Etiket arşivi: oyun

Hadi tekrar çocuk olalım!

cocukolÇocukken büyüklere hayranlık duyarken şimdi herşey tersine döndü. Çocukları hayranlıkla seyrediyorum ve eğer şansım olsaydı tekrar çocuk olurdum diyorum. Şimdi düşünün çocukluğunuzda yaptıklarınızı ve benimle geçmişe kısa bir seyahat yapın. Hala yapabileceklerimiz var;

1. Bir tekerlek içi bulup onu çevirerek koşmaya çalışabiliriz, yada tornet yapıp binebiliriz.

2. Saç fırçasını mikrofon yapıp ayna karşısında şarkılar söyleebiliriz.

3. Çimenlerde çıplak ayak gezebiliriz.

4. Yüksek sesle, bağıra bağıra şarkı söyleyebiliriz.

5. Yazdığımız yazıları gülen suratlarla süsleyebilir, renkli kalem ve kağıt, kokulu silgi kullanabiliriz.

6. Komik kitaplar okuyabiliriz.

7. Bisküvit’i çaya banarak yiyebiliriz.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Bebeğinizin ilk yılı

zeynoBizim kız neredeyse 2,5 yaşına geldi.(Yandaki resim) Bizde onunla büyüdük, okuduklarımızı ve önerilenleri uygulamaya çalıştık, kısmen başardık kısmen başaramadık bazı şeyleri. Ama çocuğunuzun ilk yılı çok önemli. Örneğin bu dönemde bebeğinizle oynamak onun tüm duyularıyla etkileşime geçmeniz demektir. Gözleri, burnu, elleri ve ağzı onun araçlarıdır. Büyüdükçe bu araçları kullanarak keşfetmeyi öğrenecek.

Bebeklerin bu dönemine ilişkin iyi bir bilgi birikime sahip durumdayım. Kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum;

9 aylık olduğunda etki ve tepki, sebep – sonuç ilişkilerini anlamaya başlayacak. (Bu düğmeye basarsam müzik çalar vb.) Göremediği şeyleri istemeye başlayacak,(siz odadan çıktığınızda ağlama vb.) Özellikle 1 yaşına geldiğinde iyi bir iletişimci, el-kol hareketlerini kullanarak mesajlar veren ve belkide birkaç anlamlı-anlamsız kelime kullanan küçük bir insan olacak karşınızda. (Küçük bir öneri: Çocuğunuzun her gelişim aşamasında bir önceki dönemi unutma olasılığınız artacak. Konuşmadığı dönemi konuşmaya başladığında çok hatırlamayacaksınız. Fotoğraf ve hatta fotoğrafların yanına o günü anlatan kısa bir not ile geçmişi kayıt altına almalısınız.)

Bir oyun önerisi: Bir oyuncağı uçuyor diyerek havaya kaldırın ve gözleri ile takip edebileceği hızda havada dolaştırın. Daha sonra onu ellerine tutturmaya çalışın. Bu oyuncak özellikle sallandığında ses çıkaran bir şey olursa daha da iyi. Daha çok küçük olduğu için sadece tuttuğu bir şey olduğunu ve bunun yumuşak olduğunu hissedecek fakat hemen sıkılacak ve kafasını başka yöne çevirecektir.

Bu oyunda bebek anne-babasının ses tonunu dinlemekte ve öğrenmektedir.

Anne-baba ile bir oyuncak çerçevesinde iletişim kurulmuştur.

Anne-babasına onunla oynadıkları için memnuniyetini göstermektedir.

Anne-babanın yaptığı bir şeye oda kaşılık vermiştir. Gözlerini çevirerek yada eliyle tutarak.

Göz koordinasyonu ile el hissiyatı gelişmektedir.

Sesleri ve belki renkleri hissetmesi sağlanmıştır.

Onlarla konuşun ve oynayın

Onu karşınıza alın ve konuşun. Hatta siz konuştuktan sonra size yanıt vermeye çalışıp çalışmadığını gözlemleyin. Sizi kopyalaması için cesaretlendirin. Düğmeye bastığında müzik çıktığını yada eliyle ittiğinde kitabın sayfasını çevirebildiğini gösterin.

Saklan – Görün

Ellerinizle yüzünüzü kapayın ve “cee” diye yüzünüzü çıkarın. Amerikalılar buna “pee-ka-boo” diyorlar. Eğer gülümserse bacaklarına yada ellerine hafifçe dokunarak sizinde bu yanıttan mutlu olduğunuzu belirtin. 9 aydan sonra kafasının sağına ve soluna götüreceğiniz oyuncakları bulmaya çalışmasını sağlayabilirsiniz.

Şarkı ve Dans

İster kucağınızda farklı müzikler eşliğinde dans edin isterseniz ona şarkılar söyleyin. Sesinizin kötülüğünden yana korkmayın o sizi duymak istiyor unutmayın.

Top Oynayın

Farklı renk ve desenlerde toplar alın. Bebeğinizin onlara dokunarak hissetmesini sağlayın. Özellikle yaptığı şeyi görmesini sağlamaya çalışın. Ona yuvarlamasını ve bir kutuya atmasını ve çıkarmasını öğretmeye çalışın.

Paylaşın:

Yöneticiniz “Ali Cengiz Oyunu” yapıyorsa

Bazen yöneticiler bir kişiye yetki vermemek için çeşitli taktikler uygularlar. Ve üstelik bu taktiği projeleri yada kişilerin kariyerini sabote etmek için kullanırlar. Bu tip bir yarıştan nasıl kurtulursunuz?

Belki televizyonda seyretmişsinizdir belkide kendiniz yapmışsınızdır. Bir piknik oyunu vardır: Önce çift olursunuz, sonra ayaklarınızı birbirine bağlarsınız ve koşma yarışı yaparsınız. Oldukça komik görüntüler çıkar ortaya.

Bu tip yarışmalar pikniklerde eğlenceli ama iş ortamlarında tehlikelidir çünkü birlikte hata yapma olasılığı yüksek bir çift kasıtlı olarak bir araya getirilmiştir. Eski bir çatışmayı tekrar su yüzüne çıkarmak, kimin yönetici olduğunu özellikle belirsiz bırakmak, organizasyonel tansiyonu yükseltmek, yada prim için çekişme yaratmak vb. malzemeyi yönetici akıllıca kullanarak ya projeyi sabote etmeye çalışır yada bu kişilerin kariyerini.

Bu tip yarışlarda genellikle başarıdan tüm yarışmacılar sorumlu tutulurlar. Böylelikle çatışma içinde zorla başarmaya çalışınılır.

Eğer siz böyle bir yarışta değilseniz çevrenize şöyle bir bakın.

Hiç hoşlanmadığım ve başarısız olduğunu bildiğim bir kişi zorla ekibime verilmiş ve işbirliği yapmam istenmişti. Böyle şeyler bazende şirketin kendi iç kültüründen kaynaklanabiliyor. “Ben sevmediğim kişilerle çalışmak zorunda bırakılıyorsam bende başkalarını aynı durumda görmekten memnun olurum” düşüncesi çok tehlikeli. Özellikle sizin başarınız yöneticinizin başarısını gölgelemeye yetecek ölçüdeyse.

Diyelimki böyle bir duruma düştünüz ne yapacaksınız?

Partnerinize durumu açıklayın

Beraberce bu durumu masaya yatırmalı ve konuşmalısınız. Eğer sizlerii zor durumda bırakmak için, birileri sizi bir araya getirmişse bunu tersine çevirebilirsiniz.

Durumunuz ile ilgili hemfikir olun

Sizi bu şekilde bir araya getiren kasıtlı yaptıysa ya işinizi bozmak yada kariyerinizde yara açmak istiyordur. Eğer bilerek yapmadıysa bu durumu nasıl lehinize çevirebileceğinize ortaklaşa karar verin. Önemli olan gerçekte neyin olup bittiğinde karşılıklı hem fikir olmanızdır.

Yardım isteyin

Eğer siz çözemiyorsanız yardım isteyin. Sizi bu duruma getiren yöneticinizin üzerindeki bir yönetici yada etkili başka biri size yardım edebilir. Kasıtlı olarak kötü duruma düşürüldüğünüzü hissettiğinizde bir başka yöneticiden destek istemek gayri ahlaki değildir.

Eğer bu şekilde yapamıyorsanız diğer olasılıkları değerlendirin

Eğer bir şeylerde anlaşmıyor ve olumlu bir gelişme sağlayamıyorsanız profesyonel olun. Sizin yaptığınız işin kasıtlı sabote edilmesi yada kariyerinizin kasıtlı olarak zarar görmesi yerine iş değişikliği daha iyi bir çözüm olabilir. Pes edin demiyorum ama başarısız olmaktansa başarılı olacağınız başka bir bölüme geçmek yada iş değiştirmek alternatifi iyi bir çözüm olabilir.

Özellikle büyük organizasyonlarda, yaşı geçkin yöneticiler pozisyonlarını koruyabilmek için tecrübelerine ve zekalarına dayanarak bu tipte taktikler geliştirebiliyorlar. “Herkes kendince haklıdır” a inanmıyorum ve “ali cengiz oyunlarının” bir sonuç vermeyeceğini düşünüyorum.

Sizin yaşadığınız Ali Cengiz Oyunları olduysa bu yazıya yorum olarak paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:

Şirket politikaları oyun değildir!

No more politics today, thanks.

Image by Martin Deutsch via Flickr

Bazen severek ya da sevmeyerek bunu oyun gibi oynarız. Yetenekleriniz ya da ilginiz ne olursa olsun, eğer şirket içi politikaları olduğu gibi görürseniz daha iyi yaparsınız. Bu bir oyun değildir.

İşyeri politikaları hepimizin bildiği gibi hem başarımızı hemde mutluluğumuzun belirleyicisidir. İşyeri politikalarının bir oyun olmadığının farkına vararak yeteneklerinizden bağımsız olarak çok daha iyi şeyler yapabilirsiniz. Bunun spor müsabakalarından ne şekilde ayrıldığını bilmeniz başarı şansınızı artıracaktır.

“Oyun” da herkesin uymak zorunda olduğu kurallar vardır. “Politika”da ise kurallar değişir ve tartışmaya açıktır.

Geçmişi emsal almak yada herkesin adil olacağını düşünmek işe yaramaz. Geçmişi hesaba katın. Örneğin, bir iş arkadaşınızın zamanında isteği reddedilmişti, ama sizinki kabul edilebilir.

“Oyun” daha hakem vardır. “Politika” da ne hakem ne de başvuru noktası vardır. Herkes kendine göre doğru olanı yapar.

Adalet aramak zaman kaybıdır. Bunun yerine kendi etik kurallarınız doğrultusunda kendi hedeflerinizi gerçekleştirmeye çalışın.

“Oyun” belirli bölümlerden oluşur(devre) ve biter. “Politika” 24 saat sürer. Gerçekten bir dayanıklılık testidir.

Enerji düzeyinizi izleyin. Eylemin tutkunuzla sizi tüketmemesine gayret edin. Gerektiğinde dinlenin.

“Oyun” ‘un süresi vardır ve biter. “Politika” sonsuzdur. Organizasyon var oldukça sizde bu politikaya dahil olacaksınızdır.

İnsanlar sizi yaptığınız şeylerle hatırlasınlar. Eğer keşfedilemezseniz bilginiz size sıkıntı vermeye başlayacaktır.

“Oyun” formalı sabit takımlarla oynanır. “Politika”’da taraflar sürekli değişir ve kimin hangi takımda olduğunu kestiremezsiniz. Bazıları aynı anda birkaç takım adına oynarlar.

İnsanlar kendilerine size olacaklarından daha fazla sadık olacaklardır. Sizde birgün böyle bir şey yapacaksınız. Bunun böyle olacağını anlayın ve kabullenin ve elinizden gelenin en iyisini yapın.

“Oyun”da takımların büyüklükleri, yapıları ve misyonları birbirine benzerdir. Her takım aynı şekilde skor yapar. “Politika”da anlaşmazlıklar her şeyi farklı kılar.

Politik tarafların kaynakları tek ve önceden tahmin edilemezdir. Başarı neye ihtiyacınız olduğunu düşünmekte değil sahip olduğunuzu bilmektedir.

“Oyun” da izleyiciler vardır ve oyunu oynamazlar. “Politika”da seyirci yoktur, herkes oyuna dahildir. Bazıları aktif bazıları pasif olarak ama mutlaka herkes katılımcıdır.

Seyirciye oynamak boşunadır — çoğu kişi kendi personeli onu izliyor ile meşguldür. Halbuki sadece kendiniz kendinize hayran olabilirsiniz. Gurur duyacağınız şekilde davranın.

Politika ve Oyun önemli tek bir konuda benzerdirler— bir oyunu kazanmak oyuna ilişkin özel beceriler gerektirir. Politik olarak başarılı olmak olayları olduğu gibi görmekten geçer. Ve işyerindeki politik olayların oyun olmadığının farkında olmak gerekir.

Paylaşın: