Etiket arşivi: koordinasyon

Etkili Proje Yönetimi İçin Liderlik Yetenek ve Becerileri – 1


Genelde iyi proje yöneticilerinin için kabul edilmiş liderlik yetenekleri ve becerileri vardır; vizyon, iletişim, dürüstlük, coşku, empati, yetkinlik, delegasyon, takım oluşturma ve problem çözme sayılabilir. Bu özelliklerin bir çoğu uygun yaklaşım, eğitim, mentorluk ve pratikle elde edilebilir.

Bu alanlarda etkili olmak takım performansına fayda sağladığı gibi proje risklerinin ve sorunların azaltılmasını sağlar. Bu yazı dizisinde nitelikleri ayrı ayrı ele almaya çalışacağım;

Proje Yöneticisinin Vizyonu ve İlham Verme Yeteneği

Proje yöneticileri genellikle proje amaç ve hedeflerine ulaşmak için atanırlar. Bu da projenin nasıl başarılacağına dair bir vizyon gerektirir. Net bir vizyona, vizyonu takıma ve diğer proje paydaşlarına etkili bir şekilde iletme yeteneğine sahip olmak çok önemlidir. Ekibe ilham verebilmek ve başarının önündeki engelleri aşmak için gereken desteği kazanmayı sağlar. Proje yöneticisinin ilham verici bir lider olup olmadığını değerlendirebilmek için dikkate alınması gereken sorular;

  • Proje Yönetimi Planı, proje ekibi, organizasyon ve paydaşlar tarafından benimsenmiş midir?
  • Proje aşama ve/veya aktiviteleri gerektiği gibi tamamlanıyor mu?
  • Proje ekibi önceliklere, karar alma süreçlerine, değişiklik yönetim prensiplerine, risk yönetimine, ürün geliştirme süreçlerine, organizasyonel politikalara ve prosedürlere uygun şekilde davranıyorlar mıdır?
  • Kaynak koordinasyonu sağlanmış mıdır?
  • Çatışmalar hızlı ve etkili bir şekilde çözülüyor mu?
  • Proje ekibi üyeleri, yöneticiler ve proje paydaşları arasında güven ve saygı sağlanmış mıdır?
  • Proje ekibi proje konusunda istekli ve kritik taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak için fedakarlık yapmaya istekli midir?
  • Şirket çalışanlar, belirli proje yöneticileri tarafından yönetilen projelere atanmak için çaba gösteriyor mu?

Bu sorulara verilen olumlu cevaplar, ilham verici bir proje yöneticisinin belirtileridir.

Yarın: Proje Yöneticisi İletişim Becerileri ve Proje Yöneticisi Bütünlüğü

Paylaşın:

İçimden hiç bir şey yapmak gelmiyor!

sikilmaHerhalde herkes bu duyguyu bir kez olsun yaşamıştır. Ne oturmak, ne kalkmak, ne gitmek nede birilerinin gelmesini istersiniz. Hiçbirşey yapmadan durur ama hiç bir şey yapmamaktan rahatsızlık duyarsınız.

Eminim bu durumda ne yapmak lazım diye sorsam bana uzun bir liste verebilirsiniz. Ancak liste uzadıkça bir şey yapma olasılığını azaltırsınız aslında. Bu yüzden bu tip durumlarda adece “tek bir şey” yapmaya çalışmak gerekir. Örneğin hemen kalkıp bir yürüyüş yapmak. Yürüsem mi? Berbere mi gitsem vb. listeyi siz uzattıkça hiç birini yapamazsınız.

Ne kadar basit ve kolay yapılabilir bir şey seçerseniz o kadar iyi olur.

Eskiden hem işyerimde hemde evde çalışma masamın üstü yüzlerce kağıt, en az 5 -10 tane kitap-dosya vb. bir karmaşa içindeydi. Fakat aradığım herşeyi istediğim anda bu karmaşada rahatlıkla bulabildiğim için düzenli olmadığım yönündeki eleştirileri dikkate almazdım. Fakat hem okuduğum bazı yazılar hemde kendi gözlemlerim sonucunda bu şekilde karmaşık bir masanın kafamı karıştırdığını, bir sürü işi aynı anda yapmaya çalıştığım için hiç bir işi doğru dürüst yapmadığımı farkettim. Ve masamda sadece iç rahatlığı ile uğraşabileceğim sayıda evrak bulundurmaya başladım. Hatta kendi yöneticilerimin masasının hep bu şekilde olmasınıda anlamıştım.

Özellikle benim çalıştığım şirket ve sektörlerde sadece tek bir iş ile uğraşmanız mümkün değildir. Aynı anda 40 tilkiyi koordine etmek zorundasınızdır. Üstelik sadece iş ile ilgili değil hem kişilerle hem özel hayatınızla tüm bunları koordineli götürmek zorundasınızdır. Bu yüzden sadece tek bir işe oddaklanmak mümkün olmasa da en azından sadece tek bir işe bir-iki saat ayırıp (diğerlerini bekleterek) ve hiç olmazsa “yaptığımı düzgün yapayım” düşüncesiyle kendime iyi bir sistem oturttum ve hala böyle devam ediyorum.

Öte yandan asla yapamayacağım ya da vakit ayıramayacağım işleri üstlenmiyorum. Herşeye atladığınızda(ki bunuda yaptığım dönemler oldu) bir süre sonra o kadar iş yükü altında “içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor” gibi depresif bir duruma dürükleniyorsunuz zaten.

Üstelik sadece belirli sayıda işi üstlenip gereken vakti ayırdığınızda o işleri başarıyor ve kendinizi iyi hissediyorsunuz.

Şöyle yapmanızı öneririm;

Canınız hiç bir şey yapmak istemediğinde aklınıza gelen ilk fakat yapmakta isteksiz olduğunuz alternatifi düşünün. Ör. yürümek
Yürümek için ilk yapmam gereken nedir? Ör. Spor kıyafetlerimi giymek.
Bunu hemen yapın.
Sonra tekrar 2. maddeye dönün diğer yapılacak işi düşünün. Ör. Evin anahtarını alayım yanıma.
Ve yürümeye gidin.
En ufak adım bile size bir şeyi başartacak olan ileriye doğru bir adımdır. Her attığınız adımda kendinize güveniniz gelir. Böylece canınızın çok sıkıldığı yada hiç bir şey yapmak istemediğiniz bir anda kendiniz için birfırsat yaratabileceksiniz.

Üstelik bunu başardığınızda, ailenize arkadaşlarınıza ve çevrenizede anlatarak onlarında bu tip sıkıntılı durumlardan keyifle çıkmalarını sağlayabilirsiniz.

Paylaşın:

Bebeğinizin konuşmasına destek olun!

Bebekler ilk dönemlerinden itibaren hareketler, bağırmalar ve ağlamalarla size mesajlarını iletmeye başlarlar. Ve siz onların bu mesajlarını ne kadar iyi anlayıp yanıt verebilirseniz iletişim becerileri o kadar iyi gelişir.

Çocuğunuz keyif aldığında ya da bir şey istediğinde neler yaptığını izlemeye ve anlamaya başlıyorsunuz. Ağlamalarının nedenini çözümleyip gereken aksiyonu alıyorsunuz. Ve her geçen gün artan tecrübenizle çocuğunuzu okumaya yani tam anlamıyla anlamaya başlıyorsunuz.

Bebeklerin reaksiyonları yetişkinlere göre doğal olarak yavaş. Bu yüzden ”dinlemek” dediğimizde onun yavaş bir şekilde size bir şeyler anlattığını, sizin kadar hızlı olmadığını unutmamanız gerekiyor. Ama çocuğunuzun demek istediklerinin tamamını da anlamıyorsanız üzülmeyin ve paniklemeyin.

Ve tabiki sıra konuşmaya gelecek. Çocuğunuzun konuşma gelişimine katkıda bulunmak istiyorsanız şunları yapmalısınız;

1. Her ağlamasına mutlaka yanıt verin – İlk iletişimini ağlayarak kurmasını öğrensin. (Burada ağlama derken çığlık vb. çıkardığı sesleride kastediyorum) Siz yanıt verdikçe bebeğiniz onunla ilgilenildiğini öğrenecek, kendini güvende hissedecektir.

2. Onunla sohbet edin – Çoğu zaman size doğru boş gözlerle bakarlar ya da dalar giderler. Siz bu noktada onunla mutlaka konuşun. Bir şeyler söyleyin ve size tepki verip vermediğini izleyin. En azından nasıl konuşulduğunu ve nasıl yanıt alabileceklerini görecekler.

3. Onunla normal yetişkin bir insanmış gibi doğal konuşun – Öncelikle temel ve anlaşılır dili öğrenecekler unutmayın. Ve özellikle konuşmadan önce sizin söylediklerinizi anlamayı öğrenecekler. Eğer çok konuşulan bir ortamda olurlarsa konuşmaya başlamalarıda o kadar çabuk olacak. Onunla ne kadar çok konuşur ve onu dinlerseniz o kadar çabuk konuşacaktır. Onlar en başta doğru konuşamayacaklar ve zaman içerisinde dillerini geliştirecekler.

4. Dilini geliştirmeye çalışın ve yaptıklarını ona açıklayın – Örneğin çocuğunuz burnuna dokunduğunda “Bu benim burnum. Şimdi ona elimle dokunuyorum” diye bir açıklama getirebilirsiniz. Kapı sesine irkildiğinde “Bu duyduğun ses kapının açılma sesiydi. Baban odaya girdi.” diyebilirsiniz.

5.Bebeğinize onunla ne yaptığınızı anlatın – Belki sizi anlamayacaktır ama sizin sesinize ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca her konuşmanız onun için bir deneyimdir. Sizin ona yaptığınız konuşmaların tekrarı arttıkça oda bu şekilde konuşmayı öğrenecektir. Onu kucağınıza almadan önce “Şimdi seni kucağıma alacağım” ya da yatırırken “Şimdi seni yatağına rahat rahat uyuman için yatırıyorum” diyebilirsiniz.

6. Ona kendinizle ilgili şeylerden bahsedebilirsiniz. – Örneğin onun yanında yemek hazırlıyorsanız “Şimdi havuçları rendeledim, salatalıkları soyuyorum, böylelikle cacık hazır oldu… gibi yaptıklarınızı anlatarak deneyimini geliştirebilirsiniz.

7. Şarkı söyleyin, hikaye anlatın – Şarkılar ve hikayeler konuşmaya başlangıcın en önemli unsurlarından biridir. Çünük tekrar edilirler ve böylelikle dilin gelişimini hızlandırırlar. Şarkılar yada parmak hareketleri öğrenmeyi hem keyifli hale getirirler hemde çabuklaştırırlar.

8. Kitap okuyun – Artık bir sürü çocuk kitabı var. Hemde renkli ve resimli olarak. Çocuklar kitaptaki renk ve resimlere bakarlar ancak birde sesli olarak kitap onlara okunursa işte o zaman göz ve kulak koordinasyonu ile öğrenmeleri hızlanır. Bazı bebekler yerde yatıp dakikalarca kitapların sayfalarını çevirip bakmaktadırlar. Okumanın sihirli bir yaşı yoktur. Becerebildikleri ve bunu istediklerinde okuyabilecekler.

Ayrıca sizde çocuklarınıza fotoğraflarınızdan oluşan kitaplar hazırlayabilirsiniz. Böylece hem geçmişinizi yazılı hale getirmiş olursunuz hemde çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunmuş olursunuz.

Paylaşın: