Müzikal zekanız ne kadar iyi?

Biri size “şııııııııı” (ingilizlerin yazdığı gibide yazalım “shhhhh”) dediğinde o tarafa dönüp bakmaz mısınız? Yani bu tipte bir sesi “bana bak, buraya bak” olarak algılarız ve o an için dikatimiz dağılır. Bu yüzden belkide hayatımıza giren tüm gürültüleri ve sesleri ayarlamaya, konsantre olabileceğimiz sessiz anları yaratmaya çalışırız. Ama acaba tüm sesleri doğru olarak anlayabilir musunuz?

Diğer seslerde bize çeşitli ipuçları verir; sifon sesini duyduğunuzda birinin tuvaletten çıkacağını, ambulans sireni duyduğunuzda birinin hasta olduğunu, komşunuzdaki müzik sesi çok yüksekse parti verdiğini düşünebilirsiniz. Sesi duyduğumuz anda beynimiz gerisini getirir ve artık o bilgi öylece kalır.

İşte herkesin duyduğu ses ile ilgili yürüttüğü fikir ve belkide tüm beyinsel işlevlere müzikal zeka diyebiliriz. Aslında müzikal zeka sadece şarkı gibi müzik parçalarıyla sınırlı olmayıp çeşitli seslerin tonlar, kalite, uzunluk, hacim ve kaynağını farketme ve anlama olarak yorumlanabilir.

Bazıları sadece küçük bir sesten onun hangi nota olduğunu anlayabilir. Bazıları ise aynı şarkıyı iki farklı CD’den dinlediklerinde farkı anlayabilirler. Bazıları aynı şarkıyı söyleyenler arasında hangisinin neyi daha iyi söylediğini size uzun uzun anlatabilirler. Birçok müzisyenin hafızasında yüzlerce şarkı sözü, nota ve akor vardır.

Aslında müzikal zekayı geliştirmek o konuya biraz odaklanmakla geliştirilebiliyor. Gerçi son dönemde Koku filmi ile dikkatler kokulara yöneldiysede sizde kulaklarınızı daha iyi kullanmaya çalışabilirsiniz. Hatta Cüneyt Arkın’ın bir filminde gözleri kör olmuş ve kısa bir meditasyonla abartıda olsa sesler aracılığı ile kötü adamları yenmişti. Hatırlayanlar hatırlar.

Bu konuda yapılabilecek iki basit alıştırma olduğunu okudum. Bir tanesi bir parka gidip oturmak ve gözlerinizi kapatarak çevrenizdeki her sesi duymaya ve o sesin ne olduğunu anlamaya çalışmak.

Diğer ise özellikle meditasyon yapanlardan bildiğimiz “hmmmm” sesini çıkarmak ve dinlemek. Şimdi şöyle düşünün, bir şeyi hatırlamaya çalışığınızda elinizi çenenize götürüp “hmmm” diye bir ses çıkarıyor musunuz? “hmmmm” sesi ile beyninizdeki arşivi açmaya çalışıyorsunuz aslında. Ya da bu ses, Sherlock Homes’u düşünürsek şüpheci ve meraklı bir tavrı gösterebilir. Bu sesin uzun ya da kısa, derin yada yüksek sesle yapılmasının, hepsini farklı yorumlayabilirsiniz.

Şimdi gerçekten kulaklarınızı kullanarak dinlediğiniz kişinin o an içinde bulunduğu ruhsal durumu, verdiği üstü kapalı mesajları(sıkıntı vb.) anlamaya çalışabilirsiniz. Söylediği sözlerde neyi vurguladığına neyi hızlıca geçtiğine dikkat ederek yorumlar yapabilirsiniz. Birinin diğeri hakkında söylediği şeylerdeki tonlaması bile size birçok ipucu verebilir.

Aynı şekilde sizde bir şeyler söylerken yada anlatırken kullanacağınız ses tonu, yükselme ve alçalmalar ile karşınızdakilere çeşitli mesajlar verdiğinizi bilmeli ve bunu profesyonelce yönetebilmeye çalışmalısınız.

Şimdi çevrenizi dinlemeye başlamanın zamanı…

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.