Etiket arşivi: fiyat

Çinliler neden kazanıyor?

China-economy-2Bir geçmişteki zaferlerimizle övünüp, “bak bizden korkup çin seddini yaptılar” diyerek kendimizi avuta dururken Çin’liler dünya liderliğine ciddi ciddi adaylıklarını koyuyorlar. Bunu yaparken, birçok sektörün şikayet ettiği “fiyat düşürme” yada “fiyat savaşını” kullanıyorlar. Siz Batı şirketlere “Fiyat savaşı neye yarar?” sorusunu sorduğunuzda hala “Hiçbirşeye” yanıtını veriyorlar.

Birde olaya Çin açısından bakalım mı?

Öncelikle Çin, fiyat savaşını meşru ve efektif bulduğu bir strateji olarak görüyor ve uyguluyor. Son 10 yılda özellikle tüketici elektroniği, küçük ev aletleri, kişisel bilgisayar, cep telefonu ve otomobilde fiyatı kızıştırıyorlar. Bu fiyat savaşını kazanıp pazarda büyük pay kapan ve karlarını artıranlar Çin’de kahraman olarak görülüyor.

Çin fiyat savaşları konusunda gerçek bir dehaya sahip. Yani sadece ucuz üretmekle fiyat savaşının kazanılmayacağının farkında. Benim kanımca Çin’li yöneticiler Batılı Yöneticilerin görmedikleri yada umursamayıp atladıkları bazı noktaları planlamada ve uygulamada ciddi başarılılar.

Fiyat savaşında çok iyi analiz edilmesi gereken 2 unsur vardır: Pazar ve müşterinin fiyat hassasiyeti. Öncelikle Çin, fiyat savaşına girilen alanlarda büyüdüğünü farkediyor. Hem iyi hemde kötü firmalar ile bu rekabete giriyor. Fakat fiyat savaşını kazanmada verimsiz firmaların elenmesi gerektiğini unutmuyor.

Batı daha olgun bir pazar olmasına karşın pazarlama stratejileri geliştirme konusunda yönetsel becerileri ve kurnazlığı teşvik ediyor. Halbuki Çin bu konuda çok net. Eğer müşterinin fiyat hassasiyeti varsa sen ne numara çevirirsen çevir düşen fiyata anında yanıt veriyor. Zaten sizdedikkat ederseniz Çin fiyat hassasiyeti olmayan A-B grubuna hitap eden lüks mallarda neredeyse hiç yoktur.

Çinliler herhangi bir alanda fiyat savaşı yapmanın avantajlı olduğunu nasıl anlıyorlar? Ne zaman savaşa başlıyorlar? Savaşa nasıl hazırlanıyorlar?

Bu konuda örnekler var. Renkli TV konusunda önce içerideki küçük ve verimsiz firmalar saf dışı bırakılıyor. Daha sonra Çin’e en çok TV ithal eden Japonya hedefleniyor. Hedefe yönelik olarak ayarlanan fiyatlar rakibi çaresiz bırakıyor. Fiyat rekabeti rakip firmaların maliyet çalışmalarını ve üretm süreçlerini reorganize etmeleri anlamına geliyorki buda ciddi anlamda Çin’e zaman kazandırıyor.

MikroDalga fırın konusunda ise Çin’li tüketicilerin mutfaklarını modernize etmeleri konusundaki isteklilikleri rol oynuyor. Fiyat düşüşü satışları %100 artırıyor. Burada Galanz adlı firma bizim “sürümden kazanma” dediğimiz yolla zayıf rakiplerin tamamını geçiyor. Üstelik sadece ürünü değil üretim, dağıtım ve yedek parça konusundada çok uygun fiyatlar sunuyor. Bunun içinde ilk fiyat düşüşü öncesindeki 2 ay 24 saatlik bir çalışma ile hazırlığını tamamlıyor.

Aslında tüm stratejilerde yaptıkları; fiyatları satış hacmini sistematik artıracak şekilde düzenli olarak düşürmek yada düşük tutmak.

Peki biz nerede kaybediyoruz?

Özellikle Türkiye’de öncelikle cebe giren paraya bakıldığı için maliyet önemsenmez. Gerçi son 10 yıldır oda değişti. Fakat en önemli şey bir firmanın gerçek maliyetlerini anlık izleyebilmesi ve bilmesidir. Eğer maliyetinizi bilirseniz satış yapabileceğiniz maksimum ve minimum fiyatlarınızı belirleyebilirsiniz. Eğer birde bu max-min fiyatlarla oynayabilmek için ciddi bir maliyet çalışması yaparsanız işte o zaman fiyat avantajıda yakalayabilirsiniz. Şunu bilmeniz önemli: hangi maliyetleri ne oranda kıstığınızda fiyatı ne oranda aşağı çekebiliyorsunuz? Bunu bilirseniz Çinliler gibi savaşa planlı ve hazırlıklı giriyorsunuz demektir.

Paylaşın:

Uyanık Süpermarketlerin Kurnaz Taktikleri

supermarketSüpermarketlerin bize alışveriş yaptırmak için uyguladıkları taktikleri biliyor musunuz?

Zaruri ihtiyaç maddeleri (özellikle ekmek) marketin en uzak köşesine konuyor ki onu almaya gidene kadar
yolda diğer ürünleri görebilin.

Marketlerde doğal olarak sağ taraftan gezmeye başlarsınız.(Çoğunluk sağ elini kullanan insanlardan oluşuyor.) Bunu değerlendiren market sahipleri en pahalı ürünleri en sağa koyarak sola doğru en ucuz ürünleri koyarlar. Böylece alışveriş kararlarınızı maksimum düzeyde tutarlar. Ayrıca ürün promosyon ve tanıtımları ürünlerin sağ tarafına konan etiketlerle daha hızlı gösterilebilir.

Gerçekçi olmayan fiyatlamalar. 10 YTL yerine 9.90 YTL gibi. Amaç bu sayıyı yukarıya yuvarlayarak düşünme süremizi artırmak. Hemen karar vermememizi sağlamak. Yapılan bazı araştırmalarda kararı ilk basamaktaki sayının belirlediği de saptanmış.

Ne alırsan 1 YTL manmtığı ise marketlerde büyük bir kafes şeklinde bir yerde karmakarışık ürünlerin atılması ile yapılır. Amaç karışık bir yerde ürün arayanların diğer müşterilerinde dikkatini çekmesini sağlamaktır.

Eğer müşterileri yavaşlatmak istiyorsanız ayna kullanırsınız. Özellikle tekstil bölümlerinde müşterilerin ürünleri üzerlerinde denemeleri ve vakit geçirmeleri istenir.

Koridorlar – Özellikle erkekler sadece almak istedikleri ürünlere yönelirler sonrada aynı şekilde geri dönerler. Satış literatüründe buna “bumerang etkisi” deniyor. Süpermarketler bu şekilde tüketilen ürünleri genellikle ürün koridorlarının en ortasına koyarak maksimum ürün göstermeye çalışırlar.

Avrupa’da bazı marketler bebek-çocuk bölümünde bebek kolonyası yada pudrasını havalandırmanın orada açarak gelenlere yeni doğumu çağrıştırıp rahatlamalarını sağlamaktalar.

Sepet birden fazla şeyin alışverişinin yapılabilmesini teşvik ettiği için hemen giriş kapısının yanında tutuluyor.

Sabahları taze ekmek kokusu tüm gün taze ekmek olacağı ve diğer saqtılan ürünlerinde tazae olduğu öngörüsü yaratıyor.

Hiçbir koridorunun sonunda ürünsüz bir yer olmaz. Müşteri ile ürünler arasında sürekli göz kontağı sağlanıyor.

Avrupa ve Amerika’da koridorların sonunda sağ tarafa çeşitli ürünler hakkında bilgi veren monitörler yerleştirilmeye başlanmış.

Yürüyen merdivenler katlı mağazalarda katlar arası geçişi kolaylaştırıyor. Çıkış ve inişlerde sizi mutlaka mağazaların yada standların önünden geçirecek şekilde dolaştırıyorlar.

Yerlerde anti statik madde kullanılarak müşterilerin elektriklenip sinirlenmemeleri sağlanıyor.

Bazı marketler özellikle Amerika’da bir köşeye çocuklar için oyun alanı yaratıyor ve anne-babanın rahat alışverişi yapmasını sağlıyor.

Bazı restaurantlar yermek kokusunu sokağa vererek insanların canını çektirmeye çalışırlar. Marketlerdeki kozmetik bölümleride bedava makyaj yada parfüm denemeleri yaptırarak bu tarafımızı tetiklemeye çalışırlar.

Göz hizanıza koyulan ürünler için satıcı firmalardan ekstra prim, iskonto ve ücretler alıp fiyatları daha düşük tutabilirler. Ayrıca merdiven, kasa önü gibi insan gözünün değdiği her alanı değerlendirirler.

Sezon kapanışı, tadilat vb. bahanelerle müşterilerin ucuz zaafları tetiklenir.

Ödeme yaptığınız anda size çeşitli broşürler ve özellikle kendi broşürlerini vererek sonraki alışverişinizi ayarlamaya çalışırlar.

Marketlerin tam girişinde çok güçlü ve büyük bir poster yada ürün satışı görebilirsiniz. Bunun amacı sizi ilk girişte biraz olsun durdurmaktır.

Açık mor renk insanlara para harcattıran renk olarak kullanılır.

Popüler ve çok satılan ürünlere daha kolay erişiminiz sağlanır. Popüler ve talep edilen ürünlerin yaklaşık tüketim süreleri düşünülerek müşterinin bir sonraki gelişinde neyi talep edeceği kestirilmeye çalışılarak mağaza düzenleri dinamik olarak değiştirilir.

Tekrarlayan sloganlarla sizdeki imajlarını sürekli güncel tutmaya çalışırlar. Dikkat edin kapı girişlerinde yada promosyon duyurularında aynı dil hakimdir.

Büyük alışveriş merkezlerinde tuvalet, mescit ve dinlenmek için oturaklar kullanılır ki müşteri hem başka ihtiyaçlarını karşılayabileceğini bilsin, gerektiğinde dinlenebilsin hem de alışveriş konsantrasyonunu dışarı çıkarak kaybetmesin.

Pahalı bölümlerde küçük yer karoları kararın hızlı verilmesini sağlarken büyük yer karoları yavaşlatmaktadır.

Fast food firmalarındaki hızlı müziğin aksine içeride çok kalınması istendiği için ya çok yavaş yada hiç müzik çalınmamaktadır. Çalınan müzik müşterinin rahat düşünebilmesi için söz içermez.

Erkek ürünleri üst katta olur. Bayan ürünleri katından geçerek erkek katına çıkılır ve geri dönerken yine oradan geçilir. Amaç erkeklerin bayan arkadaşlarına ya da eşlerine de bir şeyler alabilmelerini sağlamaktır.

Bazı mağazalar yere çizdikleri yönlendirmeler ile yada mağaza içi dizayn ile sizi mağazanın tamamını gezdirirler.

Sizi dış dünyadan koparmak için asla pencere konulmaz.

Ya işte böyle, şimdi marketlere gittiğinizde biraz daha dikkat edin bakalım dediklerimi yakalayabilecek misiniz?

Paylaşın: