Kategori arşivi: Proje Yöneticisi

Proje Yöneticisi olmak

 

Proje Yöneticisinin spesifik konularda tecrübeli veya mühendis olması gibi önyargılara çok rastlıyorum. Tecrübeli olan veya olmayan, mühendis veya diğer branş sahibi, başarılı ve başarısız bir çok proje yöneticisi gördüm. Sadece teknik bilgisi olan kişilerin proje yöneticisi olması gerektiğini söyleyen bir yaklaşımı “yanlış” buluyorum.

Dünyada “kazara” proje yöneticisi olmuş, proje yönetimi ile ilgili ilkelere ve prensiplere sahip olmayan oldukça fazla proje yöneticisi var. Bir çoğu zaten bildiğini düşünürken bir çoğu kendini geliştirmeye vakti olmadığı “mazereti” arkasına saklanıyor. Bazı temel prensipleri bile öğrenmenin performansları ne kadar çok artıracağının farkında değiller.

“Kervan yolda düzülür” yaklaşımı ile mücadele ederdik. Artık planlamanın önemini kimse yadsımıyor. Ne varki deneyimli proje yöneticileri bile planlama konusunda hala atlamalar yapabiliyorlar.

İletişim, birlikte çalıştığımız insanlarla aramızdaki köprüdür. Ne kadar güçlü olursa o kadar iyidir. Teknik bilginin iletişimin önüne geçtiği üniversite yıllarımı düşününce “Çok iyi biliyor ama anlatamıyor” klişesinde “anlatamıyor” kelimesinin aslında bizimle iletişim kurup anlamamızı sağlayamadığı olduğunu düşünüyorum.

Dinlemeyi bilmek önemli. Bizi kültürümüz her ne kadar çocuklukta bizi sürekli dinlemeye zorlasa da travmatik etkisi yetişkinlikte sürekli konuşma olarak çıkıyor. Projemizde yer alan konusunda uzman kişilerin bize verebilecekleri çok bilgi vardır ama hangi bilginin bizim işimize yarayıp yaramayacağı konusunda net olmayabilirler. Sorularımıza odaklanmak ve sabırla dinlemek önceliklerimiz arasında olmalıdır.

Proje Yöneticisi olarak proje ekibi üyesinden tahmin isterken ne istediğimizi çok iyi ifade edebiliyor olmamız gerekiyor. İşin büyüklüğü, karmaşıklık düzeyi, geçmiş deneyimler ve çekincelerini de dinlemeliyiz. Onların vereceği bilginin önemini onlara hissettirmeliyiz.

Proje ekimizdekiler için neyin önemli veya öncelikli olduğuna çok dikkat etmemiz gerekir. “Süre baskısı” ya da “kafadan atma sürelerle” zorlanan kişilerin yaptıkları işlerin sonrasında yaşanan problemler, çok daha maliyetli olacaktır.

“Emir-demir ilişkisi “ artık eskide kaldı. Otoritemizi kullanmak yerine ikna edici olmaya çalışmalıyız. Eğer karşımızdakilerle diyalog kurabilirsek bizimle çekincelerini ve olası problemlerini paylaşırlar. Aksi takdirde sessiz kalacaklar ve o problemle karşılaştığımızda daha zor anlar yaşayacağız demektir.

Her bir proje ekip üyesinin başarısı, projenin başarılı olması anlamına gelir. Ekibimizin başarılı olması için elimizden geleni (Hizmetkar Liderlik) yapmalıyız. Bu yüzden ekibimizdekilerin iş yoğunluklarını, çalıştıkları ortamları, düşüncelerini öğrenmemiz gerekir. Ana hedefimiz ekibimizin ihtiyaçlarını bir an önce karşılamak olmalıdır. 

Paylaşın:

Herkes Proje Yöneticisi Olabilir mi?

bigstockHem evet hem hayır. “Herkes” proje yöneticisi olabileceğini ya da olduğunu iddia edebilir. “Bir çok” kişi proje yönettiğini, çünkü kendilerine verilen sorumluluğun bir proje olduğunu söyleyebilir ama kaç kişi “proje yönetimi yaptığını” söyleyebilir?

Her çalışan proje yöneticisi gibi düşünmek zorundadır. Emir-demir döneminin yerini çalışanların birlikte ve işbirliği içinde olduğu, kendi fikrini sahiplenen ve sorumluluk alarak gerçekleştiren ekip yapılarına doğru gidiliyor.

Küçük, büyük fark etmez verilen her iş ve görevin proje yönetimi mantığı ile yapılması artık bir tercih değil zorunluluktur. 

Size her ne görev verilirse verilsin önce bir düşünün, araştırın ve başlangıcını düşünün. İşin süresini v bütçesini planlayın. Planladıktan sonra yürütmeye geçin ve planladığınız gibi gidip gitmediğini kontrol edin. İşin sonunda da bir değerlendirme yapın.

Bu yaklaşımı kalıcı davranış değişikliğine dönüştürebilirsek daha rahat ederiz. Bunu söylerken bazılarının stres altında iyi bazılarının kötü iş çıkardığını, bazılarının kontrol edilmekten veya zaman kısıtı ile çalışmaktan hoşlanmadığı gibi kişisel özellikleri dışladığım düşünülmemelidir.

Kurumlarda yapılan her iş, büyük resmin bir parçasıdır. İşi yapacak olan büyük resimdeki yerini görür, faydasına inanır ve istekli olursa gerçekleştirmek için gayret gösterir. Yapılacak işe kişisel tercihler ile yaklaşmak yerine doğru şekilde yaklaşmak ve sistemli gitmek, işi yapanın konforunu artırır.

Kişisel proje yönetim metodolojinizin olması daha etkin, verimli ve başarılı olmanızı getirecektir.

Paylaşın:

Proje Yöneticisi için herşeyin ters gittiği bir gün üzerine öneriler

Bad-DayProje Yöneticilerinin zor zamanları çoktur. Yönetim ve/veya müşteri işin gidişatından memnun olmadıkları için sevimsiz konuşmalar yapabilirler, çalışanlar bilgiyi tam veya hiç vermeyebilir, istenilen destek bulunamaz vb. bir çok sıkıntı yaşarsınız. Bu tip durumlarda;

  • Sakin kalmalı ve üzülmemelisiniz. Biraz yalnız kalıp düşünmeniz ve sonraki adımları planlamanız yerinde olacaktır. Olur olmaz durumlarda kendinizi suçlu hissetmeniz kontrolünüzü kaybetmenize neden olabilir ve kariyeriniz için olumlu bir şey değildir. Kötü durumların, iyi insanların başına gelebileceğini kabul edin, pozitif düşünmeye çalışın.
  • Kötü durumlarla baş etmenin yolu başınızı dik tutmaktır. Hatalı olabilirsiniz ama hatanızı kabul etmek bir erdemdir. Bu sizin olgunluğunuzu gösterir.  Yaşadığınız olumsuzlukları “artık hep böyle olacak” şeklinde yorumlamamalısınız. Yaşadığınız olumsuzluğun sebeplerine odaklanmalı ve tekrar etmemesi için neler yapmanız gerektiğini düşünmelisiniz.
  • Her olumlu ya da olumsuz deneyim insana bir şey öğretir. Ders çıkarmayı fırsat olarak görmek gerekir. Suçu başkalarına atarak kendinizi rahatlatmak gibi bir samimiyetsizlilik yapmamanız gerekir. Herkes hata yapabilir ama tekrarlıyorsa dikkate almadığındandır.
  • Başarmanız için ne gerektiğini belirlemeye çalışın. Hedeflerinizi biraz agresif ve yüksek tutarak kendinizi daha iyiyi yapmaya zorlayın. Her zaman daha iyi bir yol, alternatif olduğunu göreceksiniz.
  • Geçmiş başarısızlıklarınızdan ders çıkarmışsanız artık başkalarını eğitmek için kullanabilirsiniz.
Paylaşın:

Proje Yöneticisi Performans Ölçütleri

performance_indicatorEğitimlerimde genellikle proje yöneticilerinin performansının nasıl ölçülebileceği konusunda fikrim soruluyor. Proje Yöneticisinin şirketin stratejik hedeflerine uygun performans göstermesi ve üst yönetim beklentileri doğrultusunda çalışması gerekir. Daha teknik yaklaşmak gerekirse birincil ve ikincil ölçütlerin belirlenmesi ve proje esnasında ve sonrasında bu ölçütlere göre puanlama yapmak gerekir. Örneğin;

Birincil ölçütler

1. Amaçlara ulaşmak

  • Hedeflenen zaman, maliyetler
  • Kilometre taşları
  • Kar, net gelir, yatırımın geri dönüşü
  • Kalite
  • Teknik başarılar

Proje Yöneticisi’nin etkinliği projenin başından itibaren izlenmelidir;

  • Hedeflerin ve müşteri isteklerinin alınmasında tamlık
  • Bütçe ve zaman planlarını doğru yapmak
  • Politikaları ve stratejileri belirleme
  • Performans ölçütleri ve kontrolleri belirleme
  • Raporlama ve gözden geçirme sistemlerini uygulama

İkincil ölçütler

Organizasyonel kaynakların kullanımı

  • Proje maliyetlerini düşürebilme
  • Mevcut personelle uyum için çalışma
  • Etkin al-yap kararlarını verebilme

Etkin proje ekibi kurma

  • Proje personelini belirleme
  • Şirket içi iletişimleri sağlama
  • Ekipten az şikayet alma
  • Ekibin profesyonel tatmini
  • Destek grupları ya da 3. partilerle uyum içinde çalışma

Etkin proje planlama ve planı uygulama

  • Plan detayları ve ölçülebilirliği
  • Personel ve yönetimden alınan taahhütleri takip, proaktif olma
  • Yönetimin katılımını sağlama
  • Acil durumlardaki tutum
  • Raporlar ve gözden geçirmeleri yapma

Müşteri memnuniyeti

  • Sponsor tarafından tüm proje performansının doğru algılanmasını sağlama
  • İletişim ve bağlantıları sağlama
  • Değişime karşı tutum

İş Yönetimine katılım

  • Yönetimi yeni fırsatlardan haberdar etme

İş planlama, politika geliştirme

Diğer

Yapılan işlerin zorluğu

  • Teknik işler
  • İdari ve organizasyonel karmaşıklık
  • Çok disiplinli ortam
  • Birbiri ile etkileşecek birim sayısı

Proje Kaynakları ve Bütçesi

  • Toplam proje bütçesi
  • Projeye dahil olan insan sayısı
  • Projeye dahil olan birim ve taşeron sayısı

Değişiklik Yönetimi

Müşterinin değişiklik istekleri

Paylaşın:

Proje Yöneticisi Kumarbaz Değildir

Kumarbazlar, her gün daha fazla kazanabilmek için oynamaya devam ederler. Bazen kazansalar bile tek bir oyunda her şeylerini kaybedebilirler. Proje Yöneticileri kumarbaz değillerdir ve olmamalıdırlar.

Bazen proje müşterisinini istekleri hiç bitmediği gibi, sorunların düzeltilmesi sonrasında ortaya çıkan yeni sorunlar proje hiç bitmeyecekmiş gibi bir his uyandırabilir. Müşterinin onay vermeyeceği ya da bitmesine az kalmasına rağmen her şeyin çöp olacağı endişesi yükselebilir.

Öncelikle projenin nasıl başlatıldığı çok önemlidir. Kör bir iyimserlik ve üstünkörü bir yaklaşım projenin başında yaşanacak problemlerin habercisi olacaktır. Ne istendiğinin anlaşılması ve netleştirilmesine ayrılacak kaliteli süre ve kaynağın önemini tüm taraflar çok iyi anlamalıdırlar. Bu konuda genel geçer yaklaşımların sonuçlarına yine kendilerinin katlanacağını unutmamalıdırlar.

Yönetimin yaklaşımı yapıcı değilse bile olası aksaklıkların onlara kaybettireceği para, zaman vb. unsurlar açıklanmalıdır. Projenin olabildiğince başında yönetim ile yapılacak görüşmeler sonraki aşamalarda rol ve sorumlulukların, kapsamın netleşmesi ile başarı ve başarısızlık tanımlarının yapılabilmesini sağlayacaktır. “Keşke” deme olasılığını azaltmak için için projenin başında elinizden geleni yapmanız gerekir.

Projede yer alacak kaynakların yeterlilikleri ve projeye olan ilgileri, pozitif ve yüksek olmalıdır. Doğru proje ekibi projenin sahiplenilmesini ve sorumluluk alınmasını sağlayacaktır. Herkes üzerine düşen rolü iyi oynadığında problem yaşanmayacaktır.

Problem yaşanmaması için gerekli yöntem ve ortam düşünülmeli, tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Problemleri çözseniz bile problemleri ortaya çıkarak sebepleri ortadan kaldırmadığınız sürece tekrarlamaya devam edecektir.

Proje Yöneticisi, her konuda bir adım önde olmaya çalışmalıdır. İsteklerin ve problemlerin artışına karşı hazırlıklı olmalı ve plan yapmalıdır. Hem enerjisini hem de kaynaklarını doğru kullanmaya gayret etmelidir.

Paylaşın:

Proje Yöneticisi Sponsorunu Nasıl Projeye Dahil Etmeli?

3d image of virtual men on network connection

Proje Yönetiminde Sponsor, projeye kaynak ve destek sağlayan ve de projeyi başarıya ulaştırma sorumluluğu taşıyan kişi veya gruptur. Fakat çoğu sponsor projenin başarısı için zaruri olan sorumlulularının farkında değildir.

Genellikle stratejilere odaklanıp yapılan işleri önemsememe, proje yönetiminin öneminden çok projenin sonuçlarına odaklanırlar. Bu noktada iş proje yöneticisine ve ekibine düşer.

Sponsorların tüm proje yönetimi süreçlerini detaylı bilmelerine gerek olmasa da ne olup bittiğini bilmeleri çok önemlidir. Ayrıca projenin en küçük ayrıntısına kadar girip mikro yöneticilikte yapmamaları, müdahale dozlarını ayarlamaları gerekir.

Önemli olan projenin başarısı için üzerlerine düşen rol ve sorumlulukları bilmeleridir.

Proje Yöneticisi;

  1. Kapsamı Sponsora onaylatmalı, dahili ve harici kapsam konusunda tam bilgi sahibi olunmasını sağlamalıdır.
  2. Proje Planını onaylatmalıdır. Hangi aşamaların ne zaman gerçekleşeceği ve maliyet görülebilmelidir. Proje sürecinde istendiğinde ve gerektiğinde detaylı açıklama yapabilmelidir.
  3. Proje gerçekleşmelerini kilometre taşı raporları ile Sponsora aktarmalı ve gelişim-ilerleme gösterilmelidir.
  4. Değişiklikler ve bunların getirdiği plan güncellemelerini düzenli olarak Sponsor ile görüşmelidir.
  5. Önemli problemler ve çözüm yöntemlerini Sponsor ile gözden geçirmelidir.
  6. Proje risklerini sponsor ile paylaşmalı, yanıtlar ve yöntemler konusunda birlikte çalışmalıdır.
  7. Proje kapanışında toplu bir değerlendirme rapor ve/veya toplantısı yapmalı, proje bütününü değerlendirmelidir.
Paylaşın:

Görüşmelerde Dikkat Edilmesi Gerekenler

İyi bir görüşmeci olmanın birinci şartı cevap vermeden önceki kısa duraklamadır. Birkaç saniyelik kısa bir duraklama bize büyük bir avantaj sağlar. Düşünerek cevap veriyor olmamız karşımızdakinin söylediklerini dinlediğimiz, aceleyle yanlış bir fikre kapılmadığımızı gösterir. Kısa bir duraklama daha iyi anlamamızı, doğru ve uygun yanıt vermemizi sağlar.

Eğer söyleneler üzerinden bir şeyleri varsayıyor ya da geri kalanı kendiliğimizden tamamlıyorsaki yanılma olasılığımız yüksektir. Karşımızdakinin ne demek istediğini açık açık sormamız daha iyi sonuçlar verir. “Ne demek istediniz? Ne istiyorsunuz?” sorularına birinin yanıtsız kalması, demek istediğini detaylandırmaması çok olası değildir. Açık uçlu sorular ile görüşmeyi uzatabilirsiniz.

Karşınızdaki kişinin söylediklerini tekrar ederek anladığımızı gösterebiliriz. Sürekli kafa sallanması anlaşıldığı anlamına gelmez. “Bakalım doğru anlamış mıyım?” diyerek bir açıklama yapabiliriz.

Anladığımızı gösterse bile anlamaya çalışma gayretimizi ve ciddiyetimizi hareketlerimizle göstermemiz gerekir. Aktif dinleyici olmamız görüşmenin başarısını artıracaktır. Ayrıca aynı kişiler bizimle görüşme yapmak konusunda istekli ve rahat olacaklardır.

Dinlemenin büyüsü yaratacağı güvende gizlidir. Eğer karşımızdakileri ne kadar çok dinlersek bize o kadar çok güvenir ve inanırlar. Dinlemek bizim de özgüvenimizi geliştirir.

Dinlemek, dinleyenin kendini disipline etme becerisini geliştirir. Beynimiz dakikada 500-600 kelimeyi işleyebilirken sadece 150 kelime konuşabiliyoruz. Dinlemeyi beceremediğimizde yüzlerce kelime, bilgi ile kafamızı karmakarışık ediyoruz.

Paylaşın:

Not Tutmak

İş hayatımızın çoğu toplantılarda, görüşmelerde, eğitimlerde geçiyor. Eğer iyi not almayı bilmiyorsak hem harcadığımız zaman boşa gidiyor hem de sonradan zorluk yaşıyoruz. Çoğu kişi toplantıya, görüşmeye veya eğitime herhangi bir defter ya da kağıt parçası getirmeden, hafızasına güvenerek geliyor.

  1. Not almak bizi konuda tutar. Dikkatimizin dağılmasını, başka konuları düşünmemizi engeller. Not almak dinlediğimizi gösterir. Ancak not almak çizgiler ve şekiller çizmek değildir.
  2. Not alma alışkanlığı, aklımıza gelen fikirleri, soruları ya da diğer her türlü konuyu unutmadan, hemen kayıt altına almamızı sağlar. Aklımıza gelen, o anda söyleyemediğimiz konuları da not almalıyız. Not almak, konuşulanları yazmak değil, az ve öz bir biçimde üzerinde durulan konuları yazmaktır.
  3. Konuşulanları başkalarına aktaracaksak, unutmamak için not almalıyız. İyi not alabilmek için dinlemeye önem vermemiz gerekir. Bazen sadece konuşulan konular değil tavır ve davranışlarında not alınması gerekebilir.

İyi not almak için;

  1. Bir ajanda ya da defteriniz olmalı.
  2. Ajandanızı tarih bazında kullanın ve yapılacaklar diye not aldığınız bir şeyin sonucunu yaptıktan sonra yanına not edin.
  3. Notlarınızı rahat hatırlayabilmek için semboller kullanın. Örneğin, soldan biraz boşluk vererek yazarsanız önemli olanların sol tarafına yıldız, soruların yanına soru işareti, takip edilecek işlerin yanına kare ve yapacağınız işlerin yanına x işareti koyabilirsiniz.
  4. Notlarınızı gözden geçirin. Toplantıdan hemen sonra veya düzenli (haftalık vb.) gözden geçirmek  gerekir.
  5. Eğitimlerimde katılımcılara dağıttığım, not alma şablonunu aşağıda görebilirsiniz. Belirli bir şablon hem arşivleme hem de anlama konusunda daha faydalı oluyor.
Egitim-Not-Alma

Cornell Not Tutma Tekniği güzeldir: http://lsc.cornell.edu/wp-content/uploads/2015/10/Cornell-Note_Taking-System.pdf

Paylaşın:

Kurum İçi Politikalarla Yaşamak

Çalıştığınız kurumu tanımak, kurum içi politikaları iyi analiz edip algılayabilmek çok önemlidir. Eğer bunu yapabilirsek doğru davranış şekillerini ve stratejilerini geliştirebiliriz.

Beraber çalıştığımız insanlarla ilişkilerimizi iyi kurarsak Red Kit (yalnız kovboy) olmaktan kurtuluruz. Red Kit gibi sürekli yer değiştirmek, diyar diyar gezmek zorunda kalmayız.

Kurum içindeki herkes benzer iletişim kaygısı ile elinden gelen gayreti gösterirse mutlu ortam budur diyebiliriz.

Bazen işini çok iyi yapmasına rağmen şirket içi ilişkilerinde zorlanan kişiler görebilirsiniz. Diğerleriyle iletişim kurmak işimizi yapmaktan daha zor olabilir. Bunun sebeplerinden birisi farklı sadakat seviyeleridir. Kuruma duydukları sadakatleri benzer insanlar arasında iletişim daha güçlüdür çünkü duygu ve düşünce paylaşımı daha fazladır.

Öte yandan aynı muameleye tabi tutulduğunu düşünenler arasında iletişim güçlüdür. Kayırıldığı düşünülen ya da yönetime fazladan yakın olanlarla diğerleri arasındaki iletişimde samimiyet açısından sıkıntılar gözlemlenir.

Bazen yönetimsel hatalar veya kişisel egolar, şirket içinde asalet tabakaları oluşmasına yol açabilir. Eğer yönetim doğru yaklaşımla müdahale etmezse asil ve köle grupları oluşabilir, iletişimi ikiye ayırabilir.

Üst yönetim ile diğer katmanlar arasında olması gerekenden fazla uzaklık ya da samimiyet doğru iletişime engel olabilir.

Bilmemiz gereken şudur;

  • Durumu okumalıyız yani mevcut durumu nedenleri ve niçinleri ile iyice anlamalıyız. Örneğin şirkette yükselme politikasını düşünürsek; bazı şirketlerde ağlamayana meme vermezler (ciddi örneklerini gördüm:) siz sürekli yükselme talebinizi yaparsınız ve sonunda yönetim pes edebilir, bazılarında tamamen patronun inisiyatifindedir, bazılarında tamamen kurallara bağlanmıştır.
  • Durumu doğru okursak, doğru pozisyonu alabiliriz. Bazı çalışanlar yalnız, bazıları ise birlikte çalışarak daha faydalı oluyorlarsa bunu ayırt edebilmeli ve ona göre görevlendirmeler yapabilmeliyiz.
  • Bazen bizimle yapmalarındansa başkaları ile daha iyi yapabilecekleri işlerde çalışanları doğru kişi ile bir araya getirmeliyiz. Çalışanlarımızın kariyer hedeflerini destekleyici başka birime transfer olmalarını desteklememiz buna örnek verilebilir.
  • Bazen kendimizi dışlanmış hissedebiliriz. Duruma uygun hareket etmeye devam etmeliyiz. Şirket içi grupların parçası olmayı işimizi doğru yapmanın önüne geçirmemeliyiz.
  • Bazende şirketlerde politika yapmak, iş yapmanın gerçekten önüne geçebilir. Bizim için önemli olan kendimizi en iyi ifade edebileceğimiz, işimizde ve konumuzda doğru olanları yapabileceğimiz alanları kendimize yaratabilmemizdir. Bunun yolu çoğunlukla ilgili kişilerle doğrudan görüşmelere dayanır. Politik bir durumda ilgili kişilerle konuşmak işe yaramıyorsa amirlerimizle ya da diğer yöneticilerle konuşmalı, onlara durumu anlatmalıyız.
  • Politik durumlarda bizden daha tecrübelilerin görüşlerini almamız gerekir.
Paylaşın:

Kaygılarımızı Yönetmek Elimizde

Özellikle ortada hiç bir sebep yok iken kaygılanmak, fiziksel ve ruhsal yaşantımı sıkıntıya sokmaktan başka bir şeye yaramadı. Zamanla iki konuda ikna oldum;

  1. Geçmiş geçmişte kalmıştır ve değiştirilemez.
  2. Geleceği bilemezsiniz.

Mevcut anı yaşamak dururken olup olmadık şeyleri kafaya taktığımda beni çok yıprattığını fark ettim. Bir çok probleme doğru yaklaştığımda anlamlı adımlar atabildiğimi gördüm.

Geleceğimizi göremeyiz ama kendimiz inşa ederiz. Eğer siz elimizden geleni doğru bir şekilde yaparsa hayat bizi gerektiği gibi ödüllendiriyor. Kaygı hiç bir zaman ödüllendirmiyor.

Lisedeyken üniversiteyi kazanacak mıyım, üniversitedeyken iş bulacak mıyım ve daha saymayacağım onlarca şey için kaygılandım, durdum. Eğer evden vaktinde çıkmazsam trafiğe takılırım tarzında kaygıları hala yaşıyorum. Eski kaygılarım belirsizliğin getirdikleriydi şimdi tecrübenin getirdiği kaygılar var. Artık zamanın kıymetini iyi öğrendiğim için bana zaman kaybettirecek her konuda kaygı duyuyorum ama korktuğumun başıma gelmemesi içinde elimden geleni yapıyorum.

Kaygılarım eskisine göre kılıf ve nitelik değiştirdi ve ama onlarla baş etme kabiliyetim gelişti. Artık bardağın dolu tarafını görebiliyorum. “Her zaman iyi ol” prensibi ile pozitif yapabileceklerimi öncelikli olarak değerlendiriyorum. Eğer bu şekilde problemimin üstesinden gelebilirsem kendimi başarılı hissediyorum.

Kaygıları yok saymak, problemlerimi ortadan kaldırmadığı için “görmezden gelmemeye” ya da “geçiştirmemeye” çalışıyorum. Problemin kafamda patinaj yapmaya başlarsa başka açıdan yaklaşıp çözüme ulaştırmaya çalışıyorum.

Çözdüğüm problemleri nasıl çözdüğümü, yaklaşım tarzımı analiz edip, fırsat buldukça yazıyorum.

Hayatımızda izlediğimiz yolları belediyeler yapmıyor ki çukur ve engebelere kızalım. Kızmaya devam etmek problemi gidermiyor. Önemli olan hangi kasiste ne kadar yavaşlayıp nasıl geçeceğimiz, hangi çukuru erkenden fark edip önlem alacağımızdır. Hayatı kendimiz ve çevremizdekiler için kolaylaştırmaya çalışmamız önemlidir.

Kaygılarımızı yönetebilirsek daha uzun ve mutlu yaşayabileceğimizi düşünüyorum.

Paylaşın: