İlk iş hayatıma başladığımda proje yönetiminden haberim bile yoktu. Zaman içerisinde sistemli bir metodoloji halinde öğrendiğim ve eğitimini, danışmanlığını yaptığım Proje Yönetiminin adımlarını tek tek tecrübe ederek, yaşayarak ve sürekli okuyarak öğrendim. Dosyalamayı, resmi yazı yazmayı, toplantı organize etmeyi, muhasebeyi, adam yönetmeyi ve daha sayamayacağım irili ufaklı yüzlerce konuyu yaşayarak öğrendim. Maaşlı çalıştığım kadar kendi işimide yaptım, gündüz olduğu kadar gecede çalıştım. Yaklaşık 20 yıllık iş hayatımda irili ufaklı onlarca ulusal ve uluslararası projede yer aldım.
Bu tecrübe bazı konularda iddialı konuşmama, yazmama vesile oluyor tabiki. Mesela, bir çok firma bir projeye ilk başlarken ne tam ihtiyacını tanımlayabilir ne de kime hangi görevi vereceğini. Üstelik bir çok projenin başarısız olmasının sebebi ekip üyelerinin rollerini yeterince anlayamamış olmalarından kaynaklanıyor. Projelerde yapılacak işler, ilgili kişiye o işle ilgili yetkiyle beraber aktarılırlar ya da yetkiyle beraber aktarılmalıdırlar. Burada yetkinin altını özellikle çiziyorum çünkü özellikle büyük şirketlerde ya da karmaşık projelerde ekiplerinde büyük olması kimin ne iş yaptığı konusunda belirsizliklere yol açabiliyor. Aslında her ekip üyesine yetki ile birlikte sorumluluğunu verdiğinizde onu kendisinin proje yöneticisi yapmış olursunuz. Projelerin başarısı ekip üyelerinin kendilerine verilen işleri sahiplenme ve sorumluluğunu alma konusunda gayretleri ile birebir orantılıdır.
Bu yetki nasıl verilir? Ya da verilmeli?
Kişilere yetkileri yazılı olarak ve diğerlerinin göreceği, bileceği şekilde verilmelidir. Projeyi anlamlı parçalar halinde bölümlemek ve her parçayı mantıklı bir biçimde detaylandırarak o bölümden sorumlu kişiyi atayabilmek gerekir.
İşte burada insansı tembellikler devreye girebilir. Projelerdeki kişiler kendilerinin ilgilendiği işlerin dışındaki işlere gözlerini kapatabilirler ya da kendilerini ilgilendirmediğini düşünebilirler. Bir çoğuda öğrenmeye üşenir. Halbuki bilmek ve öğrenmek önemlidir.
Proje üyelerinin öncelikli olarak kendi önlerindeki iş listelerine sıkı sıkıya sarılmaları gerekir. Burada her türlüğ sorularının yanıtlarını bulmaya çalışmalı her detayı öğrenmelidirler. Aldığınız ya da verdiğiniz işlerin ucu açık olmamalıdır. Bir noktada bitmeli ya da tamamlanabilmelidir.
İşin enteresan taraflarından biriside verdiğiniz işlerde kişilerin ismini verilen işlerin yanına yazdığınızda kişilerin kendilerini daha sorumlu ve yetkili hissetmeleridir. Hele birde verilen görev ve yetkiler net ise işlerine çok daha iyi odaklanabilirler.
Eğer bu şekilde düşünürseniz bir süre sonra projelerdeki verimin ve olumlu sonuçların arttığını göreceksiniz. Eğer proje ekibini üstlendikleri işler konusunda rahat ettirir, onları projenin tasarımına, öngörülerin yapılmasına dahil eder, projeleri parçalara böler, problemler hakkında geri besleme sağlar ve onlara destek olursanız proenin başarısı için çok büyük bir adım atmış olursunuz. Onların önerilerini ve fikirlerini sormak onların kendilerini daha rahat ve o projede daha kıymetli olduklarını hissetmelerini sağlayacaktır.
Her proje ekibi üyesinin, projenin büyüklüğüne bakmaksızın o projenin yöneticisi olarak kendini konumlandırması ve hissetmesi önemlidir.
Savaş bey merhabalar,
sitenizi ilgiyle takip ediyorum. Ama genel olarak baktığımda toplantı organizasyonu ile ilgili çok fazla yazıya rastlayamadım. Yılların tecrübesi ile toplantı organizasyonu ve yönetimi ile ilgili mutlaka paylaşacaklarınız vardır diye düşünüyorum 🙂
Saygılarımla,
Ben o konuda bir eğitim bile hazırlamayı düşünüyorum. Yazıyıda en kısa zamanda hazırlayacağım