Gerçekçilik uygulamanın kalbidir ama pek çok organizasyon gerçeklerden kaçmaya ya da üzerini örtmeye çalışan insanlarla doludur. Çünkü gerçekler yaşamı zorlaştırır. İnsanlar Pandora’nın kutusunu açmak istemez. Hataları gizlemek ya da o an bir çözümleri olmadığını kabul etmekten çok bir çözüm bulmak için zaman kazanmak isterler. Yüzleşmelerden kaçınmak isterler.
Hiç kimse vurulacak bir elçi ya da üstlerinin otoritesine meydan okuyan bir sorun çıkarıcı olmak istemez. Bazen liderler tam bir yalanlama içinde olurlar. Liderlerden organizasyonlarının güçlü ve zayıf olduğu yönleri tanımlamalarını istediğimizde genellikle güçlü yönleri gayet iyi açıklarlar ama zayıf yönleri tanımlamada o kadar iyi değillerdir. Ve zayıf yönleri hakkında ne yapmak istediklerini sorduğumuz zaman yanıtlar genellikle pek açık ya da tutarlı olmaz. “Hedef rakamları tutturmamız gerekir” derler. Tamam, elbette hedef rakamları tutturmanız gerekir de sorun, bunu nasıl yapacağınızdır.
Önce kendiniz gerçekçi olmakla işe başlayın. Ondan sonra da gerçekçiliğin organizasyondaki bütün diyalogların hedefi olmasını sağlayın.
Gerçekçiliği kucaklamak, her zaman şirketinizin gerçekçi bir değerlendirmesini yapmak ve diğer şirketlerle karşılaştırmak demektir. Bir gözünüz sürekli dünyadaki diğer şirketlerde neler olup bittiğini gözler ve kendi gelişiminizi ölçersiniz, ama içeriye değil dışarıya bakarak. Şadece “Geçen yıldan bu yıla kadar bir ilerleme sağladım mı? ” diye sormayın. Şöyle sorun: “Diğer şirketlerle karşılaştırıldığında durumum nasıl? Onlar daha çok mu ilerleme gösterdiler?”
Şirketinizi gerçekçi bir şekilde değerlendirmenin yöntemi budur. Bu kadar çok insanın konulara gerçekçi açılardan bakmak istemediğini görmek şok edici bir durumdur. Bunu yapmaktan rahatsız oluyorlar. Örneğin, müşteri şikayetlerini dikkate alıp düzeltmeye çalışmak yerine, kendinizin haklı, onların haksız olduğunu göstermek zorunda olduğunuzu düşünmek gibi.
Kaynak: İş Yaptırabilme Disiplini, Larry Bossidy ve Ram Charan