Kategori arşivi: Proje Yönetimi

Proje Yönetimi ile ilgili yazılar

Saygınlık Üzerine Önermeler

Küçüklüğümüzden beri büyüklerimize, komşularımıza, öğretmenlerimize vb. saygı duyma konusunda eğitildik ama tam öğrenemedik. Çünkü bize saygın olmak için ne yapmamız gerektiği öğretilmedi veya bizim keşfetmemiz beklendi.

Hayat bana parmak şıklatmayla saygı elde edilemediği tatlı ve acı yollardan öğretti. Saygın veya saygıdeğer olmak için gayret etmek gerekiyor. Saygınlığı elde etmek zor iken bir anda kaybedebiliyorsunuz.

Aşağıdaki soruları kendime sormaya çalıştım;

  • Ben yokken çalışanlarım daha huzurlu ve mutlu çalışıp daha iyi iş çıkarıyorlar mı?
  • Çalışanlarım benim yerime başkasıyla çalışmayı tercih ederler mi?
  • Ben söylemeden işlerini yapıyorlar mı?
  • Benim hakkımızda bir şey sorulduğunda güzel şeyler söylüyorlar mı?
  • Bana yöneticileri mi yoksa insan olduğum için mi saygı duyuyorlar?

Bu soruların çoğuna “evet” diyebiliyorum çünkü yapabildiğim kadarı ile aşağıdakileri yapmaya çalıştım;

  1. Ettiğini buluyor insan. En alttan en üste saygılı olmaya çalışmamız lazım.
  2. Çalışanların önce insan olduğunu unutmamamız gerekiyor.
  3. Çalışanlarımızı tanımaya çalışmalıyız.
  4. Çalışanlarımızı potansiyellerini ortaya çıkarmaya çalışmalıyız.
  5. Ast veya üst fark etmeksizin motive etmeye çalışmalı, b irini motive etmenin diğerlerini motive etmeye yetmediğini anlamamız lazım.
  6. Adaletli olmalıyız.
  7. Çalışanların işlerini daha iyi yapabilmeleri için desteklemeliyiz.
  8. Doğru işe doğru kişiye vermeliyiz.
  9. Sorumluluk veriyorsak yetki de vermeli ama kontrol etmeyi ihmal etmemeliyiz.
  10. Çalışanlarımıza güvenmeli ve güvendiğimizi göstermeliyiz.
  11. Hak ettikleri ücreti almaları için uğraşmalıyız.
  12. Yüksek performans gösterenleri ödüllendirmeliyiz.
  13. Herkesin içinde tebrik etmeli, yalnızken eleştirmeliyiz.
  14. Hatalarını açık yüreklilikle dinlemeli ama tekrar etmemesi, kalıcı çözümler üretmeleri için cesaretlendirmeliyiz.
  15. Kişiliklerine ve değerlerine saygı göstermeli, ayrımcılık yapmamalıyız.
  16. Çalışanlarımızla empati kurmalı ama bizimle empati kurmaya cesaretlendirmeliyiz.
  17. Çalışanlarımıza bir bütünün parçaları olduğumuzu sık sık hatırlatmalı ve önemli olduklarını hissettirmeliyiz.
  18. İş dışında da konuşacak ve paylaşacak bir şeyler bulmalıyız.
  19. Yapıcı eleştiriler yapmalıyız.
  20. Bizden beklentilerini dinlemeli, önemsediğimizi göstermeli ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıyız.
  21. Bazen alışkanlıklarımız ayağımıza takılabilir ama at gözlüğümüzü çıkarıp, esnek olmaya çalışmalıyız.
  22. Yağcılığı kabul etmemeli, dürüstlükleri ödüllendirmeliyiz.
  23. Her fırsatta fikirlerini sormalı, dinlemeli, karşı olsak bile daha iyi bir hale nasıl getirilebileceğinin peşine düşmemiz lazım.
  24. İnandıkları konularda desteklemeli, şans tanımalı, alan yaratmaya çalışmalıyız.
  25. Ne kendi kusurlarımızı ne de geçmişte yaşanan sıkıntıları saklamamalıyız.
  26. İlgilenmeliyiz.
  27. Şikayet ve mazeret üretmek yerine ellerinden geleni yapmaları konusunda cesaretlendirmeliyiz.
  28. Yapılan işi olumsuz etkilemediği sürece herkesin kendine has iş yapma tarzına ses çıkarmamamlıyız.
  29. Ne iyi ne de kötü haberleri saklamamalı, yüz yüze vermeliyiz.
  30. Hiç bir çalışanımıza diğerlerinden farklı davranmamalıyız.
  31. Keyfi taleplerde bulunmamamlıyız.
  32. Haberdar edilmesi gereken herkesi zamanında haberdar etmeliyiz.
  33. Samimi yaklaşmalı ama asla laubali olmamalıyız.
  34. Her ortamda “Biz” demeye çalışmalıyız.
  35. İstisnalar dışında yeterlilik ve kapasitelerini aşırı yüklememeye çalışmalıyız.
  36. İstisnalar dışında kişisel zamanlarına (tatil ve mesai sonrası) saygısızlık etmemeye, iş vermemeye çalışmalıyız.
  37. İşi işte bırakmaya hem kendimizi hem de çalışanlarımızı cesaretlendirmeliyiz.
  38. Son dakika iş vermekten kaçınmalıyız.
  39. Çalıştığımız ortamlara uygun temiz, düzgün ve şık giymeliyiz.
  40. Kendi konularımızda iyi olmak için okumayı ve öğrenmeyi hiç bırakmamalıyız.
  41. Zamanımızı yönetebilmeyi öğrenmeliyiz.
  42. Etik olmanın bir erdem olduğunu ve her türlü ticari işlemde etik olunması gerekliliğini benimsemeliyiz. İmam-cemaat ilişkisini aklımızdan çıkarmamamız lazım.
  43. Reaktif değil proaktif olmaya çalıştım.
  44. Hatalarımı kabullendim ve gerektiğinde açık yüreklilikle paylaşmaya çalıştım.
  45. Kabalaşmamak ve karşımdakileri kırmamak için elimden geleni yaptım.
  46. Kibrimi kontrol etmeye ve kimseyi aşağılamamaya çalıştım.
  47. “Çalışırmış” gibi yapmadım.
  48. Ağırbaşlı ve alçakgönüllü olmalıyız.
  49. Olumsuz davranışlara ve şiddete şirket içinde izin vermemeliyiz.
  50. Söylediğimiz şeyleri yapmalıyız “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” sözü burada şirketlerde geçerli değildir.
  51. Herkesten bir şeyler öğrenmeye çalışmalıyız.
  52. Başaramadığımızda tekrar tekrar denemeliyiz.
  53. Kafamızın dikine gitmemeli, farklı görüş ve önerileri dikkate almalıyız.
  54. Erişilebilir olmalı, açık kapı politikası uygulamalıyız.
  55. Affetmeyi ve unutmayı öğrenmeliyiz. Çalışanlarımıza asla ve asla kin tutmamalıyız.
  56. Herkesin yararına kararlar almaya çalışmalıyız
  57. İşleri izlediğimizi göstermeli ve çalışanlarımıza her zaman yanlarında olduğumuzu hissettirmeliyiz.
Paylaşın:

Sürekli Şikayet Edenler

Çevremde ve sosyal medyada sürekli şikayet eden, kronik şikayet etme problemi olanlar var. Onlar için hava ya soğuk ya da sıcak, patron ya da çalışan her zaman kötü, trafik her zaman berbat vb.

Sürekli bardağın boş tarafını gördükleri gibi bunu diğer insanlara yansıtmaktan çekinmiyorlar. Herkesin derdinin başından aşkın olduğunu, bir de kendi dertleriyle ya da manasız şikayetleriyle onları bunaltmamaları gerektiği hassasiyetine sahip değillerdir.

Yanlış olan şikayet edilebilir ama kronik şikayetçiler ya da sürekli şikayet edenler çevrelerindeki insanları mutsuz ediyorlar. Çalıştıkları departman ya da şirketlerine zarar veriyorlar.

Bu konuda çeşitli çalışmalar yapılıyor. Bir Alman şirketi o gün kendinizi iyi hissetmiyorsanız şirkete gelmemenizi kabul ediyor. Bu tip davranışların üzerine gitmenin onu daha da kötüleştirdiği yönünde görüşler de var. Dikkat edilmesi gereken şeyler var;

1- Onları neşelendirmeye çalışmak işe yaramıyor. Davranışımız, bizim onun hissettiği acı ya da sıkıntıya sahip olmadığımızı gösteriyor. Aslında istenen aynı ya da daha fazla acıya sahip olduğumuzu göstermemiz.

2- Çözüm önermek işe yaramıyor. “Şunu denedin mi?” “Şunla konuştun mu?” gibi çözümler işe yaramıyor. Şikayet edene göre sıkıntısı ciddi ve bir iki cümle ile iyileştirilemez. Aslında bizi probleminin çözülemeyeceğine ikna etmeye çalışır.

3- Hakısın demek işe yaramıyor. Sadece şikayet etmenin işe yaramayacağını, şikayeti kesip bir şeyler yapması gerektiğini söyleyebiliriz.

4- Şikayet edenlerin çalışmadığını söyleyerek şikayet etmemeliyiz. Şikayet edenlerden şikayetçi olmamamız lazım.

5- Şikayet edenleri görmezden gelmek ya da red etmek işe yaramıyor. İstedikleri ilgi çekmek olduğu için görmezden gelmek sadece şikayetin dozunu artırıyor.

6- Berber şikayet etmek işe yaramıyor. “Bence de o aptal biri, yemekler gerçekten berbat” gibi sözlerle ona doğru düşündüğünü hissettirebiliriz. Fakat bu sefer o bizim şikayetlerimiz konusunda yardımcı olmaya çalışır.

7- Karşı çıkmak işe yaramıyor. Şikayeti yasaklamak yer altında inmesine ve yayılmaya devam etmesine yol açıyor. Şikayetleri yüksek sesle ve aleni hale getirmek gizli kalmasından daha iyidir.

Sürekli şikayet eden birine “Gerçekten bu kadar problem ve sıkıntı ile yaşamak çok zor olmalı?” diye sorabiliriz. Büyük ihtimalle yanıt “O kadar kötü değil” olacaktır. Empati kurmak, “Seni anladım ve senin gözünle yaşadıklarını gördüm. Gerçekten çok zor bir durumdasın” mesajını vermemiz gerekiyor. Alaycı olmamaya çalışmamız ve onu ciddiye aldığımızı göstermemiz gerekiyor.

Paylaşın:

Özgüveni Geliştirmek

Özgüven, kendimizle ilgili ne düşündüğümüz, kendimizden ne kadar emin olduğumuzdur. Özgüvenimiz bizim resminizdir. İnsanın doğası gereği bazen kendimizi kral gibi hissederken bazen de çok zayıf ve çaresiz hissederiz. Ve nasıl hissediyorsak arkası öyle gelir.

Parmak şıklatmayla özgüven gelişmiyor, bir süreç gerektiriyor. Önemli olan bu sürece hazır olup olmadığımız? Eğer hazırsak;

  1. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakmamız gerekiyor.

Çoğu zaman değerimizi diğerlerine bakıp belirlemeye çalışırız. Her zaman bizden iyi ve kötüler olacak. Önemli olan daha iyi olmak ya da onun yaptığını yapamamak değil. O halde kıyaslamayı bırakın.

  1. Kendimizi kötülemeyelim.

Bazıları hemen hemen her konuda kendilerini kötülerler. “Ben her zaman geç kalırım” ya da “Hiç tam olarak yapamadım” vb. Kendimizi değerlendirelim ama kötülemeyelim.

  1. Bağışlayalım ve unutalım.

Geçmişteki acılarımızı, yaralarımızı düşünerek zaman harcamamalıyız. Üzücü şeylerle kafamızı doldurmak yerine daha anlamlı şeyler düşünmeliyiz. Hep daha iyisini yapmaya çalışan bizler hata yapmaya mecburuz. Ve bunu olağan algılayıp kendimizi affetmeyi bilmeliyiz.

  1. Pozitif ve destekleyici insanlarla birlikte olalım.

Kendimizi ve diğerlerini sevebilmek için ihtiyacımız olan enerji içimizde. Doğru insanlarla birlikte olmaya çalışalım. Pozitif enerji yayanları tercih edelim.

  1. Sevdiğimiz konularda katılım sağlayalım.

Sevmediğiniz bir şeyi yaparak mutlu olamayız. Halbuki sevdiğimiz işleri yaparak kendi özgüvenimizi artırabiliriz.

  1. Kendimize dürüst olalım.

Kendi hayatımızı yaşayalım, bizim için iyi olduğunu söyleyenlerin dediklerini değil. Kendi hayatımızın lideri olalım. Kendimiz olalım.

  1. Olumlu konuşalım.

Kelimeler insanları vezir ve rezilde edebilirler. Bu yüzden çok iyi seçmemiz gerekir. Birileriyle konuşurken olumlu kelimeleri seçmeye çalışalım.

  1. Geçmişteki hatalarımızla kendimizi suçlamayalım.

Hayatımızda çok az şeyi kontrol edebiliyoruz, bu yüzden hatalar yapıyoruz. Kendimizi suçlamayı abartırsak özgüvenimizi kaybedebiliriz.

  1. Kişisel başarılarımızı listeleyelim.

Yapamam dediğimiz halde yapıp başardığımız şeyler sayesinde kendimizle gurur duyarız. Bunları yazalım ve arada bir okuyalım. Gözlerimizi kapatıp tekrar o zafer anına dönelim.

  1. Pozitif özelliklerimizi yazalım.

Dürüst müyüz? Yardımsever miyiz? Yaratıcı mıyız? Bunları yazıp, arada bir okuyalım. İyi özelliklerimiz bize güç verecek, özgüvenimizi artıracaktır.

  1. Zayıflıklarımızın altındaki gizli güçlü yönlerimizi bulalım.

Sürekli zayıf taraflarımızı tekrarlayarak özgüvenimizi güçlendiremeyiz. Her negatif şeyde pozitif bir taraf bulabileceğimizi, sadece bakmak değil görmenin önemli olduğunu hatırlayalım.

  1. Güçlü taraflarımızı tekrar keşfedelim.

Görünüşümüz, konuşmamız, sağlığımız ya da daha kişisel bir konuda güçlü taraflarımızı fark edebiliriz. Çok iyi fıkra anlatabilmek, hızlı refleksleri olmak, konsantre olabilmek vb. Asla kendimizi küçümsememeli ve hafife almamalıyız.

  1. Düşünce tarzımızı değiştirelim.

Bazen gerçek problem özgüvenimiz değildir. Aksine değiştirmediğimiz bakış açımızdır. Farklı açılardan olaylara yaklaşabilmeyi becerebilmemiz gerekiyor.

  1. İhtiyaçlarımızı, beklentilerimizi netleştirelim.

Bazılarımız “övülmeye ya da teşekküre” ihtiyaç duyar. Bir şeyleri başarabilmiş olmayı başkalarından duymak isteriz. Bazen sırtımızın sıvazlanması bile paha biçilmezdir. Bunlar olmuyorsa, gardımızı düşürmemeliyiz önemli olan budur.

  1. Tüm iltifatları teşekkür ederek kabul edelim.

Asla reddetmeyelim ya da zaten hakkımdı gibi kibirli davranışlarda bulunmayalım. Özgüven alçakgönüllülükle beslenir. Sadece basit bir teşekkür yeterlidir.

  1. Daha fazla vermeye başlayalım.

Başkaları için göstereceğimiz gayret ya da yardımseverlik bizi çevremizde çoğaltır. Çoğalmamızın pozitif etkisi özgüvenimizi artırır. Başkalarına yardım etmek kendimizi daha değerli hissetmemizi sağlar.

  1. Kendi amigonuz olalım.

Bir taraftarı harekete geçiren ve takımları için tezahürat yapma ve destekleme konusunda uğraş veren amigoları düşünün. Ancak kendi kendimizin amigosu olarak özgüvenimizi geliştirebiliriz. Başka amigolar ya da “şak şak” çılar gerçek etkiyi yaratamazlar.

  1. Kolayca başarabileceğimiz işlerden başlayalım.

Küçük işleri başararak başlayalım. Böylece daha büyük ve karmaşık işleri başarmamız için gereken özgüvenimizi olgunlaştırabiliriz.

  1. Limitlerinizi bilelim.

Nerede kızıp, üzüleceğimizi, hangi noktada nelere nasıl tepki vereceğimizi biliyorsak özgüvenimizi zayıflatıcı ya da zarar verici şeylerden uzak kalabiliriz. Eğer limitlerimizi aşarsak “özgüven onarıcı” şeyler yapmamız gerekebilir.

  1. Spor yapalım.

Stres hormonlarını azaltıp mutluluk hormonlarını çoğaltalım. Fiziksel olarak kendimizi iyi hissetmemiz hayatımızın diğer taraflarına yansıyacaktır. Kendimizi daha zayıf, şekilli ve zinde hissetmek özgüvenimizi güçlendirir.

  1. Özgüveni yüksek insanları okumalıyız.

Büyük siyasi liderler, sanatçılar gibi özgüveni yüksek insanların hayat hikayelerini okuyalım. Hangi zor durumlardan nasıl iyi durumlara geldiklerini, başardıklarını inceleyelim.

  1. Harekete geçelim!

Dünya hareketi ödüllendiriyor! Kendimiz için bir şeyler yapmaya başlamalıyız. Artan özgüvenimiz ve çevremize vereceğimiz pozitif enerji, diğer pozitif enerjileri harekete geçirecektir.

İyi şeyler, iyi şeyleri tetikler. Her ne kadar sizi şiddet ve korku ile tek tip düşünmeye zorluyorlarsa bile prim vermeyin. Ne ağlak diziler ne de kan-revan haberler sizi etkilemesin.

Paylaşın:

Önemli Olan Şirketin Kar Elde Etmesidir

Şirketler para kazanmak için harcar, çalışanlar harcamak için kazanmaya çalışır. Şirketlerin ana amacı kar elde etmektir ve kar eden şirket büyümesine paralel istihdam sağlar. Yöneticilerin ve çalışanların amacı şirketin kar elde etmesi olmalıdır.

  1. Gerçekçi bütçeler yapmaya çalışmalıyız. Acil durum ya da krizlere ilişkin yedeklerimiz ve rezervlerimiz olmalıdır.
  2. Basketbolda savunma yapan kazanıyorsa şirketlerde iyi maliyet yönetimi ve maliyet düşürücü tedbirler kazandırır. Sineğin yağını çıkarmamaya dikkat etmeliyiz. Tuvalet kağıdından tasarruf etmeye gelene kadar asıl maliyetleri gözden kaçırmamamız gerekir. Ucuz olup kısa vadece tüketileceğine kaliteli ama uzun vadede işe yarayacakları tercih etmemiz gerekir.
  3. Bir kuruş bile tasarruf etmek önemlidir. Az meblağları küçümsememeliyiz. Her tasarruf edilen kuruş, bir kuruş kazanmak demektir. Sayın Vehbi Koç’un hayatını mutlaka okumalısınız.
  4. Nakit akışımızı mutlaka kontrol etmeliyiz. Ödenmemiş faturalarımız yüzünden ne kapımıza birileri gelmeli ne de elektriğimiz suyumuz kesilmeli.
  5. Alternatif finans kaynakları araştırılmalı, finans kurunları ile ilişkilerimizi iyi tutmalıyız.
  6. Bilinçli risk almalı, yapamayacağınız ödemelerin altına imza atmamalı, kimseyi kandırmamalıyız. Sınırlarımızı bilmek zorundayız.
  7. Doğru işleri doğru şekilde yapıp yapmadığımızı kontrol etmeli, alışkanlıklarımızın şirkete zarar verip vermediğini değerlendirmeliyiz. En büyük maliyet zaman kaybıdır.
  8. Kaliteyi asla küçümsemeyelim. Bazen “boşver” yaklaşımımız kartopu etkisine dönüşür, çığ olup sizin üzerimize düşebilir. İngilizlerin ünlü “tırnak araması” hikayesini unutmayalım;
    Tırnak ararken ayakkabı kayboldu.
    Ayakkabı ararken at kayboldu
    At ararken şövalye kayboldu
    Şövalye ararken savaş kaybedildi
    Savaş edelim derken kral kaybedildi.
  9. Her şeye hazırlıklı olmamız lazım. Gerekli donanım ve ekipmanı elimizin altına bulundurmamız gerekiyor.
  10. Az söz verip çok teslim etmemiz gerekiyor. Müşterilerimizin gözünde itibarımızı böyle yükseltebiliriz.
  11. İşlerin %20’si sonuçların %80’inin yaratır unutmayalım.(Pareto Prensibi) Verimliliği artırmak için %20’ye odaklanmamız gerekiyor.
  12. Bizi hedeflerimize götürecek yasal ve etik yolları iyi bilmemiz gerekiyor. Amaca giden her yol mübah değildir ve olmamalıdır.
  13. Yaptığımız her harcamanın kaydını tutmalıyız.
  14. Büyük işleri yönetilebilmek için daha küçük işler halinde ele almalı, maliyetlerimizi yeterli detay seviyesinde takip etmeliyiz.
Paylaşın:

Yöneticilerin kulağına küpe…

Küçük öneriler;

1. Çalıştığımız yerde “Ben” olmaktan çıkıp “Biz” olmayı öğrenmeliyiz. Kazanırsa antrenör kaybederse takım diye bir şey yok. Şimdi başarmak için bir bütün, bir yumruk olmalıyız.

2. Kızgınlık, öfke, kıskançlık gibi duygularımızı kontrol etmeli, yönetebilmeliyiz. İşe geldiğimizde onları kapının dışında bırakmalıyız. Makul ve mantıklı olduğumuz sürece başarıya doğru gidebileceğiz. Biz ne kadar profesyonel davranabilirseniz takımımız o kadar profesyonel davranır.

3. Özellikle Wall Street borsacılarının kullandığı bir deyiş vardır: “I have always open positions” Yani “her zaman açık pozisyonum mevcuttur” derler. Kendimizi ve ekibimizi geliştirmek için her zaman vakit bulabiliriz. Yoğunluk mazeretinin arkasına saklanmayalım. Ne kadar iyi olduğumuz, ne kadar çok şey bildiğimiz önemli değildir. Kendimiz ve ekibimiz için her zaman öğrenilecek bir şeyler vardır.

4. Eski radyolarda kanal ayarlamak için yuvarlak bir düğme olurdu. Biraz sağa biraz sola çevirince kanalı yakalardık. Buna ingilizcede “fine-tunning” deniyor yani ince ayar yapmak. İkna ve görüşme güçlerimizi iyi ayarlamamız gerekiyor. Türkiye’de “astını üstüne karşı savunmak, üstünü astına karşı savunmak” diye bir tabir vardır. Arayı bulmak, krizlerden çıkabilmek ve sonuca doğru gidebilmek için ince ayar yapmammız şarttır.

5. Bazen birileri bizim olduğunuz suya atlarlar ve su bulanır. Bu tip kontrolden çıkan durumlarda sakin kalmayı, suyun durulmasını beklemeyi bilmemiz gerekir. Çamurlu suda debelenenin her tarafı çamur olur, bekleyip çıkan sadece ıslanır.

6. Nerede gaza basıp nerede fren yapacağımızı iyi kestirmemiz lazım. Bu biraz tecrübeye baksa da az çok tahmin edebilirsiniz. Hiç bir arabanın ani frenle olduğu yerde durmayacağını unutmayalım. Bazen agresif olup kazanabilir bazen de kedi-fare oyunu ile maçı alabiliriz.

7. Belirli seviyede stres iyidir, dinç tutar. Ama fazlası depresyona yol açabilir. Kendimizin ve ekibimizin stresini azaltacak aktiviteleri denemeliyiz.

8. Astlarımıza imalarda bulunmamalı, nezaket dışı kaba konuşmalar yapmamalıyız. Artık devir değişti, bizim de değişmemiz lazım. Basit ve net olarak ne düşündüğümüzü, ne istediğimizi ifade edebilmemiz lazım.

9. Dostlarımız kadar düşmanlarımız olacak. Bu yüzden arabamızın aynalarını kullanır gibi her tarafı görmeye çalışmalıyız. Sorumluluklarımızın ya da başarılarılarımızın başkalarında kıskançlık ve kızgınlık yaratabileceğini unutmayalım.

Paylaşın:

Yüzleri Unutmam, İsimleri Hatırlamam

Bir çok sanatçı isimlerini ölümsüzleştirmek ve hayatları boyunca yaptıkları şeyler, ürettikleri eserler adları ile birlikte anılsın diye uğraşırlar. Bir çok müzede X’in koleksiyonu diye sergiyi görürsünüz. Okullara, camilere yaptıran hayırseverlerin ismi verilir.

İnsanlar isimleri hatırlansın diye uğraşırken bir çoğumuz gördüğümüz yüzü unutmazken isimleri aklımızda tutamayız. Hatırlama konsantrasyon ve tekrarlama ile olur. Eğer konsantre olup o ismi tekrarlamazsak, hatırlamamamız normaldir.

“Kafam çok dağınık”, “Bin tane şey düşünüyorum” mazeretleri ise duydukları hiç bir ismi unutmayan ünlüler (Süleyman Demirel, Franklin D. Roosevelt) sayesinde çürüyen bir teze dönüşmektedir.

Bir toplantı ya da eğitim esnasında tanışıp sohbet ettiğimiz kişilerin adlarını kısa bir sürede unutabiliyoruz. Halbuki bir işyerinde ismi patronu tarafından hatırlanan bir çalışan ne kadar mutlu olur biliyor musunuz ya da bir restaurant’a gittiğinizde hatırlanmak?

İş dünyası ya da siyasette bir ismi hatırlamak ne kadar önemliyse sosyal hayatımızda da o kadar önemlidir.

Hatırlamak için yapılabilecekler;

  1. Kötü bir hafızanız olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Herhangi bir toplantı öncesinde toplantıdaki kişilerin isimlerini unutmamanız gerektiğini kendinize hatırlatın.
  2. İlk tanışmada dikkatlice dinleyin. İsmini, söyleyiş tarzını ve yüzünü bir arada hafızanıza kaydedin. Bir kaç dakika sonra eğer ismini hatırlamıyorsanız tekrar sorun. Dikkatinizi çeken özellikleri (tik, bıyık vb.) kafanıza yazın.
  3. Adıyla hitap edin. Böylelikle ismini onaylamış ve kullanmış olacaksınız. Böylelikle kendisine nasıl hitap edilmesini istediğini test edebilirsiniz. Ör. “Ayşe Hanım” dediğinizde “Sadece Ayşe diyebilirsin” diye bir uyarı alabilirsiniz.
  4. İsmi, hatırlayacağınız bir resme oturtun. Ör. Doktor Ahmet ile konuşurken beyaz önlüğünü pamuk ile özdeşleştirebilir ve öyle hatırlamaya çalışabilirsiniz.
  5. Kişinin resmini hayal edin ve ismini alnına yazarak resmi hafızanıza öyle kaydedin. Bir çok ünlü siyasetçinin çok iyi hatırlayabilmesinin sihri buradaymış.
  6. İsmi bir kağıda kalemle ya da parmağınızla hayali olarak yazmak. Bir çok kişi yazdıklarını daha iyi hatırlamaktadır.
  7. Kişiyi ona benzeyen başka bir tanıdığınızla beraber düşünün. Ör. Doktor Ali diye bir tanıdığınız var ve Ali diye başka biri ile tanıştınız. Doktor ibaresini o kişi ile birlikte düşünürseniz Ali’yi hatırlamak kolaylaşacaktır. Aynı şeyi bir şarkı sözü ya da ünlü bir yer adı ile yapabilirsiniz.
  8. Tekrarlayın ki aklınızda kalsın. İçinizden 10 kere tekrarlarsanız, unutmazsınız.
  9. “Yeni tanıştıklarım” diye bir yere not alabilirsiniz.
Paylaşın:

Bırakın Sözümü Bitireyim Lütfen

Herkesin bir anda konuştuğu ya da düzeni olmayan toplantılarda hep birileri diğerlerinin sözünü keserler. Söz kesmeler bazen dikkati dağıtır bazen de rahatsız eder.

Canan tam cümlesinin ortasındayken sustu. “Ne diyecektim?” diye düşündü. Deniz sözünü kesince diyeceğini unutmuştu. Üstelik söyleceği şeyleri kafasında hazırlamıştı. Biraz zaman kazanıp söylemesi gerekenleri söylemek istiyordu. “Bir dakika Deniz, lütfen, söyleceklerim daha bitmedi.” dedi.

Bu çıkış Deniz’in dikkatini çekmişti. Aslında herkesin bir anda dikkati Canan’a yönelmişti. “Belki söylememeliyim” diye geçirdi içinden Canan.

Canan’ın yaşadığı aslında hepimizin sık sık yaşadığı durumlardan birisi.

Bireysel olarak bu durumu çözebilme becerinizin olması lazım bence. Aslında bulunduğunuzu grubun kültürü ya da tarzını iyi bilmeniz gerekmekte.

Birisi sözünüzü kestiğinde nerede ve neden kestiğine dikkat edin.

Tüm söz kesmeler ya da araya girmeler kötü niyetli değildir. Bazen destekleyici bir söz ya da daha büyük bir hata yapmadan önce doğrusunun söylenmesi gibi lehinize olabilir. “Bence de” diyebileceğiniz söz kesmelere müdahale etmeyin.

Taraftarlar söz kesmez

Karşıt görüşte birilerinin araya girmesi sadece toplantıyı bozma amacı güdüyordur. Kişisel karşı saldırı işe yaramaz. Eğer toplantı başkanı varsa saldırıları durdurmasını ya da toplantıyı ertelemesini isteyebilirsiniz.

Bazen kendi kendinizi bölersiniz

Bazen bir şeyler anlatırken aklınıza yeni bir şeyler gelir, onu araya sıkıştırırsınız ama sonunu iyi düşünmediğiniz için ilk söylediğiniz ile çatışan bir durum ortaya çıkabilir.

Sonraya saklayın

Bazen araya girilmesine sebep olan sizsinizdir ve herkesin zamanı kıymetli olduğu için o an cevap vermezler, daha sonra konunun üzerine gidersiniz.

Stratejik Susma

Saygılı dinleyiciler sizi dikkatle dinler, konuşmanız bittiğinde söz alır ve konuşurlar. Eğer konuşurken belirli bir duraklama, nefes alma vb. bir şey yaratırsanız araya gimeye davetiye çıkarmış olursunuz. Bunu kasıtlı yaparsanız strateji, bilmeden yaparsanız hata yapmış olursunuz.

Bazı söz kesenler kabadırlar. Bu noktada durum söz kesmekten öte saygı sınırlarının aşılması anlamına gelir. Bu durumda onlarla sadece özel konuşma yapmanızı öneririm.

Paylaşın:

Yapılmayacaklar listesi tutmak daha önemli!

Çoğu zaman “yapılacaklar listesi” hazırlıyor ve işlerimizi ona göre yapıyoruz. Listedeki işleri tamamladıkça kendimizi o kadar iyi hissediyoruz. Liste dışındaki işleri yapılmayacaklar olarak düşünüyoruz ama sürekli ek iş çıkmasından yakınıyoruz.  “Yapılmayacaklar Listesi” tutmak, sizi ilgilendirmeyen işlerden kendinizi uzak tutmaya yarayabilir.

Genel olarak insanlar sizden kendi sorumluluklarına ilişkin şeyleri yapmanızı isterler. Kendi hulo hoop’unuzla kalın yazımda hulo-hoop metaforunu başkalarının işini yapmaya kalkıp nasıl başarısız olunduğunu anlatmaya çalışmıştım.

Bu metafor’da herkes kendi işlerini en iyi yerine getirmeye çalışır. Problem bir başkasının hulo-hoop çevirmesine yardımcı olmaya çalışmanızla başlar.  Herkes kendi hulo-hoop’unu çevirirse yani herkes kendi sorumluluklarını sahiplenirse problem olmayacaktır.

Örneğin siz bir proje yöneticisi iken pazarlama müdürü sizden aslında kendisinin erişebileceği bilgileri istiyor ve veriyorsanız onun hulo-hoop’unu çevirmeye çalışıyorsunuz demektir. Yapmanız gereken sadece onun bu bilgiye nasıl erişebileceği söylemek, kendi işini kendisinin yapmasını sağlamaya çalışmaktır.

Şimdi ajandanızda ya da günlük planınızda benim yapacaklarım ve diğerlerinin yapacakları diye bir sayfa açın. Herhangi bir iş söz konusu olduğunda ilgili tarafın altına yazın. İşte bu yaptığınız aslında “Yapacaklarım” ve “Yapmayacaklarım “ listesini bir arada oluşturmak olacaktır.

Yapmayacaklarım Listesi bir sürü işe yarayabilir;

  • Probleminiz olmayacak işleri size hatırlatır ve o sorumluluğu almanızı engeller.
  • Farkındalık yaratır. Diğerlerinin size, kendi işlerini yüklememeleri konusunda erken uyarı sağlar.
  • Önceliklerinizi belirlemede faydalı olur. Yapacaklarınızı, yapmayacaklarınızın üstünde tutabilirsiniz.
  • Başarmanız gereken şeylere daha odaklanabilirsiniz. Dişi Aslanın Zebra Taktiği yazımda bu konuyu açıklamıştım.
  • Yapmayacaklarım listenizdeki kalemler vakit geçtikçe sorumlusu olan kişilerce yapılmaya başlayacaklardır.

Öncelikle size ait olmayan işleri belirleyin ve elinizi çekin. Bazen yaptığınız iyilik göreviniz haline gelebilir ve size zarar verir.

Paylaşın:

Kendine Güven Demekle Olur Mu?

Kendini Tanıma ve Özgüven

Kişi, kendisinin ve bulunduğu ortamın değerlerini bilmediğinde, uyum sağlayamaz. Değerlerimizi, çocukluk yıllarında, ailemizden, okulumuzdan, çevremizden ediniriz ve zaman içinde geliştirmeye çalışırız. Değerlerimiz, özgüvenimizin temelini oluştur. İyi niyetli olsa bile değerlerimizi veren çevremiz bazı hatalar yapar.

Bu doğrultuda özgüveni ve kişinin kendisine saygı duymasını engelleyen bazı nedenleri sıralamak gerekirse;

  • Gelecekle ilgili gerçekle ilgisi olmayan korkular
  • Yapılması gerekenin nasıl yapılacağı ile ilgili katı kurallar uygulama
  • Net hedeflerinin olmaması
  • Pozitif düşünmek yerine sadece eleştirmek
  • Diğer insanlara çok bağımlı olmak
  • Eleştirileri ve problemleri kişiselleştirmek, suçlama kabul etmek

Özgüvenin başarı getireceği varsayımıyla yönetici profillerine bakalım;

Başarılı Yönetici Başarısız Yönetici
Şuna bir bakalım Bu konuda kimsenin bilgisi yoktur
Şanslıydım Şanssızdım
Peki, yapacağım Yani, belki ……… ama ………
Bu meseleyi halletmek için zaman yaratacağım Benden bunu yapmamı nasıl beklersin
Kusura bakma, demek istediğimi iyi açıklayamadım Beni yanlış anladın
Hata yaptım ve düzelteceğim Benim hatam değil
Farklı düşüncelerimiz var Kendi fikrimi yürütmeye hakkım ver değil mi?
İyiyim ama daha iyi olabilirim Diğerleri kadar kötü değilim
X”den birşey öğrenebilirim X herşeyi bildiğini sanıyor
Birlikte daha iyi yapabiliriz Biz bunu hep böyle yaptık

Dinlemeyi öğrenmek

Pozitif dinleme stresi azaltır, karşınızdakinin kendine güvenini artırır. Yapılan araştırmalar, gerektiğinde çok önemli olabilecek bilgileri almaya yatkınlığın dinleme becerisiyle paralel olduğunu ortaya koymaktadır. Dinlemek, dinleyen kişinin kendisiyle ilgili pozitif izlenim bırakmasını sağlar.

İyi dinleme için;

  • İlgili görünün – Göz teması, yüz yüze, baş sallama, öne eğilme gibi onaylama hareketlerinde bulunun.
  • Soru sorun – Hedefte kalın.
  • Anladıklarınızı, duyduklarınızı tekrar ederek kontrol edin.
  • Sözünü kesmeyin ve sözünü bitirmeden öneri getirmeyin.
  • Tarafsız kalın, sonunda yalnızca değerlendirin.

Risk almayı öğrenmek

Kendini kabul ettirme, çoğunlukla bir düşünme ve iletişim kurma meselesidir. Risk almak, alınan kararların ne kadar marjinal olduğundan çok, daha neler yapabileceğinizdir. Karşı tarafın tepkisini almamak için bazen inançlarımıza ters düşen konularda koruma güdüsüyle konuşmayı reddetme, yapmaya hazır olduğumuz şeylerin limitlerini titizlikle saptama gibi yollar seçeriz.

Risk almak için;

  • Dinlemek – Daha fazla bilgi riski azaltır.
  • Sınırlarınızı belirleyin.
  • Ne, nasıl ve niçinleri söyleyin. Yanlış ve eksik anlaşmaların ortadan kaldırılması riski azaltır.
  • İstediğinizi elde etmek için zorlayıcı olmayın.

Hayır Diyebilmek

Çoğu zaman bir konuda başarılı olmak performans kalitesi, miktar, bütçe ve son bitirme tarihi gibi başkaları tarafından belirlenmiş hedeflere ulaşmak demektir. Normal işimizin sınırları dışında kalan işler ve kişilere söz verdiğimizde, amaçladığımız başarıya ulaşmakta zorlanırız. Bu kendilerinden bir şey istendiğinde hayır diyemeyen, hayır demekte zorlanan kişilerin başına sık sık gelmektedir. Bunun sebepleri araştırıldığında, diğer insanların isteklerini yapmanın ya da uymanın doğru bir düşünce olduğu ihtiyacı, samimiyetsizlikle suçlanma korkusu yada “evet” demenin üzerlerindeki baskıyı azaltacağı inancını sayabiliriz.

Hayır diyebilme;

  • Hedef ve öncelikleri saptayarak hangi işleri üstlenmek istediğinizi tanımlayın.
  • Sebepleri ortaya koyarak, alternatif önermeye çalışın.
  • Keyifli cevaplar vererek bir savunma mekanizması oluşturmaktan kaçının.
  • Evet dediğiniz kişilerin size müteşekkir olmalarını beklemeyin.

Yapıcı bir geri besleme almak ve vermek

Geri besleme almak, insanın doğasından gelir. Her ne kadar yapıcı ve pozitif olmasını beklesek bile bazen sadece negatif geri beslemelerle yetinmek zorunda kalırız.

Yıkıcı eleştiri veya geri besleme, iş ilişkilerini zayıflatır, problem çözme yerine kişilerin kendi savunma mekanizmalarını yaratmalarına yol açar. Çalışanların güvenlerini ve performanslarını azaltarak diğer önemli problemlere zemin hazırlar. Geri beslemeyi, risk olarak değerlendirenler, gerektiğinde bile eleştiri yapmaktan çekinirler.
Bazıları ise kendi fikirlerinin dikkate alınmadığını düşünerek gereksiz olduğu düşüncesiyle yapmazlar.

Yapıcı eleştiri

  • Kendi konumumuzu korurken, karşınızdakinin haklarını ve varlığını göz önünde tutun.
  • Yargılamayın, karşınızdakinin olaylara yaklaşımını destekleyin.
  • Çözüm getirmektense çözüm önerileri sorun.
  • Anlamaya ve anlaşmaya konsantre olun.

Pozitif geri besleme

  • Kabul etmenin zayıflık, görüş birliğine varmanın basitlik, uzlaşmanın zayıflık olduğu yönündeki düşüncelerinizden vazgeçin.
  • Eleştirinize her zaman pozitif bir geri besleme katın.
  • Gerçeği olması gerekenle karıştırmayın ve ayarlama yapmayın.
  • İnsanlara hak tanıyın.
  • Manevi destek verin.
  • Fiziksel – el sıkışma, sırta arkadaşça dokunma (Corona sonrası tabi ki:)
  • Sözlü – İsmiyle hitap edin, başarıları takdir edin, fikrini sorun
  • Sözlü olmayan – Dikkatli dinleyin, gülümseyin, göz kontağı kurun

Eleştiri alabilmek

Bazıları eleştiriyi, saldırı olarak alıp savunmaya ya da karşı saldırıya geçebilir, suçlama olarak düşünüp sessizliği seçebilir.

Kendini kabul ettirme becerisi, eleştiriyi daha başarılı olmakta kullanmayı öğrenmeyi gerektirir. Öz eleştiri yapabilmek başkalarının eleştirilerini yorumlayabilme kabiliyetimizi geliştirir.

Eleştiri alabilmek

  • Eleştirinin cinsini tanımlayın. (Ör. Yersiz, umumi, gerçeklik payı az olan, saldırgan, doğru, açık vb.)
  • Acele etmeyin.
  • Muhalafet olunmasını normal karşılayın, uzlaşma noktasını planlayın.
  • Karşınızdakinin bakış açısında uzlaşabilecek noktalar arayın – konuyu dikkatle alın, özümseyin.
  • Genel bir kabul etme ile korunun ya da kesin örnekler isteyin.
  • Pozitif yaklaşmaya çalışın.

Ne istediğini bilmek

Hayat, iş, proje, insanlar vb. konularda kişinin ne istediğini bilmesi çok önemlidir. Kişi, hedeflerini ve önceliklerini belirlemelidir. Asla “keşke” veya “ama bu haksızlık” diyerek vakit kaybetmeyin.

Kendini kabul ettirme

  • Davranışlarımın, düşüncelerimin, hislerimin ve bunların getireceği sonuçların sorumluluğunu alıyorum.
  • Diğerlerinin kendilerine saygılarına zarar vermeden, onlara davranışları hakkındaki hislerimi, beklentilerimi söyleyebilir, yorum yapabilirim.
  • Başkalarının problemlerinin benim sorumluluğumda olup olmadığına ve problemlerini çözmede onlara yardım edip etmeyeceğime karar verebilirim.
  • Fikrimi değiştirebilirim.
  • Yaptığım hatalardan sorumluyumdur ve onlardan ders alırım.
  • “Bilmiyorum” diyebilirim.
  • Saygı duyulmayı hak ediyorum.
  • Durumu bana doğru gelen şekilde ifade ederim.
  • Vicdan azabı çekmeden “hayır” diyebilirim.
  • Anlamadığımda “Neden” diye sorabilirim.
  • Sahip olmak istediğim bir şeyi isteyebilirim ve istediğim kişinin reddebileceğini düşünürüm.
Paylaşın:

Proje Ekibiniz Ailenizdir

Projeler hayatımızın parçası oldular. Aile kültürümüz ile projeler arasında yakın bir ilişki mevcuttur. Ailemize gösterdiğiniz hassasiyetleri ekip içi ilişkilerimizde de gösterebiliriz.

  • Ekibinizi motive edin. Herkes gönülden işine sarılır, üstüne düşen görevini yerine getirirse, her şey yolunda gidecektir.
  • Sakın kimseye gözdağı vermeyin.
  • Soru sorarsam aptal durumuna düşer miyim diye korkmayın.
  • Herkesin aynı dilde konuşmasını ve birbirinizi anlamanın çok önemli olduğunu unutmayın.
  • Herkese yeteneği ve kapasitesine göre iş verin. Herkes yapabileceği ve yetebileceği işlere göre donatın. Eğer yeterli donanımları olmadan insanlardan bir şey isterseniz problem yaşarsınız.
  • Ekibinizin sadece çözüm üretmesini değil yaratıcı çözümler üretmesini destekleyin.
  • Hatalı ve kalitesiz sonuçlara sebep olabilecek dinamikleri ekibinizle birlikte ele alın.
  • Kurallarda anlaşmak: Proje ile ilgili gereklilikler belirlendikten sonra proje planı ve buna bağlı olarak görev atamaları gerçekleşir. Herkesin neyi ne şekilde yapacağı konusunda kararlar alınır. Bu kararlar çeşitli kurallar içeriyor olabilir ve herkesin bu kurallar konusunda uzlaşmalarını sağlayın.
  • Güven yaratın: Ekip size güvenmeli, sizin gözünüzde önemli olduğunu hissetmelidir.
  • Ekibin ihtiyaçları ve beklentileri çok iyi gözlemlenmelidir.
  • Mutlaka teşekkür edin, destek vereceğiniz konusunda güven verin, iyi iş çıkaranlara minnettarlığınızı gösterin.
  • Fırsatlar yaratın – Ekip üyelerine zorlayıcı hedefler verin. Bu sayede neyi ne kadar yapabilecekleri konusunda kapasitelerini test etmiş olursunuz.
Paylaşın: