Kategori arşivi: Kaynak Yönetimi

Projelerde Çatışma Yönetimi

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Projelerde zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Proje Yöneticilerinin, çatışmalara doğru şekilde yaklaşması gerekir. 

Çatışma Sebepleri

  • Proje ekibindeki disiplinsel yaklaşım farklılıkları,
  • Güçsüz Proje Yöneticisi, ödüllendirme ya da cezalandırmada yetki eksikliği,
  • Projenin hedef ve amacının net olmaması, ekip tarafından anlaşılmaması,
  • Belirsizlikler,
  • Proje ekibinin hedefe olan inancı,
  • Proje yönetimini tehdit olarak gören departmanlar,
  • Projeye destek olan departmanların projeye olan ihtiyaçlarının farklılığı,
  • Üst yönetimin projeye gereken desteği vermemesi sayılabilir.

Çatışmaları Çözme

  1. Şirket içi politika ve prosedürler oluşturmak,
  2. Projeye özel çatışma çözüm prosedürleri geliştirmek,
  3. Hiyerarşi kullanımı,
  4. Doğrudan iletişime geçilmesi sayılabilir.

Doğrudan iletişimde dikkat edilmesi gerekenler;

  • Ortamın hazırlanması, paydaşların katılımı istemelerini sağlanması,
  • Büyük resmin analiz edilmesi – Kendinizi ve başkalarını nasıl görüyorsunuz, onlar sizi nasıl görüyorlar?
  • Bilgi toplanması, duygu ve düşüncelerin öğrenilmesi,
  • Problemin tanımlanması,
  • Gerekli bilginin önceden paylaşılması,
  • Önceliklerin ve zamanlamaların belirlenmesi,
  • Uygulama planı geliştirilmesi,
  • Uygulamaya geçilmesi ve
  • Takip edilmesi gerekir.

Çatışmayı Azaltma Taktikleri

  • Hareket etmeden ve konuşmadan önce düşünün.
  • Güven yaratın.
  • Ver-Al yaklaşımı geliştirin.
  • Kendi bakış açınızı doğru ifade edebilmek, yanlış anlaşılmamak için çalışın.
  • Hatalı olduğunuzda söyleyin.
  • Kahraman ya da mağduru oynamayın.

Çatışma Çözümünü Kolaylaştırıcılar

  • Şirketinizin süreç, politika ve kültürünü öğrenin.
  • Anlamak için dinleyin. Anlamadığınızda sormaktan çekinmeyin.
  • Çatışmanın kökenini anlamaya çalışın.
  • Empati kurun, karşınızdakilerin duygularını anlamaya çalışın.
  • Farklılıkları çözecek öneriler getirmeye çalışın.
  • Çatışan tarafların iletişim kurmalarını sağlayın.
  • İletişim planı hazırlayın ve uygulayın.
  • Çözümlenene kadar peşini bırakmayın.

Çatışmalarda Hangi Çözüm Ne Zaman?

Problem Çözme – Confronting (Collaborating)

Yüz yüze olur.

  • Eğer gerçekten taraflar haklı olduklarını düşünüyorlarsa
  • Ortak güç temeli oluşturmak için
  • Ortak düşmana karşı hareket için
  • Eğer beceriler birbirini tamamlayıcı ise
  • Yeterince zaman var ise anlamlıdır.

Uzlaşma – Compromising

  • Güven varsa
  • Karşı tarafın yapabilirliğine güveniniz varsa

Ver-al yaklaşımı ile kazan-kazan ilişki yaratmaktır.

  • Eğer her iki tarafta kazanmak istiyorsa
  • Kazanamayacağınız zaman
  • Diğerleri sizin kadar güçlüyse
  • Kazanmaya vaktiniz yoksa
  • Karşıtınızla bir ilişki kurmanız gerekiyorsa
  • Doğruluğunuzdan kesin emin değilseniz

Yumuşatma – Smoothing (Accommodating)

3 maddede anlaştık 2 maddede anlaşamadık durumudur.

  • Zorlayıcı bir hedefi kabul ettirmek için
  • Sonraki bir tarihe kararı ertelemek için
  • Çıkarınız azsa
  • Sadakat sınırlıysa
  • Uyum yaratmak için
  • Alternatif sonuçlar mümkünse
  • İyi niyet gösterisi için yapılır.

Zorlama – Forcing (Competing, Being Uncooperative, Being Assertive)

Tek taraflı baskı uygulamaktır, önerilmez.

  • Gerçekten doğru olduğunuzdan eminseniz,
  • Kazan ya da kaybet riskini alıyorsanız,
  • Çıkarınız yüksekse
  • Önemli kurallara uyulması şartı var ise
  • Yeterince güçlüyseniz
  • Statü ya da güç elde etmek için
  • Kısa dönemde tek atışlık anlaşmalar
  • İlişki önemli değilse
  • Oynanan oyunun herkes farkındaysa kullanılabilir.

Kaçınma – Avoiding (Withdrawing)

  • Kazanamayacağınızda
  • Çıkarınız azsa
  • Çıkarınız yüksek ama siz hazır değilseniz
  • Zaman kazanmak için
  • Karşıtınızı kızdırmamak için
  • Tarafsızlığınızı korumak için
  • Problemin ortadan kalkacağına inandığınızda
  • Geciktirerek kazanacağınızda

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Zor Zamanlarda Proje Ekibini Yönetmek

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Zor bir dönemden geçiyoruz. Zor dönemlerin getirdiği olumsuz gelişmelere rağmen gerek rekabet gerekse stratejik hedefleri tutturabilmek için projelerimizi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Böyle dönemlerde çalışanlar geleceklerinden kuşku duymaya başlarlar, motivasyon kaybı performans düşüklüklerini getirir. Bu tip dönemlerde Proje yöneticileri neler yapmalıdırlar?

Önce kendi oksijen maskeni tak – Proje ekibinizi desteklemeniz gerektiğini unutmayın. Öncelikle kendi stres ve kaygılarınızı anlamalı ve yönetmelisiniz. Duygularınızı anlamaya çalışın. İçinde bulunulan durumu ve duygularınızı anladıkça daha doğru kararlar verdiğinizi göreceksiniz. Aynı durumda siz olsaydınız ne beklerdiniz? Sizin için ne önemli olurdu? Empati kurmaya çalışın.

Belirsizliği kabullenin – Çalışanlar şirketin ve kendilerinin geleceğinden şüphe duyuyor olabilirler.  Bu düşünceleri inkar etmeyin, gerçek olduklarını kabullenin. Çalışanların önceki dönemlerde gösterdikleri performansı göstermelerini beklemeyin ya da göstermediklerinde şaşırmayın. Geçmiş ile mevcut dönemde aynı performansı sergilemeleri için zorlamak doğru olmayacaktır. Çalışanlar görmezden gelindiklerini düşünebilirler. Probleme, yaşanan sıkıntılara odaklanın. Kaotik ve öngörülemeyen bir dönemde olduğunuzu kabullenin. Negatif düşüncelerinizi yansıtmayın, kendinizi kısır döngüye sokmayın. Diğerlerinin duygularını kabullenerek bir ekip olarak ne yapabileceğinizin peşine düşün.

Olumlu düşünmeyi cesaretlendirin – Ekibinizin stresi kabullenmelerini ve bunun normal olduğunu anlatın. Aynı stres altında başarılı iş çıkaranları ve performans sergileyenleri göstermeye çalışın. Stresten kaçmanın ya da negatif düşünceleri büyütmenin yarardan çok zarar getireceğini açıklamaya çalışın. Sizinde stresiniz yüksek olacaktır, ekibinizle paylaşın. Geçmiş deneyimleriniz ve üstesinden geldiğiniz durumları anlatarak, yalnız olmadıklarını gösterin.

Ne istediklerini sorun – Ekibinizle teke tek görüşmeler yapın ve neler olup bittiğini anlatın. Onların yerine kendinizi koymalı, ne düşündüklerini ve hissettiklerini doğru bir şekilde anlamalısınız. Ekibiniz onları anladığınızı düşünürse problemi çözmenin bir parçası olup destek vereceklerdir. Hep beraber neler yapabiliriz diye düşünmeli, yapacakları işlerde onlara destek olacağınızı göstermelisiniz. Örneğin dikkatlerini dağıtan belirli unsurlardan onları kurtarabilir, iş önceliklerini değiştirebilir, belirli konularda esneklikler sağlayabilirsiniz.

Yapılana odaklanın ve kontrol edin – Yapılacak işleri daha küçük parçalara ayırmak, kısa süreler içerisinde başarı hissi yaratabilir. Ekibin kendi çalışma sürelerini ayarlamalarına izin verilebilir. Sadece yapılacak olana odaklanarak kontrol etmek, yapılmayanları gündem etmemek stresi azaltacaktır.

Ekip için neyin önemli olup olmadığını onlara sorarak öğrenebilirsiniz. İçinde bulunulan sıkıntılı durumda hep beraber ya da birbirinize nasıl davranılması gerektiğini belirleyebilirsiniz. Birbirine anlayış gösteren ve saygıyla yaklaşan bir ekip başarılı olmak için elinden geleni yapıyor demektir. Ortak bir amaç için ekibin birleşmesi ve davranması çok önemlidir.

Rol model olun – Uyku, spor ve sağlıklı beslenme stres ile mücadele için önemlidir. Ekibiniz için örnek olmalı, kendilerine bakmaları için cesaretlendirmelisiniz. Geceleri e-posta atmayın ya da çalışanınızın telefonunu yatak odasına götürmemesini isteyin. Bunları emir şeklinde değil tavsiye şeklinde yapın.  

Unutmayın;

  • Belirsizlik durumunda stres normalidir.
  • Ekibinizin kendi işleri üzerindeki kontrolünü artırın.
  • Ekibinize kendilerine bakmaları (uyku, spor vb.) konusunda cesaretlendirin
  • Kendi kaygı ve çekincelerinizi görmezden gelmeyin
  • Ekibinizin duygularını görmezden gelmeyin.
  • Belirsizliğin işlerin başarılamaması için bir mazeret olabileceğini bilin.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Duygusal Zeka ve Proje Yönetimi

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

 

Duygusal Zeka, basitçe kendinizin ve diğerlerinin duygularını izleyebilmeniz ve bu doğrultuda hareket etmenizdir. Duyguların farkındalığı ve bunların yönetilmesi diyebiliriz.

Duygusal Zeka kavramı 1964 yılında Michael Beldoch tarafından ilk kez kaleme alınmış, 1989 yılında Stanley Greenspan ne olduğuna ilişkin bir model geliştirmiş. Bu model daha sonra Peter Salovey ve John Mayer tarafından geliştirilmiştir.

Daniel Goleman, Duygusal Zeka adlı kitabı ile iş dünyası için konuyu ele almış, Harvard Business Review ve Forbes gibi dergilerde bu konuda makaleler yazmıştır.

EQ (Emotional Quotient), duygusal bölüm diyebiliriz doğuştan gelen zekamızı pratik hayata nasıl yansıttığımızı ifade etmekle birlikte EI (Emotional Intelligence) ile aynı anlamda kullanılabilmektedir.

Travis Bradberry’nin yaptığı bir araştırmada Proje Yöneticileri başarısının, %58 oranında duygusal zekaya bağlı olduğu çıkmıştır. Yüksek performanslıların %90’nında duygusal zeka yüksek çıkmıştır.

Duygusal zeka insani ve teknik yeteneklerin entegrasyonunu kapsar. Doğru değerlendirme ve iletişim için önemlidir. Kazanılmış değer analizi için veri toplama ya da sonuçları açıklamak, gerçekleşme verilerini toplayabilmek ya da sonuçların iletişimini sağlamak örnek verilebilir.

Proje Yönetimi Bilgi alanları üzerinden kısaca açıklayalım;

Kapsam Yönetimi: İş tarafı tam isteklerini ifade edemediği için kapsamı onaylamak istemez. Proje Yöneticisi bunun farkında olmalı, kapsamın belirlenmesinin önemi ya da kapsam değişikliklerinin yaratacağı problemleri açıklamalıdır.

Zaman Yönetimi: Zaman baskısı altında ekibin yaşayacağı sıkıntıları Proje Yöneticisi görerek, ekibe destek olmalıdır. Sponsordan zaman esnekliği isteme ya da ek kaynak talebinde bulunmak vb. çözümler aramalıdır.

Maliyet Yönetimi: Yanlış tahminleme sonrasında problemler ortaya çıkarır. Proje Yöneticisi doğru tahminleme için gereken desteği sağlamalıdır. Doğru tahminleme için işin uzmanına mı sorulmalı, toplantı mı yapılmalı, danışmandan destek mi alınmalı gibi farklı bakış açılarıyla durum değerlendirilmelidir.

Kalite Yönetimi: Denetimcilerle müzakere etmek, ekibin ihtiyaçları ile denetimcilerin beklentilerini dengelemek Proje Yöneticisinin görevidir.

İnsan Kaynakları Yönetimi: Çatışmaları çözümlemek, müzakereler ve iyi ilişkiler kurmak için duygusal zeka şarttır.

İletişim Yönetimi: Proje Yöneticisi kendinin ve tüm paydaşların ihtiyaçlarını karşılayacak iletişim yöntemlerini belirlemelidir. Duygusal zeka beklentileri anlamada yardımcı olur.  

Risk Yönetimi: Beyin fırtınası vb. yöntemlerle riskleri ve doğru öncelikleri belirlemede, ekibin ortak hareket edebilmesini sağlamada Duygusal Zeka kullanışlı hale gelir.

Tedarik Yönetimi: Sözleşme müzakereleri ve tedarikçi yönetiminde kendinize ve firmalara ilişkin farkındalık önemlidir. Bitiş zamanlarının ve diğer ekip üyelerinin rol ve sorumlulularının farkında olmanız gerekir.

Paydaş Yönetimi: Şirket politikaları ve iç iletişimi yönetebilmeniz gerekir.

Entegrasyon Yönetimi: Tüm proje işlerini bir bütün olarak görmeniz gerekir. Mevcut bilgiyi nasıl değerlendireceğiniz, personel ile nasıl çalışacağınız, nasıl iletişim kuracağınız çok önemlidir. İletişim ve teknik becerilerinizi bir bütün olarak yönetmeniz gerekir.

Duygusal Zekanızı geliştirmek için;

  • Başarılı gördüklerinizi inceleyin, neyi nasıl yaptıklarını anlamaya çalışın. Kopyalamayın ama esinlenin.
  • Kendinizi keşfedin. Geliştirmeniz gereken yönlerinizi belirleyin.
  • Düşüncelerinizi ve işe yarayacak şeyleri not alın, daha sonra üzerinde geçin.
  • Proje Yönetimine ilişkin becerilerinizi geliştirin. Sadece teknik tarafınızın yeterli olmayacağını bilin.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje Yönetimini Önemsemek

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje Yönetimine ilişkin yüzlerce eğitim verdim, binlerce öğrencim oldu. Hemen hemen her eğitimin başında proje yönetiminin önemini aktarmaya çalışıyorum.

Bir çok tekniğin neden önemli olduğunu, yapılması gerektiğini, kimin ne zaman yapması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Bir çok firmada “yöneticiler” bu eğitimi almak istemedikleri için istenilen etkiyi yaratılamıyor. Yöneticilerin proje yönetimi eğitimi almamaları konusunda kişisel deneyimlerim aşağıdadır;

  • Astları ile aynı ortama girmemek.  Sadece üst yönetim olarak eğitimimi alan firmalar oldu. Astları üzerinde baskı uygulayan yöneticilerin, katıldıkları eğitimlerde katılımcılar çok sessizleşti. Astların katılmamalarının daha doğru olduğu düşünülen firmalarla karşılaştım.
  • Yıllardır çalışıyorum, deneyimliyim, zaten biliyorum düşüncesi. Bu düşünce bildiklerinin doğru olduğundan %100 emin yöneticiler için ama sonra eğitimlerde anlattıklarımı yapmaya çalışanların önlerindeki en büyük engel oluyorlar.
  • Bunlar hikaye, eğitim aldıralım yine de kendi bildiğimi okurum rahatlığı. Eğitmenler, kimsenin bilmediği çok özel şeyleri anlatma iddiasında değildirler fakat güncel bilgiye sahiptirler. Konuları kendi düzeyinde iyi dinleyen katılımcılar, ilgilendikleri detayda sorularla eğitmeni yönlendirebilir ve ihtiyacı olanı alırlar. 
  • Eğitim motivasyon sağlar ama eğitimde olan çalışanlara iş vermeme engel değil rahatlığı. Eğitimi ciddiye almayan, eğitim olsa ne olur olmasa ne olur diye düşünen, şirket politikası ya da çalışanın isteği üzerine eğitime onay veren yöneticiler ne kadar zarar verdiklerinin farkında değildirler. Çalışanın yöneticisine olan bakış açısını ve güvenini çok zedeleyen bir durumdur.

Katılımcılara proje yönetiminin önemli olduğunu söylerken aşağıdakileri kast ediyorum;

Değişimi Yönetebilmek – Eğitimlerde çeşitli teknik ve yöntem anlatıyorum. Yaparsanız iyi olur, yapmanın faydaları vb. açıklamaya çalışıyorum. Dayandığım temel, en iyi uygulamalar (best practices) yani kendi uydurmalarım değil. Yapılması gerekenler mevcut alışkanlıklar dışında ise bunun anlamı “değişim” oluyor. En önemli konulardan birisi yönetimin ve çalışanın değişimi yönetebilmesi.

Odağı kaybetmemek – Proje ya da programlarda gerek sponsor gerekse proje-program yöneticilerinin odaklarını kaybetmemeleri gerekiyor. Konsantrasyon olmadığında bildiğiniz teknik ve araçların önemi kalmıyor.

İnsan ilişkileri – İletişimi yeterince önemsemeyen, diğerleri ile etkili ve etkin iletişim kuramayan sponsor, proje veya program yöneticisinin başarılı olması çok zor.

Yazılı kültür – Bir çok teknik ve araç kaliteli veri gerektirir, kayıt tutmak anlamına gelir. Yazılı kültüre uzak, iyi yazamayan ve okuyamayan, bunu zaman kaybı olarak gören bir ortamda kurumsal hafıza oluşturulamaz.

Ortak Dil – Aynı dilde konuşmanın önemi anlaşılamadığında çatışmaların ve iletişimin önündeki engeller giderek büyümeye başlar. “Ben” den “Biz”e geçiş için ortak dil şarttır.

Bunların başarılabilmesi için;

  • Size özgün, sizi pazarda farklılaştıran bir proje yönetimi kültürüne,
  • Uzun vadeli ve stratejik bir düşünce yapısına,
  • Değişime ve bu değişimi şirkete adapte edecek iradeye,
  • Üst Yönetimin desteklediği, liderlik tarafı güçlü proje-program yöneticilerine,
  • Bilgi ve teknolojiyi en iyi şekilde kullanabilecek şirket içi birlikteliğe,
  • Ekip çalışmasına ihtiyacınız vardır.
Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje Yönetiminde Alternatif Analizi

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje yönetiminde Alternatif Analizi,  farklı tercihlerin farklı faktörlerle (maliyet, risk, verimlilik vb.) değerlendirilmesi için kullanılan tekniktir. Yaşam Döngüsü Maliyeti, Hassasiyet Analizi, Maliyet-Fayda Analizi gibi araçların kullanılmasını gerektirir. Alternatif analizi yaparak ihtiyaçlara en uygun çözümün seçilmesi hedeflenir.

Proje Yönetimi Planında, proje gözden geçirmelerinde ve kilometre taşlarında kullanılacak belgelerin üretilmesini sağlar. Bir çok proje yöneticisi bir işe başlamadan önce alternatif analizi yapmayı tercih eder. Özellikle geçmişten gelen bilgiler, Alternatif Analizi için çok işe yarar.

Alternatif Analizi, riskleri (teknik ve operasyonel) azaltmak ve maliyet (Yaşam döngüsü, operasyonel) etkin tercih yapmak için kullanılır.

PMI, PMBOK 6’da Proje Yönetiminde aşağıdaki süreçlerde Alternatif Analizinin yapılmasını öneriyor. PMP Sınavına hazırlananların dikkat etmesi gerekir;

  • Proje İşlerinin Yönlendirilmesi ve Yönetilmesi sürecinde ortaya çıkan sapmalara yönelik olarak düzeltici ve/veya önleyici eylemlerin seçilmesi,
  • Entegre Değişiklik Kontrolü sürecinde değişiklik taleplerinin onay, red veya tekrar onaya gelmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması aşamalarında,
  • Kapsamın Tanımlanması sürecinde Proje Başlatma Belgesinde yer alan gereksinim ve hedeflere uygun yolların değerlendirilmesinde,
  • Zaman Çizelgesi Yönetiminin Planlanması sürecinde kullanılacak zaman çizelgesi geliştirme metodolojisinin seçilmesi, plan detay seviyesinin belirlenmesi, yaklaşan dalga planlaması için dönem sıklığını belirleme, zaman çizelgesinin gözden geçirilmesi ve güncelleme sıklığını belirlemede,
  • Aktivite Sürelerinin Tahmin Edilmesi sürecinde kaynak yeterlilik ve uygunluklarının ve zaman sıkıştırma yönteminin belirlenmesinde, kaynakların tedarik yönteminin (alma, kiralama vb.) değerlendirilmesinde,
  • Maliyet Yönetiminin Planlanması sürecinde fonlama opsiyonlarının değerlendirilmesinde,
  • Maliyetlerin Tahmin Edilmesi sürecinde proje ilerinin yönlendirilmesi ve yönetilmesi ile ilgili opsiyonların ve yaklaşımların değerlendirilmesinde,
  • Kalitenin Yönetilmesi sürecinde farklı kalite opsiyonlarının ve yaklaşımlarının değerlendirilmesinde,
  • Aktivite Kaynaklarının Tahmin Edilmesi sürecinde kaynak, ekipman ve malzeme seçiminde,
  • Kaynakların Kontrolü sürecinde kaynak dağılımı için doğru çözümü bulmada, fazla mesai veya kaynak aktarımının teslimatlara etkisini değerlendirmede,
  • Risk Yanıtları Planlama sürecinde alternatif risk yanıtlarını değerlendirmede,
  • Paydaş Katılımının Sağlanmasını İzleme sürecinde farklı paydaş katılımlarıyla olası sonuçları değerlendirmede kullanılabilir.

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje Yönetimi ve Kaymalar

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje Yönetiminde Kapsam Kayması ve Altın Kaplama yazımda planda yer almayan değişikliklerden bahsetmiştim. Projelerde kaymalar bundan ibaret değil.

Umut Kayması

Bazen proje ekip üyesi zaman çizelgesinin gerisinde kalmasına rağmen bir sonraki rapor dönemine kadar işleri toparlayacağını düşünerek (umut ederek) geciktiğini söyle(ye)mez.

Eğer proje ekibi üyeleri kötü haber vermekten kaçınıyorlar, hesap verebilir bir ortam olduğunu düşünmüyorlarsa problem büyük demektir. Kumarda kaybedenin iddiayi iki katına çıkararak kaybettiklerini kazanmak için tekrar oynamasına benzetebiliriz. Önemli olan Proje Yöneticisine doğru bilgi gelmesi, Proje Yöneticisinin kendisine gelen bilgilerin doğruluğunu güvence altına almasıdır. Buradan, Proje Yöneticisinin sürekli her detayı incelemesi değil, belirli dönemlerde rasgele kontroller yapması gerektiğini düşünebilirsiniz.

Efor Kayması

Proje ekip üyesinin harcadığı efora paralel bir sonuç çıkmamasıdır. Genellikle çalışanların harcadığı efora bakılmaksızın aktivitenin tamamlanmasına odaklanılır. Halbuki tahmin edilen efor doğrultusunda aktiviteler gerçekleştirilmiyorsa problem var demektir. Proje Durum Raporlarında, yapılan işlere harcanan eforlar yer almalı, kalan eforların hangi orantıda  azalması gerektiği görülebilmelidir. Efor kaymasının erken fark edilmesi daha sık raporlama ile mümkündür. Sebepleri üzerinde durulmalıdır.

Yararlanılan Kaynak: Effective Project Management: Traditional, Agile, Extreme, Seventh Edition, Robert K. Wysocki, PHD

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje Yönetimi ve 360° Geri Bildirim

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

360° Geri Bildirim (360° Feedback), takım üyelerinin, proje sponsorlarının ve diğer paydaşların anonim olarak tarandığı ve proje yönetiminin performansı hakkında görüşlerinin alındığı geri bildirim türüdür. Yeterliliklerdeki boşlukları tespit etmek, gelişim veya eğitim planı oluşturmak için dayanak olarak kullanılır.

Basitçe söylemek gerekirse 360° Geri Bildirim bir çalışanın yöneticisini, yöneticisinin çalışanını değerlendirmesidir. Proje Yönetiminde birbirini değerlendirecek tarafları şöyle sıralayabiliriz;

  • Proje Müşterisi
  • Sponsor
  • Proje Yöneticisi
  • Proje Ekibi
  • Fonksiyonel Departmanlar
  • Dış Kaynaklar

Bu değerlendirmede aşağıda yer alan konular sorgulanabilir;

  • Proje Yöneticisi, projenin paydaşlara olan etkisini yeterince anlamış mıdır?
  • Proje ekip üyesi rol ve sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmekte midir?
  • Proje Yöneticisi, Proje Ekibine destek olmakta mıdır?
  • Proje Sponsoru gerekli kaynakları sağlamakta mıdır?
  • Dış Kaynak raporlamalarını düzenli yapmakta mıdır?
  • Ekip üyeleri kendi aralarında etkin iletişim kurmakta mıdır?
  • Fonksiyonel Yönetici doğru kaynağı, doğru zamanda atamakta mıdır?

Proje ekipleri yöneticileri için bu yöntemin bazı artı ve eksi tarafları vardır. Bazı ekip üyeleri başarılarının ve gayretlerinin tek bir kişi tarafından değerlendirilmesini istemezler. Tüm ekip üyelerinin gözlemlerinin ve düşüncelerinin dikkate alınmasını tercih ederler. Belirli kişilerle yaşadığı olumsuz durumların tüm performanslarına yansıtılmasını doğru bulmazlar. Böyle değerlendirmelerde “kişisel” görüşlerin “profesyonel” görüşlerin önüne geçmesine izin verilmemelidir.

Yapılacak değerlendirme herkese aynı formatta yapılmalı, haksızlıklara ya da yanlış anlaşılmalara imkan vermemelidir. Değerlendirmede yer almayan konular ilgili taraflarca yazılı halde ayrıca toplanmalıdır.

Değerlendirmenin amacı birini iyi ya da kötü göstermek değil gelişim, eğitim vb. konularda yol gösterici olması olmalıdır.

Yapılan değerlendirmeler bir kenara bırakılmamalı, değerlendirmenin sonucunda gerekli aksiyonlar alınmalı ve raporlanmalıdır.

Değerlendirme esnasında tarafların soruları dinlenmeli ve dürüstlükle yanıtlanmalıdır.

Değerlendirmeye tabi olan konular ilgili paydaşlarla değerlendirme öncesi paylaşılmalı, değerlendirme kriterleri ve başarı ölçütlerinin iyi anlaşıldığından emin olunmalıdır.

Değerlendirmenin negative olması durumunda paydaşın yanlış anlayabileceği, performansının düşebileceği olasılığı göz ardı edilmemelidir. Bu değerlendirmelerin cezalandırma değil değerlendirme amaçlı olduğu açıklanmalıdır.

Değerlendirme sonuçları bağımsız denetleyiciler tarafından gözden geçirilmeli (hepsi çok iyi ya da kötü işaretlenmiş olabilir vb.) herhangi bir uygunsuzluk durumunda değerlendirmenin tekrarlanması istenmelidir.

Örnek Rapor

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Proje Yönetiminde Varsayımlar ve Kısıtlar

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Bir projeyi hayata geçirmek ile ilgili varsayımlarda bulunurken kısıtlarla sınırlıyızdır. Normal Koşullar Altında (NKA) diye yola çıktığımızda bazı olumsuzlukların olabileceğini düşünür, olmayacağını varsayarak hareket ederiz.

Planlama aşamasında bir çok parametre varsayım ve kısıtlardan etkilenir. Ör. Proje Risk Yönetimi Planı varsayımlara dayalı olarak hazırlanır. Varsayımlar sürekli gözden geçirilmediğinde proje çıktıları olumsuz etkilenir.

Varsayımlar

Gelecekte doğru olacağına inandığımız konulardır. Bilgi, deneyim ve eldeki bilgiler doğrultusunda yapılır. Bazı durumların gelecekte olacağını veya olmayacağını varsayarız. Örneğin proje ekibinden birinin ayrılabileceği varsayımıyla planlarımızı ve stratejilerimizi belirlememiz gerekebilir.

İhtiyacımız olan kaynakların sağlanacağını, tedariklerin gecikmeyeceğini, müşteriden ek isteklerin gelmeyeceğini, toplantıya herkesin katılacağı vb. varsayımlarda bulunabiliriz. Tüm bunlar risklerin belirleyicisi olacaktır.

Kısıtlar

Maliyet, zaman, kaynak, kanun ve kurallar gibi projeyi sınırlandıran faktörlerdir. Projenin bu kısıtlar altında gerçekleştirilmesi gerekir. Kısıtların olabildiğince erken netleştirilmesi çok önemlidir.

PMBOK®, 6 adet proje kısıtından söz eder: kapsam, zaman çizelgesi, maliyet, kalite, kaynak ve risk. Kapsam, zaman çizelgesi ve maliyet “Üçlü Kısıtlar” olarak ta bilinirler.

Kısıtlar iki tipte olabilir;

  • İş Kısıtları
  • Teknik Kısıtlar

İş Kısıtları

Zaman, bütçe, kaynak vb. şirket kaynaklı kısıtlardır.

Teknik Kısıtlar

Tasarımı etkileyen teknik özellikler, kanun ve kurallar ile ilgili uygulama yönetmelikleri örnek verilebilir.

Kısıtlar kontrolünüz dışındadır. Müşteri, şirket veya devlet tarafından getirilmiş olabilir. Örneğin, 1.12.2020’de projenin tamamlanması gerekmektedir, 3 adet mühendis vardır, ISO XXXXX standartlarına uyulacaktır vb.

Projeyi etkileyebilecek varsayımların analiz edilmesi ve kısıtların netleştirilmesi çok önemlidir. 

Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Kendini İşe Ada(ya)mayanlar

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Her yeni çalışan işe başladığında öncekilere göre işe daha az duyarlı bir yaklaşım, daha az bir sahiplenme yaşanıyor sanki. Her yeni kuşak kendi özelliklerini getiriyor ve öncekilerle özellikle işe yaklaşım ve kendini adama konusunda görüş farklılıkları yaşanıyor.

Kişinin kendini işe adaması karakterine, değerlerine, beklentilerine ve kendisine  sağlayacağı fayda konusundaki görüşlerine bağlıdır. Şirketler, yeni kuşaklara ilişkin kendilerini eğitmek yerine çatışmayı tercih edebiliyorlar. Yeni kuşağın işin nedenine ikna olmak ya da önceliklendirilmiş işlerle uğraşmak istedilerini önemsemiyorlar.

Eğer çalışan güvenini ve umudunu yitirirse, kendini geliştirici bir rekabet ortamı bulamayıp heyecanını kaybederse, problemler başlıyor. Yapıcı geri beslemeler, dikkate alındığını hissettirme, kariyer fırsatlarının sunulması ve iyi bir iletişim bir çok problemi ortadan kaldırabiliyor.

Odağını kaybetmiş ya da heyecanı azalmış çalışanların zamanında fark edilmesi çok önemlidir. Sebepleri üzerine onlarla konuşulmalı, iyileştirme konusunda görüşleri alınmalı ve bu sürece dahil edilmelidirler.

  • Çalışanları mutlaka dinleyin. Fikirlerinin ve sıkıntılarının dinlenmesi, birey ve çalışan olarak fark edilmeleri onlar için çok önemlidir. “Dediğimi yap” yerine “Birlikte karar alalım” çok daha etkili bir yöntemdir. Düşüncelerini sormak ve onlara çözüm konusunda fırsat vermek gerekir. Onların yanında olduğunuzu ve birlikte çok daha iyi işler çıkarabileceğinizi anlamalarını sağlamanız gerekiyor.
  • “Birlikte neler başarabiliriz?” sorusu sorun ve birlikte planlar yapın. Ortaklaşa hedefler belirleyin ve planlamalarını isteyin. Başarmaları için gerekli desteği verin ve önlerindeki engelleri kaldırmaya çalışın.
  • Yaptığı şeyler konusunda özeleştiri isteyin ve birlikte değerlendirin. Eksik ve yetersiz olan taraflarını geliştirebilmeleri içn destek olun, yol gösterin.
  • Maddi olmasa bile başarılarını ve diğerlerinin başarması için verdikleri destekleri ödüllendirin.
  • Kendilerini geliştirmeleri ve yeni fikirler getirmeleri için gerekli zamanı tanıyın, ortam yaratın.
  • Diğerleri ile iletişimlerini geliştirmeleri için destekleyin.
  • Şirket politikalarınızı gözden geçirin ve güncelleyin.
  • Şirket kültürünün gelişim ve ilerleme için herkesin katkı sağlayacağı ortak bir anlayışta olmasına özen gösterin. Önce kendiniz değişin.
  • Sorumluluk, yetki ve destek ile katılımı artırın.
  • Çalışanlarınızla empati kurun, ilgi alanları, takıldıkları yerler, dinledikleri müzik vb. onları anlamaya çalışın.
  • Kimseyi korkutmayın, değerlerine saygı gösterin.
  • Eğer çalışanlarınıza onlardan neler öğrenebileceğiniz konusunda isteğinizi gösterebilirseniz potansiyellerine şaşıracaksınız.
  • Çalışanlara aynı gemide olduğunuzu ve filikaların sizler için olmadığını hissettirin.
Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Suçlama Kültürü

Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız

Kurumlar yüksek performans hedefleyen bir kültüre sahiplerse kaliteleri ortaya çıkar. Ama suçlama kültürü yaygın bir kurumda sorumluluk alamayan ve riskleri sahiplenmeyen çalışan ve yöneticiler olduğunda kaliteden bahsetmek mümkün değildir.

Leyla ve işe yeni başlayan Zeynep birlikte bir toplantıya gidiyorlardı. Tam gitmeleri gereken koridora yaklaştıklarında Leyla aksine yöne gitmeye başladı. Zeynep:

“Neden o tarafa gidiyorsun? Ters değil mi?” diye sordu. Leyla:

“Eğer bu saatte o taraftan gidersek Ahmet’lerin biriminin oradan geçmek zorundayız. Hem mevcut yapmamız gerekenleri sorabilirler hem de yeni bir şeyler isteyebilirler. Başımıza iş almayalım” dedi.

Leyla tecrübesi ile geliştirdiği bir stratejiyi yeni başlayan iş arkadaşına öğretiyordu.

Suçlamalar gibi hızla ve büyüyerek aşağıya doğru iner. Kurumlarda, öğrenilen dersler kişilerde stratejilere dönüşerek diğerlerine aktarılarak hızla yayılırlar. Bazen su ısıtıcılarında olduğu gibi hafif hafif aşağıdan başlayıp en yukarı kadar yükselir ve kaynamaya başlarlar.

Bir kurumda suçlama kültürünün varlığı aşağıdakilerle anlaşılabilir;

  • Bireyler suçlanıyorsa,
  • Kötü haber getirenler cezalandırılıyorsa,
  • “Kendi arkanı koru” önerileri çoğunluktaysa ve uygulanıyorsa,
  • Harekete geçmek için problemin oluşması bekleniyorsa,
  • Başarılı iş yapan bireyler özellikle öne çıkarılıyor ise,
  • Yazılı olan/olmayan kurallara uymayanlar herkesin önünde cezalandırılıyor ise,
  • Hataların tekrarlanmaması için bir şeyler yapılmıyorsa
Paylaşın:
Google Classroom eğitimlerim için tıklayınız