Bilişim Teknolojileri Projelerinde İç Paydaşların Hassasiyetleri

Bilişim projelerinde iç paydaşlar, doğrudan organizasyonun içinde bulunan ve proje faaliyetlerine katkıda bulunan veya projeden etkilenen bireyler ya da gruplardır. Bu paydaşlar şirketin kültürünü ve iç dinamiklerini şekillendirir. Proje yönetiminde başarı yalnızca zamanında ve bütçe dahilinde tamamlamayla ölçülmez; paydaşların memnuniyeti de kritik bir başarı faktörüdür.

İç paydaşların ihtiyaç ve beklentilerinin doğru şekilde yönetilmesi şarttır çünkü iç paydaşların memnuniyeti ve bağlılığı, organizasyonun uzun vadeli başarısını doğrudan etkiler. Bu nedenle bilişim teknolojileri projelerinde iç paydaşların hassasiyetlerini anlamak ve onlara gereken önemi vermek, projenin genel başarısı açısından hayati önem taşır.

İç Paydaş Gruplarının Beklentileri ve İhtiyaçları

Bir bilişim projesinde farklı iç paydaş grupları mevcuttur ve her birinin projeye dair beklentileri ile ihtiyaçları farklı olabilir. İç paydaşların projeden beklentileri genellikle sahiplik duygusu, proje ile ilgilenme düzeyi, etik kaygılar ve yasal gereklilikler etrafında şekillenir. Aşağıda başlıca iç paydaş grupları ve onların beklenti/ihtiyaçlarına değinilmektedir:

  • Proje Yöneticileri: Proje yöneticisi, projenin günlük yönetiminden sorumlu olup başarılı olabilmesi için organizasyon içinde çeşitli desteğe ihtiyaç duyar. Üst yönetimin ve proje sponsorunun kendisine yetki vermesi, net hedefler ve kapsam tanımı sağlaması önemlidir. Proje yöneticileri, ekip üyelerinin uyumlu çalışmasını ve diğer departmanların iş birliğini beklerler. Ayrıca, proje yöneticileri için kaynaklara zamanında erişim ve kuruluş içinde proje önceliklerinin anlaşılması kritik ihtiyaçlardır. Örneğin, bir proje yöneticisi üst yönetimden stratejik yönlendirme ve engellerin kaldırılmasını beklerken, ekipten taahhüt ve görevlerin zamanında tamamlanmasını bekler.
  • Ekip Üyeleri: Projeyi gerçekleştiren teknik ve operasyonel personeldir. Ekip üyeleri açık bir görev tanımı ve net beklentiler ile çalışmak isterler. İyi bir iş-özel hayat dengesi ve adil iş dağılımı beklerler; aşırı iş yükü veya belirsiz gereksinimler motivasyonlarını düşürebilir. Başarılarının takdir edilmesi ve katkılarının görünür olması da ekip moralini yükseltir. Örneğin, yazılım geliştirme ekibindeki üyeler, proje yöneticisinin kendilerine ihtiyaç duydukları desteği vermesini ve teknik engelleri aşmaları için rehberlik etmesini bekler. Sorun yaşadıklarında hızlı çözümler ve gerekli eğitimlerin sağlanması da ihtiyaçları arasındadır.
  • Üst Yönetim: Üst düzey yöneticiler ve şirket liderliği, projenin stratejik hedeflere uygunluğunu ve kuruma katacağı değeri yakından izler. Bu paydaşlar proje sonuçlarının şirket stratejisine katkısını, finansal getirisini ve risklerin yönetilmesini beklerler. Üst yönetim için stratejik uyum, projenin belirlenen bütçe sınırları içinde kalması ve finansal açıdan verimli olması büyük hassasiyet taşır. Ayrıca düzenli ilerleme raporları ile şeffaf bilgilendirme isterler. Örneğin, üst yönetim, bir BT projesinin şirket vizyonuna hizmet ettiğini ve yatırımın geri dönüşünü (ROI) sağlayacağını görmek ister. Proje ekibinin, riskleri proaktif bir şekilde yönettiğine ve önemli sorunları gecikmeden ilettiğine dair güvence duymak da beklentileri arasındadır.
  • BT Departmanı: Bilgi teknolojileri departmanı, özellikle proje bir yazılım veya altyapı geliştirme projesiyse hem yürütücü hem de destek birimi olarak kritik bir iç paydaştır. BT departmanı, projenin teknik standartlara uygun ilerlemesini ve mevcut sistemlerle entegrasyonunda sorun çıkmamasını bekler. Yeni bir sistem geliştiriliyorsa, bunun işletim ve bakım yükünün makul olması, dokümantasyonunun tam yapılması ve güvenlik açıklarına mahal vermemesi gerekir. BT ekipleri, gerekli altyapı ve kaynak planlamasının önceden yapılmasını, projenin kendi diğer operasyonel işlerini aksatmamasını isterler. Örneğin, bir kurumda yürütülen yeni bir veri merkezi projesinde BT departmanı, projenin mevcut ağ ve sunucu mimarisiyle uyumlu olmasına, siber güvenlik gereksinimlerini karşılamasına ve devreye alma sırasında kesinti risklerinin minimize edilmesine dikkat eder. Bu departmanın uzmanları, proje süresince teknik kararların sürdürülebilir ve şirketin teknoloji stratejisine uygun olmasını beklerler.

İletişim Stratejileri ve İç Paydaş Yönetimi

İç paydaşların etkin yönetimi, başarılı bir bilişim projesinin temel taşlarındandır. Etkin iletişim, proje yönetiminin başarısında kritik rol oynar; iç paydaşların doğru zamanda doğru bilgilere ulaşması gerekir. Bu amaçla proje başlangıcında kapsamlı bir paydaş analizi yapılmalı ve her paydaş grubunun ilgi düzeyi ile projeye etkisi değerlendirilmelidir. Paydaşların ilgisi ve etkisi doğrultusunda uygun iletişim yaklaşımları belirlenmelidir. İletişim stratejisi oluştururken, hangi paydaş grubunun hangi bilgiyi, ne düzeyde detayla ve hangi sıklıkta ihtiyaç duyduğunu analiz etmek gerekir. Bu analize dayanarak proje iletişim planı hazırlanmalı ve paydaşlara düzenli bilgilendirme yapılmalıdır.

İç paydaş yönetiminde şeffaflık ve düzenli geri bildirim mekanizmaları kurulmalıdır. Örneğin, haftalık veya aylık ilerleme toplantıları, durum raporları ve iç bültenler yoluyla tüm ilgili birimler projenin gidişatından haberdar edilmelidir. Paydaşların soru sorması, endişelerini dile getirmesi teşvik edilmeli ve bu geribildirimler projenin yönetişimine dahil edilmelidir. İyi bir iletişim stratejisi, olası anlaşmazlıkları veya beklenti farklılıklarını erkenden ortaya çıkarır ve çözülmesini sağlar.

Ayrıca proje yöneticisi, iç paydaşlar arasındaki olası çıkar çatışmalarını veya kaynak çekişmelerini de yönetmelidir. Kurum içi paydaşlar, projenin kendi birim hedeflerini nasıl etkileyeceğine veya kendi kaynaklarına ihtiyaç duyulup duyulmayacağına odaklanabilir. Bu nedenle proje yöneticisinin politik becerileri güçlü olmalı, her birimin hassasiyetini anlamalı ve onları ortak bir hedefe yönlendirebilmelidir. İç paydaşların destek vermediği bir projede ciddi dirençler ortaya çıkabilir; iletişim eksikliği halinde bazı birimlerin projeyi geciktirmesi veya hatta sabote etmesi riski vardır. Örneğin, BT departmanının endişeleri dikkate alınmazsa ve proje onlara danışılmadan yürütülürse, uygulama aşamasında entegrasyon sorunları çıkabilir veya departman projeye isteksiz yaklaşabilir. Bunu önlemek için projenin başından itibaren kapsayıcı ve iş birliğine dayalı bir iletişim ortamı kurulmalıdır.

Etik ve Profesyonel Sorumluluklar

Bilişim teknolojileri projelerinde iç paydaşların hassasiyetlerini gözetirken etik ilkelere ve profesyonel sorumluluklara uymak esastır. Tüm paydaşlar arasında güven inşa etmek, dürüst ve adil bir çalışma ortamı ile mümkün olur. Proje ekibi ve yönetimi, hem kurum içindeki hem de dış paydaşlara karşı mesleki etik kurallara uygun davranmalıdır. Bu kapsamda proje yöneticileri ve ekip üyeleri, gizlilik ve dürüstlük gibi ilkelere bağlı kalmalı, hesap verebilir bir tutum sergilemelidir. Özellikle iç paydaşlarla ilişkilerde etik olmayan davranışlar, ekibin bütünlüğünü ve paydaşların güvenini tehlikeye atabilir.

Kurumsal projelerde sıkça gündeme gelen bazı etik sorumluluk alanları şunlardır:

  • Gizlilik ve Veri Koruma: Proje boyunca müşteri, çalışan veya şirket verilerinin gizliliğini korumak birincil sorumluluklardandır. Hassas bilgilerin yanlış ellere geçmemesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Örneğin, bir yazılım projesinde gerçek müşteri verileriyle test yapılıyorsa, bu verilerin maskelenmesi veya korunması etik ve yasal bir zorunluluktur.
  • Şeffaflık ve Doğru Raporlama: İç paydaşlara projenin durumu hakkında doğru ve eksiksiz bilgi vermek gerekir. Proje ilerlemelerinin veya finansal durumun kasıtlı olarak yanlış raporlanması ya da önemli bilgilerin saklanması, profesyonel güveni zedeler. Örneğin, üst yönetime projenin gerçek durumunu gizlemek veya başarısızlık risklerini bildirmemek etik değildir ve uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabilir.
  • Kalite ve Standartlara Uyma: Proje çıktılarının belirlenmiş kalite standartlarını ve yasal mevzuatı karşılaması profesyonel bir sorumluluktur. Kalite standartlarına uymamak, kısa vadede proje teslimatını hızlandırsa bile uzun vadede itibar ve güven kaybına neden olur. İç paydaşlar, ürettikleri yazılımın veya sistemin kurum standartlarına uygun olmasını ve kullanıcı gereksinimlerini tam karşıladığını görmek isterler.
  • Adil ve Eşitlikçi Tutum: Proje yöneticisi ve liderler, ekip üyeleri arasında ayrımcılık yapmamalı, herkese adil davranmalıdır. Ekip içinde bazı kişileri kayırmak veya diğerlerini dışlamak, çalışma atmosferini bozacağı gibi etik dışıdır. Profesyonel sorumluluk, tüm ekip üyelerine eşit fırsatlar sunmayı ve emeği adil takdir etmeyi gerektirir. Örneğin, başarıya katkısı olan her ekip üyesinin takdir edilmesi ve hatalarda da adil değerlendirme yapılması ekip güvenini pekiştirir.

Bu etik ve profesyonel sorumluluklara riayet etmek, iç paydaşların projeye güven duymasını sağlar ve herkesin ortak hedefe odaklanmasına yardımcı olur. Aksi halde, etik ihlaller proje içinde çatışmalara, motivasyon kaybına ve hatta yasal sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla proje yöneticileri, uluslararası mesleki etik kodlarına (örneğin PMI’ın etik kuralları veya bilişim sektörünün meslek ilkeleri) ve kurumun etik politikalarına uygun hareket etmelidir. Bu yaklaşım, projede karar alma süreçlerinden iletişime kadar her aşamada rehber olmalı ve iç paydaşların çıkar dengesini koruyacak şekilde uygulanmalıdır.

Sürdürülebilirlik ve Uzun Vadeli Etkiler

İç paydaşlar, bilişim projelerinin sadece bugünkü hedeflerini değil, gelecekte yaratacağı etkiyi de önemserler. Sürdürülebilirlik, projenin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarda uzun vadeli değer yaratmasına odaklanır. Bilişim projelerinde sürdürülebilirlik, hem geliştirilen teknoloji çözümünün uzun ömürlü ve ölçeklenebilir olmasını, hem de projenin kurumsal sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmasını gerektirir. Örneğin, yazılan kodun ileride kolaylıkla bakım yapılabilir ve genişletilebilir olması, kullanılan altyapının ileriki ihtiyaçları kaldırabilecek şekilde planlanması uzun vadeli başarının anahtarıdır. Ekip içinde bilgi birikiminin belgelenmesi ve paylaşılması da sürdürülebilirlik açısından kritiktir; böylece proje bittikten sonra da organizasyon içinde bilgi sürekliliği sağlanır.

Çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik de iç paydaşların hassasiyet alanlarından biridir. Pek çok kurum, BT projelerinde enerji verimliliği, geri dönüştürülebilirlik ve karbon ayak izinin azaltılması gibi çevresel etkileri göz önünde bulundurur. Örneğin bir veri merkezi yenileme projesinde, daha az enerji tüketen sunucuların tercih edilmesi veya eski cihazların geri dönüşümünün sağlanması gibi adımlar kurumsal sürdürülebilirlik politikalarına uygun hareket etmeyi gösterir. Sürdürülebilir bir planlama yaklaşımı, projelerin çevreye zararını en aza indirmeyi hedefler. Bu, doğal kaynakların korunmasına ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılmasına katkı sağlar.

Aynı şekilde, projelerin uzun vadeli ekonomik etkileri de değerlendirilmelidir. İç paydaşlar, projenin uzun vadede kuruma mali fayda sağlayıp sağlamayacağıyla ilgilenir. Verimli kaynak kullanımı ve israfın önlenmesi, projelerin uzun vadede daha kârlı olmasını sağlar. Örneğin, bir yazılım projesinde ilk aşamada daha ucuz ama kalitesiz bir çözüm yerine, biraz daha yatırım yaparak güvenli ve ölçeklenebilir bir mimari kurmak, ileride çıkabilecek yüksek bakım maliyetlerini engelleyerek toplamda tasarruf yaratabilir. Bu tür kararlar, üst yönetim ve BT departmanı gibi paydaşların uzun vadeli düşünmesini gerektirir. Sürdürülebilirlik odaklı projeler, yalnızca anlık kazanımlara değil, gelecekteki işletme maliyetlerine, olası çevresel düzenlemelere uyuma ve kurumsal itibarın korunmasına da hizmet eder. İç paydaşlar, proje kararlarının gelecek yıllarda şirketin önüne çıkabilecek ihtiyaç ve riskleri şimdiden adreslemesini takdir edeceklerdir.

Finansal Beklentiler ve Kaynak Yönetimi

Bilişim teknolojileri projelerinde finansal beklentiler ve kaynak yönetimi, iç paydaşların yakından takip ettiği hassas alanlardır. Her projenin belirli bir bütçesi ve kullanılabilecek sınırlı kaynağı vardır; bu sınırların etkin yönetimi, özellikle üst yönetim ve proje sponsorları için büyük önem taşır. Üst yönetim, projenin finansal açıdan kuruluş için değer yaratmasını, yani yatırımın geri dönüşünü (ROI) sağlamasını bekler. Projenin bütçe aşımı yaşamadan, tahsis edilen kaynaklarla tamamlanması üst yönetimin temel başarı kriterlerindendir. Kaynakların verimli kullanılması ve israfın önlenmesi, paydaş memnuniyetini artırır çünkü bu durum, projeden elde edilecek finansal faydanın maksimize edildiğini gösterir.

Kaynak yönetimi, yalnızca mali kaynakları değil, insan kaynağı ve zaman gibi diğer kritik kaynakları da kapsar. Proje yöneticileri, ekip üyelerinin zamanını ve emeğini optimum şekilde planlamalı, kimseye aşırı yük bindirmemelidir. İnsan kaynaklarının verimli dağıtılması, ekip üyelerinin tükenmişlik yaşamadan proje hedeflerine ulaşmasını sağlar. Benzer şekilde, teknik kaynaklar (donanım, yazılım lisansları, altyapı kapasitesi vb.) ihtiyaca uygun ve önceden planlanarak temin edilmelidir. İç paydaşlar, özellikle departman yöneticileri, kendi birimlerinden projeye ayrılacak personelin ya da bütçenin düzgün planlandığından emin olmak isterler. Örneğin, bir proje başka bir departmandan yarı zamanlı uzmanlık gerektiriyorsa, ilgili birim yöneticisi bu kaynağın ne süreyle projede kullanılacağını ve kendi operasyonlarını aksatmayacağını bilmek ister. Bu tür beklentileri yönetmek için proje planlarında kaynak kullanım takvimi açıkça belirtilmeli ve ilgili paydaşlarla paylaşılmalıdır.

Finansal konulardaki şeffaflık da iç paydaş güvenini etkiler. Projenin harcama durumu, gerçekleşen maliyetler ve kalan bütçe hakkında düzenli raporlama yapılması, paydaşların finansal kontrol hissiyatını destekler. Eğer bütçede sapmalar varsa, bunların gerekçeleri ve telafi planları üst yönetime zamanında sunulmalıdır. Kaynak yönetiminde ortaya çıkabilecek riskler (örneğin kritik bir uzmanın ayrılması veya beklenmedik bir maliyet artışı) önceden öngörülmeli ve risk planlarına dahil edilmelidir. İç paydaşlar, projenin üçlü kısıt olarak bilinen kapsam, zaman ve maliyet dengesini gözettiğini görmek isterler. Bütçe disiplini ve kaynakların stratejik önceliklere göre tahsisi, proje yöneticisinin profesyonel sorumluluklarından biridir.

Bir örnek vermek gerekirse, diyelim ki bir şirket için yeni bir kurumsal kaynak planlama (ERP) yazılımı geliştiriliyor. Üst yönetim, bu projenin belirlenen bütçe dahilinde kalıp kalmadığını yakından izler. Eğer proje yönetimi, geliştirme sürecinde fazladan bir modül eklemeye karar verirse, bunun için ek bütçe gerekecekse bu kararı hemen üst yönetimle paylaşmalıdır. Aksi takdirde, bütçe aşımları sonradan ortaya çıktığında finansal sürprizler, paydaşların güvenini sarsabilir. İyi yönetilen bir projede, her bir liranın nasıl ve neden harcandığı, ilgili paydaşlarca takip edilebilir durumdadır. Bu da projenin finansal açıdan hesap verebilir olduğunu gösterir ve paydaş beklentilerini karşılar.

Yasal Gereklilikler ve Kurumsal Uyumluluk

Bilişim projeleri, hukukî düzenlemelere ve kurumsal politikalara uyum sağlama zorunluluğu da taşır. Yasal gereklilikler ve kurumsal uyumluluk, iç paydaşların (özellikle üst yönetim, hukuk birimi ve uyum departmanının) hassasiyet gösterdiği konulardır. Bir projenin başarılı sayılabilmesi için sadece teknik açıdan çalışır olması yetmez; aynı zamanda ilgili tüm yasa ve yönetmeliklere uygun olması gerekir. İç paydaşlar, projenin şirketi yasal risklere sokmamasını, ileride herhangi bir yaptırımla karşılaşmamasını beklerler.

Özellikle bilişim teknolojileri projelerinde veri koruma ve güvenlik ile ilgili yasal gereklilikler öne çıkar. Örneğin Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamındaki projelerde, çalışan veya müşteri verilerinin korunması ve gizlilik ilkelerine uyulması zorunludur. İç paydaşlar, projenin bu düzenlemelere tam uyumlu şekilde ilerlediğine dair güvence isterler. Eğer proje kişisel verileri işliyorsa, gerekli aydınlatma metinleri, izinler ve teknik güvenlik önlemleri projenin bir parçası olmalıdır. Benzer şekilde, bankacılık sektöründeki bir BT projesi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından belirlenen sektör kurallarına uymak zorundadır; aksi halde proje sonuçları uygulamaya alınamaz.

Fikri mülkiyet hakları da bilişim projelerinde dikkat edilmesi gereken bir diğer alandır. Geliştirilen yazılımların lisans koşullarına uyulması, açık kaynak kod kullanılıyorsa bunun lisans gereklerinin (örn. atıf yapma, kopyalama kısıtları) yerine getirilmesi gerekir. Başkalarına ait kod veya içerik izinsiz kullanılmamalıdır; aksi takdirde telif hakkı ihlalleri gündeme gelebilir. İç paydaşlar, özellikle hukuk departmanı, projenin çıktısında telif sorunları veya patent ihlalleri olmamasını bekler. Örneğin, bir şirketin mobil uygulama projesinde üçüncü taraf bir kütüphane kullanılıyorsa, projenin yöneticileri bu kütüphanenin lisansını inceleyip uygun şekilde kullandıklarından emin olmalıdır. Aksi halde, uygulama yayınlandığında hukuki bir sorun çıkabilir.

Kurumsal uyumluluk ise şirketin iç düzenlemeleri ve standartlarıyla ilgilidir. Bir BT projesi yürütülürken şirketin bilgi güvenliği politikalarına, kalite yönetim sistemine, hatta kurumsal sosyal sorumluluk ilkelerine uygun hareket edilmelidir. Örneğin, kurumun ISO 27001 gibi bir bilgi güvenliği standardı varsa, proje sürecinde bu standardın gerektirdiği kontroller (erişim yetkilendirmeleri, güvenlik testleri, log kayıtları vb.) uygulanmalıdır. Yine, şirketin çalışma ilkeleri gereği belirli etik kurallar veya çevre standartları varsa, proje tasarımı ve uygulaması bu ilkelere ters düşmemelidir. İç paydaşlar, projenin kurumsal imajı zedelememesini ve şirket politikalarıyla çelişmemesini isterler.

Yasal uyumluluk ve kurumsal uygunluk konularında başarısızlık, projeyi ciddi risklere sokabilir. Bu nedenle proje ekibi, başlangıç aşamasından itibaren ilgili birimlerle (hukuk, uyum, iç denetim vb.) koordinasyon halinde olmalıdır. Proje planlarında, gerekli onaylar ve denetimler için kilometre taşları belirlenmelidir. Örneğin, bir e-ticaret platformu geliştiren proje ekibi, canlıya geçmeden önce hukuk biriminden sözleşme ve kullanım koşullarının onayını almalı; bilgi güvenliği ekibinden penetrasyon testi raporlarını değerlendirmelidir. Bu tür entegre çalışma, iç paydaşların zihinlerinde projenin güvenilirliğini artıracaktır. Sonuçta, tüm iç paydaşlar proje bittiğinde “ürün”ün hem işlevsel hem de yasal olarak sorunsuz olduğundan emin olmak isterler. Proje yönetimi, mevzuata uyumun ve şirket içi kural-setlerine bağlılığın güvencesini vererek iç paydaş hassasiyetlerini gidermelidir.

Bilişim teknolojileri projelerinde organizasyon içindeki paydaşların hassasiyetlerini anlamak ve yönetmek, projenin başarısı için vazgeçilmez bir unsurdur. İç paydaşların tanımı ve önemi, onların beklenti ve ihtiyaçlarının doğru yönetilmesiyle anlam kazanır. Proje yöneticileri, ekip üyeleri, üst yönetim ve BT departmanı gibi grupların her biri farklı önceliklere sahip olsa da ortak payda, projenin başarılı olmasını istemeleridir. Bu ortak hedefe ulaşmak için etkin iletişim stratejileri geliştirmek, paydaşlarla düzenli ve şeffaf etkileşim kurmak gerekmiştir. Aynı zamanda etik ve profesyonel sorumluluklara sadık kalmak, güven ve iş birliği ortamını pekiştirir. Sürdürülebilir bir bakış açısıyla uzun vadeli etkileri gözetmek ve finansal ile kaynak yönetimi konusunda titiz davranmak, iç paydaşların kurumsal çıkarlarını korur. Yasal gerekliliklere ve kurumsal uyuma dikkat ederek riskleri en aza indirmek de projenin sorunsuz sonuçlanmasını sağlar.

Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, iç paydaşların memnuniyeti ve desteği kazanılmış olur. Yapılan çalışmalar, destekleyici ve güvene dayalı bir ortamda paydaşlar arasında kurulan güçlü iletişim ve takım ruhunun, proje başarısını doğrudan etkilediğini göstermektedir.

Son tahlilde, iç paydaşların hassasiyetlerine duyarlı bir proje yönetimi, sadece projeyi zamanında ve bütçesinde tamamlamakla kalmaz, aynı zamanda organizasyona uzun vadede değer katan ve herkesin sahip çıktığı bir başarı hikâyesi ortaya çıkarır. Böylece bilişim projesi, teknoloji kadar insan unsurunu da merkeze alarak sürdürülebilir ve örnek bir sonuç elde etmiş olur.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Takip Edin:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen − four =

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.