İstenmediğinizi nasıl anlarsınız?

Çalıştığınız şirketin sizi istediğine emin misiniz? Yöneticinizin sizinle çalışmak istediğine emin misiniz? Eğer istenen biriyseniz ona göre muamele görürsünüz, istenmiyorsanız ona göre.

Bu yüzden bıçağın iki yüzü olduğunu belirtmek istiyorum. Bir yönetici, çalışanı kalsın veya gitsin diye KASITLI veya KASITSIZ  bir takım sözler sarf edebilir, tutum takınabilir.

Benim yaşadığım ve aklıma gelen bazılarını yazmaya çalıştım;

  • Çok agresif bitiş tarihi olan işler verirler, haftada 45 değil 60 saat çalışılmasını gerektirir fakat buna rağmen fazla mesai ödenmez.
  • Proje ve işlerde başarı gösterilse bile maddi veya manevi ödüllendirme yapmazlar.
  • Yaptığınız işlere küçümseyici tavırla yaklaşır, her durumda geç kaldığınızı iddia ederek hedeflerinizi tutturamadığınızı iddia ederler.
  • Dinlemez, çok konuşurlar ya da dinliyormuş gibi yaparlar.
  • Sizi övgülere boğabilir, yeni ünvan verebilirler ama karşılığında hiç bir şey vermezler
  • Gerekli olan kaynakları (para, eleman vb.) sağlamazlar, yetki vermezler.
  • Ne iş yaptığınıza değil işe geliş ve gidiş zamanlarınız üzerine odaklanırlar. Yönetime yakın olanlar spor salonunda çıkıp saat 10:00’da işe gelirken, 09:05’te geliyorsanız göze batar.
  • Sizden habersiz çalışanlarınıza farklı görevler verirler.
  • Sizinle ilgili konularda arabuluculuk yapmazlar.
  • Gözlerinizin içine bakarak konuşmazlar.
  • Herkesin önünde sizi kınayabilir, küçük düşürebilirler.
  • Kendi seçtikleri yetersiz elemanları işe alıp beraber başarılı olmanızı beklerler.
  • Aynı hatayı başkası yaptığında ona ceza vermezler.
  • Daha fazla sorumluluk isteyip istemediğinizi veya beklentilerinizi sormazlar.
  • Yaptığınız işin detayını bilmemekle beraber zor durumda kalacağınızı bilmelerine rağmen müşterilere sizin yerinize taahhütte bulunurlar.
  • Kendilerine yakın olanları ödüllendirir, başkalarını eleştirdikleri konularda  toranslı davranırlar.
  • 2. sınıf malzeme ya da kaynaklar ile 1. sınıf iş üretmenizi beklerler.
  • Kişisel gelişiminizi önemsemez,  eğitim ya da seminerlere göndermezler. Çok iyi bildiğinizi ya da daha fazla gelişmenizi istemezler.
  • Etkilenecek olmanıza rağmen politika oluştururken ve stratejik kararlar alırken sizin görüşünüzü almazlar.
  • Düşük zam ya da prim verirler.
  • Sizinle konuşurken başka şeylerle ilgilenirler.
  • Heyecanla iletmek istediğiniz mesajı büyük bir sıkıntı ve isteksizlikle dinlerler.
  • Dağınık masanıza takarlar.
  • Sizin şikayetlerinizi dikkate almazlar çünkü aynı tarafta değilsinizdir.
  • Doğrudan destek verebilecekken sadece e-postayla ya da birilerine yönlendirerek geçiştirmeye çalışırlar.
  • Kurum adına hazırladığınız yapılacaklar listenizden çok onların istek listesine uymanızı beklerler.
  • Hem kişisel gelişiminizi tamamlamanızı hem de verdikleri her işi aynı anda yaparak, işleri zamanında ve bütçesinde bitirmenizi beklerler.
  • Telefonlarınıza çıkmazlar.
  • Ekip kurmanızı istemezler. Ekip olursanız mücadele etmenin zorlaşacağını düşünürler.
  • Toplu olarak yemeğe giderlerken sizi çağırmazlar.
  • Diğerlerine doğum günü hediyesi alırlarken size almazlar, hatta doğum gününüzü hatırlamazlar.
  • Beklediğiniz bir prim, ünvan değişikliğini sebep göstermeksizin askıya alırlar.
  • Kıyafetinize takılırlar.
  • Her arandığınızda bulunmanızı ama sizin herkesi aramamanızı isterler.
  • İhtiyacınız olan bilgilere erişiminizi kısıtlayabilirler. (Herkesin kısıtlanıyorsa şirket politikasıdır, sadece sizinki ise kişiseldir.)
  • İşinizi nasıl yapacağınızı söylerler.
  • Yaptığınız işle ilgilenmezler. Sadece eleştirebilecekleri konuların ve sayıların peşine düşerler.
  • Uzman olduğunuz konularda ukalalık yaparlar, bilgiçlik taslarlar.
  • Özel hayatınızı izlerler ve yorum yaparlar.
  • Arada bir nutuk çekmek için yanlarına çağırırlar.
  • Oturduğunuz, çalıştığınız yeri, ortamı bozar ve değiştirirler.

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

İstenmediğinizi nasıl anlarsınız?” hakkında 3 yorum

  1. nsedat

    Burada anlatılan uygulamalar genel anlamda Mobbing denilen psikolojik taciz diyebileceğimiz olayların başlıklarıdır. Bu konuda sıkıntı çekenlere dava açmalarını öneririm.İş yerinden ayrılmanıza gerek yok. Hatta bir davada kişi hem işe iade edildi hem de oğlunun ve eşinin de (oğlu intihar teşebbüsünde bulunduğu ve eşi de kanser hastası olduğu için)kendisine yapılan muameleler nedeniyle rahatsızlandıklarını ileri sürerek üstelikte bir devlet kurumunu mahkum ettirdi.

  2. Ozgur

    Savaş Bey,
    Liste çok güzel ve başarılı. İnsanların işten ayrılmalarındaki en önemli etken birebir çalıştıkları yönetici olduğu bilinir. Bu tarz bezdirme diyebileceğimiz uygulamalarla yetenekli elemanların işten koparılması genelde dışarıdan atanan, kendine güvensiz orta düzey yöneticilerden kaynaklanıyor benim gözlemime göre. Her zaman farkında olmayabiliyorlar ama arkada ciddi ofis politikaları, bilinçaltı kaygı ve güvensizlik, yetersizliğin anlaşılmasını engellemek için uzmanları uzaklaştırma isteği var. Şirket de, kendileri de batıyorlar zamanla ama ne gam!

    Benim listeye ekleyebileceğim şeyler şunlar.

    İşinizi sabote ederler.

    Yetiştirmeniz gereken tarihe bağlı bir işiniz varken, sizi ya da çalıştığınız elemanları
    * toplantıyla alıkoyarlar
    * yetişmeyecek ne yapacağız kaygısıyla hem stres eder, hem zamanını alırlar
    * moral bozarlar.

    Küçük insaniyetsizlikler yaparlar. Doktora gittiğiniz, hasta olduğunuz, izinli olduğunuz zamanlarda telefon açıp (geçmiş olsun demeden) yapılması gereken işleri sıralarlar.

    Uzman olduğunuz konularda uzman olmayan kişilerin dediklerini size sık sık tekrarlarlar.

    Arkanızdan konuşurlar, söylemediğiniz şeyleri söylemişsiniz gibi şirketteki diğer projelere aktarırlar, sizi yalnız bırakmaya çalışırlar.

    Sertika aldığınızda (PMP) gibi, sizi kutlamazlar ve görmezden gelirler.

    Sizinle çalışanların morallerini bozarlar.

    Bir de bu tarz yaklaşımla karşılaşan insanlar neler yapabilir (işten ayrılmak dışında) o konuda düşünceleriniz yazsanız?

    Selamlar,
    özgür

  3. emre34

    öncelikle bu konuya(mobbing) değindiğiniz için teşekkür ederim.türkiyede açılan ilk mobbing davası marmara üniversitesi öğretim elemanına aittir. kendisine prof olmasına rağmen tuvaletin yanındaki çalışma odası verilmiş ayrıca bilimsel seminer ve toplantılarda konuşması esnasında sözü kesilmiştir. bu ve benzeri çirkin davranışlar maalesef hayatımızın hemen hemen her alanında karşımıza çıkıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.