Kategori arşivi: Kaynak Yönetimi

Proje Ekiplerini Anlamak

7 Common Project Team Pitfalls to Avoid in your team

Proje ekip üyelerinin bireysel beceri ve yeterlilikleri farklıdır ancak hedefe ulaşmada birbirlerini tamamlarlar. Her ekip üyesinin rolleri ve sorumlulukları benzersizdir. Kolektif liderlik ve sorumluluk bu ekiplerin normlarıdır.

Ortak hedefe ulaşmak için eş zamanlı olmayan performans sergileyen ekiplerde vardır. Her üyenin bireysel performansı önemlidir ve görevleri eş zamanlı olarak yerine getirmezler. Örneğin 4X100 bayrak yarışı takımları birlikte antrenman yapar, birlikte koçluk alır ve hedeflerine ulaşmak için birlikte çalışırlar. Ancak her birinin performansı diğerine yardımcı olmasına ve takımın hedefini desteklemesine rağmen ayrı ayrı performans sergilerler.

Endüstriyel bağlamda üretim ve operasyon ekipleri, aktarma yaparlar. Ekipler vardiyalı olarak çalışır ve yaptıkları işin sorumluluğunu benzer görevleri yapan diğer ekibe devrederler. Enerji üretimi, kimyasal işleme tesisleri, petrol rafinerileri vb. sürekli üretim yapanlar bu kategoriye girmektedir. A

Senkronize ekipler veya tüm ekip üyelerinin aynı anda bir arada bulunduğu ekiplerde benzer beceri ve sorumluluklara sahip ekip üyeler bulunabilir. Bu ekiplerde iş yükü hemen hemen eşittir. Çevik proje ekipleri bu kategoriye girerler. Ekip üyeleri birbirlerinin yerini alabilir ve hedefe ulaşmak için gereken görevlerin herhangi birini veya tamamını gerçekleştirebilirler. Üretkenliği artırmak vb. sebeplerle sanal ekipler, proje ekipleri, üretim ekipleri ve alana özgü ekipler kurgulanabilir. Özellikle proje ekipleri, proje hedefleri veya çıktıları organizasyonel hedeflere ve stratejik hedeflere bağlı olduğundan daha büyük önem taşırlar.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Yönetiminde GROW modeli

Bir Koç Olarak Yönetici: GROW Tekniği ve 7 Koçluk Sorusu

GROW modeli, koçluk görüşmelerini yapılandırmak için kullanılan bir çerçeve olarak Proje Yönetiminde kullanılabilir. GROW ingilizce kelimelerin baş harflerinden oluşmakla beraber Hedef, Gerçeklik, Seçenekler ve İleriye Doğru Yol anlamına gelir.

Hedef – Konuşma için bir hedef belirleyin

GROW modelinin ana fikri, sorunun, meselenin veya hedefin ne olduğunu belirleyerek konuşmaya başlamaktır. Dolayısıyla Proje Yöneticisi konuşmaya başlamadan önce konuyu çerçevelemeye çalışır. Aynı şeyden bahsettiklerinden emin değillerse, bir sorunun çözümü hakkında konuşmanın pek bir anlamı yoktur. Proje yöneticisi şunları sorabilir:

  • Aklından ne geçiyor?
  • Sorunu veya neyin yanlış olduğunu düşündüğünü bana açıklar mısın.
  • Neyi başarmak istiyorsun?
  • Çözüldüğünde durumu nasıl hayal ediyorsun?
  • Bunu nasıl daha spesifik hale getirebiliriz?
  • Bu hedefe ne zaman ulaşmayı/bu sorunu çözmeyi istiyorsun?
  • Bu hedefe ulaşmak senin/bizim için ne anlama gelecek?
  • Şu anda odaklanman gereken en önemli konu hangisi?
  • Bugün bu sorunun çözümünde nerede olduğunuzu söyleyebilir misin?

Gerçeklik – Karşınızdakinin kendi hikayesini anlatmasına izin verin

Proje Yöneticisi, hedef konusunda net ise durumun gerçekliğini keşfetmeye başlamalıdır. Ekip üyesinin hikayesini anlatmasına ve şu anda kendileri için neler olup bittiğini açıklamasına izin vermelidir. GROW modelinin bu kısmı proje yöneticisinin ekip üyesiyle empati kurmasına ve durumu nasıl yaşadıklarını anlamasına yardımcı olduğu için çok önemlidir. Birinin ilerlemesine yardım etmeye çalışırken yanlış varsayımlarda bulunulabilir. Açık ve keşfedici sorular sormak bundan kaçınmaya yardımcı olur. Konuşmanın çoğu bu ikinci adımda gerçekleşir.

  • Bana neler olduğunu anlat.
  • Şu anda neler oluyor?
  • Bir sorun olduğunu nasıl anladın?
  • Bunu daha ayrıntılı olarak anlatabilir misin?
  • Burada senin için asıl zorluk nedir?
  • Bununla uğraşırken dikkate alman gereken unsurlar nelerdir?
  • İşleri iyileştirmek için şu ana kadar ne yaptınız?
  • Zaten ne denedin?
  • Ne işe yaradı? Ne işe yaramadı?
  • Yolunuzda ne gibi engeller var?

Seçenekler – İlerlemek için beyin fırtınası seçenekleri

Proje Yöneticisi mevcut durumu yeterince derinlemesine anladığında üçüncü adım olan seçeneklere geçer. Sorunun nasıl yeniden ele alınabileceğinin araştırıldığı yer burasıdır. Ekip üyesiyle birlikte ileriye yönelik seçenekler üzerinde beyin fırtınası yaparlar ve ekip üyesinin sorunun üstesinden gelmek için neler yapabileceğine bakarlar. Ekip üyesine, engelleri nasıl aşabileceğini düşünmesi için yeterli zaman vermek gerekir. Takılıp kalırsa Proje Yöneticisi fikir verebilir ancak tüm seçenekleri sunmamak gerekir.

  • Bu sorunu çözmek için tüm fikirleri ve seçenekleri ele alacak beyin fırtınası yapalım.
  • Engeli aşmak için ne yapabilirsin?
  • Hedefe doğru hangi adımları atabilirsin?
  • Benzer durumlarda nelerin işe yaradığını gördün?
  • Tüm zamanını buna adayabilseydiniz ne yapardın?
  • Başka ne yapabilirsin?
  • Hangi seçenek en hızlı/en kolay/tercih edilir?
  • Her seçeneğin artıları ve eksileri nelerdir?

İleriye giden yol – Eylemleri belirleyin

GROW modelinin son kısmı bir eylem planı geliştirmektir. Ekip üyesini cesaretlendirmek, durumunun ve katkılarının sorumluluğunu almaya teşvik etmek gerekir. Modelin bu kısmı, ekip üyesinin ilerlemek için hangi spesifik eylem(ler)i ne zaman gerçekleştireceğini belirlemeye dayanır.

  • Bu sorunu çözmek için ne yapmaya hazırsın?
  • Sonraki adımların neler?
  • Bu tedbiri ne zaman alacaksın?
  • Bu seçenekleri tercih etmenin faydaları nelerdir?
  • Her eyleme ne zaman başlayıp tamamlayacaksın?
  • Bu eylemleri nereye kaydediyorsun?
  • Bunları gerçekleştirmekten seni ne alıkoyabilir?
  • Hangi ek desteğe ihtiyacın var? Sana kim yardım edebilir?
  • Başka neleri dikkate alman gerekiyor?
  • Bunu başardığında kendinizi nasıl ödüllendireceksin?

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde İşlevsiz Ekipler

What is Project Management? | ComputerCareers

Projede katılım ve psikolojik güvenlik mevcut olmadığında, projenin hedeflerini gerçekleştirmek ve başarı kriterlerini karşılamakta zorlanan işlevsiz ekiplerle karşılaşılabilir. Proje ekip üyeleri arasında iletişim ve güven eksiktir. Ortak hedefe yönelik çalışmakta zorlanırlar. Yanlış anlamalar ve çatışmalar ortaya çıkar ve bireyler yaptıkları işi kabul etmezler. Altta yatan gerginlik, hoşnutsuz ekip üyeleri ve sonuçlara yönelik dikkatsizlik ile açıklanabilir.

İşlevsiz proje ekibini tespit etmek için onu yöneten kişi gözlemlenebilir. Bazı projeler, yönlendirici ve denetleyici olan, ekibe yetki vermekte ve güvenmekte zorlanan bir proje yöneticisi tarafından yönetilir. Bu tür proje yöneticileri, doğru olanı yaptıklarını düşünürken takımın performansını olumsuz yönde etkilerler. Bu tip Proje Yöneticilerine “Engelleyenler” diyebiliriz. Engelleyenler insanlara işlerini nasıl yapmaları gerektiğini söyler ve bilgilerini test ederek doğru yapıp yapmadıklarını kontrol ederler. Engelleyenler kendilerini düşünce liderleri olarak görürler ancak bilgilerini nadiren paylaşırlar. Başkalarının bildiklerini öğrenmek yerine fikirlerini satma eğilimindedirler. İçgörü oluşturmak veya kolektif öğrenme sağlamak yerine tek bir noktaya değinmek için sorular sorarlar. Engelleyenler, sorumluluğu başkalarına devretmek yerine kontrolü elinde tutar ve başkalarına işlerini nasıl yapacaklarını anlatırlar.

Bu tip yönlendirici ve emredici liderlik tarzı, psikolojik güvenlik yerine korkuyu ve düşük performansı besler. Yaratıcılıktan ve özerk düşünceden yoksun, küçülmüş bir ekip yaratır. Engelleyenlerin çoğu, projeyi kararlı bir şekilde ileriye taşıyarak organizasyona ve ekibine iyilik yaptıklarını düşünürler ancak başkaları üzerinde yarattıkları kısıtlayıcı etkinin farkında değillerdir.

Aşırı yönlendirici ve küçültücü bir lider olmanın tam tersi Çoğaltandır. Çoğaltanlar, insanlara yüksek performans göstermeleri için koçluk ve mentorluk yaparak gelişmelerini sağlama becerisine sahip kişilerdir. Çoğaltanlar, ekip üyelerini mantıklı düşünme, konuşma ve hareket etme konusunda özgürleştirerek daha akıllı ve daha yetenekli olmalarına yardımcı olurlar. Çevrelerindeki insanların zekasını ve yeteneklerini güçlendirir, en iyi fikirlerin ortaya çıktığı bir ortam yaratırlar. Çoğaltanlar, düşünme yükünü başkalarına aktararak zorlukları aşmaya çalışırlar. Zor sorular sorar, ekibi boşlukları doldurmaya davet ederler.

Çoğaltanlar liderlik ederken koçluk yaklaşımından yararlanırlar. İnsanların gelişebileceği ve ekip üyelerinin esneyip büyüyebileceği bir ortam yaratırlar. İnsanlara ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine onları kararlara dahil edip kendi cevaplarını bulmalarını sağlarlar.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Başarılı Ekiplerin Psikolojisi

Behind every successful project is a dedicated team - Iskraemeco Corpo

Psikolojik düzeyde bir proje ekibi ancak üyelerinin kendilerini güvende hissetmeleri ve tüm fikir ve yetenekleriyle katkıda bulunmaya teşvik edilmeleri durumunda başarılı olabilir. İnsanlar gelişip birbirlerine güvendikleri zaman, en iyi düşünceleri ortaya çıkar.

Performansın yüksek olduğu ekiplerde, ekipteki herkesin aktif olarak birbiriyle iletişim kurduğunu ve takım üyelerinin de yaklaşık olarak aynı miktarda konuşup katkıda bulunduğunu göstermektedir. Birkaç ekip üyesinin tartışmalara hakim olmasına izin verildiği veya Proje Yöneticisinin aşırı kontrolcü veya yargılayıcı olduğu projelerde, pek çok proje ekibi üyesi dikkate alınmama korkusuyla görüşlerini öne sürmemektedir. Bu tür açık ve eşit iletişim yalnızca proje ekip üyeleri kendilerini psikolojik olarak güvende hissettiklerinde gerçekleşir.

Yüksek performanslı ortamlarda Proje Yöneticisi, kolaylaştırıcı ve koç rolünü rahatlıkla üstlenebilir. Proje Ekibi görüşmelerini, herkesin kararlara katkıda bulunabileceği bir alan yaratacak şekilde yönetir. Psikolojik güvenlik mevcut olduğunda, ister parlak yeni bir fikir, ister önemli bir problem olsun, insanlar akıllarından geçenleri paylaşmaktan çekinmezler. Şüpheleri ve endişeleri hakkında konuşabilir ve farklı görüşlere sahip meslektaşlarıyla görüşlerini paylaşabilirler. Önemli olan, proje ekibinin çatışmalarıı çözebilmesi ve önemli şeyler hakkında filtresiz, tutkulu görüşmeler yapabilmesidir. İnsanların birbirlerine alan yarattığı bu tür ortamlar, yüksek performansın yapı taşlarından biri olan güven ve açıklığa dayanır.

Projeekip üyeleri kendilerini, Proje Yöneticisinin onları tam olarak dinleyediği, empati kurabildiği, doğru sorular ve teşvik edici sözlerle görüşmelere çekebildiği zaman güvende hissederler. Proje Yöneticisinin duygusal zekaya sahip olması bu konuda gerekli koçluğu ortaya çıkarmasına yardımcı olur.

Duygusal zeka, kendimizin ve diğer insanların duygularını tanıma ve yönetme yeteneğidir. Yüksek performansın ortaya çıkabilmesi için her proje ekibi üyesine alan yaratmak isteyen Proje yöneticisi için hayati öneme sahiptir.

Öte yandan Proje Yöneticisinin yüksek performansın gerçekleşmesi için ekip üyelerini de sorumlu tutması gerekir. Başarılı bir ekip, projenin hedeflerine ulaşma konusunda eşit derecede desteklenen ve zorlanan ekiptir. Bir koç olarak Proje Yöneticisi, ekibin işleri özerk bir şekilde yürütebilecek kadar becerikli olduğuna körü körüne güvenmez. Sadece desteklemekle kalmaz fikir ve çözümler üretme konusunda güçlendirir, meydan okur ve yapacaklarını söyledikleri şeyleri yerine getirme konusunda onları sorumlu tutar.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Ekibi Açısından Duygusal Zekanın Önemi

The Power of Emotional Intelligence in the Workplace

Proje Yöneticisi vaktinin %90’ını iletişimle geçirir. Bu iletişimin büyük bir kısmı proje ekibinin değişikliklerin ve stresin duygusal ve sosyal yönleriyle başa çıkmasına yardımcı olmakla ilgilidir. Ayrıca Duygusal Zeka, kişinin kendi duygularına hakim olması ile ilgilidir. Proje yöneticisinin işini yapma ve belirli bir zihinsel sağlık düzeyini koruma becerisini etkileyebilecek üç önemli faktörden bahsedilebilir;

Stres Azaltma – Proje çalışmaları streslidir ve stres yönetimi ilişkilerin doğasına bağlı olarak projeden projeye değişir. Örneğin tedarikçinin proje çalışanlarına herhangi bir stres yönetimi yapılmasına gerek olmayabilir.  Şirketler, ücret vermek dışında çalışanlarına proje yönetimi sürecinde psikolojik koruma sağlamalıdırlar. Örneğin izinler, tam zamanlı çalışanların yoğun çalışma dönemlerinden sonra toparlanmalarına olanak tanır. Dinlenmeme önemli bir stres kaynağıdır.

Kimlik Yenileme – Proje ekipleri için tek stres kaynağı bitkinlik değildir. Mesleki bağlamda kim olduklarına dair bir anlam ararlar. Bir işten diğerine geçerken anlamı kaybedebilirler. Daha da kötüsü, projelerin geçici doğası çoğu zaman bireyleri, her yeni projede kimliklerini yeni ekiple tutarlı bir şekilde yeniden inşa etmeye zorlayabilir. Kimliğini sürekli olarak yeniden yapılandırmanın sonuçları sıkıntılı olabilir. Özellikle sözleşmeli çalışanlar sıklıkla yabancı muamelesi görürler. Sonuç olarak, pek çok proje profesyoneli kendilerini uyum sağlamak için tekrarlanan bir çaba içerinde bulurlar. Bu çabalar başarısız olursa, meslektaşlarına, şirketlerine ve nihayetinde kendilerine karşı olumsuz eğilimler geliştirme olasılıkları da o kadar artar.

Ayrılma – Bir çalışanın benlik duygusu bozuldukça, karar verme yetenekleri tehlikeye girebilir. İstihdam güvencesizliği mesleki deneyimlerindeki en büyük stres etkeni olarak tanımlanabilir.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Zor Çalışan Arketipleri

Bad Management Behaviors

Arketip Ortak davranışlar
Güvensiz Yönetici • Başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğü konusunda aşırı endişe duyar
• Sonucu az etkili olsa bile, karar vermede (veya bir karara bağlı kalmada) kronik bir yetersizlikten muzdaripdir
• Özellikle üst yönetimin etkisinde kalarak bir projenin veya toplantının yönünü sık sık değiştirebilir
• Özellikle gerekli olmadığında uzmanlıklarını öne çıkarma fırsatlarını değerlendirir, kendilerini daha önemli göstermek için başkalarını küçümseyebilirler.
• İnsanların işlerini ne zaman, nerede ve hatta nasıl başardıkları dahil, ekip veya projeyle ilgili her şeyi kontrol etmeye çalışırlar
• Her kararın ve detayın onaylanmasını isterler
• Bilgi ve kaynak akışını kontrol etmek amacıyla ekibin diğer departmanlardaki meslektaşlarla veya üst yönetimle etkileşime girmesine izin vermezler
Kötümser • Toplantılardan, üst yönetimden, diğer meslektaşlardan, her şeyden şikayet ederler
• Yeni bir girişimin veya projenin başarısızlığa mahkum olduğunu ilan ederler
• Özellikle inovasyon veya yeni çalışma yöntemleri hakkındaki konuşmalarda “bunu zaten denedik ve başarısız oldu” şeklinde yaklaşırlar
• Bir taktiğin veya stratejinin risklerine anında dikkat çekerler
• Durum olumlu olsa bile söyleyecek olumsuz bir şey bulurlar
Mağdur • Kendileri için üzülür, başkalarının da aynısını yapmasını beklerler
• Yanlış giden şeylerin sorumluluğundan kaçıp suçu başka insanlara veya dış faktörlere yüklerler
• Neden hatalı olamayacaklarına dair bahaneler sunarak yapıcı geri bildirimi geri çevirirler
• Şikayet ederek ve “zavallı ben” tavrıyla başkalarını aşağıya çekerler
• Olumsuz duygular içinde debelenirler
• Özellikle kendileri için başarısızlığı tahmin etmeyi iyi bilirler
Pasif-agresif • Son teslim tarihlerini karşılamayı kabul ettikten sonra kasıtlı olarak göz ardı ederler
• Tutmayacakları sözler verirler
• Kaba davranır (örneğin, bir toplantıda sizi görmezden gelmek veya sözünüzü kesmek) ve sonra onlarla yüzleştiğinizde bir sorun olduğunu inkar ederler. “Her şey sizin kafanızda” veya “Neden bahsettiğiniz hakkında hiçbir fikrim yok” gibi iddialarda bulunurlar.
• Öfke veya asık surat ifade eden ancak iyi olduklarında ısrar eden bir beden dili sergilerler
• Yaptığınız işten memnun olmadıklarını ima etmek ancak bunu açıkça söylemeyi veya size doğrudan geri bildirimde bulunmayı redderler
• Hakaretlerini iltifat olarak gizlemeye çalışırlar. Örneğin, “Ne kadar rahat bir tarzın var!” aslında “Bence tembelsin” anlamına gelebilir
• Bir anlaşmazlık durumunda hatalı olan sizmişsiniz gibi görünmek için kelimelerinizi çarpıtırlar
 Her şeyi bilen • “Doğru yol benim yolum” tavrını sergilerler
• Konuşmaları tekeline alır, bölünmeyi reddeder ve başkalarının yerine konuşurlar
• Kendi fikirlerini üstün olarak konumlandırırlar
• Eleştirileri veya geri bildirimleri dinlemezler
• Küçümseyici bir tonda konuşurlar
• Başkalarının zaten anladığı şeyleri tekrar açıklarlar
• Nadiren soru sorar veya merak gösterirler
• Grup başarılarını kendilerine mal edip  paylaşmazlar
• Davet edilmeden sohbetlere girerler
Zorlayıcı • Sizi doğrudan veya dolaylı olarak çalışmaya yeterince kararlı olmamakla suçlarlar
• Neredeyse imkansız standartlar belirlerler
• Size gereksiz veya uygunsuz yoğun işler verirler
• Kariyerlerinde yaptıkları fedakarlıkları gururla paylaşır, sizin de benzerlerini yapmanız gerektiğine inanırlar
• Başarılarınızı küçümserler
• Özel hayatınızı önemsemezler
• Belirli bir nesle olumsuz özellikler atfederler (“Y Kuşağı tembeldir” veya “Z Kuşağı çok alıngandır vb.)
• Ayrımcılık, adaletsizlik vb. konuların varlığını inkar ederler (“Ben bunu başardım. Sizin neden başaramadığınızdan emin değilim.”)
• Kötü şartlara maruz kaldıklarını iddia ederler 
Önyargılı • Olumlu bir özellik hakkında, sanki buna sahip olmanıza şaşırmışlar gibi yorum yaparlar (“Çok açık sözlüsün!”)
• Çoğunluk tarafından kabul edilebilir görülen bir davranışı olumsuz veya profesyonellik dışı olarak etiketlerler 
• Kişiliğiniz nedeniyle yetenekli olmadığınızı veya bir şeye ilgi duymadığınızı varsayabilirler (“O projede çalışmak isteyeceğinden şüpheliyim. Bakması gereken bir ailesi var.”)
• Aşağılayıcı veya sahte yakınlık duygusu çağrıştıran ifadeler veya kelimeler kullanırlar (“tatlım”, “kardeşim” vb.)
• Basmakalıp varsayımlarda bulunur veya birinin kişisel özelliğini inkar edebilirler (“Yönetici olacak kadar yaşlı görünmüyorsunuz”)
• Önyargı veya ayrımcılık yokmuş gibi davranırlar 
Politik • Başarılarıyla övünürler
• Her şeyden kendilerine pay çıkarırlar
• Kariyerlerine yardımcı olabilecek konumda olan kişilere yakın dururlar, iyilik yaparlar
• Sorumlu olmadıkları halde sorumluymuş gibi davranırlar
• Özellikle yollarına çıktıklarına inandıkları iş arkadaşları hakkında dedikodu yapar,  söylentiler yayarlar
• Çoğunlukla ekip veya şirket hedefleri pahasına kendi gündemlerini zorlarlar
• Güçlü görünmek için bilgi saklarlar
• Sizi katılmanız gereken bir toplantıya davet etmeyerek veya işinizle ilgili kritik ayrıntıları paylaşmayarak baltalamaya çalışırlar

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Pasif-Agresifler

10 Signs of a Passive-Aggressive Person - Grow with Christine

Pasif-Agresifler, başkalarının istek ve ihtiyaçlarına uyuyormuş gibi görünen ama sonra pasif bir şekilde bunları yerine getirmeyenlerdir. Bazen kasıtlı geç kalır veya belirtilen hedeflere ulaşmayı engellerler.

Pasif-Agresif Belirtileri

  • Son teslim tarihlerini karşılamayı kabul ettikten sonra kasıtlı olarak görmezden gelmek
  • Asla göndermeyeceği bir e-posta göndermeye söz vermek
  • Kaba davranmak (örneğin, bir toplantıda bazılarını görmezden gelmek veya söz kesmek) ve sonra bir sorun olduğunu inkar etmek. “Her şey senin kuruntun” veya “Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok” gibi iddialarda bulunmak
  • Öfke ya da asık surat ifade eden ama iyi olduklarında ısrar eden beden dili kullanmak
  • Çalışmanızdan memnun olmadıklarını ima etmek ancak bunu açıkça söylemeyi veya size doğrudan geri bildirimde bulunmayı reddetmek
  • Hakaretleri iltifatlara gizlemek. Örneğin, “Ne kadar rahat bir tarzın var!” aslında “Bence tembelsin” anlamına gelebilir
  • Bir anlaşmazlık durumunda kelimelerinizi çarpıtarak karşısındakileri hatalı göstermeye çalışmak

Pasif agresif terimi 1940’lı yıllarda Amerikan ordusunda üstlerinin emirlerine uymayan askerleri tanımlamak için ortaya atılmış. Kısa bir süre sonra “pasif-agresif kişilik bozukluğu” adı verilen resmi bir tanı haline gelmiş.

Pasif agresiflik, gerçekte ne düşündüğünüz konusunda açık sözlü olmamak ve düşüncelerinizi ve duygularınızı ifade etmek için dolaylı yöntemler kullanmaktır. İnsanlar, birine hayır demekten kaçınmak veya gerçekte ne hissettikleri konusunda dürüst olmaktan kaçınmak istediklerinde veya açıkça belli etmeden durumu kendi lehlerine döndürmeye çalıştıklarında, yukarıdaki taktikleri sıklıkla kullanırlar.

İnsanlar nadiren bilinçli olarak pasif-agresif bir şekilde davranma kararı alırlar. Daha ziyade ir tepki olarak genellikle başarısızlık veya reddedilme korkusu, çatışmadan kaçınma arzusu veya güç kazanma dürtüsü tarafından yönlendirilirler.

Pasif-agresifler, istediğinizi yapamayacaklarını kabul etmek yerine, sorunları size geri iterler. Sizi kötü göstermeye veya aldatıcı davranmaya çalışıyorlarmış gibi görünebilir, oysa aslında genellikle kendilerini kötü görünmekten korunmaya çalışıyorlardır.

Pasif-agresifler hata yapmamak için son derece dikkatli davranırlar. Temkinli içgüdüleri mantıksız olarak algıladıkları talepler karşısında baskı altında kaldığında duygularını ifade etmek yerine, onları bastırırlar ve talepte bulunan kişiye içerlerler.

Pasif-agresifler, genellikle çatışmadan kaçınırlar. Ne düşündüklerini ve hissettiklerini doğrudan ifade etmek yerine, düşüncelerini iletmek için daha incelikli yöntemlere güvenirler.

Organizasyon kültürü pek çok işyerinde çalışanları, işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları şeyi elde etmenin bir yolu olarak pasif-agresif olmaya itebilir. Proje ekibinin hedefleri net olmadığında veya yönetici bireysel performansları değerlendirmek için hangi ölçümleri kullanacağı konusunda açık olmadığında, çalışanlar neler olup bittiğini çözmeye çalışırken veya belirsizlikle boğuşurken pasif-agresif davranabilirler.  

Benzer şekilde, işten çıkarmalar, birleşmeler veya yeniden yapılanma gibi büyük organizasyonel değişiklikler, eğer insanlar kendilerini savunmasız hissederlerse pasif saldırganlığa yol açabilir. Bu, özellikle çalışanın şirket tarafından reddedildiğini hissetmesi, terfi ya da maaş artışı konusunda göz ardı edilmesi ya da değerli bir pozisyon gibi kendisine borçlu olunduğunu düşündüğü bir şeyin reddedilmesi durumunda geçerlidir. İşveren ile çalışan arasındaki psikolojik sözleşmenin bu ihlali, anlaşılır bir şekilde sinir bozucudur ve bazı insanlar, neye üzüldüklerini dile getirmek yerine, çoğunlukla pasif-agresif yollarla misillemede bulunurlar.

Pasif-agresif davranan bir kişi (veya birkaç kişi) olduğunda, ekibin daha yavaş kararlar alması, etkisiz iletişim kurması ve sağlıksız çatışmalara girmesi daha olasıdır.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Mağdur Sendromu

What Is Narcissistic Victim Syndrome

Mağdur(kurban) rolünü seçenler herkesin onlara karşı olduğunu düşünürler. Eylemlerinin sorumluluğunu almazlar ve işler ters gittiğinde hemen başkalarını işaret ederler. Yapıcı geri bildirim vermeye çalıştığınızda, “vay halime” tavrıyla ya da bir sürü bahaneyle karşılık verirler. Mağdurlar kötü şeylerin olacağına ve bunu değiştirmek için yapabilecekleri çok az şey olduğuna inanır, ancak aynı zamanda bu olumsuz olayların özellikle kendilerinin başına geldiğine de inanır ve şikayet ederler.

Gözlemleyebileceğiniz bazı davranışlar şunlardır:

  • Kendileri için üzülür ve başkalarının da aynısını yapmasını beklerler
  • Yanlış giden şeylerin sorumluluğundan kaçar ve suçu başkalarına ya da dış faktörlere atarlar
  • Neden hatalı olamayacaklarına dair bahaneler sunar yapıcı geri bildirimi geri çevirirler
  • Şikayet ederek ve “vay be” tavrıyla başkalarını aşağıya çekmeye çalışırlar
  • Negatif duygular içinde boğulurlar
  • Özellikle kendileri için başarısızlığı tahmin etmekte üstlerine yoktur

Kötümserlerin aksine, hayal kırıklığı yaratan üzücü durumlarda diğer insanların veya koşulların hatalı olduğuna inanırlar. Mağdurlar risklere işaret etmek yerine, suçlamayı tercih ederler.

Mağdur Sendromu Kontrol Listesi

  • Her konuşma onların sorunlarına mı odaklanıyor?
  • “Zavallı ben” kartını oynamaya eğilimliler mi?
  • Kendileri hakkında olumsuz konuşuyorlar mı?
  • Her zaman en kötüsünü mü bekliyorlar?
  • Kurban gibi davranma eğilimindeler mi?
  • Herkesin onlara karşı çalıştığını mı hissediyorlar?
  • Diğer herkesin daha kolay bir yaşama sahip olduğuna mı inanıyorlar?
  • Yalnızca olumsuz olaylara ve hayal kırıklıklarına mı odaklanıyorlar?
  • Olumsuz davranışlarından dolayı kendilerini hiç sorumlu hissetmiyorlar mı?
  • Başkalarının kendileri adına sorumluluk almasını sağlamaya çalışıyorlar mı?
  • Sefalet, kaos ve drama bağımlısı gibi görünüyorlar mı?
  • Tutumları başkalarının ruh halini olumsuz etkiliyor mu?
  • Başkalarını suçlamak kendi ruh hallerini iyileştiriyor mu?

Mağdur alışkanlıklarının çoğunlukla gerçek acıya dayandığını unutmayın. Bazı insanlar travmaya, manipülasyona, ihanete veya ihmale tepki olarak mağdur zihniyetini benimserler. Yaşadıkları yalnızlık, depresyon ve izolasyon gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu tipteki pek çok kişi bu tutumunu onlara belirli faydalar sağladığı için sürdürüyorlar. Dikkat veya sempati çekmenin yolu olarak görebiliyorlar.

Mağdur zihniyetine sahip biriyle çalışmanın birincil maliyeti duygusal bulaşmadır. Mağdurun işlerin kötü olduğu ve bunları değiştirmenin hiçbir yolu olmadığı konusundaki ısrarı bulaşıcı olabilir, insanların veya koşulların size karşı olup olmadığını merak etmeye başlayabilirsiniz.

Sorumluluktan kaçan biriyle çalışmak da zordur. Grubun morali üzerindeki etkilerine karşı koymaya çalışmaktan dolayı sürekli olumsuzluk veya tükenmişlik nedeniyle yorgunluk yaşayabilirsiniz. Birinin işini onun adına yapmak zorunda kalıyorsanız ya da onu sürekli olarak iyi olduğuna ikna etmenin duygusal yükünü üstleniyorsanız, kırılma ihtimaliniz yükselir.

Dünyanın kendisine karşı olduğunu düşünen bir kişinin, tüm ekibi kendi bakış açısına dönüştürmesi mümkündür. Mağdur zihniyetine sahip biri, sanki organizasyondaki hiç kimse yaptıklarını anlamıyor veya takdir etmiyormuş gibi davranmaya başlar. Bu, kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet haline gelir çünkü birimdeki insanlar ne kadar savunmacı davranırsa, o kadar az güvenilir görünürler, bu da meslektaşlarının kendi yeteneklerinden şüphe duymasına veya işbirliği yapmaktan tamamen kaçınmasına neden olur.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Projelerde Adil Olmak

That's not fair!” When individual deals challenge the fairness in teams -  HRZone

Projelerde adil olmak, tarafsız ve objektif olarak karar vermek demektir. Davranışlarımız birbiriyle çelişen kişisel çıkarlardan, önyargılardan ve adam kayırmacılıktan uzak olmalıdır. [PMI Etik Kuralları, sf. 4].

Proje Yöneticisi ve Ekip üyeleri açısından anlamı şudur;

  • Aldığımız kararlarda şeffaf davranırız ve bunları ekibimize ve paydaşlarımıza açıkça bildiririz.
  • Bilgiye tam erişim sağlıyoruz ve bu bilgiye sahip olan herkese bilgiyi kolaylaştırıyoruz.
  • Tarafsızlığımız ve objektifliğimiz üzerinde sürekli düşünürüz.
  • Cinsiyete, ırka, yaşa, dine, engelliliğe, uyruğa veya cinsel tercihe göre karar vermeyiz.
  • Kayırmacılık, kayırmacılık ve yolsuzluk gibi kişisel düşüncelere dayalı kararlar almayız.
  • Eşit niteliklere sahip adaylara eşit fırsat sunuyoruz.
  • Kendimizi potansiyel bir çıkar çatışmasının bile olduğu bir durumda bulduğumuzda, bunu derhal paydaşlara iletiyoruz ve mümkünse bir sınırlama stratejisi üzerinde anlaşmaya varılana ve uygulanana kadar karar alma sürecine katılmaktan kaçınıyoruz.

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler

Proje Ekip Üyeleri Kendi Duygusal Zekâlarını Nasıl Geliştirebilirler?

How To Build Emotional Intelligence And Be A Better Leader - People Managing People

Kişilerarası İyileştirmeler – Empati, proje yöneticisinin gerçekleştirmesi gereken pek çok görevin merkezindedir. Müzakere, fikrini satma, otorite olmadan etkileme vb. empati kurma ve karşımızdakinin konumunu anlamayla başlar. Davranış Değişikliği Merdiven Modeli belirli kişilerarası sonuçları yönlendirmek isteyen Proje Yöneticileri için olduğu kadar müzakereciler için de işe yarar. Model, aktif dinlemeden başlayan bir yol sunar. Etkin bir şekilde kullanıldığında, proje profesyonelleri kişilerarası becerilerini önemli ölçüde geliştirebilirler.

Uyarlanabilirlik İyileştirmeleri – Stresli olacağını bildiğiniz bir olayın gerçekleşeceğini bildiğiniz zaman (örneğin, bir ekip üyesinin işine son vermek, kızgın bir paydaşı yatıştırmak vb), önceden planlama yaparak performansınızı artırabilirsiniz. Ortaya çıkabilecek olası duyguları düşünmeniz ve ortaya çıkarsa onlarla nasıl başa çıkacağınıza dair kararlar vermeniz gerekir. Bu noktada eylemlerinizin ve kararlarınızın doğrudan sonuçlarını düşünmekten ziyade iki, üç veya dört adım ötesini düşünmeniz gerekebilir.

Stres Yönetimi İyileştirmeleri – Giderek stresi artıran iş ortamlarında çalışıyoruz. Stresten başarılı bir şekilde kurtulmak, öncelikle planlama gerektirir. Bu planlama, zihinsel olarak rahatlamanıza olanak tanıyan “dinlenme” dönemlerini içermelidir. Dinlenme ve gevşeme, stres yaratan etkenleri doğru perspektife yerleştirme fırsatı sağlar. Sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek ve teknolojiden uzak sosyal aktivitelere zaman ayırmak, stresin kronikleşmesini önlemeye yardımcı olabilir.

Kişisel İyileştirmeler – Kişisel farkındalık, duygusal ve sosyal beceriler arasında belki de geliştirilmesi en zor olanıdır çünkü önemli miktarda iç gözlem gerektirir. Her gününüzün en azından bir kısmını en son deneyimlerinizi düşünerek ve onlar hakkında ne hissettiğinizi ifade etmeye çalışarak geçirmek iyi bir uygulamadır. Günlük tutabilir, gününüzü belgeleyebilirsiniz. Nerede hata yaptığınızı ve neyi daha iyi yapabileceğinizi yazabilirsiniz.  

Türkçe eğitimler

İngilizce eğitimler