Etiket arşivi: Bilgisayar

Anne ve Babalara Öneriler – 3

Benden bu kadar. 3 bölümde topladığım bu maddelerin %95’ini zaten bildiğinizden eminim. %5’i de inşallah işinize yarar. Bizlerin bu ülke, bu dünya ve tüm insanlar için “insan gibi insanlar” yetiştirmemiz lazım.

Hepimize kolay gele..

Çocuğunuzun günde kaç saat TV seyrettiğini belirleyin.

Onun TV seyrettiği zamanlarda sizde onunla seyredin.

Ailecek seyrettiğiniz bir diziyi düşünün. Oradaki konuşmalara benzer konuşmalar yapıyor musunuz?

TV seyretmek yerine okumak, şarkı söylemek vb .başka aktiviteler seçin

TV’yi bir bebek bakıcısı gibi görmeyin.

Çocuğunuzun sevdiği programları seyretmesi, seyrettiği programlarında ona okumayı sevdirmesi önemli. Ör. Küçük tiyatrolar, belgeseller, tarih)

TV’yi ceza yada ödül olarak kullanırsanız ona çok önem veriyor olursunuz.

Sadece çocuk odasında TV olmasın, salonda herkesin izlediği yerde olsun.

Ödev ve yemek zamanı TV’yi kapatın. Ödev veyemek bitmeden TV izlenmemesi kuralını koyun.

Gerçek hayat ile TV arasındaki farkı ona anlatın.

Kendi TV seyretme alışkanlıklarınızı gözen geçirin, örnek alınacaksınız.

Çocuğunuza uygulanan sınav ve testler hakkında yeterince bilgi sahibi olun.

Sınavlara ilişkin sorularınızı öğretmenlerine mutlaka sorun.

Çocuğunuza uygulanan sınav ve yanıtlarına erişebiliyor musunuz? Çocuğunuzun doğru değerlendirildiğini bilmek isteyebilirsiniz.

Sınavlarını çocuklarınız ile birlikte evde gözden geçirebilirsiniz.

Sınavlardan alınan notların ileride neyi nasıl etkileyeceğini (orta öğretim puanı vb.) öğrenin.

Çocuğunuza okulda eğer varsa bilgisayar konusunda ne kadar eğitim ve imkan verildiğini öğrenin.

Internet kullanıyorlar mı? Internet erişimlerinde beirli kısıtlamalar yapılmış mı?

Bilgisyar kullanımında kız-erkek ayrımı yapılıyor mu? Kız çocuklarının kullanım konusunda cesaretlendirilmeleri gerekebilir.

Öğretmeni bilgisayarı nasıl kullanıyor?

Paylaşın:

Doğuştan dijitaller ve yeni dijitaller

Child Computer and Internet Safety

Image by l0ckergn0me via Flickr

Tüm dünyada –ki eğitmenler daha iyi biliyor ve izliyorlardır, öğrencilerdeki değişim oldukça radikal. Şimdiki öğrenciler eğitim sistemimizin eğitmek için öngördüğü insanlar değiller.

Öğrenciler her zaman değiştiler ama şimdi olduğu kadar fazla yani konuşmaları, elbiseleri, duruş ve düşünüş tarzları tamamıyle değişmemişti. Özellikle “sürekliliğin kalmaması” yerleşmiş durumda yani herşey değişiyor ama “çok hızlı” değişiyor. Hiçbir şeyin sürekliliği yok.

Aslında buna kabaca geri dönüşü olmayan ana değişiklikler tanımı altında “singularity” terimi kullanılıyor. Singularity özellikle 20. yy’da dijital teknolojinin hızlı benimsenip yayılması üzerine atılmış bir kavram.

Şimdiki üniversite öğrencileri bu yeni teknolojinin ile büyüyen ilk jenerasyon. Onlar hayatlarını bilgisayarlarla, bilgisayar oyunları ile mp3 playerlar, cep telefonları, video kameralala geçiriyorlar. Yeni hayatlarında 5000 saat daha az okuyor, 10.000 saat fazla bilgisayar oyunu oynuyorlar. Internet, cep telefonları hayatlarının vazgeçilmez bir parçası.

Şimdi buradan hareketle şunu söyleyebiliriz: Bu jenerasyon kendinden önceki jenerasyondan çok daha farklı düşünüyor ve bilgiyi farklı olarak değerlendiriyor. Yani “farklı deneyimler farklı beyin yapılarını ortaya çıkarıyor.” Özellikle yetişme tarzları açısından beyin yapıları yani düşünme tarzları değişmiş durumda.

Biz bunlara “doğuştan dijitaller” diyoruz.

Onlar için bilgisayar terimleri konuşma dillerinin bir parçası. Peki dijital dünyada doğmayanlar ne olacak?

Doğuştan Dijital olanların ebeveynleri ya da onlardan önce doğmuş olanlara diyoruz “Dijital Göçmenler” diye.

Dijitalleşme onlar için yeni öğrenmeye başladıkları bir dil ve eğer belirli bir yaştan sonra dil öğreniyorsanız bu beyninizin farklı bir tarafına gidiyor.

Onların dijital maceraları enteresan oluyor. Örneğin emaillerini sekretere yazdıranlar, okukmak ya da düzeltmek için mutlaka yazıcı çıktısı alan, bir web sitesini göstermek için diğerlerini yanına çağıran…

Bu örneklere “Email’imi aldın mı?” diye telefon ile aramayı da eklediğimizde aslında kendilerinin bile güldüğü durumlar ile karşılaştıklarını görüyoruz.

Aslında en ciddi problem öğretmenin eski bir dilde anlatıyor öğrencinin ise yeni bir dilde konuşuyor olması. Dijital Göçmenler gençlerin TV seyrederek ya da müzik dinleyerek öğrenebileceklerine inanmazlar, çünkü kendilerinin böyle bir tecrübesi olmadığı gibi öğrenmenin eğlenceli olabileceğini düşünmezler. (Çünkü onlar çocukluklarını Susam Sokağı ile geçirmediler.)

Paylaşın: