Etiket arşivi: eğitim

Gençleri ve Çalışanları Katılımcı Kültüre Hazırlayalım

Gençler ve çalışanlar katılımcı bir kültürle donatıldıklarında, teşvik edilip desteklendiklerinde bir şeyler üretme ve paylaşma konusunda daha başarılı oluyorlar.

Yıllar önce, çalıştığım kurumlarda kurum “ortak aklını” harekete geçirmek ve kurum yararına projeler üretmek adına “öneri sistemi” adı altında bir kaç kez çalışma yapmışlığım var. Yaratıcı ve kurum adına ileriye dönük ve gelişimi hızlandırıcı bir çok fikir bu sayede yakalanmıştı. Şimdi bir çok kurum “inovasyon” başlığı altında beyin fırtınaları, eğitimler, çalışma grupları ve atölye çalışmaları yapıyor.

Katılımcı kültür, katılanların bir değer kattıklarına inandıkları ve diğerleriyle sosyal bir ilişkiye/iletişime geçtikleri bir forma dönüşüyor.

Katılımcı kültür dediğimizde;

  • Üyelikler — Çeşitli online gruplara veya kulüplere üye olma. 
  • Anlatım — Bir şeyleri anlatmak için birlikte yeni yaratıcı formlar üretme. Bir hikayeyi resimlerle süsleme, kendi videosunu çekip yayınlama, hareketli animasyonlar hazırlama
  • Ortaklaşa Problem Çözme — Ekip olarak çalışma, problemini bir grup ile paylaşarak çözüm isteme, işbirliği yapma. Wikipedia vb.
  • Yayılma — Sosyal medyayı kullanma ve farklı yöntemlerle bilgiyi yayma. 

Eğitimcilerimiz ve eğitim politikamızı belirleyen kişilerin bu katılımcı kültürün yarattığı fırsatları kendi eğitim sistemimizin içinde değerlendirmeleri gerekiyor. Yüz yüze öğrenme ya da bire-bir öğrenme, entelektüel sermayeden daha fazla yararlanma olanağı, kültürel anlatım çeşitliliğini yaymak, modern işyeri için gerekli becerilerin geliştirilmesini örnek olarak sayabiliriz.

Eğer gerçekten gençlerimizin ve çalışanlarımızın daha başarılı olmasını istiyorsak popüler kültür ile onları buluşturmamız gerekiyor. Burada bazı sıkıntılar mevcut;

  • Katılım eksiği — Geleceğin dünyasına ilişkin fırsat, deneyim ve bilgiye erişimde herkesin eşit fırsatlara sahip olmaması
  • Şeffaflık Problemi — Dünyanın nasıl değiştirdiğine ilişkin gerçekçi bilgilere erişim, bilgi kirliliği
  • Etik olma — Profesyonel eğitimler ve sosyalizasyon gençleri yapıcı ve katılımcı hale getirirler. Bu noktada etik ilkelerin aktarılması çok önemlidir.
  • Eğitimcilerimiz, bir arada çalışarak, online topluluklara dahil olan veya olacak gençlerimizin içerik üretmesini, katılımcılık konusunda cesaretlendirilmeleri ve tüm bunları etik ilkelere sadık kalarak yapmaları konusunda ön ayak olmalıdırlar.

Katılımcı kültürü, bireysel kültürden ayıran bazı özellikler var. Gençlerimizin bu yeni becerileri edinmeleri için eğitimcilerimizin desteği çok önemli.

Artık sahip olunması gereken yeni beceriler şunlar;

  • Oyun — Problem çözmeyi bir oyun şeklinde öğretmek ve öğrenme
  • Performans — Doğaçlama ve keşif amaçlı olarak farklı kimliklere adapte olabilmek
  • Simulasyon — Gerçek dünya süreçlerini yorumlamak ve inşa etmek
  • Ayırmak — Kendisi için anlamlı içeriği ayırmak ve hatta birleştirmek
  • Çoklu İş Yapma — Diğerlerinin ortamını izleyerek farklı detayları algılayabilme
  • Dağınık kavrama — Farklı araçları anlamlı ve anlayarak kullanma
  • Ortak Akıl — Bilgi havuzu oluşturmak ve aynı hedefe yönelik olarak karşılaştırmalar yapabilmek
  • Yargılama — Farklı bilgi kaynaklarının uygunluğunu ve geçerliliğini değerlendirebilme
  • Takip edebilme — bir hikaye serisini ya da bilgi akışını farklı ortamlarda izleyebilme
  • Bağ Kurma —Bilgiyi arama, bulma ve sentezlemede ilişkileri kullanma
  • Görüşme — Farklı grupların görüşlerini alma, bilgiyi alternatif perspektif ve normlar çerçevesinde değerlendirme.

Çalışamaların, çocukların ve çalışanların hayata hazırlanabilmeleri için sürekli gözden geçirilmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Bugün hangi konularda şikayet ediyor olursak olalım geleceğin tohumlarını bir an önce atmazsak yine aynı sıkıntıları gelecek kuşakların yaşamasına yol açacağımızı unutmamak gerekiyor.

Paylaşın:

Daha iyi ve hızlı öğrenme – 6

Öğrenenler ve kendi kendine başarmak isteyenler için vereceğim önerilerle bu yazı dizisi bitiyor. Herkes kendi için ne kadar gayret gösterirse o kadar başarılı olur. Birilerinin sizi düştüğünüz yerden kaldırmasını yada uçurmasını bekleyerek zamanınızı harcamayın. Yapın!

  1. Şaşırtın. Bazen öğrenenler, öğretenden fazla şey bildiklerini düşünerek sıkılabilirler. Öğretenden fazlası olmak gerekir bu tip durumlarda.
  2. Kendinize öğretin. Sürekli aynı müfredat yada tarz ile eğitmek öğretene kolay gelebilir ama verimi düşürür. Eğer birileri sizin için eğitmeyi heyecanlandıracak bir şeyler yapmıyorsa o zaman kendiniz yapın. Yada öğrenciyseniz size herşeyi öğretmenin haber vermesin,i beklemeyin. Merak ettiğiniz konular ıaraştırın öğrenin. Birilerinin size bir şey öğretmesini beklemeyin.
  3. İşbirliği. Bazen bir grup halinde çalışmak öğrenmeyi kolaylaştırıp eğlenceli hale getirebilir.
  4. Bir şeyler öğretin. Bir şeyi öğrenmenin en kolay yollarından biri başkalarına öğretmektir. Hem tekrar etmiş olursunuz hemde atladığınız noktaları yakalayabilirsiniz. Ayrıca birine öğretecek olmak öğrenme motivasyonunuzu artıracaktır.
  5. Hakkında yazın. Bir şeyi öğretmenin yollarından girisi o konuda sık sorulan soruları düşünmek ve bunlara cevapları yazmaktır. Yada b elkide o konuya özel bir blog bile açabilirsiniz. Bömylece hem ne bilip bilmediğinizide test etmiş olursunuz.
  6. Deneyerek öğrenin. Eğer 5 yıl boyunca her hafta 40 saat çalışırsanız yaklaşık 10.000 saat çalışmış olursunuz ve ciddi bir deneyim anlamına gelir. Şimdi uzman olanları bu gözle değerlendirin.
  7. Kendinize sınav yapın. Bazı soruları kartlara yazaak bu katlar ırasgele seçip yamıtlama yolu ile öğrenme kolaylaşır.
  8. Önce doğru şeyleri öğrenin. Önce temeli öğrenmeniz gerekir. Örneğin bir yabancı dil öğrenirken önce alfabe ve temel bilgileri öğrenerek başlarsınız.
  9. Nasıl öğreneceğinizi planlayın. Her zaman iki yol vardır: Planlı ve plansız olan. Siz doğru olanı seçip planlı olanından gidin. Öğrenmeyi ciddiye alın ve zaman ayırın.
  10. Israr edin. Öğrenmede inatçı olmak başarının anahtarıdır. Asla pes etmemek gerekir. Herkes herşeyi öğrenebilir. Einstein’ın deha’nın tanımını yaparken %1 ilham %99 ter ile yapmaktadır.
  11. Uzmanlara meydan okuyun. Disleksi okuma körlüğüdür. Eskiden uzmanlar disleksi hastalarının aptal olduklarını düşünürlerdi. Daha sonrada öğrenemeyecekleri iddia edildi.Fakat aksini ispatlayan bir çok kişi oldu.
  12. Kendinizi değiştirin. İnsanlar tahmin ettiklerinden daha akıllıdırlar.

Son sözüm: İlk önce mutlu olmayı kaygılamamayı öğrenin.

Paylaşın:

Korkularla yüzleşmek – Yetişkinin okula dönüşü

Son dönemde verdiğim eğitimlere orta yaş üstü, eski yönetici kişiler katılmaya başladılar. Bu kişilerin neden eğitim aldıkları konusunu biraz eşelediğimde geçmiş tecrübenin kişide daha fazla bilgilenmek ve kendini yetiştirmek konusunda hiçbir zaman geç kalınmadığı düşüncesine sahip olmayı getirdiğini görüyorum. Bazıları geçmiş dönemdeki bilgilerini güncellemek, biz eskiden böyle yapıyorduk bakalım şimdi nasıl yapılıyor diye yaklaşıyorlar. Bende çok yeni olmadığım için hem onların geçmişlerinden ki benim acemilik dönemlerim oluyor, örnekler verebiliyorum hem de güncel teknikleri ve yöntemleri konuşuyoruz.

Bazılarında yeni kuşakla boğuşmanın verdiği yorgunluk ve her geçen gün zorlaşan mücadele ile nasıl baş edeceği korkusunu görüyorum. Eğitim esnasında gençlerde olduğu için hem onları dinliyorlar hem de kendi işlerinde gençlerin yüzlerine söyleyemedikleri şeyleri açık açık konuşuyorlar.

Aslında tecrübeleri ve bilgileri açısından bakıldığında emsalsiz hazineler ama maalesef bizim kültürümüz ya da yaşantı tarzımız başarılarımızı ya da başarısızlıklarımızı açık açık söylemeye, başkalarının bunlardan ders çıkarmasına yönelik organize bir bilgi üretmeye yönelik olmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Biz gündelik toplantılarımıza bile hazırlıksız gitmeye, toplantıda çalışmaya çok alışmış durumdayız.

Bu yüzden eğitimlerin esnasında bu yetişkinlerin tecrübelerini onların ağzından alabilmek ve diğer katılımcıların faydalanmasını sağlayabilmek için onlarca örnek doğaçlamaya ve örnek olaylar bulmaya çalışıyorum. Eğer ilgili konuyu tetikleyebilirseniz çoğunlukla tecrübe+ego işbirliği ile kelimeler ağızlardan dökülüveriyor.

Sizlere önerim şu olacak;

Şu andan itibaren yaşadığınız her şey sizin yaşam ve iş tecrübenizdir ve bunların birilerine faydasının dokunmasını istiyorsanız, bu bilgilerinizin bazı hataların yaşanmasına engel olacağını düşünüyorsanız ihmal etmeyin ve kısa notlar alın. Blog ya da wiki yapın demiyorum ama bir tane küçük deftere fark ettiklerinizi, aldığınız dersleri vb. birkaç kelime ile not almanızın uzun vadede ne kadar çok işe yarayacağını göreceksiniz.

Paylaşın:

Koçluk ve Saç Traşı

Bir okuyucum daha yeni mezun olduğunu, benim yazılarımı beğendiğini ve özetle “daha ne yapayım?” diyebileceğim bir geçmişe nasıl sahip olduğumu sormuş. Yanıtlamaya çalışayım.

Ben hayat boyu öğrenmeye aşık biri oldum ve çok okumayı, çalışmayı tercih ettim. Okumak bir çok konuda özellikle teknik açıdan çok işime yaradı. Ama duygusal anlamda doğal olarak sınırlı kaldı. Bunun dışındaki becerilerimi birlikte çalıştığım insanları izleyerek ve onların profesyonel taraflarını analiz ederek geliştirdiğimi söyleyebilirim. Çevremdeki herkesi “profesyonel koçum” olarak düşündüm.

Eğer bana mesaj gönderen kişi bu yazımı okuyorsa ya da siz okuyorsanız demek ki öğrenmeyi seviyorsunuz. Ve inanıyorum ki yaptığınız işi en iyi şekilde yapmaya çalışan, yapmak istediğinizi en kısa sürede gerçekleştirmek gücüne sahipsiniz. Okumak hayatınız boyunca sizin öğrenmenizde en önemli rolü oynayacak lütfen bunu unutmayın.

Eminim kafanızda bazı soru işaretleri oluştu. Okuyorsunuz ve okuduklarınız her şey için ya 10 yol öneriyor ya da 8 adımda bu iş şöyle yapılır diyor. Ben de çoğu zaman bu şekilde yazıyorum.

Bunlardan bazılarını beğeniyor hemen gerçekleştirmeye başlıyorsunuz, bazılarını yarıda bırakıyorsunuz bazılarını ise umursamıyorsunuz.

Okumak her ne kadar size çok yardımcı olsa bile okumanın işinizi görmediği noktada yapacağınız şey profesyonel koçluğa başvurmaktır. Profesyonel koçluk dediğimizde ayda ya da haftada belirli sürelerle uzman kişi ile yüz yüze yada telefonla yarım saatliğine bir araya gelinmesini ve destek alınmasını kastediyorum.

Koçluk alırken dikkat etmeniz gereken birkaç şey var;

İşi sizin başaracağınızı unutmayın
Koçluk almak saç kestirmeye benzemez. Saç kestirmeye gittiğinizde işi berber yapar ama koçluk aldığınızda hem siz parayı ödersiniz hemde işi yaparsınız. Çünkü koç sizi yönlendirir, sorular sorar, öneriler yapar, destek verir, cesaretlendirir ve gerekiyorsa ödevler verir. Ama işi siz yaparsınız koç değil.

Neyi başarmak istediğinizin farkında olun
Nereye gitmek istediğinizi biliyorsanız herşey çok daha kolay olacaktır. Bu sayede başarılabilir hedefleri kendinize koyabilir adım adım istediğinize yaklaşabilirsiniz.

Sonuç olarak “kimya” size koçluk ilişkisini açıklayabilir. Her tepkimenin illaki bir başka kimyasal ile olması gerekmediğini görebilirsiniz. Başka bir kimyasal olmadanda zamanla bir tepkime oluşabilir. Siz içinizde gereken gücü bulabilirsiniz. Ama bazen kendinize ne kadar yeterli olduğunuzu bile birinin size söylemesi gerekebilir.

 
Paylaşın: