Kategori arşivi: Yazılarım

Başarı bisiklet sürmek gibidir

Bisiklet sürmeyi nasıl öğrendiğinizi hatırlıyor musunuz? Çocukken hiçte kolay olmayan bir şeydir bisiklet kullanmak. Ama öğrendikten sonrada vazgeçilmezi en zor keyiflerden biridir.

Şimdi biraz geri dönün ve bisikleti öğrenmeye başladığınız o günlere geri gidin. Muhtemelen önce 3 tekerlekli bir bisikletiniz vardı. Hiç problemsiz kullanabiliyordunuz. Daha sonra 2 tekerlekli bir bisikletiniz oldu ama yanında 2 tane destek tekerleği olan. Yine onlara dayanarak rahatlıkla kullandınız bisikletinizi. Tüm bunları yaparken size destek olması gereken birine ihtiyaç duymadınız, yürümek gibi rahatlıkla dengede kalarak kullanabiliyordunuz çünkü.

Ama sadece 2 tekerleği denemeye başladığınızda işler değişti. Dengeyi sağlamak için ellerinizi ve vücudunuzu kullanmanız, ilerlemek içinde ayaklarınızı kullanmanız gerekiyordu. Üstelik aynı anda. Muhtemelen birkaç kere düştünüz yada ayaklarınızı pedallardan çekip yere bastınız. Önce birkaç metre dura kalka giderken, pes etmeyip denemeye devam ettiyseniz hiç durmadan sürmeye başladınız.

Büyüdükçe daha büyük ve teferruatlı bisikletlere ilgi duymaya başlamışsınızdır. Aynası ve kornası olan, 10 vitesli vb. Hatta çok iyi sürdüğünüzü düşündüğünüz anlarda ellerinizi bırakarak sürüyordunuz muhtemelen.

İşin en güzel tarafı ise bisiklet sürmenin hiç unutulmaması.

Başarı ile ne ilgisi var diyorsunuz tüm bunların. Birçok insan için başarılı olmak önemlidir ve başarılı olacakları işlerin hemen hemen tamamının başında korkarlar. İşte bu noktada bisiklet sürmekten öğreneceklerimiz var; Okumaya devam et

Paylaşın:

Noktaları doğru birleştirmek

Diyelim ki bir otel müdürüsünüz ve lobide gelen gidenleri izliyorsunuz. Bir kişi takım elbiseli ve kravatlı ve yanında bir bayan elinde Prada çantası ve mücevherleri pırıl pırıl. Görüntünün etkisiyle bir çalışanınızın özel itina ile onlara yaklaştığını görüyorsunuz. Bir süre daha izlemeye devam ediyorsunuz ve aynı çalışanınızın daha serbest giyimli bir kişiye diğerleri kadar iyi davranmadığını fark ediyorsunuz.

Bu hikaye sizi şaşırtmamalı çünkü gerçekten ilk görünüm ya da ilk intiba size olan davranışları tamamiyle değiştirir. Eğer otel örneğinden devam edersek sizin vale’ye bıraktığınız arabanız ve üzerinizdeki giysileriniz sizinle ilgili uzaktan bakarak karar verecek olan otel personelini mutlaka etkileyecektir.

Birçok akıllı kurum hem müşterilerini bu açıdan analiz ederek onları analiz etmeye çalışır hemde onların kendilerindeki geçmişlerini tutarak o kişinin alışkanlık, beğeni ve tam tersi olan istemediklerini saptayarak vereceği hizmeti en iyi seviyeye taşıyabilir.

Peki müşterileri nasıl okuyacağız?

Okumaya devam et

Paylaşın:

Hayallerinizi keşfedin

İnsanın hayatında mutlu olmasının en önemli şartlarından biri sevdiği şeyi yapması ve hatta bundan fayda (para , itibar vb.) sağlamasıdır. Fakat birçok kişi ne istediğini bilmediği gibi hayal ettiği şeyin ne olduğunu bulmak içinde yeterince gayret sarfetmez.

Çevrenizde, okuduklarınızda ve ya seyrettiğiniz mutlu insanlar büyük ihtimalle sevdikleri işi yapıyorlar, istedikleri hayatı yaşıyorlar, inandıkları bir şeyler için uğraşıyorlardır.

Pekala ne yapmak istediğinizi bilmiyorsanız ne yapacaksınız? Eğer rüyanızın ne olduğunu bilmiyorsanız? İşten işe koşan, gece gündüz çalışan, iş ve ev işleri dışında sadece uyumaya ya da beslenmeye vakit ayırtabilen bir çoğumuz gibi hayallerimizin neler olduğunu bulmak için uğraşamıyoruz. Ama lütfen pes etmeyin ve aşağıdaki önerileri okuyun; Okumaya devam et

Paylaşın:

Borç tuzağından sakınmak üzerine

Çok fazla yakınımdan ne kadar çok borçlandıklarını, sürekli ekside olduklarını duyar oldum. Borçlanmanın başında “mal sahibi olmak” ya da bir şeyleri edinmek sizin için iyi bir şey olabilir. Ama zamanla eğer borçlarınızı yönetemez, ödeme disiplinini sağlayamazsanız borçlar en büyük kabusunuz haline gelir. Artık günleriniz sadece borçlarınızı nasıl kapatacağınızı düşünmekle geçmeye başlar.

Gazetelerde kredi kartıya da banka kredisi borçlularını okuyorsunuzdur. Okumadığımız ve görmediğimiz diğer borçlarla birlikte inanın çevrenizdeki bir çok kişi bir çok yere borçlanmış durumda. Borçlanmamanın ya da borçlardan kurtulmanın birinci şartı böyle bir yaşam tarzından vazgeçmeye olan isteğiniz olacaktır. “Borca girmeden mal sahibi olamıyorum, asıl diğer yaşam tarzım problem” diyorsanız o başka bir yazının konusu.

Şimdi sizi borçlu yaşamdan, borçlanarak yaşamaktan sakındıracak bazı önerilerim olacak. İşinize gelenlere ya da size uygun olanlara siz karar verin; Okumaya devam et

Paylaşın:

İsimleri hatırlamanın önemi

Eski Türkler çocuklarına adlarını bir beceri gösterdikten sonra verirlermiş. Bu sebeple ad kişinin niteliğine ilişkin bir bilgi içerdiğinden, olası düşmanlarca bilinmesi sakıncalı görülürmüş. Çünkü birine büyü yapabilmesinin kapılarından birinin kişinin adını bilmek olduğuna inanılırmış. Biz her ne kadar filmlerde “Yiğidim, adını bağışlar mısın?” sorusunu kahramanlara soranları duymaya alışmışsakta bunun aslı kişinin kendi hakkında önemli bir bilginin yabancı biri tarafından öğrenilmek istenmesinin hoş karşılanmayacağı düşüncesidir. Şimdi ise adlarımız dağıttımız kartvizitlerimizin üzerinde elden ele dolaşmakta.

Kendimi bildim bileli insanların isimlerini hatırlamakta zorlanırım. Hattabir dönem sürekli beraber olduğum kişilerin adlarını bile belli bir zaman geçtikten sonra unuturum. Bu hiç iyi bir şey değil özellikle birisi görüp “Naber Savaş” dediğinde onun ismini hatırlamıyorsanız. Birde sizin isminizi bir kez öğrendimi asla unutmayanlar var ki onlara ayrıca hayranım.

Bu konuda yapılabilecek bir şey var mı diye biraz interneti karıştırdım bazı önerilere rastladım. Sizlerle paylaşmak istiyorum;

Okumaya devam et

Paylaşın:

Farabi’nin Eğitim Görüşü

En çok üzüldüğüm şeylerden birisi geçmişteki “gelişmikliklerin” bugüne gelememesi oluyor. Eğer geçmişimizdeki ışığı yaşatamazsak veya hatırlamıyorsak işimiz çok zor. Bu yüzden aşağıdaki yazıyı paylaşmak istedim.

Türk eğitim tarihinde ilk kez doğrudan “eğitim bilimi”ne ilişkin görüşler ileri sürdüğü bilinen düşünür Farabi’dir.  Ona göre:

Eğitimin amacı, mutluluğu bulmak ve bireyi topluma yararlı hale getirmektir.

Üç tür eğitimci vardır: Aile reisi, aile fertlerinin; öğretmen, çocuk ve gençlerin; devlet başkanı, milletin eğitimcisidir.

Öğretim, milletler ve şehirlerde nazarî (kuramsal) erdemleri var etme demektir. Eğitim ise, milletlerde ahlâkî erdemleri ve iş sanatlarını var etme yöntemidir. Öğretim konuşmakla başlar.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Rekabet derken

Birçok kişi rekabeti, eğer rakibini yok etmiyorsa ya da kendisini zirveye taşımıyorsa sevmemektedir. Bu gerçekten çok tehlikeli ve yanlış bir düşüncedir. Rekabet ekonomik seçimleri etkilediği, taşları yerine oturttuğu, kötü firmanın ürünlerini pazardan çektirttiği için iyi bir şeydir.

Eğer insanlar kazan-kazan(win-win) bir işbirliği öneriyorlarsa bilinki aslında söyledikleri %90-%10’dur yani azda olsa sizden fazlasını kazanmayı düşünürler. Bu çoğu zaman rekabeti sadece yok etme aracı görmek gibi yanlış bir düşünceden kaynaklanır.

Akıllı iş adamları rekabeti kendilerinin performansını daha artıracağı için özellikle tercih ederler.

Shanghai Automotive Industry Corp., General Motors Corp. ile 1997 yılında orta sınıfa hitap edecek olan Buick, Cadillac ve Chevrolet üretimi konusunda anlaştılar. O güne kadar GM Çin’deki en büyük araba imalatçısı idi ve SAI onlardan otomobil üretim ve pazarlama konusunda çok şey öğrendi. Okumaya devam et

Paylaşın:

Ekibiniz size güvenmeli ve saygı duymalıdır

DavidBreashearsEverestDünyanın en yüksek tepesine çıkmak normal şartlar altında aylar sürer ve hatta hazırlanma süresinide düşünürseniz yıllar. Mayıs 1996’da Breashear ve ekibi enteresan bir karar aldılar: Bu yapacakları seyahatin IMAX filmini çekmek. Şimdi yüzlerce kiloluk film ekipmanını oraya taşıyabilecekleri yeni bir plan yapmak zorundaydılar. İyi bir planın esnek olması onları tek bir olasılığa mecbur etmemesi gerektiğini biliyorlardı.

Öncelikle “eğer” senaryolarını ele aldılar, böylece beklenmedik şeylerle karşılaşma olasılıklarını en aza indirmeye çalışıyorlardı. Fakat daha ilk gün beklenmedik bir fırtına patladığında diğer ekipler tırmanmaya devam ederken Breashear’ın ekibi dönmek zorunda kaldı. Sonrasında aylarca orada kalmalarına rağmen geri çağırıldılar. Breashears’ın “Dağın programına uymak zorunda kaldık, kendimizinkine değil” sözleri ise etkileyiciydi.

Breashear’ın ekibi dönerken bir çok ekpmanı geride bıraktı. Geceyarısı olduğunda ekipteki 8 kişide hastalanmıştı. Rob Hall çok ünlü bir tırmanıcı ve Breashears’ın arkadaşı idi. Hall kendilerini zirveye götürmesi için ona para veren bir gruba kılavuzluk etmekteydi. Jon Krakauer’da bir yazardı ve Hall’ın ekibinde yer alarak Into Thin Air adlı kitabını yazıyordu.

Bu kadar aksiliğin üzerine ertesi gün daha sonraları mucize denilecek birşey oldu. Okumaya devam et

Paylaşın:

Yalancıyı yakalamak

Herkes kendinden sorumludur ve diğerlerinin ne kadar etik davranıp davranmayacağını kontrol edemezsiniz. Birisi siz kandırmaya ya da yanıltmaya çalıştığında onu uyarır mısınız? İşte şimdi size kandırmaya çalışanların neler yaptığından bahsedeceğim.

Aslında bu tip kötü davranışlar yalan söyleme davranışı ile bağlantılıdır. Ses tonu, vücut dili, göz hareketleri vb. belirli ipuçları verir. Bazıları bu konuda o kadar uzmanlaşmışlardır ki yalan makinesi olmadan anlamanız mümkün değildir. Ama burada size söyleyeceklerim belki biraz olsun işinize yarar.

Birinci olarak çok dikkatli bir şekilde karşınızdakini izlemeniz, kurduğu cümleleri çok iyi dinlemeniz gerekmektedir. Söylediği ya da söylemediği, nasıl söylediği ya da söylemediği önemlidir.

Bakalım neler yapıyorlarmış;

Önyargılar, ihtiyaçlar ve istekler
Hepimizin önyargıları, inançları ve istekleri vardır. Bunları bilen biri bunları kullanarak vermek istediği mesajı sizin ikna olacağınız şekilde verebilir. Eğer tam anlamıyla sizin istek ve inançlarınızla örtüşen şeyler içeren mesaj alıyorsanız şüphelenebilirsiniz.

Karmaşıklaştırma
Bazı durumlarda karşınızdaki özel ve teknik terimler kullanarak konuyu karmaşıklaştırabilir ve çok önemliymiş ya da önemsizmiş gibi göstererek asıl noktadan uzaklaşmanızı sağlayabilir. Örneğin saat 11:00’de Ahmet’in hala gelmediğini söyleyerek sizi kışkırtabilir ama ya Ahmet 11:01’de gelmişse…

Tutarlı belirsizlik
Anı şeyi hep farklı şekillerde söyleyerek yalanın gizlenmesidir. Siz aynı konuda sürekli farklı bir şey duyduğunuz için farklı bir şeyler olduğunu düşünebilirsiniz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Yöneticinin İlk Gün Kılavuzu

Diyelim ki bir yönetici pozisyonuna atandınız ya da yen bir işe yönetici olarak geçiyorsunuz. Bu durumda ilk gününüz çok önemlidir.

Yönetici gibi görünmek

Bazıları yöneticiliği çok ciddiye alıp ilk günden çok ciddi bir tavır ve sertlik ortaya koyarlar. “Nasıl başlarsan öyle gider” mantığı ile birazda kişinin kendini güvenceye almak amacıyla yaptığı anlamsız bir sertliktir bu çoğu zaman. Halbuki sizin yönetici olarak makul bir seviyede otoritenizi göstermeniz yeterlidir. Bunun için asıp kesmeye, sağa sola emirler yağdırmanıza gerek yoktur.

Yönetici gibi görünmenin en önemli unsurlarından birisi giyiminizdir. Giyiminiz çalıştığınız yerin giyim kurallarına, şirket kültürüne ya da sektörüne göre farklılık gösterebilir. Siz her halukarda uygun kıyafetleri seçmeli, şık, temiz ve düzenli olmalısınız. Burada genel kural astlarınızdan daha iyi, temiz ve düzgün giyinmenizdir. Şirketin giyim kurallarını iş görüşmesinde sorabilir, çevreyi izleyebilirsiniz.

İşyerinde ilk gün sevgilinizle ilk buluşmanıza benzer. Her zamankinden biraz daha fazla özenli bir giyimden bahsediyorum. Birkaç gün içinde şirket kültürüne uygun ve size yakışanı giymeye başlarsınız.

Yönetici gibi düşünmek Okumaya devam et

Paylaşın: