Etiket arşivi: işyeri

Başarmaktan Korkmak

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Bazen önemli konularda (kendi işimizi kurmak, başka bir şehre taşınmak vb.) neler yapmamız gerektiğini araştırır, öğrenir ama bir türlü adım atamayız.

Başarma korkusu burada başlıyor. Aldığımız kararların sonucunda gerçekten başımıza neler geleceğini, nelerle uğraşmaya başlayacağımızı, hayatımızın nerede nasıl değişeceğini düşünmeye başlıyoruz. Hedefimize ulaştığımızda ne olacak? sorusu ve cevapları adım atmamızı engeleyebiliyor.

Beklenmedik şeylerle karşılaşacaksınız.  Mevcut tecrübenizle öngörebildiklerinizi iyi düşünmeniz gerekir. Başarmak istiyorsak bir şeyleri değiştirmemiz gerekir. Her değişimin artıları ve eksileri mutlaka vardır.

Çoğumuz başlangıçta normal olarak olumlu düşünerek yola çıkarız. Özellikle duygusal insanlar negatif durumlar karşılarına çıktığında moralleri bozulur. Her işin başında özellikle negatif şeyleri samimiyetle düşünüp tek tek ele alabilmemiz gerekiyor. İşte o zaman hedeflerimize moralimiz bozulmadan ulaşma şansımızı artırabiliriz.

Yıldız Savaşları gibi düşünün. Öncelikle hedefinizin aydınlık tarafına odaklanın ama karanlık tarafı da ihmal etmeyin. Çünkü her halukarda karanlık tarafla karşılaşmak zorunda kalacaksınız.

Başarı korkusu dediğim kavram bu. Bir şeyleri başarırken daha önceden yeterince vakit ayırmadığınız karanlık taraf ile karşılaşmaya başladığınızda moraliniz bozulmaya başlıyor. Başarı korkusu, bir şeyi başardıktan sonra ortaya çıkan istenmeyen etkilerdir.

Öngöremediğimiz şeylerden kaçamayız. Farkında olmamıza rağmen hasır altı ettiğimiz her şey, mutlaka karşımıza çıkar. Başkalarını suçlamak fayda etmez.

Dışarıdan herkese çok pozitif gibi görünmemize rağmen korkularımızı içimizde gizlice yaşatıp, büyütmektense ortaya çıkarmamız lazım.

Fizibilite veya iş planı gibi belgelerin asıl amacı “Başarırsak ne olacak?” sorusuna yanıt bulmak, karar vericilerin korkularını gidermektir. Kendi kararlarımızı ve hayatımızı bir girişim gibi görmemiz gerekir. Yapacağımız iş planı ve fizibiliteler hedeflerimizin anlamlı olup olmadığını bize gösterecektir. Bize daha çok değer katacak konulara yönelmemizi sağlarlar. Zamanınızı ve eforunuzu size en çok değer katacak ve fayda sağlayacak konularda kullanmalısınız. Artıları ve eksileriyle üzerine gideceğimiz hedefler, uğruna savaşmaya değenler olmalıdır.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Bir İşyerinde Kimler Yükselebilir?

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Torpili olan, patronun sevdiği, dalavereci vb. insanların şirketlerde yüksel(ebil)diğini söyleyebilirsiniz ama profesyonel anlamda yükselmek için nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmek gerekiyor. “Her şeyim tamam, neden yükselemiyorum?” diyenlere belki bir mesaj olacak bu yazı.

Bakalım neler gerekiyormuş;

  • Yazılı İletişim – “Okumayanlar iyi yazamazlar”, kitap okumak güzel yazı yazmanın anahtarıdır düşüncemi eğitimlerime katılanlarla tartışırım. Eğer bir yazı, e-posta vb. yazacaksanız öncesinde iyice düşünüp tasarlamalı, gramer hatalarına yer vermemeli (bazen çok hızlı yazmaktan benim en sık yaptığım hatadır, -de ve -da’ları unutmayalım:) ve mutlaka yazdıktan sonra okuyup, kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmek gerekiyor.
  • Sözlü İletişim – Tek kişiye veya 100 kişiye konuştuğunuzda aynı netlikte ve açıklıkta olmanız gerekir. Sakın “ıııııı” lamayın. Spesifik jargonları özellikle işinize ait olanları kullanmamaya gayret edin. Internet teknolojisinden uzak birine “100 MB çıkış gücümüz var” derseniz yüzünüze şaşkın şaşkın bakacaktır. Anlaşılır olmak iletişimin en önemli unsurudur. 6 ay Amerika’da kalıp Türkçesini unutanlar (hatta Amerikan şirketinde çalıştığı için Türk gibi davranmayı unutanlar) gibi güzel Türkçemizi zedelemeyelim.  Aynanın karşısında konuşup, nasıl göründüğünüze bakmanızı öneririm.
  • Kendi kendine başlayan olmak – Size verilen işleri erken ve en iyi şekilde bitirmeye çalışmalısınız. Verilen işi sadece size söylendiği kadarıyla yapıp, fark etmenize rağmen söylenmemiş tarafları dışarıda bırakırsanız, iyi niyetinizden şüphe duyulabilir. İşlerin doğurduğu işleri fark ettiğinizde sahiplenip, yapmalısınız. Yöneticiler “durumdan görev çıkaran” çalışanları severler.
  • Kaliteli iş yapmak – Örneğin, hemşire iğne yapacağı zaman ona nasıl yapması gerektiğini söyleyemezsiniz. Aynı hemşire sizin canınızı yakabilir, hiç hissettirmeden yapabilir. Sadece iğne yapmak değil nasıl yapıldığı da önemlidir. İşinizi kaliteli ve doğru yapmanız gerekir.
  • İyi Dinleyici Olmak – Her zaman kulaklarınız açık olsun. Karşınızdakileri dinlemeniz önemlidir, dinler gibi yapmak değil. Dinlediğiniz şeyleri değerlendirin, anlamadığınızı sorun. İyi dinleyip dinlemediğinizi anlamanın yolu ve anladığınızı geri ifade etmeye çalışmaktır. Askeriyedeki emir tekrarı gibi.
  • Dedikodu yapmayın – Türkiye’de çok zor biliyorum ama dedikodu yapan “çok konuşan” damgası yer. “Ketumluk” çoğu zaman en iyisidir. Dinleyin ama bunları başkalarına anlatmayın.
  • Nasıl davranacağını bilmek – Toplantılarda, işyerinde, müşteri ve patronla görüşmelerinizdeki tavrınız çok önemlidir. Kime nasıl davranacağınızı iyi bilmeniz gerekir.
  • Sözünü Tutmak – Mutlaka ve mutlaka verdiğiniz sözleri tutun. Tutamadığınızda mutlaka nedenini açıklayın. Tutamayacağınız sözleri asla vermeyin ve yapamayacağınız işlerin üzerine “ben yaparım” diye atlamayın.
  • Dürüst olmak – İnsanlara dürüst yaklaştığınızda size güvenirler. Size karşı “bu içten pazarlıklı, bunun kafasında başka şeyler var” düşüncesi olursa bir yere varamazsınız. Güvenilirliğiniz en büyük sermayenizdir ve güvensizlik yaratırsanız bu beyaz kağıda düşen mürekkep gibi asla silinmez.
  • İşbirliği yapmak – Çalışma arkadaşlarınızla işbirliği yapın. Çalışılması kolay biri tercih edilen biri demektir.
  • Bilginizi artırın – Bilmediğiniz konularda konuşmayın, atıp tutmayın. Kendi sorumluluk alanınızla ilgili olarak kurum içi dinamiklere ve işinize hakim olmanız gerekiyor. Her konuda uzman olamayacağınızı unutmayın, kendi konunuzda açıklayıcı ve bilgi verici olmalısınız.
  • Çevik olmak – İyi liderler edindikleri bilgiyi hızlıca analiz eder, karar alır ve harekete geçerler.
  • Dakik olmak – Geç kalmak, zamanınızı iyi yönetemediğinizi gösterir. İşlerinizi “erken” bitirmeye çalışın. Bitirdiğiniz işleri, erken bitti diye bekletmeyin. Erken bitirirsem daha erken isterler önyargısıyla, çalışmayın.
  • İmaj önemlidir – İlk görüşte bırakılan imaj çok önemlidir. Düzgün ve temiz, duruma ve yere göre giyinmek, bakımlı görünmek önemlidir. İşiniz her ne olursa olsun kendinize bakmanız gerekir.
  • Kalıplarınızdan çıkın – Farklı insanlarla görüşmeler yapın, bakış açılarını dinleyin. Herkesle rahat iletişime geçebilmeniz önemlidir.
  • İşi öğrenin – Şirketinizin vizyonunu, misyonunu, hedeflerini ve stratejilerini, şirketinizin nelere ihtiyaç duyduğunu öğrenin. Raporlar ve istatistiklerle sektörün, şirketin durumunu inceleyin. Böylelikle müşteri gibi empati kurabilirsiniz.
  • Empati – Her hareket ve söyleminizi etkilenen herkesin bakış açıları ile değerlendirmeye çalışın.
  • Ağlak olmayın – Olağanüstü durumları olağan algılayarak doğru aksiyonları alabilmeniz, kontrolü elinizde tutmanız gerekir. Bir kriz anında “ağlamak, ağıt yakmak” ne sizi ne de şirketi kurtarmaz.
  • Kritik Düşünce – Hem ormanı hem de ağaçları görebilmeniz gerekiyor. Herhangi bir talep geldiğinde ya da durumla karşılaştığınızda ortaya çıkarabileceği sonuçları ve etkilerini analiz edebilmeniz gerekir.
  • Kendiniz olun – Gerçek olmayan, sahte olanları diğerleri hemen fark eder. Alçakgönüllülük bir meziyettir, ukalalık ise hiç istenmeyen bir şey. Kendiniz olun yeter.
  • Sonraki aşamaya geçmek – Yaptığınız işin sonraki aşamasını yine siz sahiplenin. Birilerinin söylemesini, beklemeyin. Gerekeni yapın.
  • İyi davranmak – Herkese iyi davranın. Kiminle, ne zaman, nerede, ne için karşılaşacağınız belli olmaz. Size davranılmasını beklediğiniz şekilde diğer insanlara davranın.
  • Dünya küçüktür unutmayın – Kelimeler çok hızlı seyahat ederler, insanların hafızaları güçlüdür, iyi şeyler ödüllendirilir ancak kötülük ya da aşağılamalar asla unutulmaz. Sakın düşman edinmeyin ve köprüleri yakmayın. O insanların tekrar hayatınıza nerede gireceğini bilemezsiniz.
  • İçten olun – İyi niyetiniz ve içtenliğiniz sizi güvenilir kılar.
  • Nedenini sormaktan korkmayın – Sadece “Bu işi daha iyi yapabilmek için daha iyi anlamak istiyorum, yaptığımı daha iyi anlamam için gerekli bilgileri bana verebilir misiniz?” sorusu yeterli olur.

Eminim sizlerin başka önerileri olacaktır, paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

İşyerinde mutlu olma

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

İşyerinizde mutlu olmak işinizi ne kadar sevdiğinize ve işyerindeki huzurunuza bağlıdır. İşinizi sevmiyorsanız yapacak bir şey yok ama gerek huzurunuzu sağlamak gerekse kontrol edebileceğiniz konularda kendiniz için bir şeyler yapmak elinizdedir.

Çalıştığınız oda veya salonda, masanızda otururken ışık fazla yada az ise yada klima, havalandırma size yakın yada uzak ise rahatınız bozulabilir. Ör. Yazın klimadan uzaksanız ve yerinizi değiştiremiyorsanız daha rahat şeyler giyebilirsiniz.

Koltuğunuzda rahat değilseniz mutlaka aynısında toplantı odasında vb. başka yerlerdede vardır, değiştirebilirsiniz.

Arada bir ayağpa kalkıp esnemek ve vücudunuzu germek, plazalarda çalışmıyor ve pencereden dışarı bakma şansınız varsa camdan şöyle dışarı bakıp derin bir nefes almak sizi oldukça rahatlatabilir.

Masanıza kendinizi rahat hissettirecek eşinizin, çocuğunuzun resmi, masa lambası vb. aksesuarlar alabilirsiniz

Eğer çok telefonla konuşuyorsanız kendinize bir kulaklık seti alın. Her ne kadar Türkiye’de yaygınlaşmamış olsada filmlerde gördüğünüz kulaklık setleri ile tüm gün sürekli telefon konuşmalarını rahatça yapabilirsiniz.

Masanızın üstü kafanızı sürekli meşgul edecek doküman ve dosyalarla dolu olmasın.

Okumaya devam et

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

İşyerinde söyleyemediklerimiz

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Bazen dilimizin ucuna gelmesine rağmen kendimizi tutup söyleyemediğimiz sözler vardır. Yanlış anlaşılmaktan, karşımızdakileri üzmekten veya bulunduğumuz ortamda aykırı gözükmekten korkarız. Sonuçlarına katlanmaktansa söylememeyi tercih ederiz. Belki söylememiz gereken yerde söylemeyiz ama kendimize ve karşımızdakilere güvendiğimiz bir ortamda er geç ağzımızdan kaçıverirler.

Kolay kolay söyleyemeyeceğimiz sözler;

  • Ne demek istediğini anladım ve saçmasapan olduğunu düşünüyorum.
  • Yeterince yeteneğe ve vizyona sahibim. Böyle şeylerle vaktimi harcama.
  • “Yapmayacağım” ya da “Yapmıyorum”
  • Gerçekten Türkçe konuşuyor gibisin ama anlamıyorum seni.
  • Kendini rezil etmek için özel bir çaba harcıyorsun.
  • Sizinle toplantı yapmak istemiyorum, hiç iş çıkmıyor, sadece zaman kaybı.
  • Sana güvenmiyorum.
  • Sen olmasan çok daha rahat olacağım ve işimi rahat yapacağım.
  • Seni anlamamaları seni büyük yapmaz.
  • Senin bizden fazla biliyor olman seni daha iyi yapmaz.
  • Neden senin dediklerin hiç aklımda kalmıyor?
  • Ben önyargılarıma güvenirim ve seninle ilgili kötü mesajlar alıyorum.
  • Gerçekte problemin ne?
  • Seninle benim gerçeklerimiz tesadüfen eşleşiyorlar.
  • Seni seviyorum. Bana genç ve aptal olduğum günleri hatırlatıyorsun.
  • Neden bütün aptallar beni buluyor?
  • Teşekkürler. Sadece size ait olan bu bakış açısı ufkumuzu genişletti.
  • Benden daha iyi yapabileceğini biliyordum, tebrikler.
  • Hayır ve kesinlikle hayır.
  • Teklifiniz çok güzel ama gayri ahlaki veya kanuni bir iş yapamam.
  • Git kendin yap.
  • Yalan söylüyorsun.
  • Abartma yahu.
  • Sen gerçekten aptalsın.

Bazen içimize dert olur bu sözler bazen bir yolunu bulur söyler rahatlarız. Doğrusu nedir derseniz, bilmem. Neyi, kime, ne zaman ve nasıl söylediğiniz çok önemli. Bir klişe olarak ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin anlayabildiği kadarı önemli olacağı için kantarın topuzu sizde.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız