Etiket arşivi: problem

Başarmak için nasıl motive olabiliriz?

Bazen ne yapacağınızı bilmenize rağmen yapma isteğini/enerjisini bulamazsınız. Örneğin bir işe başlarken onun sonunu getirebilecek enerjiyi kendinizde bulamazsınız. Eğer bir problemi uzun bir süre gideremezseniz genel olarak kendinize olan güveninizde zararlı etkiler bırakmaya başlar. İşte bu noktada motivasyon probleminin olduğunu düşünmeye başlayabilirsiniz.

Bunun bir çözümü kondisyondur ve iki formu vardır diyebiliriz;

  1. Düşünsel kondisyon
  2. Davranış kondisyon

Düşünsel kondisyon, ne düşündüğünüzün kontrolüdür. Aslında bu temel olarak eğer doğru düşünürseniz doğru aksiyonu alırsınız ve istediğiniz sonuçlara ulaşırsınız. Nasıl yapılır? Pozitif şeyler hakkında konuşmak ya da okumak, pozitif sonuçları hayal etmek, gününüzü anlatmak için negatif kelimeler yerine pozitif kelimeler kullanmak. (Ör. Çok kötü bir gün geçirdim yerine çok değişik bir gün geçirdim diyebilmek) ve mümkünse meditasyon yapmak.

Problemi yaratanın negatif düşünceler/varsayımlar olduğu durumlarda çok işe yarayacaktır.

Davranışsal kondisyon ise başarının davranışsal modelidir. Yani düşüncelerinize bağlı kalmadan eğer doğru şeyi yaparsanız doğru sonuçlar alacağınızı düşünmek. Ör sabah erken kalkabilmek için saati kurmak, iyi bir şeyler yaptığınızda kendinizi ödüllendirmek vb.

Ben aslında her ikisini de kullanıyorum. Eskiden sadece çok iyimser biri olmamakla birlikte düşünsel kondisyonu kullandığımı söyleyebilirim. MS hastası olduğumu öğrenmem ile birlikte her iki şekilde de motivasyonumu yüksek tutmayı başardım. Düşünsel kondisyonda en büyük problem eğer doğru hareketi çabuk alamazsanız düşüncelerinizin tam tersine dönmesidir. Doğru düşünceyi, yanlış hareketle tüm amaçtan saptırmış olursunuz. Davranışsal kondisyon ise davranışınızı değiştirmenize bağlıdır. Yani zırt pırt para harcıyorsanız bunu kesersiniz ve doğal olarak tasarruf etmiş olursunuz. Ne düşünürseniz düşünün sonuç olumlu olmuştur.

Temel olarak motiasyonu hareket izler. Hareketle beraber motivasyon artar. Böylelikle iyi bir çevrime girmiş olursunuz.

Davranışsal kondisyonda en önemli şey kontrol ve yerine koymadır. İstediğiniz sonuçları almanızı sağlayacak aksiyonları iyice düşünün. Eğer davranışlarınız istediğiniz sonuçları almaya yönelik olarak otomatik olarak değişirse zaten zincirleme bir başarı gelecektir. Eğer hedeflerinize ulaşamıyor, istediğiniz sonucu alamıyorsanız davranışınızı değiştirin. Sadece kendinize yeterince zaman ayırın ve önem verin, gerisi gelir.

Güzel bir kahvaltı ve müze ziyareti planladınız ancak havalar çok sıcak olduğu için gitmeyi riskli ve zahmetli buluyorsunuz. O zaman evinizde güzel bir duş ve film seyrederek aynı keyfi yakalamayı düşünebilirsiniz.

Davranışlarınız, moral ve motivasyonunuzun önemli belirleyicilerdir. Pozitif düşünce pozitif enerjilerin önünü açar ve sizin istediğiniz sonuçlara erişiminizi kolaylaştırır.

Paylaşın:

Ördekler kadar uyanık olun

Problemleri çözmeye çalıştığımızda karşımıza çıkabilecek farklı görüşleri, gerekçeli tartışmaları az çok tahmin ederiz. Sabit düşünceler ve özellikle sınırlı tartışmalar beklenmedik riskleri yaşamamızın önünü açarlar.

Ankara’da kışın ortalarında Gölbaşı mevkiindeki göl donar. Bazı ördekler ve kuşları görürsünüz, yani hayat bir şekilde devam etmektedir. Ördekler yeni doğan günün ışıklarını farkında olarak birbirlerini ısıtmak için yan yana dururlar. Sadece onlar için konforlu olacak bir biçimde hem kanatları hemde vücütlarını birbirlerini ısıtmak için pozisyonlandırırlar.

Gözlerini kaparlar ama uyumuyorlardır. Sık sık olası bir tehlikeye karşı etraflarını kolaçan ederler. Herhangi bir durumda hepsi farklı bir tarafı görüyor olacak şekilde hepsinin kafası başka yöne doğrudur.

Ördeklerin tamamı etraflarının %100’ünü görmektedir. Herhangi bir tehlike durumunda tehlikeyi farkeden diğerlerini uyarır.

Bu sistem işler çünkü her ördek kendi için konforlu olan farklı bir nokta yakalayabilmektedir. Ne hepsi aynı yöne bakmakta ne de aynı kanadın altına girmeye çalışmaktadırlar. Farklı yönler sürünün güvenliğini garantilemektedir. Problem çözümlerinde bu noktayı bazen unuturuz. 

Ses getiren kararlar için güçlü tartışmalara gerek duyulur. Bazen önerilerin çok fazla sorgulanması kişilerin kendini güvensiz hissedecekleri kadar büyük bir güç yaratabilir.

“Eleştiri-Geliştiri Ekipleri” Kurmak

Herhangi bir fikriniz olduğunda bu fikre karşı çıkacak ve geliştirecek şirket içinden birilerini bir araya getirin. Onların görevi zor sorular sormak ve “eğer şu olursa” vb. sorularla önerinizi değerlendirmek olacaktır. Bu yaklaşım fikri güçlendirecektir. Bu işi katılımcıları rahatsız etmeyecek bir düzende tekrar etmeye dikkat ediniz.

“Eleştiri-Geliştiri Ekipleri” ile birkaç aylık bir çalışma sonrasında alınan kararların ve getirilen önerilerin ne kadar güçlendiğini göreceksiniz.

Bu çalışmalarda suni sorunlar yaratmaktan kaçınılmalıdır. Mümkün olduğunca verimliliği artıracak gerçek durumlar üzerinden gitmeniz gerekir.Böylelikle, herkesin diğerlerine güveneceği bir ortamda yaratılmış olacaktır.

Paylaşın:

Acil problem çözümü

 

Acil durumlarda ve özellikle kriz durumlarında eğer şirketin ve çalışanların geleceği risk altındaysa problem çözümü çok önemli bir hale gelmektedir. Bu noktada şirket ya da ekip olarak problem çözümüne yönelik yapabileceğiniz bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Toplantı bittiğinde herkes durumun sandıklarından daha vahim olduğunu farketmişti. birisi şöyle bir şey sordu: “Diğer firmalarda acaba böyle mi düşünüyorlar? Ne düşünüyorlardır sizce?”

Bu tip durumlarda kolaylıkla “Evet, herkes böyle düşünüyor” ya da “Sadece biz akıllıyız ve farkındayız.” demek zordur. “Emin değilim.” dedi oturanlardan birisi. “Ama herkesin umudu olduğuna ve bu krizden akıllıca çıkış yolları bulmaya çalıştıklarına ve bunu yaparken acil problemlerine öncelik vermeleri gerektiğinin farkında olduklarına eminim.” dedi. Herkes gülümsedi, soran hariç.

“O zaman durumumuzun farkındayız ve acil problemlerimiz için çözüm üretmeye başlayalım” dedi katılımcılardan birisi. Herkes istekli ve heyecanlıydı. Problemlerinin çözümünün kendilerinde olduğunu biliyorlardı.

Bu tip durumlarda grubu konuya odaklamak ve dikkatlerinin başka şeye kaymamasını sağlamak önemlidir. Ne yapılmalı;

Suçlu aranmasını engelleyin
Birilerini suçlamak yada mazeret bulmak problemi çözmez. Eğer acil çözüm istiyorsanız zaman çok önemlidir.

Sakın “ben demiştim” demeyin
Bu da bir tür suçlamadır. Kendinizin zamanında haklı olduğunu ve diğerlerinin sizi dikkate almadıkları için bu duruma düşüldüğünü söylemek onları suçlamaktır. Bu davranış problemi çözmediği gibi karşı taraftakileri savunma y da karşı saldırıya teşvik edecektir.

Çözümler faydalarına göre sıralanmalıdır
Çözümü önerenin ünvanı değil önerilen çözümün fayda tesiri önemlidir. Bazıları iyi hatip olarak kendi fikirlerini empoze etmeye çalışabilirler fakat çözümler fayda tabanında ele alınmalıdır.

Kararlı ve ani hareket edilmelidir
Ben askerdeyken eğer roket geldiğini görürsek 2 sn. içinde uzaklaşmamız gerektiğini öğrenmiştik ki 2 sn. anında harekete geçen bir için 10-20 mt eder ve saklanmanız için yeterlidir. Acil durumlarda hızlı hareket önemlidir. Ayrıca hereketin dağdan düşen kar topu gibi olması gerekir. Problem çözme ile ilgili yapılanlar dışarıda açık iş bırakmamalı, bir bütün halinde hareket edilmelidir. Gecikme risk getirir.

Acil durum hiyerarşisi içinde yerinizi kabul edin.
Acil durumlarda herkese bir rol düşer ve siz ünvanınızın dışında gerekli bir konuda görevlendirilebilirsiniz. Acil durumlar adiliyeti ya da normal hiyerarşileri ortadan kaldırabilirler ve gayet normaldir.

Herkesin birbirine bağlı olduğunu unutmayın
Eğer bir görev ya da sorumluluk alıyorsanız berbaer olduğunuz ekibinde düşünce ve beklentilerine uygun davranmanız gerektiğini onlara karşıda bir sorumluluğunuz olduğunu unutmamalısınız. Sadece kendi alanınızda bir şeyler iyi yapmanız herkesin yararına ve doğru bir şey yaptığınız anlamına gelmez.

İnsanların dediklerini duyun ve dinleyin
Sadece işinize yada sorumluluğunuza odaklanıp başka problemler atlar ya da yanlış anlarsanız daha büyük problemlere sebebiyet verebilirsiniz. Sabırla ve dikkatlice dinlemeyi öğrenmelisiniz.

En önemlisi her ne kadar olağanüstü ve kötü bir durum olsada pozitif tarafınızı asla kaybetmemeniz gerekliliğidir. Negatif düşünce olumlu alternatifleri bulmanıza engeldir. Birlikte ve ekip olarak başaracağınıza inanmanız önemlidir.

 
Paylaşın:

Projelerde Erken Uyarı Sinyalleri

Projelerde erken uyarı sinyalleri ne kadar erken fark edilirse, durumu düzeltmek için o kadar fırsat yaratılabilir. Görmememek, görmezden gelmek veya önemsememek daha büyük problemlere yol açar.

Erken uyarı sinyalleri nelerdir;

  • Projenin İş Gerekçesinde belirtilen koşulların dışına çıkması
  • Projenin amacı ve hedefleri hakkında paydaşların farklı görüşleri ve yaklaşımları
  • Mutsuz / ilgisiz paydaşlar, ekip ve yönetim
  • Paydaşların sürekli eleştiri yapmaya başlaması
  • Etkilenebilecek paydaşlara herhangi bir uyarı olmaksızın yapılan değişiklikler
  • Proje kapsamının bayatlaması, teslimatlar veya ürün için talebin kalmaması
  • Sponsorun projeye ilgisini kaybetmesi, zaman ayırmaması,
  • Yönetimsel kararların gecikmeye başlaması
  • Gergin geçen toplantılar
  • İşlerin ortada kalmaması, rol ve sorumluluklara ilişkin çatışmalar
  • İhtiyacı karşılayacak şirket içi süreç, politika vb.nin yetersiz kalması, olmaması
  • Aşamaların tam anlamıyla tamamlanmadan kapatılması
  • Şirket içinde kritik çalışan devir hızının yükselmesi
  • Beklentilerin sık ve gerçekçi olmayacak bir biçimde değişmesi
  • Eksik ve yetersiz raporlama
  • Tekrarlayan problemler
  • Aşırı iş yükü, fazla mesailer, uzun çalışma saatleri
  • Belirsizliklerin artması
  • Her şeyi acil olarak yorumlama, yapmaya ve istemeye çalışma
  • Toplantı katılımlarında azalma
  • Problemlerin geç fark edilmesi
  • Yeniden çalışma gerekliliklerinin artması
  • Değişikliklerin artması ve yönetilememeye başlaması

Erken uyarı işaretlerinin iyi değerlendirilirse, proje ile ilgili aşağıdaki yorumlar yapılabilir;

  • Orijinal gereksinimlere göre başarılı olabilir, ancak bazı küçük değişikliklere ihtiyaç var.
  • Düzeltilebilir, ancak büyük değişiklikler yapılması gerekebilir
  • Başarılı olamaz ve proje durdurulmalı

Bu durum üç sonuç üretir;

  • Proje tamamlanacak.
  • Proje tamamlanabilir, ancak büyük maliyetli değişikliklere katlanmak zorundayız.
  • Proje iptal edilmeli.
Paylaşın:

Proje Başarısızlık Sebepleri

Proje başarısızlığının sayısız sebebi var. Bazı sebepler bilişim teknolojisi gibi belirli endüstrilerde oldukça yaygındır, bazıları ise tüm sektörlerde görülebilir.

Proje başarısızlığının sebepleri üç geniş kategoriye ayrılabilir:

  • Yönetim hataları: Çok fazla gereksiz kapsam değişikliğine izin vermek, doğru yönetişim sağlayamamak, zamanında karar verememek ve proje yöneticisinin yardım talebini göz ardı etmek suretiyle, paydaş yönetimindeki başarısızlıktan kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda altın kaplama (fazla kapsam) ve proje sağlık kontrollerinin yapılmamasının bir sonucudur.
  • Planlama hataları: PMBOK® Kılavuzunda belirtilen ilkelerin izlenmemesi, planında “durdurma düğmesi” bulunmayan, proje denetimleri veya sağlık kontrolleri için planlama yapılmayan, doğru proje seçilmemesi nedeniyle uygun izleme ölçümleri geliştirilemeyen kötü proje yönetiminin sonucudur.
  • Dış etkiler: Çevresel girdi faktörlerini doğru değerlendirmedeki başarısızlıklardan kaynaklanır.

Aşağıda, başarısızlığın genel sebeplerine ilişkin listeyi görebilirsiniz;

  • Projeye dahil edilmeyen veya son anda edilen paydaşlar
  • Projenin paydaş önceliklerine girmemesi, az destek ve sahiplenmeme
  • Projenin gerçekleştirilme gerekçesine inanmama
  • Kurumsal hedeflerin alt organizasyon seviyelerinde anlaşılmaması
  • Gerçekçi olmayan bitiş tarihleri ve bütçeler
  • Kötü tahminleme (Özellikle finansal)
  • Paydaş beklenti ve gereksinimlerinin net olmaması
  • Gerçek dışı varsayımlar
  • Planlama için yetersiz ve kalitesiz veri olması
  • Planlamanın tüm paydaşların katkısı olmadan yapılması
  • Yetersiz veya eksik şartlar
  • Kaynak eksikliği
  • Atanan kaynakların bilgi ve deneyim eksikliği
  • Sürekli değişen kaynaklar
  • Zayıf proje planlaması
  • Değişikliklerin yönetilememesi
  • Projeyi kurtarıcı alternatif planların olmaması
  • Kontrolün kaybedilmesi
  • Düzensiz veya bir sisteme bağlı olmadan yeniden planlama
  • Projenin insan tarafına özen gösterilmemesi
  • Planlama yeterli zaman ayırılmaması 
  • Yapılan planlardan ekibin haberdar olmaması, yanlış bilgilendirilmesi
  • Paydaşlar arası çatışmalar
  • Planı önemsememe ve uymama
  • İzleme ve kontrol eksiklikleri
  • Erken uyarı sinyallerini dikkate almama
  • Ortak dil olmaması
  • Paydaşlar arası iletişimsizlik
  • Risk Yönetimi yerine problem yönetimini tercih etme
  • Sözleşme hataları
  • Rol ve sorumlulukların net olmaması
  • Proje Yönetimi konusunda bilgi sahibi olmama
  • Paydaş önceliklerinin çatışması

Kaynak: Harold Kerzner’den esinlendim ama Türkiye’de yaşanan önemli problemleri kendim ekledim.

Paylaşın:

Patron problemleri ile baş etme

Her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi varsa her patronunda kendine has bir tarzı vardır. Daha çok olumsuz örneklere yer verdiğim bu yazımın sizlere yol göstermesini umuyorum.

Kronik mikro yönetim problemi

Eğer patronunuz sizden bir şey yapmanızı istiyor ama tam ve açık olarak ne istediğini söylemiyor ve sizi işinizi yaptığınızda sürekli “olmamış” diyorsa problem var demektir. Yapacağınız şey her işinizi planlamak, düzenli olarak rapor vererek doğru yolda olup olmadığınızı teyit etmektir.

Belirsiz öncelik problemi

Eğer patronun sürekli öncelikleri değişiyor, başlanan işler yarısında bırakılıyor ve yapılan işlere getirisine yada faydasına göre bir öncelik verilmeksizin sadece “patron istediği” için yapılıyorsa bu ayrı bir sorundur. Yapmanız gereken patrona email ile yapmanız gereken konusunda anladığınızı yazarak teyit ettirmektir. Diğer yandan eğer bazı işleri yarıda kesmek zorunda kalacağınızı biliyorsanız ileride tekrar günyüzüne çıkabileceğini düşünerek ilgili tüm bilgi ve dokümanlarla iyi bir yere kaldırmanızda fayda vardır.

Patlayan tahammülsüz patron problemi

Her ne kadar hatalara verilen yanıtlar kişilerin kalitesini ve zekasını gösteriyor olsada patron çok çabuk hiddetleniyor olabilir. Bu durumda sakin kalmalı size gerçekten ne söylemeye çalıştığını, gerçekte neye kızdığını anlamaya çalışmanız gerekir. Hatta mümkünse onun kızgınlıüğında sadece kafa sallayıp onaylamak, sakinleştiğinde gidip konuşmak en doğru yoldur.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Sürekli şikayet edenlerle baş etmek!

Gerek çevrenizde gerekse işyerinizde sürekli şikayet eden, kronik şikayet etme problemi olanlar var mı? Onlar için hava ya soğuktur ya da sıcaktır, patron her zaman kötüdür, trafik her zaman berbattır, yemekler kötü çıkar….siz gerisini getirin.

Sürekli bardağın boş tarafını gördükleri gibi bunu diğer insanlara yansıtmaktanda çekinmezler. Herkesin derdinini başındna aşkın olduğunu, bir de kendi dertleriyle yada manasız şikayetleriyle onlarıda bunaltmamaları gerektiği hassasiyetine sahip değillerdir.

Aslında yanlış olan bir şey mutklaka şikayet edilmelidir, şikayete karşı çıktığım yok ama kronik şikayetçiler yada sürekli şikayet edenler çevrelerindeki insanlarıda mutsuz ederler. Ve hatta biraz iddalı olacak ama bu şikayetçi ve negatif insanlar çalıştıkları birim yada şirketinde zarar görmesine sebep olurlar.

Bu konuda çeşitli çalışmalar yapılıyor. Örneğin bir Alman şirketi o gün kendinizi iyi hissetmiyorsanız şirkete gelmemenizi kabul ediyor. Fakat bir yandan da bu tip davranışların üzerine gitmenin onu daha da kötüleştirdiği yönünde. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken şeyler var;

Okumaya devam et

Paylaşın:

İşyerinde söyleyemediklerimiz

Herkes astına, üstüne, beraber çalıştıklarına, toplantı esnasında misafire ya da müşteriye kızabilir. İşte bu tip durumlarda aklımıza ve oradan ağzımıza bir şeyler gelir söyleyemeyiz. Bazıları sonuçlarına katlanarak söyler o konumuzun dışında ayrı bir yazı konusu.

Kolay kolay söyleyemeyeceğimiz sözler;

  • Ne demek istediğini anladım ve saçmasapan olduğunu düşünüyorum.
  • Yeterince yeteneğe ve vizyona sahibim. Böyle şeylerle vaktimi harcama.
  • “Yapmayacağım” yada “Yapmıyorum”
  • Gerçekten Türkçe konuşuyor gibisin ama anlamıyorum seni.
  • Kendini rezil etmek için özel bir çaba harcıyorsun.
  • Sizinle toplantı yapmak istemiyorum, hiç iş çıkmıyor, sadece zaman kaybı.
  • Sana güvenmiyorum.
  • Sen olmasan çok daha rahat olacağım ve işimi rahat yapacağım.
  • Seni anlamamamaları seni büyük yapmaz.
  • Senin bizden fazla biliyor olman seni adam yapmaz.
  • Neden senin dediklerin hiç aklımda kalmıyor?
  • Ben önyargılarıma güvenirim ve seninle ilgili kötü mesajlar alıyorum.
  • Gerçekte problemin ne?
  • Seninle benim gerçeklerimiz sadece tesadüfen eşleşiyorlar.
  • Seni seviyorum. Bana genç ve aptal olduğum günleri hatırlatıyorsun.
  • Neden bütün aptallar beni buluyor?
  • Teşekkürler. Sadece size ait olan bu bakış açısı ufkumuzu genişletti.
  • Hayır ve kesinlikle hayır.
  • Hayır, ben güçlerimi ve yeteneklerimi sadece iyilik için kullanırım.
  • Biri bir şey mi dedi?
  • Git kendin yap
  • Bunu bile beceremiyorsan eve nasıl gidebiliyorsun
  • Yalan söylüyorsun.
  • Abartma yahu.
  • Sen gerçekten aptalsın.

Bazen içimize dert olur bu sözler bazen bir yolunu bulur söyler rahatlarız. Doğrusu nedir derseniz, bilmem. Neyi, kime, ne zaman ve nasıl söylediğiniz çok önemli. Bir klişe olarak ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin anlayabildiği kadarı önemli olacağı için kantarın topuzu sizde.

Paylaşın:

Yönetenlere öneriler

yoneticilere

Sözlerim sadece kartvizitlerinde yönetici ibaresi olanlara değil. Bir öğretmenseniz öğrencilerinizi, bir pilotsanız uçak mürettabatını, bir basketbol koç’u isenin takımınızı, ev kadını iseniz evinizi yönetmek zorundasınız. Aslında herkes belirli zamanlarda ve yerlerde yönetici oluyor.

1.Sinerji yaratın. Söylemesi kolay dediğiniz duyar gibiyim. Aslında ekibinizi iyi tanırsanız yani memleketleri, sevdikleri müzik, hobileri vb. onların enerjisini harekete geçirecek iletişimi kurabilirsiniz diye düşünüyorum. En azından bir arada bir arada bir şeyler yapmanın tek başlarına bir şey yapmaktan daha verimli olduğunu görmelerini sağlayabilirsiniz.

2. Gereksiz ve fuzuli işleri ayıklayın. Gereksiz sorumlulukları yeniden düzenleyin.

3. Verdiğiniz talimatların yerine ulaştığından ve anlaşıldığından emin olun. Askerde “Emir Tekrarı” diye bir uygulama vardır. Komutan bir emir verdiğinde ast’ı emri sözlü olarak tekrar eder. Böylece emri dinleyip dinlemediği ve anlayıp anlamadığı anlaşılır. Ayrıca anlaşılır olmaktta sizin sorumluluğunuz olmalı. Yani 5 N 1K olmalı. Ne nerede nasıl niçin neden ve kime gibi bir talimatı açıklayıcı kılacak tüm unsurlar sözünüzde yer almalıdır.

4. Çalışanlarınızın sizin söylediklerinizi yapabilecekleri, koyduğunuz kurallara uyacakları bir güven ortamı yaratmalısınız.

5. Yaptıkları işten keyif alacakları şekilde ilginç işlerle onları görevlendirmelisiniz. Ancak burada sıkıntı ve heyecan duyma arasındaki ince çizgiyi iyi kollamanız gerekir. Çok heyecanlanan ya da mutlu olanların tembelleştiği görülür.

6. Profesyonellik her alanda korunmalıdır. Örneğin birini işten çıkarmak kolay değildir ama bunu kişisel olarak algılamadan uygun bir şekilde yapmak gerekir.

7. Sakın çalışanlarınızı birbirleri ile kıyaslamayın.

8. Herkesin şahsına münhasır olduğunu, farklı bir kimlik ve dünyası olduğunu unutmayın.

9. Mecbur olunmadıkça verilen bitiş tarihlerine uyulması konusunda ısrarcı olun.

10. İnsanlarla çalıştığınızı unutmayın. Onlar robot değildir. Bu yüzden onlara saygı duymalı, duyguları ve tavırlarını dikkate almak durumundasınız.

11. Samimiyetle laubaliliği karıştırmamalı, başkalarınında buna dikkat etmesini sağlamalısınız.

12. Başarıları herkes ile paylaşmalısınız.

13. Sıkıntılı bir durumda sıkıntı kaynağını bulmalı, eğer bir çalışanınız ise onunla konuşmalı ve durumu düzeltici pozitif eylemi belirlemelisiniz.

14. Çalışanlarınızın kişisel problemlerinde empati yaparak onları anlamaya çalışın. Onları anlamanız yaptıkları işin kalitesini belirleyecektir.

Paylaşın:

Yardım istemeyi bilmek

hot-to-ask-for-help-or-introductionsBugüne kadar yöneticilerinizden, astlarınızdan, arkadaşlarınızdan, ailenizden, sevgilinizden nasıl yardım istediğinizi düşündünüz mü? Her yardım istediğinizde istediğiniz gibi bir karşılık gördünüz mü? Görmediğiniz durumlarda sizce suçlu kimdi?

“Yani Emre’den yardım isteyelim diyorsun” dedi Ahmet.

“Evet” dedi Elvan “Daha önce benim için birkaç iş daha yapmıştı”

“İhtiyacımız olan desteği alacağımızdan nasıl emin olabilirim? Bizim ona işimizin düşmesini nasıl yorumlar?” dedi Ahmet.

“Kolay” dedi Elvan. “Önce sen ödevini iyi yapacaksın. Neler olduğunu ve neden olduğunu ona iyice anlatacaksın. Konu üzerindeki ilgisini kaybetmemesi için sürekli takip edecek, gerekiyorsa ilginç hale getirmeye çalışacaksın.”

“İyide bu dediğini nasıl yapacağım?” dedi Ahmet.

“Sadece ilk 10 dakika onun ne istediğini, neye ihtiyacı olacağını sorarak başla. Zaten sonrası gelecektir.” dedi Elvan

Elvan bir konuda yardım istemeye yönelik birkaç ipucunu Ahmet’e vermişti. Yardım istemeninde bir adabı, ahlakı ve etiği var. Yardım istediğimizde hem yardımı alabilmemiz hemde doğru yardımı almamız önemlidir. Bu sebeple yardım istemeden önce bazı konularda hazırlıklı olmamız gerekir;

Kendi yapabileceğiniz herşeyi önce kendiniz yapmaya çalışmalısınız. Sadece yapamadığınız ve tıkandığınız noktada yardım istemelisiniz.

Kimden yardım isteyebileceğinizi iyi değerlendirin. Yanlış kişiden yardım isteyip hem kendi vaktinizi hemde onun vaktini boşuna harcamayın.

Yardım isediğinizi kişinin vaktinin ve koşullarının uygun olup olmadığını mutlaka sorun.

Geç kalmadan yardım isteyin. Geciken yardımın faydasından çok zararı olabilir. Zamanında davranın.

Ne konuda yardım istediğinizi tek bir cümle ile açıklayabilmeniz gerekir. Amacınız net olmalı, probleminizin ne olduğunu tam olarak kavramış olmalısınız. Net olun, alternatiflerede açık olun.

Yardım alternatiflerinin tamamını düşünün. Farklı kişilerden farklı şekillerde yardım alabilecekseniz bunları iyice değerlendirin.

Alternatifleri araştırın. İnsanlar, hazırlıksız, ne istediğini bilmeyen ve dar görüşlü kişilere yardım etmekte isteksiz olurlar unutmayın.

Probleminize yardımı ilginç bir hale getirirseniz yardımcı olma konusunda istek yaratırsınız.

Size uzatılan yardım elini mutlaka tutun. Bir yardım talebini redderek yada göz ardı ederek gerçek problemlerin doğmasına yol açmayın.

Yardım eden yardım bulur. Kurumlarda ve ailelerde yer alan bireyler birbirlerine destek ve yardımcı olarak gelişimi, ilerleyi ve huzuru sağlarlar. Sizi elinizden geldiğince yardımcı olun çevrenizdekilere ve size uzatılan yardım tekliflerinide asla geri çevirmeyin.

Paylaşın: