Etiket arşivi: ders

Öğretmenlerin kulağına küpe

Yapılan bir araştırmada öğretmenler açısından aşağıdaki maddelerin eksikliği en önemli problemler olarak ortaya çıkmış, bende sizlerle paylaşmak istedim;

Öğretmenler;

Öğrencilerine zaman kazanma metodlarını öğretmelidirler. Çünkü ayakta kalmanın ve başarı zamanı satın almakla ve zamanı iyi kullanmakla gerçekleşiyor.

Sınıf içi kuralları öğrencileri ile beraber belirlemelidirler. Bu uzun vadede kişinin katılımcı olmasını ve “kabul görme duygusunu” güçlendirecektir.

Öğrencilerin pratik yaparak öğrenmelerini sağlamalı, öğrendiklerinden emin olmalıdırlar.

Ellerindeki malzeme ile yaratıcı yaratıcı eğitimler ortaya koyabilmelidirler.

Bir öğrencinin öğrenme isteğini artırabilmeli, öğrenmeye ilişikin gayretini desteklemeli ve öğrenme amaçlı aktivitelere katılımı cesaretlendirmelidir.

Okumaya devam et

Paylaşın:

Ben “Cin Ali” ile okumayı öğrendim!

Bazen birine kızdığımda “Sen Cin Ali hiç okumadın mı?” diye sorarım. Çoğu kimse bunu anlamaz. Ben Cin Ali ile okumayı öğrenen kuşaktan biri olarak bunun gerçekten önemli bir şey olduğuna inanırım. Bu yazıyı sonuna kadar okursanız neden önemli olduğunu anlayacaksınız.

“Koş Cin Ali koş”, “Bu topu al”, “Pat pat oyna”, “Baba bana topaç al”… 60’lı, 70’li yıllarda doğan çocuklar, çöp çocuk Cin Ali’nin fişlerini heceleyerek ezberledik sözcükleri, cümleleri. 1968’de genç öğretmen Rasim Kaygusuz’un yarattığı bu küçük Anadolu çocuğunun hikayesini eşi Remziye (Alişan) Kaygusuz şöyle anlatıyor;

“Eşim önce ‘Bir dergi çıkaracam’ dedi, sonradan ‘Ben bir kitap yazıcam’ dedi. Bir gün oturup yazdı öyle kötü bir kağıda… Sonra ‘Ben birinci kitabı yazdım’ diye bize getirdi. Kardeşim de var. ’Bi okuyun’ dedi. Okuduk. Böyle çöpten resimler yapmış, çöp resim benim eşimin buluşudur… ’Cin Ali’nin atı’ yazmış ama o cümlelere göre bir resim de yapmış. Cin Ali’nin atı diyor, bir at var; Cin Ali’nin annesi diyor, anne var. Ama hiçbir giyim yoktu. Ha, onu da söyleyelim, Cin Ali basım aşamasına gelince bir matbaa buldu eşim. Sahibinin adı Ali olan bir matbaaya. O da yeni başlamış işe, parası pulu yok. Fakat cin gibi bir adamdı. Ondan sonra bu, yahu buna bir ad koyalım, ne koyalım, cin gibi bir Ali, Ali adını koyalım diyorlar. Orada karar veriyorlar, cin gibi görüyorlar ya Ali beyi de… Cin Ali çok satıldı. 1988’de eşimi kaybettik, o zamana kadar satılıyordu.Yalnız piyasada bir gerileme başlamıştı o tarihlerde. Piyasada ahlak değişmişti, artık çekmiş, senetmiş, onun hiç önemi yoktu. Ve biz de Mustafa beye telif hakkını sattık. O yürütüyor ama eser tabii yine bizim.” (Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2003/07/17/pazar/paz09.html )

Türkiye’de minimalist akımın ilk örneğiydi çöpten oğlan; giysiyi, eşyayı bir tarafa bırakalım, gövdesi bile kolu bacağıyla aynı kalınlıktaydı. Ama nedendir bilinmez başındaki kasketi hiç çıkarmazdı.

Cin Ali’nin yaratılması Türk eğitim sisteminde tam anlamıyla bir devrimdir. Rasim Kaygusuz’un öğrencileri üzerinde 7 yıllık uygulamalar sonucunda hazırladığı ve başarısını önce kendine kanıtladığı fişler, okumaya girişte parçalı okuma sistemini bitirdi. Öğrencilerinin heceleyerek okumaya zor geçiş yaptığını gören Rasim Öğretmen, kendi sistemini geliştirdi. Bu sisteme, okumaya girişte tümdengelim sistemi deniliyor. “Baba bana top al” cümlesini bir anda, hecelemeden kavrayan beynin daha kolay ve hızlı okuyabildiğini keşfeden Rasim Hoca, okumanın bir şartlandırma işi olduğunu söylermiş. Günümüzde Rasim Öğretmen’in fişleri, ilkokul birinci sınıfların değişmez demirbaşı.

Uslu değil yaramaz

Rasim Kaygusuz, Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra Anadolu köylerinde öğretmenlik yaptı. Geliştirdiği fişlerin, öğretmen arkadaşlarından da olumlu tepkiler aldığını görünce bu fişleri bir kitap içinde toplamaya karar verdi. Tanıdığı tek yayıncı Ali Çiçek’e başvurdu. Kitabına isim gerektiğini o zaman öğrendi. “Fişlerimde en çok geçen isim Ali. Senin de ismin Ali. Okulda bir lakabın var mıydı?” diye sordu. Kahramanımızın isim babası Ali Çiçek, “Cin Ali” deyince Rasim Öğretmen, bu ismin tam da hayalindeki öğrenci tipine uyduğunu söyledi. Kitap 20 yıl boyunca tüm Türkiye’deki ilkokulların vazgeçilmez demirbaşı oldu.

Papyonlu Cin Ali

Genç öğretmenin o zamanlar kendi öğrencileri, daha sonra ise bütün Türkiye’li çocuklar için oluşturduğu karakter Cin Ali, 1990 yıllında aniden imaj değiştirdi. 90’lı yıllara belirgin bir yüz, siyah saçlar, kulağında bir çiçek, papyon ve fiyonklu ayakkabılarla giren çöp çocuk, kamyonlarla Anadolu’ya dağıtılıyordu. Bu dönemde orijinal metindeki tek değişiklik, Cin Ali’nin evinde radyo yerine televizyonun bulunmasıydı. Resimlerdeki yeni imajı Mustafa Delioğlu çizdi. İmaj değişikliğinin sebebini sorduğumuz Mustafa Torun’un konu ile ilgili açıklamaları ise oldukça ilginç:

“Eğitim camiası Rasim Kaygusuz’u kıskandı. Çünkü o Talim Terbiye Kurulu’nun yapamadığı işi yapmıştı. Öğrenciler için birşeyler üretmesi gereken kurul ve bürokratlar o dönem ortaya hiçbirşey koyamıyorlardı. Rasim Hoca gece gündüz çalışıp dersler verip fişleri hazırlıyor ve onları uyguluyordu. Öğrencilerinin zorlandığı kelimeleri derhal iptal ediyordu. O dönem sıkça kullanılan, bugün köy okullarında başvurulan çözümlü alfabe sınıf aracı Rasim Hoca’nın icadıdır. Devletin bürokratları çalışıp Türkiye için üreten bir köy öğretmenini çekemediler. Talim Terbiye, müfettişlere baskı yapmaya başladı. Okulları denetleyen müfettişler, müdürleri Cin Ali almamaları konusunda uyarıyordu. İmaj değişikliği işte bu döneme rastlar. Nereden çıktı bilmiyorum ama o dönemde “çöp adam, çocukların görsel sağlığına aykırıdır” dediler. Çöp adam eğitsel açıdan doğru değilmiş. Cin Ali’yi baskı altına soktular.”

Bu gelişmelerin ardından Rasim Hoca’nın kızı Nevin Apaydın sonunda bir değişiklik yapılmasına karar verdi. Baskılardan bunalan Apaydın, hikayelerin kesinlikle değiştirilmemesi ve yeni hikayelerin eklenmemesi hususunda anlaşarak imaj değişikliğine izin verdi. Bu değişiklik, Rasim Öğretmen’in ölümünden iki yıl sonra oldu.

(Kaynak: http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/01/06/yasam/yasam3.html)

Paylaşın:

Hayat Oyunu

Kurallar yaşamınızı daha iyi kılmak içindir.

1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

2. Dersler öğreneceksiniz. “Yeryüzünde Yaşam” isimli tam zamanlı gayrıresmi bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir..

3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir. “Başarı” kadar “yenilgiler” de bu sürecin bir parçasıdır.

4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır, ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz..

5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.

6. Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.. Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.

7. “Bura” dan daha iyi bir “orası” yoktur. “Orası” dediğiniz yer “burası” olduğu zaman gene bura”ya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir “orası” olacaktır.

8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün   değildir.

9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız . Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.

10. Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler — dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.

11. Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini   yapın.

12. Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça “Ruhun Yasaları”nın yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan,
okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegâne şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.

13. Doğduğunuzda bunların hepsini unutacaksınız. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.

Cherie Carter-Scott’un “Hayat Bir Oyunsa, İşte Kuralları” adlı kitabından alınmıştır.

Paylaşın:

Anne ve Babalara Öneriler – 2

Çocuklarınıza ilişkin şu soruların yanıtlarını özellikle öğretmenlerinden öğrenmeye çalışın?

  • Çocuğum yaşına göre yaşıtlarının ilerisinde mi gerisinde mi yoksa normal mi? Okumada, yazmada, matematikte, fen bilimlerinde vb…
  • Çocuğum ödevlerinde ne kadar başarılı veya vakit ayırıyor?
  • Benim çocuğumun güçlü ve zayıf olduğu noktalar, konular nelerdir?
  • Okul benim çocuğumun ihtiyaçlarını gideriyor mu?
  • Çocuğumun özel desteğe, eğitime ihtiyacı var mı?
  • Çocuğunuz yaptığı resimler, defterleri vb. saklanıyor mu? Evde saklıyorsanız bunlara beraberce göz atıyor musunuz?
  • Çocuğunuzun yakın arkadaşları var mı? Yalnız mı? Diğer öğrencilerle arası nasıl?
  • Çocuğunuzun derslerinde daha başarılı olması için evde ona destek olmanız gereken şeyler var mı?
  • Çocuğumun zamanını daha iyi kullanabilmesi için neler yapabilirim?
  • Çocuğumun bir üst okula hazırlanması için neler yapmalıyım?
  • Çocuğumun zararlı maddelere alışmaması ve bunlardan uzak durmasını nasıl sağlayabilirim?
  • Çocuğumun mezun olması yada bir üst sınıfa geçişi için gerekli olan kurslar var mıdır?
  • Çocuğumun doğru okul-bölüm tercihi yapmasına nasıl destek olabilirim?
  • Çocuğunuza okumayı sevdirin ve buna ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi. Daha bebekken onun yanına oturup renkli kitaplardan masallar okuyarak başlayabilirsiniz. Kitaplarda özellikle çocuğunuzun gerçeğini görebileceği objeleri mutlaka gösterin.
  • Okurken sesinizin tonunu değiştirin, şarkı söyler gibi okuyun, ellerinizi hareket etrii ve yüzünüzü komik şekillere sokun. Bebeğinizin ilgisini çekmeye çalışın.
  • Çocuğunuzun kitaplara dokunmasını ve tutmasını sağlayın.
  • Kısa ve sık aralıklarla okuyun.
  • Çocuğunuza kitap okurken elinizle okuduğunuz yeri takip edin. Böylece soldan sağa doğru okuma refleksini geliştirmeye başlayın
  • Kafiye ve şarkı gibi okumak özellikle kullanacağı dile alışması açısından çok önemlidir.
  • Evinizde mutlaka kitap bulundurun ve özellikle boş zamanlarında okumalarını sağlayın. (Aslında kitap okumak ciddi bir iştir, boş zamanda okumaktansa ona zaman ayırmak gerekir.)
  • Çocuğunuzla sürekli konuşun ve onu konuşturun.
  • Gerek TV reklamı, gerekse gazetedeki bir bölüm, her fırsata ona okuyun.
  • Çocuğunuzun sizi okurken ve bundan keyif aldığınızı görmesini sağlayın.
  • Varsa okul kuralları kitapçığını edinin ve okuyun.
  • Çocuğunuzla bu kuralları değerlendirin ve olası cezaları ona anlatın.
  • Okulda öğretmenlere karşı bir tavır, okul malzemelerine zarar verme alışkanlığı veya çeteleşme olup olmadığını araştırın.
  • Çocuğunuzal sürekli okulunun atmosferini konuşun. Onun için güvenizleşen bir şey olup olmadığına dikkat edin.
  • Okulda erken ve geç saatlerde kimlerin olduğunu öğrenin. Çocuğunuz okula erken gider veya geç çıkarsa okulda kimlerin kalacağı önemlidir.
  • Okulda güvenlik önlemleri nelerdir? Ziyaretçiler nasıl kabul ediliyor? Okul dışı güvenli mi?
Paylaşın:

Anne – Babalara Öneriler– 1

Amerika’da ve Avrupa’da özellikle anne ve babaların okula giden çocuklarına ilişkin dikkat etmeleri gerekenleri yazılı olarak hazırlayıp bedava dağıtırlar.

Biraz araştırma yaptığımda en elle tutulur, içerik olarak sade – anlaşılır olması hasebiyle Florida Eğitim Bakanlığının (fldoe.org) hazırladığı bir dokümandan işinize yarayacağını düşündüğüm maddeleri sizin için derledim. Sanırım 3 bölümde tamamlayabileceğim.

* Okulun ilk günü okula onu mutlaka siz götürün.

* Okulun önemli bir yer olduğunu anlatın. Ev ödevleri ile ilgili size rahatlıkla soru sorabileceği ve derslerini rahatlıkla çalışabileceği bir ortam hazırlayın.

* Okuldan eve gönderilen herşeyi mutlaka okuyun; ödev konuları, karne, öğle yemeği programı, servis çizelgesi vb.

* Çocuğunuzun öğretmenini ve okul müdürünü tanıyın. Eğitim ile ilgili eitim, konferans, seminer vb. katılıp katılmadıklarını öğrenmeye çalışın.

* Okul içi kuralları, yönetmelik ve tüzükleri inceleyin. Okula ilişkin anlamadığınız kurallar var ise sorun.

* Okul aile birliği vb. okul sosyal aktivitelerine destek olun, vakit ayırın.

* Normal bir ders vaktindede okulu ziyaret edin ve işleyişi izleyin. Sadece veli toplantılarında gitmeyin.

* Aynı okulda çocuğunu okutan diğer ailelerle tanışın.

* Çocuğunuzun eğitimine katılın. Sadece eğitim almasını sağlamayın onun eğitimini önemsediğinizi gösterin.

* Yakın çevrenizdeki akrabalarınızı özellikle çocuğunuzla birebir iletişimde olanları okul aktivitelerine davet edin.

* Sözlerinizin değil ama yaptıklarınızın onda hayatı boyunca etki bırakacağını unutmayın.

* İçki, sigara ve uyuşturucunun gerçek zararlarını ona açıklayın.

* Çocuğunuza model olun; sağlıksız, tehlikeli ve yasal olmayan bir hayatınız olmasın

* Ebeveyn olmayı önceliğiniz yapın. Çocuğunuzla ilgili bir takım kurallar koyun ve buna sadık kalın. Kurallar onu önemsediğinizin göstergesidir.

* Kendilerine içki yada sigara teklif eden olursa nasıl hayır diyeceklerini öğretmelisiniz.

* Çocuklarınızın arkadaşlarını bilin ve onlarında anne-babaları ile tanışın.

* Gençlerin alkol, uyuşturucu ve sigaraya başlama sebeplerinden birisi stres. Stres ile nasıl mücadele edebileceklerini öğretin.

* Kendinizi yetiştirin. Çocukların alışkanlıkları, eğilimler, trendler konusunda bilgili olun.

* Çocuğunuzu zararlı alışkanlıklardan koruyacak program ve dersler hakkında okulundan bilgi alın.

* Çocuğunuzun ödevlerin yapacağı ve ders çalışacağı yeri TV, radyo ve diğer gürültülerden uzak tutun.

* Gerekli olan tüm kırtasiye malzemesini hazır tutun.

* Ödevlerini günlük olarak yapabileceği bir plana alıştırın.

* Eğer ödev yapmada zorlanıyorsa onunla ve öğretmeniyle konuşun. Gerekiyorsa destek alın.

* Ödevleri hakkında öğretmenlerinin ne söylediğini sorun.

* Eğer hastalık vb. sebeplerle okula gidememişse onun ödevlerini yada derslerini takip edebileceğiniz bir arkadaşının iletişim bilgilerini alın.

* Ödev yaparken yemek yedirmeyin. Her şeyin yeri ayrı.

* Ödev yaparken kısa aralar verdirin.

* Çocuğunuzun ders notlarını ve gelişimini izleyin. Anlamadığınız noktaları öğretmenine sorun.

* Eğer çocuğunuz özel bir sınıftaysa onun ihtiyaçlarına özel planlar geliştirebilirsiniz.

* Çocuğunuzun okul kurallaına uymadığı için fiziksel olarak cezalandırılamayacağını unutmayın.

* Çocuğunuz sadece sizin izniniz doğrultusunda okul aktivitelerine katılmamalıdır.

* Eğer çocuğunuz bir disiplin cezası almış ise nedenlerini araştırmalısınız.

* Okulun çocuğunuzun kız yada erkek olması sebebiyle yapabileceği olası ayrımcılıkları izlemelisiniz.

Paylaşın:

Korkularla yüzleşmek – Yetişkinin okula dönüşü

Son dönemde verdiğim eğitimlere orta yaş üstü, eski yönetici kişiler katılmaya başladılar. Bu kişilerin neden eğitim aldıkları konusunu biraz eşelediğimde geçmiş tecrübenin kişide daha fazla bilgilenmek ve kendini yetiştirmek konusunda hiçbir zaman geç kalınmadığı düşüncesine sahip olmayı getirdiğini görüyorum. Bazıları geçmiş dönemdeki bilgilerini güncellemek, biz eskiden böyle yapıyorduk bakalım şimdi nasıl yapılıyor diye yaklaşıyorlar. Bende çok yeni olmadığım için hem onların geçmişlerinden ki benim acemilik dönemlerim oluyor, örnekler verebiliyorum hem de güncel teknikleri ve yöntemleri konuşuyoruz.

Bazılarında yeni kuşakla boğuşmanın verdiği yorgunluk ve her geçen gün zorlaşan mücadele ile nasıl baş edeceği korkusunu görüyorum. Eğitim esnasında gençlerde olduğu için hem onları dinliyorlar hem de kendi işlerinde gençlerin yüzlerine söyleyemedikleri şeyleri açık açık konuşuyorlar.

Aslında tecrübeleri ve bilgileri açısından bakıldığında emsalsiz hazineler ama maalesef bizim kültürümüz ya da yaşantı tarzımız başarılarımızı ya da başarısızlıklarımızı açık açık söylemeye, başkalarının bunlardan ders çıkarmasına yönelik organize bir bilgi üretmeye yönelik olmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Biz gündelik toplantılarımıza bile hazırlıksız gitmeye, toplantıda çalışmaya çok alışmış durumdayız.

Bu yüzden eğitimlerin esnasında bu yetişkinlerin tecrübelerini onların ağzından alabilmek ve diğer katılımcıların faydalanmasını sağlayabilmek için onlarca örnek doğaçlamaya ve örnek olaylar bulmaya çalışıyorum. Eğer ilgili konuyu tetikleyebilirseniz çoğunlukla tecrübe+ego işbirliği ile kelimeler ağızlardan dökülüveriyor.

Sizlere önerim şu olacak;

Şu andan itibaren yaşadığınız her şey sizin yaşam ve iş tecrübenizdir ve bunların birilerine faydasının dokunmasını istiyorsanız, bu bilgilerinizin bazı hataların yaşanmasına engel olacağını düşünüyorsanız ihmal etmeyin ve kısa notlar alın. Blog ya da wiki yapın demiyorum ama bir tane küçük deftere fark ettiklerinizi, aldığınız dersleri vb. birkaç kelime ile not almanızın uzun vadede ne kadar çok işe yarayacağını göreceksiniz.

Paylaşın: