Proje Yöneticisi olmak

 

Proje Yöneticisinin spesifik konularda tecrübeli veya mühendis olması gibi önyargılara çok rastlıyorum. Tecrübeli olan veya olmayan, mühendis veya diğer branş sahibi, başarılı ve başarısız bir çok proje yöneticisi gördüm. Sadece teknik bilgisi olan kişilerin proje yöneticisi olması gerektiğini söyleyen bir yaklaşımı “yanlış” buluyorum.

Dünyada “kazara” proje yöneticisi olmuş, proje yönetimi ile ilgili ilkelere ve prensiplere sahip olmayan oldukça fazla proje yöneticisi var. Bir çoğu zaten bildiğini düşünürken bir çoğu kendini geliştirmeye vakti olmadığı “mazereti” arkasına saklanıyor. Bazı temel prensipleri bile öğrenmenin performansları ne kadar çok artıracağının farkında değiller.

“Kervan yolda düzülür” yaklaşımı ile mücadele ederdik. Artık planlamanın önemini kimse yadsımıyor. Ne varki deneyimli proje yöneticileri bile planlama konusunda hala atlamalar yapabiliyorlar.

İletişim, birlikte çalıştığımız insanlarla aramızdaki köprüdür. Ne kadar güçlü olursa o kadar iyidir. Teknik bilginin iletişimin önüne geçtiği üniversite yıllarımı düşününce “Çok iyi biliyor ama anlatamıyor” klişesinde “anlatamıyor” kelimesinin aslında bizimle iletişim kurup anlamamızı sağlayamadığı olduğunu düşünüyorum.

Dinlemeyi bilmek önemli. Bizi kültürümüz her ne kadar çocuklukta bizi sürekli dinlemeye zorlasa da travmatik etkisi yetişkinlikte sürekli konuşma olarak çıkıyor. Projemizde yer alan konusunda uzman kişilerin bize verebilecekleri çok bilgi vardır ama hangi bilginin bizim işimize yarayıp yaramayacağı konusunda net olmayabilirler. Sorularımıza odaklanmak ve sabırla dinlemek önceliklerimiz arasında olmalıdır.

Proje Yöneticisi olarak proje ekibi üyesinden tahmin isterken ne istediğimizi çok iyi ifade edebiliyor olmamız gerekiyor. İşin büyüklüğü, karmaşıklık düzeyi, geçmiş deneyimler ve çekincelerini de dinlemeliyiz. Onların vereceği bilginin önemini onlara hissettirmeliyiz.

Proje ekimizdekiler için neyin önemli veya öncelikli olduğuna çok dikkat etmemiz gerekir. “Süre baskısı” ya da “kafadan atma sürelerle” zorlanan kişilerin yaptıkları işlerin sonrasında yaşanan problemler, çok daha maliyetli olacaktır.

“Emir-demir ilişkisi “ artık eskide kaldı. Otoritemizi kullanmak yerine ikna edici olmaya çalışmalıyız. Eğer karşımızdakilerle diyalog kurabilirsek bizimle çekincelerini ve olası problemlerini paylaşırlar. Aksi takdirde sessiz kalacaklar ve o problemle karşılaştığımızda daha zor anlar yaşayacağız demektir.

Her bir proje ekip üyesinin başarısı, projenin başarılı olması anlamına gelir. Ekibimizin başarılı olması için elimizden geleni (Hizmetkar Liderlik) yapmalıyız. Bu yüzden ekibimizdekilerin iş yoğunluklarını, çalıştıkları ortamları, düşüncelerini öğrenmemiz gerekir. Ana hedefimiz ekibimizin ihtiyaçlarını bir an önce karşılamak olmalıdır. 

Aşağıdaki yazıları da beğeneceksiniz:

Paylaşın:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twelve − 8 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.