Etiket arşivi: işyeri

İşyerinde mutlu olma

İşyerinizde mutlu olmak işinizi ne kadar sevdiğinize ve işyerindeki huzurunuza bağlıdır. İşinizi sevmiyorsanız yapacak bir şey yok ama gerek huzurunuzu sağlamak gerekse kontrol edebileceğiniz konularda kendiniz için bir şeyler yapmak elinizdedir.

Çalıştığınız oda veya salonda, masanızda otururken ışık fazla yada az ise yada klima, havalandırma size yakın yada uzak ise rahatınız bozulabilir. Ör. Yazın klimadan uzaksanız ve yerinizi değiştiremiyorsanız daha rahat şeyler giyebilirsiniz.

Koltuğunuzda rahat değilseniz mutlaka aynısında toplantı odasında vb. başka yerlerdede vardır, değiştirebilirsiniz.

Arada bir ayağpa kalkıp esnemek ve vücudunuzu germek, plazalarda çalışmıyor ve pencereden dışarı bakma şansınız varsa camdan şöyle dışarı bakıp derin bir nefes almak sizi oldukça rahatlatabilir.

Masanıza kendinizi rahat hissettirecek eşinizin, çocuğunuzun resmi, masa lambası vb. aksesuarlar alabilirsiniz

Eğer çok telefonla konuşuyorsanız kendinize bir kulaklık seti alın. Her ne kadar Türkiye’de yaygınlaşmamış olsada filmlerde gördüğünüz kulaklık setleri ile tüm gün sürekli telefon konuşmalarını rahatça yapabilirsiniz.

Masanızın üstü kafanızı sürekli meşgul edecek doküman ve dosyalarla dolu olmasın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

İşyerinde söyleyemediklerimiz

Herkes işyerine astına, üstüne, beraber çalıştıklarına, toplantı esnasında misafire ya da müşteriye kızabilir. İşte bu tip durumlarda aklımıza ve oradan ağzımıza bir şeyler gelir söyleyemeyiz. Bazıları sonuçlarına katlanarak söyler o konumuzun dışında ayrı bir yazı konusu.

Kolay kolay söyleyemeyeceğimiz sözler;

  • Ne demek istediğini anladım ve saçmasapan olduğunu düşünüyorum.
  • Yeterince yeteneğim var ve vizyona sahibim. Böyle şeylerle vaktimi harcama.
  • “Yapmayacağım” yada “Yapmıyorum”
  • Gerçekten Türkçe konuşuyor gibisin ama anlamıyorum seni.
  • Kendini rezil etmek için özel bir çaba harcıyorsun.
  • Sizinle toplantı yapmak istemiyorum, hiç iş çıkmıyor, sadece zaman kaybı.
  • Sana güvenmiyorum.
  • Sen olmasan çok daha rahat olacağım ve işimi rahat yapacağım.
  • Seni anlamamamaları seni büyük yapmaz.
  • Senin bizden fazla biliyor olman seni adam yapmaz.
  • Neden senin dediklerin hiç aklımda kalmıyor?
  • Ben önyargılarıma güvenirim ve seninle ilgili kötü mesajlar alıyorum.
  • Gerçekte problemin ne?
  • Seninle benim gerçeklerimiz sadece tesadüfen eşleşiyorlar.
  • Seni seviyorum. Bana genç ve aptal olduğum günleri hatırlatıyorsun.
  • Neden bütün aptallar beni buluyor?
  • Teşekkürler. Sadece size ait olan bu bakış açısı ufkumuzu genişletti.
  • Hayır ve kesinlikle hayır.
  • Hayır, ben güçlerimi ve yeteneklerimi sadece iyilik için kullanırım.
  • Biri bir şey mi dedi?
  • Git kendin yap
  • Bunu bile beceremiyorsan eve nasıl gidebiliyorsun
  • Yalan söylüyorsun.
  • Abartma yahu.
  • Sen gerçekten aptalsın.

Bazen içimize dert olur bu sözler bazen bir yolunu bulur söyler rahatlarız. Doğrusu nedir derseniz, bilmem. Neyi, kime, ne zaman ve nasıl söylediğiniz çok önemli. Birde klişe olarak ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin anlayabildiği kadarı önemli olacağı için kantarın topuzu sizde.

Paylaşın:

Bir işyerinde kimler yükselebilir?

Torpili olan, patronun sevdiği, dalavereci olanların vb. yükseldiğini söyleyebilirsiniz ama ben size gerçek anlamda yükselmekten bahsedeceğim. Bir de “Neden yükselemiyorum herşeyim tamam” diyenlere de belki bir mesaj olacak bu yazı.

Bakalım neler gerekiyormuş;

Yazılı İletişim – “Okumayanlar iyi yazamazlar” diye bir inanışım oldu bugüne kadar. Gerçekten kitap okumanın güzel yazı yazmanın anahtarı olduğunu düşünür ve eğitimlerime katılanlarla bu düşüncemi tartışırım. Eğer bir yazı, eposta vb. yazacaksanız öncesinde iyice düşünüp tasarlamalı, gramer hatalarına yer vermemeli(bazen çok hızlı yazmaktan benim en sık yaptığım hatadır, -de ve -da’ları unutmayalım:) ve mutlaka yazdıktan sonra size ne kadar zor gelsede okuyup kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.

Sözlü İletişim – Bir tek kişiye veya 100 kişiye konuştuğunuzda aynı netlikte ve açıklıkta olmanız gerekir. Sakın “ıııııı” lamayın. Spesifik jargonları özellikle işinize ait olanları kullanmamaya gayret edin. Internet teknolojisinden uzak birine “10 MB çıkış gücümüz var” derseniz yüzünüze şaşkın şaşkın bakacaktır. Anlaşılır olmak iletişimin en önemli unsurudur. 6 ay Amerika’da kalıp Türkçesini unutanlar(hatta Amerikan şirketinde çalıştığı için Türk gibi davranmayı unutanlar) gibi güzel Türkçemizi zedelemeyelim bu arada. Hatta aynanın karşısında konuşurken nasıl göründüğünüze bakamanızı öneririm.

Kendi kendine başlayan olmak – Eğer size bir iş verilmişse bunu en erken ve en iyi şekilde bitirmeye çalışmalısınız. Size verilen işi sadece size söylendiği kadarıyla yapıp farketmenize rağmen söylenmemiş tarafları dışarıda bırakırsanız iyi niyetinizden şüphe duyulabilir. Siz size verilen bir işi yaparken doğal olarak ortaya çıkan bir takım işleri farkettiğinizde bunlarıda sahiplenip yapmaya başlamalısınız. Yöneticiler “durumdan görev çıkaran” çalışanları severler.

Kaliteli iş yapmak – Örneğin bir hemşire iğne yapacağı zaman ona nasıl yapması gerektiğini söyleyemezsiniz. Aynı hemşire sizin canınızı yakarakta o iğneyi yapabilir, hiç hissettirmeden de yapabilir. Sonuç sizin ilacı almanızdır ancak iğnenin nasıl yapıldığı da önemlidir. İşinizi kaliteli ve doğru yapmanız gerekir.

İyi Dinleyici Olmak – Her zaman kulaklarınız açık olsun. Gerçekten dinlemeniz önemlidir, dinler gibi yapmak değil. Dinlediğiniz şeyleri değerlendirin anlamadığınızı sorun. İletişimin diğer yarısı olan dinlemek çok önemlidir. İyi dinleyip dinlemediğinizi anlamnın yolu herhangi bir dinleme sonrasında anladığınızı geir ifade etmeye çalışmaktır. Emir tekrarı gibi.

Dedikodu yapmayın – Türkiye’de çok zor biliyorum ama dedikodu yapan “çok konuşan” damgası yer. “Ketumluk” çoğu zaman en iyisidir. Siz ne olup bittiğini dinleyin ama bunları başkalarına anlatmayın.

Nasıl davranacağını bilmek – Toplantılarda, işyerinde, müşteri ve patronla görüşmelerinizdeki tavrınız çok önemlidir. Kime nasıl davranacağınızı iyi bilmeniz gerekir.

Sözünü Tutmak – Mutlaka ve mutlaka sözünüzü yerine getirin. Getiremediğiniz durumlarda mutlaka nedenini açıklayın. Tutamayacağınız sözleri asla vermeyin ve yapamayacağınız işlerin üzerine ben yaparım diye atlamayın.

Dürüst olmak – İnsanlar sizin dürüst olduğunuzu düşünürlerse size güvenirler. Eğer “bu içten pazarlıklı bunun kafasında başka şeyler vardır-hidden agenda” düşüncesi olursa bir yere varamazsınız. Güvenilirliğiniz en büyük sermayenizdir ve güvensizlik yaratırsanız bu beyaz kağıda düşen mürekkep gibi asla silinmez.

İşbirlikçi olmak – Yanlış anlamayın, diğer ekip üyeleriyle ve iş arkadaşlarınızla beraber iş yapma konusundaki hevesinizden bahsediyorum. Sizinle çalışmak kolay olursa tercih edilen biri olursunuz.

Bilgili olun – Bilmediğiniz konularda konuşmayın, atıp tutmayın. Kendi sorumluluk alanınızla ilgili olarak “Bilmiyorum, ben öğrenip size döneyim” demeyecek şekilde işinize hakim olmanız gerekiyor. Her konuda uzman olamayacağınızı unutmayın, kendi konunuzda açıklayıcı ve bilgi verici olmalısınız.

Çevik olmak – İyi liderler edindikleri bilgiyi hızlıca analiz edip karar alırlar.

Dakik olmak – Geç kalmak zamanınızı iyi yönetemediğinizi gösterir. Olabiliyorsa işleri “erken” bitirmeye çalışın. Bitirdiğiniz işleri erken bitti diye bekletmeyin

İmaj önemlidir – İlk görüşte bırakılan imaj çok önemlidir. Düzgün ve temiz giyinmek, duruma ve yere göre giyinmek, bakımlı görünmek önemlidir. İşiniz her ne olursa olsun kendinize bakmanız gerekir.

Kalıplarınızdan çıkın – Farklı insanlarla görüşmeler yapın. Kendi biriminiz, işyeriniz dışındaki insanlarla rahat iletişime geçebilmeniz önemlidir.

İşi öğrenin – Şirketinizin ana işini öğrenin. İşini yapabilmek için şirketinizin nelere ihtiyaç duyduğunu öğrenin. Varsa raporlar ve istatistiklerle şirketin durumunu inceleyin. Böylelikle müşteri gibi empati yapabilirsiniz.

Empati – Diğer insanların bakış açılarından olayları değerlendirebilmeniz önemlidir.

Ağlak olmayın – Olağanüstü durumları olağan algılayarak doğru aksiyonları alabilmeniz, kontrolü elinizde tutmanız gerekir. Bir kriz anında “ağlamak, ağıt yakmak” şirketi kurtarmaz.

Kritik Düşünce – Hem ormanı hemde ağaçları görebilmeniz gerekiyor. Herhangi bir talep geldiğinde ya da durumla karşılaştığınızda bunun ortaya çıkarabileceği sonuçları ve etkilerini analiz edebilmeniz gerekiyor.

Kendiniz olun – Gerçek olmayan, sahte olanları diğerleri hemen farkeder. Alçakgönüllülük bir kalitedir, ukalalık ise hiç istenmeyen bir şey. Kendiniz olun yeter.

Sonraki aşamaya geçmek – Yaptığınız işin bir sonraki aşamasını yine siz sahiplenin. Birilerinin size bir sonraki aşamayı söylemesini beklemeyin. Gerekeni yapın.

İyi davranmak – Her seviyedeki çalışana iyi davranın. Kiminle ne zaman nerede ne için karşılaşacağınız belli olmaz. Size davranılmasını beklediğiniz şekilde diğer insanlara davranın.

Dünya küçüktür unutmayın – Kelimeler çok hızlı seyahat ederler, insanların hafızaları güçlüdür, iyi şeyler ödüllendirilir ancak kötülük ya da aşağılamalar asla unutulmaz. Sakın düşman edinmeyin ve köprüleri yakmayın. O insanların tekrar hayatınıza nerede gireceğini bilemezsiniz.

İçten olun – İyi niyetiniz ve içtenliğiniz sizi güvenilir kılar.

Nedenini sormaktan korkmayın – Sadece “X’i daha iyi yapabilmek için daha iyi anlamak istiyorum, hem neden X’i yaptığımızı hemde daha iyi anlamam için gerekli bilgileri bana verebilir misiniz?” sorusu yeterli olur.

Eminim sizlerin başka önerileride olacaktır, paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:

Başarmaktan korkmayın

Diyelim ki kilo vermek istiyorsunuz ya da kendinize bir iş kurmak. Neler yapmanız gerektiğini araştırdınız, neleri yapmanız gerektiğini çok iyi biliyorsunuz ama bir türlü adım atamıyorsunuz.

Şimdi bir sorum var: Bunu başarırsanız ne olacak? Ama burada hayalleri değil gerçekten başınıza neler geleceğini, nelerle uğraşmaya başlayacağınızı, hayatınızın nerede nasıl değişeceğini düşünmenizi istiyorum. Diyelim ki hedefinize ulaştınız ne olacak?

Sakın “zayıflarsam narin biri olacağım” yada “dükkan açarsam çok para kazanacağım” gibi klişe cevapları vermeyin. Gerçekten 5-10 dakika bu hedefinizi gerçekleştirirseniz hayatınızın nasıl değişeceğini düşünün.

Her halukarda beklenmedik şeylerle karşılaşacaksınız ancak şu anda da tecrübenizle bir takım şeyleri öngörebiliyor olmalısınız. Aslında öngörebildiklerinizde yeterince size iş çıkaracak cinstendir diye tahmin ediyorum. Örneğin zayıfladığınızda şunlar olabilir, kimse kilo verdiğinizi farketmez ve yorum yapmaz, nasıl diyet yaptığınızı soranlar çıkar, siz bu yeni kilonuzu koruyabilmek için beslenme düzeninizi hayatınız boyunca değiştirirsiniz, yeni elbiseler almanz gerekir, daha çekici bir hale gelmişsinizdir, diğer şişmanların kıskandığı biri haline gelirsiniz, aileniz bu şekilde kilo vermenize karşı çıkıyor olabilir, sürekli kilo düşünmekten stresiniz artabilir, diyetle birlikte en çok sevdiğiniz şeyleri yiyemeyecek olmanız sizi üzecek olabilir, ve böyle bir liste uzar gider. .

Özetlemek gerekirse başarmak istiyorsak bir şeyleri değiştirmemiz gerekir yada bir şeyler değişir. Her değişimin artı ve eksi tarafları mutlaka vardır. Çoğu zaman bir şeyleri başarmak istediğimizde negatif şeyler daha ağır basabilir.

Aslında birçok işe başlarken pozitif olarak hep işin olumlu taraflarını düşünerek yola çıkarız. Aslında çok normal bir şeydir bu. Fakat böyle yapınca negatif şeyler karşımıza çıkar çıkmaz moralimiz bozulur. Unutmayın özellikle biz Türkler çok duygusal insanlarızdır. Eğer işin başında negatif şeyleri samimiyetle düşünüp birer birer ele alabilsek işte o zaman artısıyla eksisiyle gerçekten bir işi moralimiz bozulmadan başarma şansımızı artırabiliriz.

Yıldız Savaşları gibi düşünün. Öncelikle hedefinizin aydınlık tarafına odaklanın ama karanlık tarafı da ihmal etmeyin. Çünkü her halukarda karanlık tarafla karşılaşmak zorunda kalacaksınız.

Aslında başarı korkusu dediğim şey işte bu. Bir şeyleri başarıyorsunuz fakat önceden yeterince vakit ayrmadığınız karanlık taraf ile karşılaşmaya başladığınızda çabucak moraliniz bozulmaya başlıyor. Başarı korkusu, bir şeyi başardıktan sonra ortaya çıkan istenmeyen etkilerdir.

Öngöremediğiniz şeylerin karşınıza çıkmasından korkmak bir çözüm olamaz. Eğer farkında olmanıza rağmen hasır altı ettiğiniz şeyler varsa, mutlaka karşınıza çıkacaktır unutmayın, hatayı başkalarına yüklemeyin.

Bence en önemli problem dışarıdan herkese çok pozitif gibi görünmesine rağmen bu korkuyu içinde gizlice yaşatıp büyütenlerde.

Biraz tekrar gibi olacak ama “Başarırsam ne olacak?” bence bu problemi çözmede işe yarar. Çünkü korkularınızı ortaya çıkarmaya yarayacaktır.

Birde sıkıntılı bir olasılık var ki şu: Diyelim ki kilo vermeye başlayacaksınız fakat yeni elbise alacak paranız yok. Şimdi bu durumda sizin sağlığınız için gerekli olan bir hedefe ulaşmanızı engelleyecek bir kısıt söz konusudur. Benim önerim o noktada “para kazanmayı” da hedeflerin içine sokarak pratik bir yol bulmaya çalışmak olacaktır.

Belkide “Başarırsam ne olacak?” diye sorup yanıtladığınızda artık o hedef ile uğraşmak istemeyeceksiniz. Daha size göre, size daha çok değer katacak bir tarafa yöneleceksiniz. Zaman her zamanki gibi kıymetli ve siz zamanınızı size en çok değer katacak ve mutlu edecek şeyler için kullanmalısınız. Artısıyla eksisiyle üzerine gideceğiniz hedefler, uğruna savaşmaya değmelidir.

Çok sevdiğim bir slogan ile bitirmek istiyorum: İsterSEN yaparsın!

Paylaşın: