Etiket arşivi: tercih

Tercih senin, hayat senin!

Usta-çırak ilişkisinin kutsallığına ve önemine çok inanırım. Ustaların birkaç kelimeye sığdırabildiği anlamlara hep hayran kalmışımdır. Bugünkü yazımda bir usta-çırak ilişkisi hikayesi ile küçük bir kıssadan hisse vermeye çalışacağım;

500 yıl önce küçük bir balıkçı kasabasında Daishinji isimli bir origami* ustası yaşarmış. Tek bir kağıt parçası ile yaptıkları ile bilinirmiş. Birgün kağıttan bir balık yapmaya karar vermiş ve çok gerçekçi birşey çıkmış ortaya.

Aradan uzun bir zaman geçmiş ve raftaki yerinde o günekadar dinlemiş olan kağıt balık dile gelmiş ve ilk sözü “Yalnızım” olmuş. Yaptığı balığın konuşmasına çok sevinen Daishinji hemen ona kağıttan bir dünya hazırlamış. Deniz, yunuslar, ahtapotlar, balinalar, yosunlar, kayalar vb. olan bir dünya.

Uzunca bir süre kağıt balık mutlu olmuş. Fakar birgün farketmiş ki ne kadar derine inerse insin ıslanmıyor. Islanmayan bir balık mutlu olabilir mi?

Kağıt balık gerçek denize gitmek istemiş. Daishinji önce rahatsız olmuş bundan. Günlerce hazırladığı kağıt dünyadan aytrılmak istiyordu. Ona göre hayali şeyler hayali dünyalarında yaşamalılardı. Bu yüzden kızdı ve isteği reddetti. Ama kağıt balık “hayır” cevabını kabul etmiyor Daishinji’nin yumuşayacağını düşünüyordu.

Düşündüğüde oldu. Daishinji onun sadece kağıttan bir balık olduğunu bilmesine rağmen sabah gün ışırken yola çıktılar. Daishinji, balığı bir tahta kutuya koymuştu ve tekneye binip açıldılar. Bir süre açıldıktan sonra Daishinji kutuyu suya bıraktı. Kutu içinde güvende olan kağıt balık denizin titreşimlerini hissedebiliyordu.

“Denizi gördün mü?” dedi Daishinji. “İstediğin bu mu?”

“ Ben gerçek denizi istiyorum” dedi kağıt balık. “Beni içine bırak ve gidip derinlikleri keşfedeyim.”

“Bunun bir derse ihtiyacı var” diye düşündü Daishinji. “Biraz suya bırakırım, ıslanıp yavaş yavaş batmaya başlayınca, onu geri almamı ister, bende onu ger ialırım” diye düşündü.

Fakat hiçte öyle olmadı. Öyle bir değişim başladıki Daishinji kendi gözleriyle görmese inanmazdı. Kağıt bedene dönülmüş, pullar ve yüzgeçler gerçek olmuştu. Büyük bir ton balığına dönüşmüştü kağıt balık. Ve arkasına bile bakmadan uzaklaşmaya başladı.

“Bir gün balıkçıların ağlarına takılıp, bize akşam yemeği olarak dönebilirsin” dedi Daishinji. Balık geriye döndü ve “şu an en az senin kadar özgürüm, önemli olan bu” dedi ve tekrar yoluna devam etti.

Daishinji’nin kızgınlığı gitmiş ağlamaya başlamıştı. Boşluğa bakarak “Adınjı bile bilmiyorum..” dedi ve tekneyi evine doğru gitmek için çalıştırdı.

Daishinji, tüm Japonya’da origami ustası olarak ünlendi. Kağıtladan dünyalar yatattı ve onlar kendi zamanlarında gerçek oldular.

Bir gün genç bir origami öğrencisi ona şöyle bir soru sordu: “Maden gitmelerinden üzüntü duyuyorsun ve hatta yaptığın şeyler gittikleri için hiç kimseye gösteremiyorsun, nedne yapıyordun?

Daishinji, rafta duran tahta kutuyu aldı. “Benimle gel” diyerek onu kağıt balığı serbest bıraktığı yere götürdü. Kutuyu tam orada açtı. Birden büyük bir Ton balığı denizen fırlayıp tekneye atlamaya çalıştı fakat büyüklüğü sebebiyle genç öğrenciyi ve Daishinji’yi denize yuvarladı.

“Geri dönüşü yok değil mi?” dedi ton balığı. “Yok” dedi Daishinji. Onların teknelerine binmelerine yardım etti ve geri dönmeye başladılar. Sahile vardıklarında genç öğrenci “Bana bildikleriniz öğretir misiniz?” diye sordu. Daishinji’de “Öğrettim ya zaten“ dedi.

Bir şeylerin hayalini kurarız, isteriz. Hayat bizi tercih etmeye iter. Bu tercihlerimiz bizim için iyi olabilir kötü olabilir. Ne varki çoğu zaman yaptığınız tercihten geri dönüş şansınız olmaz. Nasıl bir hayat, nasıl bir dünya istediğinizi belirlemeniz ve o hayatı yaşamak, istediğniz dünyayı kurmak için çabalamalısınız.

*Origami: Kağıt Katlama Sanatı

Paylaşın:

Kötü Şans, Kötü Tercihler ve Kötü Alışkanlıklar

Başınıza kötü bir şey geldiğinde bunu nasıl yorumlarsınız? Diyelimki önemli bir iş görüşmesine giderken tekerleğiniz patladı. “Zaten hiç şansım yok, bu işide kaçıracağım”, “Keşke arabayla değilde metroyla gitseydim” ya da “Arabayı bakıma götürmezsem olacağı buydu” şeklinde farklı farklı düşünebilirsiniz.

Burada önemli olan ve benim altını çizmek istediğim şey şu: elimizden geleni ya da yapmamız gerekeni yapmayıp, bir aksilik ortaya çıktığında bunu “şanssızlık” olarak nitelendirdiğimiz durumlar.

Siz arabanızın bakımını düzenli olarak yaptırıp, yine düzenli olarak tekerleklerinizi kontrol ettirmenize rağmen bu iş başınıza geliyorsa yani raslantısal olarak gerçekleşiyorsa işte bu şanssızlıktır diyebiliriz. Ama istatistiklere bakarsanız bu tip kazaların insanların başına gelme olasılığı milyonda birlerle ölçülmektedir.

Ama ne araba ne de teker bakımı yatırmamışsanız, tekerlekler kabak olmasına karşın hız limitlerini zorluyorsanız patlaması çok normaldir, hatta ne zaman patlarsa patlasın “geç kalmış” bir patlamadır. İşte bu duruma yanlış tercih(yeni teker almama yada bakım yatırmama) yada kötü alışkanlık (ihmalkarlık) diyoruz.

4 sene önce Çeşme’de tatildeyken kapıcım beni aramış ve evimi su bastığını, suyu boşalttıklarını söylemişti. Bende her uzun süreli evi terkedişinde hem sigortaları hemde su vanalarını kapayan biri olarak hem çok üzülmüş hemde çok merak etmiştim. Çünkü evde açık musluk vb. bulamamışlardı. Geri döndüğümde salonumun altında geçen bir su borusunun patlayıp tabandaki bir çatlaktan dışarı çıktığını öğrendim. Apartmanın yaşının ve tesisatın eskiliğinin aziziliğine uğramıştım. Bu şanssızlıktı ve yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

Bir şeyler kötüleşmeden, arızalanmadan baktırmak ve onlarla ilgilenmek çok önemli bir davranış şeklidir. Araba örneğinden devam edelim, cam suyunuzun yedeğini, kar zincirini ya da camları silmek gerekirse diye bir bezi arabada tutmak gerekir.

Kötü tercih ve alışkanlıklar birbirlerini desteklerler. Çünkü kötü tercihler genellikle tembel ya da ucuzcu çözümlerdir. Her kötü tercihte aldığınız riski iyice düşünmeniz gerekir. Belki depreme karşı bir şey yapamazsınız ama sonrası ya da gerçekleşme anı ile ilgili önlemlerinizi almanızda fayda vardır.

Hayatınızın tüm sorumluluğu sizindir. Yaşadığınız şeyleri kötü şansa, kötü tercihlere bağlamak ya da kötü alışkanlıklarınızı devam ettirip ettirmemek size bağlıdır. Hayat sizin hayatınız. Artık birilerine “sigara içme!” demek bana çok aptalca geliyor. Akciğer kanseri olacağını ya da birgün damarlarından biri tıkanıp bacağının kesilebileceğini biliyor. Kötü alışkanlık, kötü tercih olduğunun farkında ama bir şey yapmıyor. Bende İstanbul trafiğine çıkmanın tehlikeli biliyorum ama her gün çıkıyorum. Aynı şeyler olmadığının farkındayım ama eğer aileniz, çocuğunuz, sevdiğiniz insanlar ile birlikteyseniz ve bir süre daha birlikte olmak istiyorsanız öncelikle kötü alışkanlıklarınızı(ki bireyseldir) sonra kötü tercihlerinizi (arabayı bakıma götürmediğinizde o arabada çocuğunuzu taşıyacağınızı unutmayın) bir kere daha düşünmenizi öneriyorum.

Paylaşın:

Başlangıçlar

Sunrise over the south beach of Jamaica.

Image via Wikipedia

Her gün yeni bir gün başlıyor. Bazen sevgilimizden, bazen işimizden, bazen yaşadığımız yerden ayrılıyoruz ve yeni bir güne başlıyoruz. Bazen umutlarımız ve beklentilerimizi karşılayan bazende karşılamayan başlangıçlar yaşayabiliyoruz. Daha güçlü ve başarılı başlangıçlar elimizde mi?

Eğer kışsa yola çıktığım vakitte hala hava karanlık oluyor ama yaz sabahları evden erken çıktığımda güneşin tam doğuşuna doğru gidiyorum. Yani tam karşımda koskocaman güneş gözlerimi delip içime girmeye çalışıyor. Aynı şeyi akşamları da yaşıyorum. (Şans mı şanssızlık mı bilinmez ama boyum uzun olduğu için araba sürerken az rahatsız oluyorum.)

Eğer eğitime gittiğim yere deniz kıyısından gitme şansım varsa kaçırmıyorum. Ya da köprü geçişlerinde mutlaka bir sağa bir sola bakıyorum ki o kadar kızdığım bu şehirde o 2 saniyelik bakış beni çok rahatlatıyor.

Güne başlamak dedim ama biraz daha başa dönersem bir çok kişi için rahatsızlık verebilecek şekilde sabahkları gülerek uyandığımıda belirtmeden geçemeyeceğim. benim için gündüzleri önemlidir. Karanlığı sevmem. Hep çiftçi olsam ditye düşünmüşümdğr. Gün doğarken uyan ve gün batarken uyu. Kısmet danışmanlık ve eğitmenlikmiş, ne yapalım.

Her yeni gün, her gün yeni bir başlangıç

Gelelim genel anlamda başlangıçlara. Unutmamanız gerekenler ve boşuna kendinizi üzmemeniz gereken şeyler var;

Geçmişi değiştiremezsiniz.

İçinde kendinizin yer aldığı geçmişi unutmak mümkün değildir. Hayat bir repertuvardır yani iyisiyle ve kötüsüyle sizin yaşanmışlıklarınızı taşır. Geçmişin başarıları kadar başarısızlıklarıda sizinle beraber gelir. “Sıfırdan başlamak” diye bir şey yoktur.

Herşeyi olduğu gibi görmeye çalışın

Güneşin doğuşuna, güzelim boğaza bakarken sizede bana olduğu gibi çok özel görünebilir. Bazı şeyleri olduğıundan farklı görmeye meyilliyizdir ve hatta bıuna ihtiyaç duyarız. Her ne görüyorsanız görün unutmayın dünya değişmiyor. Ayaklarınız yere bastığı sürece ne gördüğünüz önemli değil.

İlhamı gerçek şeylerde arayın

Size bir şeylerin ilham vermesi için boş boş duracağınıza, rasgele internette gezineceğinize, nerelere odaklanıp gerçek değere ve faydaya ulaşacağınızı önce belirleyin ve vaktinizi boşa harcamayın.

Geçmişi bugünü aydınlatmalı

Geçmiş tecrübeleriniz bugünkü kararlarınızı doğru vermenizi sağlamalı.Aynı hatayı iki kere yapana aptal derler. Siz yeni seçimlerinizde daha akıllı olun.

Unutmayın bir kapı kapanırsa başka bir kapı açılır, bir giderse bin gelir. Bazen kapılar kendileri açılırlar bazen açmanız gerekir.

Belkide kapı size açıldı. Kapıyı en son ne zaman kontrol ettniz?

Paylaşın: