Kategori arşivi: Pazarlama

Rakip fiyat kırıyorsa

İşte bu hemen hemen her işletmenin kabusudur. Yeni bir firma benzeri ürünle içeri girer ve fiyat kırar. Bu tip firmalarla mücadele etmek gerekir. Yapabileceğiniz şeylerden birisi sizinde fiyatı rakibinizle aynı seviyeye çekip savaş alanını düzleştirmektir. Fakat hiç bir zaman sadece fiyatlarla oynayarak bir savaşı kazanamazsınız.

Eğer rakibinizi, rekabetten uzaklaştırabilirseniz savaştan sonrada var olmaya devam edebilirsiniz. Ve en önemlisi siz fiyalarınızı kırsanız dahi karlarınızı düşürmemeniz gerekir. “Söylemesi kolay” dediğinizi duyar gibiyim ama mümkün. Fakat her şeyde olduğu gibi opeasyonel anlamda değişiklikler yapmanız ve özellikle müşterilerinizle yeniden nasıl iletişim kuracağınızı kurgulamanız gerekiyor.

  • Öncelikle kendinize hem satış hem de gider artışına yönelik bir hedef koyun.
  • Minimum 6 operasyonel değişiklik hedefleyin ve bunların 3’ü müşterilerinizle iletişiminiz hakkında olsun. Ve bu değişiklikleri uygulayacak lider özellikte personel ile çalışın.
  • Mevcut ürününüzü öncelikle rakibinizle aynı özelliklere taşıyın.
  • İşletme maliyetlerinizi iyice analiz edin.
  • Tüm yaptığınız değişikliklerle ortaya çıkan değeri müşterilerinize aktaracak yolları belirleyin.

Yapılacaklar şunlardır;

Okumaya devam et

Paylaşın:

Marka 2010 Konferans Notları – 2. gün

Hazırlayan: Belgin USANMAZ

(belginusanmaz@gmail.com)

DİKKAT! CRM’I EVE TEK BAŞINIZA UYGULAMAYIN-PARO

Engin OYTAÇ

Yeni özelliğini çok çabuk kaybediyor. Facebook ilişikilerimizi yönetiyor , Twitter adımlarımızı takip ediyor. CRM ise bireyi satın alma ve tercihleri yönünde anlamsal olarak tanımlayıp, ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek markalarla buluşturmak için fırsat yaratıyor ve  hem birey hem de markalar kazanıyor diyen OYTAÇ, kısaca  bu noktadan bakıldığında farklılaşmak gerekiyor bu da CRM ile mümkün diyerek sunumuna başladı.

Konuşmacı,CRM ile her veri en uygun iletişim kanalıyla toplanıyor,en ince detayı ile analiz ediliyor ve kampanya hazırlanması ve yaratılması için zemin hazırlanıyor diyerek sunumuna devam etti.

Sadakat programları ile ilave ciro sağlayacak kampanya yapmak önemli diyen konuşmacı; Paro ile yapılan yıl değerlendirme ve kampanya adetleri hakkında bilgiler verdi. 2007 yılına 300, 2008 600,2009 1600 ve 2010 da 2500 kampanya yapıldığını belirtti.

Bir firma için değerli görülmeyen bir veri bir başka için son derece olabileceğine değinen konuşmacı; farklı verileri entegre ederek, başka hedef kitlelere ulaşmada CRM ve dolayısıyla Paro’nun çalışma şekli ve işleyişi hakkında dinleyicilere örnekler sundu.

“Işleyen veri markayı parlatır “diyen OYTAÇ; Bir veriyi tanımlarken bir başka veri ile ilişkilendirme ve bunu markaların ilave ciro yapmasına fırsat verecek şekilde , firmanın ürün ve hizmetleri ile yeni bir kampanya çalışmasında bulunması CRM ile mümkün. Markaların bunu görmesi, müşteri programlarını oluşturması ve Paro kapsamında yeni müşteri kitlelerine ulaşmasını  bir ihtiyaç olarak görmeleri gerktiğini düşündüğünü söyledi.(Connect Life Sytle)

Kısaca, doğru ve derin CRM ile , ama en önemlisi firmaları müşteri odaklı faaliyetlerinde bir araya getiren ortak bir müşteri program ile, bir yılda 1 milyar TL’ye yakın ilave ciro sağlamanın mümkün olabileceği belirtildi.

Kitle İkna Silahları

Okumaya devam et

Paylaşın:

Marka 2010 Konferansı Notları – 1. gün

Sevgili arkadaşım Belgin Usanmaz, son 3 yıldır katıldığı Marka Konferanslarına ait tuttuğu detaylı notları yine sitemden paylaşabilmem için gönderince çok sevindim. Konferansın 1. gün notları aşağıdadır. 2. gün notlarını yarın yayınlayacağım.

1.gun

MARKA KONFERANS NOTLARI

16-17 ARALIK 2010 Swiss Otel-İSTANBUL

Hazırlayan: Belgin USANMAZ

(belginusanmaz@gmail.com)

Konferansın Konu Başlıkları

-Dijital Fenomen

-Değişen Toplum ve Marka Ahlakı

-Sürdürebilirlik ve Bilinçli Kaynak Tüketimi

-Türk Siyasetinde Markalaşma

-Yakın Geleceğin Megatrendleri

-Tüketicinin Sesine Cevap Verebilmek

-Moda Endüstrisinde Digital Tekonoloji

-Sosyal Medyanın Gücü

Konferanstan Kısa Kısa…

  • Marka Konferansı, dünyadaki değişimi aynı hızla takip etmekle beraber,yükselen Türkiye markalarının artan bölgesel gücü ve sorumluluklarına gore tasarlanmış, gelecekteki rekabet gücünü maksimize edecek altyapıyı sunan bir platform hedefini koyarak her geçen yıl devrim yaratacak nitelikte yeniliklerle imza atıyor…
  • Konferansın misyonu, iş dünyasına en güncel marka yönetim bilgilerini, en çok ilham verecek yöntemlerle , kalıcı şekilde sunarak markaların ve marka ekiplerinin geleceğini şekillendiriyor…
  • Konferansın bu yıl ki teması “ Marka’da Devrim Var”. Yerli markaları öne çıkarak, hedef, Türkiye’nin markalarına küresel pazarlarda liderlik yapabilmesi için gerekli donanımı sağlamak…Aysegül YÜREKLİ

Konuşmacilar’dan bazıları…

Josh SPEAR                    A.C.GRAYLING

Akin ÖNGÖR                   Ross LOVEGROVE

Zeynep YALIM UZUN      Engin OYTAÇ

Alican ULUSOY               Alan MITCHELL

Mehmet AKSEL               Özgür ÖZEL

Recep AKDAĞ                 Matthew DODD

Kemal KILIÇTAROĞLU  Jean BOUSQUET

Okumaya devam et

Paylaşın:

Yeni bir ürün-servis tanıtımı hazırlık listesi

Yeni bir ürün, servis ya da hizmetin duyurulması ve tanıtımına ilişkin rasgele yöntemler kullanmak yerine önceden iyi bir proje planı çıkarmak her zaman daha akıllıcadır. Aşağıda bu konuda kullanabileceğiniz bir şablon bulacaksınız. Bu şablonda yer alan maddelerin karşılıklarını doldurmanız veya o maddelere ilişkin gereken aksiyonları tanımlamanız bir şeyleri atlamamanız açısından çok önemlidir.

Tarih:

Proje Yöneticisi:

Proje Adı:

Proje Hedefi:

Proje Başlangıç Zamanı:

Beklenen bitim tarihi:

Bu tanıtıma dahil olacağını düşündüğünüz iç-dış birey ya da departmanlardan (biliyorsanız) kişilerin-firmaların isimleri:

Örneğin ;

  • Ürün Geliştirme: Ali Kaptan
  • Pazarlama:
  • İmalat:
  • Halkla İlişkiler:
  • Reklam Ajansı: AAA Ajans
  • Diğer:

Temel Bilgiler

Ürün ya da servisin en önemli 5 özelliğini yazınız:

1.

2.

3.

4.

5.

Müşteride en çok fayda yaratacak 5 özelliği yazınız:

1.

2.

3.

4.

5.

Ürün ve servisinizi 75 kelimeyi geçmeyecek bir şekilde açıklayınız :

Taktikler:

Okumaya devam et

Paylaşın:

Belkide hedef kitlen yanlış

Sadece mevcut hedef kitlenize, sizin ürünlerinizi alır diye düşündüğünüz kitleye yönelik çalışmalarla sınırlı kalırsanız büyümeniz sınırlı olacaktır. Eğer hedef kitlenizi değiştirecek akılcı bir yöntem, taktik bulursanız kazancınızda o oranda artacaktır. Yani futbolu sadece erkekler seyreder ya da yemek kadın işidir diye düşünerek oluşturulan stratejiler sığ bir düşüncenini ürünüdür. Bakın size açıklayayım;

Anneler günü, sadece bireyler değil aynı zamanda birçok kurum içinde pazarlama taktiklerinin değişmesi, kampanyalar yapılması açısından önemli bir gündür. Özellikle bir hafta öncesinde bir çok reklam panosunda, epostanızda Anneler Günü ile ilgili kampanyalara rastlarsınız. Bakın Japonlar ne yapmışlar?

Okumaya devam et

Paylaşın:

Marka Konferansı – Notlar – 2. Gün

2.GÜN : 18.12.2009

Konuşmacı                   : Nazan SOMER

Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı

Görüşleri             :Markalara Enerji Veren Marka

SOMER, Pazarda yeni bir kategori yaratmak ve böylece tüketicinin zihninde ilk sıraya yerleşmek güçlü bir marka yaratmanın ilk adımı ve buna en iyi örnek 1991 yılında Yapı Kredi Worlcard ‘dır diyerek sunumuna başladı. Dinleyiciler ilk markalı kartın 1991 yılında kullanıma geçtiği yönündeki bilgilerini tazelerken, konuşmacı o dönemlerde Türkiye’nin kredi kartına geçiş öyküsünü başarılı bir sunumla katılımcılara aktarmaya çalıştı. Her markanın olduğu gibi Worldcard’ın da 2002 yılında bir dönüm noktasından geçtiğini vurgulayan konuşmacı, taksit yapan, puan kazandıran ve harcatan sadakat programlarını barındıran yeni bir iş modeli geliştirerek Worldcardı piyasaya sunduklarını,  aldıkları ilk tepkileri dinleyicilerle paylaştı.

Yeni iş modelinin Perakendeciler ve Bankacılar için ilk ortak platform olduğunu ve müşterilerin satış noktalarında yakalayacakları avantajlar ile çok yönlü bir kazanç zincirinin kurulduğunu vurgulayan konuşmacı, yeni ürün lansmanın marka renginden, sembolunden  lisanına kadar marka bilinirliliğinin sağlanmasında hangi aşamalardan geçtiğini dinleyicilerle samimi bir dille paylaştı.

İş sistemi ve modeli değiştiği, farklılaştığı zaman eski marka geri de kalmamalı , yeni ürün ana markayı üst bir noktaya taşımalı ve bu yönde cesaretli kararlar alınmalı diyen SOMER, “Yeni bir şey yapıyorsanız mutlaka geleneksel bakış açısından kurtulmak gerektiği” mesajını katılımcılara verdi. 2003 yılında Vaadaa’nın doğuş serüvenin taşıdığı bu özelliklerle bugün ki noktaya geldiğini vurguladı.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Marka Konferansı – Notlar – 1. Gün

Her yıl olduğu gibi bu yılda Marka konferansına ilişkin detaylı ve özenli notlarını benle paylaşan Belgin Usanmaz’a teşekkürlerimi iletiyorum.

Geleceğin marka dünyasına ışık tutmayı hedefleyen  Marka Konferansı, ezber bozmaya devam eden konuklarıyla ve konularıyla bu yıl 10.yılını kutlarken, bu yıl ki  Marka 2009 Ödülü “İSTANBUL” markasının oldu.

Markaya dair herseyin konuşulduğu konferansda  Cenk SERDAR, Berna ELBİLEK, İclal AYDIN, Ali TARHAN, Setap ERENER ‘a ödül verildi.

Konferansa katkılarıyla ünlü konuşmacılardan Cenk SERDAR; Markalar “Şehvet-Aşk yaratmak durumundadır ki etkileyici/kalıcı  olsun derken herkesin İstanbul’a olan büyük aşkın yarattığı etkiyi, İclal AYDIN, mükemmel ses tonu ve anlamlı şiiri ile İstanbul’u anlatmaya çalıştı, trafiği, vazgeçilmezliği ve İstanbul’a bize kazandırdıklarından dolayı ne çok şey borçlu olduğumuzu bir kez daha hatırlatarak….

Marka Konferans katılımcıları;  Sertap ERENER’in büyülü sesinden Marsiyla Festivalinde En iyi “Fotograf ve Müzik Uyumu “ ödülü kazanan Alptekin BALOĞLU dia gösterisinde İstanbul şarkısını dinleme fırsatı yakalarken,  Ali TARHAN ise Mavijeans renklamında BURASI İSTANBUL teması altında yatan mesajı markayla nasıl bütünleştirildiğinden bahsetti.

Berna ELBİLEK ise bir Türk markası olan VİTRA’nın yurtdışındaki markalararası yolculuğunu güzel bir sunum eşliğinde dinleyecilerle paylaştı.

Marka 2009

Konferans Notları

I.GÜN                  : 17. 12.2009

Konuşmacı         : Stefan SAGMEISTER

Grafik Tasarımın Rock Starı

Görüşleri             :TASARIM ve MUTLULUK

Tasarladığı sıradışı albüm kapakları, posterler ve kitaplarıyla grafik tasarım dünyasının en büyük hayran kitlesine sahip yaratıcılarından biri olan Sagmeister, “Tasarım ve Mutluluk” konulu  konuşmasına , “ Yaptığın hersey yada yaşamda gittiğin yolda Niye, Neyi? Yaptığını açıklıyorsa/açıklayabiliyorsan sonucunda  mutlu olunabileceğini belirterek sözlerine başladı. Haz/mutluluğun kısa vadeli, memnuniyet ve tatminin uzun vadeli duygular olduğunu belirtti.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Kendi işini kurmak isteyenlere tavsiyeler

Eğer daha önceki yazılarımı okuduysanız kendi işini kurma konusunda herkesin bir potansiyeli olabileceğini, evden çalışmanında para kazanma konusunda ciddi bir alternatif olduğunu yazmıştım. Fakat gelen bazı tepkiler sebebiyle tam olarak anlaşılmadığımı anladım.

Evden iş yapmak ya da kendi işinizi kurmak dediğimizde kimse “sihirli bir değnek” ile hayatının tamamen değişeceğini düşünmemeli. Bu yüzden özellikle kendimizi kandırmamıza sebep olan bir takım gerekçelerden kaçınmamız lazım. Bunlardan kısaca bahsetmek istiyorum;

Kendi işimi yaparsam daha çok para kazanırım: Evet belki kazanabilirsiniz ama kazancınızı brüt hesaplamanız gerekir. Tüm masraflar düştükten sonra elinizde kalan para üzerinden hesap yapmalısınız. Bir yerde maaşlı çalışırken sadece elinize geçen para ile yaşamak kolayken burada durum böyle değildir.

Daha fazla kendime ayıracak vaktim olur. Eğer işinizi sürekli ve iyi akan bir çeşmeye dönüştürürseniz belki. Bu hale getirmek içinse oldukça zorlu bir yokuşu tırmanmanız gerekiyor.

Kendi kendinizin patronu olup kimseye hesap vermek zorunda kalmayacaksınız. Evet bir anlamda doğru ama yaptığınız işin sonuçları bire bir size ve ailenize yansıyacağı için ya kendi kendinize ya da aileniz sizden bir şekilde hesap soracaktır.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Burnunuz iyi koku alır mı?

amansmellsap80/20 kuralını duymuşsunuzdur. Örneğin karlılığınızın %80’ini müşterilerinizin %20’sinden gelir gibi. Bu kural 1906’da Vilfredo Pareto tarafından İtalya’nın varlığının vatandaşların %20’sinde olduğunu bulmasıyla hayatımıza girdi. Aslında bu prensip iş hayatının bir çok alanında da doğrulandı yani işlerin gerçekten böyle yürüdüğü artık kabul görüyor.

Demekki enerjinizi size %80 kazanım sağlayacak olan o %20’lik müşteri grubunu bulmaya ayırmalısınız. Bunun anlamı ne?

Şimdi hayal edin, bu kural aynı zamanda müşterilerinizin %20’sinin ya da beşte birinin sizin onlara bir şey teklif etmenizi beklediğini gösteriyor. Ve siz bunu değerlendiremezseniz kaybedeceksiniz.

Şimdi size bu müşterileri elinizde tutumak, onlarım müşteri olma ömürlerini uzatmak ve aslında elde etmeyi planladığınız %80’lik kazancı elde etmek için onlara yapacağınız birkaç küçük ve basit ipucu vereceğim;

Yılbaşı, doğumgünü, Anneler – Babalar Günü gibi özel günlerde onları kesinlikle unutmayın. Bir kart yada küçük bir hediye verin.

Onları bir araya toplayın. Örneğin bir yemek, parti yada piknik olabilir. Onlara özel olduklarını hissettirin.

Eğer üyenizse bir sonraki sene üyelik ücretinde indirim yapın ya da eksra hizmetler hazırlayın. Sizin sürekli müşteriniz olması onun için farketmeli, sizde ona minnettarlığınızı göstermelisiniz.

İndirim, taksit, geç ödeme vb. ile yaratacağınız uygun koşullar uzun vadeli kazançlarınızı olumlu etkileyecektir.

İrtibatı kopartmayın. Belirli dönelerde müşteirlerinizi arayıp hal, hatır sorun, bir istekleri yada sıkıntıları olup olmadığını öğrenin. Hatta eposta ile periyodik mesajlar göndererek sizi sürekli hatırlamalarını sağlayabilirsiniz.

İyi servis verin. İşiniz her ne olursa olun iyi ve kaliteli bir servis sunmak müşterilerinizi size bağlar ve sadık kılar. Ayrıca sizi öneren haline getirir ve onları doğal pazarlamacılarınız yapar.

Gerçekten ihtiyaçlarını karşılamalısınız. Az ya da fazla değil tam olarak ihtiyacı karşılıyor olmanız gerekir. Müşteri istediğini tam olarak elde ettiği yeri tekrar tercih eder. Sadece ürün değil, nezaket, temizlik vb. her açıdan düşünmelisiniz. Bir yandan da gelecekteki müşterilerinizin ihtiyaçlarını düşünerek gerekiyorsa yatırım yapmalı ya da kendinizi geliştirmelisiniz.

Yapılabilecek sonsuz şey var, yeterki müşterinizi ciddiye alın. Eğer müşterinizi ciddiye alıyorsanız burnunuz iyi koku almaya başlayacak, hem elinizeki hemde yeni müşterileri kaçırmamamak için yapmanız gerekenleri önceden hissedebileceksiniz.

Paylaşın: