Komplo teorileri ve biz

Komplo teorileri benimde birçok kişi gibi ilgi alanıma giriyor. Bu konuda oldukça çok şey okuduğumu söyleyebilirim. Çok sevdiğim iki önerme var:

1- En büyük komplo teorisi, komplo teorisi yok demektir.
2- En büyük komplo teorisi, komplo teorisi var demektir.

Her ikiside doğru bence. Komplolar yada komplo teorilerini üreten bizleriz. Genellikle karmaşık durumlar ortaya çıktığında yani ortada çok fazla değişken ve bilinmez olduğunda ve bu değişkenler arası ilişkilerde çok fazla olunca karar verme becerimiz köşeye sıkışıyor. Geleceğe yönelik yada ortaya çıkan durumu açıklamaya yönelik çeşitli iddialar üretmeye başlıyoruz.

Komplo teorileri ile ilgili gerçekler çoğu zaman ortaya çıkmıyor ama çıktığındada “ya ben söylemiştimler” oluyor yada “sessizlik”. Aslında birden fazla komplo teorisi olduğunda bu teoriler birbirlerini tetikleyerek insanlarda bir inanma hissi yaratmakta, bir takım uç’larda bu meyildeki kişilere çeşitli propagandalarla gaz vererek komplo teorilerine olan inancı körüklemektedirler.

Komplo teorilerine ilişkin en önemli sorulardan biride “komplo teorilerinin yönetilip yönetilemeyeceği?”

Aslında biraz olsun kuantum konusunda yakınlaşmış biri için oldukça komik olan bu sav oldukça fazla taraftar bulmakta. Böylesine karmaşık ve bilinmezlerle dolu bir ilişki yumağını bilinçli olarak yaratmak oldukça güç. Halbuki biz özellikle Holywood filmleri ile kötü adamların olayın tamamına hakim olup yönettiklerini yıllardır izliyoruz. Çünkü yine Kuantum’a atıfta bulunmak gerekirse kurguladığınız herhangi bir şeyin olası o kadar çok sonucu olacaktır ki doğru sonucu bilip yine ona göre yeni bir kurgu tasarlamak neredeyse imkansızdır.

Fakat komplo teorileri ile halkı, vatandaşı istenilen bir tarafa çekmeye çalışmak mümkün. Çünkü insan doğası gereği “şüpheci”dir yani “skeptik”. Aslında şüphecilik sebep-sonuç ilişki içerisinde herşeyi değerlendirmeye dayanıyor. Fakat komplo teorileri zamanla o kadar çok kafamıza ve hayatımıza giriyor ki bu seferde enerjimizi ve zamanımızı bu komplo teorilerini anlamaya ve hatta nasıl çözebileceğimize ilişkin çalışmalara ayırmaya başlıyoruz. (Özellikle DaVinci Şifresi kitabı sonrasında benzeri kitaplar tüm dünyada moda oldular ve bu konudaki ilgiyi paraya çevirmeye başladılar ve devam ediyorlar.)

Fakat bir taraftanda hiç bir şeyi değiştiremeyeceğimizi düşünürsek bu seferde hayatı yavanlaştıracağız. Yazımın başındaki iki önermeye geri dönmüş oluyoruz.

Komplo teorilerinde büyük sermayedarların payını unutmamak gerekiyor. Büyük oligopoller büyük ve görünür para hareketleri yada stratejilerle davranırlar.(Ortadoğu Projesi) Diğer ülkelerdeki yasalar yada yönetmelikleri istedikleri yönde değiştirerek(deregülasyon) kendi lehlerinde yatırım olanakları yaratırlar. Bu tipteki hareketlere karşı önlem alınması gerekir. Bu tipteki uygulamaları basından rahatlıkla görebilirsiniz.

Benim size her zamanki gibi bir takım önerilerim olacak:

• Biraz şüpheci olun ve herşeye hemen inanmayın. Herhangi bir olay ile açıklamaların komplocuların uydurması olup olmayacağını mutlaka düşünün. Okuduğunuz kitapta yazarın nerelerden kaynak kullandığına bakın. Referans vermeyen kitaplara güvenmeyin.

• Birkaç yerde teyit edilen ve aynı şekilde yorumlanan konuların kesinliğine daha fazla güvenebilirsiniz. Birilerinin sizin öyle düşünmenizi istediğini ve öyle düşündüğünüz takdirde sonuçlarının ne olabileceğini düşünün. Özellikle sizi “taraf” yapacak olaylarda ilk etapta sessiz kalın.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

14 + five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.