Etiket arşivi: program

Doğuştan organizatörler

Bazı çalışanlar kurumları için büyük bir şanstırlar. Özellikle çok yoğun ve tempolu çalışılan bir şirkette bir takım birliktelikleri, toplantı ve gezileri organize edenlerden, bunun için mevcut işlerinin yanısıra vakit ayırıp güzel sonuçlar yakalayanlardan bahsediyorum.

Aslında onun çevresinde çalışanlar “işi olmadığı için yaptığı” ya da “benim gibi çalışsa yapamazdı” gibi yorumlar yapabilirler. Aslında herkes yoğundur ama bazıları zaman yönetimi ve iş planlamalarını yaparken aynı anda birkaç işi keyifle yapabilirler. “Doğuştan organizatör”lerin içlerinde bir sosyalleşme, bir araya gelme ve getirme dürtüsü ne kadar varsa bazılarındada hiç yoktur. Doğuştan organizatörler kurumun kendi içindeki halkla ilişkiler uzmanlarıdır bir anlamda.

Aslında okullarda organizasyon yapma konusunda eğitim verilmiş olsa ya da bu konu ciddiye alınsa üzerinde çalıştığımız projelerinde birer organizasyon ibaret olduğu görülebilir. Sadece projeler “ciddi”dirler. Ama bir parti organizasyonuda bir baraj projeside zaman, insan ve kalite unsurlarının doğru bir şekilde bir araya gelmesi ile başarılabilir.

Doğuştan organizatörlerin benim çok hoşuma giden özellikleri var; Okumaya devam et

Paylaşın:

Anne ve Babalara Öneriler – 3

Benden bu kadar. 3 bölümde topladığım bu maddelerin %95’ini zaten bildiğinizden eminim. %5’i de inşallah işinize yarar. Bizlerin bu ülke, bu dünya ve tüm insanlar için “insan gibi insanlar” yetiştirmemiz lazım.

Hepimize kolay gele..

Çocuğunuzun günde kaç saat TV seyrettiğini belirleyin.

Onun TV seyrettiği zamanlarda sizde onunla seyredin.

Ailecek seyrettiğiniz bir diziyi düşünün. Oradaki konuşmalara benzer konuşmalar yapıyor musunuz?

TV seyretmek yerine okumak, şarkı söylemek vb .başka aktiviteler seçin

TV’yi bir bebek bakıcısı gibi görmeyin.

Çocuğunuzun sevdiği programları seyretmesi, seyrettiği programlarında ona okumayı sevdirmesi önemli. Ör. Küçük tiyatrolar, belgeseller, tarih)

TV’yi ceza yada ödül olarak kullanırsanız ona çok önem veriyor olursunuz.

Sadece çocuk odasında TV olmasın, salonda herkesin izlediği yerde olsun.

Ödev ve yemek zamanı TV’yi kapatın. Ödev veyemek bitmeden TV izlenmemesi kuralını koyun.

Gerçek hayat ile TV arasındaki farkı ona anlatın.

Kendi TV seyretme alışkanlıklarınızı gözen geçirin, örnek alınacaksınız.

Çocuğunuza uygulanan sınav ve testler hakkında yeterince bilgi sahibi olun.

Sınavlara ilişkin sorularınızı öğretmenlerine mutlaka sorun.

Çocuğunuza uygulanan sınav ve yanıtlarına erişebiliyor musunuz? Çocuğunuzun doğru değerlendirildiğini bilmek isteyebilirsiniz.

Sınavlarını çocuklarınız ile birlikte evde gözden geçirebilirsiniz.

Sınavlardan alınan notların ileride neyi nasıl etkileyeceğini (orta öğretim puanı vb.) öğrenin.

Çocuğunuza okulda eğer varsa bilgisayar konusunda ne kadar eğitim ve imkan verildiğini öğrenin.

Internet kullanıyorlar mı? Internet erişimlerinde beirli kısıtlamalar yapılmış mı?

Bilgisyar kullanımında kız-erkek ayrımı yapılıyor mu? Kız çocuklarının kullanım konusunda cesaretlendirilmeleri gerekebilir.

Öğretmeni bilgisayarı nasıl kullanıyor?

Paylaşın:

Bedavacılık kültürü içimize sinmiş

Internet, bedava yada çok ucuz olmalı düşüncesini ilk gününden bu yana cesaretlendirmeye devam ediyor. Ve herkesin internet üzerinde işine yarayacak bir şeyler mevcut.

Amerika’nın en büyük internet servis sağlayıcı şirketi olan American Online sitesinde yapılan 20 milyon aramayı analiz ettiğinde insanların büyük bir kısmının bedava seks, bedava resim ve bedava müzik aradığını bulmuş. Eğer aranan şey bedava değil ise aranan en önemli diğer özellik “yeni” olması imiş.

Bir diğer rapor ise 16-24 yaş arasındaki gençlerin %70’inin müzik indirdiğini ancak 40’ta birinin para ödediğini söylüyor. Geçtiğimiz yıllarda reklama dayalı bir gelir modeli ile bedava müzik dağıtıldığını görmüştük. Ben bu tip modellerin zamanı çok parası az olanlar için mükemmel olduğunu düşünüyorum.

Aslında internetten beklentilerin bedava olması bir yerde normal çünkü internet bir self-servis hizmet. Self-servis hizmetler bedava veya çok ucuz, hızlı ve kullanımı kolay olan servislerdir. Ve hatta birçok fast food restaurantta bir menü aldığınızda bedava oyuncak bile verirler.

Internet bir taraftanda hayatımızı ucuzlatıyor. Gazeteleri internetten okuyoruz, müzikte dinleyebiliyoruz ve hatta artık TV sitelerinde haberleri ve yayını izleyebiliyoruz.

Dosya paylaşım siteleri açıldıkça eskiden “çalmak” dediğimiz şey “paylaşım” haline dönüştü. Aslında kimsenin hakkını yemekte istemem, gerçekten “çalma”değil aslında biraz Robin Hood’luk var. Bugüne kadar tüm müzik şirketleri aslan payını alıyordu ama şimdi zenginden alıp fakirle paylaşma başladı. (Kimsenin hakkının yenmesini savunmuyorum yanlış anlaşılmak istemem)

Yukarıda söylediklerim göründüğü kadar siyah-beyaz değil aslında. Hangi kitapta okuduğumu hatırlamıyorum ama şöyle bir söz vardı: “Zekiler çalar, fakirler borç alır” Müzik eserleri uzun süre borç alındı ama internetle beraber zekiler devreye girdi.

BEDAVA konusunu biraz açalım. Fiziksel hayatta şu tipte tekliflerle karşılaşsanız ne yaparsınız?

– Yemek bedava ama bulaşıkları yıkayıp restaurantı temizleyeceksiniz

– Bir fırında ekmek bedava ama sabah 04:00’te gidip ekmek yapımına yardım ederseniz.

– Kalp naklinizi bedava yapacaklar ama bir böbreğinizi bağışlarsanız.

BEDAVA komik bir kelime. Aslında düşünürseniz bedava olan şey sayısı çok az. Biz her ne kadar internette bedava müzik, bedava ekran koruyucu, bedava program diye arama yapsakta unutmamamız gereken çok ciddi RİSKLER var.

Bedava olan şeyler ya reklam içeriyorlardır, ya eposta adresinizi alıp pazarlamada sürekli mesaj atacaklardır yada casus bir yazılımı bilgisayarınıza indirip sizin bir takım bilfgilerinize erişmeye çalışacaklardır.

Ama herşeye rağmen BEDAVA olsun TAŞTAN olsun mantığının gitmesi çok kolay değil. Biz her zaman homo economicus olacağız yani en az maliyetle en çok getiriyi elde etmeye çalışan insanoğlu olmaya.

Yine BEDAVA olanın SAMİMİ olduğundan emin olun. Bir bilene sorun veya araştırın.

Paylaşın: