Etiket arşivi: gelişim

Çocuğunuz ile kıymetli zaman geçirme önerileri

parents-children-cooking1Kızımla beraber sürekli aktivite yapmaktan ve bu konuda yapacak şeylerin bitme ihtimaline karşı sağdan soldan derlediğim aktiviteleri sizlerle paylaşayım istedim. İnsanın çocuğu ile geçirdiği vakit kadar keyifli bir şey olmadığını öğrendim. Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirebilmek için hem kitapları hem de interneti fırsat buldukça karıştırmaya çalışıyorum. Bunu yaparken hem ona keyifli anlar yaşatacak hemde belki bir şeyleri öğrenebilecekleri aktiviteleri seçmeye çalışıyorum;

1. Birlikte kitap okuyun – Okuduğunuz kitapla ilgili sorular sorun.

2. Beraber hikayeler uydurun – Yaratıcılık

3. Futbol oynayın – El, ayak, göz koordinasyonu

4. Beraber resim yapın – Göz-el koordinasyonu, yaratıcılık

5. Salona sandalyeler üzerine çarşaf atarak bir çadır yada kutulardan kale yapın – Yaratıcılık.

6. Yürüyüşe çıkın – Fiziksel gelişim

7. Parkta yada kumsalda piknik yapın – İletişim

8. Masa oyunları oynayın, satranç go vb. – Hafıza, yetenek geliştirme

9. Lunapark’a gidin – Fiziksel gelişim iletişim

10. Erken kalkın ve onlarla birlikte günü karşılayın – İletişim

11. Müzeye gidin – Eğitim, görsel gelişim

12. Odasını birlikte düzeltin, toplayın – .Sorumluluk

13. Saklambaç oynayın – Eğlence

Okumaya devam et

Paylaşın:

Çocuğu dijital dünyaya hazırlamak

level_01_imageHiçbir çocuk dijital çağın gerisinde kalmamalı diye yola çıkacağım bugün. Anne ve babaların dijital çağa geçişte çocuklarımızın en büyük esin kaynakları ve kılavuzları olduğu düşüncesiyle bu konuda yapılan ve yapılabilecek yaratıcı uygulamalarla ilgili fikirler vermeye çalışacağım.

Çocukların klavye becerilerini geliştirin – İleride her ne konuda çalışacak olursa olsunlar çocuklarımızın klavyeyi tanıması önemli. Sadece bir şeylere bakarak yazma ile başlayabilecek bu çalışma zamanla kendi yaratıcılıklarınıda ortaya çıkaracaktır.

Çocuklarınızın öğretmenleri ile yapılan veli toplantılarında çocuğunuzun internet ve bilgisayar kullanımına ilişkin alışkanlıklarını sorgulayın, çocuğunuzun okulda ve evde doğru yönlendirilmesini sağlamaya çalışın, gerekiyorsa öğretmeninden ricada bulunun ve bu konuda yol gösterin.

Çocuklarınıza okul dışında evde kullanabilecekleri DOĞRU ve FAYDALI siteleri önerin, mümkünse yaptıklarını takip edin.

Çocuklarınızla internet üzerinden bilgi paylaşın, msn vb. araçlarla iletişim kurun, eposta kullanın.

Çocuğnuzun internette, ilgi ve yeteneğine göre kendisine uygun bir şeyler bulmasına yardımcı olun..

Çocuklarınızın ders ve aktiviteler anında fotoğraflarını yada videolarını çekin ve internete koyun.

Bir mesaj grubu oluşturarak(yahoogroups vb.) tüm arkadaşlarını bir grup yapın ve onlarla aileleri olarak  düzenli olarak bilgi mesajları gönderin.

Bir blog açarak günlük olarak sınıfta yaşadıklarını oraya kısaca aktarmasını isteyebilirsiniz.

Bilgisayarınızda onun için bir dosya açın ve onunla ilgili bilgileri orada saklayın. Yıl sonunda burada biriken bilgilerden harmanladığınız bir CD’yi sürpriz yapabilirsiniz..

Herhangi bir dokümanın daha sonra kolayca bulabilmek için her dosya ismini nasıl bir mantıkta yazması gerektiğini öğretin.

Tüm dosyalarını bir CD yada başka bir bilgisayara mutlaka yedekleyin.

Google Earth vb. programları kullanarak çocuğunuzu dünya turuna çıkartın. Artık bu sayede Mısır Piramitlerini gerçek uydu görüntüleri ile gösterebilirsiniz. Dünyanın yedi harikasını görmek için tıklayın

Dünyanın başka yöresindeki okullarla iletişime geçerek çocuğunuzun farklı kültürlerle buluşmasını sağlayabilirsiniz.

Çocuğunuz dijital doğmuş olanlardan ise  yukarıdakileri iki kere düşünmelisiniz.

Paylaşın:

Bebeğinizin ilk yılı

zeynoBizim kız neredeyse 2,5 yaşına geldi.(Yandaki resim) Bizde onunla büyüdük, okuduklarımızı ve önerilenleri uygulamaya çalıştık, kısmen başardık kısmen başaramadık bazı şeyleri. Ama çocuğunuzun ilk yılı çok önemli. Örneğin bu dönemde bebeğinizle oynamak onun tüm duyularıyla etkileşime geçmeniz demektir. Gözleri, burnu, elleri ve ağzı onun araçlarıdır. Büyüdükçe bu araçları kullanarak keşfetmeyi öğrenecek.

Bebeklerin bu dönemine ilişkin iyi bir bilgi birikime sahip durumdayım. Kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum;

9 aylık olduğunda etki ve tepki, sebep – sonuç ilişkilerini anlamaya başlayacak. (Bu düğmeye basarsam müzik çalar vb.) Göremediği şeyleri istemeye başlayacak,(siz odadan çıktığınızda ağlama vb.) Özellikle 1 yaşına geldiğinde iyi bir iletişimci, el-kol hareketlerini kullanarak mesajlar veren ve belkide birkaç anlamlı-anlamsız kelime kullanan küçük bir insan olacak karşınızda. (Küçük bir öneri: Çocuğunuzun her gelişim aşamasında bir önceki dönemi unutma olasılığınız artacak. Konuşmadığı dönemi konuşmaya başladığında çok hatırlamayacaksınız. Fotoğraf ve hatta fotoğrafların yanına o günü anlatan kısa bir not ile geçmişi kayıt altına almalısınız.)

Bir oyun önerisi: Bir oyuncağı uçuyor diyerek havaya kaldırın ve gözleri ile takip edebileceği hızda havada dolaştırın. Daha sonra onu ellerine tutturmaya çalışın. Bu oyuncak özellikle sallandığında ses çıkaran bir şey olursa daha da iyi. Daha çok küçük olduğu için sadece tuttuğu bir şey olduğunu ve bunun yumuşak olduğunu hissedecek fakat hemen sıkılacak ve kafasını başka yöne çevirecektir.

Bu oyunda bebek anne-babasının ses tonunu dinlemekte ve öğrenmektedir.

Anne-baba ile bir oyuncak çerçevesinde iletişim kurulmuştur.

Anne-babasına onunla oynadıkları için memnuniyetini göstermektedir.

Anne-babanın yaptığı bir şeye oda kaşılık vermiştir. Gözlerini çevirerek yada eliyle tutarak.

Göz koordinasyonu ile el hissiyatı gelişmektedir.

Sesleri ve belki renkleri hissetmesi sağlanmıştır.

Onlarla konuşun ve oynayın

Onu karşınıza alın ve konuşun. Hatta siz konuştuktan sonra size yanıt vermeye çalışıp çalışmadığını gözlemleyin. Sizi kopyalaması için cesaretlendirin. Düğmeye bastığında müzik çıktığını yada eliyle ittiğinde kitabın sayfasını çevirebildiğini gösterin.

Saklan – Görün

Ellerinizle yüzünüzü kapayın ve “cee” diye yüzünüzü çıkarın. Amerikalılar buna “pee-ka-boo” diyorlar. Eğer gülümserse bacaklarına yada ellerine hafifçe dokunarak sizinde bu yanıttan mutlu olduğunuzu belirtin. 9 aydan sonra kafasının sağına ve soluna götüreceğiniz oyuncakları bulmaya çalışmasını sağlayabilirsiniz.

Şarkı ve Dans

İster kucağınızda farklı müzikler eşliğinde dans edin isterseniz ona şarkılar söyleyin. Sesinizin kötülüğünden yana korkmayın o sizi duymak istiyor unutmayın.

Top Oynayın

Farklı renk ve desenlerde toplar alın. Bebeğinizin onlara dokunarak hissetmesini sağlayın. Özellikle yaptığı şeyi görmesini sağlamaya çalışın. Ona yuvarlamasını ve bir kutuya atmasını ve çıkarmasını öğretmeye çalışın.

Paylaşın:

Yeni baba olanlar: Hazır mısınız ?

“ Tebrikler! Oğlunuz doğdu! ” yada “ Sağlıklı bir kız çocuğunuz oldu! ” diye başlayan hayatınızın o en mükemmel gününde hayatınız değişmeye başlıyor.

Aslında sadece bir çocuk doğmuyor birde baba doğuyor. Artık dünya eskisi gibi gözükmüyor insanın gözüne.

Bunu açıklamak çok zor ama o küçük, konuşamayan, korumasız insan daha önce bir çok yetişkinin başaramadığı bir şeyi başarıyor ve sizin hayatınızı değiştiriyor.

Artık babasınız. Şöyle bir durup düşünmeniz gerekiyor. Kendinizi daha olgun, daha yaşlı ve daha güçlü hissediyorsunuz. Ve şöyle bir karar veriyorsunuz “ Baba olmayı hayatımın önemli önceliklerinden biri yapacağım.”

Çocuğu olana kadar sadece çocuk olmayı biliyor insan. Birden ikinci bir şapkayı kafanıza takıyorsunuz, ve artık hem çocuk hemde baba oluyorsunuz.

Eğer sizin babanızla geçmişinizde hoşlanmadığınız, acı veren şeyler var ise artık bunları babalığınıza taşımamanız gerekiyor. Onların yeri çocukluğunuz, bırakın orada kalsınlar.

Erkekler olarak çoğunlukla duygularımız önceliklerini başka şeyler karşısında yitirirler. Biz mantık ve aksiyon ekseninden hayatın duygusal taraflarını tadımlamaya çocuklarımızla başlayabiliriz. Çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışarak başlayabiliriz.

Sonra bazı şeyler yaşamaya başlıyorsunuz ama şaşırmamnız gerekiyor;

Anneler, hamilelikleri döneminde çocukları ile bizim anlayamayacağımız derinlikte bir iletişim içerisine giriyorlar. Bu yüzden annenin tüm ilgi ve alakasını kendi üzerlerine çekiyorlar. Çocuğunuz, eşinizin bu ilgi ve enerjisini tamamen kendisine çekiyor olduğu için bebeğinizi kıskanabilirsiniz, bu çok doğal.

Bebek bakmayı bilmiyorsunuz ve buda çok normal. Bebek bakımı doğuştan bilinmiyor. Moralinizi bozmayın. Ayrıca Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışarak cesaretinizi zayıflatmaktansa zaten baba olmuş tecrübeliler ile iletişime geçerek tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.

Diyelimki çocuğunuzla yalnızsınız ve ağlamaya başladı. Mantıken, ağlamasına sebep olan şeylere göre yapmanız gerekenleri yaptınız ama hala ağlıyor. Bu sizde düş kırıklığı yaratabilir. Unutmayın çocuğunuzun tepkilerini ve davranışlarını anlamak zaman ister. Böyle bir durumda annesine yada doktoruna ulaşmaya çalışabilirsiniz.

Babalık annelik kadar karmaşık değil. Sadece çocuğunuzla hayatı boyunca yakın iletişimde olmaya çalışmalısınız. Çocuğunuz entellektüel açıdan teşvik edilmek, fiziksel açıdan uğraşmak ve sosyal açıdan kılavuzluğa ihtiyaç duyar. Onun potansiyellerini ortaya çıkarmalı ve desteklemelisiniz.

Birinci sorumluluğunuz çocuğunuzun yetişmesinde aktif rol almayı öğrenmenizdir. Buda ancak onu anlamakla mümkün olur. Yapabilirlikleri, kapasitesi nedir? Sizden ne bekliyor? Neye nasıl tepki veriyor? Gibi soruları sormanız yada onunla olabildiğince çok vakit geçirmeniz lazım. (Unutmayın çocukla vakit geçirmek sadece zaman doldurmak için hoplatmak ve oyun oynamak demek değildir.)

Bizim kültürel alt yapımızdan bazılarımız kendilerini çocuklarından biraz uzak tutarlar. Tutmayın lütfen. Biraz kendinize zaman verirseniz bu yakınlaşmanın ne kadar önemli olduğunu, çocuğunuzun bu yakınlaşmaya paralel kendini ne kadar güvende hissettiğini anlayacaksınız.

Şunları unutmayın;

Eviniz bebek için güvenli olmalı.

Kendi babanızla yada baba olmuş diğerleri ile tecrübelerini mutlaka paylaşın.

Eşinizin bir babadan ne beklediğini mutlaka sorun.

Çocuğunuza ismiyle hitap edin ve “Seni Seviyorum” deyin.

Benim gibi okuduklarınızı, hissettikleriniz blog yada defterinize yazmaya başlayın.

Bakıcı bulurken titiz davranın.

Çocuk gelişimine ilişkin kitaplar okuyun.

Çocuğunuzla her gün ilgilenin, oyun oynayın.

Çocuğunuzun gelişimi ile ilgili olarak eşinizle sürekli diyalog içinde olun.

Doktorunuzun tavsiyelerine mutlaka uyun.

Paylaşın:

Çocuğunuza iyi davranışlar edindirmek

Çocuk eğitiminde tek bir yol yoktur. Çocuğun karakterine, sahip olduğu becerilere, içinde yaşadığı ortama ve sizin ebeveynlik becerilerinize göre bu yollar değişiklik gösterir. Çocuğunuza iyi davranışlar öğretmek istiyorsanız yapmanız gereken en önemli şey ona rol model olmaktır. Yani kısaca, çocuğunuzun yapmasını istemediğiniz davranışı siz de asla yapmayın.

Ve işte diğer şeyler…

Pratik Öneriler:

Evde çocuk var kuralı: Bu kuralı asla unutmamalısınız, evinizde bulunan değerli, pahalı, tehlikeli ve kırılabilir eşyaları çocuğunuzun ulaşabileceği yerlerde bırakmamaya özen gösterin.

Şaka yapın: Pozitif olmak için çaba gösterin ve çocuğunuzun yaptığı davranışların eğlenceli yanını görmeye gayret edin. Tutarsız tepkiler göstermeyin ama her zaman da negatife odaklanmayın, çocuğunuzla eğlenmeye çalışın. Şakalaşın ve ona pozitif enerjinizi aşılayın.

Stresi azaltın: Hayatınızda stres yaratan birçok etken varsa çocuğunuzla ilgilenmek hiç de kolay olmayabilir. Hayatınızdaki stres oranını azaltmanız, hem sizin hem de çocuğunuzun mutluluğu için iyi bir çözüm olacaktır.

Pozitif Disiplin:

-Çocuğunuzun pozitif davranışlarına odaklanın ve tanık olduğunuz pozitif davranışları takdir edin. Çocuğunuzu övün ve onun özgüvenini geliştirin.

-Küçük hatalara göz yumun, her olumsuzluğu dünya meselesi haline getirmeyin, unutmayın hepimiz küçükken hatalar ve yaramazlıklar yaptık, şimdi sıra onlarda!

-Tehlikeli olacağını düşündüğünüz şeyler için her zaman çocuğunuza hayır deyin, bu konuda müsamaha göstermeniz çocuğunuzun konunun önemini anlayamamasına ve dikkatli olmamasına neden olacaktır. Neden “hayır” dediğinizi de çocuğunuzun yaşına uygun bir açıklama ile kendisine anlatın.

-Çocuğunuzdan çok fazla şey beklemeyin. Çocuğunuzun yaşına ve gelişimine uygun beklentiler içinde olmanız hem sizin hem de çocuğunuzun mutluluğu için çok önemli.

-Kendinizi çocuğunuzun yerine koyun ve aslında yetişkinler tarafından yönetilen çocuk dünyasında yaşamanın ne kadar zor olduğunu hatırlayın.

-Rutinler yani tekrarlanan aile alışkanlıkları çocukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Bu nedenle mümkün olduğunca çok bu rutinlere sadık kalmaya özen gösterin.

-Çocuğunuza mantıklı sınırlar koyun, sınırı aştığı zaman bunu ona söyleyin ve neden bu sınırı koyduğunuzu çocuğunuza açıklayın.

-Hayatınızda kurallar olsun ama çocuğunuzu kurallarla boğmayın. Sayısını bile hatırlayamadığı kuralları çocuğunuzun uygulayamayacağını unutmayın!

-Gerçekçi olun, çocuğunuzu cam fanusta yetiştirmiyorsunuz. Küçük çocuklar her şeyi elleyerek öğrenmek isterler, daha büyük olanlar özgürlüklerinin sınırlarını zorlamayı severler. Çocuğunuz bunları size yaşatıyorsa bunun normal olduğunu unutmayın, çocuğunuzla yaşıt çocukları olan ailelerle görüşün, aynı şeyleri onların da yaşadığını göreceksiniz. Biraz sabırlı ve hoşgörülü olun.

Neden çocuklar sizin istemediğiniz davranışları yaparlar?

3 yaşındaki çocuğunuz yere dökerek mi yemeğini yiyor? Merak etmeyin, bu davranış ne bir yaramazlık göstergesi ne de bir gelişim bozukluğunun işareti. Bu davranış aksine normal gelişim sürecinin bir parçası. Bu ve bunun gibi örnekler hayatınızda olabilir ve siz bu davranışları çabucak yaramazlık olarak yargılıyor olabilirsiniz, bu konuya dikkat etmenizi öneririz!

Ve tabii diğer nedenler,

-Çocuğunuz size eşlik etmek istiyor olabilir: Çocuğunuzun sizinle bir şeyler yapmak, sizin yaptığınız aktiviteye katılmak istiyor olabilir, ancak sizin ilginizi nasıl çekeceğini bilemeyebilir ve bu uğurda aklına gelen her yolu deneyebilir. Tabii bu davranışlar da sizin sınırlarınızı zorlayabilir. Bu tip bir durum fark ettiğinizde çocuğunuzla konuşmaya çalışın ve onun sizinle rahat iletişim kurabileceği bir ortam yaratmaya özen gösterin, böylece birçok şeyi doğrudan konuşarak halledebilirsiniz.

-Çocuğunuz kızgın olabilir: Çocuğunuz kızgın olduğunda, bu duygusuyla kendi kendine baş edemeyebilir ve bunu dışarıya yansıtabilir. O esnada çocuğunuzun etrafında bulunuyorsanız siz de bu kızgınlıktan payınızı alabilirsiniz ve çocuğunuzun olumsuz bir davranışına tanık olabilirsiniz. Böyle durumlarda çocuğunuzu sakinleştirecek çözümler bulmaya çalışın ve uzun vadede ona kızgınlıkla baş etme becerileri edindirin.

-Çocuğunuz kendini güçsüz hissediyor olabilir: Daha önce de belirttiğimiz gibi çocuklar kendi hayatlarının yetişkinler tarafından kumanda edildiğini çok iyi bilirler. Bazen bu kısıtlı özgürlük onlara kendilerini güçsüz hissettirebilir. Çocuğunuz da sınırlarını zorlayarak kendini güçlü hissetmeye, kontrolü ele almaya çalışır. İşte böyle anlarda sizin hiç de istemediğiniz davranışları gösterebilirler. Sakin olun ve çocuğunuza büyüyünce birçok şeyi kendi başına yapabileceği mesajını verin.

-Çocuğunuz kendi duygularını göstermeye çalışıyor olabilir: Kendini çok üzgün hisseden çocuğunuz o anda size de olumsuz davranışlar gösterebilir. Bu davranışlarla yapmak istediği şey aslında sizi üzmek ya da yaramazlık yapmak değildir, aksine sizin onu anlamanızı sağlamaktır, bazen bazı çocuklar duygularını açıkça ifade etmek yerine bu yolu tercih edebilirler. Davranışta olumsuz bir niyet aramak yerine her zaman pozitife odaklanın ve çocuğunuzun davranışının doğru nedenini bulmaya çalışın.

İki önemli not:

Çocuğunuz çok yorgun ya da hasta olduğunda ona sürekli müsamaha göstermek çocuğunuzun davranışlarını düzeltmek yerine daha da kötü bir hale getirecektir. Bu nedenle davranışlarınızda tutarlılığı korumaya azami derecede önem verin ve müsamahalara fazla açık olmayın.

Her zaman mükemmel bir ebeveyn olamazsınız, sizin de hatalarınız olabilir, bunun farkında olun ve gerektiği yerde hatanızı kabullenin, çocuğunuzdan özür dileyin. Bu davranışınız otoritenizi kesinlikle zedelemeyecek tam tersine sizi daha değerli kılacaktır.

İDİL SEDA AK

Kaynak : Email’den alıntıdır, kaynağını bilmiyorum.

Paylaşın:

Beyni daha zinde ve verimli tutmak için

The human brain

Image via Wikipedia

  • Toplantı ve önemli işlerinizi sabah yapın. Beyin, saat 10:00’a kadar çok daha verimli çalışıyor
  • Öğlen yemekten sonra konsantrasyon düşer. 10 dakikalık öğlen uykusu, beynin tekrar çalışmasını sağlar
  • Beyin akşam saatlerinde tekrar çalışmaya başlar. Sakin bir müzikle, beynin stresini alabilirsiniz Yapbozlar, çocukların beyin gelişimi için yararlıdır. İleri yaşlarda da bulmaca çözmek, bol rakamlı şifreleri ve sayıları akılda tutmak ya da ezberlemek faydalıdır. Telefon numarası ezberlemekte de fayda vardır. Basit matematik hesaplarını kafadan çözmek de önemlidir. Bunları yapamayanların, bol bol kitap okumaları gerekir. Okuyan beyin, geç bunar.
  • Depresyondaki beyin, gece yarısından sonra sağlıksız düşünür. İyi uyumuş ve yeterli beslenmiş bir bedenin beyni ise gerekli beyin egzersizlerini de yapmışsa; en iyi sabah saatlerinde çalışır. 07.00-10.00 arası, öğrenmeye en yatkın saatlerdir.
  • Yemekten sora konsantrasyon düşer ve uyku bastırır. Siesta döneminde beyin az çalışır ve hiç randıman alınmaz. Şekerlemeler, beyne iyi gelir. 10 dakikalık bir şekerleme bazen altı saatlik uykuya bedeldir.
  • Beyin, akşam saatlerinde tekrar açılır. Ancak midenin aç olmaması gerekir. Beyin sadece şekerle beslenir. Kan şekeri düşerse, beyin çalışmaz. Sık ama az yemek, kan şekerini sabit tutmak için önemlidir.  Kan şekerini sabit ve yüksek tutmak, beynin tam kapasiteli çalışmasını sağlar. Beyin, hızlı şokları sevmez.
  • Trafik stresi, gürültü ve aile problemleri beyni yorar. Bu yorgunluktan kurtulmak için kendi ilacınızı kendiniz bulun, sakin bir müzik ve biraz Polyannacılık gerekebilir.
  • Uykudan az önce verim artar. Beyin gece verim alıyorsa, bu saatler değerlendirilmelidir.
Paylaşın: