Etiket arşivi: insan

Doğru adamı hızlı bulma

Aslında eleman bulmak kadar doğru elemanı hızlı bulmakta önemli. Bu yüzden teknolojiyi ve aklımızı iyi kullanarak bu avantajı yakalamak mümkün.

1. Özgeçmiş incelemeyi abartmayın

Eğer yüzlerce cv-özgeçmiş incelemeye kalkarsanız çok vakit kaybedersiniz. Bu yüzden öncelikle özgeçmiş inceleme süresini ve adedini sınırlayın.

2. Ne aradığınızı iyi belirleyin

Genel bir takım özellikler ile eleman aramaya çıkarsanız binlerce kişi karşınıza çıkar. Bu yüzden istediğiniz elemanın hangi becerilere, deneyimlereve bilgi seviyesine sahip olması gerektiğine iyice çalışın.

3. Neyin değer katacağını belirleyin.

Pazarlamacı yaklaşımda çalışanın size katacağı değeri dikkate alırsınız. Bu yüzden beklediğiniz değeri tanımlamalı ve o değeri size katacak kişiyi seçmelisiniz. Sadece katacağı değer demek burada çok doğru olmadı. Şirket içi külütreuygunluğu, geçmişi vb. faktörleride mutlaka dikkate almalısınız.

4. Birden fazla kaynakta arama yapın

Tek bir insan kaynakları şirketi ilesınırlı sayıda kaynağa ulşaacağınıza birden fazla yere başvurun. İş arayanlara birden fazla insan kaynakları sitesine başvurmaktalar.

5. Yedisinde neyse yetmişinde odur yaklaşımı

Bir basketbol koçu takıma oyuncu seçerken sadece mülakat yapmaz. Akıllı bir oyuncu alımı yapacaksanız o kişinin geçmişini, geçmiş maçlarda yaptığı sayıları, ve maçlardaki tavrını incelemeniz gerekir.

6. “Yapılmalılar” ve “Yapılacaklar” için seçme

Sakın sadece günü kurtaracak kişileri işe almada aceleci olmayın. Birçok firma gelecekteki işlerini adam gibi planlamadığı için işe alırkende geleceği hesaba katmaz. Ayrıca mevcut ve gelecekteki işin çalışan motivasyonuna katkısını hesaba katarak seçmek gerekir.

7. Teknolojiyi kullanın.

Açıklaması en kolay interneti kullanın. Ör http://www.insankaynaklari.com Ayrıca eleman görüşme kayıtlarını, arama sonuçlarını ve her türlü bilgiyi elektronik olarak saklamalısınız.

8. Yarın her şey değişebilir.

Alacağınız kişinin yarının değişen koşullarına yaak uydurabilmesi ve buna uygun olması gerekir.

9. Şirketlerin insan kaynakları yöneticileri kendilerini sürekli geliştirmeli ve eğitmelidirler

Görüşme tekniklerinden, soru tekniklerine, yasal mevzuattan özlük haklarına kadar çok değişken bir çok oonu ile boğuşmak olan insan kaynakları çalışanlarının gelişimleri hızlı eleman alımında kritiktir.

10. Havuz yapın.

İstediğinizde size part-time, geçici yada kalıcı destek verecek kaynakları elinizin altında erişebilir tutun. Böyle bir kaynak havuzu hızlı kaynak ediniminde önemli rol oynar.

Paylaşın:

Işığı Yanan Evler

Kaynak: Prof. Dr. Saffet Solak’ın bir hatırası

Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya’ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer.

Gittiğim ilk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacı anneye sıkılarak: “Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?” dedim.

Hacı anne:”Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz” dedi. Merak ettim, tekrar sordum: “Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?”

Hacı anne: “Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, “ışığı yanan bir ev” bulsun diye bekliyoruz.”

Konya Ovası’nda, yada bir başka yerinde Türkiye’nin, trenden inen yabancılar için “Işığı yanan evler” yerinde hâlâ duruyor mudur? Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler? Bu güzel insanlar, atlarına binip gitmişler. Bizler, atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz. Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksullarız.

Şâir öyle diyordu: “Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler.” Şimdi bu güzel insanlar, neden ve nasıl atlarına binip gittiler? Onları ne yıldırdı da bir daha dönmemek üzere, sessiz sedasız gittiler? Ey güzel yurdumun güzel insanları! Neredesiniz?

Paylaşın:

Farkında olmalı insan…

Can Yücel

Image by Baba Oğul via Flickr

Kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı. Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen…Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken ‘Dünya benim!’ dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların ‘her şeyi bırakıp gidiyorum işte!’ dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.

Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli. Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.  Azraillin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan

Hayvanların yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli oldu ğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.

Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan…..

Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür…
O  halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür….

Can Yücel’den

Paylaşın: