Yazar arşivleri: savassakar

Liderin Yedi Temel Davranışı – 3 – Açık ve Net Hedefler Belirleyin

minitoy-project-target-11899558Açık iletişim disiplinini uygulayan liderler herkesin kavrayabileceği sadece birkaç öncelik üzerine yoğunlaşırlar. Bir işletme mantığı ile düşünen herkes üç ya da dört öncelik üzerinde yoğunlaşmanın eldeki kaynaklardan en iyi sonuçları çıkaracağını anlayacaktır. Ayrıca, çağdaş organizasyonlardaki insanlar iyi bir yürütme gerçekleştirebilmek için az sayıda açık önceliğe gereksinim duyarlar. Eski moda hiyerarşik bir şirkette bu o kadar önemli bir sorun değildi. İnsanlar genellikle ne yapacağını bilirdi çünkü yukarıdan bir komuta zinciri halinde emirler gelirdi. Ama karar verme, merkezi olmaktan çıkarılınca ya da matris organizasyon yapısındaki gibi son derece parçalı hale gelince birçok düzeydeki insan sayısız dengelemeler yapmak zorunda kalmaktadır. Kaynaklar konusunda bir rekabet ve karar verme  hakları ve iş ilişkileri konusunda bir belirsizlik vardır. Dikkatlice düşünülmez ve açık öncelikler olmazsa insanlar kimin neyi niçin elde edeceği üzerine yapılacak bir mücadele ile açmaza sürüklenebilirler. “On tane önceliğim var” diyen bir lider ne dediğini bilmiyor demektir. En önemli şeylerin ne olduğunu kendisi de bilmiyordur. Şirketinizin bütün performansını etkileyecek bu açık, gerçekçi birkaç hedef ve önceliği belirlemeniz gerekir.

Açık hedefler belirlemenin yanısıra, genel anlamda basitlik konusunda da çaba harcamanız gerekir. Execution’ı uygulamayı başaran liderler hakkında bir şey dikkatinizi çekecektir. Doğrudan ve basit bir dille konuşurlar. Kafalarından geçeni gündüz ve açık bir şekilde anlatırlar. Konuları nasıl basitleştireceklerini bilirler ve bu şekilde diğer insanlar onları anlayabilir, değerlendirebilir ve onlara uygun olarak hareket edebilirler ve böylece söyledikleri şeyler ortak anlayış haline gelir. Bazen öncelikleri belirlemek yeni bir çift göz gerektirebilir.

Kaynak: İş Yaptırabilme DisipliniLarry Bossidy ve Ram Charan

Liderin Yedi Temel Davranışı – 2 – Gerçekçilikte ısrarcı olun

seek-truthGerçekçilik uygulamanın kalbidir ama pek çok organizasyon gerçeklerden kaçmaya ya da üzerini örtmeye çalışan insanlarla doludur. Çünkü gerçekler yaşamı zorlaştırır. İnsanlar Pandora’nın kutusunu açmak istemez. Hataları gizlemek ya da o an bir çözümleri olmadığını kabul etmekten çok bir çözüm bulmak için zaman kazanmak isterler. Yüzleşmelerden kaçınmak isterler.

Hiç kimse vurulacak bir elçi ya da üstlerinin otoritesine meydan okuyan bir sorun çıkarıcı olmak istemez. Bazen liderler tam bir yalanlama içinde olurlar. Liderlerden organizasyonlarının güçlü ve zayıf olduğu yönleri tanımlamalarını istediğimizde genellikle güçlü yönleri gayet iyi açıklarlar ama zayıf yönleri tanımlamada o kadar iyi değillerdir. Ve zayıf yönleri hakkında ne yapmak istediklerini sorduğumuz zaman yanıtlar genellikle pek açık ya da tutarlı olmaz. “Hedef rakamları tutturmamız gerekir” derler. Tamam, elbette hedef rakamları tutturmanız gerekir de sorun, bunu nasıl yapacağınızdır.

Önce kendiniz gerçekçi olmakla işe başlayın. Ondan sonra da gerçekçiliğin organizasyondaki bütün diyalogların hedefi olmasını sağlayın.

Gerçekçiliği kucaklamak, her zaman şirketinizin gerçekçi bir değerlendirmesini yapmak ve diğer şirketlerle karşılaştırmak demektir. Bir gözünüz sürekli dünyadaki diğer şirketlerde neler olup bittiğini gözler ve kendi gelişiminizi ölçersiniz, ama içeriye değil dışarıya bakarak. Şadece “Geçen yıldan bu yıla kadar bir ilerleme sağladım mı? ” diye sormayın. Şöyle sorun: “Diğer şirketlerle karşılaştırıldığında durumum nasıl? Onlar daha çok mu ilerleme gösterdiler?”

Şirketinizi gerçekçi bir şekilde değerlendirmenin yöntemi budur. Bu kadar çok insanın konulara gerçekçi açılardan bakmak istemediğini görmek şok edici bir durumdur. Bunu yapmaktan rahatsız oluyorlar. Örneğin, müşteri şikayetlerini dikkate alıp düzeltmeye çalışmak yerine, kendinizin haklı, onların haksız olduğunu göstermek zorunda olduğunuzu düşünmek gibi.

Kaynak: İş Yaptırabilme DisipliniLarry Bossidy ve Ram Charan

Liderin Yedi Temel Davranışı – 1 – Personelinizi ve şirketinizi tanıyın

İş Yaptırabilme Disiplini adlı kitaptan çok etkilendim. Larry Bossidy ve Ram Charan’ın bu kitabında liderlerin yedi temel davranışından bahsediyor. Bende sizlerle bu maddeleri paylaşmak istedim.

İş yaptırabilme(Execution görevini) üstlenen bir liderin tam olarak ne yapması gerekir? İşlerin ayrıntılarına sıkışıp kalan bir mikro yönetici olmaktan nasıl uzak kalır? sLeadershiporularının yanıtını arayacağız.

Madde 1 – Personelinizi ve şirketinizi tanıyın

Yürütmeyi başaramayan şirketlerde liderler genellikle günlük gerçeklerin uzağında dururlar. Kendilerine ulaştırılan bir sürü bilgi olur ama bunlar süzgeçten geçirilmiş olur kendi algılamaları, sınırlamaları ve gündemleri doğrultusunda doğrudan rapor olarak sunulur ya da personel tarafından kendi bakış açılarıyla toplanır. Liderler eylemin olduğu yerde değildir. İşle iç içe değildirler bu nedenle organizasyonlarını ayrıntılı olarak tanımazlar ve personeli de onları tanımaz.

Çalışanlarla ilgili sürekli bilgi akışı vardır, bunu yerinde teyit etmeniz gerekir. Etkin bir çalışanın yeteneklerini desteklemeye, güçlendirmeye çalışmanız gerekir. Her ne kadar iyi olsa da ona o zamana dek hiç düşünmediği birkaç yeni bakış açısı kazandırma ihtimalinizi göz ardı etmemelisiniz. Eğer başarısızlıkla ilgili bir duyum almış iseniz ve o soracağınız  sorularla işin içyüzünü anlamaya çalışmalısınız.

Mümkün olan en fazla sayıda çalışanla görüşmelisiniz. Eğer kimse soru sormuyorsa açık bir toplum olmadığını anlayabilirsiniz.

Konunun özü şudur derinlemesine araştırma yaptığınız zaman bir şeyler öğrenirsiniz, personeliniz de bir şeyler öğrenir. Diyalogdan herkes kazançlı çıkar. İş hakkında yorum yapmalarına izin vermekle yönetimin yücelmesini de sağlamış olursunuz.

Şimdi bu tür bir geziden söz edeceğim. Honeywell’de tekrar çalışmaya başladıktan birkaç ay sonra Illinois, Freeport’ta sensor üreten bir fabrikaya gittim. Honeywell’in eski kuruluşlarından biriydi, çok verimli bir Altı Sigma çabası ve yine çok verimli bir dijitalleşme gayreti içinde olması dışında çağdaş uygulamalardan biraz uzaktı. İçinde bulundukları bu çabalar için ise yönetime hiç kimse bunları yapın dememiş, onlar yapılması gerektiğine kendileri karar vermişti. Fabrikayı işleten müdür çok iyiydi.

Bazı yeni düşünceler elde etmek için ara sıra başka insanlara görev vermeniz gerekir aksi halde aynı pilavı ısıtıp ısıtıp yiyor gibi olursunuz. Diğer bir deyişle, o görevdeki insanların bütün fikirlerini dinlemişsinizdir ve yeni geleceklerin taze bakış açılarından mahrum kalmaktasınızdır.

Ayrıca fabrikalara üretim için gerekli her şey temin edilmişti. Ona dedim ki, “Bu malzemelerin bir kısmını bu işi daha az maliyetle yapabilecek başka şirketlere devredin. Bu arada, hangi fabrikaların kapatılmasına karar vermeden önce nelerin dışarıya verileceğini belirleyin çünkü son durumun nasıl görüneceğini bilmemiz gerekir.

Çalışanlarla yapılan akıllı diyaloglar onlara iş hakkında daha titiz ve analitik bir yöntemle nasıl düşünüleceğini öğretir.

Liderlerin bir enerji yaratarak ekibini cesaretlendirmesi ve motive etmesi gerekir ki bu bir şirketi daha rekabetçi, yapan uyumlu bir sürecin işleyiş tarzıdır. “Uyumlu” buradaki anahtar sözcüktür. Personeliyle ilişkili liderler ziyaret ettikleri şirket birimini yarım bazı temel sorunlarla karşı karşıya birakan tehditleri belirleyebilirler. Bu tehditler kısa bir sürede çok fazla değişmez fakat doğru liderlerin bütün şirketi yönetme tarzı birçok birim ile örtüşen kısa bir liste aracılığıyla biçimlenir. Bir lider olarak aralarında bulunmak sizi personelinizle kişisel olarak ilişkilendirir ve kişisel ilişkiler iş konusunda olduğu kadar işi yapan insanlar konusundaki sezgilerinizi de güçlendirir. Bunlar sizin insanlardan yapmalarını istediğiniz görevi kişiselleştirmenize de yardımcı olur. İş dünyası olsun, politika olsun ya da askeri, dini ya da başka alanlarda olsun kişisel ilişkileri olmayan bir büyük lider görülmüş değildir.

Bir lider olarak, meydana çıkmanız, görünür olmanız gerekir. İş değerlendirmelerini yürütmeniz, onlara yön vermeniz gerekir. Ayrık, uzak ve yok olamazsınız. Bir etkinliğe gittiğinizde ve bir iş değerlendirme toplantısını yönettiğinizde insanlar kendilerine söyleyeceğiniz şeylerden hoşlanmayabilir ama şöyle derler: “En azından benim işime, bugün buraya gelip bizimle birlikte bir değerlendirme bile yapacak kadar ilgi gösteriyor. Dört saat burada kaldı. Hepimizi bezdirircesine sorguladı.”

Önemli konuların fikirsel açıdan tartışılması yeteneğinizi geliştirmeye çalışın. Kimin kazandığı kimin kaybettiği hiç fark etmez tartışmanın gerçekleşmiş ve bir çözümün ortaya çıkmış olması başlı başına iyi bir durumdur.

Eğer bir çalışan sorunlar yaşıyorsa onu kovmakla tehdit etmek istemezsiniz sorununu çözmesine yardım etmek istersiniz. Kişisel ilişki bunu daha da kolaylaştırır. Bu yüzden yapabileceğiniz her şeyi yaparak kişisel ilişki üzerinde çalışmaya devam edin. Ve bir gün sizi arayıp “başka bir şirketten teklif aldım dediği zaman siz onu, o da sizi tanıyor olur ve bu şekilde “İyi de Ali neden gitmek istiyorsun? Burada iyisin, iyi bir geleceğin de var” gibi sözler söyleyebilirsiniz. Çoğu zaman  onları ikna edersiniz. Bu tür bir kişisel ilişki yoksa onlar için sadece bir isim olursunuz.

Kişisel ilişki kurmanın tarzla hiçbir ilgisi yoktur. Karizmatik ya da iyi bir satıcı olmanıza gerek yok. Kişiliğinizin ne olduğu hiç önemli değil. Ama açık fikirlilik ve olumlu bir tutumla ortaya çıkmanız gerekir. Fazla resmi olmayın, içten davranın ve bir mizah duygunuz olsun. Bir iş değerlendirme toplantısı bir sorgulamaya dönüşmemeli, Sokrates’in diyalogları gibi olmalıdır. Kalan tek şey, sizin için çalışan insanlara değer verdiğinizdir. Kişiliğiniz ne olursa olsun kişisel ilişki budur.

Liderin kişisel ilgisi, anlayışı ve yükümlülüğü bu pasif (yada çoğu zaman olduğu gibi aktif) direnişin üstesinden gelmek için zorunludur. Lider sadece girişimi ilan etmek değil aynı zamanda onu açık bir biçimde tanımlamak ve organizasyon için nasıl bir önem taşıdığını da anlatmak zorundadır. Bunu yapmak için bu girişimin nasıl işleyeceğini ve yarar bakımından ne anlama geldiğini bilmesi gerekmektedir. Daha sonra ise herkesin bunu ciddiye aldığından emin olmak için süreci takip etmelidir. Bunu yapmak içinse uygulamayla gelebilecek sorunları anlaması, uygulamayı gerçekleştiren insanlarla bu sorunlar hakkında konuşması ve onlara tekrar tekrar bunu başarmalarını beklediğini açıkça ifade etmesi gerekir.

Projeleri başarmak için

preventing-software-development-project-failureProjeler arttıkça firmalar başarmak adına bazı yanlışlar yapmaya başlıyorlar. Düzelteyim derken bozmak dediğimiz bu konuda bir kaç örnek vermeye çalışacağım;

• Gerçekçi planlar yapın.

Firmalar maliyetlerini düşürmeyi eğitim, test ve değişim yönetimi üzerindeki zaman ve maliyetleri aşağıya çekerek ulaşmaya çalışıyorlar. Kötü kalite ve kullanıcı memnuniyetsizliği buradaki çalışmaların tam tersine sonuçlanmasına sebep oluyor. Üstelik ekipler bu uygulamanın olumsuz taraflarını çok iyi bildikleri için bir işe kötü başladıklarını bilerek başlıyorlar.

• Çevik Yöntemler kullanın.

Projeleri özellikle daha küçük parçalar haline yönetmek, müşteri ve ekibi daha sık bir araya getirmek olası problemlerin daha erken fark edilmelerini sağlayacaktır. Projenin başarıyla ilerleyişini küçük adımlarla görmek daha iyi bir çözüm olacaktır.

• Elçiye zeval olmamalı.

Kötü haber ya da olumsuz gelişmelerin rahatlıkla aktarılabileceği bir ortam yaratın ve saklanmaması için gayret gösterin. Proje Ekip üyeleri cezalandırılacaklarını ya da tenkit edileceklerini bildikleri hataları örtbas edeceklerdir.  Onları dinleyin.

• Düzenli kontroller ve gözden geçirmeler.

Kontrol istenilenin yapılıp yapılmadığı, gözden geçirme ise mevcut planların güncellenip güncellenmemesi gerektiği üzerine olmalıdır. Kaliteli zaman ve ilgi gerektirir. Her kontrol sonrasında planların güncelliği denetlenmeli ve bu ciddi bir şekilde yapılmalıdır. Rutin ve olsun diye yapılan toplantı veya gözden geçirmeler kazandırmaz, kaybettirir.

Projede problem var…

Cross-Training-and-Creative-Problem-SolvingEğer bir projede müşteri kiminle konuşacağını bilmiyor, ekibe farklı kanallardan farklı bilgiler gidiyor ise
Sponsor, projeyi kimin yönettiğini bilmiyor, proje ile ilgili tek bir kişiden doğru dürüst bilgi alamıyor ise,
Paydaşlar duyulması isteneni söylüyor ve dürüst olmuyorlarsa,
Paydaşlar doğru olanı söyleyemedikleri ve bu doğrultuda normalin dışında davranıyorlarsa,
“Biz”den çok “Onlar” kelimesi kullanılıyorsa,
Proje sadece mliyet açısından görülüyor ve diğer kriterler dikkate alınmıyorsa,
Ne olup bittiği konusunda herkesin farklı bir fikri varsa projede problem var demektir.

Örnek Olay: RedEnvelope

webwatch_img1_redenvelopeİş modeli şeklinde formüle edilen stratejinin genel geçer ve zamandan bağımsız olma özelliğine, RedEnvelope adlı bir şirket örneğini inceleyerek ışık tutabiliriz.

20. yüzyılın başlarında otomobil endüstrisinin yaşadıklarına benzer biçimde, 21. yüzyıl başlarında da birçok yeni eticaret şirketi başarılı bir iş modeli yaratmak gibi eski bir stratejik problemle boğuşmaktaydı. Hediyelik eşya satan yeni bir İnternet işletmesinin deneyimi bu konuda bizi aydınlatacak bir örnek oluşturuyor. Bu şirket önce 911 Gifts (Hediyelik Eşya) adıyla kurulmuş, sonra RedEnvelope adını almıştı

San Fransisco’da Noel arifesi, öğlen saatleri. Union Meydanı ile Market Caddesi üzerindeki mağazalarda satışlar altı saat sonra sona erecek. Oysa Bay Köprüsü’nün batı yakası yakınlarındaki bir kulede, tam altmış gün boyunca durmadan satış yapmayı sürdüren, İnternet üzerinden hediyelik eşya satışı yapan RedEnvelope şirketinin ofislerinde tatil çoktan başlamış bile. Personel şampanya dolu plastik bardaklarını tokuşturarak birbirini kutluyor. 56 yaşındaki CEO Hilary Billings “Seneye bu bardaklar kristal olacak” derken, kahkahayı basıyor.(Bekke, 2000, s. 50)

Kış tatil sezonunun son haftasına geldiğinde, RedEnvelope’un postaladığı paket sayısı haftada 20.000 adede ulaşmış, 500 ürün çeşidinden oluşan milyonlarca dolarlık mal satılmıştır. 750 adet elektrikli vücut masaj matı, 620 adet Zen huzur pınarı, beden ve ruh sağlığı için 1400 Japon banyo kiti; 1600 kutu fıstık ve karamel, 1600 kehribar kolye, 600 antik termometre ve 1100 adet çikolata rengi vücut renklendirme kiti.

1999’un son iki ayında RedEnvelope gibi İnternet üzerinden satış yapan perakendecilerin sezon boyunca sattıkları malların tutarı 9 milyar doları bulmuştu. Yine de hiç biri kâr etmemişti.

RedEnvelope, her bir dolarlık satışı için 4 dolar pazarlama masrafı yapmıştı. AOL’a, ticaret alanına girmek için büyük bir tutar ödemişti (bu olanak ona “istikrarlı ama pek de görkemli boyutlarda olmayan satışlar” sağlamıştı) ve Yahoo’da yer satın almak için de 15.000 dolar vermişti (bu da ona günde en fazla 600 sipariş kazandırmıştı).

RedEnvelope’un sitesini ziyaret edenlerden alışveriş yapanların oranı %5,8’di (sektörün genel ortalaması % 2’ydi). RedEnvelope Ocak ayında aldığı siparişlerden %98’ini tam olarak ve zamanında yerine getirmiş, aldıklarını iade etmek isteyenlerin oranı yalnızca %2 olmuştu (O tarihte sektörün genelinde bu oran %8’di).

İşleri bu şekilde başlayan şirket geçirdiği ilk sezonu başarılı bulmuştu; tek sorun, alınan iş girişim sermayesinden geriye yalnızca 31 milyon dolar kalmış olmasıydı (bu da onları en fazla altı ay idare edebilirdi).

RedEnvelope ya yeni girişim sermayesi bulacak, ya da halka açılacaktı. 1990’ların sonunda İnternet hisse senedi piyasalarında görülen güçlü tırmanışın etkisiyle, eticaret işletmeleri girişim sermayesi bulmada pek güçlük çekmiyor, çoğu işletme sermayesi pahasına, pazar payı satın alma stratejisini tercih ediyordu.

Şirket, 1992 yılında Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nin işletme okulundan mezun olarak danışmanlık yapmaya başlayan Scott Galloway ve Ian Chaplin tarafından kurulmuştu. İnternet’in gelişme gösterdiği yıllarda, İnternet üzerinden ev hayvanları ürünleri satışı yapan bir işletme açan ikili, daha sonra bu şirketi sattı. Ardından hediyelik eşya satışını denemek üzere 911 Gifts şirketini kurdular. Site, 1998 yılında 1 milyon dolar tutarında iş yaptı, ama günde ancak 1000 paket gönderebiliyordu. Kurucular hem girişim sermayesinden finansman almaya, hem de hediyelik eşya ticaretinde stratejik deneyime gereksinimleri olduğunu anladılar. Galloway, yatırımcılarından Williams Sonoma’nın başkan yardımcısı olan Pat Connblly’i arayarak ABD’deki en büyük satıcı şirketleri hakkında bilgi istedi. Connolly, GalloWay’e bir ara kendi şirketinde çalışmış olan Hilary Billings’le görüşmesini önerdi. Williams Sonoma mutfak ve ev mobilyaları perakendecisiydi; Billings de 1991 yılında Pottery Barn adlı katalogla satış işini geliştirmişti.

Galloway’le görüştükten sonra 911 Gifts’in Web sitesini inceleyen Billings, sitenin ne adını ne de görüntüsünü beğendiğini söyledi. Tanıtılan ürünlerin sıradan göründüğü, resimlerin ise kötü olduğu kanısındaydı. Üstelik site, eşinden yoksun, pek zayıf bir tasarıma sahipti. Ama alıcıların İnternet üzerinden, gelişigüzel ya da reyon reyon dolaşarak hediyelik eşya seçmesi fikri hoşuna gitmişti.

Billings ile Galloway oturup konuştular; 1999 Mayısında Billings mal yönetimi müdürü olarak göreve başladı. Hemen Silikon Vadisi’ndeki girişim sermayesi gruplarını turlamaya başlayan Billings, altı hafta içinde Sequoia Capital’dan (Cisco’ya fon sağlayan şirket) 21 milyon dolar, Weston Presidio’dan da 10 milyon dolar temin etmeyi başardı. Bu iki kuruluş şirketin % 50 ila 40’ı kadarına sahip oldular.

CEO konumuna getirilen Billings’in stratejisi, şirketi %50 kâr marjıyla çalışan ve yalnızca sezonluk değil, devamlı bir hediyelik eşya satıcısı yapmaktı. Ayrıca şirketin adını değiştirmeyi önerdi.

Yönetim kadrosu konu üzerinde çalışırken, mal yönetimi müdürü Kristine Dang’ın aklına gelen bir fikri uygun bularak RedEnvelope adında karar kıldı. Dang’ın ailesi ABD’ye Saygon’dan gelmişti; özelgünleri, içine para ya da bir mesaj konan bir kırmızı zarfla anmak gibi bir Asya geleneği olduğunu anımsamıştı. (Red Envelope – kırmızı zarf.)

Bir sonraki stratejik konu, ne tür müşteriler ve ne tür ürünler seçecekleri üzerine odaklanıyordu. Billings, Pottery Barn’dan tanıdığı gelir düzeyi yüksek, iyi eğitim görmüş erkek ve kadın müşterilere ağırlık verdi. Bir diğer stratejik konu da siteye müşteri çekmek için yapılacak reklamla ilgiliydi. Billings önceleri televizyonda bir reklam kampanyası düşünüyordu, ama bu fazla pahalı geldiğinden, gazete ve dergilere belirli müşteri kesimlerini hedef alan ilanlar vermeyi tercih etti. Ayrıca, AOL, Yahoo, Excite vb. gibi web portallarına girebilmek için 2 milyon dolar ödedi. Bunu izleyen strateji, örgütlenmeyle ilgiliydi. Billings, stok, mal yönetimi, pazarlama, sistem yönetimi ve müşteri hizmeti sistemlerinin kendilerine ait olmasını istiyor fakat ürün teslimatını üstlenmeyi düşünmüyordu. Ohio, Wilmington’daki ComAlliance adlı bir sipariş yüklenim şirketiyle çalışıyorlardı; bu iş için yıllık leasingle 5000 metrekare büyüklüğünde bir çalışma sahası kiralandı. Bu depo sahası bir havaalanının hemen bitişiğinde bulunduğundan, teslimatlar bir günde gerçekleştirilebiliyordu.

911 Gifts adını değiştirerek, 1999 Ekiminde yeni marka, ürün, müşteri, pazarlama ve teslimat stratejileriyle RedEnvelope olarak iş yaşamına başlayan şirket Aralık ayına geldiğinde, satış rakamları her hafta iki katı artarak yükselmekteydi. Bu arada, operasyonların kontrolü için de yeni tür stratejilere gerek vardı:

Web sitesinin katalogla satıştan farkı, şirkete hangi ürünlerin sattığını çok daha iyi görme olanağı vermesi ve bu sayede şirketin, hangi ürünleri öne çıkaracağını rahatlıkla belirleyebilmesidir…

Site büyük bir satış dalgasına yakalandığında, Billings satışları saat başı izleyerek, öne çıkardığı ürünlerin içinde yeterince hızlı para getirmeyenlerini hiç acımadan ayıklıyor, yerine yenilerini koyuyordu.(Bekke, 2000, s. 55)

Örnek Olay İncelemesi

Bu örnek, stratejik iş modeli mantığının, 20. yüzyılın ilk günlerinde eski ekonomi işletmeleri için nasıl geçerli idiyse, 20. yüzyılın sonundaki yeni ekonominin eticaret işletmeleri için de aynı şekilde geçerli olduğunu gösteriyor. İşler değişir, işlerle ilgili yenilikler değişir, ama stratejik iş modelinin mantığı, geçerliliğini ve zamana uygunluğunu her zaman korur. Bütün işletmeler, iş prosedürleri ve uygulamalarına yol göstericilik edecek varsayım ve politikalar dizisine gereksinim duyarlar. Stratejik iş modelinin kuramsal çerçevesini oluşturan da budur.

RedEnvelope örneğinde, İnternet kanalıyla yapılan işler sektöründe, kendine bir pazar nişi edinecek bir hediyelik eşya işinin inşası için geliştirilecek stratejinin, bir dizi yeni stratejik politikanın biçimlendirip uygulanmasını gerektirdiği açıkça görülebilir. Marka açısından şirketin adını değiştirme ve tatillerde ve özel günlerde üst sınıf müşterilere satılacak hediyelik ürünlerde odaklanma kararı, pazarlama stratejisinde de yeni bir odaklanma yaratmıştı. Bunun yanında, ürünlerin pazara uygunluğunu sağlamak amacıyla bütün ürünleri gözden geçirme politikası da (eski ürünlerden 200’ü çıkartılıp, yerine 500 yeni ürün eklenmişti), yeni ürün stratejisi haline gelmişti.

Connelly’nin şirket yönetmek üzere hediyelik eşya perakendeciliği konusunda deneyim sahibi birini, yani Billings’i işe alma kararı ise örgütsel stratejiyle ilgiliydi. Üretim stratejisi ComAlliance’in iş yeteneğinden yararlanarak, dış kaynaklı üretim politikasını devam ettirmeyi öngörüyordu. Yenilik stratejisi, bir konuya odaklanmış ve bu sayede egemen olmayı başarmış, İnternet yoluyla satış yapan ilk hediyelik eşya mağazasıolmayı amaçlıyordu. Mali strateji, satış rakamlarının şirketi lnternet’te egemen konuma ulaştıracak kadar büyümesine fon sağlamak için ya girişim sermayesi yatırımlarına devam etmek, ya da halka açılmak yönündeydi. Ancak kârlılığı yakalamayı hedef alan birmali strateji üzerinde henüz durulmamıştı. Enformasyon stratejisi, şirketin varlığını ortaya koymak için İnternet ve Web araçlarını kullanmayı öngörüyordu. Billings, 911 Gifts’in görünümünü ve ürünlerini beğenmemekle birlikte, araştırma stratejisinden hoşnut kalmıştı. Rekabet stratejisi, bir iş fırsatı yaratmak ve bu fırsatın peşine düşmek için sermaye bulmak amacıyla İnternetin sunduğu yenilikçi olanaklardan yararlanmaktı.

Galloway ile Chaplin’in, İnternet üzerinden satış yapabilecekleri bir hediyelik eşya sitesi açmaya yönelik genel stratejileri sonunda bir iş stratejisine dönüşse de, bu, kendi başına başarılı bir stratejik iş modeli yaratmaya yetmedi. Bunun için, 911 Gifts’in politikalarının, RedEnvelope olarak yeniden konumlanmasını sağlayacak biçimde yeniden biçimlendirilmeleri, yani yepyeni bir stratejiler dizisinin ortaya konması gerekmişti.

Kaynak: Yönetim Stratejisi – Stratejik Yönetim ve Enformasyon Teknolojisi – Frederick Betz

Karmaşık ve Büyük Projeleri Yönetmek

complex-projectHer ne kadar projeleri sistemli ve metodolojik bir şekilde yönetmek önemliysede her projeye aynı şekilde yaklaşmak doğru olmayacaktır. Metodoloji ve yöntemlerin gerek esnekliği gerekse uygulandığı projeye göre uyarlanmış olması önemlidir. Karmaşık projeler yönetilmesi zor projelerdir ve yaklaşımda ona göre olmalıdır.

Öncelikle bir projenin karmaşıklığının belirleyicileri olarak aşağıdakileri sayabiliriz;

  • Büyüklük
  • Bütçe
  • Gereksinimlerin belirsizliği
  • Kapsamın belirsizliği
  • Teslimatlarda belirsizlik
  • Birden fazla birim ile iletişim gerekliliği
  • Kaynak havuzunun belirsizliği
  • Farklı lokasyonlar, coğrafik bölgeler
  • Birden fazla sanal ekip

En basitinden “Nerede çokluk orada hijyensizlik” diyerek projelerde büyüyen faktörlerin karmaşıklığı da artırdığı söylenebilir.

Karmaşık projelere yaklaşımlarda artık değişmeye başladı;

  • Artık tek bir sponsor değil bir komite tarafından yönetim desteği veriliyor.
  • Artık paydaşlara sadece proje görevleri dikte edilmiyor projeye en başından dahil edilip, karar alma ve problem çözme süreçlerinde işbirliği, etkin iletişim hedefleniyor.
  • Tek bir metodoloji her projeye uygulanmaya çalışılmıyor aksine esnek metodolojiler proje tiplerine göre uyarlanarak kullanılıyor.
  • Geleneksel düzenli raporlama(haftalık, aylık durum raporu vb.) yerine gerçek zamanlı bilgiye erişim iseniyor ve yapılıyor.
  • Sadece zaman, bütçe ve kalite başarı kriteri değil bunlara ek olarak değer üretmek, ün vb. diğer faktörlerde dikkate alınıyor.
  • Proje başarı kriterleri şirket genelinden proje özeline ve hatta paydaş düzeyine indirgeniyor.

Projelere Yanlış Varsayımlarla Başlamak

Decision TimeProjelerin başlangıç varsayımları başarıyı öngörsede proje sürecinde rakipler, sektör vb. çeşitli faktörler bu durumu tersine çevirebilirler. Bu yüzden projenin sonucunun ve olası hedefleri tutturabilme olasılığının sürekli gözden geçirilmesi gerekir. En sık ve projeyi ciddi anlamda etkileyebilecek değişimlere örnek vermek gerekirse;

  • Piyasa faiz oranlarının ve kredi faizlerinin yükselmesi
  • Döviz kurları değişimi ve ürün fiyat artışları
  • Teknolojik değişimler
  • İstenilen kaynakların bulunmaması ya da mevcutların kurumdan ayrılması
  • Rakipleri küçümseme ya da aşırı kendine güven sonucu yavaş ya da tepkisiz kalma
  • Politik ortamdaki değişimler

Yukarıda bahsettiğim değişimlerin olmayacağını varsaymak büyük bir hata olacaktır. Projenin kötü sonuçları hem müşteri hem de yönetimi oldukça mutsuz edecektir.

Yanlış varsayımların projeleri olumsuz etkilememesi için başlangıç aşamasında risk stratejileri ve varsayımların ölçütleri ile takibini bir standarta oturtmak gerekir.

Eski ve Yeni Proje Anlayışı

eskiBir çok firma için projenin süresel bir tanımı vardır. 6 aydan fazla süren işler veya otomotivdeki gbi 3 yıldan başlayıp daha uun süren işler gibi. Bazı firmaların atladığı bir şey proje yönetim metodolojilerini geliştirirken proje diyebilmek için biçtikleri sürenin zaman içinde değişiklik gösterdiğini dikkate almamalarıdır. Firmalar geliştikçe ve büyüdükçe projelerinde karmaşklık düzeyi ve buna parallel süreleri, bütçeleri artıyor olabilir.

Eskiden projelerin başladıktan sonra değişmeyeceği ya da değiştirilmemesi gerektiğine inanılırdı ama şimdi gerek varsayımlar gerekse kapsam zaman içinde doğal olarak değişmektedir.

Projeye başlayanlaın bitireceğine inanış yüksekti ama şimdi uzmanlıklarına göre farklı birim ve kişiler projelerdeki sorumlulukları rahatlıkla devam ettirebiliyorlar. En azından kurulan sistemler bunu sağlamaya çalışıyor.

Eskiden hedefin sabitlenilmesine çalışılırdı artık hedefler sürekli değişken. Süre ve bütçede sabit kalınmasına yönelik yönetim baskıları kalitesizliğe yol açan bu durum olumsuz taraflarını daha iyi algılar duruma geldi.

Eskiden daha az kişi ve birim ile iletişime geçilmesi yeterli olurken artık çok fazla kişi ve birim paydaş olarak projede iletişimin kritik noktasını oluşturuyorlar.

Eskiden proje sürecinde teknoloji çok fazla değişmezdi şimdi proje bitmeden teknoloji tamamen değişebiliyor.

Eskiden süre ve bütçe dışındaki konular önemsenmezken artık kalite, iletişim, ün, iş değeri vb. Kavramlar projenin başarı kriterleri arasına girdi.

Eskiden bir kaç proje ile uğraşabilen yönetimler şimdi onlarcasını yönetebilmek için profesyonel bilgi işletim sisitemlerine ihtiyaç duyulduğunu ve önemini kavramaya başladılar.

Eskiden projelerin bitirilmesi gurur meselesi yapılırdı, şimdi zarar edecek ya da satmayacak bir ürün projesinden akıllıca vazgeçilebiliyor.

Eski ve Yeni Proje Yönetimi Anlayışı

project-management-800x450Proje Yönetimi artık mevcut işlerin yanında yapılan ek işler ya da çalışanların kariyeri için gerekli bir kavram olmaktan çıktı. Artık firmaların stratejik olarak yaşamlarını devam ettirebilmek için üzerine ciddi durdukları bir kavram haline geldi. Bir çok ihale ya da sözleşme firmanın proje yönetim yaklaşımı ve profesyonelliğine göre kazanılabiliyor ya da kaybedilebiliyor.

PMP® olmak tünelin sonundaki ışık olmaktan çıktı, artık tünelin başındaki ışık v tünelin sonunda birden fazla sertifika yer alıyor. Artık öğrenci iken CAPM, profesyonel hayata geçildiğinde PMP® olmak zaten genel standartların içine yerleşiyor. PMP olunduktan sonar aşağıdaki destekleyici sertifikalarında zaman içinde alınmasında büyük fayda var;

  • İş Analistliği ve İş Yönetimi
  • Program Yönetimi
  • Süreç Yönetimi
  • Altı Sigma
  • Risk Yönetimi vb.

Ayrıca destekleyici kişisel eğitimlerde alınmalı;

  • Sunum Becerileri
  • Problem Çözme
  • Karar alma Teknikleri
  • Toplantı ve Müzakere Sanatı
  • Çatışma Yönetimi
  • Stres Yönetimi
  • İş Planı Geliştirme
  • Paydaş Yönetimi vb.

Artık İnsan Kaynakları, çalışanların hangi eğitimleri değil hangi sertifikasyonları tamamlamaları gerektiği üzerinde duruyor.

Yönetimlerde Proje Yönetimi eğitimlerinin geri dönüşünün bilincine varmaya başladı ki kendileride bu konudaki yaklaşımları dinlemeye vakit ayırıyorlar, eğitimlere bizzat katılıyorlar.

Artık proje yöneticileri proje onayı çıkmadan sürece dahil ediliyorlar. Emri vaki yöntemi giderek azalıyor. Bir projeye sadece bütçe veya yönetim gözüyle bakılarak alınan kararlar sonucunda oluşan olumsuzlukların etkisini azaltmak için proje yönetimi gözüyle bakan bir gözün işin başında dahil edilmesinin önemi giderek anlaşılıyor.

Proje Yöneticilerinin teknik olduğu kadar iş konularında da kararlara katılmalarının faydaları giderek daha çok hissediliyor. Bu tip bir yaklaşım proje yöneticilerine daha fazla sorumluluk yüklüyor ama performansın ölçülmesi için projenin bitmesinin gerekmediğini gösteriyor, proje uygulama esnasında da performans ölçümlerinin yapılabilmesini sağlıyor.