Etiket arşivi: öğrenci

Öğretmenlerin kulağına küpe

Yapılan bir araştırmada öğretmenler açısından aşağıdaki maddelerin eksikliği en önemli problemler olarak ortaya çıkmış, bende sizlerle paylaşmak istedim;

Öğretmenler;

Öğrencilerine zaman kazanma metodlarını öğretmelidirler. Çünkü ayakta kalmanın ve başarı zamanı satın almakla ve zamanı iyi kullanmakla gerçekleşiyor.

Sınıf içi kuralları öğrencileri ile beraber belirlemelidirler. Bu uzun vadede kişinin katılımcı olmasını ve “kabul görme duygusunu” güçlendirecektir.

Öğrencilerin pratik yaparak öğrenmelerini sağlamalı, öğrendiklerinden emin olmalıdırlar.

Ellerindeki malzeme ile yaratıcı yaratıcı eğitimler ortaya koyabilmelidirler.

Bir öğrencinin öğrenme isteğini artırabilmeli, öğrenmeye ilişikin gayretini desteklemeli ve öğrenme amaçlı aktivitelere katılımı cesaretlendirmelidir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Koyunsak çoban lazım!

Hergün negatif ve kontrollü mesajlarla iç içe olan bir toplumda yaşıyoruz. Öğretmenlerimizin ve anne-babaların çocuklarımızı, gençleri cesaretlendirecek pozitif mesajlar vermeye odaklanmaları ve vurgulamaları gerekiyor. Şöyle bir baktığımda birçok kişinin çoban değilde koyun olduğunu görünce üzülüyorum.

Ne zaman öğretmen arkadaşlarımla konuşsam çocukların yaratıcı ve kritik karar verme mekanizmalarını geliştirecek ne tip eğitimlerin teşvik edildiğini sorarım. Sadece müfredat’a yapılan eklemelerle bu konuda ilerleme sağlanamayacağı konusunda hemfikir olduğumuz bir sohbet oluşur ama sonuç?

Çocuklarımız için en iyisini sınırsızca isteyebilirken, mevcut kurallar ve müfredatlar karşısında koyun gibi kalıyoruz. Eğer metaforik olarak koyun olduğumuzu kabul edersek o zaman çok iyi çobanlara ihtiyacımız var demektir. Ama şimdikiler gibi önceki çobandan üstün körü görevini devralmış, yeterki kaçmasınlar kimse bana kızmasın diye düşünen bir çoban değil. Çocuklarımıza yeni fırsatların kapısını açabilecek, onların kapasite ve yeteneklerini en iyi şekilde geliştirmeyi esas alan bir düşünce yapısına sahip çobanlara.

Düşünce tarzı çok önemli. 21. yüzyılın çocuklarının ihtiyaçları nelerdir? Bu çocukların gelecekteki hayatlarında başarılı olmaları için onlara nasıl eğitim vermeliyiz? diye mi sorulmalı yoksa “Çocukların bunları bunları bilmesi lazım diyerek geleceği umursamayan bir düşünce tarzına mı?

Ailelerin okullarda uygulanan yöntem, verilen eğitim müfredatı gibi konulara olan ilgileri çok önemlidir. Giden zamanı geri kazanmak mümkün değil. Bu yüzden çocuklarımızın en iyi şekilde eğitilmeleri için herkes elinden gelenin en iyisini yapmalıdır. Bunun alternatifi yoktur. Ancak ve ancak eğitimli bir kuşak gelecekte bu ülkeyi hak ettiği yaşam ve refah seviyesine ulaştırabilir.

İlber Ortaylı Son İmparatorluk Osmanlı kitabında “okuyan zümre ile okumayan zümreenin çatışması kaçınılmaz” diyor. Eğer bizler okuyan zümreyi ne kadar çok büyütebilirsek ki bence bunun temelinde eğitim yatıyor, bu savaşı kazanan tarafıda belirlemiş olabileceğiz.

Hayatı sadece bir kukla sahnesi gibi görmemek gerekiyor.

Sadece kukla yada kuklacı olunmamalı.

Akıllı olunmalı.

Bir şeyler yapılmalı.

Paylaşın:

Ev ödevi efsanesi

Biz yapmadığımızda kırık not aldığımız, en az 10 sayfa hazırlamamız gereken ev ödevleri ile okuduk. Ev ödevlerini sonradan dönem ödevleri izledi. Her gece yapacak/yazacak bir şeyimiz mutlaka olurdu.

Ev Ödevi konusunu esas alan (The Homework Myth-Ev Ödevi Efsanesi (Da Capo Press; 243 sayfa) yazarı Alfie Kohn ve (The Case Against Homework – Ödeve Karşı Dava (Crown; 290 sayfa) adlı kitsaplardaki bazı bölümlerin ailelerin ve öğretmenlerin ilgisini çekeceğini düşünerek paylaşmak istiyorum :

• ABD’de 2004 yılında 2,900 çocukla Michigan Üniversitesi’nin yaptığı çalışmada 1981 yılından bu yana çocukların ev ödevlerine harcadıkları sürenin %51 arttığı görülmüş.

• Yük yaş küçüldükçe artmakta. 6- 8 yaş arası çocuklar 1981 yılında ev ödevleri için ortalama 52 dakika harcarlarken 1997’de 128 dakika olmuş. Bu yıl AOL ve Associated Press’in yaptığı araştırmada göre ilköğretim öğrencilerinin gecede ortalama 78 dakika ev ödevi ile uğraştıkları bulunmuş.

• Ev ödevlerinin çocukların akademik başarılarına ölçülebilir faydası olduğunu ispatlayan herhangi bir çalışma bulunamamış. Gerçekten ilköğretimde dökülen ter ve gözyaşı kimseyi daha iyi bir okuyucu yada matematikçi yapmamış.

• Ödev arttıkça geri dönüşler azalmış. Ödevlere ayrılan süre sınıf yükseldikçe artarken çocukların başarısının düştüğü gözlenmiş.

• Öğrenci başarısını gözlemleyen ülkeler(Japonya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti) ödevleri azaltırken, başarısı düşük ülkelerin(Yunanistan, Tayland ve İran) ödev yükünü artırdığı izlenmiş.

Ev Ödevi’nin çalışma alışkanlığı kazandırma, kendini disipline etme ve zaman yönetimi konusunda faydasını savunanlar bu ödevlerin çocuğu aynı zamanda okuldan soğuttuğunu ve aile içi ilişkilerde çatışmalara yol açtığını kabullenmiş durumdalar. Çocuğun öğrenme şevkini kıracak ezbere veya sadece sayfa doldurmaya odaklı ödevlerin çocuklara zarar verdiğini söylüyorlar.

Önerilen çözümlerde ise ödev politikası olmaması ve hayatın içinden örneğin ailesi ile aile tarihçesinin ropörtajını yapmak, mutfak kimyası yada ailesi ile birlikte kitap okumak gibi faaliyetler öneriliyor.

Bir diğer öneride her sınıf için 10 dakikalık ödeve vakit ayırma, tatil ödevi vermeme,haftada en fazla 2 test yapma, haftasonuna az ödev verme ve pazartesileri özellikle sınav yapmama.

Umarım eğitmenlerimizin işine yarayabilecek birkaç kelime karalayabilmişimdir.

Paylaşın: