Kategori arşivi: Genel

Korkusuzlardan Korkmak

Risk almanın dozunu kaçıranlara “korkusuzlar” diyorum. Risklerin farkında olunmasına rağmen gözü kapalı, körü körüne üstüne gidilmesini doğru bulmuyorum. Bazı çalışanlar gerek üst yönetinin gözüne girmek gerekse kısa yoldan sonuca ulaşabilmek için bilerek ya da bilmeyerek ciddi riskler alabilirler. Risklerin sonuçlarını yeterince analiz etmedikleri için ortaya çıkabilecek kötü sonuçların yaratacağı sıkıntıları görmezden gelirler ya da gerçekten göremezler.

Ciddiye alınması gereken riskleri nasıl anlayacağız?

  1. Yapılacak işin ya da projenin adım adım planlanıp planlanmadığını, detayların düşünülüp düşünülmediğini değerlendirmemiz gerekir. Yapılacakların süresinin, maliyetinin vb. belirsizlik içerenler olup olmadığına, özellikle tamamlanma başarısını birebir etkileyecek riskler olup olmadığını sorgulamamız gerekir.
  2. Yapılan planı değerlendirmeliyiz. Her yapılması planlananın tam anlamıyla düşünülüp düşünülmediğini ele almamız gerekir. Üstünkörü yazılmış bir madde düşünülenden çok fazla zaman ve bütçe kaybetmemize neden olabilir. Özellikle işlerin yapılma sırasında tasarlanmış olması kontrolümüzü kolaylaştırır. MS Project gibi proje yönetimi yazılımlarının kullanımı ya da Visio gibi akış diyagramı hazırlamaya yardımcı programlar kullanılması olası risklerin görülmesini kolaylaştırır. Hazırladığım proje planlarında tehlikeli ya da riskli aktiviteleri kırmızı ile işaretlediğimde daha çok ilgi çekiyor.
  3. Riskleri anlamak iyi dinlemekten geçer. Peşinen “evet ya da hayır” dediğimizde gerekli detayların bize aktarılmasını engellemiş oluyoruz. Bu yüzden yapılacak her işin doğru yapılabilmesi için gerekli alternatiflerini düşünmemiz gerekir. Örneğin yöneticimiz bizden projeyi 2 ay erken bitirmenizi istiyorsa “kesinlikle olmaz” demek yerine “2 ay içerisinde bitirmek için gerekli olan 4 kişiyi bir an önce işe almamız ve bununla ilgili bütçeyi onaylamanız gerekmektedir.” gibi yapıcı bir cevap verebilmeliyiz.

Riskleri önemsemediğimizde sürekli problemlerle boğuşmak zorunda kalıyoruz. Risk Yönetimi yapmayıp, problemler sebebiyle kötü sonuç alanlara eski bir sözü hatırlatıyorum “At ölmüştür, deh demenin anlamı yoktur”.

Korkusuzluk, gözü kapalı iş yapmak değil korkusuzca sormak ve değerlendirmektir.

Paylaşın:

Uyarmadan Önermek

Öneren, önerilerilerinin arkasında durmak zorundadır. Fakat oldukça fazla öneri getiren ve bunu yazıya döken biri olarak herkesin kişisel filtrelerini kullanarak yaptığım önerileri eleyebileceğini ve kendisine uygun olanları seçebileceğini düşünürüm. Bende bir çok öneriye şüpheyle yaklaşıyorum. Bazılarını gerçekten ciddiye alıyor ve uyguluyorum, bazılarının ise benden daha doğru adreslere ulaşmasına çalışıyorum.

Bazı önerilerle ilgili farklı bakış açılarımı sizlerle paylaşmak istiyorum;

1. Eğer kariyer yapmaktan bıktıysanız sizin için özgürlük yolu sadece kendi işinizi yapmak değildir. Bir çok insan sevdiği ve mutlu olduğu işyerlerinde kendilerini özgür hissedebilmektedirler. Kurumsal bir nehirde yüzmekte kolay ve keyifli olabilir, kendinizi rahatlıkla su üstünde tutabilir, rahatlıkla ileri doğru yüzebilirsiniz. Kendi işini yapan bir çok kişinin “maaşlı işinizin kıymetini bilin” uyarısını dikkate almak gerekiyor.

2. Eğer birileri içten içten ya da gizlice başarısız olacağınıza ya da kaybedeceğinize inanıyorlarsa size “Takma kafana, mutlu ol.” derler. Bazıları “Sen çok iyisin, Sen süpersin” diye devam ederler. Bu tip durumlarda ya kendi iç sesinizi dinleyin ya objektif olarak durumu değerlendirmeye çalışın. İyi niyetli gaza getirmelerin yaratacağı hayal kırıklıkları sizi çok üzebilir.

3. “Başarıyı hayal edin.” Eğer başarıyı ve pozitifi hayal ederseniz onları kendinize çekersiniz. Fakat sanılmamalı ki sadece hayal etmek her şeyi hallediyor. Aksine sizi hayalinizi ulaştıracak adımları atmanız gerekir.

4. “İstersen yaparsın” Yukarıdakine benzer bir durum ama farkı isteklerinizin ayaklarının yere basması gerekliliğidir. Başka bir evrene gitmek, Everest’i oturduğunuz şehre taşımak gibi “hayal”lerden kendinizi sakınmanız gerekir. Şimdi maraton koşmaya kalksanız muhtemelen birkaç km sonra nefesiniz kesilir. Ama çalışmaya başlayabilirsiniz. Gerçekliği yaşamanın ön koşulu hayal etmek olsa da aşırıya kaçmamak gerekir.

5. “Başkaları yapıp başarılı oldularsa sende olabilirsin” Herkesin koşulları farklıdır. Aynı koşullar altında belki doğru olabilir ama muhtemelen tüm koşullar değişmiştir.

6. “Bence kesin yapamazsın” Size bunu söyleyen korku ile motive etmeye çalışıyor olabilir. Çünkü başarırsanız bu yüzden yaptığınızı söyleyecek, başaramazsanız “Ben zaten söylemiştim” diyecektir.

7. Eğer hedefinize erişmek konusunda kendinizi enerjik hissediyorsanız yolun yarısını geçmişsiniz demektir. Kendini enerjik hissetmek yapılmak istenen şeyin çok istendiğini gösterir. Nelerden hoşlandığınızı belirleyin hayatınızı bunların daha çok olacağı şekilde dekore etmeye çalışın.

8. Nereden geldiğinizi kendinize hatırlatacak bir şeyler yapın. Yaptığınız iş sizi zengin etmiş olabilir ama geldiğiniz yeri hatırlamak kazanımlarınızın değerini size gösterecektir.

9. Eğer şu anda başarılı iseniz başka işlerde de başarılı olabilirsiniz. İyi bir sporcu bir çok branşı iyi yapar.

10. Özgüveninizi geliştirmek ve güçlendirmek için elinizden geleni yapın. Geçmişten gelen ve/veya gelecek ile ilgili korkularınızla, zayıflıklarınızla yüzleşin.

Paylaşın:

Yeni Ürün/Hizmet/Servis Tanıtımı İçin Hazırlık Listesi

Yeni bir ürün, servis ya da hizmetin duyurulması ve tanıtımına ilişkin rasgele yöntemler kullanmak yerine önceden iyi bir proje planı çıkarmak gerekir. Aşağıda bu konuda kullanabileceğiniz bir şablon bulacaksınız. Bu şablonda yer alan maddelerin karşılıklarını doldurmanız veya o maddelere ilişkin gereken aksiyonları tanımlamanız bir şeyleri atlamamanız açısından işinize yarayabilir.

Tarih:

Proje Yöneticisi:

Proje Adı:

Proje Hedefi:

Proje Başlangıç Zamanı:

Beklenen bitim tarihi:

Bu tanıtıma dahil olacağını düşündüğünüz iç-dış birey ya da departmanlardan (biliyorsanız) kişilerin-firmaların isimleri:

Örneğin ;

  • Ürün Geliştirme: Ali Kaptan
  • Pazarlama:
  • İmalat:
  • Halkla İlişkiler:
  • Reklam Ajansı: AAA Ajans
  • Diğer:

Temel Bilgiler

Ürün/hizmet/servisin en önemli 5 özelliğini yazınız:

1.

2.

3.

4.

5.

Müşteride en çok fayda yaratacak 5 özelliği yazınız:

1.

2.

3.

4.

5.

Ürün/Hizmet/Servisinizi 75 kelimeyi geçmeyecek bir şekilde açıklayınız :

Taktikler:

Stratejinizi gerçekleştirecek taktikleri belirleyiniz. Bu konuda yapılması ve iletişime geçilmesi gerekenleri belirlemelisiniz.

Pazar Araştırması:

  • Pazarın genel durumu
  • Rakipler ve rakiplerin pazarlama için yaptıkları
  • Dünya’da benzeri ürün-servis pazarlaması ile ilgili yapılanlar

Pazar planlama:

Pazar stratejinizi belirleyin:

  • Pazarda pay sahibi olmak
  • Rakiplerden Pazar payı kapmak
  • Pazar payını korumak
  • Pazarı büyütmek
  • Diğer

Ölçülebilir hedefleriniz: Örneğin 12 ayda %20 büyüme vb.

Ürün veya servisinizi konumlandırma: Hangi rakip ürünlere denk geliyor vb.:

Olası problemler:

İş Planı Geliştirme

  • Ürün Planlama & Geliştirme:
  • Planlama ekibinin organize edilmesi
  • İlk kaba bütçenin belirlenmesi
  • Prototip geliştirme
  • Beta site testleri
  • Ürün yaşam çevrimi planlama
  • Çapraz satış planlama
  • Marka ve paketleme

Pazarlama kanalları:

  • Direkt Satış
  • Dağıtım
  • Aracılar / Temsilciler
  • Entegratörler
  • Özel kanallar
  • Katalog veya Web siteleri
  • İşbirlikleri

Fiyatlama:

  • Fiyatlama Stratejileri
  • Kar marjı analizi
  • İndirimler, taksit vb. avantajlar

Yasal Durum:

  • İlgili kanunlar
  • Patentler
  • Markalar
  • Copyright
  • Sözleşmeler
  • Garanti
  • Kural & Koşullar

Pazarlama İletişimi

  • Pazarlama iletişim hedefleri, strateji ve planı
  • Bu işe ayırdığınız bütçe

İlan

  • İlan Planı
  • Medya Seçimi
  • Bütçe

Gönderimler

  • Posta ile broşür
  • Posta ile katalog
  • Gazete ve dergi ilanı
  • E-posta
  • Demo

Satış Toplantıları / Fayda programları

  • Promosyonlar – Örneğin 1 alan bir bedava, %X indirim, taksit vb.
  • Kampanyalar – X marka %30 indirim, bugün yarı fiyatına vb.
  • İlk alım yapana göre kampanyalar
  • Sürekli avantajlar – Toplam alışverişi X TL’yi geçene hep %5 daha ucuz vb.

Halkla İlişkiler

  • Basın duyurusu
  • İlgili makaleler
  • Herkese açık görüşmeler
  • Basın toplantısı
  • Seminer
  • Promosyon yaptırımı
  • Deneyim haberleri ve resimleri

eİş

  • Email duyurusu
    • Kurum içi
    • Listeye
    • Satış temsilcileri
    • Tedarikçilere
  • Ana sayfa banner
  • Sayfa geliştirme
    • Özel kampanya sayfaları
    • Bilgi sayfaları
  • Arama motoru
  • Diğer web siteleri

Destekleyici malzemeler

  • Kullanım kılavuzları
  • Teknik bilgiler
  • Veriler, istatistikler
  • Satış broşürü
  • Katalog
  • Rekabetçi karşılaştırma
  • Raporlar
  • Sektörel gazete ve dergiler
  • Online başvuru, talep, satış
  • Ürün yorumları

Tedarikçiler

  • Markalar
  • Firmalar
  • Tedarikçinin müşteri ağına pazarlama
  • Web sitesine reklam ya da link
  • Tanıtım noktaları
  • Broşür dağıtma
  • Katıldıkları fuarlarda sizi tanıtan broşür
  • Yaptıkları reklamlara sizi eklemeleri

Sesli – Görsel

  • Fotoğraf ya da görsel tasarımları
  • Video
  • Ürün tanıtımı video
  • Bilgisayar sunumu
  • Yazılım demo cd
  • Telekonferans
  • Video konferans
  • Uzaktan eğitim

Fuarlar & Seminerler

  • Sektörel fuarlar
  • Reklam panoları
  • Demo
  • Müşteri seminerleri
  • Satıcı seminerleri
  • Ziyaretler ve Etkinlikler
  • Müşteri etkinlikleri

Eğitim

  • Donanım / Yazılım / Servis
  • Eğitim tipi
  • Bölgesel eğitimler
  • Demo
  • Şirket turları

Araştırma

  • Uzmanlarla görüşme
  • Literatür taraması
  • Müşteri memnuniyet anketleri
  • Firma ziyaretleri
  • Akademik çalışmalar

Destek

  • Servis
  • Onarma – Hata düzeltme
  • Bakım
  • Sipariş İptali ya da İadesi
  • Kullanım desteği
  • Yedek parça
  • Güncelleme
  • Garanti
Paylaşın:

Sadece Maaş Vermek Yetmez!

Bir çok yönetici sadece verdiği maaşın alacağı hizmet ve destek için yeterli olacağı yanılgısına düşer. “Nasılsa para veriyorum, her istediğim olur” düşüncesiyle yaşanan hayal kırıklıkları zamanla kızgınlığa dönüşür. İşten çıkarmalar, istifalar birbirini takip etmeye başlar.

Özellikle son dönemde, çevremde bu tipte hatalar yapan çok fazla insan görmeye başladım. Kendileriyle yaptığım sohbetlerde şunları söylüyorum;

Öncelikle çalışalarınızı tanımaya vakit ayırmalı, sohbet etmeli, aralarına karışmalısınız.

Çalışanlarınıza adil, dürüst, sevecen, samimi, cana yakın, içten yaklaşmalıyız. İyi sıfatların suistimale açık olduklarını unutmadan dengelememiz çok önemlidir. Çalışanlarımızın gözünde yaratacağımız imajın bizi vezir edebileceği gibi rezil de edebileceğini unutmamamız gerekiyor.

Ülke ve sektörel koşulları destekleyen bir ücret politikası ile şirket içi işbirliğini ve sadakati en üst düzeyde yakalayabilme olasılığımızın yüksek olduğunu unutmamamız gerekiyor.

“Ne söylediğiniz değil, ne anlaşıldığı önemlidir” klişesini burada tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizim tavrımız ve niyetimiz iyi olsa bile yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Çalışanlar üzerinde “bak ben her şeyi izliyorum” “her şeyin farkındayım” düşüncesi ile stres yaratmak, kapasiteleri üzerinde iş vermek bir yere kadar verim getirebilir ancak dozu kaçarsa geri tepen silaha dönüşür.

Şirkette işten çıkarmalar ya da istifalar belirli bir sebep (ekonomik kriz vb.) olmaksızın çoğaldıysa problemin kaynağını bulmak gerekir. Örneğin,  eski çalışanlar yeni gelenleri yanlış yönlendiriyor, yöneticinin olumsuz tavırları sabırları taşırıyor, şirket sadece kar etmeye odaklanıp iç değerlerini unutmuş olabilir gibi daha bir çok neden sayılabilir.

Paylaşın:

Herkes Rolünü İyi Oynayacak

Hepimizin bir çok rolü var. Kendimden örnek vermem gerekirse öncelikle insanım, Türkiye vatandaşıyım, kocayım, babayım, yetişkinim, eğitimciyim, kiracıyım, komşuyum, şoförüm, arkadaşım, dostum, müşteriyim, yazarım, seçmenim vb.

Yapılması gerekenleri düşünerek ve doğrulardan kaçmayarak rolümü en iyi şekilde yerine getirmeye çalışırsam benim ve çevremdekilerin hayatının daha iyi olacağını düşünürüm.

Rollerimizi oynamaya çalışırken hepsinde gereken özeni gösteriyor muyuz konusunda şüphelerim var. Gösterdiğimiz özeni (özellikle kendimize) ispatlayabiliyorsak, içimiz rahat uyuyabiliyoruz.

İşimize gelen konularda titiz iken diğer konuları geçiştiriyor muyuz?

Ben Eskişehirliyim derken, orada doğmamız dışında oraya bir faydamız oluyor mu? Ya da gurur duyduğumuz Afyon’lu bir dünya şampiyonu için acaba Afyon bir şey yapmış mıdır yoksa sadece aile bağları orayı gösteriyor diye başarıya ortak mı oluyor?

Ben inşaat mühendisiyim, kiracıyım, müteahhitim, belediye çalışanıyım derken her hangi bir deprem haberi işimizi daha iyi yapmamız konusunda bizi etkiliyor mu?

Yaptığımız işlerin olumlu sonuçlarını ölçmek için ne kadar gayret sarfediyoruz? Ya da ölçebiliyor muyuz? Örneğin, öğretmenin başarısını, öğrencilerinin üniversite sınavını kazanması mı yoksa faydalı şeyler üretmeleri mi gösterir?

Eğer rollerimizin hakkını verebilirsek bir çok şeyi değiştirebiliriz.

Paylaşın:

Gereksiz Şeylerle Yaşamak Zorunda Kalmak

Çalıştığımız kurumlarda sırf politik gücü veya ünvanı yüksek birileri istiyor diye saçma sapan teknolojilerle, işe yaramaz uygulamalarla yaşamak zorunda kalabiliyoruz. Üstelik ihtiyaç kalmamasına veya isteyenin neden istediğini hatırlamamasına rağmen uygulamaya devam ediyoruz.

Örneğin, Genel Müdür bayilerin akşamüstü satış verilerini gösteren onlarca sayfalık rapor ister. O rapora ihtiyaç kalmadığında ya da Genel Müdür başka bir şirkete geçtiğinde o raporun hazırlanması ve gönderimi devam eder. Halbuki ne okuyan ne de isteyen vardır.

Hiç kullanılmayan yazılımların sistemlerde silinmemesine, kullanılmamasına ya da çalışmamasına rağmen yerinden kıpırdatılmayan donanımlarla karşılaşabilirsiniz.

Savunucuları kurumdan ayrılsa bile bıraktıkları sistemler yaşatılırlar. O uygulamayı hayata geçiren otorite veya neden kullanıldığına ilişkin bilgi ve mantık olmamasına rağmen sistem devam eder. Buna “ilginç döngü” denilebilir. Bu tip uygulamaları karmaşık yapılarda daha çok olduğunu görebilirsiniz. Karmaşık yapıların değişmesi çok zordur. Dokümantasyon olmaması, çalışanların iş değiştirmesi, alışkanlıklar vb. sebeplerle mevcut sistemi kurcalamanın sonuçlarını kestirememek, değiştirmemenin sebepleri arasındadır.

Bir şeyleri değiştirmek istediğimizde “Bu duruma nasıl geldik?” diye sorgulamayla başlamamız gerekiyor. Eğer o noktaya geliş aşamaları bilinirse bazı ayarlamaları yapmak kolaylaşabilir. Değiştirmek için uygun stratejileri geliştirmek ve uygulamak kolaylaşır. Bir yandan körü körüne o sisteme inanmış ve değişime direnç gösterenlerle boğuşmak zorunda kalırız. Çoğu zaman karşı çıkanlar neden karşı çıktıklarını bile bilmezler.

Bu tip kişiler şöyle direnç gösterirler;

  • Bu yeni sistemi biz beceremeyiz.
  • Mevcut yapıyı bozamayız.
  • Sistemi kuranla ters düşmek istemiyoruz.
  • Bugüne kadar her şey yolunda gitti. İyi giden bir şeyi neden değiştirelim ki? Biz hayatımızdan memnunuz.
  • Rahatımı kaçırmayın.

Sırf birilerinin zamanında doğru bulduğu ya da uygun gördüğü uygulamaları gözümüz kapalı uygulamamalı, sorgulamalıyız. Her şey nedenleriyle birlikte gelişir ve değişir. Kullandığımız her uygulamanın güncel olmasından ve işe yaradığından emin olmalıyız.

Paylaşın:

İşten Ayrılma Adabı

Yeni bir iş, kendi işimizi kurma, işten çıkartılma veya kafa dinlemek için işimizden ayrılıyor olabiliriz. Her konuda olduğu gibi işten ayrılmanın da bir adabı var;

  • Ayrılma talebinizi yaptıktan sonra hemen gitmemiz istenebilir. Kişisel eşyalarımız ve dosyalarımız ile ilgili önlemlerimizi almalıyız.
  • Bizim yerinize gelecek olan kişinin bulunmasına ve bulunduktan sonra eğitimine yardımcı olmamız gerekiyor. Gittikten sonra yardım ederim gibisinden asla tutamayacağımız sözler vermemeliyiz.
  • Ayrılacak olmanın rahatlığı ile daha sonra pişmanlık duyacağımız açıklamalarda bulunmamalı, olumsuz düşüncelerimizi dile getirmemeli, diğer çalışanları negatif etkilememeliyiz. Çalışırken söyleyemediklerimizi işten ayrılıyoruz diye söylemek bize yakışmaz.
  • Birlikte çalıştığımız kişilere zamanında ve doyurucu bir açıklama yapmalıyız.
  • Köprüleri yakmamalıyız. Hayatın kimi kimle ne zaman karşılaştıracağı belli olmaz. Ast ve üstlerimizle iyi ayrılmaya gayret etmeliyiz.
  • Ayrılmadan önce yapmamız istenilen ya da bizden beklenilen bir şey olup olmadığını astlarımızla ve üstlerimizle konuşmalıyız.
  • Ayrılma zamanı yaklaştığı için işleri savsaklamamalıyız. Son dakikaya kadar verimli bir çalışan olarak kalmalıyız.
  • Şirketten alacağımızın kalmaması için elimizden geleni yapmalıyız.
  • İş değiştiriyorsak diğer şirketle işi kesinleştirmeden istifa etmemeliyiz.
  • Sosyal ilişkilerimizi güçlü tutmamız çok önemlidir. Ayrılmadan önce işyerindeki arkadaş ve yöneticilerimizin iletişim bilgileri almak ve düzenli olarak iletişime geçmemiz gerekir.
  • Ayrıldığımız için suçluluk duymamalıyız. Kendi kariyerimiz için daha iyi bir adım atıyor olmamız önemlidir.
  • Daha iyi bir işe geçiyorum diye böbürlenmemeliyiz.
  • İşlerimizi en iyi şekilde devredebilmek için uğraşmalıyız.
  • İşten ayrılmamıza fazla reaksiyon gösterenleri sakinleştirmeli, durumu açıklamalıyız.
  • İstifa mektubumuzu yazmalı ve üstlerimize onaylatmalıyız.
  • Birlikte çalışmaktan memnun olduğumuz insanlara teşekkür etmeyi unutmamalıyız.
  • Kızgınlı ve öfkenin yarardan çok zarar getireceğini unutmayarak sözlerimizde, tutum ve davranışlarımızda profesyonelliği elden bırakmamalıyız.
Paylaşın:

Kendi İşini Kurmak İsteyenlere Tavsiyeler

Evden iş yapmak ya da kendi işimizi kurmak,  “sihirli bir değnek” ile her şeyin değişeceği anlamına gelmiyor. Uğraşmadan ve samimi çaba göstermeden kimseye ekmek yok. Artılarıyla ve eksileriyle iyice düşünmek ve cesaret gerekiyor.

“Kendi işimi yaparsam daha çok para kazanırım” bakış açısıyla yaklaşırken masraflarımızın (vergi ve diğer giderler) olacağını ve değişkenlik göstereceğini unutmamamız lazım.

Özellikle işinizi ayağa kaldırmak için kendinize ayıracak vaktiniz kalmayabiliyor.

Kendi kendinizin patronu olup kimseye hesap vermek zorunda kalmıyorsunuz. Yaptıklarımız doğrudan kendimize ve ailemize yansıdığı için farklı bir baskı oluşturuyor.

Trafik, mesaiye yetişmek vb. sizi zorlayacak veya kaybettiğiniz zamandan kazanabilirsiniz. Ama daha önce hiç uğraşmadığınız konulara (muhasebe vb.) vakit ayırmak zorunda kalıyorsunuz. Daha önce şirket arabasına sahipseniz artık kendinizinkini kullanacak, bakımını yaptıracaksınız.

Yaptığınız iş ile ilgili olumsuz yorumların hepsini dikkate almak zorunda kalacaksınız. Şikayet edemeyecek, mazeret üretemeyeceksiniz.

Eğitimimiz, deneyimlerimiz ve heyecanımız başarımızı garantilemez. Herkesin kazıklanma potansiyeli vardır. Ticareti öğrenmemiz gerekiyor.

Daha önce birileri yapmış veya becermiş olması bizimde yapabilme olasılığımızı artırıyor. Fakat başaranların hangi aşamalardan geçtiklerini iyice öğrenmemiz gerekiyor.

Fikrilerimizi paylaşabileceğimiz insanlar azalıyor. Bize fikir ve destek verebilecek tanıdıklarımızı fikirlerini almalı ve iyi dinlemeliyiz. Cahil cesareti hepimizde var ama kullanmak zorunda değiliz.

Para kazanma garantiniz (maaş vb.) olmayacak ama giderler hep olacak.

Akıllıca alacağımız riskler kazandırabilir. Körü körüne her şeye atlamamak gerekiyor.

Her ne kadar yapacağımız işten beklentimiz yüksek ve kendimize çok güveniyor olsak bile bir kenarda rezervlerimiz, yedeklerimiz olmalı.

Bugünün rekabetini biliyor olmamız yarın rekabette başarılı olacağımız anlamına gelmiyor. Hem oyun hem de kuralların çok hızlı değişiyor.

Herkes bizim gibi düşünmüyor, etik anlayışları farklı olabiliyor. Önce anlayıp sonra duruma göre davranmanız gerekiyor.

Plansızlığın sonuçları ile uğraşmaktansa planlı olmak iyidir. İşi bırakma planı dahil olmak üzere her konuya planlı yaklaşmalıyız.

İstediğimiz zaman çalışabilir istemediğimiz zaman çalışmayabiliriz. Çalışmadığımız zamanlarda gelirimizin olmayacağını unutmamak gerekiyor.

Paylaşın:

Bile Bile Yaptığımız Yanlışlar

Doğru olmadığını bildiğimiz şeyleri kasıtlı olarak yapabiliyoruz. Çoğu zaman çevremizin tuzağına düşüyoruz ama yaptığımız yanlışların farkında oluyoruz. Yanlış olduğunu bildiğimiz şeyleri neden yapıyoruz;

  1. Tren etkisi – Diğer insanların yaptığı şeyleri yapmaya eğilimli oluyoruz. Çünkü onların yaptığının doğru olduğunu düşünüyoruz. Trenin vagonlarını çekmesi gibi diğerlerine takılıp gidiyoruz.
  2. Başkalarının bizden yapmamızı, söylememizi beklediği şeyleri fark ettiğimizde inadına tersini yapıyoruz ya da söylüyoruz
  3. Mevcut seçeneklerden daha iyi olan ve başkasının seçeneklerini hatırladığımızda. Ahmet bu durumda şöyle yapmıştı diye düşünüp öyle yapmaya kalkışıyoruz.
  4. Sırf öngörümüzü doğrulamaya çalıştığımızda,
  5. Kıskandığımızda,
  6. Kızdığımız için – üstelik kızgınlığımızın haklı sebeplerini bularak yanlış yapmadığımızı düşündüğümüzde,
  7. Tek bir bakış açısı ile olaylara yaklaşarak, başka bakış açılarını dikkate almadığımızda,
  8. Başkalarını onaylamayı ya da kabullenmeyi yenilgi, zayıflık olarak algıladığımızda,
  9. Bir şeyleri olduğundan daha değerli göstermeye çalıştığımızda,
  10. Büyük resme değil detaylara boğulduğumuz ya da sadece tek bir noktaya odaklandığımızda,
  11. Görmeye değil sadece bakmaya çalıştığımızda,
  12. Gelecekle ilgili beklentilerimizi abarttığımızda,
  13. Kaybetmekten korktuğumuzda,
  14. Belirsizlik durumunda karar alma becerisini gösteremediğimizde,
  15. Baskı altındayken baskıyı yönetemediğimizde,
  16. Başkalarının ne düşüneceğini ya da nasıl etkileneceğini umursamadığımız durumlarda,
  17. Verilecek kararın kalitesinin önemli olmadığını düşündüğümüzde,
  18. Küçümsediğimizde,
  19. Kendi değerlerimizi diğerlerinin değerlerinden üstün tuttuğumuzda,
  20. Sadece kendimizi düşündüğümüzde, fazlaca ben-merkezci olduğumuzda,
  21. Tam olarak anlamadığımız konularla ilgili bir şeyler yapmaya çalıştığımızda,
  22. Yaptığımızın görevimizi olduğunu ya da emir ile yaptığımızı düşündüğümüz durumlarda bile bile yanlışlar yapıyoruz.

Daha yukarıda yazamadığım sağlık, toplum ve trafik kuralları, etik, çevre vb. bir çok konuda bilerek yanlış yapıyoruz.

Bile bile yanlış yapmak akıllı insanın harcı değil ama…

Paylaşın:

Neden Bazılarımız Daha Az Maaş Alır?

Çoğumuz, kendimizi iş arkadaşlarımız kadar becerikli ve onlar kadar değerli hissediyoruz. Fakat buna rağmen onlardan daha az ücret alabiliyoruz? Ya da kendimizin normal onların yüksek aldığını düşünüyoruz?

Burada paylaşacağım şeyler tecrübelerimle sabit olacağı için mutlaka eksiklikler olacaktır. Vereceğim örnekler ortalama şirketler için geçerlidir. Profesyonel ve büyük şirketlerin aşağıda yazacağım bir çok konuyu “aştığını” varsayıyorum.

Şirketler, kar yazan ya da para kazandıran birimlere daha yüksek ücret öderler. Özellikle pazarlama birimleri şirkete nakit girişi sağladığı ve faydası net olarak ölçülebildiği için ücretleri yüksektir.

Genellikle satış ve pazarlama birimlerinin daha iyi ücret almalarının sebeplerinden birisi görüşmeler konusunda uzmanlaşmış olmalarıdır. Bu yüzden işe ilk girişte yapılan görüşmelerde diğerlerine nazaran daha başarılıdırlar.

Bir şirkete girişte ne vaat edilirse edilsin eğer iyi bir ücret elde edilememişse ve ortada yazılı bir şey yoksa, büyük olasılıkla öyle kalır. Şirketler bu tip vaatleri tutmamanın bin bir yolunu bulurlar.

Bazıları bizim fark edemediğimiz ya da tam olarak anlayamadığımız bazı özel bilgi birikimlerine, sempatik kanallara (çevreye) sahiptirler. Bu kişilerin bizden yüksek ücret alması doğaldır.

Ticareti bilmiyorsak, işe girerken emeğimizi iyi bir ücret karşılığı kiralamamız mümkün olmaz. Bu konuda becerilerimizi geliştirene kadar az ücret almayı göze almalıyız.

Yaptığımız işler, edilen iltifatları bizi kendi gözümüzde daha üst bir noktaya getirebilir, kibir seviyemizi artırabilir, halüsinasyon görmeye, diğerlerinin bizden yüksek ücret aldığını düşünmeye başlayabiliriz. Arada bir kendimizi yoklamamız şarttır.

Gerçekten iş yapan, iş çıkaran ve yokluklarında GERÇEKTEN işlerin tam anlamıyla yürümeyeceği kişiler bizden daha yüksek ücret alırlar. İşimizi ne kadar önemli olarak görsek bile şirketimizle empati kurmalı, “ben olsaydım ne yapardım?” gibi küçük bir düşünce oyunuyla, düşüncelerimizi tekrar değerlendirmemiz gerekebilir.

Patronun oğlu, akrabaları ve arkadaşları tabiki bizden yüksek ücret alacaklar, sonuç olarak şirket onların ve paralarını diledikleri gibi harcarlar.

Biz daha yüksek ücretli başka bir alternatif aramadığımız, ısrarla bulunduğunuz şirkette koşullarımızın iyileştirilmesine uğraştığımız için daha düşük ücret alan durumuna düşmüş olabiliriz.

Şirket içinde başka bir pozisyona, birime geçmediğimiz, bulunduğunuz yerin ücret skalasını yükseltmeye çalıştığımız için düşük ücret alıyor olabiliriz.

Yöneticimiz ile iyi iletişim kuramamış ve bu yüzden performans değerlendirmelerinde işimizi iyi yapmanıza rağmen iletişim açısından yeterince iyi not almadığınız için düşük ücret alıyor olabiliriz.

Şirketimiz bizi geleceğinde görmediği için yatırım yapmıyor, elinden kaçırmaya çekinmiyor ve bu yüzden düşük ücret veriyor olabilir. Ne biz vazgeçilmezsizdir ne de şirketimiz.

Paylaşın: