş kırıklığı yaratabilir. Unutmayın çocuğunuzun tepkilerini ve davranışlarını anlamak zaman ister. Böyle bir durumda annesine yada doktoruna ulaşmaya çalışabilirsiniz.

Babalık annelik kadar karmaşık değil. Sadece çocuğunuzla hayatı boyunca yakın iletişimde olmaya çalışmalısınız. Çocuğunuz entellektüel açıdan teşvik edilmek, fiziksel açıdan uğraşmak ve sosyal açıdan kılavuzluğa ihtiyaç duyar. Onun potansiyellerini ortaya çıkarmalı ve desteklemelisiniz.

Birinci sorumluluğunuz çocuğunuzun yetişmesinde aktif rol almayı öğrenmenizdir. Buda ancak onu anlamakla mümkün olur. Yapabilirlikleri, kapasitesi nedir? Sizden ne bekliyor? Neye nasıl tepki veriyor? Gibi soruları sormanız yada onunla olabildiğince çok vakit geçirmeniz lazım. (Unutmayın çocukla vakit geçirmek sadece zaman doldurmak için hoplatmak ve oyun oynamak demek değildir.)

Bizim kültürel alt yapımızdan bazılarımız kendilerini çocuklarından biraz uzak tutarlar. Tutmayın lütfen. Biraz kendinize zaman verirseniz bu yakınlaşmanın ne kadar önemli olduğunu, çocuğunuzun bu yakınlaşmaya paralel kendini ne kadar güvende hissettiğini anlayacaksınız.

Şunları unutmayın;

Eviniz bebek için güvenli olmalı.

Kendi babanızla yada baba olmuş diğerleri ile tecrübelerini mutlaka paylaşın.

Eşinizin bir babadan ne beklediğini mutlaka sorun.

Çocuğunuza ismiyle hitap edin ve “Seni Seviyorum” deyin.

Benim gibi okuduklarınızı, hissettikleriniz blog yada defterinize yazmaya başlayın.

Bakıcı bulurken titiz davranın.

Çocuk gelişimine ilişkin kitaplar okuyun.

Çocuğunuzla her gün ilgilenin, oyun oynayın.

Çocuğunuzun gelişimi ile ilgili olarak eşinizle sürekli diyalog içinde olun.

Doktorunuzun tavsiyelerine mutlaka uyun.

Paylaşın:

Annemi babamı özlemişim

Bu haftasonu Türkiye’nin en büyük tekstil firmalarından birine eğitim vermeye gidiyorum, doğduğum şehre, denizi olmayan ama kumsalı olan şehre gidiyorum, Eskişehir’e gidiyorum. Eskişehir, çok gidememekle beraber anne ve babamın mezarlarının olduğu, hayatımın ilk 17 yılını geçirdiğim yer olarak benim için çok önemli. Bu gittiğimde de fırsat bulursam mezar ziyareti yapacağım.

Bizim çocukluğumuz annelerimizin, babalarımızın gençliği demekti. Annem çocukluğumda nasıl çiçek dikilir, nasıl ütü yapılır, patates nasıl soyulur gibi çok temel şeyleri fırsat buldukça öğretirdi.

Sonradan anladım ne kadar önemli bir şey yaptıklarını. Onların yaptığı beni hayata hazırlamaktı. Yarın birgün ölecekler, biricik oğulları yalnız kalacaktı ve işte o zaman bazı şeyleri yapabiliyor olmalıydım.

Bir yandan da sürekli tavsiye ve öğütlerle bana geleceğimle ilgili ipuçları verirlerdi.

Şimdi 38, 2 ay sonra 39 yaşındayım ve onların bana söylediği bazı şeyleri yeni yeni anlıyorum. Çoğu zaman anlam veremediğim bir çok şeyi meğerse hep geleceğe dönük konuşmuş.

Babam devlet memuru, annem ev kadını olduğu için kısıtlı gelirimizle annem evi çekip çevirmeye çalışırdı. (Ben beyaz peyniri çok severdim ve annem “çok yeme kurt yapar” derdi. Ve ben buna gerçekten inanıp 25 yaşıma kadar hiç fazla peynir yemedim. 25 yaşımda ağabeyim “kadın ne yapsın bir kalıp peyniri sana haftanın 7 günü yedirmek için bunu söylerdi” dediğinde jeton düştü bende. Sen ne büyük kadınmışsın.)

Şimdi bana öğrettikleri fakat benim öğretmenimi çok geç farkettiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kazandığından daha azını harca – Annem her harçlık verdiğinde bunun bir kısmını saklarsam, o zamanlar bizim çok sevdiğimiz “kumbara”larımız vardı, istediğim bir şeyi alabileceğimi söylerdi. Şimdiki hayatımızdada bu geçerli değil mi?

Önemli işlere öncelik ver – Hayatınızın ilk önceliği temel ihtiyaçlarınızi giderecek okuma-yazma, temel yemek pişirme, sökük dikme, nezaket vb. olmalıdır. Önce önemli işleri yap sonra oynamak için sokağa çıkarsın. Eğer bu temel ihtiyaçlarınla baş edebilirsen senin başının çaresine bakabileceğin düşünülür ve buda çok önemli şeydir.

Alacaklı ol borçlu kalma – Kimsenin ahını almamak önemlidir. Annem hiç kimseye en yakın arkadaşına bile 1 kuruş bile borçlu kalmazdı. Ben biraz acımasız yaklaşıp ne alacağım olsun nede borcum felsefesi ile yaşamaya çalışıyorum.

Günlerce çeyizim için dantel örerdi ve ben “ne gerek var ben bunları hayatta kullanmam” derdim. Peşin ve büyük konuşmamak lazımmış. Benim ve eşimin çeyizlerimizdeki dantelleri kim görse böylesi bir el emeğinin ne kadar güzel olduğunu söylüyorlar ve ben geçmişteki eleştirilerimden hiç bahsetmiyorum.

Kendin yap sağlıklı olsun derdi. Bende bakkaldaki süslü ambalajların peşine düşerdim. Peynir, sucuk, kuru sebze, reçel vb. aklınıza gelen her şeyi evde kendisi yapardı bana da yaptırırdı. Şimdi organik bir şeyler almak için yüksek bedeller ödüyoruz, ekmeği evde yapmak için makine alıyoruz.

Babamı kaybedeli 27, annemi kaybedeli 21 yıl olmuş ama hala söyledikleri kulaklarımda.(her ne kadar hepsini anlamamış olsamda) Mekanları cennet olsun.

Paylaşın:

Anne ve Babalara Öneriler – 2

Çocuklarınıza ilişkin şu soruların yanıtlarını özellikle öğretmenlerinden öğrenmeye çalışın?

  • Çocuğum yaşına göre yaşıtlarının ilerisinde mi gerisinde mi yoksa normal mi? Okumada, yazmada, matematikte, fen bilimlerinde vb…
  • Çocuğum ödevlerinde ne kadar başarılı veya vakit ayırıyor?
  • Benim çocuğumun güçlü ve zayıf olduğu noktalar, konular nelerdir?
  • Okul benim çocuğumun ihtiyaçlarını gideriyor mu?
  • Çocuğumun özel desteğe, eğitime ihtiyacı var mı?
  • Çocuğunuz yaptığı resimler, defterleri vb. saklanıyor mu? Evde saklıyorsanız bunlara beraberce göz atıyor musunuz?
  • Çocuğunuzun yakın arkadaşları var mı? Yalnız mı? Diğer öğrencilerle arası nasıl?
  • Çocuğunuzun derslerinde daha başarılı olması için evde ona destek olmanız gereken şeyler var mı?
  • Çocuğumun zamanını daha iyi kullanabilmesi için neler yapabilirim?
  • Çocuğumun bir üst okula hazırlanması için neler yapmalıyım?
  • Çocuğumun zararlı maddelere alışmaması ve bunlardan uzak durmasını nasıl sağlayabilirim?
  • Çocuğumun mezun olması yada bir üst sınıfa geçişi için gerekli olan kurslar var mıdır?
  • Çocuğumun doğru okul-bölüm tercihi yapmasına nasıl destek olabilirim?
  • Çocuğunuza okumayı sevdirin ve buna ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi. Daha bebekken onun yanına oturup renkli kitaplardan masallar okuyarak başlayabilirsiniz. Kitaplarda özellikle çocuğunuzun gerçeğini görebileceği objeleri mutlaka gösterin.
  • Okurken sesinizin tonunu değiştirin, şarkı söyler gibi okuyun, ellerinizi hareket etrii ve yüzünüzü komik şekillere sokun. Bebeğinizin ilgisini çekmeye çalışın.
  • Çocuğunuzun kitaplara dokunmasını ve tutmasını sağlayın.
  • Kısa ve sık aralıklarla okuyun.
  • Çocuğunuza kitap okurken elinizle okuduğunuz yeri takip edin. Böylece soldan sağa doğru okuma refleksini geliştirmeye başlayın
  • Kafiye ve şarkı gibi okumak özellikle kullanacağı dile alışması açısından çok önemlidir.
  • Evinizde mutlaka kitap bulundurun ve özellikle boş zamanlarında okumalarını sağlayın. (Aslında kitap okumak ciddi bir iştir, boş zamanda okumaktansa ona zaman ayırmak gerekir.)
  • Çocuğunuzla sürekli konuşun ve onu konuşturun.
  • Gerek TV reklamı, gerekse gazetedeki bir bölüm, her fırsata ona okuyun.
  • Çocuğunuzun sizi okurken ve bundan keyif aldığınızı görmesini sağlayın.
  • Varsa okul kuralları kitapçığını edinin ve okuyun.
  • Çocuğunuzla bu kuralları değerlendirin ve olası cezaları ona anlatın.
  • Okulda öğretmenlere karşı bir tavır, okul malzemelerine zarar verme alışkanlığı veya çeteleşme olup olmadığını araştırın.
  • Çocuğunuzal sürekli okulunun atmosferini konuşun. Onun için güvenizleşen bir şey olup olmadığına dikkat edin.
  • Okulda erken ve geç saatlerde kimlerin olduğunu öğrenin. Çocuğunuz okula erken gider veya geç çıkarsa okulda kimlerin kalacağı önemlidir.
  • Okulda güvenlik önlemleri nelerdir? Ziyaretçiler nasıl kabul ediliyor? Okul dışı güvenli mi?
Paylaşın:

Anne – Babalara Öneriler– 1

Amerika’da ve Avrupa’da özellikle anne ve babaların okula giden çocuklarına ilişkin dikkat etmeleri gerekenleri yazılı olarak hazırlayıp bedava dağıtırlar.

Biraz araştırma yaptığımda en elle tutulur, içerik olarak sade – anlaşılır olması hasebiyle Florida Eğitim Bakanlığının (fldoe.org) hazırladığı bir dokümandan işinize yarayacağını düşündüğüm maddeleri sizin için derledim. Sanırım 3 bölümde tamamlayabileceğim.

* Okulun ilk günü okula onu mutlaka siz götürün.

* Okulun önemli bir yer olduğunu anlatın. Ev ödevleri ile ilgili size rahatlıkla soru sorabileceği ve derslerini rahatlıkla çalışabileceği bir ortam hazırlayın.

* Okuldan eve gönderilen herşeyi mutlaka okuyun; ödev konuları, karne, öğle yemeği programı, servis çizelgesi vb.

* Çocuğunuzun öğretmenini ve okul müdürünü tanıyın. Eğitim ile ilgili eitim, konferans, seminer vb. katılıp katılmadıklarını öğrenmeye çalışın.

* Okul içi kuralları, yönetmelik ve tüzükleri inceleyin. Okula ilişkin anlamadığınız kurallar var ise sorun.

* Okul aile birliği vb. okul sosyal aktivitelerine destek olun, vakit ayırın.

* Normal bir ders vaktindede okulu ziyaret edin ve işleyişi izleyin. Sadece veli toplantılarında gitmeyin.

* Aynı okulda çocuğunu okutan diğer ailelerle tanışın.

* Çocuğunuzun eğitimine katılın. Sadece eğitim almasını sağlamayın onun eğitimini önemsediğinizi gösterin.

* Yakın çevrenizdeki akrabalarınızı özellikle çocuğunuzla birebir iletişimde olanları okul aktivitelerine davet edin.

* Sözlerinizin değil ama yaptıklarınızın onda hayatı boyunca etki bırakacağını unutmayın.

* İçki, sigara ve uyuşturucunun gerçek zararlarını ona açıklayın.

* Çocuğunuza model olun; sağlıksız, tehlikeli ve yasal olmayan bir hayatınız olmasın

* Ebeveyn olmayı önceliğiniz yapın. Çocuğunuzla ilgili bir takım kurallar koyun ve buna sadık kalın. Kurallar onu önemsediğinizin göstergesidir.

* Kendilerine içki yada sigara teklif eden olursa nasıl hayır diyeceklerini öğretmelisiniz.

* Çocuklarınızın arkadaşlarını bilin ve onlarında anne-babaları ile tanışın.

* Gençlerin alkol, uyuşturucu ve sigaraya başlama sebeplerinden birisi stres. Stres ile nasıl mücadele edebileceklerini öğretin.

* Kendinizi yetiştirin. Çocukların alışkanlıkları, eğilimler, trendler konusunda bilgili olun.

* Çocuğunuzu zararlı alışkanlıklardan koruyacak program ve dersler hakkında okulundan bilgi alın.

* Çocuğunuzun ödevlerin yapacağı ve ders çalışacağı yeri TV, radyo ve diğer gürültülerden uzak tutun.

* Gerekli olan tüm kırtasiye malzemesini hazır tutun.

* Ödevlerini günlük olarak yapabileceği bir plana alıştırın.

* Eğer ödev yapmada zorlanıyorsa onunla ve öğretmeniyle konuşun. Gerekiyorsa destek alın.

* Ödevleri hakkında öğretmenlerinin ne söylediğini sorun.

* Eğer hastalık vb. sebeplerle okula gidememişse onun ödevlerini yada derslerini takip edebileceğiniz bir arkadaşının iletişim bilgilerini alın.

* Ödev yaparken yemek yedirmeyin. Her şeyin yeri ayrı.

* Ödev yaparken kısa aralar verdirin.

* Çocuğunuzun ders notlarını ve gelişimini izleyin. Anlamadığınız noktaları öğretmenine sorun.

* Eğer çocuğunuz özel bir sınıftaysa onun ihtiyaçlarına özel planlar geliştirebilirsiniz.

* Çocuğunuzun okul kurallaına uymadığı için fiziksel olarak cezalandırılamayacağını unutmayın.

* Çocuğunuz sadece sizin izniniz doğrultusunda okul aktivitelerine katılmamalıdır.

* Eğer çocuğunuz bir disiplin cezası almış ise nedenlerini araştırmalısınız.

* Okulun çocuğunuzun kız yada erkek olması sebebiyle yapabileceği olası ayrımcılıkları izlemelisiniz.

Paylaşın: