Etiket arşivi: zarar

Kadınların bilip erkeklerin bilmediği sır

Bugün romantik tarafımdan kalkmışım. Şimdi size bir hikaye anlatacağım. Bakalım sizin hayatınızla ne kadar örtüşüyor. Aman sakın panik olmayın.

Bir zamanlar bir kadına ilgi duyan bir adam varmış. Aslında başlangıçta sadece diğer kadınlardan biriymiş. Fakat onunla beraber zaman geçirdikçe ve onu tanıdıkça çok farklı duygular hissetmeye ona bağlanmaya başlamış.

Ama bir problem varmış. Ona karşı hisleri giderek güçlenirken kendini daha kötü hissediyormuş. Çünkü hem ona hislerini açıklayamamış hemde onun kendisi ile ilgili ne düşündüğünü bilmiyormuş. Gerçi bazen “Sen benim için önemlisin” “Seni tanıdığım için çok mutluyum” gibisinden şeyler söylemesine rağmen sadece “arkadaşlık” düzeyinde kalmasına üzülüyormuş.

Gerçi vedalaşırlarken normalinden biraz daha uzun süren vedalaşmalar veya ona önemli bir şey anlatırken elini tutmalar oluyordu ama bunlar bir kadının “aşık” olduğunda yaptığı şeyler değildi “arkadaşçaydı”

Adamın korkuları giderek artmaktaydı ve bu yüzden eğer onu öperse ya da arkadaşlık teklif ederse bir daha hiç göremeyeceğini düşünüyordu. Bir süre sonra dayanamayarak ona duygularını açtı ve onun için herşeyi yapabileceğini söyledi. Fakat kadın teşekkür ederek mevcut arkadaşlıklarından memnun olduğunu ve bunun bozulmasını istemediğini, onun için çok değerli olduğunu söyledi.

Acaba onu gerçekten seviyor muydu yoksa oda bir şeylerden korkuyor muydu? Belki kadın uzun dönemli bir ilişkiye hazır değildi? Belki onu sevmiyor ve oyalıyor muydu? Acaba yeterince ısrar etmemiş miydi? Acaba duygularını yanlış mı ifade etmişti?

Aslında onu ne kadar istediğini tam olarak anlatamadığını düşünerek bir hediye ile duygularını anlatan uzun bir mektup yazdı. Ve hiç beklemediği bir şey oldu. Kadın bu mektuba bir tepki vermediği gibi telefonlarına da çıkmamaya başladı.”Seni sonra ararım” vb. geçiştirmelere başvuruyordu.

Takip eden günlerde adam ne olup bittiğini anlamaya çalıştı ve sonuç ayrılmak oldu.

Yukarıdaki hikayenin üç aşağı beş yukarı sizinde başınızdan geçmiş bir hikaye olabileceğini düşünüyorum.

Bu tipte yaşanmışlıklar bizlere bir şey katıyor mu? 8 Aralık’ta yayınladığım yazımda hataların öğrettiklerinden bahsetmeye çalışmıştım. Aynı doğrultuda hayal kırıklıklarımızın gelecekte karşımıza çıkacak diğer bulmacaları anlamamıza ve çözmemizi sağlayacağını düşünüyorum.

Burada bir çözüm söz konusu. Kadınların bildikleri ama erkelerin bilmedikleri SIRRI anlamak. Eğer bir kadın bir erkekten hoşlanmadıysa ne yaparsanız yapın onu ilgisini çekemezsiniz. (İstisnalar kaideyi bozmaz.) Hatta bu konuda yapacağınız şeyler işe yaramaz demiyorum hatta işleri daha da kötüleştirirler. Onun koşarak kaçmasına neden olurlar.

Önemli uyarı: Lütfen gelecekte canınızı acıtacak şeyler yapmayın.

Bence insanlar çoğu zaman birbirlerini anlamıyorlar. Biz kendimizce demek istediklerimiz söylerken karşı tarafta kendince anlamak istediklerini anlıyor. Fakat her iki tarafta karşı tarafın kendini kolaylıkla anlayabilecek açıklıkta olduğunu sanıyor.

Arabasının camını açıp müziğin sesini sonuna kadar açıp Bağdat Caddesi’nde gezenlerin vermeye çalıştıkları mesajı, kimlerin bundan etkilenip koşarak arabaya atladıklarını düşünmüşümdür hep. Onların verdiği mesajı kim anlıyor acaba? Biz gençliğimizde arabamız olursa kızların üzerimize atlayacağını düşünürsük, sonuç ne oldu: fiyasko 🙂

Şimdi taktik zamanı. Diyelim ki duygularınızı açıkladınız ve onun sizle ilgilenmediğini öğrendiniz. Şimdi ne olacak?

Öncelikle verdiğiniz hediye veya tutumunuzda bir kadına bunun “bir dönüm noktası” olduğunu hissettirmemeniz gerekiyor. Evet-Hayır gibi bir dönemeç yaratırsanız kaybedersiniz.

Kadınlar erkeklerin ne düşündüklerini çok iyi bilirler. Sizin onu ne kadar çok istediğinizi de bilirler. Hatta bunu en başından beri biliyorlardır. Siz bu durumu dile getirdiğinizde negatif bir atmosfer ve rahatsız edici bir ortam yaratmış olursunuz.

Özetlemem gerekirse şirin şeyler yaparak kadınları ne kendinize benzetebilirsiniz ne de sizinle ilgili duygularını değiştirebilirsiniz. Hatta bu tip şeyler size zarar verir. Biz erkekler bu hatayı sürekli yaparız çünkü bencilizdir.

Yanlış düşünce genellikle şöyle oluyor: Birinden hoşlanırsın – Ona ondan hoşlandığını söylersin – Oda senden hoşlanır. İstisna kaidesi dışında yok böyle bir şey.

Son sözüm şu;

Beğendiğiniz birinin çok üstüne gitmeyin ve yüklenmeyin. Hediye, uzun mektuplar, gizli bir hayrandan düzinelerce gül, 200 tane sms mesajı, 40 kere telefon araması yapmayın. Onun hislerini anlamak için izleyin ve dinleyin. Her türlü işareti anlamaya çalışın. Onu anlamak gerçekten ne istediğini ve sizin ne istediğiniz anlamanız için çok önemli olacaktır.

Paylaşın:

Siz nasıl bir iz bırakacaksınız?

Özellikle kurumlar insanların hayatlarında önemli izler bırakırlar ki özellikle çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve rakipler üzerinde. Her hareket diğerleri üzerinde iyi yada kötü mutlaka bir etki bırakır. Tüm yöneticiler zaman zaman arkaya bakarak ne tip bir iz bıraktıklarına bakmaları gerekir. Aynı zamanda sizde birlikte olduğunuz arkadaşlarınız, aileniz, patronunuz üzerinde mutlaka bir iz bırakırsınız. Bıraktığınız iz sizin nasıl hatırlanacağınızın ipucudur.

Sizce kısa vadeli düşünen, çabuk elde edilecek karlarla hissedarların ağzına bir parmak bal çalan, at gözlüğü ile ilerleyen bir organizasyon/kişi nasıl bir iz bırakır?

Büyük bir gemi küçük bir tekneden daha çok iz bırakırken, aynı büyüklükte hızlı bir teknede daha yavaş olandan daha büyük iz bırakır unutmayın.

Organizasyonunuz ve siz ne kadar büyüksünüz? Ne kadar hızlısınız? Arkanızda bıraktığınız izin etkilerini ne kadar önemsiyorsunuz? Büyüklük ve hız derken unutulmaması gereken bir şey var: Kaş yaparken göz çıkarmamak gerekir. Büyük bir gemi büyük bir hızla küçük teknelerin arasına dalarsa ne olacağını tahmin edebilirsiniz. Büyük bir iz bırakırken onların batmasınada sebep olur. Belki açık denizde o hız yol alınmasına yol açabilir ancak özellikle boğazı geçerken bu kadar yüksek bir hız yaparsanız çevreye zarar verirsiniz yani her zaman denge ve ayar önemli.

Kişilerin gönüllü olarak bir araya geldiği ve bir amaç etrafında toplandığı organizasyonlarda genellikle bırakılacak iz ve bundan kimlerin etkileneceği belli olur. Gönüllü ve hedfefi belirli işlerde bırakılacak iz çoğunlukla kutsal ve değerlidir. Burada tabiki hayır kuruluşlarını kastediyorum, gönül birliği gibi dursada kendi fikirlerini adapte etmek için insanları bir araya getirenleri değil.)

Yaşlandıkça enerjimiz azalacak bundan kaçış yok. Bu da giderek ardımızda daha az iz bırakabileceğimizi gösteriyor. Ne yapılabilir yada sen ne yapıyorsun derseniz şudur: yazmaya çalışıyorum, projeler geliştiriyorum, sürekli araştırma yaptığım için bulgularımı paylaşarak yeni uygulamaların önünü açıyorum, kitap yazmayı planlıyorum, bazı kuruluşlara yardımda bulunuyorum, iyi bir baba olmaya hazırlanıyorum vb. gibi sadece iyi izler bırakmaya çalışıyorum, umarım oluyordur.

Gerçi kimse arkasında kötü iz bırakmaz istemez, neden istesin ki? Madem herkes iyi iz bırakmak ister o zaman önemli olan bıraktığınız iz’in ve sizden/organizasyonunuzdan etkilenen kurum ve kişilerin farkında olmanızdır. Kaç kişinin hayatını etkiliyorsunuz? (Şu ana kadar buradaki yazılarımı 1100 kişi okumuş, umarım iyi bir iz bırakabilmişimdir.) Kötü iz bıraktıklarınız varsa farkında olmanız ve bu izi nasıl düzeltebileceğinizi düşünmeniz önemli.(Kasıtlı yapmadı iseniz tabiki.)

Nasıl hatırlanmak istiyorsunuz? Bu koca dünyada nasıl bir iz bırakacaksınız? Biraz hız kesip nasıl bir iz bırakacağınızı tasarlayabileceğiniz zamanınız hala var. Hadi….

Paylaşın: