Rekabet derken

Birçok kişi rekabeti, eğer rakibini yok etmiyorsa ya da kendisini zirveye taşımıyorsa sevmemektedir. Bu gerçekten çok tehlikeli ve yanlış bir düşüncedir. Rekabet ekonomik seçimleri etkilediği, taşları yerine oturttuğu, kötü firmanın ürünlerini pazardan çektirttiği için iyi bir şeydir.

Eğer insanlar kazan-kazan(win-win) bir işbirliği öneriyorlarsa bilinki aslında söyledikleri %90-%10’dur yani azda olsa sizden fazlasını kazanmayı düşünürler. Bu çoğu zaman rekabeti sadece yok etme aracı görmek gibi yanlış bir düşünceden kaynaklanır.

Akıllı iş adamları rekabeti kendilerinin performansını daha artıracağı için özellikle tercih ederler.

Shanghai Automotive Industry Corp., General Motors Corp. ile 1997 yılında orta sınıfa hitap edecek olan Buick, Cadillac ve Chevrolet üretimi konusunda anlaştılar. O güne kadar GM Çin’deki en büyük araba imalatçısı idi ve SAI onlardan otomobil üretim ve pazarlama konusunda çok şey öğrendi.

Şimdi SAI bu bilgisi ile kendi arabalarını üretmekte ve gayette iyi satmakta. Sizce bu GM için bir problem midir?

Shanghai şehri yönetimine ait olan SAI, er ya da geç GM ile hem iç pazarda hem de dış pazarda rekabeti bırakacaktı. GM ile yapamadığı anlaşmayı Volkswagen AG ile yapacaktı. Fakat bu sayede global bir markayı birlikte yaratmış oldular.

GM ise geçen süre zarfında zaten milyonlarca dolar para kazanmış, en önemlisi, dünyanın en büyük pazarında Çin halkına nasıl satış yapılacağını öğrenmişti.İşbirliği ile uzun vadede pozisyonunu güçlendirebilmişti.

Monopol olduğunuzda çok para kazanabilirsiniz ama rekabet olduğunda daha iyi ürün ortaya koymaya çalışırsınız. Fakat bu örnekteki SAI finansal açıdan GM’den çok daha iyi koşullar sunarsa bu iyi olmayacaktır. Hele birde bu finansal avantaj Cadillac’ın Lada’ya dönüşmesine sebep olursa çok kötü olacaktır.

Genel olara rekabetin hem tüketici, hem ekonomi hem de işyerleri için iyi olduğunu çekinmeden söyleyebiliriz.

Eskiden herhangi bir konuda zaten 2 ya da 3 şirket olduğu için, rekabetin kurallarını bu oyuncular belirliyorlardı. Zamanla oyuncular arttıkça rekabet dinamikleri değişmekte idi. Her halukarda bu firmalardan sonra pazara giren firmalar hep yakınmışlardır. “Yola ilk çıkanın kazancı hep büyük olur” inancının gerçekliği burada ortaya çıkmaktadır. Sonradan gelenler akılcı stratejilerle iyi bir yer kapabilme şansına sahip olurken giderek keskinleşen rekabet, şarlatanları ve kötüleri sistemden mutlaka eler.

Yukarıdaki örneğe dönersek Çin Hükümeti otomobil konusundaki potansiyelin farkındadır. Dünyanın diğer köşelerindeki gelişmenin kendi ülkesinde kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşeceğini bilmektedir. Bu yüzden işbirliğine gitmekte, eğer GM olmazsa başka bir firmanında bu ortaklığa gireceğini bilmektedir.

Eğer SAI, GM’e daha iyi bir teklif verecek olsa dahi bu GM için iyi olmayacaktır. Çünkü eğer SAI fazladan bir şeyler verirse işin tüm inceliklerini örenip GM’i dışarıda bırakmaya ve ona rakip olacak ve GM’i evine geri gönderecektir.

Bir anlaşma yaparken şu soruyu sormanızda fayda vardır:”Bu yaptığım anlaşma gelecek 5 yada 10 yıl içerisinde ortağım için adil olmayan bir koşul yaratacak mıdır?” Eğer problem görülüyorsa düzeltilme veya önlemi alınmalıdır.

Bir anlaşmada taraflardan birisi kendisine adil olmayan bir şeylerin kabul ettirilmeye çalışıldığını düşünüyor karşı tarafta bunu biliyorsa mutlaka müzakere devam etmelidir. Mutlaka ve mutlaka iş ortağınızı kollayan ve düşünen bir tavır koymanız gerekir. Eğer siz iş ortağınızı mutlu ediyorsanız onunda sizi mutlu edeceğini öngörebilirsiniz.

Zayıf insanlar zayıflıkları ayakta tutarlar. Akıllı insanlar ise rekabeti bir fırsat olarak görürler.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.