Etiket arşivi: kariyer

İşten Ayrılma Adabı

Yeni bir iş, kendi işimizi kurma, işten çıkartılma veya kafa dinlemek için işimizden ayrılıyor olabiliriz. Her konuda olduğu gibi işten ayrılmanın da bir adabı var;

  • Ayrılma talebinizi yaptıktan sonra hemen gitmemiz istenebilir. Kişisel eşyalarımız ve dosyalarımız ile ilgili önlemlerimizi almalıyız.
  • Bizim yerinize gelecek olan kişinin bulunmasına ve bulunduktan sonra eğitimine yardımcı olmamız gerekiyor. Gittikten sonra yardım ederim gibisinden asla tutamayacağımız sözler vermemeliyiz.
  • Ayrılacak olmanın rahatlığı ile daha sonra pişmanlık duyacağımız açıklamalarda bulunmamalı, olumsuz düşüncelerimizi dile getirmemeli, diğer çalışanları negatif etkilememeliyiz. Çalışırken söyleyemediklerimizi işten ayrılıyoruz diye söylemek bize yakışmaz.
  • Birlikte çalıştığımız kişilere zamanında ve doyurucu bir açıklama yapmalıyız.
  • Köprüleri yakmamalıyız. Hayatın kimi kimle ne zaman karşılaştıracağı belli olmaz. Ast ve üstlerimizle iyi ayrılmaya gayret etmeliyiz.
  • Ayrılmadan önce yapmamız istenilen ya da bizden beklenilen bir şey olup olmadığını astlarımızla ve üstlerimizle konuşmalıyız.
  • Ayrılma zamanı yaklaştığı için işleri savsaklamamalıyız. Son dakikaya kadar verimli bir çalışan olarak kalmalıyız.
  • Şirketten alacağımızın kalmaması için elimizden geleni yapmalıyız.
  • İş değiştiriyorsak diğer şirketle işi kesinleştirmeden istifa etmemeliyiz.
  • Sosyal ilişkilerimizi güçlü tutmamız çok önemlidir. Ayrılmadan önce işyerindeki arkadaş ve yöneticilerimizin iletişim bilgileri almak ve düzenli olarak iletişime geçmemiz gerekir.
  • Ayrıldığımız için suçluluk duymamalıyız. Kendi kariyerimiz için daha iyi bir adım atıyor olmamız önemlidir.
  • Daha iyi bir işe geçiyorum diye böbürlenmemeliyiz.
  • İşlerimizi en iyi şekilde devredebilmek için uğraşmalıyız.
  • İşten ayrılmamıza fazla reaksiyon gösterenleri sakinleştirmeli, durumu açıklamalıyız.
  • İstifa mektubumuzu yazmalı ve üstlerimize onaylatmalıyız.
  • Birlikte çalışmaktan memnun olduğumuz insanlara teşekkür etmeyi unutmamalıyız.
  • Kızgınlı ve öfkenin yarardan çok zarar getireceğini unutmayarak sözlerimizde, tutum ve davranışlarımızda profesyonelliği elden bırakmamalıyız.
Paylaşın:

İşkolik Misiniz?

Eski bir işkolik ve işkolikliği yüzünden sağlığını kaybetmiş biri olarak bu yazıyı yazıyorum. Kariyer planlarınıza, geleceğe yönelik hedeflerinize ve rüyalarınıza erişmek için “işkolik” olmanıza gerek yok.

İş hayatında yukarı çıkan basamakları belirlediği düşünülen bazı hurafeler vardır: “ Geç saatlere kadar çalış, tatillerde çalış, işleri bitir, fark yarat. İşte en kısa yol budur ” diye.

Kontrolden çıkmayın!

Mustafa, kariyer basamaklarını çıkarken hayatının bazı önemli unsurlarını geride bırakmaktadır. Örneğin, çok iyi bir basketçi olan Mustafa artık çalışmaktan vakit bulamadığını söylemektedir. Sadece ayda bir kendisi gibi iş hayatından bir kaç kişi ile birlikte küçük maçlar yapmaktadır.

Mustafa kariyerinde geldiği nokta konusunda bir yandan da müteşekkirdir. Fakat maliyeti ne olmuştur? Duygusal, fiziksel ve kişisel olarak kariyerine paralel olarak gelişim sağlamış mıdır?

İş ve özel hayatı dengeleyebilmek başarı için en kritik anahtardır. Kariyer yapmak konusunda ısrarlıysanız özel hayatınızı, iş hayatınızın dışında tutmalısınız. Unutmayın her şey bir “ düzenleme ya da planlamadan ” dan ibaret.

Şimdi mevcut durumunuza göz atalım;

Bazılarınız çok çalıştığının farkında bile olmayabilir. Bu yüzden herhangi bir riskte olup olmadığını düşünmez. Şöyle bir düşünün; okurken, yeni mezun olduğunuzda ya da iş hayatınızın başında sosyal hayatınıza ilişkin bir problem yoktu. Hobileriniz ile bir süre daha iş hayatında uğraşabilmiştiniz.

Fakat zamanla kişisel hayat ile profesyonel hayat arasındaki denge profesyonel hayat tarafına doğru kaymaya başlar. Neden? Çünkü siz çok çalışıp iyi işler çıkarttıkça daha çok iş verilir. (Çok çalışana yük vuran çok olur:)

Şimdi isterseniz işkolik olup olmadığınızı kontrol edelim. Aşağıdaki soruların ne kadarına evet diyorsanız o kadar işkoliksiniz demektir;

  • İşinizi daha önemli olduğunu düşündüğünüz diğer konuların önüne koyuyor musunuz?
  • Çalıştığınız saatler, çalışmadığınız saatlerden çok mu?
  • Eve, hafta sonuna ya da tatile iş götürüyor musunuz?
  • Yaptığınız iş ile ilgili çok konuşur musunuz?
  • Haftada 45 saatten fazla çalışıyor musunuz?
  • Hobileriniz para kazanmak üzerine mi?
  • Yaptığınız işin tüm sorumluluğunu üzerinize alıyor musunuz?
  • Aileniz ya da arkadaşlarınız geç kalmalarınız konusunda şikayetçi mi?
  • Daha elinize iş varken yeni işleri alıyor musunuz?
  • İşlerin tamamlanma sürelerini küçümseyip daha kısa süreler verip tamamlamak için kendinizi yırtıyor musunuz?
  • Sırf sevdiğiniz için işinize gereksiz mesai harcıyor musunuz?
  • İş dışında öncelikleri olan insanlara karşı tahammülsüz müsünüz?
  • Eğer çok çalışmazsanız, işinizi kaybedeceğinizi ya da hata yapacağınızı düşünüyor musunuz?
  • Geleceğe ilişkin sürekli kaygılarınız var mı?
  • Her şeyi enerjik ve rekabetçi olarak mı yapıyorsunuz? Arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlar dahil.
  • Size az çalışmanızı söyleyenlerden rahatsız oluyor musunuz?
  • Ailenizle yada arkadaşlarınızla biraz uzun süre geçirdiğinizde kavga ediyor musunuz?
  • Araba sürerken, uyurken yada başkaları ile sohbet ederken yine iş düşünüyor musunuz?
  • Yemek yerken çalışır ya da okur musunuz?
  • Paranın hayatınızdaki problemleri çözeceğine inanır mısınız?

Eğer bu sorulara “ evet ” diyorsanız korkmayın, yalnız değilsiniz. Bende yıllarca bu sorulara yüksek sesle EVET dediğim bir hayatı yaşadım.

Doğru çalışmak şart!

Eğer kendinizi işkolik ya da o yolda biri olarak görüyorsanız yapabileceğiniz çok basit şeyler var. Ailenize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın, rahatlamak ve dinlenmek için organizasyonlar yapın (masaj, kaplıca vb.), sadece hafta içi çalışın ve hafta sonunu keyifli şeylerle değerlendirin, bulunduğunuz şehirden sadece hafta sonları bile olsa kaçın (ama dizüstü bilgisayarınız ve cep telefonunuz olmadan mümkünse)

Ya da:

  • Hobi edinin. (Yeni bir dil, seramik veya pasta kursu, takı tasarlama ve yapma, koleksiyon vb.)
  • Düzenli uyuyun – Her gün aynı saatte yatıp aynı saate kalkın.
  • Aileniz ile akşam yemeklerini yiyip, düzenli organizasyonlar yapın (piknik, sinema vb.)
  • İş dışında da aktif olun. Düzenli ve sağlıklı yemek yiyip, mutlaka egzersiz yapın (sabahları yarım saat yürüyüş veya hafif koşu, yüzmek vb.)
Paylaşın:

Kariyeriniz Sorularınızda Saklıdır!

İş hayatına girme aşamasında ya da çalışırken sorularımız hiç bitmiyor. Kendi sorularımı ve yaptıklarımı yazmaya çalıştım.

Soru 1: Kendimi 10 yıl sonra nerede görmek istiyorum?

Herhangi bir işi tercih ederken veya değiştirmeyi düşünüyorsanız düşününmeniz gereken en stratejik sorulardan birisidir. 1988 yılında “Toplam Kalite” kavramı ile karşılaşmış, Türkiye’de Şişecam’da ilk uygulamaların başladığını öğrenmiştim. Milli Prodüktivite Merkezi ve DİE’ye (şimdiki adı Türkiye İstatistik Kurumu-TÜİK) gidip dokümanlar ve kitaplar almıştım. Geleceğin işi olacağını düşünüyordum ve faydasını gördüm. Internet 1997 yılında hayatıma ilk girdiği günden beri sarıldığım ve bırakamadığım bir şey olmuştur.

Bundan 10 yıl sonra kendinizi görmek istediğiniz yer ile ilgili basamakları öngörüp kendinizi geliştirmeniz gerekiyor.

Soru 2: Geçiş koşulları nelerdir?

Bir sonraki işe ya da pozisyona geçiş sizin uzun vadeli hedefiniz için bir basamak mıdır yoksa sadece koşullarınızı daha iyiye taşıyacak uzun vadeli planınızın dışında farklı bir basamak mıdır?

Bir yola girmek ve orada ısrarlı olmak önemlidir. Size çok cazip gelecek ücretler ve pozisyonlarla teklifler gelebilir, karşınıza fırsatlar çıkabilir. Alternatif bir yola girmek en baştan başlamanıza yol açabilir. Bu yüzden dikkatli olmanız gerekir. Ben Toplam Kalite Yönetiminden İş Süreçleri Yönetimine ve sonrasında Proje Yönetimi Danışmanlığına kadar taşıdım kendimi. İnternet ile ilgili onlarca proje gerçekleştirip bu konuda Türkiye’deki dinazorlardan biri oldum.

Soru 3: Neden orada çalışmak istiyorum?

Bilgi, deneyim, para, pozisyon gibi klasik cevaplar verilebilir bu soruya. Aslında bir yerde çalışmaya devam etmek ya da başka bir yere geçmek söz konusuysa tüm cevapların pozitif olması beklenir. Arkadaşlarla ilişkiler, yemek, ulaşım vb. Neden o işyerinde çalıştığınızı açıklayabiliyor ve bundan memnunsanız problem yok demektir. Çünkü o zaman hayatınıza “keşke”leri katmamışsınız demektir.

Bir şeyler öğreniyor olmak ve yeni şeyler yapmak (rutinden uzak) çalışma hayatında benim için çok önemli oldu. Sosyal biri olduğum için girdiğim her işyerinde herkesle rahatlıkla iletişim kurabildiğim ve yemek, ulaşım gibi konuları aşılamayacak problemler olarak görmediğim için öğrenmek, yeni şeylerle uğraşmak en önemli hedeflerim oldu. Şu anda hala proje yönetimi, risk yönetimi, internet projeleri ve son dönemde özellikle proje yönetim metodolojileri danışmanlığı konusunda çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Para için çalışmak çok göreceli bir kavram. Parayı araç değil amaç olarak görmeniz sizi sevimsiz yollara itebilir.

Bilmediğiniz bir şey söylemediğimin farkındayım. Mevcut çalıştığınız yeri ya da gitmeyi düşündüğünüz yeri iyi değerlendirin. Önemli olan sizin iç huzurunuzla, en verimli şekilde çalışmanız, kurumunuza ve kendinize maksimum faydayı sağlamanızdır.

Paylaşın:

İş Ararken Pozitif Olmak

Kriz dönemleri, yeni mezun ya da iş arayanlar için iş bulmanın normalden daha da zor olduğu dönemlerdir. Böyle zamanlarda iş aramak hem zor hem de moral bozucu olabilir. Moralinizi yüksek tutmak ve pozitif olmak zorundasınız.

İş ararken pozitif olmak, yapmanız gerekenleri (özgeçmiş yazmak, iş görüşmelerine hazırlanmak vb.) daha doğru gerçekleştirmenizi sağlar.

Pozitif olmak, heyecanlı ve motive olmak demektir. Kendinize inanmanız ve kendiniz için doğru olanı yapma konusunda asla pes etmemeniz gerekir. Kendinize ve iş bulacağınıza inanmıyorsanız bulamanız zordur.

Ne yapmanız lazım:

1. Daha fazla yere özgeçmişinizi gönderin. Gazete ilanlarına bakarak sadece sizinle ilgili pozisyonlara bakıp özgeçmiş göndermeyin. Çalışmak istediğiniz firmalara iyi bir kapak yazısı ile özgeçmişinizi gönderin. Daha fazla yer, daha fazla iş görüşmesi ve dolayısıyla daha fazla iş imkanı demektir.

2. Başkalarına destek olun. Her ne kadar kendinize iş bakıyorsanız da karşılaştığınız fakat size uygun olmayan fırsatları çevrenizdekilerle paylaşın. Başkalarına yardım etmek sizin pozitif tarafınızı güçlendirecektir.

3. Başkalarının tecrübelerini öğrenin. İş arama süreci “yalnız” bir süreçtir. Tanıdıklarınızın nasıl iş bulduklarını, rahatlamak ya da pozitif kalmak için neler yaptıklarını öğrenin. Hangi işlerde neler yapıldığını, sizin için alternatif olabilecek diğer işleri inceleyin. Sizi mutlu edecek başka işlerde olabileceğini unutmayın.

4. Ne iş olsa yaparım doğru değil.
Her ne kadar paraya ihtiyacınız olsa da olabildiğince erken ve doğru şekilde iş aramaya başlarsanız, firmaların gibi sizin de firmaları seçme şansınız olacaktır. Yanlış iş arama ya da başka sebeplerle çok vakit kaybetmişseniz birden tüm sınırlarınızı ortanda kaldırıp “ne olursa yaparım” noktasına gelmemeye, başkalarının da gelmemesi için doğru uyarıları yapmaya çalışın.

5. Gülümseyin. Sevdiğiniz müzikleri, aile fotoğraflarını, filmleri izleyin. Sevdiğiniz şeyleri yaparak önce kendinizi gülümsetin. Gülmenin psikolojik olumlu etkisini iş ararken hissedeceksiniz.

6. Pozitif insanlarla birlikte olun. Pozitif ya da negatif enerji bulaşıcıdır. Bu yüzden pozitif insanlarla bir arada olmak sizi de pozitif yapacaktır.

7. İş bulmak istediğiniz alandaki iyilerle konuşun.
Eğer iş aradığınız alanda uzman  birilerini bulabilirseniz onlar size o konuda nasıl iş bulunabileceği konusunda yardımcı olabilirler. En azından sizin ayaklarınızın yere basmasını ve doğru yaklaşmanızı sağlarlar. Doğru ve erişebilir hedefler koymanıza yardımcı olurlar.

8. Kendinizi güncel tutun. İş bulamamak, durmak anlamına gelmez. Siz yine kendi konunuzla ilgili makaleleri, kitapları okumaya devam edin ve kendinizi güncel ve taze tutun.

9. Kabul edilmemenizin sebebi kişisel değildir.
Bir işe kabul edilmemeniz sebebi  firmanın beklentilerine uygun olmamanız anlamına gelmektedir. Siz, sahip olduğunuz bilgi ve becerilere ihtiyaç duyan bir firmada işe gireceksiniz unutmayın.

Dikkat etmeniz gerekenler;

1-    Asla ve asla özgeçmişinizde yanlış bilgi vermeyin.
2-    Dış görünüşünüze özen gösterin. Bu sizin işe ve kendinize verdiğiniz önemi  gösterir.

Paylaşın:

Bir İşyerinde Kimler Yükselebilir?

Torpili olan, patronun sevdiği, dalavereci vb. insanların şirketlerde yüksel(ebil)diğini söyleyebilirsiniz ama profesyonel anlamda yükselmek için nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmek gerekiyor. “Her şeyim tamam, neden yükselemiyorum?” diyenlere belki bir mesaj olacak bu yazı.

Bakalım neler gerekiyormuş;

  • Yazılı İletişim – “Okumayanlar iyi yazamazlar”, kitap okumak güzel yazı yazmanın anahtarıdır düşüncemi eğitimlerime katılanlarla tartışırım. Eğer bir yazı, e-posta vb. yazacaksanız öncesinde iyice düşünüp tasarlamalı, gramer hatalarına yer vermemeli (bazen çok hızlı yazmaktan benim en sık yaptığım hatadır, -de ve -da’ları unutmayalım:) ve mutlaka yazdıktan sonra okuyup, kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmek gerekiyor.
  • Sözlü İletişim – Tek kişiye veya 100 kişiye konuştuğunuzda aynı netlikte ve açıklıkta olmanız gerekir. Sakın “ıııııı” lamayın. Spesifik jargonları özellikle işinize ait olanları kullanmamaya gayret edin. Internet teknolojisinden uzak birine “100 MB çıkış gücümüz var” derseniz yüzünüze şaşkın şaşkın bakacaktır. Anlaşılır olmak iletişimin en önemli unsurudur. 6 ay Amerika’da kalıp Türkçesini unutanlar (hatta Amerikan şirketinde çalıştığı için Türk gibi davranmayı unutanlar) gibi güzel Türkçemizi zedelemeyelim.  Aynanın karşısında konuşup, nasıl göründüğünüze bakmanızı öneririm.
  • Kendi kendine başlayan olmak – Size verilen işleri erken ve en iyi şekilde bitirmeye çalışmalısınız. Verilen işi sadece size söylendiği kadarıyla yapıp, fark etmenize rağmen söylenmemiş tarafları dışarıda bırakırsanız, iyi niyetinizden şüphe duyulabilir. İşlerin doğurduğu işleri fark ettiğinizde sahiplenip, yapmalısınız. Yöneticiler “durumdan görev çıkaran” çalışanları severler.
  • Kaliteli iş yapmak – Örneğin, hemşire iğne yapacağı zaman ona nasıl yapması gerektiğini söyleyemezsiniz. Aynı hemşire sizin canınızı yakabilir, hiç hissettirmeden yapabilir. Sadece iğne yapmak değil nasıl yapıldığı da önemlidir. İşinizi kaliteli ve doğru yapmanız gerekir.
  • İyi Dinleyici Olmak – Her zaman kulaklarınız açık olsun. Karşınızdakileri dinlemeniz önemlidir, dinler gibi yapmak değil. Dinlediğiniz şeyleri değerlendirin, anlamadığınızı sorun. İyi dinleyip dinlemediğinizi anlamanın yolu ve anladığınızı geri ifade etmeye çalışmaktır. Askeriyedeki emir tekrarı gibi.
  • Dedikodu yapmayın – Türkiye’de çok zor biliyorum ama dedikodu yapan “çok konuşan” damgası yer. “Ketumluk” çoğu zaman en iyisidir. Dinleyin ama bunları başkalarına anlatmayın.
  • Nasıl davranacağını bilmek – Toplantılarda, işyerinde, müşteri ve patronla görüşmelerinizdeki tavrınız çok önemlidir. Kime nasıl davranacağınızı iyi bilmeniz gerekir.
  • Sözünü Tutmak – Mutlaka ve mutlaka verdiğiniz sözleri tutun. Tutamadığınızda mutlaka nedenini açıklayın. Tutamayacağınız sözleri asla vermeyin ve yapamayacağınız işlerin üzerine “ben yaparım” diye atlamayın.
  • Dürüst olmak – İnsanlara dürüst yaklaştığınızda size güvenirler. Size karşı “bu içten pazarlıklı, bunun kafasında başka şeyler var” düşüncesi olursa bir yere varamazsınız. Güvenilirliğiniz en büyük sermayenizdir ve güvensizlik yaratırsanız bu beyaz kağıda düşen mürekkep gibi asla silinmez.
  • İşbirliği yapmak – Çalışma arkadaşlarınızla işbirliği yapın. Çalışılması kolay biri tercih edilen biri demektir.
  • Bilginizi artırın – Bilmediğiniz konularda konuşmayın, atıp tutmayın. Kendi sorumluluk alanınızla ilgili olarak kurum içi dinamiklere ve işinize hakim olmanız gerekiyor. Her konuda uzman olamayacağınızı unutmayın, kendi konunuzda açıklayıcı ve bilgi verici olmalısınız.
  • Çevik olmak – İyi liderler edindikleri bilgiyi hızlıca analiz eder, karar alır ve harekete geçerler.
  • Dakik olmak – Geç kalmak, zamanınızı iyi yönetemediğinizi gösterir. İşlerinizi “erken” bitirmeye çalışın. Bitirdiğiniz işleri, erken bitti diye bekletmeyin. Erken bitirirsem daha erken isterler önyargısıyla, çalışmayın.
  • İmaj önemlidir – İlk görüşte bırakılan imaj çok önemlidir. Düzgün ve temiz, duruma ve yere göre giyinmek, bakımlı görünmek önemlidir. İşiniz her ne olursa olsun kendinize bakmanız gerekir.
  • Kalıplarınızdan çıkın – Farklı insanlarla görüşmeler yapın, bakış açılarını dinleyin. Herkesle rahat iletişime geçebilmeniz önemlidir.
  • İşi öğrenin – Şirketinizin vizyonunu, misyonunu, hedeflerini ve stratejilerini, şirketinizin nelere ihtiyaç duyduğunu öğrenin. Raporlar ve istatistiklerle sektörün, şirketin durumunu inceleyin. Böylelikle müşteri gibi empati kurabilirsiniz.
  • Empati – Her hareket ve söyleminizi etkilenen herkesin bakış açıları ile değerlendirmeye çalışın.
  • Ağlak olmayın – Olağanüstü durumları olağan algılayarak doğru aksiyonları alabilmeniz, kontrolü elinizde tutmanız gerekir. Bir kriz anında “ağlamak, ağıt yakmak” ne sizi ne de şirketi kurtarmaz.
  • Kritik Düşünce – Hem ormanı hem de ağaçları görebilmeniz gerekiyor. Herhangi bir talep geldiğinde ya da durumla karşılaştığınızda ortaya çıkarabileceği sonuçları ve etkilerini analiz edebilmeniz gerekir.
  • Kendiniz olun – Gerçek olmayan, sahte olanları diğerleri hemen fark eder. Alçakgönüllülük bir meziyettir, ukalalık ise hiç istenmeyen bir şey. Kendiniz olun yeter.
  • Sonraki aşamaya geçmek – Yaptığınız işin sonraki aşamasını yine siz sahiplenin. Birilerinin söylemesini, beklemeyin. Gerekeni yapın.
  • İyi davranmak – Herkese iyi davranın. Kiminle, ne zaman, nerede, ne için karşılaşacağınız belli olmaz. Size davranılmasını beklediğiniz şekilde diğer insanlara davranın.
  • Dünya küçüktür unutmayın – Kelimeler çok hızlı seyahat ederler, insanların hafızaları güçlüdür, iyi şeyler ödüllendirilir ancak kötülük ya da aşağılamalar asla unutulmaz. Sakın düşman edinmeyin ve köprüleri yakmayın. O insanların tekrar hayatınıza nerede gireceğini bilemezsiniz.
  • İçten olun – İyi niyetiniz ve içtenliğiniz sizi güvenilir kılar.
  • Nedenini sormaktan korkmayın – Sadece “Bu işi daha iyi yapabilmek için daha iyi anlamak istiyorum, yaptığımı daha iyi anlamam için gerekli bilgileri bana verebilir misiniz?” sorusu yeterli olur.

Eminim sizlerin başka önerileri olacaktır, paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:

İşi kabul etme kriterlerinizi belirleyin

Zaman zaman işsiz kalan bir çok kişiden gelen özgeçmişleri eleman arayanlarla paylaşmaya çalışıyorum. Bu arada küstah ya da zibidi diye tabir edebileceğimiz tarzda kişilere de denk geldim. Örneğin firma kendisini arıyor, “X liranın altında verecekseniz hiç konuşmayalım” diyor. Ya da daha 1-2 yıllık tecrübesi var ama iyi okullar bitirmiş, birkaç dil biliyor “stratejik kararların alınacağı önemli noktalarda yer alacaksa çalışacağını” söylüyor.

Tabiki bir iş teklifini eğer ihtiyaçlarınız karşılanıyorsa kabul edersiniz. Ancak ihtiyaçlarınızı çok iyi belirlemeniz gerekir ki bir iş görüşmesi sonucunda size önerilen işin ya da yapılan teklifin size uygun olup olmadığını anlayabilin. Kendinizi, haddinizi ve gelecek için doğru adımı atıyor olduğunuzu bilmek önemli.  Size tecrübe ile sabit bir kontrol listesi vereceğim. İş görüşmesine “mutlaka gidin” ve gitmeden önce bu soruları aklınıza kazıyın;

Bedel: Bir iş görüşmesi öncesinde minimum yaşama standartınız için size gerekli olan parayı hesaplamalısınız. Bu bedelin altına düşmemeniz gerekir. Yada mevcut işinizden %10-15 daha yüksek bir bedel beklentisi konulabilir.

Faydalar: Genel olarak size sunulacak faydalar, artılar nelerdir?

Sağlık Sigortası: Özel sağlık sigortası yapılıyor mu? Bu sağlık sigortasının kapsamı nedir? (Ör göz ve diş hariç olabilir)

Ailenize yönelik: Ailenize yönelik bir fayda sunuluyor mu? Çocuğunuza kreş ya da istediğinizde gidebileceğiniz bir sosyal tesis vb. 

Çalışma saatleri: Çalışma saatleri nelerdir ve esnek midir? Hangi durumlarda fazla mesai olur? Fazla mesai karşılığında ekstra bir şey ödeniyor mu? Hafta sonu çalışma ya da günlük 8 saatten fazla standart çalışma süresi var mıdır? Evden çalışılabilir mi?

Emeklilik: Özel emeklilik vb. konularda şirketin bir desteği var mı? Emeklilik için yaptığınız ödemeleri gelir verginizden düşecekler mi?

Tatiller ve İzinler: İzin politikası nedir? Hastalık, hamilelik ya da askerlik gibi durumlarda nasıl davranılıyor, izin süreleri nelerdir? Kullanılmayan izinler ne oluyor?

Prim yada Kar Paylaşımı: Herhangi bir prim ya da kar paylaşım programı var mı? Bu tip programlardan faydalanmanız için ne yapmanız, olmanız gerekiyor?

Ödüllendirme: Şirket herhangi bir koşulda ödüllendirme yapıyor mu?

Tayin-Taşınma: İşiniz tayin ve dolayısıyla taşınma gerektirdiğinde şirket buna destek veriyor mu? Böyle bir durumda gitmeme şansınız olacak mı?

Mazeret: Mazeret izni var mı?

Performans ve Ücret Değerleme: Performansınız ve ücretiniz ne zaman ve nasıl gözden geçirilecek? Kariyer, yükselme olasılıkları nelerdir?

Seyahat: Seyahat yapmanız gerektiğinde şirketinizin harcırah yada maliyet politikası nedir?

Paylaşın:

Acil problem çözümü

 

Acil durumlarda ve özellikle kriz durumlarında eğer şirketin ve çalışanların geleceği risk altındaysa problem çözümü çok önemli bir hale gelmektedir. Bu noktada şirket ya da ekip olarak problem çözümüne yönelik yapabileceğiniz bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Toplantı bittiğinde herkes durumun sandıklarından daha vahim olduğunu farketmişti. birisi şöyle bir şey sordu: “Diğer firmalarda acaba böyle mi düşünüyorlar? Ne düşünüyorlardır sizce?”

Bu tip durumlarda kolaylıkla “Evet, herkes böyle düşünüyor” ya da “Sadece biz akıllıyız ve farkındayız.” demek zordur. “Emin değilim.” dedi oturanlardan birisi. “Ama herkesin umudu olduğuna ve bu krizden akıllıca çıkış yolları bulmaya çalıştıklarına ve bunu yaparken acil problemlerine öncelik vermeleri gerektiğinin farkında olduklarına eminim.” dedi. Herkes gülümsedi, soran hariç.

“O zaman durumumuzun farkındayız ve acil problemlerimiz için çözüm üretmeye başlayalım” dedi katılımcılardan birisi. Herkes istekli ve heyecanlıydı. Problemlerinin çözümünün kendilerinde olduğunu biliyorlardı.

Bu tip durumlarda grubu konuya odaklamak ve dikkatlerinin başka şeye kaymamasını sağlamak önemlidir. Ne yapılmalı;

Suçlu aranmasını engelleyin
Birilerini suçlamak yada mazeret bulmak problemi çözmez. Eğer acil çözüm istiyorsanız zaman çok önemlidir.

Sakın “ben demiştim” demeyin
Bu da bir tür suçlamadır. Kendinizin zamanında haklı olduğunu ve diğerlerinin sizi dikkate almadıkları için bu duruma düşüldüğünü söylemek onları suçlamaktır. Bu davranış problemi çözmediği gibi karşı taraftakileri savunma y da karşı saldırıya teşvik edecektir.

Çözümler faydalarına göre sıralanmalıdır
Çözümü önerenin ünvanı değil önerilen çözümün fayda tesiri önemlidir. Bazıları iyi hatip olarak kendi fikirlerini empoze etmeye çalışabilirler fakat çözümler fayda tabanında ele alınmalıdır.

Kararlı ve ani hareket edilmelidir
Ben askerdeyken eğer roket geldiğini görürsek 2 sn. içinde uzaklaşmamız gerektiğini öğrenmiştik ki 2 sn. anında harekete geçen bir için 10-20 mt eder ve saklanmanız için yeterlidir. Acil durumlarda hızlı hareket önemlidir. Ayrıca hereketin dağdan düşen kar topu gibi olması gerekir. Problem çözme ile ilgili yapılanlar dışarıda açık iş bırakmamalı, bir bütün halinde hareket edilmelidir. Gecikme risk getirir.

Acil durum hiyerarşisi içinde yerinizi kabul edin.
Acil durumlarda herkese bir rol düşer ve siz ünvanınızın dışında gerekli bir konuda görevlendirilebilirsiniz. Acil durumlar adiliyeti ya da normal hiyerarşileri ortadan kaldırabilirler ve gayet normaldir.

Herkesin birbirine bağlı olduğunu unutmayın
Eğer bir görev ya da sorumluluk alıyorsanız berbaer olduğunuz ekibinde düşünce ve beklentilerine uygun davranmanız gerektiğini onlara karşıda bir sorumluluğunuz olduğunu unutmamalısınız. Sadece kendi alanınızda bir şeyler iyi yapmanız herkesin yararına ve doğru bir şey yaptığınız anlamına gelmez.

İnsanların dediklerini duyun ve dinleyin
Sadece işinize yada sorumluluğunuza odaklanıp başka problemler atlar ya da yanlış anlarsanız daha büyük problemlere sebebiyet verebilirsiniz. Sabırla ve dikkatlice dinlemeyi öğrenmelisiniz.

En önemlisi her ne kadar olağanüstü ve kötü bir durum olsada pozitif tarafınızı asla kaybetmemeniz gerekliliğidir. Negatif düşünce olumlu alternatifleri bulmanıza engeldir. Birlikte ve ekip olarak başaracağınıza inanmanız önemlidir.

 
Paylaşın:

İşi işte bırakabilmek

workaholic1Çok uzun bir süre sıkı bir işkolik olarak çalıştım ve hatta sağlığımı bu yüzden kaybettim.

Nasıl işkoliktim? Sabah 07:00’de işe gidip gece 23:00 gibi çıkan, hatta yolda ve evde bile çalışan bir insandım. Fırsat buldukça haftasonları iş yerine gider yapmam gereken işleri tamamlardım. Konuştuklarımın %90’ı işimle ilgili idi. Fakat sağlığımı kaybedince kendime geldim ve “işi işte bırakmayı” öğrendim.

Bu konuda bir makale okurken benim yaptığım şeylerle önerilenlerin çok örtüştüğünü görüünce sizlerle paylaşmak istedim.

Yolunuzu uzatın. Eğer işten çıktınız ve kafanızda hala bir şeyler var ise yolunuzudeğiştirip, vakit geçirip eve girene kadar onları unutmaya çalışmanız lazım. Evin kapısından girenekadar yapacağınızı yapın.

İşteki patronla evdeki patron aynı değildir. İşyerindeki pozisyonunuz yada size duyulan ihtiyaç ile evdekiler birbirinden farklıdır. Her iki tarafın ihtiyaçlarını ayrı ayrı düşünmeniz gerekir. Arıca evinizdeki insanlar sizin ücretle çalıştırdığınız insanlar değildir, bir hedefe ulaşmak ve size rapor vermek zorunda değilleridir. Bu yüzden iş yerindeki havanızı dışarıda bırakmanız gerekir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kendini markalaştırmak

Yaptığınız işte kendinizi geliştirdikçe ve konunuzda uzmanlaştıkça artan güveninize paralel olarak kurum içinde ve dışında(müşterileriniz) farkedilmeye başlarsınız. Yarattığınız fark ve kattığınız değere paralel olarak bazen prim, bazen terfi, bazende daha önemli sorumluluklar, görevler alırsınız.

Benim tecrübelerimde dikkatimi çeken en önemli şey, bazılarının egosuna yenilip kendindeki gelişimi çok fazla önemsemesi, kendini iş hayatının odağına koyması ve yaptığı her şeyin karşılığını parasal ya da kıdemsel olarak beklemesi olmuştur. İşte bu noktada bu kişilerin atladıkları şey, şöhretlerinin aldığı zarardır. Uzun süreler emek vererek elde ettiğiniz kişisel şöhretiniz ya da diğer bir deyimle kişisel markanız sizin en büyük hazinenizdir ve onu korumak zorundasınız. Bu yüzdende dengeli davranmanız çok önemli.

Size önerim ödülü hedef edinerek başardığınız işler gerçek başarılarınızı göstermez. Çünkü herkes(yöneticiler) her şeyin farkındadır. Sizin inanarak, gönülden ve isteyerek yaptığınız çalışmaların sonuçları size gerçek başarıyı, şöhreti getirr.

İş bitirmeye odaklılığınızı markalaştırın. Yani size verilen işi, her türlü kısıt altında, herkese ve her şeye rağmen başarmayı hedef edinin. Hedefine ulaşan ok olmak önemlidir. Yoksa ne kadar sağlam olduğunuz yada ne kadar hızlı gittiğiniz değil. Başladığınız işi bitirin ve kendinizi bitirdiğiniz işlerle tanımlayın. Durumdan görev çıkarmak ve çıkan görevi en iyi şekilde ve zamanında yapmak davranış tarzınız olmalıdır.

Kariyerinizde yükselmek demek sadece maaş yada kıdem artışı olmamalıdır. Aynı zamanda sorumluluğunuzda artıyorsa iyi bir kişisel marka oluşturma yolundasınız demektir.

Çalıştığınız şirketi bir gemi gibi düşünün. O gemideki sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz geminin ilerlemeyeceğini unutmayın. Hatta sizin başarınızın sizinle beraber çalışan iş arkadaşlarınızla olan işbirliği ve koordinasyona da bağlı oldunu unutmamanız gerekir. İş arkadaşlarınızla kuracağınız iyi ilişkiler ki buna Türkiye’de “sempatik kanal” da denir sizin kişisel markanızı güçlendirici önemli faktörlerdne biridir.

Yöneticinizi ancak onun yöneticisini memnun ettiğinizde memenun edebilirsiniz. (Tekerleme gibi oldu) Büyük resimi görmeye çalışın ve yöneticinizin rapor vereceği tarafı memnun edecek sonuçlara odaklanın. Böylece her türlü kazanma şansınızı artırırsınız.

Kendi markanızı geliştirmek maraton koşusudur, hız koşusu değildir. Bu koşuda karşınıza bir çok engel çıkabilir, yorulabilirsiniz. Ancak neolursa olsun yolunuzdan çıkmamanız ve pes etmemeniz çok önemli. Hayatınız boyunca iyi-kötü insanlarla bir arada olacasınız ve her türlüsüyle birlikte yaşayabilmeyi öğrenmeniz gerek.

Bir şeyler yaparak ilerlersiniz, bir şeylerin olmasını bekleyerek değil. Kendiniz için kendiniz varsınız unutmayın.

Yolunuz açık olsun

Paylaşın: