Etiket arşivi: Ölüm

Önce kendi yaşantınız olmalı

Yaşadığımız yer, çevremiz yani kültürümüzü tanımlayan her şey hayatımızı birebir etkiliyor. Ve en çok üzüldüğüm şeylerden birisi kültürümüzün pozitif olmayı, kendimizi iyi hissetmemiz için bir şeyler yapmamızı yeterince önermemesi. Hergün çocuklar okullardan, yetişkinler medyadan, alışveriş merkezlerinden, kredi kartı satan bankalardan hayatımızı yönlendirmeye çalışan binlerce mesaj ile bombalanıyoruz. Sürekli birileri bir şeyleri yap ya da yapma demekte.

Tüm bunlara sevecenlikle başkaldırıp yapılabilecek şeyler var;

Kendi adınıza başarıyı tanımlayın – Sizin için başarılı olmak ne demek? Başkalarının başarı tanımlarını boşverin. Başkalarının mutlu olduğu şeyleri kendinize reçete etmeyin. Zengin olmak vb. klişeleride boşverin. Fiziksel güzellik kadar kültürel güzelliğinde olduğunu düşünün. Bence başarı NASIL yaşadığınız NELERE sahip olduğunuz ve NEYE benzendiğinden ibaret. Başkalarına karşı merhamet, sevecenlik ve yardımseverliğinizden ibaret. Size çok pembe gelebilir ama en zenginler bile bir parça beze sarılarak gittiler unutmayın. Dengeli ve huzurlu bir hayatı yaşayabiliyor olma başarısını satın almak kolay değil ki? Kendimizi başkalarının ilgi odağına oturtmaya çalışmaktansa başkalarına yardım edenlerin odağına koymanın yollarını hiç arıyor muyuz? Anlamlı, bir amaca hizmet eden ve geleceğe kalacak bir şeyler yapıyor muyuz? Eğer bunları yapıyorsanız benim kitabımda BAŞARILISINIZ.

2) Birgün öleceğinizi bilin. Bizim kültürümüz “hiç ölmeyecekmiş gibi çalış, yarın ölecekmiş gibi ibadet et” derken “çalış” kelimesini iş yapmak olarak algılar. Aslında bu “her konuda gayret göster” anlamına gelir, sürekli para kazanmak için elinden geleni ardına koyma değil. Küresel ısınmayı, depremi göz ardı ederek sanki hiç biri gerçekleşmeyecekmiş gibi vurdum duymaz olmamak lazım. Bu ülkede 10-15 yıl sonra çok ciddi su sıkıntısı olacak yani çocuklarımızın üniversiteye başlayacağı dönemde. Önemsiz olan bir çok şeye gösterilen ilginin sadece onda biri bile birçok şeyi değiştirecek gücün sizde olduğunu gösterir. Bir an önce öleceğinizi kabul ederek hayatınızı daha anlamlı ir hale getirmeye başlayın.

3) Geçmişi bırakın geleceğe bakın – Geçmişi kabullenmek ve onunla yaşamayı öğrenmek gerek. Sürekli hesabını tuttuğunuz bir geçmiş geleceğe yolculuğunuzda size ayak bağı olur. Eğer geçmişinize baktığınızda hayatınızla ilgili olumsuz şeyler görüyorsanız artık gelecekte yapmanız gereken iyi şeylerin farkındasınız demektir.

4) Düşünün – Birilerini söyledikleri ile, yapın ve yapmayınlarla ilerlemektense düşünün. Okuyun, tartışın, yazın. Hayat hikayenizi çocuğunuz için yazın. Sizin hayatınızı değiştiren olayları, kişileri yazın. Yaptığınız ve yapmak istediklerinizi düşünün. Nasıl yapacağınızı düşünün. Diğer insanları ve yaşamlarını düşünün. Sizin o hayatlar için neler yapabileceklerinizi düşünün.

5) Kendi kültürünüzü yaratın – Sevdiğiniz insanlarla beraber bir arada mutlu bir hayat yaşamnın yollarını keşfe çıkın. Kopyalanmış hayatların defoları ve kusurlarıyla kendi hayatlarınızı kirletmeyin. Yaşadığınız hayatı anlamlı kılacak kendi yaşamınızı kurun!

Resim : Yaşam Çiçeği – http://en.wikipedia.org/wiki/Flower_of_Life

Paylaşın:

Ölüme dair saçma sapan şeyler

Hayat sigortası pazarlayan bir şirketin sitesinde ölüme dair saçma sapan şeylerden oluşan bir yazıya rastladım. Bu bilgileri kullanarak hayat sigortası yapmanın ne kadar gerekli olduğunu anlatmaya çalışmışlar.

1. Kafası kesilen bir insan 15-20 saniye kadar yaşayabiliyormuş. Yani eski Fransa’da giyotin ile kafası kesilen kişiler kafasız bedenlerini bir süreliğine görebiliyorlarmış.

2. Kaybolan kediniz için yas tutar mısınız? Belki Mısırlılar gibi kaşlarınızı traş edersiniz.

3. Herkes sevdiklerinin yanına gömülmek ister. Bazı inanışlarda eğer ölene siyah kıyafet giydirilirse yaşayanlara dadanacağına inanılırmış.

4. Çelenk gönderme adedinin sebebi biliyor musunuz? Bazı inanışlarda çelenk’in ölenin ruhunu çerçeveleyip geri dönmesini engelleyeceğine inanılıyor.

5. 1931 yılında Henry Ford yakın arkadaşı Thomas Edison’un son nefesini bir şeye koymuş ve etiketleyerek saklamış.

6. 1800’ler hemen hemen hepsinde silah olan kovboyların ölüm sebeplerinin başında atlarının çiftesini yemeleri geliyormuş.

7. General John Sedgewick’in son sözleri “Bunlar (konfederasyon askerleri) bu mesafeden bir fili bile vurama…” olmuş

8. Mısır’da Kral Tut’un mezarına giren 20 kişi 10 yıl içinde lanet sebebiyle ölmüş.

9. Eğer Everest’in tepesinden atlayarak intihar etmeyi düşünüyorsanız yere düşmenizin 2,5 dakika süreceğini unutmamanız gerekiyor.

10. Pirene’lerde bir arı besleyici öldüğünde beslediği arılara fırça ile siyah boya sürülürmüş.

11. Reenkarnasyona inanan John Bowman öldükten sonra her an geri döneceklerine inandığı kendi ve ailesi için her akşam yemek masası kurdurmuş. Taki bıraktığı miras bitene kadar.

12. Oscar Wilde’ın son sözleri “Duvar kağıdımla ölümüne bir düello yaptık.” Ve duvar kağıdı yendi.

13. Eski bir inanışa göre eğer evin kapıları kilitliyse ölen kişinin ruhu dışarı çıkamazmış.

14. Her yıl 2.500 solak, sağ elini kullananlar için yapılmış araçları kullanmaya çalışırken ölüyormuş.

15. Her yıl 100 kişi tükenmez kalem yutmaktan ölüyormuş.

16. Hamamböceği kafası yokken 9 gün yaşayabiliyor ve açlıktan ölüyor.

Size ölümün her an gelebileceğini, bir hamamböceği bile olamadığınızı söylemeye çalışıyorlar.

Paylaşın:

Çocuklara ölümü anlatmak

Şehitler, cinayetler, savaşlar, hastalıklar artık her gün bize ölümü hatırlatmak için sıraya girmiş gibiler. Böyle bir durumda birisi öldüğünde, çocuğunuza bununla başa çıkması konusunda yardım etmek ve anlamasını sağlamak oldukça zor bir iştir.

Çocuklar yaşları, deneyimleri ve kişisel özellikler elverdiğince anlarlar. Fakat “ölüm-vefat” gibi hassas bir konuda bazı şeyleri doğru anlatmak gerekiyor.

Çocuğunuza karşı öncelikle dürüst olmalı ve soru sorması konusunda cesaretlendirmelisiniz. Çok fazla vereceğiniz cevap olmadığından bunu yapmanızın kolay olmayacağını biliyorum. Fakat çocuğun kendini rahat ve ona karçı açık olduğunuz bir ortamda olduğunu hissetmesi önemlidir. Ayrıca dini inancınıza göre “ölümün” ne anlama geldiğini anlatabilirsiniz.

Çocuklara kendi dillerinde ölümü anlatmak

Çocuğunuzun yaşı, ölümü anlaması konusundaki kapasitesini ve sizin ona nasıl yaklaşacağınızın belirleyicisidir. Her çocuğun kendina has özellikleri olduğunu unutmayın.

Çocukların hayatı , 5-6 yaşına kadar çok sadedir. Bu yaşa kadar basit ve somut olarak ölümü anlatmak kolaydır. Örneğin çok yaşlı yada hasta biri varsa, artık bu kişinin vücudunun daha fazla çalışmayacağını, doktorlarında bu durumu düzeltemeyeceği şeklinde bir açıklama getirebilirsiniz. Eğer bu kişi aniden ölürse, o kişinin vücudunun çalışmasının durduğunu söyleyebilirsiniz. Bu durumda “ölmek” yada “ölü” artık vücudun çalışmaması anlamına gelecektir.

Bu yaştaki çocuklar için zor olan yaşayan bir şeylerin ölmesini ve bir daha geri gelmeyecek olmalarını anlamaktır. Eğer yukarıdaki gibi bir açıklama yaparsanız size bir süre sonra nerede olduğunu sormaya başlayabilecektir. Bu noktada sizin sabırlı ve sakin bir şekilde o kişinin geri gelmeyeceğini ve onu tekrar göremeyeceğini açıklamanız gerekmektedir.

Sakın üstü kapalı cümleler kurmayın. Ör. “uzağa gitti”, “uyumaya gitti” “onu kaybettik” vb. Bu tipteki örtmece sözler o yaştaki çocukların basit algılarıyla uykuirinin evden gittiğinde geri gelmeyeceğini, kaybolacağını düşünmelerine yol açabilir.

Ayrıca çocuğunuz bu konuda giderek derinleşen sorular sormaya başlayabilir. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk öldükten sonra nereye gittiklerini yada ölümden sonra hayat olup olmadığını sorabilir. Öncelikle onun mezarlıkta olduğunu söylemelisiniz. Sonrada dini inançlarınız gereği ölüm ve sonrasına ilişkin inançlarınızı anlatabilirsiniz.

6-10 yaşlarındaki çocuklar her canlının bir gün öleceğini kavrayabilirler. Örneğin 9 yaşında bir çocuk dedesi ölmesin diye bir dilek tutabilir yada dua edebilir. Bu yaştaki çocuklar ölümü “kötü adam” “iskelet” “kurukafa” gibi algılarlar. Ve onların ölümü anlamalarının tek yolu kesin, basit, net ve dürüst açıklamalar yapmaktır.

Gençliğe adım atan çocuklar artık tüm canlıların dilek, dua ve isteğe bağlı olmasızın bir gün mutlaka öleceklerini kavramışlardır. Gençler kendi ölümlülüklerini ve bu konuda ne kadar güvende olup olmadıklarını sorgulamaya başlarlar. Örneğin trafik azasında ölen 16 yaşında birini duyduklarında arabanın ön tarafında oturmak istemeyebilirler. Burada sizin yapabileceğiniz en doğru şey empati yaparak onun korkusunu ve üzüntüsünü anlamaya çalışmak olacaktır. Tam bu nokta da güvenli ve sağlıklı araba sürüşü konusunda yani araba kullanılacaksa alkol alınmaması gerektiği yada emniyet kemeri bağlanması gerekliliği anlatılabilir.

Ayrıca gençler kendilerine yakın arkadaşları ilede “ölümün” anlamı konusunda bilgi alışverişinde bulunurlar. Eğer ölüme ilişkin doğru dürüst tanımlar alamazlarsa hayatın anlamını sorgulamaya başlarlar. Bazen birinci dereceyakını ölen çocuklar suça yönelebilirler. Bunun sebebi üzüntüleridir ve yapılması gereken onların üzüntüsünü anladığınızı göstermektir.

Yas tutmak

Çocukları cenazelere götürmek doğru mudur? Bu size ve çocuğunuza bağlıdır. Türkiye’de özellikle birinci dereceyakını ölen çocukların, o kişinin geri gelmeyeceğine ikna olmaları için mezara sokulurlar ve cenazeyi tutmaları istenir. (Ben annemde yaşadım) Cenaze öncesinde çocuğa katılmayı isteyip istemediğini sormak, neler olacağını anlatmak gerekir.

Cenaze ile ilgili ne anlatacaksınız? Ölen kişinin bir gün süre ile kendi evinde kalacağını, sabah camiye götürüleceğini ve yıkanacağını, daha sonra kefen diye temiz beyaz bir beze sarılacağını ve tabuta konulacağını, cenaze namazı kılındıktan sonra evinin önüne getirilerek “hakkını helal edip etmediğini” sorulacağını vb. dini ritüellerimizi anlatabilirsiniz. Ayrıca cenazeye katılacak insanların üzgün oldukları için ağlayacaklarını vb. de söylemelisiniz.

Eğer siz çocuğunuza yukarıda bahsettiğim şekilde sakin bir açıklama ve destek veremeyecek kadar üzgün olursanız bir yakınınızdan bunu istemelisiniz. Ama güveneceğiniz biri olmalı.

Çocuğunuzdan duygularınızı saklamayın. Acınız gereği ağlıyorsanız ağlayın. Bu sayede çocuğunuzda sizinle duygularını dürüstçe paylaşmayı öğrenecektir.

Çocuklar kendilerince ölümle baş edebilirler, belki biraz yalnız kalmak isteyebilirler, önemli olan kendilerince yas tutmalarına yada üzülmelerine izin vermeniz, sabırlı olmanızdır.

Aklınızdan çıkarmamanız gereken olanların yetişkinler gibi davranmayacakları olmalı. Ağlamayabilirler ama hiper aktivite gösterebilirler. İçlerine kapanabilirler yada birden bire başkalarının yanında rahatsız olmaya yada sizin evden gitmenize karşı aşırı tepki göstermeye başlayabilirler. Sakın bu davranışları kişisel olarak algılamayın ve çocuğu yargılamayın. Sabırlı olun.

Bundan 39 yıl önce dün(16 Kasım) 1967’de Merkezi ABD’de bulunan Uluslararası Şiir Forumu Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı yaşayan en büyük Türk şairi seçti. Şimdi onun bir çocuk şiiri ile yazımı bitirmek istiyorum;

RAHATLIK

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine çiçekler açacak dallarda.

Dallarda açan çiçekler gibi,

Yine çocuklar uyuyacak masallarda.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine uykular havuzda dibe gidecek.

Havuzlarda kaybolan uykular gibi,

Yine çocuklar mektebe gidecek.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine göklerden mavi gölgeler inecek yere.

Toprağı nurlandıran mavi gölgeler gibi,

Yine çocuklar gülümseyecek, askerlere.

Sen büyüdüğün vakit çocuğum,

Yine meltemler geçecek denizlerden.

Denizlerden geçen meltemler gibi,

Yine çocuklar olacak, rahatlık veren.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Paylaşın: