Yazar arşivleri: savassakar

Bilgi Sistemleri Stratejisi ve Projelere Genel Bakış

Birçok organizasyonda, projeler firma stratejisi dışında ortaya çıkarlar ve bu durum bazı güçlükler yaratır;

– fazla harcama,
– az yada ölçülemeyen fayda ,
– işe yada teknolojideki değişikliklere yeterince yanıt verememesi,
– sistem entegrasyonunda meydana gelen kısıtlamalar vb.

Bu tipteki problemler, yatırımın geri dönüş oranına yansıyınca, organizasyonlar bu tarz yatırımlarının parasal geri dönüşleri yada değer dönüşleri konusunda sorular sormaya başladılar. ‘, ‘Buradan kaynaklanan kayıplar, finans yoluyla telafi edilmeye çalışılsa da, en doğru yolun, bir strateji belirlemek olduğu ve bu suretle de maksimum faydanın sağlanabileceği görüşü kabul edildi.
Okumaya devam et

Stratejik Planlama ve Yönetim

Faaliyet alanı ne olursa olsun bütün işletmeler stratejik planlamaya ve yönetime önem vermek zorundadırlar. Stratejik planlamayı ve yönetimi tanıtmadan önce planlama hakkında kısaca bilgi verilmesi yararlı olacaktır.

Planlama; önceden ne yapılacağına, ne zaman yapılacağına ve bunları kimin yapacağına karar vermektir. Başka bir deyişle bulunulan yer ile varılmak istenen yer arasında bir köprü kurma eylemidir.’, ‘Planlama; örgütsel faaliyetleri karşılaştırılmış amaçlara yöneltir.

Planlama süreçsel bir yönetim işlevidir. Bu sürecin ise üç temel öğesi bulunmaktadır.

A – Mevcut Durumun Değerlendirilmesi; Etkili planlamanın temeli, mevcut durumun belirlenip değerlendirilmesine bağlıdır. Yöneticiler, işletmelerin güçlü ve güçsüz yönlerini analiz ederken, örgütsel amaçlara ulaşmak için materyal, işgücü, para, teçhizat vb. kaynakların durumuna da bakmaktadırlar. Böylece rasyonel planların yapılması söz konusu olmaktadır.

b- Zaman Etmeni; Planlamanın ne kadar bir süreyi kapsayacağı önemlidir. Planlar kısa, orta ve uzun vadeli olabilir. Planların süresi örgütün faaliyet alanına göre değişir. Örneğin; kozmetik sanayisinde plan 5-10 yılla sınırlı iken, bu süre orman ürümlerinde 50 yıl, bankacılık gibi alanlarda (özellikle bizim gibi ülkelerde değişken bir ekonomik bir yapı içinde) bir yıldan çok daha az olabilir. Yönetici, kısa vadeli planları, uzun vadeli planların içinde yürütürse başarılı olur.

BAŞARILI PROJE BİLEŞENLERİ

30 yılı aşkın bir süredir bilgisayar sistemleri ile tanışık olarak yaşamaktayız. Ancak bu sistemlerin zaman içindeki gelişmelerine baktığımızda proje yönetimi kavramının öneminin giderek arttığını görebiliriz.

Proje yönetimi kavramı henüz gelişmemiş ve yerleşmemiş iken bu yöndeki uygulama çalışmaları bir yıl kadar sürebiliyordu. Emek yoğun sektörden teknoloji yoğun sektöre geçişte yaşanan zorluklar, ki bu çoğunlukla iş yoğunluğunun artışıydı proje yönetimi (teknolojinin) tekniğinin gerisinde kalmıştır. Sistem projelerinin bazı karakteristik özellikleri şunlardır;

– Standart olmama
– Sürekli değişime tabi olma
– Değişik disiplinlerden kişilerin çalışması
– Proje ekibinin tek bir projede beraber çalışıyor olması
– Verim ölçümünün zor olması
– Kara vericilerin kendileri adına yeni bir alanda olmaları
– Yetki sınırlarının kesin belirli olmaması
– Başarının değişik şekillerde yorumlanabilmesi

BAŞARI ÖLÇME KRİTERİ

Sistem projelerindeki en belli başlı proje başarı ölçütü, yeni sistemin, organizasyon performansına yapacağı katkı olarak nitelendirilebilir. Burada başarıyı tanımlarken üst yönetim bakış açısı olarak ayırırsak, firmanın bilgi stratejisiyle el ele giden ve uzun vadede organizasyon operasyonlarına zarar vermeme olarak özelleştirebiliriz. Yönetimin daha aşağı seviyelerinde doğal olarak başarı kriteri değişecektir.

Kullanıcı ise; sistemin kendi bölümleri için en fazla faydayı en uygun şekilde sağlaması ve kendi operasyonlarına uyması yönünde baskı yapacaktır.

Proje yöneticisi ise; son teslim tarihi hedefi; bütçe ve önceden belirlenmiş amaçlar açısından tanımlayacaktır.

Proje ekibi ise; yukarıdakilere ek olarak, “projede çalışmaktan hoşlanıp hoşlanmadıkları” ve “öğrenecekleri” açısından değerlendirmektedirler. Bir yandan da kariyer planlamalarında olumlu bir rol olarak görmektedirler.

Proje yöneticisi başarı kriterinin geliştiğinin bilincinde olmalı dar ve kişisel yaklaşımlardan kaçınmalıdır. Projenin başarısını bütünde aramalıdır.

BAŞARI İÇİN GEREKEN KRİTERLER

Yapılan araştırmalar ve deneyimler proje başarısını etkileyen faktörlerin aşağıdakiler olduğunu göstermektedir;

1- Proje amaçlarının ve kısıtlarının belirlenmiş olması
2- Projenin planlanması ve personel organizasyonun sağlanması
3- Kullanıcıların katılımı
4- Proje kontrolü
5- Proje yöneticisinin etkililiği

1- Proje Amaçları ve Kısıtları

  • Amaçlar;
  • Anlaşılır
  • Net
  • Ölçülebilir
  • Organizasyon amaçlarına uygun
  • Teslime hazırları gösteren
  • Zaman sınırlı
  • Önem sıralı
  • Risk faktörlerini içeren,
  • “Nasıl değil “neyi” içeren
  • Ulaşılır
  • Kolay anlaşılır olmalıdır.

Kısıtlar;

  • Yetenekli kaynaklar
  • Zaman aralıkları
  • Yerleşim
  • Teknoloji
  • Kalite
  • Para
  • Zaman
  • İnsan
  • Diğer maliyetlerdir.

Teknoloji stratejisi;
Günümüzde strateji olmadan hiçbir proje yönetilmez.

2- Proje Planlama ve Personel Organizasyonu

Başarılı sonuç için dikkatli yapılan planlama esastır. Planlama özet ve detay seviyelerini bir arada içermeli, sorumluluk tanımlarını ve teslime hazırları göstermelidir. Sorumluluk tanımlarında eksiklik projede başarısızlığa neden olabilir. Plan dahilindeki tahminlerdeki gerçeklik düzeyinin yüksek tutulması amaçlara ulaşmada, ekibin motive edilmesinde ve proje yöneticisinin kredibilitesinin yükselmesinde etkili birinci faktördür.

3- Kullanıcıların Katılımı

Kullanılcıların katılım düzeyi ve kıdemleri belirleyici olmakla beraber, işi üstlenme seviyeleri en önemli faktördür. Doğru kullanıcının doğru işi yapıyor olduğundan emin olunmalıdır. Aktif, bilgili, karar verebilen, bilgi veren ve alan…vb.

4- Proje Kontrolü

Proje sürecinde sık gözden geçirmeler olarakta kabul edebileceğimiz proje kontrolü, son derece önemlidir ve dikkatlice planlanmalıdır. Projenin başarısı, proje kontrol sonuçları doğrultusunda proje ilerleyişinin objektif olarak değerlendirilmesi ve bu doğrultuda işlemlerin başlatılması ya da uygulanmasıyla mümkündür. Değişim kontrol prosesleri tanımlanmalıdır. Potansiyel problem alanları araştırılmalıdır. Proje Yöneticisi’nin karar verebilmesi için yetki düzeyleri tanımlanmalıdır.

5- Proje Yöneticisinin Etkinliği

Projenin merkezi ve sürükleyici gücü olarak proje yöneticisi ürün kalitesi, zaman ve maliyet faktörleri arasındaki ince ayarı yaparak proje başarısında anahtar rol oynar.

Proje yöneticisinin bu rolleri etkin bir biçimde gerçekleştirebilmesi kendisine verilen YETKİ ile doğrudan ilişkilidir.

Proje yöneticisi için aktif bir proje yönetim tarzı başarıda önemli bir faktördür.

Böyle bir Proje Yöneticisi;

– Yönetimi ve kullanıcıları kapsar,
– Değişime ikna eder ve değişimi yönetir,
– Maliyet ve işleyiş öngörülerini yapar,
– Gerekli kaynakları bulur,
– Kriz durumlarını olağan olarak algılar,
– Çözüm üretir.

Başarılı proje yöneticisi;

– Politik
– Sosyal
– Uyum Sağlayabilen
– Gerçekçi
– Projeye inanan
– İzleme sorumluluğu
– Profesyonel bakış açısı
– Pozitif düşünce
– İnsan ilişkilerinde başarılı
– Proje yönetimi deneyimi
– Dinleyen
– Objektif
– Arkadaş, cana yakın
– Açık ve dürüst
– Hayır diyebilen
– Yardımsever
– Başarı heveslisi
– Herkes için
– Takımın kazanması için
– Disiplinli
– Planlayıcı
– Çalışkan
– Eğitimli
– Analitik düşünce
– Çabuk öğrenen
– Pratik zekalı
– Duygusal devamlılık
– Hafızası güçlü
– İkna edici
– Kararlı olmalıdır.

Sonuç

Proje başarısı bir çok faktöre bağlıdır;

– Başarının tanımlanması
– Başarıyı etkileyen kriterlerin belirlenmesi
– Tüm bu kriterlere profesyonelce yaklaşım

Proje takımına başarı kriteri sorulmalıdır.

Proje Yöneticisi ekibi bir araya getirebilmeli, belki de bir defalığına bir araya gelen bu kişileri bir arada uyumlu çalıştırabilmelidir.

MOBBING-İşyerinde Duygusal Saldırı

Son yıllarda, özellikle gelişmiş ülkelerde çok yaygınlaşan mobbing, iş yerinde ruhsal taciz veya iş yerinde psikolojik terör olarak tanımlanıyor.

Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Hedefi ise, bir iş yerindeki kişi veya kişiler üzerinde sistematik baskı yaratarak ahlâk dışı yaklaşımla iş performansını ve dayanma gücünü yok edip, işten ayrılmaya zorlamaktır.Gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin de önüne geçen mobbing çoğunlukla üst düzey yönetim kademesinde çalışanlar tarafından uygulanmaktadır.

Araştırmacılar, mobbing mağdurlarının bazılarının otuzlu yaşlarda, bazılarının ise lisans üstü eğitiminin olduğunu vurgulamaktadırlar.Mobbing, örgütler içinde bulaşıcı bir hastalık gibidir. İyileştirici önlemler alınmazsa örgütün bütün yaşamsal oganlarına yayılır. Çalışan personelde, işletmeye ve çalışma arkadaşlarına olan güven ve saygı azalır, motivasyon düşer, çalışma ortamı ve çalışanlar ile örgüt arasında uyumsuzluk başlar, iş verimliliği düşer.Mobbing durumunda pasif saldırganla başa çıkmak aktif saldırgana göre daha zordur. Çünkü pasif saldırganlar kötü davranışlarını örtmek için uygun ortamlarda anlayışlı ve samimi davranışlar sergilerler. Saldırgan, kişiye yönelik cinsiyet, yaş, din, uyruk, özürlü olmak gibi herhangi bir nedene dayalı belirli bir ayırımcılıktan çok, kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla kasıtlı hareketler sergiler.

Mobbing yapılan kişi, her sabah güne iş stresi ile başlar ve işe gitmek istemez. İçinde bulunduğu çaresiz durum kişinin sağlığını ciddi anlamda tehdit eder. Mağdurları en fazla etkileyen mobbing’in sıklığı, tekrarı ve süresidir. Herkesin dayanma süresi farklı olduğu için vereceği zararın etkisi de kişiye göre değişmektedir.Yapılan araştırmalar, mobbing’e maruz kalan kişilerin çalışma hayatlarında zeka, dürüstlük, yaratıcılık, başarı gibi bir çok olumlu özellik gösteren duygusal zekası yüksek kişiler olduklarını ortaya koymuştur.Özellikle yaratıcı insanların ürettikleri yeni fikirlerin diğerlerini rahatsız etmesi ve daha yüksek mevkilerde çalışan kişiler için tehdit oluşturdukları nedeni ile seçilmiş kişilerdir. Bu kişiler işini seven, yaptıkları işle bütünleşen, örgütün hedeflerine ve saygınlığına inanan çalışanlardır.Mobbing davranışlarından bazıları;
-Yaptığınız işin sürekli eleştirilir,
-Üstünüz ,meslektaşlarınız ,birlikte çalıştığınız kişiler kendinizi gösterme olanaklarınızı kısıtlar,
-Özel yaşantınız sürekli eleştirilir,
-Çevrenizdeki insanlar sizinle konuşmazlar ve başkalarına ulaşmanız engellenir,
-Dini ve siyasi görüşünüzle alay edilir,
-Asılsız söylentiler ve hakkınızda kötü konuşmalar yapılır,
-Sizi gülünç düşürmek için her türlü hareketleriniz taklit edilir,
-Cinsel imalarda veya doğrudan cinsel tacizde bulunulur,
-Size verilen işler geri alınır kendinize yeni bir iş bile yaratamazsınız,
-İşiniz sürekli değiştirilir, itibarınızı düşürecek şekilde niteliklerinizin dışındaki işler verilir,
-Fiziksel olarak ağır işler yapmaya zorlanırsınız,
-Fiziksel şiddet tehditleri yapılır,Örgüt bu davranışları görmezden geldiği yada göz yumduğu, kışkırttığı için mağdur kendini çaresiz hisseder ve mobbing gerçekleşir.

Mobbing örgütün seçtiği hiyerarşik yapı ve örgüt kültürüne göre yatay veya dikey olabilir. Hiyerarşi fazla ise, mobbing dikey, daha az ise yatay olur.Mobbing, her iş yerinde ve her türlü kuruluşta olabilir. Herhangi biri mobbing kurbanı olabilir veya bazı insanlar da belirli özelliklerinden dolayı seçilebilirler.

Mobbing’e maruz kalanlar, yaşadıklarının tanımlanmış bir iş yeri sendromu olduğunu, uğradıkları tacizin kendi suçları olmadığını anlamalılar ve bu yönde mücadeleye devam etmeliler. Aynı zamanda psikolojik yardım almak, onları yaşadıkları sendrom karşısında verecekleri mücadelede daha bilinçli ve güçlü kılacaktır.Avrupalı uzmanlar, mobbing sendromuna yakalanan bir kişinin topluma maliyetinin yıllık gelirinden fazla olduğunu belirtiyorlar.

Acı olan , gelişmekte olan ülkelerde çok sayıda çalışanın benzer durumda olması ve bunun ciddi anlamda psikosomatik rahatsızlıklara neden olabileceğinin bilinmemesidir.

Kobra Etkisi

Kobra Etkisi: Kontrol Altına Alınmak İstenilen Durumun Ters Tepmesi

İngiliz hükümeti Hindistan yönetimini elinde tuttuğu dönemde kobralardan çok çeker ve kobralara karşı savaş başlatır.

Ne var ki İngilizler yılanlarla haşır neşir oldukça daha çok İngiliz kobra zehiriyle tanışır. Bunu fark eden “zeki” bir İngiliz neden biz uğraşıyoruz ? Kobra kafası getiren Hintliye ödül verelim olsun bitsin.” der. Bunun üzerine kampanya başlar.

Başlarda gerçekten Kobraların sayısı azalır; ancak zor koşullara muhteşem uyumları ile bilinen Hintliler “Madem bunlar her ölü yılana para veriyor o zaman biz bu kobraları besleyelim üretelim. Hem kim koşacak kobra peşinde?” derler. Bu fikirle yola çıkan Hintliler kobra çiftlikleri kurarak yılanları üretirler ve paraya para demezler.

Bu durumu fark edip aptal yerine konduklarını anlayan İngilizler, hem daha fazla kobra üretilmesin diye, hem de zekaları ile daha fazla alay edilmesin diye kobra başına para verme kampanyasını durdurdular.

Tabii Hintliler de kobraların para etmediğini görünce, kobraları besleyerek kaynak ve vakit harcamak istemezler ve tüm çiftliklerdeki kobralar salınır. Böylece ortam başlangıç durumundan daha çok kobraya sahip olur.

Doğal ortamlarında da çoğalmaya devam eden kobraların popülasyonu iyiden iyiye artar. İngilizlerin kontrol manyaklığı da böylece ters teper.

O günden beri bu TİP vakalar kontrol altına alınması hedeflenirken, yaşanılan beklenmeyen etkisi nedeniyle ters tepen olayların olduğu durumlara “Kobra Etkisi” denir.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kobra_etkisi

Çatışmayla Başa Çıkmak İçin Kullanılan 10 Olumsuz Yöntem

Dennis R. Tesdell

İster basit bir konu, isterse önemli bir karar hakkında ya da iki kişi ya da bir grup insan arasında olsun, çatışma, yaşamın bir parçasıdır. Oysa başarılı bir çözüm bulmak, hatta çatışmadan kaçınmak, genellikle mümkündür. Ne yazık ki pek çok insan, çatışmayla başa çıkmayı, “kişisel” algılama biçimlerinden dolayı, kendileri açısından çok zorlaştırır. Aşağıda, insanların çatışmayla başa çıkmak için kullandıkları birtakım ortak yöntemler bulunuyor. Bunlar, “yapıcı” olmayıp, bir kez farkına varıldığında, kendinden emin ve olumlu bir tavırla karşı çıkılabilecek ya da tüm tarafların birlikte çalışmasıyla değiştirilebilecek niteliktedir. Bazı olası yaklaşımlar aşağıda sunulmuştur.

1. Başkalarını Suçlamak

Bu teknik, çocukluk yıllarına dayanır. Çatışmanın içindeki kişi, o yıllarda sorunla ilgili olarak başkalarını ya da bir başka şeyi suçlamıştır. Kişi, yetişkin biri olarak da söz konusu durumun sorumluluğunu üstlenmek istemez. Açıkça kendini gösteren bir tekniktir ve çatışmanın adil ve sağlıklı bir yaklaşımla çözülebilmesi için, üzerinde durulması ve mücadele edilmesi gerekir.

Okumaya devam et