Karşımızdakilerin beklentileri

Bazen eşim ile akşam karşılaştığımızda ben gülerek merhaba derken onun asık suratıyla karşılaştığım oluyor. Ben sempatik olarak selamımı devam ettirip kendim gibi karşılık görmeye çalışıyorum ama olmuyor. Çoğu zaman bir gün önceki dikkatsizliğim ya da patavatsızlığım sonucu söylediğim bir söz ya da davranış ertesi gün tavır olarak karşıma çıkabiliyor. Ben de bu durumda ya izah etme ya özür dileme ya da haklılığımı savunmaya çalışıyorum. Ama sempatik bir merhabaya ters tepki almak hiç hoş olmuyor.

Hepimiz özellikle bize yakın olan kişilerin söylediği ya da yaptığı, söylemediği ya da yapmadığı şeylere çok şaşırabiliriz. Nasıl olurda patronum beni reddeder? Nasıl elemanım bu hatayı yapar? Nasıl herkesin içinde bana sesini yükseltir? Neden yaptıklarıma müteşekkir değil?

Eğitimlerimde de çoğu zaman katılımcıların paylaştıkları yaşanmışlıklarda çok fazla diğerlerinin davranışlarına olan şaşkınlıklarını dinliyorum. Bu durumda problem kimde?

Bence problem ne bizde ne de karşımızdakilerde, problem “beklentilerimizde”
Bu insanların iyi ya da kötü davranması da değil. Bu bizim onların davranışlarının aksindeki beklentilerimizde. Biz onların bizim istediğimiz gibi davranmalarını bekliyoruz, kendi istedikleri gibi değil.

Sanırım artık gönderdiğiniz bayram smslerine neden cevap vermediğimi, neden parasız iş yapmadığımı, neden gece gündüz deli gibi çalışacağıma evde kızıma vakit ayırdığımı anlıyorsunuz.

Herkese önerim: Bilgisayar mağazasında süt bulamadığınızda üzülmeyin.

Çözüm: Kabul edin. Herkesin kendince bir hayatı ve düşünce tarzı olduğunu kabul edin. İnanın bu hayatınızı çok kolaylaştıracak.

İnsanlar ve kurumlar giderek birbirlerine benzemek yerine katlanarak artan bir değişim içindeler. Bu da alıştığımız şirket ortamları dışında ve bizden farklı düşünenler ile bir arada yaşamaya çalışmamız gerektiğini gösteriyor. Bazen kendisine bir şey alattığım, eğitim verdiğim insanların beni dinlemediği ya da dinlerMİŞ gibi yaptığını görüyorum. Her halukarda karşımızdakiler beklentimiz dışında davranıyorlasr ve buna üzülüyoruz, kızıyoruz.

Hepimizin bildiği altın kural olan “Herkese sana davranmalarını istediğin gibi
davranmalısın” sanırım artık şöyle değişti; “Herkese kendilerine davranılmasını istedikleri gibi davranmalısın.”

Demek ki karşımızdakilerin kendilerine nasıl davranmamız gerektiği konusundaki düşüncelerini öğrenmemiz gerekecek. Bu yüzden karşımızdakileri tanımak ve anlamak çok önemli bir hal alıyor.

Bazı kültürlerde toplantıya zamanında başlamak önemli iken bazılarında değildir. Bazılarında konuşanı bölmek normal bazılarında değildir. Eğer çevrenizdekilerin beklentilerini anlarsanız onları hem kolay yönetebilir hem de çok daha iyi iletişim kurabilirsiniz.

Bazı kültürlerde kişiler kalabalık içinde birbirini azarlamaz ya da aksi fikrini belirtmeyi doğru bulmaz.

Unutmamalıyız ki hepimiz Türkiye’de yaşamış olsakta hepimiz farklı ailelerde yetiştik, farklı öğretmenlerden ders aldık, farklı şirketlerde çalıştık, farklı hobilere, farklı rüyalara sahibiz. Her ne kadar aynı kelişmeleri kullansakta aslında farklı dillerde konuşuyoruz.

Eğer karşınızdakileri, özellikle üstlerinizi iyi tanımıyorsanız onların farklılıkları ile karşılaşacağınızı unutmayın ve kabullenmeye hazır olun.

Yaptığınız her konuşma, yaşadığınız her şeyde karşı tarafı tanıyacak bir şeyler olduğunu unutmayın ve gözlemlemekten vazgeçmeyin. Çevrenizi, üstlerinizi, şirketinizi tanıdıkça beklentilerinizin daha gerçekçi olacağını, onlara nasıl davranırsanız nasıl tepki alacağınızı bileceksiniz.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Beğendiniz mi? Patreonda yer alan kanalımızdan aylık abonelik ile bizi destekleyin!
Paylaşın:

Karşımızdakilerin beklentileri” hakkında 1 yorum

  1. Onur

    Bende bu konu hakkında düşünüyordum , süper bir yazı.. Elinize sağlık..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twenty + four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.