Etiket arşivi: strateji

E-ticaret yapanlara taktik öneriler

E-ticaret yaparken para kazanmak için bazı taktikler geliştirmek zorundasınız. Çoğu zaman gözünüzün önünde duran küçük şeyleri kullanarak büyük faydalar yaratabileceğinizi kestiremezsiniz. Bu yüzden e-ticaret yapanlar için birkaç taktik vermek istedim.

1. Gönderdiğiniz her pakete mutlaka başka ürünlerinizi tanıtan broşürler koymalısınız. Bu broşürler satın alınan ürünü tamamlayıcı ürünleri içermelidir.

2. Eğer biraz daha fark verilirse aynı ürünün büyük boyu yada 2 tanesi teklif edilmelidir. Hala e-ticaret sitelerinde birden fazla alıma ekstra fiyat uygulayan yoktur.

3. Mutlaka aylık bir e-bülten hazırlayın veson gelen yeni ürünleri bu bülten ile tanıtın.

4. Satılan ürününü sigortası ya da bakımı gibi satış sonrası hizmetleride satmaya çalışın.

5. Özel günlerde gönderdiğiniz tebrik ve kutlama mesajlarının bir köşesinde yeni ürün yada kampanyanızı tanıtmayı unutmayın.

Okumaya devam et

Paylaşın:

İçimden hiç bir şey yapmak gelmiyor!

sikilmaHerhalde herkes bu duyguyu bir kez olsun yaşamıştır. Ne oturmak, ne kalkmak, ne gitmek nede birilerinin gelmesini istersiniz. Hiçbirşey yapmadan durur ama hiç bir şey yapmamaktan rahatsızlık duyarsınız.

Eminim bu durumda ne yapmak lazım diye sorsam bana uzun bir liste verebilirsiniz. Ancak liste uzadıkça bir şey yapma olasılığını azaltırsınız aslında. Bu yüzden bu tip durumlarda adece “tek bir şey” yapmaya çalışmak gerekir. Örneğin hemen kalkıp bir yürüyüş yapmak. Yürüsem mi? Berbere mi gitsem vb. listeyi siz uzattıkça hiç birini yapamazsınız.

Ne kadar basit ve kolay yapılabilir bir şey seçerseniz o kadar iyi olur.

Eskiden hem işyerimde hemde evde çalışma masamın üstü yüzlerce kağıt, en az 5 -10 tane kitap-dosya vb. bir karmaşa içindeydi. Fakat aradığım herşeyi istediğim anda bu karmaşada rahatlıkla bulabildiğim için düzenli olmadığım yönündeki eleştirileri dikkate almazdım. Fakat hem okuduğum bazı yazılar hemde kendi gözlemlerim sonucunda bu şekilde karmaşık bir masanın kafamı karıştırdığını, bir sürü işi aynı anda yapmaya çalıştığım için hiç bir işi doğru dürüst yapmadığımı farkettim. Ve masamda sadece iç rahatlığı ile uğraşabileceğim sayıda evrak bulundurmaya başladım. Hatta kendi yöneticilerimin masasının hep bu şekilde olmasınıda anlamıştım.

Özellikle benim çalıştığım şirket ve sektörlerde sadece tek bir iş ile uğraşmanız mümkün değildir. Aynı anda 40 tilkiyi koordine etmek zorundasınızdır. Üstelik sadece iş ile ilgili değil hem kişilerle hem özel hayatınızla tüm bunları koordineli götürmek zorundasınızdır. Bu yüzden sadece tek bir işe oddaklanmak mümkün olmasa da en azından sadece tek bir işe bir-iki saat ayırıp (diğerlerini bekleterek) ve hiç olmazsa “yaptığımı düzgün yapayım” düşüncesiyle kendime iyi bir sistem oturttum ve hala böyle devam ediyorum.

Öte yandan asla yapamayacağım ya da vakit ayıramayacağım işleri üstlenmiyorum. Herşeye atladığınızda(ki bunuda yaptığım dönemler oldu) bir süre sonra o kadar iş yükü altında “içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor” gibi depresif bir duruma dürükleniyorsunuz zaten.

Üstelik sadece belirli sayıda işi üstlenip gereken vakti ayırdığınızda o işleri başarıyor ve kendinizi iyi hissediyorsunuz.

Şöyle yapmanızı öneririm;

Canınız hiç bir şey yapmak istemediğinde aklınıza gelen ilk fakat yapmakta isteksiz olduğunuz alternatifi düşünün. Ör. yürümek
Yürümek için ilk yapmam gereken nedir? Ör. Spor kıyafetlerimi giymek.
Bunu hemen yapın.
Sonra tekrar 2. maddeye dönün diğer yapılacak işi düşünün. Ör. Evin anahtarını alayım yanıma.
Ve yürümeye gidin.
En ufak adım bile size bir şeyi başartacak olan ileriye doğru bir adımdır. Her attığınız adımda kendinize güveniniz gelir. Böylece canınızın çok sıkıldığı yada hiç bir şey yapmak istemediğiniz bir anda kendiniz için birfırsat yaratabileceksiniz.

Üstelik bunu başardığınızda, ailenize arkadaşlarınıza ve çevrenizede anlatarak onlarında bu tip sıkıntılı durumlardan keyifle çıkmalarını sağlayabilirsiniz.

Paylaşın:

Yöneticiniz “Ali Cengiz Oyunu” yapıyorsa

Bazen yöneticiler bir kişiye yetki vermemek için çeşitli taktikler uygularlar. Ve üstelik bu taktiği projeleri yada kişilerin kariyerini sabote etmek için kullanırlar. Bu tip bir yarıştan nasıl kurtulursunuz?

Belki televizyonda seyretmişsinizdir belkide kendiniz yapmışsınızdır. Bir piknik oyunu vardır: Önce çift olursunuz, sonra ayaklarınızı birbirine bağlarsınız ve koşma yarışı yaparsınız. Oldukça komik görüntüler çıkar ortaya.

Bu tip yarışmalar pikniklerde eğlenceli ama iş ortamlarında tehlikelidir çünkü birlikte hata yapma olasılığı yüksek bir çift kasıtlı olarak bir araya getirilmiştir. Eski bir çatışmayı tekrar su yüzüne çıkarmak, kimin yönetici olduğunu özellikle belirsiz bırakmak, organizasyonel tansiyonu yükseltmek, yada prim için çekişme yaratmak vb. malzemeyi yönetici akıllıca kullanarak ya projeyi sabote etmeye çalışır yada bu kişilerin kariyerini.

Bu tip yarışlarda genellikle başarıdan tüm yarışmacılar sorumlu tutulurlar. Böylelikle çatışma içinde zorla başarmaya çalışınılır.

Eğer siz böyle bir yarışta değilseniz çevrenize şöyle bir bakın.

Hiç hoşlanmadığım ve başarısız olduğunu bildiğim bir kişi zorla ekibime verilmiş ve işbirliği yapmam istenmişti. Böyle şeyler bazende şirketin kendi iç kültüründen kaynaklanabiliyor. “Ben sevmediğim kişilerle çalışmak zorunda bırakılıyorsam bende başkalarını aynı durumda görmekten memnun olurum” düşüncesi çok tehlikeli. Özellikle sizin başarınız yöneticinizin başarısını gölgelemeye yetecek ölçüdeyse.

Diyelimki böyle bir duruma düştünüz ne yapacaksınız?

Partnerinize durumu açıklayın

Beraberce bu durumu masaya yatırmalı ve konuşmalısınız. Eğer sizlerii zor durumda bırakmak için, birileri sizi bir araya getirmişse bunu tersine çevirebilirsiniz.

Durumunuz ile ilgili hemfikir olun

Sizi bu şekilde bir araya getiren kasıtlı yaptıysa ya işinizi bozmak yada kariyerinizde yara açmak istiyordur. Eğer bilerek yapmadıysa bu durumu nasıl lehinize çevirebileceğinize ortaklaşa karar verin. Önemli olan gerçekte neyin olup bittiğinde karşılıklı hem fikir olmanızdır.

Yardım isteyin

Eğer siz çözemiyorsanız yardım isteyin. Sizi bu duruma getiren yöneticinizin üzerindeki bir yönetici yada etkili başka biri size yardım edebilir. Kasıtlı olarak kötü duruma düşürüldüğünüzü hissettiğinizde bir başka yöneticiden destek istemek gayri ahlaki değildir.

Eğer bu şekilde yapamıyorsanız diğer olasılıkları değerlendirin

Eğer bir şeylerde anlaşmıyor ve olumlu bir gelişme sağlayamıyorsanız profesyonel olun. Sizin yaptığınız işin kasıtlı sabote edilmesi yada kariyerinizin kasıtlı olarak zarar görmesi yerine iş değişikliği daha iyi bir çözüm olabilir. Pes edin demiyorum ama başarısız olmaktansa başarılı olacağınız başka bir bölüme geçmek yada iş değiştirmek alternatifi iyi bir çözüm olabilir.

Özellikle büyük organizasyonlarda, yaşı geçkin yöneticiler pozisyonlarını koruyabilmek için tecrübelerine ve zekalarına dayanarak bu tipte taktikler geliştirebiliyorlar. “Herkes kendince haklıdır” a inanmıyorum ve “ali cengiz oyunlarının” bir sonuç vermeyeceğini düşünüyorum.

Sizin yaşadığınız Ali Cengiz Oyunları olduysa bu yazıya yorum olarak paylaşırsanız sevinirim.

Paylaşın:

Atatürk, Mark Rothko ve Google

Bazen yaptığımız planlar, ürünler ve süreçler kullanışsız, hantal yada karmaşık olurlar. Bir şeyler ya eksik yada fazladır. Ve biz ancak içimize sindiğinde bir şeyleri iyi yaptığımıza inanırız.

Peki neden bir çok şeyi karmaşıklaştırıyoruz yada zorlaştırıyoruz?

Hande bir sonraki slayta geçince Rüçhan daldığı hayallerden sıyrıldı, küçük bir esneme ile toplantıya geri döndü. Stratejilerini gözden geçiriyorlardı. Strateji dokümanı titizlikle hazırlanmış, çok iyi araştırılmış, olabildiğince karmaşık ve anlaşılmazdı. Rüçhan, emin olmadığı halde neden bu maddeleri onayladığını geçirdi içinden. “Ne farkeder” dedi. “Nasılsa 3 ay sonra anlaşılmaz strateji dokümanının yeni versiyonunu gözden geçireceğiz.”

Proje toplantılarında buna benzer şeyler yaşanıyordu. Yöneticiler yerine mühendisler, strateji planı yerine proje planı, yine aynı karmaşa ve anlaşmazlık ve 3 ay sonra tekrar üzerinden geçilecek olan gerçekleştirilemez bir proje planı.

Bazen yaptığımız planlar, ürünler ve süreçler onları yapanlar tarafından bile anlaşılmayacak karmaşıklıkta olabiliyor. Gereksiz karmaşıklık birçok şirketin içine sinmiştir. Hatta bu alışkanlık kişisel programlara ve işlere kadar yansır. Gönderdiğimiz epostalar karşımızdakinin okumayacağı kadar uzun, anlamayacağı kadar karmaşık ve zor olabilir.

Efektif planlar, kullanışlı ürünler ve uygulanabilir süreçler basit ve zariftir. Ancak bazen kaliteyi kompleks olma ile, tam olmayı da detaycılıkla karıştırırız.

Benim basit ve şıklıkla ilgili olarak nitelendirdiğim birkaç örnek var:

Atatürk’ün Gençliğe Hitabı – Sadece bir sayfa ile bu kadar çok anlaşılır mesajın verilmesi gerçekten muazzam

Mark Rothko’nun resimleri güzellik ve basitlik paradigmalarını anlatır.

Google– sitenin tasarımına göz atın ve şirketinizin web sitesi ile karşılaştırın. Dünyanın en çok ziyaret edilen sitesindeki tasarımın basitliği ve şıklığını düşünün.

Bazıları az bir şeyle çok şey başarırken bizler neden işlerimizi, hayatımızı karmaşıklaştırıyoruz?

Karmaşa alışkanlığımız

Bazıları Ürün Geliştirme veya Stratejik Planlama departlarında çalışırlar. Özellikle bu birimlerde çalışanlar problem çözmeyi severler ve problemler yeterince zor değilse keyif almazlar.

Yanlış problemi çözme

Müşterilerimiz mutsuz olduğunda HEMEN ya ürünlerimize yeni özellikler ekleriz yada yeni ürünler çıkartırız. Halbuki müşteri hizmetleri servisinde küçük bir düzeltme bu problemleri giderebilecektir belkide. Gerçek problemi çözmemiz lazım.

Liderlik Eksiği

Bazen sadece üst yönetciler kızmasınlar yada kızgınlıkları geçsin diye bir şeyler yaparız. Ve hatta yaşanan problem çoğu zaman onların suçları olmakla beraber onların liderlik zaaflarını karmaşık işlerle örtbas etmeye çalışırız.

Basitlik, şıklık ve etkinlik sizinle başlar. Çevrenizdeki basit ve şık şeylere artık daha fazla dikkat edin ve sizde doğru dalgayı yakalayın.

Paylaşın:

Zenginlere nasıl pazarlama yapılmalı?

Paris Hilton’un yaşadığı dünyaya pazarlama yapmak istemez misiniz? Eğer böyle bir amacınız varsa ilk önce “hepsine aynı” ve “herkese aynı” mantığını terketmeniz gerekir.

Sosyetenin veya zenginlerin kendine has ihtiyaçları ve istekleri vardır. Alışveriş kararlarını çok farklı şeylerin tetiklediği bu insanlar büyük ve lüks evlerininin kapıları ardında yaşarlar. Onlara pazarlama yapmak gerçekten çok zordur.

Sizce sosyetenin ilgisini çekmek için nasıl bir strateji izlenmelidir?

Öncelikle zenginlerin yaşadıkları hayatı bilmelisiniz. Böylelikle onlara para harcatan yada para harcamaya motive eden şeyleri yakalayabilirsiniz. Ör. Oracle CEO’su Larry Ellison’un Mig savaş uçağı var, yada Sn. Rahmi Koç tekne ile dünya turuna çıkıyor.

Zenginlerin yaşam stillerine göz atalım. Ben yabancı örnekler vereceğim ama Türkiye’de de hemen hemen aynı.

Stil 1 – Paris Hilton, Donald Trump gibi kişiler uzun vadeli yada dursun diye elbise, aksesuar, tatil, emlak yada mobilyaya sadece onları diğerlerinden farklılaştırması için ödeme yaparlar. Ve zaman içerisinde bu farkı büyütmeye gayret ederler.

Stil 2 – Bazıları ise özel uçakları, yatları, lüks şatları olmaına rağmen kendilerini asla göstermemeye çalışırlar. Ve hatta bazıları çok mütevazi olurlar. IKEA’nın kurucusu olan Ingvar Kamprad çift basamaklı dolar milyarderi olmasına karşın şu anda 13 yaşında Volvo 240 GL kullanmakta.

Stil 3 – Bazıları sadece kendilerinde olup başkalarında olmayan şeylere sahip olduklarında mutlu olurlar.

Stil 4 – Bazıları alacakları şeylerdeki sanatçılık gücünden etkilenirler. Yeni bir ferrariye biniyor olabilirler ama garajlarında el yapımı eski ferrari koleksiyonu vardır.

Stil 5 – Bazıları normal mağazalardan alışveriş yapıp üye oldukları kulüplerde vakit geçirirler. Ekonomik bir tip çizerler.

Stil 6 – Buna Amerikalılar “milyoner komşu” diyorlar. Çok zengin değil ama zengin. Pratik yaşamayı seviyorlar. İşlerine yakın şehir içinde oturup şoförsüz araba kullanıyorlar. Aileleri ile iyi vakit geçirmek için gidebilecekleri şehir dışında keyifli evler alıyorlar.

Diğer Özellikler

– Zenginler genellikle maaşla çalışmazlar ama yıllık gelirleri üç aşağı beş yukarı bellidir.

-Çok zenginler internet kullanmazlar ama danışmanları, arkadaşları ve sekreterleri kullanırlar. (Kızım sana söylüyorum gelinim sen alma taktiği unutulmamalı.)

-Hemen hemen hepsi email kullanıyor. Çoğunluğu asistan filtresinden geçmek kaydı ile.

-Herhangi bir şey ilgilerini çektiğinde satın alması için ya danışmanlarını yada güvendikleri birilerini kullanıyorlar.

-Zenginler yeni ve popüler mekanlarla ilgili reklamlara dikkat ediyorlar.

Bazı zorluklar

Hedeflemek zordur

Küçük bir grup ama medya araçları pek işe yaramaz. Direkt adreslerini kullanabilirsiniz ama sekreter filtresini geçebilmeniz size bağlı.

Etkileneni Etkilemek

Zenginler sahip oldukları şeylere sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yanlış anlaşılmaktan, yanlış reklamdan sakınırlar. Bu yüzden herhangi bir alım yapacakları zaman 2 kere düşünürler. Malı satanın onların adını kullanacağı riskini hesaba katarlar.

Bütünsel bir kampanya yapmak

Onlara ulaşmak için birden fazla mecraya açılmak şart. Biraz sponsorluk, biraz dergi reklamı, halkla ilişkiler, biraz ürün konumlandırma, ve tabiki en önemlisi sempatik kanallar.

Sadece onlara has deneyimler ve servisler sunmak

Aslında satın alamayacakları servis ve hizmetleri sunmak önemlidir. Bazen lüks bir araba yerine sıcacık bir köy ekmeği çok daha fazla işe yarayabilir.

Onlara nasıl erişiriz?

-> Strateji 1. Zengin kişilerin güvendikleri kişiler ve danışmanlarla iletişime geçin

Bunlar kimlerdir: Finansal danışmanlar, mimarlar, terziler, kuaförler vb. Uzun dönemli ve kalıcı ilişkiler kurun. Çünkü bu kişiler zenginlerin birbirlerine önerdikleri kişilerdir bir yandan. Yani bu kişiler ile yakın olmanız birden fazla zengine ulaşma şansı verir size.

-> Strateji 2. Sadece size özel bir toplantı, parti vb. ayarlayın

Yukarıda bahsettiğim kişileri yada bizzat zenginleri bir araya getirebileceğiniz bir toplantı düzenlemeye çalışın. Bu “mimaride yeni tasarımlar” toplantısıda olabilir “antika araba kolleksiyoncuları tavla şampiyonası” da olabilir.

-> Strateji 3. Onları gittikleri özel yerlerde yakalayın

Spor kulüpleri, masaj salonları, kuaför yada havaalanı VIP salonu vb. yerlerde yakalayıp konuşmayı deneyebilirsiniz.

-> Strateji 4. Bilgece bir yaklaşım sergileyin

Eğer müşteri listenize bir zengin ekleyebilmişseniz bu referans ile çeşitli seminerlerde konuşma yapmanız için sizi arayacaklardır. Böylelikle sektörün gözdelerinden biri olursunuz. Bu yüzden bilgece ve akıllıca davranarak zengini müşterinz yaptıktan sonrasınıda iyi yönetebilmeniz gerekir.

-> Strateji 5. Kişiselleştirilmiş servisler sunun

Zenginler “crème de la crème” yani kaymak tabaka için çok özel sadakat programları geliştirmek gerekir. Özellikle zengin bayanlar mağaza mağaza dolaşıp alışeriş yapmaktansa verilen hizmeti ve ürünleri beğendikleri iyi markaların mağazalarına giderler. Eğer siz işletmenizde bu kişilere yönelik özel sevisler yada ürünler sunamıyorsanız küçük bir ipucu daha: bu kişilerin gittikleri bu tip mağazaların çevresi dikkat çekmek için iyidir.

Birde “sürprizle yeni ürünlerin sunulması” kavramını ve yüksek meblağlı alışveriş yapanlara mutlaka çam sakızı çoban armağanı vermeyi düşünün.

-> Strateji 6. Sadece onlar için olan şeyler

Sadece özel müşteriler için sunduğunuz bir takım şeyler olabilmeli. Belki sadece onlar için yapılacak defile, dünyada az yerde bulunan bir içkinin ikramı vb.

-> Strateji 7. Süslü ve iyi tasarlanmış yazılı posta ile iletişim kurun

Buna açıklama yazmaya gerek duymuyorum.

-> Strateji 8. Halkla ilişkiler ve ürün konumlandırma

Zengin insanlara birçok alandan yaklaşmaya çalışmanız gerekir. Birinden biri tutacaktır.

Paylaşın:

Sakın bu yalanları söylemeyin!

Yöneticilik yaptığım son 10 yılda önüme getirilen projeleri ya da girişimcileri değerlendirmem gereken onlarca toplantıya katıldım. Girişimcilerin hazırladıkları sunumları izledim, onları dinledim.

Her ne kadar her girişimci kendine özgün doneler getirmeye çalışsada maalesef hemen hemen hepsi AYNIYDI. Yeni bir proje hazırlayıp bunu satmayı/pazarlamayı düşünenler bu yazımı mutlaka okusunlar. Böyle bir süreçte arkadaşı olanlar da onlara yönlendirsinler.

Eğer burada bahsedeceğim yalanlar deşifre olursa en azından daha yaratıcı malzemeler toplanacaktır sanıyorum! Yani amacım yaratıcılığı tetiklemek:)

1- “Bizim projeksiyonlarımız çok sade, gösterişsiz.” Bir girişimcinin projeksiyonu asla sade ve gösterişsiz olamaz. Ben hiçbir yatırımcının en düşük projeksiyonunu tutturup para kazandığını görmedim. Şöyle düşünmeniz lazım “çok düşük projeksiyon hiç ilgi çekmez, çok yüksek projeksiyon hayal gördüğümü düşündürür.” Ben anlatılan her projenin söylenen bitiş süresine en az bir o kadar süre daha ekleyip maliyetinide 2 katı olarak düşünürdüm.

2- “(Büyük Araştırma Firması)nın dediğine göre Pazar 2010 yılında 50 milyar dolar olacak.” Her girişimci mutlaka birkaç sayfa Pazar durumunu anlatan slayt hazırlar ve bu gelecek yıllarda milyonlarca dolarlık büyümeleri gösterir. Özellikle yatırımcılar bu tip sayılara asla güvenmezler. Çünkü her gün aynı konuda farklı sayılar duyarlar. Büyük danışman firmaların pazar kestirimlerini sunuma alarak etkilemeye çalışmayın.

3- “(Büyük bir firma) ile gelecek hafta büyük bir anlaşma imzalayacağız.” %99 böyle bir anlaşma olmayacaktır. Zaten haftalardır bekliyordur yada o firma ile yapılan bir görüşmede pozitif bir tepki alınmıştır. Halbuki siz bu konuda ne olduğunu sorduğunuzda ya o firmanın genel müdürü ayrılmıştır ya firma batmıştır. Eğer illaki bu kartı oynayacaksanız anlaşmayı imzalayana kadar sabredin.

4- “Kilit personel bize katılmak için yatırım yapılmasını bekliyor.” Hiçbir yatırımcı bu kilit personelin büyük bir holding patronu vb. olduğunu düşünmeyecektir. Yılda 100.000 usd kazanan bir profesyonelin bu kazancını yeni bir şirkete geçerek bırakacağını düşünüyorsanız yanılırsınız. Bunu kimse yemez. Eğer bu kilit kişiler hazırsa toplantı sonrasında hemen görüşmek isteyen yatırımcı ile karşılaşabilirsiniz.

5- “Bizim yaptığımızı bizden başka yapan yok.” Çok aptalca bir yalan. İki olasılık var: eğer başkası yoksa pazar yok demektir yada girişimcinin en azından google’da arama yapsa göreceği bir rakibi mutlaka vardır. Bir pazarda tek olmak veya pazar hakkında bilgi sahibi olmamak yatırımı tehlikeye atar. Eğer çok iyi bir fikriniz varsa en az 5 firma daha yapıyordur, fikriniz mükemmel ise en az 15 firma.

6- “Bizim yaptığımızı başkası yapamaz.” Bu yukarıda bahsettiğimden daha da kötüsü “kendini beğenmişliktir.” Ortalama olarak 90 gün içerisinde bir proje kopyalanır ve yayılır. Dünya büyük ve sizin kadar akıllı bir sürü insan var. Kendini bir konuda monopol olarak gören bir girişimci ciddi bir komedyendir. Ben bir konuda biz tekiz diyen bir firmadan bir gün sonra aynı işi yapan bir başka firma ile görüşme yapmıştım.

7- “Sizin dışınızda bizimle görüşmeyi bekleyen başka yatırımcılar var.” İyi haber: Bu yatırımcı vazgeçilmez değil. Kötü haber: Sizde vazgeçilmez değilsiniz. Çok sevdiğim bir söz: Asla makineli tüfekle rus ruleti oynama. Eğer birden fazla alıcı varsa alıcılar tedirgin olurlar çünkü fiyatın yükseleceğini düşünürler unutmayın. Durduk yerde kıtlık hissi yaratmayın.

8- “Diğer firma korkulmayacak kadar kötü.” Kendi uçağı ve yatı olan büyük girişimci ile genç ve parasız girişimci kendini kıyaslamamalı. Büyük firmalarla rekabet zor iştir. Bunu yatırımcılar ya annemin dediği gibi “yalancı kabadayılık” yada “cahil cesareti” olarak kabul ederler.

9- “Bizim kendini ispatlamış bir yönetim ekibimiz var.” Yatırımcı için kendini ispatlamış demek yatırımcısına milyon dolarlar kazandırmış olan demektir. Böyle diyen bir girişimci ya para istemeyecektir yada bu iddiasına sahip çıkmayacaktır. En iyi strateji ya ortalama sektör tecrübesi olduğunu söylemek yada başarmak için elinden geleni yapacağını söylemektir.

10- “Patentlerimiz bizi korur.” Sadece yapığınız işin patentini almış olduğunuzu söylemeniz yeterlidir. Eğer çok tekrar ederseniz sizin kendiniz korumak için birçok patent aldığınız düşünülebilir. Patent yeterince güçlü bir koruyucu değildir.

11- “Pazarın %1’ini alsak bize yeter.” Burada pazar 50 milyar dolar %1 alsak 500 milyon usd demek oluyor bu. Bir kere hiçbir yatırımcı sadece %1’i hedefleyen birine yatırım yapmaz.

Paylaşın:

Internet stratejisi geliştirmek

Internet stratejisi, internete geçişinizi neden yaptığınızı ya da neden ihtiyaç duyduğunuzu tanımlayacaktır. Elektronik Ticaret şu anda yapılacak en iyi şey olarak durabilir ama bu yeterli bir sebep değildir.

Internet stratejisi geliştirmek basit birkaç soruyu sormaktan geçer;

Neden işinizi internete kaydırmak istiyorsunuz?
Ne tip bir fayda sağlamasını istiyorsunuz?
Personeliniz, tedarikçileriniz ve müşterileriniz üzerinde ne tip etkiler yaratacağını düşünüyorsunuz?

Internet’i ihtiyaçlarınıza göre çok iyi düzenlemelisiniz.

Bilgi vermek için mi?
Satış yapmak için mi?
İşinizin nereye gideceğini kestirebiliyorsanız interneti o anlamda konumlandırmalı ve vizyonunuzu destekler hale getirmelisiniz. Stratejinizi gelişitrmeden önce Internet’te gezmeli, kendi başınıza basit olarak ne tip işler geliştirebileceğinize bakmalısınız.

Kime ulaşmak istiyorsunuz?

Müşterilerinize, personelinize ve tedarikçilerinize internet üzerinden sizinle ne yapmak istediklerini sormalısınız. Hedef kitlenize sormanız gereken sorular şunlardır;

  • Ne kadarının internet erişimi vardır?
  • Nerede yaşıyorlar?
  • Internet’i genellikle ne için kullanıyorlar?

    a) email
    b) araştırma ve bilgi için
    c) pazarlama
    d) alışveriş

Yeni müşterileri mi çekmek istiyorsunuz yoksa mevcut müşterilere yeni bir kanal mı açmak istiyorsunuz?

Tedarikçilerinizin ya da iş partnerlarınızın kendi web siteleri var mıdır?

Şu anda internet üzerinden iletişim kuramadığınız ya da işlem yapamadığınız müşteriler ile gelecekte mutlaka iş yapacaksınız. Bu noktada potansiyel müşteri kavramını mutlaka dikkate almalısınız.

Internet üzerindeki başarının en büyük yapıtaşlarından biri hedef kitlenizi bulmanızdır:

Internet aracılığı ile neyi başarmak istiyorsunuz?

Hedef kitlenizi belirledikten sonra onlara mevcut işiniz ile ilgili neleri sunabileceğinizi belirlemeniz gerekiyor. Müşterilerinize ek değer yaratacak birşeyler sunmanız gerekiyor. Peki bu nasıl olacak;

  • Hangi ürün ve/veya servisleri internet üzerinden sunacaksınız?
  • Pazarlama ve reklamı hedef kitlenize yönelik olarak nasıl efektif bir şekilde yapacaksınız?
  • Kanunlar, vergiler ve yabancı dil hedef kitlenizin yurtdışı olması durumunda bir engel teşkil ediyor mu?
  • İşinizi sürekli kılmak ve müşteriyi tekrar sitenize getirmek için neler yapacaksınız?
  • Fiziksel dünyada yaptıklarınızla internet üzerinden sunduklarınızı nasıl farklılaştıracaksınız?

Internet üzerindeki uygulamalar Internet stratejinizide doğrudan etkileyecektir. Farklı uygulamlar işinizin farklı alanlarında farklı etkiler yaratacaktır.

Paylaşın: