Kategori arşivi: İnternet

Bilgilerinizi koruyun

Eğer bilgisayarınızda sakladığınız veriler ve bilgiler önemliyse onları korumak içi stratejiler geliştirmek zorundasınız. İşletim sistemleri ya da yazılımlar herhangi bir zarar gördüklerinde tekrar kurulabilirler ancak sizin ürettiğiniz bilgiler tektir ve gittiler mi geri dönüşü olmaz.

Bazı bilgilerinizi hem kaybetmek istemezsiniz hem de kimsenin görmesini istemezsiniz. (Kredi kartı numaranız, kimlik bilgileriniz vb.) Ayrıca şirket dokümanları, finansal bilgilerde hem saklanması hem de kimsenin görmemesi gereken bilgilerdir.

Sık sık yedekleyin

Düzenli olarak bilgisayarınızdaki verilerin yedeğini almanız gerekmektedir. İster CD’lere kaydedin ister External Hard Disk dediğimiz bilgisayara dışarıdan bağlanan hard disklerden edinin. Verilerininizin kapladığı yere yani kapasiteye göre belirleyebilirsiniz. Hangi sıklıkta derseniz? Hangi süre içerisinde yarattığınız veri sizi ciddi zarara sokacaksa o zamanı geçrmeyin. Yani bir günlük kayıp bile bizi mahveder diyorsanız günlük olarak yapacaksınız demektir. Hatta gmail’in yaklaşık 7 GB’lık kapasitesini dosyalarının bir kopyasını göndererek yedeklemek gördüm.

Dosya seviyesinde paylaşım güvenliği

Dosyalarınıza yada klasörlerinize verdiğiniz erişim haklarını sınırlayın. Hangi dosyalarınıza kimlerin erişim hakkı olup olmadığını öğrenin ve sınırlayın. Bir klasörün üzerinde mouse’unuzu sağ klikleyip Özellikler seçeneğini seçin. Açılan kutuda Paylaşım tabını göreceksiniz. Bu bölümden klasörü paylaşıma açabilir ya da paylaşımdaysa kapatabilirsiniz.

Şifre korumalı dokümanlar

Microsoft Office ve Adobe Acrobat uygulamaları şifre girmenize olanak verirler. Örneğin Microsoft Word için Araçlar | Opsiyonlar ve Güvenlik seçeneğini seçin. Bu bölümden dosyanıza şifre ekleyebirsiniz. WinZip gibi programlarla önce dosyanızı sıkıştırır sonra şifre ile koruyabilirsiniz.

Disk şifreleme

Öylecehard disk’e yazılan her veri önce şifrelenmekte ve okunacağı zaman şifre çözülmektedir. Bu uygulama önce hard disk’i ikiye ayırarak yapılır. Bir kısmını herkesin görebileceği şekilde eskisi gibi bırakırsınız. Hacker’ları aldatmak için. Diğer kısmı şifreler işlerinizi onun üzerinde halledersiniz.

PKI sistemi

Dijital sertifikalar bundan 9 yıl önce kredi kartlarının internetten ödemede kullanılması(SET) amacıyla pratik hayatımıza ilk kez girmişti. Bir veri ya da dokümana sadece dijital sertifika sahibinin erişimini garantileyen bir sistemdir.

Stenografi ile gizleme

Bir program ile mesajınızı bir resmin yada müzik dosyasının içine gömerek karşı tarafa iletmektir. Uzun süre istihbarat birimlerininde kullandığı bir tekniktir. Aynı programa sahip kişi gelen mesajı o programda açarak mesajı okumaktadır. http://www.stegoarchive.com/ adresinde software bölümünde bu konuda yüzlerce program bulabilirsiniz.

IP Güvenliği

Bazen network izleme yazılımları ile verileriniz transfer esnasına izlenebilir, okunabilir. Transfer esnasında veri güvenliği için Internet Protocol Security (IPsec) kullanılmalıdır. Tüm gönderen ve alan sistemlerin desteklediği bir yapıdır. Windows’ta öncelikle IPsec politikası oluşturmalı, authentication metodunu ve kullanılacak IP filtrelerinin belirlenmesi gerekir. TCP/IP Ayarları bölümündeki opsiyonlar bölümünden yapılabilir. Bir uzman ile yapılmasında fayda vardır.

Güvenli kablosuz iletişim

Kablosuz erişim kullanıyorsanız verilerinizi görmek isteyen birisi eğer kablosuz erişiminizi güvenli olarak düzenlemediyseniz bilgilerinize erişebilir. Burada önerilen Wi-Fi Protected Access (WPA) dir.

Kullanıcı hakları yönetimi

Eğer kurum içinde kimin nereeye erişebileceğini merkezi bir sistem üzerinden kontrol edebilecek bir sistem kurarsanız birçok konuda rahatlarsınız. Hala bir çok yerde kullanılan Lotus Notes’da gönderilen dokümanı kimin sadece okuyabileceğini, kimin değiştirip kimin değiştiremeyeceğini yönetebildiğiniz bir uygulama olarak oldukça yaygındı.

Paylaşın:

Eposta gönderirken ne kadar dikkatlisiniz?

Hala epostayı doğru dürüst kullanmayı bilmiyoruz. Üstelik yaşadığımız problemlerin kaynağının yine kendimiz olduğunun farkında da değiliz. Ayrıcabu yaşadığımız problemler en kıymetli şey olan “zamanımızı” yiyen şeyler.

Bu yüzden eposta yazarken, gönderirken ve yönlendirirken “sadece basit bir eposta ne olacak?” diye düşünmeden, ciddiye alarak, en azından gönderdiğiniz kişilerin ve kendinizin vaktini boşa harcayacak şeyleri yapmaktan kaçınmak gerekiyor.

Ekte gönderilecek dosyayı unutmak – Farkettiğiniz anda hemen gönderilmişlerin altından eksiz epostanızı bulup tümünü cevapla seçeneği ile “eki unutmuşum” gibi sempatik bir mesaj ekleyerek tekrar gönderirsiniz.

Herkesi cevapla seçeneğinde eki silmeyi unutmak – Outlook değil ama Lotus Notes gibi uygulamalar herkesi cevapla dediğinizde eki silmeden orijinal mesajda tutuyorlar ve aynı ek herkese defalarca gönderilebiliyor. Ayrıca herkesi cevapla seçeneğini kullandığınızda “teşekkür” ediyorsanız oradaki herkese teşekkür edip etmediğinizi mutlaka düşünün.

Kızgınken epostaya yanıt yazmak – Adrenalin baskısı altıda cevap yazmayın. Biraz rahatladıktan sonra cevabınızı yazın. Kızgınlıkla yazılmış yazıların gönderdiğiniz kişiler tarafından hiç istemediğiniz başka kişilere yönlendirilebileceğini unutmayın.

Bir sürü kişiyi cc’ye koymak – Gerekli gereksiz epostaların cc’lerine insanları koymak onların vaktini yemek açısından hiç hoş değildir. Eposta sadece ilgili kişilere gönderilmelidir. İlgisiz kişilerce bu yaptığınız “aptalca” bulunacaktır.

Duygusal bir problemi eposta ile çözmeye çalışmak – Duyguları kelimelere dökmek bazen çok zordur ve karşı tarafın neyi nasıl anlayacağına ilişkin garantiniz olmaz.

Konu alanını boş bırakmak – Mesajı alanı, mesajı okumaya mecbur eden bir durumdur ve çok rahatsız edicidir. Hatta üzerinden zaman geçtiğinde yine konu alanı boş olduğu için o mesajı okumak zorunda kalırsınız. (Tam tersi tüm mesajı konu alanına yazanlara da ayrıca kızıyorum.)

Epostaları çok seyrek kontrol etmek – Eğer insanlara eposta adresinizi vermiş ve iletişim adresi olarak belirtmişseniz düzenli olarak kontrol etmenizde faydav ar. Yada sizeeposta gönderilmemesi için diğerlerini uyarabilirsiniz.

Her adımda eposta göndermek – Bir işi yaparken yaptığınız her şeyi eposta ile gönderebilirsiniz yada gün sonunda tek ve toplu bir eposta gönderebilirsiniz. Siz seçin.

Sessizlik – Eğer size bir soru sorulmuş yada sizden bir şey yapmanız istenmişse mutlaka yapın. Yada yapamayacağınızı bildirin.

Hiçbir şey yazmadan geri yanıt verme – Eğer size sorulmuş bir şeye yanıt verirken soruyu siler ve yanıt verir iseniz(örneğin evet, tamam gibi.) mesajı size gönderen ne istediğini hatırlamayabilir.

Bir söyle bin işit – Size gönderilen bir mesaja yanıt verirken orijinalinin tam olarak geri gönderilmesi gerekmiyorsa fazlasını silebilirsiniz. En azından network maliyetine ufakta olsa bir katkınız olmuş olur. Yada bir soru soan birinie ilgili ilgisiz bin tane yanıt dönmeniz hoş bir şey değildir.

Paylaşın:

Internette Fiyasko Yatırımlar

Neredeyse içimiz dışımız “girişim” oldu. Bir yandan da gazetelerde A firması B firmasını satın aldı yada belirli bir yüzdesine ortak oldu diye okuyoruz. Birçok sektörde (finans, sigorta vb.) güç ve zaman alan birleşme ve satınalmaların konu internet olduğunda çok güç olmadığını görürsünüz. Fakat yapısı itibari ile internet başarıların olduğu kadar başarısızlıklarında oldukça fazla yer aldığı bir sektördür.

Aslında kullanıcı olarak bizler herhangi bir internet sitesinin sahibinin kim olduğuna, kar mı zarar mı ettiği ile ilgilenmeyiz. İhtiyaçlarımıza ve beğenimize hitap ettiği sürece. Fakat ne zaman bir internet projesi zarar etmeye başlar yada kar etmeye karar verir o noktada kullanıcılara döner ve para ister. İşte bu noktada belki bir kısmımız “hayrola” demeye başlar. Çünkü “internet bedava olması gereken bir platform olarak algılanır”. Halbuki internet uygulamalarında özellikle çok kullanıcılı sistemler (ör. Bankaların internet şubeleri vb.) için milyonlarca dolarlık yatırımlar yapılmaktadır.

Şimdi bizlere bedavaya verilen ve benim fiyasko olarak adlandırdığım sizi şaşırtacağını düşündüğüm yatırımlara iyisinden kötüsüne doğru bakalım; (Fakat ortada büyük bir satıcı başarısı olduğu kesin)

1. Hotmail – Microsoft tarafından 1998 yılında 400 milyon dolara alındı. En büyük 2. bedava email servisi idi, hem bu değişmedi ve hatta geriledi, üstelik Microsoft’a bir fayda sağlamadı. Servisi dünyada 4 ülkede paralı halegetirmepilot çalışması yapıldı ki Türkiye bu ülkelerdne biriydi, yıllık 5 YTL’ye alan çıkmadı neredeyse.

2. Skype – eBay tarafından 2005 yılında 2.6 milyar dolara alındı. Asıl işi açık artırma olan bir site herhangi bir plan yada strateji almadan bu işe yatırım yaptı. Halen her ik isistem birbirinden bağımsız, birbirine katma değer sağlamadan işlemekte.

3. MySimon – CNET tarafından 1999 yılında 700 milyon dolara alındı. Fiyat karşılaştırma sitesi olarak birçok ucuz proje tarafından geçildiği gibi hiç bir zaman ciddi bir başarı yakalayamadı.

4. BlueMountain.com – Excite tarafından 1999 yılında 780 milyon dolara laından online posta kartı firması oldu.

5. Lycos – Terra Networks tarafından 2000 yılında 4.6 milyar dolara alındı. Hatta satış 12.5 milyar dolardan başlayıp %50 düşüyor bile.

6. Netscape – AOL tarafından 1998 yılında 4.2 milyar dolara alındı. Tam bu sırada Microsoft’un bedava tarayıcısı(browser) tarafından yenilmeye başladı. Bu konuda AOL’nin bir stratejisi olmadığı için Internet Explorer’a yenildi.

7. GeoCities – Yahoo tarafından 1999 yılında 3.56 milyar dolara alındı. Fakat enteresan bir şekilde geocities domain’li site neredeyse kalmadı yada pazarlamadılar. Artık yeni müşteri almıyolar ve yıl sonuna kapatacaklarını söylüyorlar. Eğer biraz kafalarını çalıştırsalardı bugünkü Myspace onlar olabilirlerdi.

8. Excite – Kablo firması olan @Home tarafından 1999 yılında 6.7 milyar dolara alındı. Kullanıcı başına 394 dolar ödediler. Bu firmada Excite’ı tamamen öldürdü.

9. AOL – TimeWarner ile 2000 yılında birleşti. Aradan 6 yıl geçti ama bu birleşmeden çıkan hiçbir enteresan sonuç yok.

10. Broadcast.com – İşte bomba bu: Yahoo tarafından 1999 yılında 5 milyar dolara alındı. Kullanıcı başına 710 dolar ödediler. Olacak iş değil. Bu parayla Mark Cuban Dallas Maverics basketbol takımını satın aldı. Düşünün artık.

Paylaşın:

Enteresan fikirler nereden bulunur?

Parası olanlar nereye yatırım yapsam diye enteresan fiklirler peşindeler. Girişimciler bu pastadan pay kapabilmek için fikir arayışındalar.  Bu konuda her iki tarafta bir arayış, araştırma peşinde. Bu arayışa bir nebze destek olabilecek bedava yollardan bazılarını paylaşmak istedim;

Arama Motorları: Artık yazmak bile gereksizi ama istenilen bir kelime ile ilgili her türlü bilgiye erişimin en kısa yolu. Favorim http://www.google.com ve bir de http://clusty.com.

About: http://www.about.com benim çok eskiden beri takip ettiğim ve modelini çok beğendiğim bir sitedir. Bir çok konuda(750 adet) o konunun uzmanı o konu ile ilgili her türlü bilgi, haber vb. detayı paylaşır. Hatta ilgili konuda  “See What’s Hot Now” linkine tıklayarak o konudaki en güncel bilgilere erişebilirsiniz.

Bloglar: Özellikle kendi konusunda uzman kişilerin blogları o konunun güncel gazetesi gibi faydalı olabiliyor. Google’ın bu konudaki http://blogsearch.google.com/ sitesi favorim.

BoardReader: Bu site yaklaşık 750.000 sitenin forum ve mesaj panolarında arama yapabilmenizi sağlıyor. http://www.boardreader.com

Ebay : http://buy.ebay.com/index_A-1 sayfasında Ebay’de yapılmış en popüler aramaları ve bu suretle en çok ilgilenilen ürünleri keşfedebilirsiniz.

E-zines: http://www.Tile.net sitesinde bir çok e-zines, mail listeleri vb. bilgi mevcut. http://www.EzineArticles.com ise 150,000’den fazla uzmanın makalelerini içeriyor.

Google Trends: http://www.google.com/trends sitesinde ilgili anahtar kelimelerin aramalarına ilişkin bilgiler veriyor.

Google Insights: http://www.google.com/insights/search/# Ülke, bölge vb. bazında  aramaların incelenmesini sağlıyor.

Google Groups: http://www.groups.google.com sayesinde istediğiniz konuların tartışıldığı grupların yazışmalarını izleyebilirsiniz.

MediaFinder: ABD ve Kanada’nın en geniş dergi, katalog ve gazete veritabanı.http://www.mediafinder.com arama yaparak ilgilendiğiniz konularda medyada çıkan yazıları takip edebilirsiniz.

Yahoo Answers: http://www.answers.yahoo.com ile bir çok soru ve cevabına erişilebilir.

Paylaşın:

RSS’lerinizi temiz tutmanın yolları

RSS beslemeleri ilk kullanmaya başladığım zamanı hatırlamıyorum bile. ama o dönemlerde hemen hemen hiç kullanılmıyordu ve bakıldığında kullanıcı artış hızı çok yavaştı.  Bugün bir blog, sosyal ağ, video paylaşım vb. bir çok site RSS ile takip ediliyor.

Artık sadece RSS okuyucu kullanmak değil bu okuyucuyu yönetmekte çok önemli bir hale geldi. Özellikle kendi belirlediğiniz anahtar kelimelerle filtrelediğiniz içeriği takip edebilmek yüzlerce içerik arasından ihtiyacınız olana hızlıca ulaşmak artık çok önemli.

FeedWeaver

Feedweaver RSS’lerini özelleştirmede kullanabileceğiniz basit bir araç. İstediğiniz anahtar kelime ile izleyebileceğiniz 20 tane siteyi tek bir besleme şeklinde saklayabiliyorsunuz.

Aşağıdaki ekranda bir örnek görülebilmekte. Eğer demoyu görmek isterseniz siteye girin Demo linkine tıklayın kullanıcı adı  “demo” ve şifre “1234″ yazarak giriş yapabilirsiniz.

Feed Rinse

Feed Rinse ise RSS spam filtresi. Aynı şekilde belirlediğiniz anahtar kelimelere göre takip yapmanızı sağlıyor.

Bu sistemde düzenleyeceğiniz bir bookmarklet ile otomatik olarak bu takibinize bir siteyi otomatikman ekleyebilirsiniz.

Aşağıda uygulamayı görebilirsiniz;

Feedscrub uygulaması da yukarıdaki iki uygulamaya benzer BETA aşamasında bir uygulama.

Kaynak:makeuseof

Paylaşın:

Google Book’taki kitapları bilgisayarınıza indirin!

Google Book Search bildiğiniz gibi online kitapların yer aldığı muazzam büyüklükte bir site. Aradığınız bir kitabın aramasını yapıp bulabilme olasılığınız yüksek.  Kitabın belirli sayfalarını anında okuyabiliyorsunuz.

Bazı kitapların belirli kısımları okunabilirken bazılarının TAMAMINI okuyabiliyorsunuz. Sizin bir kitaptan sadece belirli bölümlere ihjtiyacınız olduğunda bu uygulama ihtiyacınızı karşılayamayabiliyor.

İşte bu noktada Google Books Downloader’ı kullanabilirsiniz..

  • Yapmanız gereken buraya tıklayarak programı yüklemeniz ve çalıştırmanız. (mutlaka bilgisayarınızın .NET 3.5 olması gerekiyor. Emin değilseniz Microsoft .net Framework 3.5 SP1 install linki ile yükleyebilirsiniz. – 50 Mb.)
  • Şimdi bilgisayarınıza indirmek istediğiniz kitabı bulun. “full view” olan kitapların kitap kodu için About this linkine tıklamanız gerekiyor.
  • Kitap kodunu(Google Book’da ilgili kitabın detaylı sayfasına girdiğinizde adres çubuğunda id= yazan bölümdeki kod. Ör: http://books.google.com/books?id=F-5gKE_EuFAC&dq=marketing) kopyalayıp programda Book Code. yazan yere yapıştırın.
  • “check” butonuna tıklayın ve programın o kitaba uygun indirilebilir olup olmadığını kontrol etmesini bekleyin.
  • Daha sonra eğer uygun bir tercih çıkarsa “download entire book” butonuna tıklayın. Program uygun olan tüm sayfaları bilgisayarınıza indirecektir.
  • Yükleme bittikten sonra yüklenen sayfaları-kitabı PDF olarak bilgisayarınıza “Save Book” butonu ile kaydedebilirsiniz.

Kaynak: makeuseof.com

Paylaşın:

Bloglasak mı bloglamasak mı?

Wharton Üniversitesi blog kullanımı ile ilgili kendi içinde bir araştırma yapıyor. Çok enteresan bulgular elde ediliyor.

İş etiği ve hukuk konusunda Wharton profesörlerinden Dan Hunter günde yaklaşık 100’e yakın blog okurken ipin ucunu kaçırıyor ve takip edemez hale geliyor. Daha sonra teknoloji, entellektüel sermaye, video oyunları, mimari, iç mimari vb. konularda 50 blog’u düzenli takip etmeye başlıyor. “Böylelikle hem profesyonel hemde özel hayatımda kendini güncel tutabildiğini söylüyor.

Pew Internet & American Life Project(www.pew.org) raporuna göre ABD’de internet kulanıcılarının %39’u olan 57 milyon kullanıcının blogları okuduğunu gösteriyor. Hatta 12 milyon kullanıcınında kendi blog’u var. Blog yazma sebepleri farklı farklı: profesyonel yada kişisel fikirlerini paylaşma, mizah paylaşımı, politşk ve siyasi gelişmelerde yorum yapmak veya güncel olaylar hakkında görüşlerini yazmak

Aynı bölümün profesörlerinden Kevin Werbach ise profesyonek bir blog yönetim aracı olan NetNewsWire kullanarak 300-400 blog’u güncelleme olduğunda okuyarak takip ediyor. Herhangi bir sorusu olduğunda blogger’a sormaktan çekinmediğini belirtiyor. Ayrıca kendisi telekom politikaları, yeni jenerasyon internet firmaları ve iş modelleri ile yeni iletişim teknolojileri üzerinde bir blog tutuyor.

İstatistik ve Bilgi Teknolojileri profesörlerinden J. Michael Steele ise İstatistik 434 adlı dersini blog üzerinden veriyor. Bu bloguna ders içeriklerini, notları, ödevleri koyuyor. Ayrıca özel blog’unda kuş gribinin ekonomik etkileri üzerine yazıyor. Aslında burada yaptığı kuş gribini merkeze alarak çeşitli konularla bağlantısını kurmak. Ör Paris Hiton ve Kuş Gribi vb. Enteresan bir fikir gerçekten.

Peki bu blog patlaması nereye kadar gidecek?

Şu anda bloglar daha önce sesini duyurma şansı olmayanlar için büyük bir fırsat durumunda. Ayrıca bloglara olan ilgi bir üyelik mekanizması olmamasına karşın(son dönemde feedblitz çıktı ama sayılmaz) insanların favourite’larına, bookmark’larına yada sık kullanılanlarına atarak destekledikleri bir medyaya dönüştü.

Boglardaki bir sıkıntıda herhangi birinini “ben bu konunun uzmanıyım” diye işe girişmesi. Bu yüzen blogger’ların özgeçmişleri onları takip edenler için çok önemli.

Pazarlama bölümü profesörlerinden Barbara E. Kahn bazı bloglarda yaratıcı fikirler, müşteri yorumları vb. yararlı bilgiler bulduğunu belirtiyor. Aslında herhnagi bir müşteri şikayeti gördüğünde bu konu ile ilgili diğer internet sitelerindede araştırma yaparak bir pazararaştırması yapabildiğini belirtiyor.

İşletme profesörlerinen Saikat Chaudhuri ise bloglara biraz şüpheci yaklaşıyor. Gerçekten işine yarayan bloglara bir değerlendirme süreci sonrasında karar veriyor.

Bloglar bir çoğuna göre yeterince gürültü yaratıyorlar ve değer içeriyorlar. Bloglar bireysel düşünceleri içerdiğinden ve social bookmarking siteleride (digg.com) en çok ilgi çeken konuları derleyince aslında çoğunluğun neler izlediğini yada nabzını tutmanın bloglar sayesinde bir yolu olduğu ortaya çıkıyor.

Diğer öğretim görevlilerinin bloglara yaklaşımı farklılık gösteriyor, bir kısmı bazı blogları haftada bir takip etmeye çalışıyor, bazıları derslerinde kullanabilecekleri malzemeleri toplayabilecekleri blogları tercih ediyorlar.

Bloglar insanların profesyonel ve özel kişisel dünyalarını paylaşabildikleri önemli bir mecra olarak hayatımıza girdi. Internet’i bilgi edinmek ve eğlenme amaçlı kullananlarda blog içeriklerini izliyorlar.

Ayrıca bloglar için ekapanık yada kendini ifade etme konusunda kapalı olanları açıp, açık olanların kendilerini geliştirmelerini sağlıyor. Özellikle öğrencilerin blog açma konusunda cesaretlendirildiği ve böylelikle daha dışa dönük hale geldikleri belirtiliyor. Böylelikle hata yapmaktan korkmalarından yada baskı altında bir şeyler yapmalarındansa kendilerine ait bir alanda özgürce kendilerini ifade edebilecekleri iddası var.

Paylaşın:

İşinizi sesinizle yapın: Dial2Do.com

İşte hayalini kurduğum şeylerden birisi daha hayata geçti. Sadece telefonu çevirip birkaç kelime söyleyerek işinizi hallediyorsunuz. bundan daha güzeli Şamda kayısı.

Dial2Do sizin sesinizle bir çok şeyi yapabilmenizi sağlayan bir platform.

d2d

Dial2Do ile neler yapabiliyorsunuz: Evernote sitesine bir şeyler eklemek,  Remember the Milk sitesine yapılacak işleri eklemek,  Google Calendar’a mesaj göndermek, sms ve etkinlik kaydı yaptırmak, emaillerinizi dinlemek,  Twitter güncellemelerini takip edebilmek bazı hizmetleri.

Dial2Do’ya bedava üye olduktan sonra hesabınızla telefon numaranızı eşleştiriyorsunuz. Henüz Türkiye’de yok ama(birileri hemen başvursa süper olur aslında) size verilen 24 ülkedeki tek bir numarayı aramanız yeterli oluyor.

Telefonu aradığınızda size “Ne yapmak istersiniz? “What would you like to do?” gibi mesaj çıkıyor. “Takvim”-“Calendar.” deyip “Ahmet’le bugün saat 2’de yemek” dediğinizde Google Calender’a etkinlik işleniyor.  Ve size işlemin tamamlandığı bilgisi veriliyor.

commands

Birde Tazti diye bir program varki onuda sesinizle bilgisayarınızdaki programları açıp-kapama, müzik çalma vb. konularda kullanabiliyorsunuz. O da ayrı bir yazının konusu.

Kaynak:makeuseof.com

Paylaşın: