Etiket arşivi: keder

Bazen yavaşlamanız gerekir

slowNe zaman kendi kendime “Sakin ol” demeye başlasam bir koşturmacanın ortasında
buluyorum kendimi. Sürekli bir telaş ve acele içinde kaptırıp giderken birden yolun sonundaki sesin şelalenin sesi olduğunu farkediyorum ve “yavaşla” diyorum kendime.

İşyerinde neredeyse onlarca irili ufaklı proje ile boğuşurken her tamamlanan iş yeni birtakım işleri getirir ya da her yeni iş yeni probelm ve sıkıntıları doğurur. Zamanında ya da bir an önce yapabilmek için var gücünüzle işleri tamamlamaya ve bitirmeye çalışırsınız..

Haftasonu eğitimim olmayıp ailece gezmeye giderken kendimi arabada gaz pedalına yüklenmiş buluyorum. Sanki ralli sürücüsüyüm, kazanmam gereken bir yarıştayım gibi.

Yemek yenecek, daha herkes masaya oturmadan bitmiş boş tabağımla buluyorum kendimi. Hızlı yersen kilo alırsın diyorlar, alıyorum gerçekten.

Supermarket’e gidiyorum sanki yazar kasaya ilk varana ödül vereceklermiş gibi kendimi nefes nefese yazar kasanın başında buluyorum.
Ne zaman evden çıkacak olsak, eşimin oflamalarını duyuyorum çünkü yine “hadi hadi hadi” demişim farkında olmadan.

Neden böyle herşeyde ve her konuda aceleci, hızlı ve canı tezim bilmiyorum. Bu yüzden tutacağım ümidiyle bazı sözler vermeye çalışıyorum kendime;

  • Henüz yapamıyorum ama mutlaka “yavaşlayacağım” Sadece mevcut fren teknolojileri bende işe yaramıyor.
  • Bütün kafamı boşaltıp düşüncelere dalacağım zamanlar yaratacağım kendime. Ve zamanı unutturacağım belkide beynime.
  • İşte o zaman hızlı yaşayıp genç ölenlerden olmayacağım.
  • Bu telaş ve kargaşa içerisinde ne kendini nede çevresinekileri ihmal edenlerden olmayacağım.
  • Daha herşeyi hayal etmediğimi düşüneceğim.
  • Herşeyi dinleyeceğim. Belki her ağıza kulak olmayacağım ama tüm duymadıklarımı duymaya çalışacağım.
  • Bir kuş ya da at ile empati yapmaya çalışacağım.
  • Dikkat etmediğim, görmezden geldiğim, değer vermediğim şeylere konsantre olacağım.
  • Yaşadığım şeylerden daha fazla nasıl ders alabileceğimi düşüneceğim.
  • Gazetede bir haberi okurken o haberi yazanı, o haberi yayınlatanı, haberde bahsi geçeni ve bu haberi okuyanları düşüneceğim.
  • Bana neyi düşündürtmeye çalıştıklarını ve bunu neden yaptıklarını düşüneceğim.
  • Karşı olduğum ve red ettiğim şeyleri tekrar değerlendireceğim.
  • Kendimi uzaktan izleyeceğim.
  • Kendimi üzmemek, provoke etmemek için elimden geleni yapacağım.
  • Egom beni alkışladığında kibirimi içime kitleyeceğim.

Ben böyle yazılar yazmam ama bu sefer elim bu kelimelere gitti, bunları yazdırdı bana.

Paylaşın:

Duygularınız size ne anlatıyor?

Duygularımız, bizim için iyi ve kötü olan şeyler konusunda bizi uyaran muazzam bir alarm sistemidir.

Örneğin düştüğümüzde yada bir yerimizi vurduğumuzda hemen fiziksel bir müdahaleye ihtiyaç duyarız. Sargı bezi, bandaj, alkol vb. Bir yandan da özellikle küçük çocuklar için söylenen “elini sobaya değdirirsen birden çekmen ve bir daha asla dokunmaman gerektiği mesajını sana beynin iletir ve sende öğrenirsin.

Bunun aynısı bence duygular içinde geçerli. Duygularımız çeşitli iç ve dış etkenler tarafından tetiklenir ve bize bir şeyler yapmamız gerektiği mesajını verirler.

Yaşadığımız hayatta bizi mutlu eden ve üzen bir çok şey yaşarız. Ör;

Kederlenmek – başkalarının üzüldüğünü görünce, bir aile kaybını hatırlayınca

Öfke – adaletsizlik yaşayınca, biri size küfür ettiğinde

Çaresizlik – patronunuzun bir isteği yada yaptığınız için sonucunda ortaya çıkan bir şey yüzünden

Yalnızlık – sevecek biri ile tanışmadıysanız,

Kalp çarpıntısı ve başağrısı – bizim önemsediğimiz ama kendini önemsemeyen insanlar olduğunda

Acı – sevdiğimiz biri vefat ettiğinde

Korku – tehlike anında

Mutluluk – bir ilişkide yada finansal açıdan işler yolunda gittiğinde, komik bir şey varsa

Rahatlama – tatildeyken, yakın arkadaşlarla birlikteyken, sevdiğiniz bir işi yaparken

Gururlu – iyi bir şey yaptığımız söylendiğinde

Heyecanlı – özel bir şey yaptığımızda

Haz – güzel bir yemek yemek

Daha yazarken aklıma bir sürü örnek geliyor, o yüzden burada kesiyorum. Aslında özetlemek gerekirse biz pozitif duygularımızı dikkate alıp peşlerinden gidiyoruz.

Peki ya kendi inançlarımızdan, düşünce ve duygularımızdan kaynaklanan duygularımız ne olacak?

Şöyle bir şeye inanmıyorum: kızgınlık, incinme, kaygı ve depresyon gibi duyguların başka insanlar yada olaylar tarafından bizim sırtımıza bindiklerine. Aslında kendi duygu, düşünce yada davranış şekillerimiz bence onları davet ediyor.

Bizim sebep olduğumuz ve yine bize zarar veren düşünceler

Korku – olacağını varsaydığımız şeyler ile ilgili

Kaygılarımız

Depresyon

İncinmek

Kızgınlık

Çabuk kızma

Canı sıkılmak

Sobaya değmek konusunu düşünün. Yukarıdaki duygulara sahip olduğunuzda bunların sizin istemediğiniz şeyler olduğunu düşüneceksiniz. Ve bu duygulara yol açan şeylere kendinizi yasaklayacaksınız. Soba suçlu mu sizce?

Örneğin, biri sizi suçladığında incineceksiniz ve sizi incitmekle suçlayacaksınız karşınızdakini. Ben bugüne kadar çevremde hep “özgüveni yüksek biri” olarak tanındım. Ama kendi çevremde “Yeterince iyi değilim” ya da “Yanlış bir şey yapmış olmalıyım” ya da “Olmuyor” diyen bir sürü insan oldu.

Eğer bu tip inançlarınızı bırakır, karşınızdakilerin davranışını kişisel olarak algılamazsanız incinmemiş olursunuz. Yalnızlığınızı aşmak için uğraşırsanız aşarsınız. Birinden ayrıldığınızda üzülebilirsiniz ama bunu size karşı değilde iki kişinin birarada olamaması gibi düşünebilirsiniz.

Eğer kendinizi incinmiş hissediyorsanız bu size önemli bir mesaj vermektedir unutmayın. Sizin için doğru olmayan bir düşünce tarzına sahip olabilirsiniz, olayları kişiselleştiriyor olabilirsiniz ve bu düşünce tarzınız sizi üzmektedir. Size zarar veren düşünce tarzınızdan sıyrılmanız gerekir. (Kendinizi jiletlemenin manası yok)

Aşk, keyif ve iç barış gibi olumlu düşünceleri içinizde büyütebilirsiniz. Siz özünüzde kendinizi büyütebilir ve pozitif hale getirebilirsiniz. İhtiyacınız olan güç içinizde mevcut ancak çıkarmak için biraz uğraşmanız gerekiyor.

Duygularımız bize ne anlatıyor? Dış etkenli üzücü duygularımız bize kendimizi rahat ettirmemiz, rahata doğru yol almamız gerektiğini söylerler. Dış etkenli mutlu duygularımız ise orada kalabildiğimiz kadar kalmamızı. İçimizden gelen bizi üzen duygular ise inanç, duygu ve düşünce tarzlarımızı değiştirmemizi ve kendi kendimize zarar vermememizi söylerler. İçimizden gelen ve bizi mutlu eden duygular ise doğru yolda olduğumuzun işaretleridir.

Duygularınıza vakit ayırın ve onların size verdikleri mesajları iyi anlamaya çalışın!

Paylaşın: