Etiket arşivi: problem

Projelerde Erken Uyarı Sinyalleri

Projelerde erken uyarı sinyalleri ne kadar erken fark edilirse, durumu düzeltmek için o kadar fırsat yaratılabilir. Görmememek, görmezden gelmek veya önemsememek daha büyük problemlere yol açar.

Erken uyarı sinyalleri nelerdir;

  • Projenin İş Gerekçesinde belirtilen koşulların dışına çıkması
  • Projenin amacı ve hedefleri hakkında paydaşların farklı görüşleri ve yaklaşımları
  • Mutsuz / ilgisiz paydaşlar, ekip ve yönetim
  • Paydaşların sürekli eleştiri yapmaya başlaması
  • Etkilenebilecek paydaşlara herhangi bir uyarı olmaksızın yapılan değişiklikler
  • Proje kapsamının bayatlaması, teslimatlar veya ürün için talebin kalmaması
  • Sponsorun projeye ilgisini kaybetmesi, zaman ayırmaması,
  • Yönetimsel kararların gecikmeye başlaması
  • Gergin geçen toplantılar
  • İşlerin ortada kalmaması, rol ve sorumluluklara ilişkin çatışmalar
  • İhtiyacı karşılayacak şirket içi süreç, politika vb.nin yetersiz kalması, olmaması
  • Aşamaların tam anlamıyla tamamlanmadan kapatılması
  • Şirket içinde kritik çalışan devir hızının yükselmesi
  • Beklentilerin sık ve gerçekçi olmayacak bir biçimde değişmesi
  • Eksik ve yetersiz raporlama
  • Tekrarlayan problemler
  • Aşırı iş yükü, fazla mesailer, uzun çalışma saatleri
  • Belirsizliklerin artması
  • Her şeyi acil olarak yorumlama, yapmaya ve istemeye çalışma
  • Toplantı katılımlarında azalma
  • Problemlerin geç fark edilmesi
  • Yeniden çalışma gerekliliklerinin artması
  • Değişikliklerin artması ve yönetilememeye başlaması

Erken uyarı işaretlerinin iyi değerlendirilirse, proje ile ilgili aşağıdaki yorumlar yapılabilir;

  • Orijinal gereksinimlere göre başarılı olabilir, ancak bazı küçük değişikliklere ihtiyaç var.
  • Düzeltilebilir, ancak büyük değişiklikler yapılması gerekebilir
  • Başarılı olamaz ve proje durdurulmalı

Bu durum üç sonuç üretir;

  • Proje tamamlanacak.
  • Proje tamamlanabilir, ancak büyük maliyetli değişikliklere katlanmak zorundayız.
  • Proje iptal edilmeli.
Paylaşın:

Proje Başarısızlık Sebepleri

Proje başarısızlığının sayısız sebebi var. Bazı sebepler bilişim teknolojisi gibi belirli endüstrilerde oldukça yaygındır, bazıları ise tüm sektörlerde görülebilir.

Proje başarısızlığının sebepleri üç geniş kategoriye ayrılabilir:

  • Yönetim hataları: Çok fazla gereksiz kapsam değişikliğine izin vermek, doğru yönetişim sağlayamamak, zamanında karar verememek ve proje yöneticisinin yardım talebini göz ardı etmek suretiyle, paydaş yönetimindeki başarısızlıktan kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda altın kaplama (fazla kapsam) ve proje sağlık kontrollerinin yapılmamasının bir sonucudur.
  • Planlama hataları: PMBOK® Kılavuzunda belirtilen ilkelerin izlenmemesi, planında “durdurma düğmesi” bulunmayan, proje denetimleri veya sağlık kontrolleri için planlama yapılmayan, doğru proje seçilmemesi nedeniyle uygun izleme ölçümleri geliştirilemeyen kötü proje yönetiminin sonucudur.
  • Dış etkiler: Çevresel girdi faktörlerini doğru değerlendirmedeki başarısızlıklardan kaynaklanır.

Aşağıda, başarısızlığın genel sebeplerine ilişkin listeyi görebilirsiniz;

  • Projeye dahil edilmeyen veya son anda edilen paydaşlar
  • Projenin paydaş önceliklerine girmemesi, az destek ve sahiplenmeme
  • Projenin gerçekleştirilme gerekçesine inanmama
  • Kurumsal hedeflerin alt organizasyon seviyelerinde anlaşılmaması
  • Gerçekçi olmayan bitiş tarihleri ve bütçeler
  • Kötü tahminleme (Özellikle finansal)
  • Paydaş beklenti ve gereksinimlerinin net olmaması
  • Gerçek dışı varsayımlar
  • Planlama için yetersiz ve kalitesiz veri olması
  • Planlamanın tüm paydaşların katkısı olmadan yapılması
  • Yetersiz veya eksik şartlar
  • Kaynak eksikliği
  • Atanan kaynakların bilgi ve deneyim eksikliği
  • Sürekli değişen kaynaklar
  • Zayıf proje planlaması
  • Değişikliklerin yönetilememesi
  • Projeyi kurtarıcı alternatif planların olmaması
  • Kontrolün kaybedilmesi
  • Düzensiz veya bir sisteme bağlı olmadan yeniden planlama
  • Projenin insan tarafına özen gösterilmemesi
  • Planlama yeterli zaman ayırılmaması 
  • Yapılan planlardan ekibin haberdar olmaması, yanlış bilgilendirilmesi
  • Paydaşlar arası çatışmalar
  • Planı önemsememe ve uymama
  • İzleme ve kontrol eksiklikleri
  • Erken uyarı sinyallerini dikkate almama
  • Ortak dil olmaması
  • Paydaşlar arası iletişimsizlik
  • Risk Yönetimi yerine problem yönetimini tercih etme
  • Sözleşme hataları
  • Rol ve sorumlulukların net olmaması
  • Proje Yönetimi konusunda bilgi sahibi olmama
  • Paydaş önceliklerinin çatışması

Kaynak: Harold Kerzner’den esinlendim ama Türkiye’de yaşanan önemli problemleri kendim ekledim.

Paylaşın:

Patron problemleri ile baş etme

Her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi varsa her patronunda kendine has bir tarzı vardır. Daha çok olumsuz örneklere yer verdiğim bu yazımın sizlere yol göstermesini umuyorum.

Kronik mikro yönetim problemi

Eğer patronunuz sizden bir şey yapmanızı istiyor ama tam ve açık olarak ne istediğini söylemiyor ve sizi işinizi yaptığınızda sürekli “olmamış” diyorsa problem var demektir. Yapacağınız şey her işinizi planlamak, düzenli olarak rapor vererek doğru yolda olup olmadığınızı teyit etmektir.

Belirsiz öncelik problemi

Eğer patronun sürekli öncelikleri değişiyor, başlanan işler yarısında bırakılıyor ve yapılan işlere getirisine yada faydasına göre bir öncelik verilmeksizin sadece “patron istediği” için yapılıyorsa bu ayrı bir sorundur. Yapmanız gereken patrona email ile yapmanız gereken konusunda anladığınızı yazarak teyit ettirmektir. Diğer yandan eğer bazı işleri yarıda kesmek zorunda kalacağınızı biliyorsanız ileride tekrar günyüzüne çıkabileceğini düşünerek ilgili tüm bilgi ve dokümanlarla iyi bir yere kaldırmanızda fayda vardır.

Patlayan tahammülsüz patron problemi

Her ne kadar hatalara verilen yanıtlar kişilerin kalitesini ve zekasını gösteriyor olsada patron çok çabuk hiddetleniyor olabilir. Bu durumda sakin kalmalı size gerçekten ne söylemeye çalıştığını, gerçekte neye kızdığını anlamaya çalışmanız gerekir. Hatta mümkünse onun kızgınlıüğında sadece kafa sallayıp onaylamak, sakinleştiğinde gidip konuşmak en doğru yoldur.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Sürekli şikayet edenlerle baş etmek!

Gerek çevrenizde gerekse işyerinizde sürekli şikayet eden, kronik şikayet etme problemi olanlar var mı? Onlar için hava ya soğuktur ya da sıcaktır, patron her zaman kötüdür, trafik her zaman berbattır, yemekler kötü çıkar….siz gerisini getirin.

Sürekli bardağın boş tarafını gördükleri gibi bunu diğer insanlara yansıtmaktanda çekinmezler. Herkesin derdinini başındna aşkın olduğunu, bir de kendi dertleriyle yada manasız şikayetleriyle onlarıda bunaltmamaları gerektiği hassasiyetine sahip değillerdir.

Aslında yanlış olan bir şey mutklaka şikayet edilmelidir, şikayete karşı çıktığım yok ama kronik şikayetçiler yada sürekli şikayet edenler çevrelerindeki insanlarıda mutsuz ederler. Ve hatta biraz iddalı olacak ama bu şikayetçi ve negatif insanlar çalıştıkları birim yada şirketinde zarar görmesine sebep olurlar.

Bu konuda çeşitli çalışmalar yapılıyor. Örneğin bir Alman şirketi o gün kendinizi iyi hissetmiyorsanız şirkete gelmemenizi kabul ediyor. Fakat bir yandan da bu tip davranışların üzerine gitmenin onu daha da kötüleştirdiği yönünde. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken şeyler var;

Okumaya devam et

Paylaşın:

İşyerinde söyleyemediklerimiz

Herkes işyerine astına, üstüne, beraber çalıştıklarına, toplantı esnasında misafire ya da müşteriye kızabilir. İşte bu tip durumlarda aklımıza ve oradan ağzımıza bir şeyler gelir söyleyemeyiz. Bazıları sonuçlarına katlanarak söyler o konumuzun dışında ayrı bir yazı konusu.

Kolay kolay söyleyemeyeceğimiz sözler;

  • Ne demek istediğini anladım ve saçmasapan olduğunu düşünüyorum.
  • Yeterince yeteneğim var ve vizyona sahibim. Böyle şeylerle vaktimi harcama.
  • “Yapmayacağım” yada “Yapmıyorum”
  • Gerçekten Türkçe konuşuyor gibisin ama anlamıyorum seni.
  • Kendini rezil etmek için özel bir çaba harcıyorsun.
  • Sizinle toplantı yapmak istemiyorum, hiç iş çıkmıyor, sadece zaman kaybı.
  • Sana güvenmiyorum.
  • Sen olmasan çok daha rahat olacağım ve işimi rahat yapacağım.
  • Seni anlamamamaları seni büyük yapmaz.
  • Senin bizden fazla biliyor olman seni adam yapmaz.
  • Neden senin dediklerin hiç aklımda kalmıyor?
  • Ben önyargılarıma güvenirim ve seninle ilgili kötü mesajlar alıyorum.
  • Gerçekte problemin ne?
  • Seninle benim gerçeklerimiz sadece tesadüfen eşleşiyorlar.
  • Seni seviyorum. Bana genç ve aptal olduğum günleri hatırlatıyorsun.
  • Neden bütün aptallar beni buluyor?
  • Teşekkürler. Sadece size ait olan bu bakış açısı ufkumuzu genişletti.
  • Hayır ve kesinlikle hayır.
  • Hayır, ben güçlerimi ve yeteneklerimi sadece iyilik için kullanırım.
  • Biri bir şey mi dedi?
  • Git kendin yap
  • Bunu bile beceremiyorsan eve nasıl gidebiliyorsun
  • Yalan söylüyorsun.
  • Abartma yahu.
  • Sen gerçekten aptalsın.

Bazen içimize dert olur bu sözler bazen bir yolunu bulur söyler rahatlarız. Doğrusu nedir derseniz, bilmem. Neyi, kime, ne zaman ve nasıl söylediğiniz çok önemli. Birde klişe olarak ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin anlayabildiği kadarı önemli olacağı için kantarın topuzu sizde.

Paylaşın:

Yönetenlere öneriler

yoneticilereSözlerim sadece kartvizitlerinde yönetici ibaresi olanlara değil. Bir öğretmenseniz öğrencilerinizi, bir pilotsanız uçak mürettabatını, bir basketbol koç’u isenin takımınızı, ev kadını iseniz evinizi yönetmek zorundasınız. Aslında herkes belirli zamanlarda ve yerlerde yönetici oluyor.

1.Sinerji yaratın. Söylemesi kolay dediğiniz duyar gibiyim. Aslında ekibinizi iyi tanırsanız yani memleketleri, sevdikleri müzik, hobileri vb. onların enerjisini harekete geçirecek iletişimi kurabilirsiniz diye düşünüyorum. En azından bir arada bir arada bir şeyler yapmanın tek başlarına bir şey yapmaktan daha verimli olduğunu görmelerini sağlayabilirsiniz.

2. Gereksiz ve fuzuli işleri ayıklayın. Gereksiz sorumlulukları yeniden düzenleyin.

3. Verdiğiniz talimatların yerine ulaştığından ve anlaşıldığından emin olun. Askerde “Emir Tekrarı” diye bir uygulama vardır. Komutan bir emir verdiğinde ast’ı emri sözlü olarak ekrar eder. Böylece emri dinleyip dinlemediği ve anlayıp anlamadığı anlaşılır. Ayrıca anlaşılır olmaktta sizin sorumluluğunuz olmalı. Yani 5 N 1K olmalı. Ne nerede nasıl niçin neden ve kime gibi bir talimatı açıklayıcı kılacak tüm unsurlar sözünüzde yer almalıdır.

4. Çalışanlarınızın sizin söylediklerinizi yapabilecekleri, koyduğunuz kurallara uyacakları bir güven ortamı yaratmalısınız.

5. Yaptıkları işten keyif alacakları şekilde ilginç işlerle onları görevlendirmelisiniz. Ancak burada sıkıntı ve heyecan duyma arasındaki ince çizgiyi iyi kollamanız gerekir. Çok heyecanlanan ya da mutlu olanların tembelleştiği görülür.

6. Profesyonellik her alanda korunmalıdır. Örneğin birini işten çıkarmak kolay değildir ama bunu kişisel olarak algılamadan uygun bir şekilde yapmak gerekir.

7. Sakın çalışanlarınızı birbirleri ile kıyaslamayın.

8. Herkesin şahsına münhasır olduğunu, farklı bir kimlik ve dünyası olduğunu unutmayın.

9. Mecbur olunmadıkça verilen bitiş tarihlerine uyulması konusunda ısrarcı olun.

10. İnsanlarla çalıştığınızı unutmayın. Onlar robot değildir. Bu yüzden onlara saygı duymalı, duyguları ve tavırlarını dikkate almak durumundasınız.

11. Samimiyetle laubaliliği karıştırmamalı, başkalarınında buna dikkat etmesini sağlamalısınız.

12. Başarıları herkes ile paylaşmalısınız.

13. Sıkıntılı bir durumda sıkıntı kaynağını bulmalı, eğer bir çalışanınız ise onunla konuşmalı ve durumu düzeltici pozitif eylemi belirlemelisiniz.

14. Çalışanlarınızın kişisel problemlerinde empati yaparak onları anlamaya çalışın. Onları anlamanız yaptıkları işin kalitesini belirleyecektir.

Paylaşın:

Yardım istemeyi bilmek

hot-to-ask-for-help-or-introductionsBugüne kadar yöneticilerinizden, astlarınızdan, arkadaşlarınızdan, ailenizden, sevgilinizden nasıl yardım istediğinizi düşündünüz mü? Her yardım istediğinizde istediğiniz gibi bir karşılık gördünüz mü? Görmediğiniz durumlarda sizce suçlu kimdi?

“Yani Emre’den yardım isteyelim diyorsun” dedi Ahmet.

“Evet” dedi Elvan “Daha önce benim için birkaç iş daha yapmıştı”

“İhtiyacımız olan desteği alacağımızdan nasıl emin olabilirim? Bizim ona işimizin düşmesini nasıl yorumlar?” dedi Ahmet.

“Kolay” dedi Elvan. “Önce sen ödevini iyi yapacaksın. Neler olduğunu ve neden olduğunu ona iyice anlatacaksın. Konu üzerindeki ilgisini kaybetmemesi için sürekli takip edecek, gerekiyorsa ilginç hale getirmeye çalışacaksın.”

“İyide bu dediğini nasıl yapacağım?” dedi Ahmet.

“Sadece ilk 10 dakika onun ne istediğini, neye ihtiyacı olacağını sorarak başla. Zaten sonrası gelecektir.” dedi Elvan

Elvan bir konuda yardım istemeye yönelik birkaç ipucunu Ahmet’e vermişti. Yardım istemeninde bir adabı, ahlakı ve etiği var. Yardım istediğimizde hem yardımı alabilmemiz hemde doğru yardımı almamız önemlidir. Bu sebeple yardım istemeden önce bazı konularda hazırlıklı olmamız gerekir;

Kendi yapabileceğiniz herşeyi önce kendiniz yapmaya çalışmalısınız. Sadece yapamadığınız ve tıkandığınız noktada yardım istemelisiniz.

Kimden yardım isteyebileceğinizi iyi değerlendirin. Yanlış kişiden yardım isteyip hem kendi vaktinizi hemde onun vaktini boşuna harcamayın.

Yardım isediğinizi kişinin vaktinin ve koşullarının uygun olup olmadığını mutlaka sorun.

Geç kalmadan yardım isteyin. Geciken yardımın faydasından çok zararı olabilir. Zamanında davranın.

Ne konuda yardım istediğinizi tek bir cümle ile açıklayabilmeniz gerekir. Amacınız net olmalı, probleminizin ne olduğunu tam olarak kavramış olmalısınız. Net olun, alternatiflerede açık olun.

Yardım alternatiflerinin tamamını düşünün. Farklı kişilerden farklı şekillerde yardım alabilecekseniz bunları iyice değerlendirin.

Alternatifleri araştırın. İnsanlar, hazırlıksız, ne istediğini bilmeyen ve dar görüşlü kişilere yardım etmekte isteksiz olurlar unutmayın.

Probleminize yardımı ilginç bir hale getirirseniz yardımcı olma konusunda istek yaratırsınız.

Size uzatılan yardım elini mutlaka tutun. Bir yardım talebini redderek yada göz ardı ederek gerçek problemlerin doğmasına yol açmayın.

Yardım eden yardım bulur. Kurumlarda ve ailelerde yer alan bireyler birbirlerine destek ve yardımcı olarak gelişimi, ilerleyi ve huzuru sağlarlar. Sizi elinizden geldiğince yardımcı olun çevrenizdekilere ve size uzatılan yardım tekliflerinide asla geri çevirmeyin.

Paylaşın:

Ne istediğini bilmeyenler hep olacak

Şirketlerde herkesi etkileyecek çalışmalar yapılacağı zaman herkesin görüşü yada istekleri alınmaya çalışılır. Böylece etkin bir planlama yapılarak hem maliyetler kontrol altında tutulmaya çalışılır hemde doğru iş yapılmaya çalışılır.

Canan duyduğuna inanamıyordu. Teknik bölümün başı olarak tüm şirketteki yazılım ve donanımlarla ilgili prosedür ve düzenlemeleri yapmaya başladığı anda önündeki kaos’u görmüştü. Bir süre sonra bütün birim müdürlerinin gelip kafasını şişreceklerin tahmin ediyordu.

Belki de güneye gidip bir kafe açmanın tam sırasıydı ama buda çok kolay bir karar değildi. Ya bu işi doğru dürüst yapmanın bir yolunu bulacaktı yada bu işi yapmayacaktı.

Aslında işin başında tüm birimlere çok basit bir form göndermiş ve kimin neye tam olarak ihtiyacı olduğunu iki satır karalamalarını istemişti. Böylece planlamasını yapmıştı. Ama o formu gönderdiğinde yeterince ciddiye alınmadığı için geçiştirilerek doldurulmuş şimdi tam sistemin kurulma aşamasında herkes tüm dikatini bu işe verip tüm gereksinimlerini değiştirmek istiyorlardı.

İnsanlar her zaman ne istediklerini bilmezler, ama eğer biraz çaba gösterirlerse ileride neye ihtiyaç duyabileceklerini az çok kestirebilirler.

Ertesi sabah aklına çok hoş bir fikir gelmişti:

Kabullen
Bir problem olduğunu önce kabullenmek gerekiyordu. Halbuki bugüne kadar hep doğru yaptığını ve diğerlerinin hatası yüzünden sıkıntılar yaşandığını düşünüyordu. Şimdi hep doğru yaptığı işi yaparken taktığı şapkayı çıkarıp müşteri şapkasını takacaktı.

Pareto Prensibi ile bekleyecekti
Pareto prensibi (80/20 kuralı) problemlerin %80’ini işlerin %20’sinden kaynaklanır demektedir. Bu projede en büyük sıkıntı toplam 20 birimin 4’ünden kaynaklanmaktaydı. Eğer bu 4 birim problemini giderirse zaten büyü koranda rahatlayacaktı. Ancak bu birimlere özel ilgi göstermesi belki ziyarette bulunması gerektiğini anlamıştı.

Düzeltici önlemlerdense önleyici önlemler almak
Aslında yangın söndürücü alıp yangın çıkarsa söndürmek yolunu seçmektense yangın çıkmaması için önlem almak yeğdir. Bu formları dolduracak olanlara ve talep yapacaklara neye ihtiyaçları olduğunu kavratacak bir eğitim yada yol gösterme çok daha iyi olacaktır.

Paylaşın:

Başarmaktan korkmayın

Diyelim ki kilo vermek istiyorsunuz ya da kendinize bir iş kurmak. Neler yapmanız gerektiğini araştırdınız, neleri yapmanız gerektiğini çok iyi biliyorsunuz ama bir türlü adım atamıyorsunuz.

Şimdi bir sorum var: Bunu başarırsanız ne olacak? Ama burada hayalleri değil gerçekten başınıza neler geleceğini, nelerle uğraşmaya başlayacağınızı, hayatınızın nerede nasıl değişeceğini düşünmenizi istiyorum. Diyelim ki hedefinize ulaştınız ne olacak?

Sakın “zayıflarsam narin biri olacağım” yada “dükkan açarsam çok para kazanacağım” gibi klişe cevapları vermeyin. Gerçekten 5-10 dakika bu hedefinizi gerçekleştirirseniz hayatınızın nasıl değişeceğini düşünün.

Her halukarda beklenmedik şeylerle karşılaşacaksınız ancak şu anda da tecrübenizle bir takım şeyleri öngörebiliyor olmalısınız. Aslında öngörebildiklerinizde yeterince size iş çıkaracak cinstendir diye tahmin ediyorum. Örneğin zayıfladığınızda şunlar olabilir, kimse kilo verdiğinizi farketmez ve yorum yapmaz, nasıl diyet yaptığınızı soranlar çıkar, siz bu yeni kilonuzu koruyabilmek için beslenme düzeninizi hayatınız boyunca değiştirirsiniz, yeni elbiseler almanz gerekir, daha çekici bir hale gelmişsinizdir, diğer şişmanların kıskandığı biri haline gelirsiniz, aileniz bu şekilde kilo vermenize karşı çıkıyor olabilir, sürekli kilo düşünmekten stresiniz artabilir, diyetle birlikte en çok sevdiğiniz şeyleri yiyemeyecek olmanız sizi üzecek olabilir, ve böyle bir liste uzar gider. .

Özetlemek gerekirse başarmak istiyorsak bir şeyleri değiştirmemiz gerekir yada bir şeyler değişir. Her değişimin artı ve eksi tarafları mutlaka vardır. Çoğu zaman bir şeyleri başarmak istediğimizde negatif şeyler daha ağır basabilir.

Aslında birçok işe başlarken pozitif olarak hep işin olumlu taraflarını düşünerek yola çıkarız. Aslında çok normal bir şeydir bu. Fakat böyle yapınca negatif şeyler karşımıza çıkar çıkmaz moralimiz bozulur. Unutmayın özellikle biz Türkler çok duygusal insanlarızdır. Eğer işin başında negatif şeyleri samimiyetle düşünüp birer birer ele alabilsek işte o zaman artısıyla eksisiyle gerçekten bir işi moralimiz bozulmadan başarma şansımızı artırabiliriz.

Yıldız Savaşları gibi düşünün. Öncelikle hedefinizin aydınlık tarafına odaklanın ama karanlık tarafı da ihmal etmeyin. Çünkü her halukarda karanlık tarafla karşılaşmak zorunda kalacaksınız.

Aslında başarı korkusu dediğim şey işte bu. Bir şeyleri başarıyorsunuz fakat önceden yeterince vakit ayrmadığınız karanlık taraf ile karşılaşmaya başladığınızda çabucak moraliniz bozulmaya başlıyor. Başarı korkusu, bir şeyi başardıktan sonra ortaya çıkan istenmeyen etkilerdir.

Öngöremediğiniz şeylerin karşınıza çıkmasından korkmak bir çözüm olamaz. Eğer farkında olmanıza rağmen hasır altı ettiğiniz şeyler varsa, mutlaka karşınıza çıkacaktır unutmayın, hatayı başkalarına yüklemeyin.

Bence en önemli problem dışarıdan herkese çok pozitif gibi görünmesine rağmen bu korkuyu içinde gizlice yaşatıp büyütenlerde.

Biraz tekrar gibi olacak ama “Başarırsam ne olacak?” bence bu problemi çözmede işe yarar. Çünkü korkularınızı ortaya çıkarmaya yarayacaktır.

Birde sıkıntılı bir olasılık var ki şu: Diyelim ki kilo vermeye başlayacaksınız fakat yeni elbise alacak paranız yok. Şimdi bu durumda sizin sağlığınız için gerekli olan bir hedefe ulaşmanızı engelleyecek bir kısıt söz konusudur. Benim önerim o noktada “para kazanmayı” da hedeflerin içine sokarak pratik bir yol bulmaya çalışmak olacaktır.

Belkide “Başarırsam ne olacak?” diye sorup yanıtladığınızda artık o hedef ile uğraşmak istemeyeceksiniz. Daha size göre, size daha çok değer katacak bir tarafa yöneleceksiniz. Zaman her zamanki gibi kıymetli ve siz zamanınızı size en çok değer katacak ve mutlu edecek şeyler için kullanmalısınız. Artısıyla eksisiyle üzerine gideceğiniz hedefler, uğruna savaşmaya değmelidir.

Çok sevdiğim bir slogan ile bitirmek istiyorum: İsterSEN yaparsın!

Paylaşın:

Hata yapmaktan korkmayın!

Yaşadığımız sürece hatalar yapacağız bu kaçınılmaz. Hata yapmak insan olmanın bir sonucu.

Bundan altı yıl önce şöyle bir hata yapmıştım;

Türkiye’de yerleşik oldukça büyük bir bilişim şirketi(BE) benim e-ticaret direktörü olduğum bankaya gelmiş ve “Biz cep telefonları için logo-melodi ürettik ve satmak istiyoruz” demişlerdi. Bende “Böyle bir şeyi kim alır?” demiştim. Fakat firma çok ısrarlı olunca onlara sanal pos vermiş ve satış başladıktan sonraki ilk ay neredeyse sistemimiz kitlenir duruma gelecek kadar çok satış olmuştu. Yanılmıştım fakat iyiki yanılmıştım. En azından böyle “niş” bir ürünün aslında herkesin tercih edebileceği “genel” bir ürün olabileceğini öğrenmiştim.

Eğer kendinizi mükemmel veya bir süper kahraman olarak görüyorsanız muhtemelen bir iki gün içerisinde yapacağınız bir hata ile bu düşüncenizin doğru olmadığını görecek ve hatta üzülebileceksiniz. Hata yapmak üzülesi olmaktan çok insanlığınızın bir kanıtıdır oysa. Asıl problem “hata yapmadığınızı düşünmenizdir.”

Alın size bir hatamı daha anlatayım: Yine aynı bankadayım ve beyaz eşya sektöründe kendi tabirleriyle lider bir firma ile bir proje yürütüyoruz. Bazı sıkıntılar var ve ben banka içerisindeki ilgili kişilere bu konuda detaylı bilgi içeren ve bu arada eğer firma ile bir araya gelinirse “şunu söylememiz lazım” gibisinden bilgileri yazdım. Aslında içerikte hiç bir sıkıntı yoktu ama yinede bankaya hitaben yazmıştım. Peki ne yaptım? Bu mesajı o firmadan gelen bir mesajı reply to all (hepsine geri yolla) seçeneği ile gönderdim. Yani o firmayada gitti. Tam bir rezalet ama bir daha asla “kime gönderdiğime bakmadan” bir mesajı göndermemem gerektiğini anladım.

Eğer hatanızın farkına varıyor ve bu yönde kendinizi düzeltecek bir şeyler yapıyorsanız iyi yoldasınız demektir.

Birde bizi hatalarsan koruyan daha küçükken anne ve babamızdan öğrendiğimiz şeyler vardır. Bence en önemli nokta bu. “Odanı düzenli tut” “Temizliği ihmal etme” “Kontrol etmeden açma” vb. uyarılar daha küçükken bize öğretilir ve ben bunlara “hayat kurtarıcı kurallar” diyorum.

Ben askerliğimi asteğmen olarak 1994 yılında Güneydoğu’da hareketli bir ortamda tim komutanı olarak yapmıştım. Öyle bir ortamda hata yaparsanız ölebilirsiniz. Şaka yapmıyorum gerçekten “ölebilirsiniz” Rahmetli annemin bu hayat kurtarıcı kuralları benim çok işime yaramıştı. Ruhu şad olsun.

Birde şu var “bir daha asla aynı hatayı yapmayacağım” kandırmacası. Ben arabamın farlarını kaç kere açık unutup aküyü bitirdiğimi hatırlamıyorum bile. Yok böyle bir şey. Üstelik böyle düşünürseniz hata yaptığınızda hem üzülüyor hemde kendinize çok kızıyorsunuz.

Bence söylenmesi gereken şu “ hata yapmamak için elimden gelenin en iyisini yapacağım”.

Eğer hata yaparsanız;

Hayatın sonunun gelmediğini düşünün..
Kendimizi geliştirmek ve düzeltmek için bir fırsat olduğunu düşünün.
Siz hatalarınızı ne kadar erken farkeder ve düzeltirseniz çevrenizede o kadar faydalı olacağınızı düşünün.
Buradaki özellikle bir yazım bazı okuyucuları rahatsız etti ve içtenlikle bana görüşlerini ilettiler. Gerçekten çok teşekkür ediyorum. Bu amatör yazma maratonunda daha dikkatli ve titiz olma konusunda bana yol göstermiş oldular.

Bu yazımı “Hatasız kul olmaz, sulçi lisan etti isem affola” diyerek kapatıyorum.

Paylaşın: