Verimlilik ve Ekip Çalışmasında “Çekim Yasası”

Diyelim ki bir yöneticisiniz ve personelinizi bir işi gerçekleştirmeleri ya da bir arada çalışabilmeleri konusunda cesaretlendirmek istiyorsunuz. Aslında daha önceden oldukça verimli çalışan ekipler görmüştünüz. Çatışmaların az, verimliliğin yüksek olduğu ekiplerdi bunlar. İş yapmayı seven ve işe gelmekten mutluluk duyan insanlardı onlar. Ve bu insanlar bir araya geldiklerin hem konuşacak hem de paylaşacak bir şeyler bulabiliyorlardı.

“Teşekkür ederim”, “Senin burada olmandan çok memnunum, yaptığın işi takdir ediyorum” demeyi biliyor musunuz? Pozitif bir geri besleme -tabiki hak edildiğinde, o kadar önemlidir ki şaşırırsınız. Ama burada teşekkür baremini çok yüksek tutmakta marifet değildir. Her zaman sadece “mükemmel” olana teşekkür edilmez. Teşekkür etmek bir zaaf değildir.

Birileri iyi bir şey yaptığında “teşekkür etmek” ki bu bazen size çay getiren çaycı, faksınızı getiren asistanınız, size kapıyı tutan hiç tanımadığınız biri olabilir, çok normal bir şeydir. Hiç tanımadığınız kişilere “merhaba” “günaydın” “size nasıl yardımcı olabilirim?” demek gerçekten çok mu zor?

Eğer çevrenize pozitif mesajlar verirseniz pozitif mesajlar alırsınız. Aslında neyseniz onu kendinize çekersiniz. Pozitif bir insansanız pozitif insanları ve olayları kendinize çekersiniz.

Verimlilik dediğimizde ise size odaklanmamız lazım. Diyelimki sabah sol tarafınızdan kalktınız(ben solağım ve neden sol taraftan kalkmak kötüdür hiç bilmem), muhtemelen işyerindeki herkese çatacaksınız, ve gününüzünde iyi geçmeyeceğinden eminsiniz. Siz böyle düşündüğünüzde dünyanında size sunacağı farklı bir şey olmayacaktır. Eğer birilerinin kazanması için birilerinin kaybetmesi gerektiğine inanıyorsanız illaki birilerini inciteceksiniz demektir. Bu arada kendinizde muhtemelen sizin gibi düşünenler tarafından inciletileceksiniz.

Ama güne bakış açınızı değiştirme şansınız var. Eğer solunuzdan kalktıysanız evden çıkmadan önce karamsar halinizi evde bırakabilirsiniz. Sevdiğiniz bir şeyi yapmalısınız, örneğin sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek, şiir okumak, meditasyon, çocuğunuzla oynamak yada onu öpmek, köpeğinizi gezdirmek, çok mutlu olduğunuz bir anınızı düşünmek vb. Sadece bakış açınızı değiştirecek pozitif bir şeyler .

Mutluysak mutlu şeyler, mutsuzsak bizi mutsuz edecek şeyler bize gelecektir.

Eğer biz suçluluk duygusuna sahipsek çevremizi aynı duygu ile etkileriz. Başkalarının kendini suçlu hissetmelerini sağlarız. Biz düşünce tarzımızı değiştirirsek koşulları değiştirebiliriz. Bardağın dolu tarafına bakmayı öğrenmek zorundasınız çünkü boş tarafını görmek kolaydır ve bir işe yaramaz.

Donald Trump ile ilgili yazımda onun başarı taktiklerini vermiştim. Ama önemli olan, onun zaten hep başarılı olacağına olana inancıydı. Yapacağı ya da başarmayı istediği şeylere ilişkin hiç şüphe taşımıyordu.

Çekim Yasası başarılı insanların nasıl başarılı oldukları hakkında onların ne istediklerini bildiklerini ve onu elde edeceklerine ilişkin sonsuz bir inanca sahip olduklarını söylemektedir. Ve bunu sadece beyinlerinde değil, tüm hücrelerinde ve duygularında hissetmektedirler. Bu yüzden harekete geçerler.

Bir sonraki yazımda Planlama ve Çekim Yasası konusuna değineceğim.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Verimlilik ve Ekip Çalışmasında “Çekim Yasası”” hakkında 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17 + fifteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.