Ulaşım sorunu malum. Belediyeler çözüm üretme peşinde. Metrobüs’te İstanbul’un yoğun trafiği için getirilmiş çözümlerden birisi. Projenin faydaları bir yana ders çıkarılacak bir çok noktası var ki Yılmaz Özdil’in 19 Eylül 2007 tarihli yazısından hareketle aşağıdakileri sizle paylaşmak istiyorum;
Önce çift katlı otobüsler alınıyor fakat bu otobüsler Londra’da soldan gittiği duraklar solda ve bu yüzden kapıları da solda. Bizim duraklar sağda olduğu için soldaki kapıları iptal edip sağa alıyorlar.
Çift katlılar yetmeyip metroda olmayınca Metrobüs diye bir şey getirmeye karar veriyorlar. Güzergah olarak E5 tercih ediliyor ve yolun sağı solu daraltılarak ortasına yol yapıyorlar. Durakları da, yolun ortasındaki yolun ortasına yapıyorlar. Fakat metrobüslerin kapısı sağ tarafta olduğu için, yolun ortasına koydukları duraklar da metrobüslerin solunda kaldığı için metrobüsleri yolun solundan götürmeye başlalıyorlar.
Metrobüslerin üzerindeki durak levhalarını sökmeyi unutuyorlar. Bu yüzden otobüsün üzerinde yazan güzergah ile gittiği yer farklı. Eindhoven otobüsüne binersen Cevizlibağ’a, Utrech otobüsüne binersen Topkapı’ya gidiyorsun.
Diğer yandan şoförler Hollandalı olduğu için binen yolcular bir şey sorduklarında (Topkapı’dan geçer mi? Mecidiyeköy’de durur mu? vb.) yanıt alamıyorlar.
Metrobüsler yolun sonuna geldiklerinde dönemiyorlar çünkü U dönüşü için yer yapılmamış. Metrobüs yolun sonuna geldiğinde görevliler E5’e fırlıyor, el kol işaretleriyle trafiği kesiyor, metrobüsleri yoldan öbür yola çıkarıp, yeniden öbür yola döndürüyor. Trafik de felç oluyor bu arada. Bulunan çare ise traji komik: Trafik yoğunluğuna çözüm olarak getirdikleri metrobüsler, trafiğin yoğun olduğu saatlerde seferden çekiliyor… Trafiğin rahat olduğu saatlerde, sefere konuyor!
Çıkarılacak ders çok, tekrarlanmaması için yapılacak şey daha çok.