Etiket arşivi: kariyer

İşten ayrılma adabı üzerine

ayrilmaYeni bir iş bulabilirsiniz, kendi işinizi kuruyor olabilirsiniz, işten çıkartılıyor olabilirsiniz veya sadece işi bırakıp bir süre kafa dinleyecek olabilirsiniz. Her halukarda şirketten ayrılışınız ile ilgili yapmanız ve yapmamanız gerekenler var;

Ayrılma talebinizi yaptıktan sonra eğer hemen gitmeniz istenirse diye düşününerek masanızdaki kişisel eşyalarınızı ve bilgisayarınızdaki kişisel dosyalarla ilgili önleminizi alın.

Sizin yerinize gelecek olan kişinin bulunmasında ve bulunduktan sonra eğitimimde yardımcı olun. Asla ve asla tutamayacağınız sözler vermeyin. (Ben gittikten sonrada yardım ederim gibi)

Ayrılacak olmanın rahatlığı ile daha sonra pişmanlık duyacağınız açıklamalarda bulunmayın, olumsuz düşüncelerinizi dile getirmeyin, diğer çalışanları negatif etkilemeyin. “Eğer söyleyecek iyi bir şey yoksa söylenecek bir şey yok demektir” sözünü unutmayın.
Mevcut çalışanlarınıza zamanında ve doyurucu bir açıklama yapın.

Köprüleri yakmayın. Hayatın kimi kimle ne zaman karşılaştıracağı belli olmaz. Ast ve üstlerinizle iyi ayrılmaya gayret edin.

Ayrılmadan önce yapmanız istenilen bir şey olup olmadığını yada sizden beklenilen bir şey olup olmadığını astlarınızla ve üstlerinizle konuşun.

Ayrılma zamanı yaklaştıkça işler isavsaklamayın. Son dakikaya kadar verimli bir çalışan olarak kalın.

Ayrılma işlemleri sürerken şirkette paranızın kalmamasını sağlayın. Gitmediğiniz tatiller, vasa ihbar veya kıdem tazminatı vb.

Diğer şirketle işi kesinleştirmeden sakın istifa etmeyin.

Sosyal ilişkilerinizi güçlü tutmanız çok önemlidir. Bu yüzden ayrılmadan önce işyerindeki arkadaş ve yöneticilerinizin iletişim bilgileri alın ve düzenli olarak iletişime geçin.

Ayrıldığınız için suçluluk duymayın. Kendi kariyeriniz için daha iyi bir adım atıyor olmanız önemlidir. Daha iyi bir işe geçiyorum diyede böbürlenmeyin.

İşlerinizi devredebilmek için düzgün bir rapor ve çalışma hazırlayın.

Sizin işten ayrılmanıza fazla reaksiyon gösterenler çıkabilecek ve hatta onlarda istifa etmeyi düşüneceklerdir. Onlarla konuşun.

Mutlaka bir istifa mektubu yazın ve üstlerinize onaylatın.

Birlikte çalışmaktan memnun olduğunuz insanlara teşekkür etmeyi unutmayın.

Paylaşın:

İşi işte bırakabilmek

workaholic1Çok uzun bir süre sıkı bir işkolik olarak çalıştım ve hatta sağlığımı bu yüzden kaybettim.

Nasıl işkoliktim? Sabah 07:00’de işe gidip gece 23:00 gibi çıkan, hatta yolda ve evde bile çalışan bir insandım. Fırsat buldukça haftasonları iş yerine gider yapmam gereken işleri tamamlardım. Konuştuklarımın %90’ı işimle ilgili idi. Fakat sağlığımı kaybedince kendime geldim ve “işi işte bırakmayı” öğrendim.

Bu konuda bir makale okurken benim yaptığım şeylerle önerilenlerin çok örtüştüğünü görüünce sizlerle paylaşmak istedim.

Yolunuzu uzatın. Eğer işten çıktınız ve kafanızda hala bir şeyler var ise yolunuzudeğiştirip, vakit geçirip eve girene kadar onları unutmaya çalışmanız lazım. Evin kapısından girenekadar yapacağınızı yapın.

İşteki patronla evdeki patron aynı değildir. İşyerindeki pozisyonunuz yada size duyulan ihtiyaç ile evdekiler birbirinden farklıdır. Her iki tarafın ihtiyaçlarını ayrı ayrı düşünmeniz gerekir. Arıca evinizdeki insanlar sizin ücretle çalıştırdığınız insanlar değildir, bir hedefe ulaşmak ve size rapor vermek zorunda değilleridir. Bu yüzden iş yerindeki havanızı dışarıda bırakmanız gerekir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

İş kabul kriterlerinizi belirleyin

iskabulKrizden sonra çok fazla işten çıkarma ve şirket kapatmalar duydum. İşsiz kalan bir çok kişiden gelen cv’leri eleman
arayanlarla paylaşmaya çalıştım. Bu arada benim küstah ya da zibidi diye tabir edebileceğimiz tarzda kişilere de denk geldim. Örneğin firma kendisini arıyor, “X liranın altında verecekseniz hiç konuşmayalım” diyor. Ya da daha 1-2 yıllık tecrübesi var ama iyi okullar bitirmiş, birkaç dil biliyor “stratejik kararların alınacağı önemlinoktalarda yer alacaksa çalışacağını” söylüyor.

Tabiki bir iş teklifini eğer ihtiyaçlarınız karşılanıyorsa kabul edersiniz. Ancak ihtiyaçlarınızı çok iyi belirlemeniz gerekir ki bir iş görüşmesi sonucunda size önerilen işin, yada yapılan teklifin size uygun olup olmadığını anlayabilin. Hem kendinizi, hem haddinizi hemde gelecek için doğru adımı atıyor olduğunuzu bilmek önemli.  Size tecrübe ile sabit bir kontrol listesi vereceğim. İş görüşmesine “mutlaka gidin” ve gitmeden önce bu soruları aklınıza kazıyın;

Bedel: Bir iş görüşmesi öncesinde minimum yaşama standartınız için size gerekli olan parayı hesaplamalısınız. Bu bedelin altına düşmemeniz gerekir. Yada mevcut işinizden %10-15 daha yüksek bir bedel beklentisi konulabilir.

Faydalar: Genel olarak size sunulacak faydalar, artılar nelerdir? Okumaya devam et

Paylaşın:

Kendini markalaştırmak

Yaptığınız işte kendinizi geliştirdikçe ve konunuzda uzmanlaştıkça artan güveninize paralel olarak kurum içinde ve dışında(müşterileriniz) farkedilmeye başlarsınız. Yarattığınız fark ve kattığınız değere paralel olarak bazen prim, bazen terfi, bazende daha önemli sorumluluklar, görevler alırsınız.

Benim tecrübelerimde dikkatimi çeken en önemli şey, bazılarının egosuna yenilip kendindeki gelişimi çok fazla önemsemesi, kendini iş hayatının odağına koyması ve yaptığı her şeyin karşılığını parasal ya da kıdemsel olarak beklemesi olmuştur. İşte bu noktada bu kişilerin atladıkları şey, şöhretlerinin aldığı zarardır. Uzun süreler emek vererek elde ettiğiniz kişisel şöhretiniz ya da diğer bir deyimle kişisel markanız sizin en büyük hazinenizdir ve onu korumak zorundasınız. Bu yüzdende dengeli davranmanız çok önemli.

Size önerim ödülü hedef edinerek başardığınız işler gerçek başarılarınızı göstermez. Çünkü herkes(yöneticiler) her şeyin farkındadır. Sizin inanarak, gönülden ve isteyerek yaptığınız çalışmaların sonuçları size gerçek başarıyı, şöhreti getirr.

İş bitirmeye odaklılığınızı markalaştırın. Yani size verilen işi, her türlü kısıt altında, herkese ve her şeye rağmen başarmayı hedef edinin. Hedefine ulaşan ok olmak önemlidir. Yoksa ne kadar sağlam olduğunuz yada ne kadar hızlı gittiğiniz değil. Başladığınız işi bitirin ve kendinizi bitirdiğiniz işlerle tanımlayın. Durumdan görev çıkarmak ve çıkan görevi en iyi şekilde ve zamanında yapmak davranış tarzınız olmalıdır.

Kariyerinizde yükselmek demek sadece maaş yada kıdem artışı olmamalıdır. Aynı zamanda sorumluluğunuzda artıyorsa iyi bir kişisel marka oluşturma yolundasınız demektir.

Çalıştığınız şirketi bir gemi gibi düşünün. O gemideki sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz geminin ilerlemeyeceğini unutmayın. Hatta sizin başarınızın sizinle beraber çalışan iş arkadaşlarınızla olan işbirliği ve koordinasyona da bağlı oldunu unutmamanız gerekir. İş arkadaşlarınızla kuracağınız iyi ilişkiler ki buna Türkiye’de “sempatik kanal” da denir sizin kişisel markanızı güçlendirici önemli faktörlerdne biridir.

Yöneticinizi ancak onun yöneticisini memnun ettiğinizde memenun edebilirsiniz. (Tekerleme gibi oldu) Büyük resimi görmeye çalışın ve yöneticinizin rapor vereceği tarafı memnun edecek sonuçlara odaklanın. Böylece her türlü kazanma şansınızı artırırsınız.

Kendi markanızı geliştirmek maraton koşusudur, hız koşusu değildir. Bu koşuda karşınıza bir çok engel çıkabilir, yorulabilirsiniz. Ancak neolursa olsun yolunuzdan çıkmamanız ve pes etmemeniz çok önemli. Hayatınız boyunca iyi-kötü insanlarla bir arada olacasınız ve her türlüsüyle birlikte yaşayabilmeyi öğrenmeniz gerek.

Bir şeyler yaparak ilerlersiniz, bir şeylerin olmasını bekleyerek değil. Kendiniz için kendiniz varsınız unutmayın.

Yolunuz açık olsun

Paylaşın:

Her çalışan bu soruları düşünür

thinking_womanEğer bir işyerinde çalışıyorsanız belirli dönemlerde kendinize bazı sorular sorarsınız. Bazen bu soruları iş aramadan önce ya da aldığınız bir teklifi değerlendirme aşamasında kendinize sorarsınız.

Bu sorulara ben kendimce yanıtlar vermeye çalıştım ama eminim sizlerin bu konuyu zenginleştirici düşünceleriniz mevcuttur. Ayrıca bu sorulara benim kendi uzmanlık alanlarım doğrultusunda yanıt verdiğimi düşünürsek aslında herkesin farklı yanıtları olacağı sonucuna varabiliriz.

Soru 1: Kendimi 10 yıl sonra nerede görmek istiyorum?

Herhangi bir işi tercih ederken düşünülmesi gereken en stratejik sorulardan birisidir. Bu noktada ya bulunduğunuz yerde devam ederseniz bir sonraki pozisyonunuzun ne olacağını düşünürsünüz yada işten ayrılıp gideceğiniz yerde bu sorunun cevabını ararsınız. Ben 1988 yılında “Toplam Kalite” kavramı ile karşılaşmış, Türkiye’de Şişe Cam’da ilk uygulamaların başladığını öğrenmiştim. Milli Prodüktivite Merkezi ve DİE’ye(şimdiki adı Türkiye İstatistik Kurumu-TÜİK) gidip dokümanlar ve kitaplar almıştım. Geleceğin işi olacağını düşünüyordum ve faydasını gördüm. Internet’te 1997 yılında hayatıma ilk girdiği günden itibaren sarıldığım ve bırakamadığım bir şey olmuştur.

Bundan 10 yıl sonra kendinizi görmek istediğiniz yer ile ilgili basamakları öngörüp kendinizi geliştirmeniz gerekir. Yabancı dil, bilgisayar vb. konularda kendinizi eğitmeye başlamalı ve sabırlı olmalısınız.

Soru 2: Geçiş koşulları nelerdir?

Bir sonraki işe yada pozisyona geçiş sizin uzun vadeli hedefiniz için bir basamak mıdır yoksa sadece koşullarınızı daha iyiye taşıyacak uzun vadeli planınızın dışında farklı bir basamak mıdır?

Bir yola girmek ve orada ısrarlı olmak önemlidir. Size çok cazip gelecek ücretler ve pozisyonlarla teklifler gelebilir karşınıza fırsatlar çıkabilir. Ama alternatif bir yola girmek sizin en baştan başlamanıza yol açabilir. Bu yüzden dikkatli olmanız gerekir. Ben Toplam Kalite Yönetiminden İş Süreçleri Yönetimine ve sonrasında Proje Yönetimi Danışmanlığına kadar taşıdım kendimi. İnternet ile ilgili onlarca proje gerçekleştirip bu konuda Türkiye’deki dinazorlardan biri oldum.

Soru 3: Neden orada çalışmak istiyorum?

Bilgi, deneyim, para, pozisyon gibi klasik cevaplar verilebilir bu soruya. Aslında bir yerde çalışmaya devam etmek yada başka bir yere geçmek söz konusuysa tüm cevapların pozitif olması beklenir. Arkadaşlarla ilişkiler, yemek, ulaşım vb. Siz eğer neden o işyerinde çalıştığınızı açıklayabiliyor ve bundanda memnunsanız problem yok demektir. Çünkü o zaman hayatınıza “keşke”leri katmamışsınız demektir.

Bir şeyler öğreniyor olmak ve yeni şeyler yapmak(rutinden uzak) çalışma hayatında benim için en önemli şeyler oldu. Sosyal biri olduğum için girdiğim her işyerinde herkesle rahatlıkla iletişim kurabildiğim ve yemek, ulaşım gibi konuları aşılamayacak problemler olarak görmediğim için öğrenmek ve yeni şeylerle uğraşmak en önemli hedefler oldu benim için. Şu anda hala proje yönetimi, risk yönetimi, internet projeleri ve son dönemde özellikle proje yönetim metodolojileri danışmanlığı konusunda çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Para için çalışmak çok göreceli bir kavram. Bir çok konuda para kazanabilirsiniz ama para asıl belirleyici olmamalı. Parayı amaç edinmek sizi sevimsiz yollara itebilir.

Bilmediğiniz bir şeyler söylemiyorum ama mevcut çalıştığınız yeri ya da gideceğiniz yeni yeri iyi değerlendirin. Önemli olan sizin iç huzurunuzla en verimli şekilde çalışmanız, kurumunuza ve kendinize maksimum faydayı sağlamanızdır.

Şirketlerin büyük bir kısmı kariyer planı belirlemeyi lüks olarak görürler ya da beceremezler. Bu durumda siz kendi kariyer planınızı çizmek ve onu takip etmek zorundasınızdır.

Paylaşın:

İş ararken pozitif kalmak

Kriz başladıktan sonra büyüklü küçüklü birçok firma gerçek ya da kriz fırsatçılığı ile bir çok çalışanını işten çıkardı, çıkartmak zorunda kaldı. Fakat işin bir diğer kötü tarafı ise yeni mezun ya da iş arayanlar için bu dönem iş bulmayı normalden daha da zorlaştırdı. Kriz neredeyse 1 yıldan fazladır sürmekte ve en az 1 yıl kadar daha etkilerini sürdürecek gibi duruyor.  Bu durumda iş aramak hem zor hem de bulunamadıkça moral bozuyor. İşte bu dönemde özellikle moralinizi yüksek tutmak ve pozitif kalmak zorundasınız.

İş ararken pozitif kalmak işin en önemli tarafıdır. Çünkü böylelikle iş bulmak için yapmanız gerekenleri(özgeçmiş yazmak, iş görüşmelerine hazırlanmak vb.) daha doğru gerçekleştirebilirsiniz.

Pozitif olmak o konuda heyecanlı ve motive olmak demektir. Bu aynı zamanda sizin inanç sisteminizle de ilgilidir. Öncelikle kendinize inanmanız ve kendiniz için doğru olanı yapma konusunda asla pes etmemelisiniz. Eğer kendinize ve iş bulacağınıza inanmıyorsanız bulamazsınız.

Ne yapmanız lazım:

1. Daha fazla yere özgeçmişinizi gönderin. Gazete ilanlarına bakarak sadece sizinle ilgili pozisyonlara bakıp özgeçmiş göndermeyin. Çalışmak istediğiniz firmalara iyi bir kapak yazısı(mümkünse İngilizce) ile özgeçmişinizi gönderin. Daha fazla yer daha fazla iş görüşmesi ve dolayısıyle daha fazla iş imkanı demektir.

2. Başkalarına destek olun. Her ne kadar kendinize iş bakıyorsanız da karşılaştığınız fakat size uygun olmayan fırsatları çevrenizdekilerle paylaşın. Başkalarına yardım etmek sizin pozitif tarafınızı güçlendirecektir.

3. Başkalarının tecrübelerini dinleyin. İş arama süreci “yalnız” bir süreçtir. Tanıdıklarınızın nasıl iş bulduklarını, rahatlamak ya da pozitif kalmak için neler yaptıklarını dinleyin. Hangi işlerde neler yapıldığını, beklide sizin için alternatif olabilecek diğer işleri inceleyin. Sizi mutlu edecek başka işlerde olabileceğini unutmayın.

4. Ne iş olsa yaparım doğru değil.
Her ne kadar paraya ihtiyacınız olsa da olabildiğince erken doğru şekilde iş aramaya başlarsanız, firmaların sizi seçtikleri gibi sizinde firmaları seçme şansınız olacaktır. Yanlış iş arama ya da başka sebeplerle çok vakit kaybetmişseniz birden tüm sınırlarınızı ortanda kaldırıp “ne olursa yaparım” noktasına gelmemeye, başkalarının da gelmemesi için doğru uyarıları yapmaya çalışın.

5. Gülümseyin. Sevdiğiniz müzikleri, aile fotoğraflarını, filmleri izleyin. Sevdiğiniz şeyleri yaparak önce kendinizi gülümsetin. Gülümsemenin psikoloji olumlu etkisini iş ararkende hissedeceksiniz.

6. Pozitif insanlarla birlikte olun. Pozitif ya da negatif enerji bulaşıcıdır. Bu yüzden pozitif insanlarla bir arada olmak sizi de pozitif yapacaktır.

7. İş bulmak istediğiniz alandaki iyilerle konuşun.
Eğer iş aradığınız alanda uzman ya da ünlü birilerini bulabilirseniz onlar size o konuda nasıl iş bulunabileceği konusunda yardımcı olabilirler. En azından sizin ayaklarınızın yere basmasını ve doğru yönlenmenizi sağlarlar. Doğru ve erişebilir hedefler koymanıza yardımcı olurlar.

8. Kendinizi güncel tutun. İş atamak durmak anlamına gelmez. Siz yine kendi konunuzla ilgili makaleleri, kitapları okumaya devam edin ve kendinizi güncel ve taze tutun.

9. Kabul edilmemenizin sebebi kişisel değildir.
Bir işe kabul edilmemeniz yeterince iyi olmamanız değildir. Sadece o firmanın isteklerine uygun olmamanız anlamına gelmektedir. Siz, sunduğunuz özellikleri bekleyen ve ihtiyaç duyan bir firmada işe gireceksiniz unutmayın.

Dikkat etmeniz gerekenler;

1-    Asla ve asla özgeçmişinizde yanlış bilgi vermeyin
2-    Dış görünüşünüze özen gösterin. Bu sizin işe ve kendinize verdiğiniz önem verdiğinizi gösterir.

Paylaşın:

Bir işyerinde kimler yükselebilir?

Torpili olan, patronun sevdiği, dalavereci olanların vb. yükseldiğini söyleyebilirsiniz ama ben size gerçek anlamda yükselmekten bahsedeceğim. Bir de “Neden yükselemiyorum herşeyim tamam” diyenlere de belki bir mesaj olacak bu yazı.

Bakalım neler gerekiyormuş;

Yazılı İletişim – “Okumayanlar iyi yazamazlar” diye bir inanışım oldu bugüne kadar. Gerçekten kitap okumanın güzel yazı yazmanın anahtarı olduğunu düşünür ve eğitimlerime katılanlarla bu düşüncemi tartışırım. Eğer bir yazı, eposta vb. yazacaksanız öncesinde iyice düşünüp tasarlamalı, gramer hatalarına yer vermemeli(bazen çok hızlı yazmaktan benim en sık yaptığım hatadır, -de ve -da’ları unutmayalım:) ve mutlaka yazdıktan sonra size ne kadar zor gelsede okuyup kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.

Sözlü İletişim – Bir tek kişiye veya 100 kişiye konuştuğunuzda aynı netlikte ve açıklıkta olmanız gerekir. Sakın “ıııııı” lamayın. Spesifik jargonları özellikle işinize ait olanları kullanmamaya gayret edin. Internet teknolojisinden uzak birine “10 MB çıkış gücümüz var” derseniz yüzünüze şaşkın şaşkın bakacaktır. Anlaşılır olmak iletişimin en önemli unsurudur. 6 ay Amerika’da kalıp Türkçesini unutanlar(hatta Amerikan şirketinde çalıştığı için Türk gibi davranmayı unutanlar) gibi güzel Türkçemizi zedelemeyelim bu arada. Hatta aynanın karşısında konuşurken nasıl göründüğünüze bakamanızı öneririm.

Kendi kendine başlayan olmak – Eğer size bir iş verilmişse bunu en erken ve en iyi şekilde bitirmeye çalışmalısınız. Size verilen işi sadece size söylendiği kadarıyla yapıp farketmenize rağmen söylenmemiş tarafları dışarıda bırakırsanız iyi niyetinizden şüphe duyulabilir. Siz size verilen bir işi yaparken doğal olarak ortaya çıkan bir takım işleri farkettiğinizde bunlarıda sahiplenip yapmaya başlamalısınız. Yöneticiler “durumdan görev çıkaran” çalışanları severler.

Kaliteli iş yapmak – Örneğin bir hemşire iğne yapacağı zaman ona nasıl yapması gerektiğini söyleyemezsiniz. Aynı hemşire sizin canınızı yakarakta o iğneyi yapabilir, hiç hissettirmeden de yapabilir. Sonuç sizin ilacı almanızdır ancak iğnenin nasıl yapıldığı da önemlidir. İşinizi kaliteli ve doğru yapmanız gerekir.

İyi Dinleyici Olmak – Her zaman kulaklarınız açık olsun. Gerçekten dinlemeniz önemlidir, dinler gibi yapmak değil. Dinlediğiniz şeyleri değerlendirin anlamadığınızı sorun. İletişimin diğer yarısı olan dinlemek çok önemlidir. İyi dinleyip dinlemediğinizi anlamnın yolu herhangi bir dinleme sonrasında anladığınızı geir ifade etmeye çalışmaktır. Emir tekrarı gibi.

Dedikodu yapmayın – Türkiye’de çok zor biliyorum ama dedikodu yapan “çok konuşan” damgası yer. “Ketumluk” çoğu zaman en iyisidir. Siz ne olup bittiğini dinleyin ama bunları başkalarına anlatmayın.

Nasıl davranacağını bilmek – Toplantılarda, işyerinde, müşteri ve patronla görüşmelerinizdeki tavrınız çok önemlidir. Kime nasıl davranacağınızı iyi bilmeniz gerekir.

Sözünü Tutmak – Mutlaka ve mutlaka sözünüzü yerine getirin. Getiremediğiniz durumlarda mutlaka nedenini açıklayın. Tutamayacağınız sözleri asla vermeyin ve yapamayacağınız işlerin üzerine ben yaparım diye atlamayın.

Dürüst olmak – İnsanlar sizin dürüst olduğunuzu düşünürlerse size güvenirler. Eğer “bu içten pazarlıklı bunun kafasında başka şeyler vardır-hidden agenda” düşüncesi olursa bir yere varamazsınız. Güvenilirliğiniz en büyük sermayenizdir ve güvensizlik yaratırsanız bu beyaz kağıda düşen mürekkep gibi asla silinmez.

İşbirlikçi olmak – Yanlış anlamayın, diğer ekip üyeleriyle ve iş arkadaşlarınızla beraber iş yapma konusundaki hevesinizden bahsediyorum. Sizinle çalışmak kolay olursa tercih edilen biri olursunuz.

Bilgili olun – Bilmediğiniz konularda konuşmayın, atıp tutmayın. Kendi sorumluluk alanınızla ilgili olarak “Bilmiyorum, ben öğrenip size döneyim” demeyecek şekilde işinize hakim olmanız gerekiyor. Her konuda uzman olamayacağınızı unutmayın, kendi konunuzda açıklayıcı ve bilgi verici olmalısınız.

Çevik olmak – İyi liderler edindikleri bilgiyi hızlıca analiz edip karar alırlar.

Dakik olmak – Geç kalmak zamanınızı iyi yönetemediğinizi gösterir. Olabiliyorsa işleri “erken” bitirmeye çalışın. Bitirdiğiniz işleri erken bitti diye bekletmeyin

İmaj önemlidir – İlk görüşte bırakılan imaj çok önemlidir. Düzgün ve temiz giyinmek, duruma ve yere göre giyinmek, bakımlı görünmek önemlidir. İşiniz her ne olursa olsun kendinize bakmanız gerekir.

Kalıplarınızdan çıkın – Farklı insanlarla görüşmeler yapın. Kendi biriminiz, işyeriniz dışındaki insanlarla rahat iletişime geçebilmeniz önemlidir.

İşi öğrenin – Şirketinizin ana işini öğrenin. İşini yapabilmek için şirketinizin nelere ihtiyaç duyduğunu öğrenin. Varsa raporlar ve istatistiklerle şirketin durumunu inceleyin. Böylelikle müşteri gibi empati yapabilirsiniz.

Empati – Diğer insanların bakış açılarından olayları değerlendirebilmeniz önemlidir.

Ağlak olmayın – Olağanüstü durumları olağan algılayarak doğru aksiyonları alabilmeniz, kontrolü elinizde tutmanız gerekir. Bir kriz anında “ağlamak, ağıt yakmak” şirketi kurtarmaz.

Kritik Düşünce – Hem ormanı hemde ağaçları görebilmeniz gerekiyor. Herhangi bir talep geldiğinde ya da durumla karşılaştığınızda bunun ortaya çıkarabileceği sonuçları ve etkilerini analiz edebilmeniz gerekiyor.

Kendiniz olun – Gerçek olmayan, sahte olanları diğerleri hemen farkeder. Alçakgönüllülük bir kalitedir, ukalalık ise hiç istenmeyen bir şey. Kendiniz olun yeter.

Sonraki aşamaya geçmek – Yaptığınız işin bir sonraki aşamasını yine siz sahiplenin. Birilerinin size bir sonraki aşamayı söylemesini beklemeyin. Gerekeni yapın.

İyi davranmak – Her seviyedeki çalışana iyi davranın. Kiminle ne zaman nerede ne için karşılaşacağınız belli olmaz. Size davranılmasını beklediğiniz şekilde diğer insanlara davranın.

Dünya küçüktür unutmayın – Kelimeler çok hızlı seyahat ederler, insanların hafızaları güçlüdür, iyi şeyler ödüllendirilir ancak kötülük ya da aşağılamalar asla unutulmaz. Sakın düşman edinmeyin ve köprüleri yakmayın. O insanların tekrar hayatınıza nerede gireceğini bilemezsiniz.

İçten olun – İyi niyetiniz ve içtenliğiniz sizi güvenilir kılar.

Nedenini sormaktan korkmayın – Sadece “X’i daha iyi yapabilmek için daha iyi anlamak istiyorum, hem neden X’i yaptığımızı hemde daha iyi anlamam için gerekli bilgileri bana verebilir misiniz?” sorusu yeterli olur.

Eminim sizlerin başka önerileride olacaktır, paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:

İşkolik misiniz?

iskolikEski bir işkolik ve işkolikliği yüzünden sağlığını kaybetmiş biri olarak bu yazıyı yazıyorum. Kariyer planlarınıza, geleceğe yönelik hedeflerinize ve rüyalarınıza erişmek için “işkolik” olmanıza gerek yok.

İş hayatında yukarı çıkan basamakları belirlediği düşünülen bazı hurafeler vardır: “ Geç saatlere kadar çalış, tatillerde çalış, işleri bitir, fark yarat. İşte en kısa yol budur ” diye.

Kontrolden çıkmak

Mustafa kariyer basamaklarını çıkmaktadır ama hayatının bazı önemli unsurlarınıda geride bırakmaktadır. Örneğin çok iyi bir basketçi olan Mustafa artık çalışmaktan vakit bulamadığını söylemektedir. Sadece haftada bir gün yine kendisi gibi iş hayatından bir kaç kişi ile birlikte küçük maçlar yapmaktadırlar.

Mustafa kariyerinde geldiği nokta konusunda aslında bir yandan da müteşekkirdir. Fakat maliyeti ne olmuştur? Duygusal, fiziksel ve kişisel hayatı da kariyerine paralel olarak gelişmiş midir?

İş ve özel hayatınızı dengeleyebilmeniz başarı için en kritik anahtardır. Ve eğer kariyer yapmak konusunda ısrarlıysanız özel hayatınızı iş hayatınızın mutlaka dışında tutmalısınız. Unutmayın her şey bir “ düzenleme yada planlamadan ” dan ibaret.

Şimdi mevcut durumunuza göz atalım;

Bazılarınız çok çalıştığının farkında bile olmayabilir. Bu yüzden herhangi bir riskte olup olmadığını düşünmez. Şöyle bir düşünün; yeni mezun olduğunuzda yada iş hayatınızın başında sosyal hayatınıza ilişkin zaten bir problem yoktu. Surf yapmak gibi yani okulda yakaladığınız sosyal bir dalga bir süre daha iş hayatında sizi taşımıştı.

Fakat zamanla kişisel hayat ile profesyonel hayat arasındaki denge profesyonel hayat tarafına doğru kaymaya başlar. Neden? Çünkü siz çok çalışıp iyi işler çıkarttıkça daha çok iş verilir. (Çok çalışana yük vuran çok olur)

Şimdi isterseniz işkolik olup olmadığınızı kontrol edelim. Aşağıdaki soruların ne kadarına evet diyorsanız o kadar işkoliksiniz demektir;

• İşiniz sizi aileniz yada başka şeylerden daha çok heyecanlandırıyor mu?

• Çalıştığınız saatler çalışmadığınız saatlerden çok mu?

• Eve, haftasonuna yada tatile iş götürüyor musunuz?

• Yaptığınız iş ile ilgili çok konuşur musunuz?

• Haftada 40 saattenfazla çalışıyor musunuz?

• Hobileriniz para kazanmak üzerine mi?

• Yaptığınız işin tüm sorumluluğunu üzerinize alıyor musunuz?

• Aileniz yada arkadaşlarınız geç kalmalarınız konusunda şikayetçi mi?

• Daha elinize iş varken yeni işleri alıyor musunuz?

• İşlerin tamamlanma sürelerini küçümseyip daha kısa süreler verip tamamlamak için kendinizi yırtıyor musunuz?

• Eğer sevilen bir iş yapılıyorsa uzun sürelerle çalışılabilir inancında mısınız?

• İş dışında öncelikleri olan diğer insanlara karşı tahammülsüz müsünüz?

• Eğer çok çalışmazsanız işinizi kaybedeceğinizi yada hata yapacağınızı düşünüyor musunuz?

• Geleceğe ilişkin sürekli kaygılarınız var mı?

• Her şeyi enerjik ve rekabetçi olarak mı yapıyorsunuz? Arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlar dahil.

• Size az çalışmanızı söyleyenlerden rahatsız oluyor musunuz?

• Ailenizle yada arkadaşlarınızla biraz uzun süre geçirdiğinizde kavga ediyor musunuz?

• Araba sürerken, uyurken yada başkaları ile sohbet ederken yine iş düşünüyor musunuz?

• Yemek yerken çalışır yada okur musunuz?

• Paranın hayatınızdaki problemleri çözeceğine inanır mısınız?

Eğer bu sorulara “ evet ” diyorsanız korkmayın, yalnız değilsiniz. Bende yıllarca bu sorulara yüksek sesle EVET dediğim bir hayatı yaşadım.

Doğru çalışmak

Eğer kendinizi işkolik yada o yolda biri olarak görüyorsanız yapabileceğiniz çok basit şeyler var. Ailenize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın, rahatlamak ve dinlenmek için organizasyonlar yapın(masaj, kaplıca vb.), sadece haftaiçi çalışın ve haftasonunu keyifli şeylerle değerlendirin, bulunduğunuz şehirden sadece haftasonları bile olsa kaçın (ama dizüstü bilgisayarınız ve cep telefonunuz olmadan mümkünse)

Yada:

• Hobi edinin. (Yeni bir dil(osmanlıca), seramik veya pasta kursu, takı tasarlama ve yapma, koleksiyon vb.)

• Düzenli uyuyun – Hergün aynı saatte yatıp aynı saate kalkın.

• Aileniz ile akşam yemeklerini yiyip, düzenli organizasyonlar yapın (piknik, mangalbaşına gitmek, sinema vb.)

• İş dışında da aktif olun. Düzenli ve sağlıklı yemek yiyip, mutlaka egzersiz yapın(sabahları yarım saat yürüyüş veya hafif koşu, yüzmek vb.)

Paylaşın:

Acil problem çözümü

Flickr Meet #3 - Nottingham

Image by CraigMarston via Flickr

Acil durumlarda ve özellikle kriz durumlarında eğer şirketin ve çalışanların geleceği risk altındaysa problem çözümü çok öenmli bir hale gelmektedir. Bu noktada şirket ya da ekip olarak problem çözümüne yönelik yapabileceğiniz bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Toplantı bittiğinde herkes durumun sandıklarından daha vahim olduğunu farketmişti. birisi şöyle bir şey sordu: “Diğer firmalarda acaba böyle mi düşünüyorlar? Ne düşünüyorlardır sizce?”

Bu tip durumlarda kolaylıkla “evet herkes böyle düşünüyor” ya da “sadece biz akıllıyız ve farkındayız” demek zordur. “Emin değilim” dedi oturanlardan birisi. “Ama herkesin umudu olduğuna ve bu krizden akıllıca çıkış yolları bulmaya çalıştıklarına ve bunu yaparken acil problemlerine öncelik vermeleri gerektiğinin farkında olduklarına eminim” dedi. Herkes gülümsedi, soran hariç.

“O zaman durumumuzun farkındayız ve acil problemlerimiz için çözüm üretmeye başlayalım” dedi katılımcılardan birisi. Herkes istekli ve heyecanlıydı. Problemlerinin çözümünün kendilerinde olduğunu biliyorlardı.

Bu tip durumlarda grubu konuya odaklamak ve dikkatlerinin başka şeye kaymamasını sağlamak önemlidir. Ne yapılmalı;

Suçlu aranmasını engelleyin
Birilerini suçlamak yada mazeret bulmak problemi çözmez. Eğer acil çözüm istiyorsanız zaman çok önemlidir.

Sakın “ben demiştim” demeyin
Bu da bir tür suçlamadır. Kendinizin zamanında haklı olduğunu ve diğerlerinin sizi dikkate almadıkları için bu duruma düşüldüğünü söylemek onları suçlamaktır. Bu davranış problemi çözmediği gibi karşı taraftakileri savunma y da karşı saldırıya teşvik edecektir.

Çözümler faydalarına göre sıralanmalıdır
Çözümü önerenin ünvanı yada tiri değil önerilen çözümün fayda tesiri önemlidir. Bazıları iyi hatip olarak kend ifikirlerini empoze etmeye çalışabilirler fakat çözümler fayda tabanında ele alınmalıdır.

Kararlı ve ani hareket edilmelidir
Ben askerdeyken eğer roket geldiğini görürüsek 2 sn. içinde uzaklaşmamız gerektiğini öğrenmiştik ki 2 sn. anında harekete geçen bir için 10-20 mt eder ve saklanmanız için yeterlidir. Acil durumlarda hızlı hareket önemlidir. Atrıca hereketin dağdan düşen kar topu gibi olması gerekir. Problem çözme ile ilgili yapılanlar dışarıda açık iş bırakmamalı, bir bütün halinde hareket edilmelidir. Gecikme risk getirir.

Acil durum hiyerarşisi içinde yerinizi kabul edin.
Acil durumlarda herkese bir rol düşer ve siz ünvanınızın dışında gerekli bir konuda görevlendirilebilirsiniz. Acil durumlar adiliyeti ya da normal hiyerarşileri ortadan kaldırabilirler ve gayet normaldir.

Herkesin birbirine bağlı olduğunu unutmayın
Eğer bir görev ya da sorumluluk alıyorsanız berbaer olduğunuz ekibinde düşünce ve beklentilerine uygun davranmanız gerektiğini onlara karşıda bir sorumluluğunuz olduğunu unutmamalısınız. Sadece kendi alanınızda bir şeyler iyi yapmanız herkesin yararına ve doğru bir şey yaptığınız anlamına gelmez.

İnsanların dediklerini duyun ve dinleyin
Sadece işinize yada sorumluluğunuza odaklanıp başka problemler atlar ya da yanlış anlarsanız daha büyük problemlere sebebiyet verebilirsiniz. Sabırla ve dikkatlice dinlemeyi öğrenmelisiniz.

En önemlisi her ne kadar olağanüstü ve kötü bir durum olsada pozitif tarafınızı asla kaybetmemeniz gerekliliğidir. Negatif düşünce olumlu alternatifleri bulmanıza engeldir. Brlikte ve ekip olarak başaracağınıza inanmanız önemlidir.

Paylaşın: